13 Aralık 2019 Cuma
MENÜ
SON YAZILAR
2) ORUÇ RİSALESİ (61 gün keffaret orucu nedir?)
2) ORUÇ RİSALESİ (61 gün keffaret orucu nedir?)

2) ORUÇ RİSALESİ (61 gün keffaret orucu nedir?)

2) ORUÇ RİSALESİ (61 gün keffaret orucu nedir?)

(Âyetler iniş sırasına göredir)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

KADR 25.1-5: Biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Rûh (Cebrail), o gece Rablerinin izniyle her türlü iş için iner dururlar. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar esenliktir.                                    

MERYEM 44.10: (Zekeriya): “Rabbim! Bana bir işaret tayin et!” dedi. (Melek): “Senin işaretin tastamam üç gün insanlarla (sağlıklı olduğun halde) konuşamamandır!”

MERYEM 44.26: (Melek): Sonra da ye-iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir insana rastlarsan, (işaret yoluyla) de ki: “Ben O engin merhamet sahibine oruç adadımonun için bugün insanlarla konuşmayacağım!

DÜHÂN 64.1-5: Hâ, Mîm. Açıklayıcı kitaba yemin olsun. Biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede (Kadir gecesinde) indirmeye başladık. Şüphesiz Biz uyarıcıyız. O gecede katımızdan verdiğimiz bir emirle bütün hikmetli işler belirlenir. Şüphesiz Biz elçiler göndeririz. 

BAKARA 92.183: Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı ki belki bu sayede takvaya (Allah'a karşı sorumluluk bilincine) ulaşırsınız. 

BAKARA 92.184: Oruç sayılı günlerde (Ramazan ayında) tutulur. Sizden kim hasta veya yolculuk halinde olup da (Ramazan ayında) oruç tutamazsa, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun (kaza etsin). Oruç tutmaya zar-zor takat yetirenlerin (tutamadıkları her gün için) bir fakiri doyuracak kadar fidye vermeleri gerekir. Kim bunu gönülden gelerek ve daha fazla yaparsa bu onun hayrınadır. Orucu zamanında tutmanın sizin için ne kadar hayırlı olduğunu eğer bilirseniz (zamanında) tutarsınız.  

BAKARA 92.185: Ramazan; hidâyetin ve hak ile bâtıl ayırımının apaçık delilleri ve insanlara rehber olmak üzere Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden kim o aya erişirse orucunu tutsun. Kim de hasta veya yolculuk halinde olur da (Ramazan ayında) oruç tutamazsa, o günlerin sayısı kadar diğer günlerde oruç tutsun (kaza etsin). Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bunlar, sayıyı tamamlamanız, size doğru yolu gösterdiği için Allah’ı tekbir etmeniz ve O’na şükretmeniz içindir.

BAKARA 92.186: Kullarım sana Ben’i sorarlarsa, Ben onlara yakınım. Bana dua edenin duasına karşılık veririm. Onlar da Ben’im dâvetime uysunlar ve Bana iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler.

BAKARA 92.187: Oruç tuttuğunuz günlerin gecelerinde eşlerinizle ilişkide bulunmanız size helâl kılındı. Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbise gibisiniz. Allah, nefislerinize karşı koyamayacağınızı bildiği için tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (oruç gecelerinde) eşlerinizle birleşebilir ve Allah’ın sizin için yazacağını (çocuk sahibi olmayı) isteyebilirsiniz. Fecrin olduğu tarafta tan yerinin aydınlığı (ak çizgi), gecenin karanlığından (kara çizgiden) size göre tam olarak seçilinceye kadar yiyip-için. Sonra orucu geceye (akşama) kadar tamamlayın. Mescitlerde itikâfa girdiğinizde de eşlerinizle ilişkide bulunmayın. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır, sakın bu sınırlara yaklaşmayın! Allah'a karşı sorumluluk bilincine ulaşsınlar diye O, insanlara âyetlerini böyle açıklar.

AHZÂB 97.4: Allah bir kişinin göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır. Vücudunu ananızın vücudu gibi haram saydığınız (zıhar yaptığınız) karılarınızı da hiçbir zaman sizin gerçek analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da sizin gerçek çocuklarınız kılmamıştır. Bunlar dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir.

MAİDE 110.89: Fidye miktarı, “kendi ailenize yedirdiğinizin ortalamasından (az olmayacaktır).

