15 Aralık 2019 Pazar
MENÜ
SON YAZILAR

NEML SÛRESİ

27/48 NEML SÛRESİ

(Karınca manasına gelen adını 18nci âyette geçen “neml” kelimesinden almaktadır. Mushaf'ta 27nci, inişte 48nci sırada olup, 93 âyettir.)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.TÂ-SÎN! Bunlar Kur’an’ın, hak ve hakikatları açıklayan Kitab’ın âyetleridir. 

2.Müminlere bir hidayet rehberi (yol gösterici) ve bir (kurtuluş) müjdesidir.

3.Onlar, namazı düzgün ve sürekli kılarlar, zekâtı verirler ve âhirete de kesin olarak iman ederler.

4.Ahirete inanmayanlar, bu yaptıklarının doğru olduğunu sanmaktalar, halbuki gerçek bunun tam tersidir. 

5.Bunlar, çok acı bir azabı hak etmişlerdir ve ahirette en büyük kayba uğrayacaklardır.

6.Bu Kur’a’ı sen, her şeyi bilen ve her hükmünde tam isabet kaydeden Allah katından almaktasın.

7.Bir zamanlar Musa ailesine şöyle demişti: “Bir ateş gördüm, belki oradan size bir haber veya ateşin korundan getiririm de ısınırsınız.”

8.Oraya vardığında ona şöyle seslenildi: “Bu ateşin bulunduğu yerdekiler ve çevresindekiler bereketli kılınmıştır! Alemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı pek yücedir.”

9.”Ey Musa! Her işinde mükemmel ve her hükmünde isabetli olan O Allah işte Ben’im!”

10.”Değneğini (asânı) yere bırak!” (Musa) Değneğin (asanın) yılan gibi hızla hareket ettiğini görünce ardına bakmadan kaçmaya başladı. “Ey Musa korkma! Benim huzurumda Rasuller korkmazlar!”

11.Ancak zalimler müstesna. Onlar da daha sonra kötülükten vazgeçip durumlarını düzeltirler ve iyi işler yaparlarsa, Ben de onları bağışlar ve merhamet ederim. 

12.”Elini koynuna sok! Kusursuz, bembeyaz olarak çıkacaktır. Dokuz âyet (mucize) ile Firavun ve kavmine git. Çünkü onlar yoldan çıktılar!”

13.Bu âyetlerimiz (mucizelerimiz) onların gözleri önüne serilince “Bunlar apaçık bir sihirdir” dediler.

14.İçlerinde en küçük bir şüphe kalmadığı halde, büyüklük tasladıkları için âyetleri (mucizeleri) bile-bile inkâra saptılar. Fesatçıların sonu nasılmış bir bak hele!

15.Davud’a ve Süleyman’a ilim vermiştik; o ikisi, “Bütün hamd bizi mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” derlerdi.

16.Süleyman Davud’a varis oldu ve şöyle dedi: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bu konuda gerekli bilgi verildi. Elbette bu Allah’ın apaçık bir lütfudur!”

17.Ve (bir gün) cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan Süleyman’ın ordusu bir düzen içinde yola koyulmuştu.

18.Karınca Vadisine vardıklarında bir dişi karınca, “Ey karıncalar! Hemen yuvalarınıza girin ki Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin” diye seslendi.

19.Karıncanın bu sözüne gülümseyen (Süleyman):”Ey Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimetlerden dolayı, Sana şükretme ve Senin hoşnut olacağın işleri yapma duygusuyla beni yaşat ve beni şefkat ve merhametinle iyi kullarının arasına dahil eyle!” diye dua etti.

20.Bir gün kuşları denetlerken, “Hüdhüd’ü göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?” diye sordu.

21.”Bana ikna edici bir delil getirmezse, ona şiddetli bir ceza vereceğim hatta boynunu keseceğim!” dedi.

22.Çok geçmeden hüdhüd geldi ve dedi ki: “Ben senin henüz bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe’den doğru haber getirdim.”

23.”Onları yöneten bir kadına rastladım, (iktidar için) ona her şey verilmiş, muhteşem bir tahtı da var!”

24.”Hem onu, hem de halkını Allah ile aralarına koydukları Güneşe secde ederlerken gördüm. Şeytan yaptıklarını güzel göstermiş, onlar da yoldan sapmışlar ve bir daha doğru yolu bulamayacak hale gelmişler.”

