25 Eylül 2020 Cuma
MENÜ
SON YAZILAR

ZUHRUF SÛRESİ

43/63 ZUHRUF SÛRESİ

(Sûre adını, 35. âyette geçen ve altın/süs anlamına gelen “zuhruf” kelimesinden almaktadır. Dünya ve âhiret güzellikleri karşılaştırılmakta ve asıl güzelliğin âhiretteki güzellik olduğuna vurgu yapılmaktadır. Mekke döneminde inmiştir, Mushaf’da 43ncü sırada ve inişte 63ncü sırada olup, 89 âyetten müteşekkildir.)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla.

1.Hâ-Mîm.

2.Hakkı açıklayan, apaçık (mübin) Kitab’a andolsun ki, (5.15*12.1*15.1*26.2*27.1*28.2*36.69*44.2)

3.Düşünüp anlamanız için Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. (12.2)

4.O, katımızdaki Ana Kitap’ta (Levh-i Mahfûz’da) bulunan pek yüce ve hikmet dolu bir Kur’an’dır. (6.59*56.77-78)

5.Siz haddi aşan bir kavim oldunuz diye sizi Kur’an’la uyarmaktan vaz mı geçelim?

6.Sizden öncekilere de nice Nebi’ler göndermiştik.

7.Onlar, kendilerine gelen Nebi’lerle mutlaka alay ediyorlardı. (6.10*21.41)

8.Onlardan daha güçlü olan nicelerini helak ettiğimiz (Kur’an’da) anlatılmaktadır. (8.38)

9.Onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı” diye sorsan, tereddüt etmeden “Sonsuz kudret ve ilim sahibi (her şeyi bilen) Allah yarattı” derler. (31.25)

10.Yeryüzünü size döşek (beşik) gibi yapan, istediğiniz yere gidebilmeniz için yollar oluşturan O’dur. (2.22*16.15*20.53*78.6)

11.Allah, gökten belli bir kader (ölçü) ile suyu (yağmuru) indirip, onunla ölü bir beldeye yeniden hayat verdiği (dirilttiği) gibi, siz de kabirlerinizden benzer şekilde diriltilerek-çıkarılacaksınız. (2.164*3.27*6.95*15.21*30.19,24,50*35.9*43.11*45.5*50.11*57.17)

12.Her cinsten bütün çiftleri yaratan Allah’tır. Bindiğiniz gemileri ve en’amı (koyun, keçi, sığır ve deveyi) sizin hizmetinize veren de O’dur. (2.164*14.32*16.7,8,14*17.66*22.65*23.22*30.46*31.31*35.12*36.36,41,42*45.12)

13.Onların üzerlerine binip-kurulduğunuzda Rabbinizin nimetlerini anıp şöyle şükredin: “Bütün bunları bizim hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir, yoksa bizim gücümüz bunları elde etmeye yetmezdi!”

14.”Sonunda hepimiz Rabbimizin huzuruna çıkarılacağız!”

15.Buna rağmen Allah’ın bazı kullarını O’nun bir parçası (evladı) saydılar. Gerçekten de insan çok nankördür. (2.116*5.17,72*9.30*16.57*43.15,16*53.21)

16.Yoksa O, yarattıkları kullarından kız çocukları Kendisine, oğlan çocukları size mi ayırdı? (16.57)

17.Onlardan birisine, Rahman’a lâyık gördükleri kız evladının doğduğu müjdesi verilince, öfkesinden yüzü mosmor olur. (16.58)

18.”Ömrünü süslenmekle geçirecek ve düşmanla mücadelede başarısız olacak biri bana lâyık görüldü, öyle mi?” diye sorar. (42.49-50)

19.Onlar, Rahman’ın kulları olan meleklerin dişi varlıklar olduğunu iddia ediyorlar. Yoksa yaratılışlarına tanık mı oldular? Tanıklıkları kaydedilecek ve onlara bunun hesabı sorulacaktır. (16.49*18.51*6.138*3.181*19.77-79*29.12-13)

