15 Aralık 2019 Pazar
MENÜ
SON YAZILAR

ŞU' ARÂ SÛRESİ

26/47 ŞU’ARÂ SÛRESİ  

(Sûre, “şairler” anlamına gelen adını 224ncü âyetindeki “eş-şuarâ” kelimesinden almaktadır. Mushafta 26ncı, inişte 47nci sıradadır ve 227 âyettir. Bu sûrenin büyük bir kısmında Peygamber Kıssaları yer almaktadır: 10-68 Musa a.s/ 69-104 İbrahim a.s./ 105-122 Nûh a.s./123-140 Hûd a.s./141-159 Sâlih a.s./160-175 Lût a.s.176-191 Şuayb a.s.)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.Tâ-Sîn-Mîm! 

2.Bunlar, açık ve açıklayıcı olan Kitabın (Kur’an’ın) âyetleridir. 

3.Onlar iman etmeyecekler diye neredeyse kendini helâk edeceksin. 

4.Eğer tercih etseydik, onlara gökten öyle bir âyet (delil, mucize) indirirdik ki, onun karşısında boyun eğmek zorunda kalırlardı (Ancak, Biz bunu istemedik). 

5.Onlara Rahman’ın katından yeni bir mesaj gelince hemen ondan yüz çeviriyorlar. 

6.Nitekim bunu (mesajı) da yalanladılar ama, alay ettikleri şeyin gerçek olduğunu onlar yakında görecekler. 

7.Onlar yeryüzüne bakıp da, orada her çeşitten nice güzel bitkiler bitirdiğimizi görmezler mi? 

8.Elbet bunda alınacak dersler vardır ama, onlardan çoğu yine de inanmayacaklar. 

9.Senin Rabbin, sınırsız rahmet sahibi ve yüceler yücesidir. 

10.Rabbin, bir zamanlar Musa’ya: “Şu zalim kavme git!” diye seslenmişti.

11.”Firavun’un kavmine, inkâr ve zulümden vazgeçmeyecekler mi?” diye sor.

12.(Musa) dedi ki: “Ey Rabbim! Onların beni yalanlamalarından korkuyorum.” 

13.Göğsüm daralacak, dilim dönmeyecek (diye çekiniyorum). Bu yüzden Harun’u (da) Rasul yap! 

14.Bir de, benim aleyhime olan bir suçlama sebebiyle beni öldürmelerinden çekiniyorum. 

15.(Allah) buyurdu: “Hayır! (öyle değil)” İkiniz birlikte âyetlerimizle gidin. Biz, sizinle beraberiz, olan-bitenden haberdarız.” 

16.Firavun’a gidip-deyin ki: “Biz alemlerin Rabbinin mesajını getirdik.”

17. ”İsrailoğulları’nı bırak da bizimle gelsinler.” 

18.(Firavun): “Biz seni çocukken yetiştirmedik mi? Seni yıllarca yanımızda yaşatmadık mı?”

19.”Ama sonunda yapacağını yaptın ve nankör biri olduğunu gösterdin.”

20.(Musa): “Onu ben yanlışlıkla yaptım (kasıtlı yapmadım)” dedi.

21.Sizden korktuğum için de yanınızdan kaçtım. Rabbim bana hikmeti lütfetti ve beni Rasullerinden biri yaptı.

22.İyilik diye başıma kaktığın o durum, İsrailoğullarını köleleştirmenin bir sonucuydu (öyle değil mi)?

23.Firavun: “Alemlerin Rabbi de neymiş bakayım?” dedi. 

24.(Musa): “Eğer gerçeğe boyun eğeceksen O, göklerin, yerin ve bunlar arasındaki her şeyin Rabbidir” dedi. 

25.(Firavun yanındakilere): “Ne dediğini duydunuz mu?” dedi.

26.(Musa): “O sizin de Rabbinizdir, sizden önceki atalarınızın da Rabbidir” dedi. 

