24 Eylül 2020 Perşembe
MENÜ
SON YAZILAR

MÜ'MİN/GÂFİR SÛRESİ

40/60 MÜ’MİN/GÂFİR SÛRESİ

(Firavun ailesinden olup imanını gizleyen mümin bir kişiden bahseden 28nci âyete istinaden çoğunlukla “Mü’min sûresi” olarak adlandırılmaktadır. 3ncü âyetindeki “Gâfiru’z-zenb (günahların bağışlayıcıs)” ifadesine istinaden ise “Gâfir sûresi” olarak da adlandırıldığı görülmektedir. Mushaf’da peşpeşe “Hâ-Mim!” ile başlayan 7 sûrenin ilkidir, 7 sûrenin sonuncusu ise 46ncı sıradaki Ahkâf sûresidir. Mushaf’da 40ncı, inişte ise 60ncı sıradadır ve 85 âyettir.)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla.

1.Hâ-Mim!

2.Bu Kitab’ın indirilişi; mutlak güç sahibi, her şeyi hakkıyla bilen Allah katındandır.

3.O, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, suçla orantılı ceza veren ve lütfu sınırsız olandır. O’ndan başka ilah yoktur ve dönüş yalnız O’nadır.

4.Allah’ın âyetleri hakkında sadece inkârda direnenler ileri-geri konuşurlar. Fakat onların diyar-diyar gezip-tozmaları seni yanıltmasın.

5.Onlardan önce Nuh kavmi ve peşlerinden gelen kavimler de Rasulleri yalanlamıştı. Hatta her kavim Rasulleri yakalayıp öldürmek için uğraşmış, hakkı ortadan kaldırmak için batıl yollara sapmışlardı. Sonunda Ben onları yakaladım ve cezalandırmam nasıl olurmuş gördüler.

6.Böylece, Rabbinin inkârda ısrar edenler hakkındaki “Onlar cehennem ahalisidir” sözü gerçekleşmiş oldu.

7.Arşa (lâyık) sorumluluk taşıyanlar ve onun yakınında olanlar Rablerini hamd ile tesbih ederler. O’na güvenirler ve iman edenler için bağışlanma dilerler: “Rabbimiz! Rahmetin ve ilminle her şeyi kuşatırsın, tevbe edip Sen’in yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!” (69.17)

8.”Rabbimiz! Onları, atalarından, eşlerinden ve nesillerinden olup da iyi yolda olanları vaad ettiğin sonsuz esenlik cennetlerine kabul buyur. Çünkü kudret ve hikmet sahibi olan yalnız Sen’sin!”

9.”Onları bütün kötülüklerden koru. O Gün, kimi kötü duruma düşmekten korursan, bu ona rahmetine mazhar kıldın demektir. İşte, en büyük kurtuluş da budur!”

10.O Gün, inkârda ısrar edenlere şöyle seslenilir: “İman etmeye çağrıldığınız zaman siz inkâr etmeyi sürdürdüğünüzde Allah’ın size duyduğu öfke, bugün sizin kendinize ve birbirinize duyduğunuz öfkeden daha büyüktür!” 

11.Onlar şöyle cevap verecekler: “Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Günahlarımızı da itiraf ettik, şimdi bizim için buradan bir çıkış yolu yok mu?”

12.(Onlara şöyle denilecek): “Durum işte böyledir. Çünkü, sadece Allah’a kulluk etmeye çağrıldığınız her defasında inkâr ederdiniz, O’na ortak (şirk) koşulduğunda ise hemen inanırdınız. Yüceler yücesi Allah’ın hükmü budur.”

13.Size âyetlerini (işaretlerini, belgelerini) gösteren, sizin için gökten rızık indiren O’dur. Ama, Allah’a yönelenlerden başkası bundan ders çıkaramaz.

14.(Ey müminler!) Kâfirler hoşlanmasalar da, dini Allah’a has kılarak yalnız O’na yalvarın (dua edin).

15.Zira O, bütün varlık hiyerarşisinin en yücesi olarak hükümranlık makamına kurulmuştur. O, Duruşma Günü (Mahşer Günü) hakkında uyarmak için kullarından dilediğine vahiy indirir.

16.O Gün, onlardan hiç kimse Allah’tan hiçbir şey saklayamadan (gerçek yüzleriyle) ortaya çıkarlar. “Bugün mutlak iktidar kimindir?” diye sorulduğunda, “Elbette, tek ve mutlak hükümran olan Allah’ındır” diye cevap verirler. 

17.O Gün, herkes yaptığının karşılığını görecek. O Gün kimseye asla haksızlık edilmez, muhakkak ki Allah hesabı çabuk görendir.

18.Sahibini boğarcasına yüreklerin gırtlağa dayanacağı o dehşet gününe karşı onları uyar. O Gün, zalimlerin dostu da, şefaatçısı (aracısı) da olmayacaktır.

