1 Aralık 2020 Salı
MENÜ
SON YAZILAR

FUSSİLET SÛRESİ

41/61 FUSSİLET SÛRESİ

(Adını 3. Âyette geçen ve “ayrıntılı olarak açıklanmıştır” anlamındaki “fussilet” kelimesinden

almaktadır. Mushaf’da 41nci, inişte ise 61nci sıradadır ve 54 âyetten oluşmaktadır.)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla.

1.Hâ-Mim!

2.Rahman ve Rahim olan Allah tarafından indirilmiştir. (6.59) (26.192-195)

3.Anlamak isteyen bir kavim için, âyetleri kümeler (fasıllar) halinde ayrıntılı olarak açıklanmış Arapça bir Kitaptır. (6.114*11.1-2*12.2,111*14.4)

4.Müjdeleyici ve uyarıcıdır ama onların çoğu ondan yüz çevirirler ve dinlemezler.

5.Şöyle derler: “Bizi çağırdığına karşı kalplerimiz (gönlümüz) kapalıdır. Kulaklarımız tıkalıdır, aramızda da perde vardır. Artık sen istediğini yap, biz de bildiğimizi yapacağız.” (6.25)

6.(Rasulüm!) De ki: “Ben de sizin gibi bir beşerim (insanım). Ancak bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor. Yalnız O’na yönelin ve O’ndan günahlarınızın bağışlanmasını dileyin. Aksi halde O’na şirk koşanların vay haline!” (1.4*6.50*18.110)

7.Onlar arınmak için ödemeleri gereken bedeli ödemezler, âhireti de inkâr ederler.

8.İman edip salih amel işleyenlere ise, bitmez-tükenmez bir mükafat vardır.

9.De ki: “Yeryüzünü iki evrede yaratan Allah’ı inkâr edip, O’na rakip güçler mi peydahlıyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir!” (2.22)

10.O yeryüzüne dağları yerleştirdi ve onu bereketlendirdi. Besinlerini oluşturup dengeli bir şekilde dört evrede var etti. (7.54*10.3*11.7*13.3*25.59*32.4*50.38*57.4)

11.Sonra duman (gaz) halindeki göğü şekillendirdi, ona ve yere “isteyerek veya istemeyerek emrime girin” dedi, ikisi birden “boyun eğerek girdik” dediler. (16.15*21.31*41.11)

12.Böylece gökleri de iki evrede yedi gök olarak düzenledik ve göğün her birine kendi yasasını vahyettik. Yere en yakın olan göğü kandillerle (yıldızlarla) donattık ve onu koruduk. İşte bu; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten Allah’ın takdiridir (koyduğu ölçüdür). (2.29*17.44*23.17*41.12*65.12*67.3*71.15-16)

13.Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Ben sizi, Âd ve Semûd kavimlerini çarpan felâketlerin bir benzeriyle uyarıyorum!”

14.Önce Ad kavmine, sonra Semûd kavmine gelen Rasullerimiz onlara, “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin!” dediklerinde onlar: “Rabbimiz eğer Rasul gönderecek olsaydı melekleri gönderirdi. Biz sizin Rasul olduğunuza asla inanmıyoruz” demişlerdi. (6.8-9*15.7-8*17.95*23.24)

15.Âd kavmi, yeryüzünde haksız yere büyüklenerek “Bizden güçlü olan var mı?” demişlerdi. Kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmüyorlar mıydı ki? Onlar bile-bile âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.

16.Onlara (Âd kavmine) dünya hayatında alçaltıcı cezayı tattırmak için dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha da alçaltıcı olacak ve onlara yardım da edilmeyecektir.

17.Semûd kavmine doğru yolu gösterdik ama onlar körlüğü tercih ettiler. Sonunda kendi yaptıklarına karşılık gökten gelen alçaltıcı bir azaba çarptırıldılar.  

18.İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınanları ise kurtardık.

19.Allah’ın düşmanları, cehenneme sevk edilmek üzere bir araya getirildiklerinde bölüklere (gruplara) ayrılacaklardır.