27.(Firavun): “Size Rasul olarak gönderildiğini iddia eden kişi bir deli, bir kaçık” dedi.

28.(Musa): “O, doğunun, batının ve bu ikisi arasında kalan her şeyin Rabbidir. Eğer aklınızı kullanırsanız (bunu kavrayabilirsiniz)” dedi. 

29.(Firavun): “Benden başka birini ilah (tanrı) edinirsen seni zindanda çürütürüm” dedi. 

30.(Musa): “Gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan bir belge getirmiş olsam bile mi?” dedi. 

31.(Firavun): “Eğer doğru söylüyorsan o dediğini ortaya çıkar” dedi.

32.(Musa): Hemen değneğini (asasını) yere bıraktı, o her haliyle bir yılan oluverdi. 

33.Ve elini koynundan çıkardı, bakanların (gözünü kamaştıracak) kadar beyaz! 

34.(Firavun) Etrafındaki ileri gelenlere dedi ki: “Doğrusu bu çok bilgili bir büyücü.” 

35. ”Büyüsüyle sizi ülkenizden çıkarıp-atmak istiyor, siz buna karşı ne tavsiye edersiniz?” 

36.Dediler ki: “Onu ve kardeşini alıkoy, bu sırada bütün kentlere haberci gönder.”

37. “Bütün bilgin sihirbazları toplayıp sana getirsinler.” 

38.Böylece, belli bir günün belli bir saatinde sihirbazlar bir araya geldiler.

39.Halka şöyle denildi: “Haydi, siz de toplanın!”

40.”Toplanın da sihirbazları destekleyelim ve böylece galip gelsinler!”

41.Sihirbazlar geldiklerinde Firavun’a: “Biz galip gelirsek, ödülü hak ederiz değil mi?” dediler. 

42.(Firavun): “Elbette! Üstelik benim gözde yöneticilerim arasında yer alacaksınız” dedi. 

43.Musa onlara: “Ne atacaksanız (haydi) atın!” dedi.

44.Bunun üzerine onlar da, iplerini ve asâlarını (değneklerini) yere attılar ve “Firavun sayesinde galip gelen biz olacağız” dediler.

45.Onların ardından Musa da asâsını (değneğini) atınca, onların yaptığı düzenbazlıkları yutuverdi. 

46.Bunun üzerine sihirbazlar hemen yere kapandılar. 

47.”Biz, alemlerin Rabbine iman ettik” dediler.

48. “Musa’nın ve Harun’un Rabbine!”

49.(Firavun): “Ben izin vermeden ona inandınız ha? Demek ki size sihri öğreten üstadınız o. Dönekliğiniz yüzünden ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi. 

50.(Sihirbazlar): “Ziyanı yok, nasıl olsa Rabbimize döneceğiz” dediler. 

51. “(Bu toplumda) İlk inananlar olduğumuz için Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz!” 

52.Musa’ya, “Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü mutlaka takip edileceksiniz!” diye vahyettik. 

53.Firavun hemen şehirlere asker toplayıcı adamlarını gönderdi.

54.(Şöyle dedi): “Onlar kesinlikle başıbozuk bir azınlık!”

55. “Fakat bize karşı kin ve nefretle dolular.”

56. “Biz ise, iyi donanımlı ve örgütlü bir toplumuz.”

57. “Onları; bağlarından-bahçelerinden ve pınar başlarından çıkarıp-attık.

58.Zenginliklerini-nüfuzlarını ellerinden aldık, bu sebeple kin besliyorlar” diyerek halkını kışkırttı.

59.Her şey böyle olmuştu, ama (Firavun’un aldığı) şeylere İsrailoğulları’nı yeniden kavuşturduk. 

60.Derken gün doğarken (Firavun ve askerleri)) onların (İsrailoğulları’nın) peşine düştüler.

61.İki topluluk birbirlerini görünce Musa’nın yanındakiler “İşte, şimdi yakalandık” dediler.