19.Allah, bakışların gizlediği kötü niyetleri de, yüreklerin gizlediği şeyleri de bilir.

20.Allah hak ve adaletle hüküm verir. Onların Allah ile aralarına koydukları ise hiçbir yargılama yapamazlar. Çünkü her şeyi işiten ve her şeyi gören sadece Allah’tır.

21.Müşrikler yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce yaşamış olan inkârcıların sonunun ne olduğunu görmüyorlar mı? Öncekiler çok daha güçlüydüler ve daha iyi eserler bırakmışlardı. Allah, günâhları sebebiyle onları cezalandırdı ve kendilerini Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse de olmadı. (28.78*30.9*40.82)

22.Çünkü Rasulleri açık belgeler getirdiler, ama onlar inkârda ısrar ettiler. Allah da onları cezalandırdı. Allah mutlak güç sahibidir ve cezalandırması suçla orantılıdır.

23.Musa’yı, mucizelerimizle ve açık bir delille gönderdik.

24.Onu; Firavun’a, Haman’a ve Karun’a gönderince onlar, “Bu yalancı bir büyücü” dediler.

25.(Musa), katımızdan verilen hakikatları getirince şöyle dediler: “Onunla birlikte olan inanmış kişilerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın!” Ama, inkârcıların tuzakları boşa çıkmaya mahkûmdur.

26.Firavun: “Beni bırakın da Musa’yı öldüreyim, varsın o Rabbini yardıma çağırsın. Çünkü sizin dininizi değiştirmesinden ve ülkede kurulu düzeni bozmasından korkuyorum” dedi.

27.Musa da: “Ben, kibre kapılarak Hesap Günü’ne inanmayan herkesden, Benim de Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım!” dedi.

28.Firavun’un yakın çevresinden olup imanını gizleyen birisi dedi ki: “Bir adamı sadece Rabbim Allah’tır dediği için mi öldüreceksiniz? Üstelik size Rabbinizden hakikatın apaçık delillerini (mucizelerini) getirmiş. Eğer yalancıysa, yalanının cezasını çeker, yok eğer gerçeği söylüyorsa yaptığı tehditlerin bir kısmı başınıza gelebilir. Çünkü Allah, yalancı birini asla hedefine ulaştırmaz!”

29.”Ey kavmim! Bugün ülkede güç ve iktidar sizin elinizde. Ama Allah’ın azabına uğrarsak bizi kim kurtaracak?” Bunun üzerine Firavun: “Ben size kendi görüşümü söylüyorum ve size sadece doğru yolu gösteriyorum” dedi.

30.Bunun üzerine o mümin kişi: “Ey kavmim! Ben daha önceki (kâfir) toplulukların başına gelmiş olan akıbetin sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum” dedi.  

31.”Nûh, Âd ve Semud kavminin ve onlardan sonrakilerin başına gelmiş olan! Bilin ki Allah kullarına asla zulmetmez (suçsuz yere asla cezalandırmaz).”

32.”Ey kavmim! Herkesin birbirinden imdat dilediği Hesap Günü’nde sizin için endişeleniyorum.”

33.”O Gün, arkanızı dönüp kaçmak isteyeceksiniz ama Allah’ın azabına karşı sizi koruyacak kimse olmayacak. Allah’ın sapık saydığını kimse doğru yolda göremez.”

34.Daha önce, Yusuf da hakikatın apaçık belgeleriyle size gelmişti, ama onun getirdiklerine karşı sürekli şüphe duydunuz, en sonunda Yusuf ölünce de “Allah bir daha Rasul göndermeyecek” dediniz. Allah, (vahyettiklerine karşı) şüphe ederek kendi kendilerine yazık edenleri sapıklıkta bırakır.

35.Onlar, Allah’ın âyetleri hakkında hiçbir delilleri olmadığı halde kendilerini haklı çıkarmaya çalışanlardır. Bu durum, hem Allah katında, hem de iman edenler nezdinde büyük bir nefrete sebep olur. Allah, kendini beğenmiş her zorbanın kalbini (yaptıkları yüzünden) böyle mühürler.

36.Firavun, “Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki bazı yollara ulaşırım.”

37.”Göklerin yollarına ulaşırım da bu sayede Musa’nın ilahını görebilirim. Doğrusu onun bir yalancı olduğunu düşünüyorum” dedi. İşte böylece, yaptığı çirkin iş Firavun’a güzel göründü ve bu nedenle doğru yolu bulması engellendi. Firavun’un oyunu (düzeni) elbette hüsranla bitecekti.

38.Mümin olan kimse sözlerine şöyle devam etti: “Ey kavmim! Bana uyun, size doğru yolu göstereyim.”

39.”Ey kavmim! Bu dünya hayatı kısa süreli bir yararlanma yeridir. Ahiret ise, yerleşip kalınacak asıl yurttur.”

