25 Eylül 2020 Cuma
MENÜ
SON YAZILAR

AHKÂF SÛRESİ

46/66 AHKÂF SÛRESİ

(Sûre, “Kum tepeleri” anlamına gelen adını 21nci âyetinde geçen “Hani Hûd, ahkâf bölgesinde (kum tepelerinde) yaşayan kavmini uyarmıştı” ifadesinden almaktadır. Mushaf’da 46ncı ve inişte ise 66ncı sıradadır. Mekke döneminde inmiş olup, 35 âyetten müteşekkildir.)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla.

1.Hâ-Mîm.

2.Bu Kitap, daima üstün ve güçlü olan ve her hükmünde tam isabetli olan Allah tarafından indirilmiştir. (39.1*40.2*45.2)

3.Biz; gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındakileri yüce bir amaç ve belli bir süre için yarattık. Fakat inkâr edenler, yapılan uyarılardan yüz çeviriyorlar. (6.73*15.85*21.16*38.27*44.38*45.22)

4.De ki: “Allah ile aranıza koyarak (ilah diye) yardım istedikleriniz hakkında hiç düşündünüz mü? Onlar yeryüzünde neyi yaratmışlar? Yoksa göklerde bir ortaklıkları mı var? Eğer doğru söylüyorsanız, bundan önce indirilmiş bir kitap veya bilgi kalıntısı varsa getirin!” (35.40)

5.Allah ile arasına koyarak, Kıyamete kadar cevap veremeyecek olanlara (ilah diye) yalvarıp-yakarandan daha sapık kim olabilir? Halbuki onlar, bunların yalvarıp-yakarmalarından bile habersizdirler.

6.Bütün insanlar Mahşer Günü bir araya toplandıkları zaman, (ilah diye) yalvardıkları o kimseler müşriklere düşman kesilecek ve onların kendilerine tapınmalarını da şiddetle reddedecekler. (10.28*19.82*25.17)

7.Âyetlerimiz onlara bütün açıklığıyla tebliğ edildiğinde, kendilerine gelen hakikatı inkâr edenler, “Bu apaçık bir sihirdir” demişlerdi. (6.7)

8.Yoksa, “Onu kendisi uydurup Allah’a mal ediyor” mu diyorlar. De ki, “Eğer onu ben uydurmuş olsaydım, Allah’a karşı beni korumaya sizin gücünüz asla yetmezdi. Allah bu iftiranın nedenini çok iyi bilmektedir. Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.” (10.38,107*42.24*69.44-47*6.19)

9.De ki: “Rasuller’in ilki ben değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemem, ben sadece bana vahyedilene uyarım ve ben sadece açık bir uyarıcıyım.” (3.144*4.164*6.50,106*7.184*10.109*12.109*13.38*16.43*21.7*30.47*33.2*40.78*43.23,45)

10.De ki: “İsrailoğulları’ndan güvenilir birisi onun benzerine şahit olduğunu ve ona inandığını söylüyorken, siz kibirlenip onu inkâra devam ediyorsanız ve bu (mesaj) Allah katından gelmişse, bunun sonucunu bir düşünsenize! Unutmayın ki Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.”  (3.86*39.59*41.52*45.31)

11.İnkâr edenler, müminler hakkında şöyle derler: “Eğer o (mesajda) bir hayır görseydik, ona inanmakta müminler bizi geçemezdi.” Bu sözleriyle amaçlarına ulaşamayınca da: “Zaten bu eski bir yalandan başka bir şey değil” derler.

12.Halbuki bundan önce de, bir rehber ve bir rahmet olarak Musa’nın Kitab’ı vardı. Bu ise; önceki Kitap’ları tasdik eden, zalimleri uyarmak ve iyi davrananları (muhsinleri) müjdelemek için Arap diliyle indirilmiş bir Kitap’tır. (2.41,91,97*3.3*4.47*5.48*10.37*12.111*35.31)

13.”Rabbimiz Allah’tır” diyen ve bu sözlerine uygun davrananlar (yaşayanlar), ne geçmişten korkarlar, ne de gelecekten endişe duyarlar. (2.38*41.30-32)

14.İşte onlar, dünyada yaptıklarının mükâfatı olarak cennette ebedî olarak kalacaklardır.

15.Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını emrettik. Anası onu zahmete katlanarak taşıdı ve zorluk çekerek doğurdu. Karnında taşıması ve sütten kesmesinin süresi otuz aydır. Nihayet olgunluğa erişip kırk yaşına girince (hayırlı evlat) şöyle dua eder: “Rabbim! Bana ve ana-babama lütfettiğin nimetlerden dolayı şükretmeyi ve razı olacağın işleri yapmayı bana nasip et. Soyumdan gelenleri de hayırlı evlatlar eyle. Tevbe edip Sana yöneldim ve tam teslim olmuş (müslüman) bir kulunum.” (2.233*27.19*29.8*31.14*2.124*3.36*14.40*25.74*40.8)

16.İşte bunlar; kendilerine verdiğimiz söz gereği olarak, yaptıklarını en iyileriyle mükâfatlandıracağımız, günâhlarını bağışlayacağımız ve cennet ehli arasına katacağımız kimselerdir.