20.Bir de şöyle derler: “Rahman dileseydi biz onlara ibadet etmezdik”. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur, onlar sadece yalan söylemektedirler. (6.116)

21.Yoksa Biz onlara Kur’an’dan önce bir Kitap verdik de ona mı tutunuyorlar? (35.40)

22.Hayır, hayır! Onların dedikleri şundan ibarettir: “Biz atalarımızın uyduğu dine uymaktayız ve biz onların izinden gidiyoruz”. (2.170)

23.Hep böyle olmuştur; senden önce hangi beldeye bir uyarıcı göndermişsek, onların şımarık zenginleri: “Biz atalarımızı bir inanç (din) üzerinde bulduk ve biz onların izinden gitmekteyiz” demişlerdir.

24.Gönderdiğimiz uyarıcı onlara: “Eğer size getirdiğim, atalarınızı bağlı bulduğunuz dinden daha doğruysa ne olacak?” dediğinde onlar: “Biz sizin getirdiğiniz mesajı inkâr ediyoruz” dediler. (34.34*41.14)

25.Bunun üzerine onlara hak ettikleri cezayı verdik; gerçeği yalanlayanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak! (3.4)

26.Bir gün İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: “Ben sizin taptıklarınızdan uzağım.” (19.41-50)

27.”Ben sadece beni yaratana kulluk/ibadet ederim. O bana doğru yolu gösterecektir.” (26.70-87*6.74-84)

28.(Allah, İbrahim’in bu sözünü) Hakka dönsünler diye onun ardından gelecek olanlara miras olarak bıraktı. (26.84*60.4)

29.Ben, onları ve atalarını hak olan (Kur’an) ve onu açıklayan Rasul gelinceye kadar nimetlerimle besledim.

30.Fakat kendilerine hak geldiğinde, “Bu bir sihirdir/büyüdür, biz buna inanmıyoruz” dediler. (6.7)

31.”Bu Kur’an’ın, şu iki şehrin (Mekke veya Taif’in) ileri gelenlerinden birine indirilmesi gerekmez miydi?” diye de eklediler. (6.8)

32.Rabbinin rahmetini paylaştırmak onlara mı düşmüş? Dünya hayatında onların geçimliklerini Biz taksim ettik. Birbirlerine işlerini gördürsünler diye onların bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır. (42.27*59.7*40.15*4.32)

33.Eğer insanlar (inkârda birleşen) tek bir toplum haline gelecek olmasalardı, Rahman’ı inkâr edenlerin evlerinin tavanını ve yukarı çıkmak için kullanacakları merdivenlerini gümüşten yapardık. (9.55)

34.Evlerinin kapılarını ve üzerine kurulacakları koltukları da gümüşten yapardık.

35.Onları altın zînetlere gark ederdik. Ancak bunların Bizim için hiçbir kıymeti yoktur. Bütün bunlar dünya hayatının geçici menfaatinden başka bir şey değildir. Rabbi’nin katındaki ahiret nimetleri ise, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar (takva sahipleri) içindir. (7.183)

36.Rahman’ın Zikri’nden (Kur’an’dan) yüz çevirenlerin başına, bir şeytanı (şeytan tabiatlı birini) musallat ederiz. Artık şeytan onun arkadaşı oluverir.

(19.83*20.124-126*41.25*43.38)

37.Şeytanlar onları yoldan saptırırlar ama, onlar doğru yolda olduklarını sanırlar. (7.30)

38.Sonunda huzurumuza geldiğinde (şeytana hitaben), “Keşke seninle aramızda doğu ile batı kadar bir mesafe olsaydı! Sen ne kötü bir arkadaşmışsın!” derler.

(4.38*19.83*20.124-126*41.25*43.36)

39.Onlara: “Bugün pişmanlık duymanızın size hiçbir faydası olmayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz, bu azabı ortak (beraberce) çekeceksiniz” denilir. (30.57*37.33*40.52)

40.Sen sağıra işittirebilir misin? Kör olana yahut dalalete saplanmış olana doğru yolu gösterebilir misin? (2.18*28.56)

41.Biz seni bu dünyadan göç ettirsek bile, onlara hak ettikleri cezayı mutlaka veririz.