20.Oraya geldiklerinde; vaktiyle yaptıkları için kulakları, gözleri ve derileri aleyhlerine şahitlik edecektir. (24.24*36.65*41.21-22)

21.Derilerine; “aleyhimize niye şahitlik ettiniz?” diye soracaklar, onlar da, “her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu, sizi ilk yaratan O’dur, şimdi de O’nun huzuruna çıkarılıyorsun” diyecekler. (28.78*30.9*40.82*41.21-22)

22.”Kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmesine karşı önlem almıyordunuz. Üstelik yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.” (24.24*36.65*41.21-22)

23.”Rabbiniz hakkındaki bu yanlış kanaatiniz sizi mahvetti, sonunda hüsrana uğrayanlardan oldunuz.”

24.Eğer dayanabilirlerse, ateş onların son durağı olacaktır. Kendilerine yeni bir fırsat verilmesini isteseler de bu talepleri kabul edilmeyecektir.

25.Onlara (inkârda ısrar etikleri için) birtakım arkadaşlarını musallat ettik, yaptıklarını da yapacaklarını da onlara süslü gösterdiler. Daha önce yaşayıp-göçmüş olan insan ve cin topluluklarına uygulanan ceza hükümleri onlara da uygulandı. Şüphesiz onlar hüsrana uğrayanlardır. (43.36-38)

26.İnkâr edenler: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin, okunurken gürültü çıkarın ki belki baskın gelirsiniz” dediler. (17.47*21.3)

27.İnkâr edenlere şiddetli bir azap tattıracağız ve onları yapmış olduklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

28.Allah’ın düşmanları için hazırlanan bu ceza ateştir. Âyetlerimizi bile bile inkâr etmeleri sebebiyle, orası onların ebedî kalacakları bir yurttur.

29.İnkâr edenler şöyle diyecekler: “Rabbimiz! Bizi saptıran cinleri ve insanları bize göster, onları ayaklarımızın altına alalım ki herkesten aşağı olsunlar.” (6.112*7.38) 

30.”Rabbimiz Allah’tır” deyip dosdoğru olanlara ise melekler, “Korkmayın, üzülmeyin ve size vadedilen cennetle sevinin” diyeceklerdir.

31.”Biz, dünya hayatında olduğu gibi, ahirette de sizin velileriniziz (yakın dostlarınızız). Cennette, canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır.”

32.”Bunlar, çok bağışlayan ve sonsuz merhamet sahibi olan Allah’ın ikramıdır.”

33.Allah’a çağıran ve salih amel işleyen ve “Ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözü kim söyleyebilir?

34.İyilikle kötülük bir olmaz. Sen, (kötülüğü) en güzel davranarak sav, o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimsenin sıcak bir dost kesildiğini göreceksin. (23.96)

35.Ancak bu davranışı; sabırlı olanlar ve erdemde büyük paya sahip olanlar yapabilirler.

36.Eğer şeytan ısrarla seni ayartmaya çabalarsa, sen hemen Allah’a sığın! Çünkü O, her şeyi işitir ve bilir. (7.200)

37.Gece-gündüz, güneş ve ay Allah’ın kudretinin delillerindendir (âyetlerindendir). Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer kulluk edecekseniz, onları yaratan Allah’a secde edin. (27.24)

38.Şayet onlar büyüklenecek olurlarsa, bilsinler ki Rabbinin katında olanlar gece-gündüz O’nu tespih ederler ve bıkkınlık duymazlar. (7.206*40.60)

39.Allah’ın âyetlerinden (delillerinden) birisi de şudur: Sen yeryüzünü kupkuru görürsün, fakat üzerine yağmuru indirdiğimizde toprak canlanıp-kabarır. Ona can veren Allah, elbette ölüleri de diriltir. Çünkü O her şeye kâdirdir. (22.5*30.50)

40.Âyetlerimizi inkâr edip haktan sapanlar Bize gizli kalmazlar. Kıyamet Günü’nde ateşe atılan kimse mi hayırlıdır, yoksa güven içinde huzurumuza gelen kimse mi? Siz dilediğinizi yapın, O sizin bütün yaptıklarınızı görmektedir. (3.5*6.82*7.180*28.61)

41.Kendilerine zikir (Kur’an) geldiğinde onu inkâr edenler cezalarını çekecekler. Halbuki o çok değerli bir Kitaptır.

