15 Aralık 2019 Pazar
MENÜ
SON YAZILAR

AHZÂB SÛRESİ

33/97 AHZÂB SÛRESİ

(Sûre, “hizipler, birleşik düşman ordusu” anlamındaki adını, 20 ve 22 âyetlerde geçen “ahzâb” kelimesinden almaktadır. 9-27nci âyetlerde Hendek savaşındaki olaylar anlatılmaktadır. Medine döneminde inmiş olup, Mushaf’ta 33ncü, inişte ise 97nci sıradadır ve 73 âyetten meydana gelmektedir.)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla. 

1.Ey Nebi! Allah’a karşı sorumluluğun bilincinde ol! Kâfirlerin ve münafıkların söylediklerine uyma! Allah her şeyi bilen ve her hükmünde tam isabet edendir.

2.(Sadece) Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

3.Yalnız Allah’a tevekkül et (dayanıp-güven). Vekil olarak Allah sana yeter.

4.Allah bir kişinin göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır. Vücudunu ananızın vücudu gibi haram saydığınız (zıhar yaptığınız) karılarınızı da hiçbir zaman sizin gerçek analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da sizin gerçek çocuklarınız kılmamıştır. Bunlar dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir.

5.Evlatlıklarınızı babalarına nispet ederek (babalarının adıyla) çağırın, bu Allah katında adalete uygun bir davranıştır. Eğer onların babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, unutmayın ki zaten onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanıldığınız hususta size bir vebal yoktur, fakat bilinçli ve kasıtlı olarak yaptıklarınızdan sorumlusunuz. Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

6.Bu Nebi, müminlere kendi nefislerinden (canlarından) daha yakındır (önceliklidir) ve onun eşleri de onların anaları (hükmünde) dir. Allah’ın Kitabında, akraba olanlar (mirasta) muhacirlerden ve diğer müminlerden birbirlerine daha yakındırlar. Ancak, dostlarınıza marufa uygun lütufta bulunabilirsiniz, bunlar Kitapta yazılmış bulunmaktadır. 

7.Bütün Nebilerden söz aldığımızı hatırla! Senden, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryem Oğlu İsa’dan. Biz, onlardan sağlam bir söz almıştık.

8.Bunu, sözlerine sadık olanların bu sadakatlarına karşılık ne bulduklarını sorgulamak için yaptık. Kâfirlere de elem verici bir azap hazırladık.  

9.Ey iman edenler! Üzerinize düşman orduları geldiğinde Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Onların üzerine şiddetli bir fırtına ve sizin göremediğiniz (semavi) ordular göndermiştik. Allah bütün yaptıklarınızı görmekteydi.

10.Onlar, yukarınızdan ve aşağıdaki bölgelerden (her taraftan) sizin üzerinize gelmişlerdi. Korkudan; gözler yuvalarından fırlamış, yürekler ağızlara gelmişti. Allah’ın ne yapacağı hakkında çeşitli varsayımlarda bulunuyordunuz.

11.İşte orada müminler büyük bir imtihandan geçirildiler ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmışlardı.

12.O esnada; münâfıklar ve kalplerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: “Allah ve Rasulünün vaatleri bizleri aldatmaktan ibaretmiş.”

13.İçlerinden bir grup da şöyle diyordu: “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin işiniz burada durmak değildir, derhal (evinize) dönün!” Başka bir grup da, evleri korumasız olmadığı halde “Evlerimiz korumasız!” diyerek Nebiden izin istiyordu, oysa onların maksatları cepheden kaçmaktı.

14.Eğer şehrin her yanından üzerlerine saldırılsa ve onlardan da fitne çıkarmaları istenseydi, bir an bile duraksamadan onlar bunu yaparlardı.

15.Halbuki onlar daha önce, (cepheden) kaçmayacaklarına dair Allah adına söz vermişlerdi ve Allah’a verilen sözün yerine getirilmesi gerekirdi.

16.Onlara de ki: “Ölümden veya öldürülmekten kaçmanız boşunadır. Savaştan kaçtığınız takdirde, ancak kalan ömrünüz kadar yaşatılırsınız.” 

17.De ki: “Allah sizi bir zarara uğratmak istese, O’ndan sizi kim koruyabilir? Ya da, O size bir lütufta bulunmak istediğinde bunu kim engelleyebilir?” Onlar, Allah’tan başka bir veli ve yardımcı bulamazlar.

18.Allah içinizdeki, başkalarını (savaştan) alıkoyanları da, kendileri savaşa çok az katıldıkları halde arkadaşlarına “bize katılın” diyenleri de çok iyi bilmektedir.