25.”Bundan dolayı Allah’a secde etmiyorlar. Oysa Allah, göklerde ve yerde gizli olan ne varsa ortaya çıkarır, gizledikleri ve açığa vurdukları her şeyi bilir.”

26.”O Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur, en yüce hükümranlığın, arşın Rabbidir.”

27.(Süleyman) “Doğru mu, yoksa yalan mı söylüyorsun göreceğiz” dedi.

28.”Bu mektubumu al götür, onlara bırak. Sonra bir kenara çekilip bekle, nasıl bir  sonuca varacaklarına bak?”

29.(Sebe melikesi) dedi ki: “Ey kavmimin ileri gelenleri! Bana önemli bir mektup geldi.”

30.”Mektup Süleyman’dan geliyor ve ‘Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla’ diye başlıyor.”

31.”Sakın bana karşı gelmeyin ve bana itaat ve teslimiyetinizi bildirin” diyor.

32.”Ey ileri gelenler! Bu konuda bana görüşlerinizi bildirin. Sizinle görüşmeden hiçbir konuda kestirip-atmış değilim.”

33.Onlar: “Biz güçlü ve savaşçı bir milletiz. Ama karar yetkisi senindir, ne emir vereceksen ver, biz uyarız” dediler.

34.Melike dedi ki: “Krallar bir ülkeye (zorla) girdiklerinde oranın altını-üstüne getirirler, halkın ileri gelenlerini de zelil hale getirirler. Onların adetleri böyledir.”

35.Bu nedenle ben onlara bir hediye göndereceğim ve elçilerin nasıl bir haber (bilgi) getireceklerine bakacağım.

36.Elçiler hediyelerle geldiğinde Süleyman dedi ki: “Siz bana malî yardımda bulunmak mı istiyorsunuz? Allah’ın bana lütfettiği nimetler sizin getirdiklerinizden kat-kat üstündür. Böyle hediyeler ancak sizin gibileri sevindirir.”

37.”Hediyelerinizi de alıp geri dönün ve onlara şunu bildirin: Biz onların üzerine karşı koyamayacakları ordularla varacağız ve onları hor ve hakir bir halde ülkelerinden çıkaracağız.”

38.(Süleyman melikenin teslimiyet bildirmek için geleceğini öğrenince) dedi ki: “Ey ileri gelenler! Onlar teslim olmak için bana gelmeden önce içinizden kim o melikenin tahtını bana getirebilir?”

39.Cinlerden bir ifrit, “Sen makamından kalkmadan onu sana getiririm. Ben bu konuda güçlü ve güvenilir biriyim” dedi.

40.Kitaptan bilgisi olan bir kişi: “Ben onu gözünü açıp-kapayıncaya kadar sana getiririm” dedi. Süleyman tahtı yanında görünce “Bu Rabbimin lütfudur. Nimetine karşı şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınıyor. Kim şükrederse kendi iyiliği için şükretmiş olur, kim de nankörlük ederse şüphesiz Rabbimin kimseye ihtiyacı yoktur. Lütuf ve ikramı ise pek çoktur” dedi.

41.Dedi ki: “Onun tahtını farklılaştırın, bakalım farkına varacak mı, yoksa varamayacak mı?”

42.Belkıs gelince “Senin tahtın da böyle miydi?” diye soruldu. O da: “Sanki tıpkı o! Zaten sizdeki bilgiyi daha önce duymuştuk ve onun için size teslim olmaya geldik” dedi.

43.(Çok zeki bir kadın olmasına rağmen) Allah ile kendi arasına koyarak taptığı şeyler, onun Süleyman’a tabi olmasını engellemişti. Çünkü o inkâr eden bir topluluğa mensuptu.

44.Sebe melikesine: “Buyurun, saraya girin!” denildi. Sarayın zeminini gördüğünde, onu derin ve duru bir su zannetti ve eteklerini topladı. Süleyman: “Bu zemini kristalle (camla) kaplanmış bir saraydır” dedi. Melike: “Rabbim! Ben gerçekten kendime zulmetmişim. Artık Süleyman’la beraber alemlerin Rabbine gönülden teslim oldum” dedi.

45.Soydaşları Salih’i de “Yalnız Allah’a kulluk edin!” demesi için Semud kavmine Rasul olarak göndermiştik. Fakat onlar kısa sürede, birbirleriyle çekişen iki fırkaya ayrıldılar.

46.Salih, “Ey kavmim! Niçin iyi olanı bırakıp kötü olanın çabucak gelmesini istiyorsunuz? Niçin Allah’tan günahlarınızın bağışlanmasını istemiyorsunuz?” dedi.