62.Musa: “Asla! Rabbim benimle beraber ve mutlaka bir çıkış yolu gösterecektir!” dedi. 

63.Bunun üzerine Musa’ya “Asanla denize vur” diye vahyettik. Ardından, deniz ortadan yarıldı, öyle ki açılan yolun her iki yanında sular koca dağlar gibi yükselmişti. 

64.Ötekileri (Firavun ve askerlerini) de oraya yaklaştırdık.

65.Nihayet Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.

66.Ama ötekileri (Firavun ve askerlerini) sulara gömdük. 

67.Elbet bu kıssada alınacak dersler vardır ama, insanların çoğu inanmayacaklardır. 

68.Gerçek şu ki, senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi ve yüceler yücesidir.  

69.Onlara İbrahim’in başından geçenleri de anlat. 

70.O, bir zamanlar babasına ve kavmine “Siz neye tapıyorsunuz?” diye sormuştu. 

71.Onlar: “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz” dediler.

72.(İbrahim): “Yalvarıp-yakardığınız zaman sizi duyuyorlar mı?”

73. “Yahut size bir faydaları veya zararları dokunuyor mu?” dedi.

74.Onlar: “Hayır! Fakat biz atalarımızdan böyle gördük” dediler.

75.(İbrahim): “Bu taptığınız şeylerin ne olduğunu hiç düşünmediniz mi?”

76.”Hem siz ve hem de sizden önceki atalarınız?”

77.”Bilin ki taptığınız putlar benim düşmanımdır. Benim için alemlerin Rabbinden başka (ilah) yoktur!”

78.Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren O’dur.

79.Beni yedirip-içiren, açlık ve susuzluğumu gideren de O’dur.

80.Hasta düştüğümde şifa veren de O’dur.

81.Beni öldürecek, sonra tekrar diriltecek olan da O’dur.

82.Hesap Günü’nde, günahlarımı bağışlayacağını umduğum tek (Zat) da O’dur.

83.”Ey Rabbim! Bana hikmeti (doğru hüküm vermeyi) bahşet ve beni sâlih (iyi) kullarının arasına dahil et!”

84.”Bana, gelecek nesillere gerçeği ulaştırma gücü ver!”

85.”Beni nimetlerle dolu cennetin varislerinden kıl!”

86.”Babamı da bağışla, çünkü o yolunu şaşırmış biriydi.” 

87. “Herkesin diriltileceği Gün (babam yüzünden) beni mahcup etme!”

88.O Gün ne malın bir faydası olacak, ne de evladın. lacaktır).

90.O Gün cennet, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara (müttakilere) yakınlaştırılır. 

91.Cehennem ise, azgınlar için harlatılmıştır (azgınlaştırılmıştır). 

92.Onlara sorulacak: “Tapınıp-durduklarınız nerede?”  

93. “Allah’tan gayrı taptıklarınız? Şimdi size yardım edebilecekler mi, veya kendilerini kurtarabilecekler mi?” (

94.Onlar da, onlara tapanlar (azgınlar) da hepsi üst-üste cehenneme tıkılacaklardır. 

95.Hem de İblis’in ordusuyla birlikte. 

96.Onlar orada (cehennemde) birbirleriyle tartışırken derler ki: 

97. “Vallahi biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz”

98. “Çünkü sizi (taptıklarımızı) alemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.” 

99. “Ancak bizi saptıranlar şu günaha batmış olan kimselermiş.” 

100. “Ama şimdi bize şefaat edecek ne bir kimse var.”

101. “Ne de candan bir dostumuz var!” 

102. “Keşke (o hayata) bir kere daha dönebilseydik de, biz de inananlardan olsaydık.” 

103.Elbet bu kıssada alınacak dersler var ama insanların çoğu iman etmeyecekler.  

104.Şüphesiz Rabbin, mutlak güçlüdür ve engin merhamet sahibidir. 