[Ancak daha fazla olabilir zira Bakara 92.184’de: ”Kim bunu gönülden gelerek ve daha fazla yaparsa bu onun hayrınadır” buyurulmaktadır.]

YORUM:

A. ORUÇ BÜTÜN ÜMMETLERE FARZ KILINMIŞTIR!

Bakara 92.183: Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı ki belki bu sayede takvaya ulaşırsınız (Allah’a karşı sorumluluk bilincine ulaşırsınız).

B. ORUÇ RAMAZAN AYINDA TUTULUR!

Bakara 92.184: Oruç sayılı günlerde (Ramazan ayında) tutulur. Hasta veya yolculuk halinde olup da oruç tutamayanlar, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun (kaza etsin) . Ancak, orucu zamanında tutmamın ne kadar hayırlı olduğunu bilseniz zamanında tutarsınız. 

C. ORUCA BAŞLAMA (İMSAK) VE ORUCU AÇMA (İFTAR) ZAMANLARI?

Bakara 92.187: Fecrin olduğu tarafta tan yerinin aydınlığı (ak çizgi), gecenin karanlığından (kara çizgiden) size göre tam olarak seçilinceye kadar yiyip-için. Sonra orucu geceye (akşama) kadar tamamlayın. Mescitlerde itikâfa girdiğinizde de eşlerinizle ilişkide bulunmayın. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır, sakın bu sınırlara yaklaşmayın!

[Oruç imsak vaktinde başlar, iftar vaktinde son bulur. Oruç tutanlar; imsak vaktinden iftar vaktine kadar; “yiyip-içmezler ve eşleriyle cinsel ilişkide bulunmazlar.” Hatta bu sınırlara yaklaşmazlar bile! Çünkü âyette: “Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır, sakın bu sınırlara yaklaşmayın” denilmektedir. Oruç tutanlar, iftardan sonra eşleriyle cinsel ilişkiye girebilirler. Ancak, mescitlerde itikâfa girenler, itikâf süresince iftardan sonra da eşleriyle cinsel ilişkiye giremezler. Bu âyetten orucu bozan şeylerin, “yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmak” olduğu anlaşılmaktadır. Hatta bu sınırlara yaklaşmamak bile gerekmektedir.]

D. ORUÇ TUTMAYA SAĞLIĞI UYGUN OLANLAR:

1) Sağlıkları oruç tutmaya uygun olan kimseler, Ramazan ayı süresince oruçlarını eksiksiz ve tam olarak (29 veya 30 gün) tutmalıdırlar.

2) Sağlıkları oruç tutmaya uygun olan bu kimselerden, Ramazan ayında “geçici süreli hasta olanlar veya yolculuk halinde olup da oruç tutamayanlar”, tutamadığı günler sayısınca (Ramazan haricindeki) diğer günlerde tutmalıdırlar (kaza etmelidirler). Ancak, bu kimselerin “orucu zamanında tutmalarının ne kadar hayırlı olduğu” Bakara 92.184ncü âyette önemle işaret edilmektedir.

E. ORUÇ TUTMAYA ZAR-ZOR TAKAT YETİRENLER:

1) Oruç tutmaya zar-zor takat yetiren kimseler, sağlıklarını tehlikeye sokmayacak şekilde kendi istek ve arzularıyla zor/güç de olsa oruçlarını tutabilirler.

2) Oruç tutmaya zar-zor takat yetiren kimselerden sağlıklarının tehlikeye gireceğinden endişe edenler ise, oruçlarını tutmayabilirler. Bu kimseler, tutmadıkları her gün için bir fakiri doyuracak fidye (Maide 110.89’a göre) vermelidirler. Kim bunu gönülden gelerek ve daha fazla yaparsa bu onun hayrınadır. Ancak, bu kimselerin de, “orucu zamanında tutmalarının ne kadar hayırlı olduğu” Bakara 92.184ncü âyette önemle işaret edilmektedir.

F. HASTA VEYA YAŞLI OLDUKLARI İÇİN ORUÇ TUTAMAYAN VE İLERİDE DE TUTAMAYACAK OLANLAR:

1) Hasta veya yaşlı oldukları için oruç tutamayanlardan ilerideki günlerde de oruç tutamayacak olan” kimseler için Ramazan ayında 29 veya 30 günlük fidye vermelerinin gerekli olduğunu söyleyenler vardır. Ancak biz bu görüşe katılmıyoruz. (Bu kimseler; hastalıkları ilerideki yıllarda da devam edecek olanlar veya ileri yaştakiler yani ihtiyar olanlardır. İleri yaşta olanların yaşları, gelecek yıllarda azalmayıp daha da artacak yani daha da yaşlanmış olacaklardır. Dolayısıyla gelecek yıllarda bunların oruç tutmaları da mümkün olmayacaktır.)