42.Ona önünden de, arkasından da batıl yaklaşamaz (giremez), o hikmet sahibi ve övgüye lâyık Allah katından indirilmiştir. (10.19*15.9)

43.Sana söylenenler, senden önceki Rasuller için söylenenlerden farklı değildir. Senin Rabbin, hem mağfiret sahibidir hem de can yakıcı bir azap sahibidir. (3.184)

44.Eğer onu yabancı dilde okunan bir Kitap olarak indirseydik onlar mutlaka: “Bu Kitab’ın âyetlerinin (Arapça olarak) ayrıntılı bir şekilde açıklanması gerekmez miydi? Bir Arab’a yabancı dilde bir kitap öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir rehber ve şifadır. İnanmayanlara gelince, (sanki) onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalıdır. Onlara uzak bir yerden seslenilmekte gibi davranıyorlar. (6.25*9.125*10.57*12.2*17.82)

45.Biz vaktiyle Musa’ya Kitab’ı vermiştik, ama onda da ihtilafa düşmüşlerdi. Rabbinin önceden verdiği sözü olmasaydı haklarındaki hüküm kesinleşmiş olurdu. Onlar Kur’an hakkında da derin bir şüphe içindeler. (10.19*11.110*17.106)

46.Kim salih bir amel işlerse, kendi lehinedir; kim de kötülük ederse kendi aleyhinedir. Rabbin kullarına karşı zulüm yapmaz. (45.15*3.182*8.51*22.10*50.29)

47.Kıyamet’in ne zaman kopacağına dair bilgi Allah’a aittir. O’nun bilgisi olmadan hiçbir meyve tomurcuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. O, “Bana ortak koştuklarınız nerede” diye sorduğu gün, müşrikler; “Buna dair hiçbir şahidimizin olmadığını Sana itiraf ederiz” derler. (7.187*13.8*28.62,74)

48.Önceden yalvardıkları şeyler onları terk etmişler ve müşrikler kendileri için kaçıp-sığınacakları hiçbir yerin olmadığını anlamışlardır. (7.37*10.28-30)

49.İnsan iyi şeyleri istemekten usanmaz, başına bir kötülük geldiğinde ise ümitsizliğe kapılır ve karamsar olur. (10.21*11.9-10)

50.Başına gelen bir sıkıntıdan sonra ona nimetimizden tattırsak, der ki: “Bu benim hakkımdır, ayrıca Kıyametin kopacağını sanmıyorum ama, şayet Rabbimin huzuruna çıkarılacak olursam, O’nun katında da benim için güzel şeylerin olacağına eminim.” Biz, inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka bildireceğiz ve onlara kesinlikle ağır bir azap tattıracağız. (18.35-36)

51.İnsana lütufta bulunduğumuzda haktan uzaklaşıp yan çizer, başına bir sıkıntı geldiğinde ise sürekli yalvarıp-yakarır. (10.15*11.9-10*17.83,102*30.52-56*39.8-9)

52.De ki: “Hiç düşündünüz mü, inkâr ettiğiniz (Kur’an) ya Allah katından gelmişse?” Bu durumda haktan böylesine uzak düşenden daha şaşkın (sapık) kim olabilir?

53.Kur’an’ın gerçek (hak) olduğunu, hem dış dünyadaki hem de kendi içlerindeki delillerimizle onlara göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması (delil olarak) yetmez mi?  (4.79,166*13.43*27.93*29.52)

54.İyi bilin ki; onlar Rablerinin huzuruna çıkacaklarına dair kuşku içindedirler. Ancak, iyi bilin ki Allah her şeyi ilmiyle çepeçevre kuşatmıştır. (6.31*7.51*30.84.126)

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*