47.Onlar, “Biz senin ve beraber olduklarının uğursuzluk getirdiğinize inanıyoruz” dediler. Salih, “Uğurunuz veya uğursuzluğunuz Allah’ın takdirindedir. Aslında siz imtihandan geçirilmektesiniz” dedi.

48.O malum kentte, bozgunculuk yapan ve düzeni bozan dokuz kişilik bir çete vardı.

49.Onlar, “Onu ve ailesini geceleyin baskın yaparak (ortadan kaldıralım) diyerek, Allah adına yemin ettiler”. Sonra da velisine “Biz onun ve ailesinin yok edilişini görmedik. Biz elbette doğru sözlü insanlarız” diyeceğiz.

50.Onlar bir tuzak kurdular ama, onlar farkına varmadan Biz de onların tuzaklarını bozduk.

51.Onların tuzaklarının akıbeti ne olmuş, dönüp bir bak? Biz onları ve kavimlerini topyekun yerle bir ettik.

52.Onların yaşadıkları mekanlar işte! İşledikleri zulümler yüzünden viraneye dönmüş. Elbet bunda bilen bir toplum için alınacak dersler ve ibretler vardır.

53.(Semud kavmini helak ettik ama) iman edip Allah’a karşı gelmekten sakınanları ise kurtardık, (bunda da dersler ve ibretler vardır).

54.Lût’u da hatırla. O kavmine, “Göz göre-göre hala o hayasızlığı mı yapacaksınız*.

55.”Siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere mi yöneliyorsunuz? Hayır, işin gerçeği siz (hakka karşı) kötülüğü seçen bir kavimsiniz. 

56.Buna karşılık kavminin cevabı şu olmuştu: “Lût’u ve yakınlarını ülkenizden çıkarın! Onlar güya pek temiz insanlarmış?”

57.Bunun üzerine Biz de, Lût’u ve -karısı hariç- (inanan) ailesini kurtardık. Karısının geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

58.Üzerlerine sağanak yağdırdık. Uyarılan (ama uslanmayan) kimselerin tutulduğu sağanak ne şiddetlidir. 

59.De ki: “Hamd bütünüyle Allah’a mahsustur. O’nun seçip-beğendiği kullarına selam olsun! Allah mı daha hayırlıdır yoksa onların ortak koştukları varlıklar mı?”

60.Gökleri ve yeri yaratan, sizin için gökten yağmuru yağdıran kimdir? Biz onunla, sizin bir tek ağacını bile yetiştiremeyeceğiniz güzel bahçeler ve bağlar yetiştirmekteyiz. Allah’la birlikte başka bir ilah olabilir mi (elbette olamaz)? Onlar yoldan sapmış bir kavimdirler.

61.Yeryüzünü yaşamaya uygun hale getiren, vadilerinden ırmaklar akıtan, üzerlerinde sağlam ve sarsılmaz dağlar yükselten ve (farklı) iki büyük su kütlesi arasına bir engel koyan Allah’la birlikte başka bir ilah olabilir mi? Hayır, onların çoğu gerçekleri bilmiyorlar. 

62.Darda kalan birinin duasını kabul edip onun sıkıntısını gideren ve sizi yeryüzüne egemen kılan Allah’la birlikte başka bir ilah olabilir mi? Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.

63.Karaların ve denizlerin karanlıkları içinde yolunuzu bulmanızı sağlayan, rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgârları gönderen Allah’la birlikte başka bir ilah olabilir mi? Allah, onların ortak koştukları her şeyden münezzeh (aşkın) ve yüceler yücesidir.

64.Yaratılışı ilk defa başlatan ve onu tekrar-tekrar yenileyen, size gökten ve yerden rızık veren Allah’la birlikte başka bir ilah olabilir mi? Eğer dürüstseniz, haydi delilinizi getirin bakalım. 

65.De ki: “Allah’tan başka, ister göklerde olsun ister yerde olsun hiç kimse gaybı bilemez! Onlar ne zaman diriltileceklerinden de habersizdirler.”

66.Aslında onların ahireti idrak edecek bilgileri vardır, fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler, daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler.

67.Bu yüzden onlar şöyle derler: “Biz ve atalarımız ölüp toprak haline geldikten sonra tekrar mı diriltileceğiz?”

68.”Bize yapılan bu tehdit daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu, ancak eskilerin masallarından başka bir şey değildir.”