105.Nuh’un kavmi de Rasullerini yalanladılar. 

106.Bir gün, soydaşları Nuh onlara: “Allah’a karşı gelmekten çekinmez misiniz?” 

107. “Bakın ben, size gönderilmiş güvenilir bir Rasulüm (elçiyim).”

108.”Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

109. “Ben, buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum, benim ücretimi alemlerin Rabbi olan Allah verecektir.” 

110. “O halde, Allah’a karşı sorumlu davranın ve bana itaat edin!” dedi.

111.”Toplumun en düşük kesiminin senin ardına düştüğünü bile-bile sana inanalım mı?” dediler. 

112.(Nuh): “Onların ne yaptıkları konusunda benim bir bilgim yoktur.”

113. “Onları yargılamayı sadece Rabbim yapar, keşke bari bunu anlasanız?”

114. “Üstelik ben, bana inananları yanımdan kovacak değilim.” 

115. ”Çünkü ben, sadece hakkı (gerçekleri) açıkça ortaya koyan bir uyarıcıdan başkası değilim.”

116.”Ey Nuh! Eğer bu işten vazgeçmezsen taşlananlardan olacaksın” dediler.

117.(Nuh): “Ey Rabbim! Kavmim işte beni yalanladı.”

118.”Artık benimle onların arasında kesin bir hüküm ver, beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!” dedi.

119.Bunun üzerine onu ve beraberindekileri dolu bir gemiye bindirip kurtardık.

120.Geride kalanları boğulmaya terk ettik.

121.Elbet bunda (kıssada) alınacak dersler vardır ama insanların çoğu inanmayacaklardır.

122.Şüphesiz Rabbin, mutlak güçlüdür ve engin merhamet sahibidir.

123.Ad kavmi de Rasullerini yalanlamıştı. 

124.Bir gün soydaşları Hûd onlara: “Allah’a karşı sorumlu davranmayacak mısınız?” demişti.

125.”Ben size gönderilmiş güvenilir bir Rasulüm!”

126.“O halde, Allah’a karşı sorumlu davranın ve bana itaat edin!” dedi.

127.“Ben, buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum, benim ücretimi alemlerin Rabbi olan Allah verecektir.” (26.109)

128.Siz, her tepeye bir anıt (tapınak) dikerek boş işlerle mi uğraşıyorsunuz?

129.Temelli kalacağınızı mı sanıyorsunuz da büyük konaklar yapıyorsunuz?

130.Elinize fırsat geçince hak-hukuk tanımadan zorbalık yapıyorsunuz.

131. ”Allah’a karşı sorumlu davranın ve bana itaat edin!”

132. “Bildiğiniz bütün nimetleri size veren Allah’tan çekinin.”

133. “O size enam (hayvan) sürüleri ve oğullar verdi.”

134. “Bahçeler ve pınarlar verdi.”

135. “Ben sizin, o dehşetli günün (Mahşer Günü’nün) azabına uğramanızdan korkuyorum.” 

136.Onlar: “Sen bize öğüt versen de vermesen de fark etmez.” 

137.”Bu yol atalarımızın yolundan başka bir şey değildir.”

138.”Dolayısıyla bizim azaba uğratılmamız da söz konusu olamaz.”

139.Neticede onu (Hûd’u) yalanladılar. Biz de yaptıkları yüzünden) onları helâk ettik. Elbette bu kıssada alınacak dersler vardır, fakat yine de insanların çoğu inanmayacaklar. 

140.Şüphesiz Rabbin, mutlak güçlüdür ve engin merhamet sahibidir.

141.Semud kavmi de Rasullerini yalanlamıştı. 

142. Bir gün soydaşları Salih onlara: “Allah’a karşı sorumlu davranmayacak mısınız?” demişti. 

143.“Bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir Rasulüm (elçiyim).”

144.”Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

145.“Ben, buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum, benim ücretimi âlemlerin Rabbi olan Allah verecektir.”