40.Kim bir kötülük yaparsa, yaptığına denk bir ceza görecektir. İster kadın olsun, ister erkek olsun, iman edip salih amel işleyen herkes cennete girecektir. Orada onlara hesapsız rızıklar verilecektir.

41.Ey kavmim! Ben sizi kurtuluşa çağırdığım halde, nasıl oluyor da siz beni ateşe çağırıyorsunuz?

42.Siz beni, Allah’ın (birliğini) inkâr etmeye ve ne olduklarını bilmediğim şeyleri O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, mutlak üstün ve çok bağışlayıcı olan Allah’a çağırıyorum.   

43.Beni çağırdığınız şeyin, dünyada ve ahirette çağrılmaya değer verebileceği hiçbir yanı yoktur. Hepimizin çağırılacağı yer Allah’ın huzurudur. Aşırıya gidenler ise cehennem ahalisidir.

44.Bir gün gelecek size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum, çünkü Allah kullarının her şeyini görmektedir.

45.Neticede, Allah o mümin kulunu kavminin kurduğu tuzakların şerrinden korudu. Firavun ve adamları ise şiddetli bir azaba uğradı.

46.Bu azap, onların sabah-akşam (sürekli) sokulacakları ateştir. Kıyamet koptuğunda, “Firavun ve adamlarını en şiddetli azabın içine atın” denecektir.

47.Onlar ateşin ortasında birbirleriyle tartışacaklar; zayıf olanlar büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuştuk, şimdi siz ateşin azabını bizden biraz savarsınız değil mi?” derler. 

48.Büyüklük taslayanlar şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Allah kulları arasında hükmünü vermiştir.”

49.Ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine şöyle derler: “Rabbinize yalvarın da bu azabı hiç olmazsa bir günlüğüne bizden hafifletsin.”

50.(Cehennem bekçileri): “Rasuller size apaçık belgelerle gelmediler mi?” diye sorarlar. Onlar, “Evet geldiler” derler. Bekçiler: “Öyleyse Rabbinize kendiniz yalvarın, ancak kâfirlerin yalvarması faydasızdır (boşunadır)” derler. (67.8,9)

51.Rasullerimize ve iman eden kimselere, hem bu dünya hayatında, hem de şahitlerin dinleneceği günde (Mahşer Gününde) elbette yardım edeceğiz.

52.O Gün, zalimlere mazeretlerinin hiçbir faydası olmayacak, onların payına Allah’ın laneti (dışlaması) ve korkunç bir son (azap) düşecektir.

53.Vaktiyle Musa’ya hidayet vermiş ve İsrailoğulları’nı (ona vahyetiğimiz) Kitab’a mirasçı kılmıştık.

54.O, aklı selim ve sağduyu sahipleri (ulül elbâb) için bir uyarı ve rehberdir.

55.(Rasulüm!) Sen sıkıntılara karşı sabırlı (dirençli) ol! Zira Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahların için de bağışlanma dile. Sabah-akşam Rabbini hamd ile tesbih et (şanını yücelt). (2.214*47.19*48.2)

56.Hiçbir delilleri olmadığı halde, Allah’ın mesajlarını sorgulayanların kalplerinde asla ulaşamayacakları bir kendini beğenmişlik duygusu vardır.

57.Göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından elbette daha kapsamlı (büyük) bir olaydır ama insanların çoğu bunu bilmezler. (17.99*36.81*46.33)

58.Görenle görmeyen bir olmaz, iman edip salih amel işleyenlerle kötülük yapanlar da bir değildir. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz (düşünüyorsunuz)?

59.Şüphesiz O Saat (Kıyamet) mutlaka gelecektir ama insanların çoğu buna inanmazlar!

60.Rabbiniz buyurur ki: “Bana dua edin size cevap vereyim, ama Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış olarak cehenneme gireceklerdir.” (2.153,186)

61.Sükûn bulup dinlenmeniz için geceyi (karanlık), işlerinizi yapmanız için gündüzü (aydınlık) yaratan Allah’tır. Çünkü Allah insanlara karşı lütufkârdır ama, insanların çoğu şükretmezler. (10.67*25.47*27.86*28.73*30.23*40.61*78.9-11)

62.Size her şeyi lütfeden Rabbiniz Allah’tır. O her şeyin yaratıcısıdır. O’ndan başka ilâh yoktur. O halde nasıl oluyor da saptırılıyorsunuz?

63.Allah’ın âyetlerini inkârda ısrar edenler işte böyle sapmaktadırlar.