69.De ki: “Yeryüzünü dolaşın da günahkârların sonunun ne olduğunu bir görün.”

70.Sen onlara üzülme ve sana kurdukları tuzaklardan dolayı endişe etme.

71.Onlar: “Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit ne zaman gelecek?” diye soruyorlar.

72.De ki: “Çabuk gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı belki peşinize bile düşmüştür.”

73.unutma ki senin Rabbin insanlara karşı büyük lütuf sahibidir. Fakat onların çoğu şükretmezler.

74.Yine unutma ki senin Rabbin, onların kalplerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da çok iyi bilir.

75.Göklerde ve yerde gizli-kapalı ne varsa hepsi O’nun sınırsız ilminde mevcuttur (apaçık bir Kitapta kayıtlıdır).

76.Şüphe yok ki bu Kur’an, İsrailoğulları’nın ihtilafa düştükleri birçok konuya açıklık getirmektedir.

77.Zira Kur’an (insanlar için) bir hidayet (doğruluk) rehberi ve rahmet kaynağıdır, ancak bunu inanan kimseler anlar.

78.Elbette senin Rabbin (Kıyamet Günü), onların ayrılığa düştükleri konularda adaletle hükmedecektir. O daima üstün ve güçlü olandır ve her şeyi bilmektedir.

79.O halde, sen sadece Allah’a güvenip-dayan! Çünkü sen, doğruluğu açık ve kesin olan hakikata dayanmaktasın.

80.Gerçek şu ki sen ölülere işittiremezsin. Ayrıca, sana sırtını dönüp-giden sağırlara da mesajını işittiremezsin.

81.Ve sen, hakikate gözlerini yumanları sapıklıktan çevirip doğru yola yöneltemezsin. Sen ancak âyetlerimize inananlara sesini duyurabilirsin, çünkü onlar Allah’a teslim olmuş (müslüman) kimselerdir.

82.Söylenen söz (Kıyamet) başlarına geldiği zaman, onlara bir dabbetü’l-arz (arzdan bir dabbe) çıkarırız da bu dabbe (debeleyen yaratık), insanlara âyetlerimize gerçek anlamda iman etmediklerini söyler. 

83.O Gün, her ümmet içinden âyetlerimizi yalanlayanları gruplar halinde bir araya getirip (hesap yerine) sevk edeceğiz.

84.Huzura geldiklerinde Allah buyurur: “Siz Benim âyetlerimi ne olduğunu anlayıp-kavramadan yalanladınız öyle mi? Öyle değilse bu yaptığınız neydi?”

85.Zalimliklerinden dolayı kendileri hakkındaki (azap) sözü gerçekleşecek ve bu durum karşısında diyecek bir söz bulamayacaklar.

86.Dinlenmeleri için geceyi (karanlık), çalışmaları için gündüzü de (aydınlık) kıldığımızı görmezler mi? İman eden bir kavim için elbet bunda ibretler vardır.

87.Sura üfleneceği gün, Allah’ın diledikleri dışında göklerde ve yerde bulunan herkes dehşetten paniğe kapılacak ve sonunda herkes başı önde O’nun huzuruna gelecektir.

88.Dağları görünce onların yerlerinden kımıldamadan durduklarını sanırsın. Halbuki onlar bulutlar gibi hareket ederler. Bu her şeyi mükemmel bir nizama bağlayan Allah’ın sanatıdır. O, yaptığınız her şeyden haberdardır. 

89.O Gün, Allah’ın huzuruna salih amel yapmış olarak gelenlere, yaptıklarının daha hayırlısı verilecektir. Üstelik onlar O Gün’ün dehşetinden emin (güvende) olacaklardır. 

90.Ama kim de kötülükle gelirse, onlar yüzüstü cehenneme atılırlar ve onlara “Yaptıklarınızdan başkasını mı görecektiniz? denilir.

91.De ki: “Ben yalnızca, O’nun harem bölgesi (dokunulmaz) kıldığı bu beldenin (Mekke’nin) Rabbine kulluk etme emri aldım, zira her şey O’na aittir. Yine bana, O’na gönülden teslim olanlardan (müslüman) olmam da emredildi.”

92.Bir de Kur’an’ı (insanlara) okuyup iletmem (emredildi). Kim doğru yola yönelirse, o kendisi için doğruyu bulmuş olur; kim de yoldan saparsa ona de ki: “Ben sadece bir uyarıcıyım!”

93.Ve şunu da söyle: “Hamd (bütün övgüler) Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onları görüp-tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.”

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*