42.Yahut, onları tehdit ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü Biz onları cezalandırmaya muktediriz. (10.46)

43.Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl, çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

44.Şüphesiz bu vahiy (Kur’an), hem senin için ve hem de kavmin için bir öğüttür ve siz ona uyup-uymadığınızdan sorguya çekileceksiniz.

45.Senden önce gönderdiğimiz Rasullerimizin (hayatlarını) araştır bakalım? Rahman’dan başka ilâhlar edinerek onlara tapınmalarını emretmiş miyiz? (3.151*7.33)

46.Musa’yı mucizelerimizle destekleyerek, Firavun’a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Onlara: “Ben âlemlerin Rabbi’nin Rasulüyüm/elçisiyim” dedi.

47.Onlara mucizelerimizi gösterdiğinde, alay ederek güldüler.

48.Halbuki gösterdiğimiz her bir mucize diğerlerinden daha etkileyiciydi. Yanlış yoldan belki dönerler diye onları çeşitli felâketlere uğrattık. (7.133-136*17.101)

49.Bunun üzerine: “Ey sihirbaz/büyücü! Rabbi’nin sana verdiği söze uygun olarak bizim için dua et (felâketler bitsin), artık biz doğru yola döneceğiz” dediler.

50.Fakat, Biz onları felâketten kurtarınca, hemen sözlerinden caydılar/döndüler.

(7.134-135)

51.Derken Firavun kavmine şöyle seslendi: “Ey kavmim! Mısır’ın hakimiyeti bana ait değil mi? Ayaklarımın altından akıp-giden ırmaklar benim değil mi? Siz bunları görmüyor musunuz?” (79.21-25)

52.”Ben, meramını bile anlatamayan şu adamdan daha üstün değil miyim?”

53.”Madem ki Rasul olduğunu söylüyor, ona altından bilezikler verilmesi gerekmez miydi? Onunla birlikte meleklerin de gelmesi gerekmez miydi?” (6.8-9)

54.Firavun, bu sözleriyle kavminin aklını çeldi, hemen ona boyun eğdiler, zira onlar yoldan sapmış bir kavimdi. (11.97-99)

55.Bizi gazaba getirdiklerinde, onlara hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini suda boğduk.

56.Böylece onları gelecek nesillere kötü bir örnek ve ibret yaptık.

57.Meryem oğlu İsa örnek verilince, senin kavmin hemen yaygarayı basıyor. (3.59)

58.”Bizim ilahlarımız mı daha üstün yoksa o mu (İsa mı)?” dediler. Bu mukayeseyi sırf seninle tartışmak ve sana karşı çıkmak için yaptılar. Çünkü onlar inatçı bir muhaliftirler. (18.54)

59.Halbuki İsa sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. (5.75*19.29-34)

60.Biz eğer isteseydik, sizin yerinize yeryüzünde egemen olacak meleklere görev verirdik.

61.Muhakkak ki o (Kur’an), Kıyamet Vakti için bir bilgidir/bilimdir. Kıyamet Vakti için sakın şüphe etmeyin, bana tâbi olun zira doğru yol budur.

62.Şeytan sizi sakın doğru yoldan engellemesin, o sizin apaçık düşmanınızdır. (2.168)

63.İsa, apaçık belgelerle geldiğinde (İsrailoğulları’na) dedi ki: “Ben size hikmeti getirdim ve ihtilafa düştüğünüz bazı konuları açıklamak için geldim. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” (3.48-50*5.110)

64.”Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Artık sadece O’na kulluk edin, doğru yol budur.”