146.”İçinde bulunduğunuz konumda böyle kalacağınıza dair garantiniz var mı?”

147.”Çeşitli bahçeler içinde ve pınar başlarında.”

148.”Ekinlerin ve salkımları sarkmış hurmalıkların içinde.”

149.”Dağları ustalıkla oyup lüks köşkler de böyle yaşacağınızı mı sanıyorsunuz?” 

150.”Allah’a karşı sorumlu davranın ve bana itaat edin!”

151.”Haddi aşanların isteklerine uymayın! 

152.Böyleleri düzene uymak yerine bozgunluk yaparlar.” 

153.(Kavmi): “Sen iyice büyülenmiş biri olmuşsun.”

 154.”Halbuki bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Eğer ki haklıysan bize bir mucize (delil) getir de görelim” dediler. 

155.(Salih): “İşte size (mucize) şu dişi deve! Su içme hakkı belli bir gün onun, belli bir gün de sizin olacak” dedi. 

156.”Sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa büyük bir azaba uğratılırsınız” dedi. 

157.Buna rağmen onlar, onu işkence ederek vahşice katlettiler, fakat sonunda pişman oldular. 

158.Çünkü o azap onları kıskıvrak yakaladı. Elbette bu kıssada alınacak dersler vardır, fakat yine de insanların çoğu inanmayacaklar.

159.Şüphesiz Rabbin, mutlak güçlüdür ve engin merhamet sahibidir.

160.Lût kavmi de Rasullerini yalanlamıştı. 

161.Bir gün soydaşları Lût onlara: “Allah’a karşı sorumlu davranmayacak mısınız?” demişti. 

162.“Bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir Rasulüm (elçiyim).”

163.”Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

164.“Ben, buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum, benim ücretimi âlemlerin Rabbi olan Allah verecektir.”

165.”İnsanların içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?”

166.”Hem de Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bir yana bırakıyorsunuz? Hayır, siz haddi aşan azgın bir topluluksunuz!” 

167.(Kavmi) “Ey Lût! Eğer buna bir son vermezsen kesinlikle sürgün edileceksin” dediler.

168.(Lût): “Bu yaptığınızdan dolayı sizi nefretle kınıyorum” dedi.

169.”Rabbim! Beni ve ailemi bunların yaptıkları (beladan) kurtar!” dedi.

170.Bunun üzerine onu ve ailesinin tamamını kurtardık.

171.Yalnızca yaşlı bir kadın (Lût’un karısı) kaldı. 

172.Ardından ötekileri yerle-bir ettik.

173.Üzerlerine sağanak yağdırdık, uyarılan (ama uslanmayan) kimselerin tutulduğu sağanak ne şiddetlidir. 

174.Elbette bu kıssada alınacak dersler vardır, fakat yine de insanların çoğu inanmayacaklar.

175.Şüphesiz Rabbin, mutlak güçlüdür ve engin merhamet sahibidir.

176.Eyke (ormanlık vadinin) halkı da Rasullerini yalanlamıştı.

177. Bir gün soydaşları Şuayb onlara: “Allah’a karşı sorumlu davranmayacak mısınız?” demişti. 

178. .“Bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir Rasulüm (elçiyim).”

179.”Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

180.“Ben, buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum, benim ücretimi âlemlerin Rabbi olan Allah verecektir.”

181.”Ölçüyü tam yapın, eksik ölçenlerden olmayın!”

182.”Doğru teraziyle tartın!”

183.”İnsanlaarı haklarından mahrum bırakmayın ve yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!”

184.”Sizi de sizden öncekileri de yaratan Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!”

185.(Halkı): “Sen iyice büyülenmiş biri olmuşsun.”

186.”Sen de bizim gibi bir insansın ve doğrusu sen kesinlikle yalancı birisin.”

187.”Eğer sen sözünde duruyorsan, haydi göğü başımıza indir de görelim” dediler. 