19.Sizi kıskandıklarından böyle yaparlar. Savaşta tehlike hissettiklerinde, sanki ölüm onları çepeçevre kuşatmış gibi gözleri dönmüş bir halde sana baktıklarını görürsün. Korkuları geçtiğinde ise, elde ettiklerinizi kıskandıkları için sivri ve keskin bir dille size hücum ederler. Onlar iman etmediler, Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır, zira bu Allah için kolaydır.  

20.Birleşik düşman ordusunun (Ahzâb’ın) henüz çekip-gitmediklerini sanıyorlar. Bu düşman ordusu bir daha gelecek olsa bunlar çölde bedevilerin arasında olmayı, savaştaki durumunuzu uzaktan sorup-öğrenmeyi arzu ederler. Zaten aranızda olsalardı ancak çok azı savaşırdı.

21.Andolsun ki, Allah’ın rızasını ve ahiretin saadetini arzu eden ve Allah’ı sürekli zikreden (hatırlayan) kimseler için, Allah’ın Rasulü çok güzel bir örnektir.

22.Müminler ahzabı (birleşik düşman ordusunu) gördüklerinde: “Allah’ın ve Rasulü’nün bize vaad ettiği şey işte budur! Allah ve Rasulü doğru söylemiş” dediler. Bu durum (onları korkutmamış), bilakis onların imanını ve teslimiyetlerini artırmıştı.

23.Müminlerden öyle yiğitler var ki, onlardan bir kısmı Allah’a verdikleri sözü yerine getirdiler, kimileri O’nun yolunda can verdiler (şehit oldular), kimileri de (şehit olmak için) ecellerini bekliyorlar, onlar vaadlerinden asla dönmediler.

24.Allah, dâvasına sadık olanları sadakatları sebebiyle mükâfatlandıracaktır. Münâfıkları da ya cezalandıracak veya (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Çünkü Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

25.Allah, kâfirleri ellerine bir şey geçiremeden öfke içinde geri çevirdi. Allah’ın savaştaki yardımı müminlere yetti, Allah güçlüdür ve kudret sahibidir.

26.Allah, Ehl-i Kitap’tan düşmana destek verenlerin kalplerine korku salarak onları kalelerinden indirdi, artık onların kimilerini öldürüyor, kimilerini de esir alıyordunuz.

27.O, sizi onların arazilerine, evlerine-barklarına mirasçı yaptı ve henüz ayak basmadığınız topraklarını (size vaad etti). Allah her şeye kâdirdir.

28.Ey Nebi! Eşlerine de ki: “Eğer dünya hayatını ve onun lüksünü istiyorsanız gelin size istediğinizi (malı) vereyim ve sizi güzellikle (boşayıp) bırakayım.”

29.”Ama eğer Allah’ı, Rasulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah sizden güzel davrananlara büyük bir ödül hazırlamıştır.”

30.Ey Nebi’nin eşleri! Sizden kim açık bir hayasızlık yaparsa onun cezası ikiye katlanır, zira bu Allah için kolaydır.

31.Sizden kim de Allah’a ve Rasulüne itaat edip güzel şeyler yaparsa ona da ödülünü iki misli veririz, ayrıca onun için (cennette) muhteşem rızıklar hazırlamışızdır.

32.Ey Nebi’nin hanımları! Siz (diğer) kadınlardan herhangi birisi gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak (cilveli) bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık olanlar yersiz bir ümide kapılmasın. Daima yerinde ve düzgün şekilde konuşun.

33.Evlerinizde (bile) ağırbaşlı olun! Cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp-saçılmayın! Namazı dosdoğru kılın, zekâtı gönüllü verin, Allah’a ve Rasul’üne itaat edin! Ey Ehl-i beyt (hane halkı)! Allah sizden her türlü kiri (günâhı) gidermek ve sizi tertemiz yapmak istemektedir.

34.Evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve (onlardaki) hikmeti düşünün. Allah en ince ayrıntıyı ve her şeyin iç yüzünü bilir.  

35.Şüphesiz ki; müslüman (Allah’a teslim olan) bütün erkekler ve kadınlar; mümin (inanıp-güvenen) bütün erkekler ve kadınlar; gönülden itaat eden bütün erkekler ve kadınlar; özü-sözü doğru bütün erkekler ve kadınlar; sabreden bütün erkekler ve kadınlar; gönülden bağlı bütün erkekler ve kadınlar; zekât (sadaka) veren bütün erkekler ve kadınlar; nefislerini kontrol eden bütün erkekler ve kadınlar; iffetlerini koruyan bütün erkekler ve kadınlar; Allah’ı çokça zikreden (hatırlayan) bütün erkekler ve kadınlar; işte bunlar için Allah mağfiret (bağışlanma) ve büyük bir ödül hazırlamıştır.  