17.Ana-babasına şöyle diyen evlatlar da vardır: “Yeter be! Benden önce nice nesiller gelip-geçmişken, siz beni yeniden diriltilmekle mi korkutuyorsunuz?” Ana-babası, Allah’a dua ederek evladına, “Kendine yazık etme, ne olur imana gel, Allah’ın diriliş vaadi gerçektir” derler. O ise, “Bu eskilerin masallarından başka bir şey değil” diye cevap verir. (17.23*45.32)

18.Kendilerinden önce gelip-geçen insan ve cin topluluklarıyla birlikte bunlar hakkında da Allah’ın azap sözü gerçekleşmiştir. Onlar gerçekten ziyana uğrayanlardan olmuşlardır. (36.7*38.84-85*41.25)

19.Herkesin dünyada yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah; herkesin yaptığının karşılığını, haksızlığa uğratılmadan tastamam verecektir. (2.281)

20.İnkâr edenler ateşin karşısına getirildiklerinde, “Siz dünyada yaşarken sahip olduğunuz bütün nimetleri sorumsuzca heba ettiniz. Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanıza ve yoldan çıkmanıza karşılık olarak bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız” denilecektir. (42.45*10.7-8*14.3*35.43)

21.Âd kavminin kardeşi Hûd’u hatırla; kuşkusuz ondan önce ve sonra gelip-geçen pek çok uyarıcılar gelmişti. Hûd, ahkâf bölgesinde (kum tepelerinde) yaşayan kavmini şöyle uyarmıştı: “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, aksi halde ben sizin başınıza gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum!” demişti. (7.59,65,73,85*11.26,50,61,84*23.23,32*26.135)

22.Onlar: “Sen bizi ilâhlarımızdan uzaklaştırmak için mi geldin? Eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi haydi bize getir de görelim!” dediler. (6.58)

23.Hûd: “Onun ne zaman geleceği bilgisi sadece Allah katındadır. Ben sadece bana gönderilen mesajı size tebliğ ediyorum. Ama görüyorum ki siz hâlâ cahillik etmekte direniyorsunuz” dedi. (7.138*11.29*27.55)

24.Derken onlar, bütün ufku kaplayan bulutların vadilerine yöneldiğini görünce, “İşte bu bize yağmur getirecek bulut kümesi” dediler. Hûd: “Hayır! O, haydi bize getir diye acele istediğiniz felâkettir, içinde can yakıcı bir azap bulunan bir fırtınadır” diye cevap verdi. (41.15-16*54.19*69.6)

25.O korkunç kum fırtınası, Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir etti! Sonunda harabeye dönmüş evlerinden başka bir şey kalmadı. Biz, inkârcı toplumları işte böyle cezalandırırız.

26.Onlara, size vermediğimiz bazı imkânlar lutfetmiş; onlara da kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Ancak onlar Allah’ın âyetlerini inkâr ettikleri için; kulakları, gözleri ve kalpleri onlara hiçbir fayda sağlamadı. Alaya aldıkları o azap onları çepeçevre kuşatıverdi. (6.6,10*7.179*11.8*13.32*16.34*21.41*22.44,48*39.48*40.45,83*45.33*89.6-10)

27.Çevrenizdeki nice şehirleri helâk etmiştik ama (öncesinde) belki dönerler diye âyetlerimizi onlara değişik şekillerde anlatmıştık. (7.168)

28.Allah’a yaklaştırsın diyerek, Allah ile aralarına koydukları ilâhları onlara yardım etseydi ya! Ama onları yüzüstü bırakıp kayboldular. Bunlar, yanlış yapmalarının ve yaptıkları iftiraların sonucudur. (7.37*10.28-30*39.3*45.10)

29.Bir zaman cinlerden bir grubu, Kur’an dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. Yanına geldiklerinde birbirlerine: “Susun ve dinleyin!” dediler. Okuma bitince de uyarmak için kendi toplumlarına geri döndüler. (72.1-2)

30.”Ey kavmimiz! Biz Musa’dan sonra indirilmiş bir Kitap dinledik. Kendinden önceki Kitapları tasdik ediyor, gerçekleri ve doğru yolu gösteriyor” dediler. (72.1-2)

31.Ey kavmimiz! Allah’ın davetine uyun ve Allah’a iman edin ki, O da sizin günâhlarınızı bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan korusun. (33.46)

32.Allah’ın davetine uymayanlar; Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamazlar, O’na karşı bir evliya (yakın dost) da bulamazlar. Böyleleri açık bir sapıklık içindedirler.

33.Gökleri ve yeri yaratan, yaratma konusunda acze düşmemiş olan Allah’ın, ölüleri diriltmeye gücünün yettiğini düşünemiyorlar mı? Şüphe yok ki O her şeye kadirdir. (17.99*36.78-79*75.4)

34.İnkâr edenler ateşe getirildiklerinde, “Bu ateş gerçek değil miymiş?” denilecek, onlar da “Evet, Rabbimize yemin olsun ki gerçekmiş” diyecekler. Allah da “Âyetlerimizi inkâr etmeniz sebebiyle azabı çekin!” buyuracaktır. (6.30*42.45*10.7-8*14.3*35.43)

35.Rasulüm! Ulül azim Rasullerin sabrettikleri gibi sen de sabret (göğüs ger). Onların (kâfirlerin) hakkındaki hükmün hemen verilmesini isteme. Zaten onlar tehdit edildikleri azabı gördüklerinde, dünyada gündüzün kısa bir süresi kadar kaldıklarını sanacaklar. Bu bir tebliğdir: “Sadece fâsık olan toplumlar helâk edilirler!” (6.47*10.45*14.52*19.84)

(Nisan 2020-Harun Sorkun)

 

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*