65.Fakat bazı gruplar kendi aralarında ihtilafa düştüler. Bunu yapanların can yakıcı günün azabından çekecekleri var! (9.30)

66.Onlar, Kıyamet Saatinin ansızın başlarına gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? (6.31)

67.O gün, takva sahiplerinden başka bütün dostlar birbirlerine düşman kesilirler. (29.25)

68.”Ey mümin kullarım! Bugün sizin için hiçbir korku ve endişe yoktur, siz asla üzülmeyeceksiniz.” (2.38)

69.Onlar, âyetlerimize iman edip tam olarak (Allah’a) teslim olanlardır.

70.”Eşlerinizle birlikte ağırlanacağınız cennete girin!” (36.56)

71.Onların etrafında yiyecek ve içecekler altın tepsilerle ve sürahilerle dolaştırılır. Canlarının çektiği, gözlerinin hoşlandığı her şey orada mevcuttur. “Sizler orada ebedi kalacaksınız!”

72.Yaptıklarınıza karşılık vâris kılındığınız Cennet işte budur! (7.43*39.73-74)

73.Yiyeceğiniz çeşit-çeşit meyveler orada sizi beklemektedir.

74.Kâfirler/inkâr edenler ise cehennem azabında ebedî kalacaklardır.

75.Azapları hafifletilmeyecek, orada umutlarını tamamen yitireceklerdir. (35.36)

76.Biz böyle bir ceza vermekle onlara zulmetmedik. Aslında onlar (kâfirlikte/inkârda ısrar ederek) kendilerine zulmettiler.

77.Onlar cehennem görevlisine: “Ey yetkili! Rabbine söyle, bizim canımızı alsın artık” diye seslenirler. Yetkili de, “(Size ölüm yok) Bu azabı sürekli çekeceksiniz” diye cevap verir.

78.”Size Hakk’ı getirmiştik, fakat sizin çoğunuz/hepiniz Hakk’tan yüz çevirdiniz.” (23.70)

79.(Rasulüm!) Yoksa onlar işi bitirmeye (sana süikast yapmaya) karar mı verdiler? Hayır, asıl karar verici (tuzaklarını bozacak olan) Biziz! (8.30*3.54*4.157-158*43.80)

80.Yoksa onlar, içlerinde sakladıklarını veya gizli-gizli konuştuklarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Aksine duyarız! Üstelik yanlarındaki elçilerimiz/meleklerimiz de her şeyi kayda geçiriyorlar. (6.3)

81.De ki: “Eğer Rahman’ın çocuğu olsaydı, herkesten önce ben ona kulluk ederdim!” (39.4)

82.”Göklerin ve yerin Rabbi ve arşın/hükümranlığın sahibi olan Allah, onların nitelendirdikleri şeylerden uzaktır!”

83.Onları kendi hallerine bırak, geleceği kendilerine haber verilen güne (Kıyamet’e) kadar, varsın boş işlerle oyalanıp-dursunlar.

84.Göklerdeki ve yeryüzündeki yegâne ilâh O’dur. O, her şeyi yerli-yerince yapan ve her şeyi bilendir.

85.Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir. Kıyametin ne zaman kopacağına dair bilgi sadece O’na aittir. Sonunda hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız.

86.Onların Allah’ın yanı sıra yalvardıkları şeyler, şefaat (aracılık) etme yetkisine sahip değildirler. Ancak, bilinçli bir şekilde hakka şahitlik edenler (Allah’ın izniyle ve O’nun izin verdiği ve razı olduğu kimselere) bunu yapabilirler. (2.123,255*6.51,70*10.3*20.109*34.23*53.26*78.38)

87.Eğer o müşriklere kendilerini kimin yarattığını soracak olsan, “Elbette Allah yarattı” derler. O halde nasıl oluyor da O’na kulluktan yüz çeviriyorlar.

88.Rasulünün, “Rabbim! Bunlar iman etmeyen bir güruhtur” dediğini de Allah, işitip-bilmektedir.

89.”Rasulüm! Sen onlara aldırma ve ‘size selam olsun’ deyip geçip-git. Nasıl olsa yakında gerçeği öğrenecekler.”

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*