36.Allah ve Rasulü bir konuda hüküm verdikten sonra, artık hiçbir mümin (inanıp-güvenen) erkek ve kadının o konuda (başka bir) tercih hakkı yoktur. Allah’ın ve Rasulü’nün emrine itaat etmeyenler açıkça doğru yoldan sapmışlardır. 

37.Allah’ın lütufta bulunduğu, senin de lütufkâr davrandığın kimseye: “Eşini bırakma (boşama) ve Allah’tan kork!” diyordun ama, aslında Allah’ın açığa çıkaracağı şeyi insanlardan çekinerek içinde saklıyordun. Halbuki doğru olan sadece Allah’tan çekinmendir. Zeyd eşiyle ilişiğini kesip-boşayınca Biz onu seninle evlendirdik ki evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kesip-boşayınca, müminlerin onlarla evlenmeleri konusunda bir sıkıntı (engel) olmasın; Allah’ın buyruğu (böylece) yerine gelmiş oldu.

38.Allah’ın farz kıldıklarını yapmasından dolayı Nebi için hiçbir suç söz konusu değildir. Bu Allah’ın önceki Nebi’lere de uyguladığı yasasıdır (sünnetullah’dır). Allah’ın emri ölçülüp-biçilmiştir.

39.Allah’ın mesajlarını tebliğ edenler (Rasuller), O’ndan korkarlar ve Allah’tan başka hiç kimseden korkmazlar. Zira hesap görücü olarak Allah yeter.

40.Muhammed içinizden hiçbir erkeğin babası değildir (Yani, Zeyd’in de babası değildir), ama Allah’ın Rasulü ve Nebi’lerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. 

41.Ey iman edenler! Allah’ı sürekli zikredin (aklınızdan çıkarmayın).

42.O’nu sabah-akşam tesbih edin (yüceliğini anın).

43. Allah ve melekleri, karanlıklardan aydınlığa çıkmanız için size destek vermektedir. O, müminler için sınırsız bir rahmet kaynağıdır.

44.O’nun huzuruna çıkacakları gün, “Selam!” hitabıyla karşılanacaklar ve Allah, onlara ödüllerin en güzelini hazırlamıştır.

45.Ey Nebi! Biz seni (hakikatın) bir şahidi, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

46.O’nun izniyle (insanları) Allah’a çağıran ve ışık saçan (aydınlatan) bir kandil olarak.

47.Müminlere, kendilerini Allah’ın büyük bir lütfunun beklediğini müjdele.

48.Kâfirlere ve münafıklara asla uyma, onların eziyetlerine de aldırma. Sadece Allah’a tevekkül et (güven), vekil olarak Allah sana yeter.

49.Ey iman edenler! Mümin kadınlarla nikahlanıp ilişkiye girmeden boşarsanız, hesaplayacağınız bir iddet süresince onları bekletmeye hakkınız yoktur. İhtiyaçlarını karşılayarak güzellikle onları serbest bırakın.

50.Ey Nebi! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana fey olarak verdiklerinden hakimiyetin altında olanı, seninle beraber hicret etmiş olan amca kızlarını, teyze kızlarını, dayı kızlarını, hala kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, mehir istemeksizin nefsini Nebi’ye hibe eden ve Nebi’nin de kendisini nikâhlamak istediği mümin kadınları da sana helal kıldık. Bu diğer müminlere değil, sadece sana özgü bir hükümdür. Biz müminlere, eşleri ve sağ ellerinin malik oldukları (kadın esirler) hakkında neyi farz kıldığımızı ve bir sıkıntı olmasın diye sana da tanıdığımız imtiyazı bilmekteyiz. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

(NOT: Savaştan elde edilenlere “ganimet”, savaşmadan elde edilen hediyelere “fey” denir. Bunların paylaşım hukuku birbirinden farklıdır.)  

51.Onlardan; ayrı kalmayı dilediğinden ayrı kalabilir, yanına almayı dilediğini yanına alabilirsin. Ayrı kaldıklarından dilediğini yanına almanda da bir sakınca yoktur. Bu, onların mutlu olmaları, üzülmemeleri ve senin verdiklerine razı olmaları için en uygun olanıdır. Allah kalplerinizden geçeni bilmektedir. Allah her şeyi bilendir, çok yumuşak davranır.