188.(Şuayb): “Rabbim sizin yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi.

189.Onu yalanladıkları için gölgelerle kaplı bir günün azabı onları kıskıvrak yakaladı, gerçekten o korkunç bir günün azabıydı.

190.Elbette bu kıssada alınacak dersler vardır, fakat yine de insanların çoğu inanmayacaklar.

191.Şüphesiz Rabbin, mutlak güçlüdür ve engin merhamet sahibidir.

192.Şüphesiz bu (Kur’an) âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

193.Onu güvenilir Ruh (Cebrail) indirmiştir.

194.Senin kalbine indirmiştir ki (onunla) uyaran biri olasın.

195.Apaçık bir Arapça ile (uyarasın).

196.Bu Kur’an (ana hatlarıyla) öncekilerin Kitaplarında da vardı.

197.İsrailoğullarının alimlerinin bunu bilmeleri onlar için yeterli delil değil miydi?

198.Onu Arap olmayan (Arapça bilmeyen) birine indirseydik,

199.O da bunu (mesajı) onlara (kendi diliyle) okusaydı, yine de ona inanmazlardı.

200.İşte Biz (Kur’an’ı) suçluların kalplerine (anladıkları dilde) böyle sunduk.

201.(Ama), can yakıcı azabı görmedikçe iman etmeyecekler.

202.Bu azap onlara ansızın gelir de farkında bile olamazlar.

203.O zaman onlar, “Bize biraz daha fırsat tanınsa olmaz mı?” diyecekler.

204.Onlar azabımızın çabucak gelmesini istemiyorlar mıydı?

205.Biz onları yıllarca dünya nimetlerinden faydalandırsak,

206.Sonra tehdit edildikleri azap başlarına gelse,

207.Kendilerine vaktiyle verdiğimiz nimetin onlara yararı olabilir mi?

208.Biz hiçbir toplumu uyarıcılar göndermeden helak etmedik.

209.Onlara uyarı yapılmış ve öğüt verilmiştir, zira Biz asla zâlim değiliz.

210.Bu vahyi (Kur’an’ı) asla şeytanlar indirmiş değildir.

211.Bu onların yapabileceği bir iş değildir zaten buna güçleri de yetmez.

212.Onların (âyetler ininceye kadar) dinlemeleri de engellenmiştir. 

213.Allah ile birlikte sakın başkalarına ilah diye yalvarma. Yoksa azaba uğratılanlardan olursun.

214.Ve uyarmaya yakın akrabalarından başla!

215.Sana uyan müminlere de kol-kanat ger.

216.Buna rağmen sana karşı çıkarlarsa “Ben sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim” de.

217.Sen, mutlak güçlü ve engin merhamet sahibi olan Allah’a güvenip-dayan.

218.O, senin (O’nun yolunda) ayakta kalmaya çalıştığını da görmektedir,

219.Sadece O’na secde ederek ibadet edenlerle beraber olduğunu da görmektedir.

220.Çünkü O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.

221.Şeytanların kimin peşini bırakmadığını size haber vereyim mi?

222.Onlar, kendini aldatan günahkâr kişilerin peşini bırakmazlar.

223.Böyleleri (yalana) kulak kabartırlar ve onların çoğu başkalarına da yalan söylerler.

224.Şairlere gelince, onları da cahil ve bilinçsizler izler.

225.Görmez misin, onlar (hayal alemindeki) vadilere dalıp (her telden) çalarlar ve vehimleriyle yaşarlar?

226.Ve yapamayacakları şeyleri söyleyip-dururlar.

227.Ancak, iman edip salih amel işleyenler, Allah’ı sürekli hatırda tutanlar ve zulme uğradıklarında (hicve maruz kaldıklarında) haklarını savunan şairler böyle değildir. Zulüm yapan (müminleri hicveden) o şairler, ne acı bir akibete uğrayacaklarını yakında göreceklerdir.

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*