64.Yeryüzünü sizin için yerleşim alanı, göğü de bir kubbe yapan Allah’tır. O size şekil verdi, şeklinizi de en güzel kıldı ve sizi temiz ve güzel gıdalarla rızıklandırdı. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. (64.3*82.7-8)

65.O daima diridir, O’ndan başka ilah yoktur. O halde, dini yalnız O’na has kılarak sadece O’na yalvarın. Hamd (bütün övgüler) âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

66.(Rasulum!) De ki: “Rabbimden bana hakikatın apaçık delilleri (belgeleri) verildiğinden, sizin Allah ile aranıza koyup yalvardığınız varlıklara asla kulluk etmem. Bana sadece âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi.” (109.1-6)

67.O, önce topraktan, sonra nutfeden (bir damla sudan), sonra da alaka (embriyo) safhalarından geçirerek sizi yaratır, sonra bir bebek olarak hayat alanına (dünyaya) çıkarır. Ardından güçlü çağınıza ulaştırır, sonra da yaşlılar haline gelinceye kadar yaşatır. İçinizden bazıları daha önce vefat ettirilir (eder). Bunlar, sizin için (yasayla) belirlenen ömrünüzü (ecel-i müsemmanızı) tamamlamanız içindir. Umulur ki düşünüp, aklınızı kullanırsınız (ibret alırsınız). (3.6*16.70*22.5*23.12-14*40.67*57.20)

68.Hayatı veren de, öldüren de O’dur, bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece “ol!” der, o da hemen oluş sürecine girer. (3.47,59*6.73*16.40*19.35*36.82*40.68*54.50)

69.Allah’ın âyetleri hakkında ileri-geri konuşanların haktan ve hakikattan nasıl da uzaklaştıklarına bir baksana!

70.Hem bu Kitabı, hem de önceki Rasullerimize gönderdiğimiz vahiyleri yalanlayanlar, gerçekleri yakında anlayacaklar!

71.O Gün, boyunlarında tasmalar ve (ayaklarında) zincirlerle sürüklenecekler, (13.5*36.8)

72.Önce kaynar suyun içine atılacaklar, sonra da ateşte yakılacaklar.

73-74.Onlara, “İlah olarak kabul ettiğiniz ve Allah’ın astlarından saydıklarınız hani nerede?” diye sorulacak. Onlar da, “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular. Meğerse bizim taptıklarımız gerçek bir varlık değillermiş” diyecekler. Allah inkârcıları işte böyle sapıklıkta bırakır.

75.Sizin başınıza gelen bu şeyler, yeryüzünde hak ve hukuk tanımadan şımarıklık ve azgınlık yapmanızın karşılığıdır.

76.İçinde ebedî kalmak üzere girin cehennemin kapılarından! Büyüklük taslayanların varacakları yer ne kötüdür.

77.Sen sabret! Allah’ın vaadi haktır. Onları tehdit ettiğimiz azabın bir kısmını hayatında sana göstersek veya seni vefat ettirip yanımıza alsak da zalimler azaptan kurtulamayacaklar. Çünkü hepsi sonunda huzurumuza geleceklerdir.

78.Biz senden önce de Rasuller gönderdik, bazılarının kıssasını sana anlattık, diğerlerinkini ise anlatmadık. Hiçbir Rasul Allah’ın izni olmadan mucize gösteremez, Allah’ın emri geldiğinde iş gerçekten biter. Boş işlere dalanlar da hüsrana uğramış olurlar. (6.109)

79.Kimine binmeniz, kimini de yemeniz için en’amı (koyun, keçi, sığır ve deve cinsi hayvanları) yaratan Allah’tır.

80.Onlarda sizin için daha nice faydalar vardır, onlarla ihtiyaçlarınızı (arzularınızı) giderirsiniz. Hem onlarla, hem de gemilerle yüklerinizi taşırsınız. (16.6-8,66,80*23.21-22*36.71-73*38.32-33*43.12-13)

81.O size (tabiat) âyetlerini işte böyle gösteriyor. O halde Allah’ın âyetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

82.Müşrikler yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce yaşamış olan inkârcıların sonunun ne olduğunu görmüyorlar mı? Öncekiler çok daha güçlüydüler ve daha iyi eserler bırakmışlardı. Allah, günâhları sebebiyle onları cezalandırdı ve kendilerini Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse de olmadı. (28.78*30.9*40.21,82)

83.Çünkü, Rasuller onlara apaçık delillerle (âyetlerle) geldiğinde, kendilerindeki (yanlış) bilgiye sarılıp küstahlık ettiler. Alay ettikleri azap sonunda onları çepeçevre kuşattı.

84.Şiddetli azabımızı gördüklerinde, “Allah’ın birliğine inandık ve O’na ortak koştuklarımızı terkettik!” dediler.

85.Fakat, azabımızı gördükten sonra iman etmelerinin onlara hiçbir faydası olmadı. Allah’ın kulları hakkında süregelen sünnetullahı (yasası) budur. İşte o zaman kâfirler hüsrana uğrayacaklardır.

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*