52.Bundan sonra, onların güzellikleri hoşuna gitse bile, bir eşini bırakıp başkasını almana izin verilmemiştir. Halen evli oldukların dışındaki hiçbiri sana helal değildir. Allah her şeyi görüp-gözetmektedir.

53.Ey iman edenler! Nebi’nin evlerine izinsiz gitmeyin, yemeğe davet edildiğinizde de yemek vaktinden önce eve girmeyin, yemeği yediğinizde de hemen dağılın, lafa dalıp oyalanmayın. Çünkü bu yaptıklarınız Nebi’yi üzüyor ama, o çekindiği için size bunu söyleyemiyor. Fakat Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Onun eşlerinden bir şey isteyeceğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle yapmanız sizin kalplerinizin ve onların kalplerinin kötü hislerden arınması için daha uygundur. Rasulullah’ı üzmeniz ve onun vefatından sonra eşleriyle evlenmeniz asla size helal değildir. Bunu yapmanız Allah katında çok büyük bir günahtır.

54.Bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de (fark etmez), çünkü Allah her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilmektedir.

55.(Nebi’nin eşlerinin) babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadın hizmetçileri ve sağ ellerinin malik oldukları (kadın esirlere) serbestçe görünmelerinde bir mahzur yoktur. Ama (Ey Nebi hanımları!) Siz her zaman Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, şüphesiz Allah her şeye şahittir.

56.Allah ve melekleri şüphesiz Nebi’ye destek olurlar. Ey iman edenler! Onu siz de destekleyin ve ona samimiyetle bağlanın.

57.Allah ve Rasulü’nü incitenleri Allah bu dünyada da, ahirette de rahmetinden dışlar (lanetler) ve onlara alçaltıcı bir azap hazırlar.

58.Mümin erkekleri ve mümin kadınları yapmadıkları bir şeyle suçlayanlara gelince, onlar iftira suçunu apaçık bir günahı yüklenmiş olurlar.

59.Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve bütün mümin kadınlara (toplum içine çıktıklarında) cilbablarını (büyük başörtülerini) üzerlerine almalarını söyle. Bu onların (iffetli olduklarının) anlaşılarak rahatsız edilmemeleri  için en uygun olandır. Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

60.Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar; Medine’de şiddetli bir sarsıntıya yol açan yalan haberler yaymaktan (fitne çıkarmaktan) eğer vazgeçmezlerse, üzerlerine seni sevk ederiz ve onlar artık sana komşu olarak bile orada kalamazlar.

61.Melun kimseler olarak görüldükleri yerde yakalanıp-katledilirler.

62.Allah’ın daha öncekilere uyguladığı kanunu budur ve Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın.

63.İnsanlar sana Son Saat (Kıyamet) hakkında soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Sen nereden bileceksin ki belki de çok yakındır”.  

64.Şüphe yok ki Allah kâfirleri lanetlemiştir (dışlamıştır) ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır.

65.Onlar orada ebedi olarak kalacaklar ve kendilerine bir dost ve yardımcı bulamayacaklardır.

66.Yüzleri ateşin içinde, bir o yana-bir bu yana çevrildiği gün: “Ah keşke Allah’a itaat etseydi, Rasul’e itaat etseydik”.

67.Yine “Rabbimiz! Biz liderlerimize ve ileri gelenlere uyduk, onlar da bizi yoldan saptırdılar”.

68. “Rabbimiz! Onların azabını katbekat artır, onları büyük bir lanete uğrat (rahmetinden dışla)” diyecekler.

69.Ey iman edenler! Siz, Musa’yı incitenler gibi olmayın. Allah onu, onların itham ve iftiralarından temize çıkardı, Allah katında o çok değerli biridir.

70.Ey iman edenler! Allah’a karşı sorumlu davranın ve (her zaman) doğru söz söyleyin.

71.Ki Allah da sizin işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Rasul’üne uyarsa bilsin ki, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.

72.Biz emaneti; göklere, yere ve dağlara teklif ettik, fakat onlar bunu taşımaktan korkup-kaçındılar. Onu insan yüklendi, ancak o da zalim ve cahil biri olup-çıktı.

73.Bu yüzden Allah, (sorumlu davranmayan) münafık erkek ve münafık kadınlar ile müşrik erkek ve müşrik kadınları cezalandıracak; (sorumlu davranan) mümin erkek ve mümin kadınların da tevbelerini kabul edecektir. Çünkü Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

 

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*