2) ”Hasta veya yaşlı oldukları için oruç tutamayanlardan ilerideki günlerde de oruç tutamayacak olan” kimseler, oruç tutmakla mükellef olmadıkları için fidye vermekle de mükellef değildirler. Bizim görüşümüz bu yöndedir ve bu görüşümüz aşağıdaki âyetlere dayanmaktadır: 

En’am 152: “…Biz insana gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz…” 

Mü’minûn 62: “Biz hiç kimseye gücünün üstünde yük yüklemeyiz…”

Bakara 233: “…Hiç kimseye taşıyamayacağı bir sorumluluk yükletilmez…”

Bakara 286: “Allah hiç kimseyi taşıyacağından fazlasıyla mükellef tutmaz…” 

Talâk 7: “…Allah hiç kimseye verdiği imkândan fazlasını yüklemez…”

G. FİDYE VE KEFFARET ORUÇLARI (VE ZIHAR KEFFARETİ):  

Ramazan ayında tutulan oruçlardan ayrı olarak bazı şartların oluşmasına bağlı olarak, “fidye ve keffaret” olarak tutulacak oruçlar şunlardır:

1) Bakara 92.196: Başladığınız haccı ve umreyi Allah rızası için eksiksiz ve tam yapın. Eğer engellenecek olur ve tam yapamazsanız, gücünüzün yeteceği bir hedy (kurban) verin ve hedy yerine ulaşıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. İçinizden biri hasta olur yahut başındaki bir rahatsızlığı sebebiyle traş olursa fidye olarak; oruç tutması veya sadaka vermesi yahut kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olup da hacca kadar umre yapan kişi, gücünün yeteceği bir hedy kesmelidir. Kurbana gücü yetmeyenler ise; üç gün hacda ve yedi gün de memleketine döndüğünde olmak üzere toplamı on gün oruç tutmalıdır. Bunlar, Mescid-i Haram civarında ailece oturmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten korkun ve bilin ki Allah’ın cezası çok şiddetlidir.

2) Mücadile 104.3,4: Karılarından zıhar yaparak uzak durmak isteyip sonra dediklerinden dönenlerin, onlarla cinsel ilişkide bulunmadan önce:

a) Bir köle azat etmeleri gerekir. Size öğütlenen işte budur. Allah yapıp ettiklerinizden haberdardır.

b) Buna imkân bulamayan kişi peş-peşe iki ay oruç tutar. 

c) Buna da gücü yetmeyen altmış fakiri doyurur.

Bu, Allah’a ve Rasulüne imanınızı göstermeniz içindir. İşte bunlar Allah’ın hükümleridir. Kafirler için elem verici bir azap vardır!

 

[ZIHAR YAPMAK: Kocanın, karısına: “sen benim için artık anam gibisin” diyerek onunla cinsel ilişkide bulunmayacağına dair yemin etmesine denilmektedir. Zıhar yapan koca, karısını boşamadığından kadının başka bir erkekle evlenmesine de mani olmakta, kadına bir hizmetçi, bir köle muamelesi yaparak ona manevi bir işkence yapmaktadır. Bir süre sonra, yaptığı zıhardan vazgeçerek karısıyla cinsel ilişkide bulunmak isteyen kocanın, cinsel ilişkide bulunmadan önce keffaret olarak: bir köle azat etmesi veya peş-peşe iki ay oruç tutması, yahut altmış fakiri doyurması” gerekmektedir.]

Bazı ilahiyatçılar, zıhar keffareti konusunda şöyle bir olayı hadis olarak nakletmektedirler:

Ramazan ayı süresince karısına zıhar yapan, fakat zıhardan dönerek Ramazan ayında bir gece karısıyla ilişkiye giren bir koca Rasulullah’a gelip olayı anlatır ve bu hatasını nasıl telafi edeceğini sorar. Rasulullah da ona:

“Bir köle azat et!” der.

-Adam buna imkânının olmadığını beyan eder.

“Öyleyse; peş-peşe iki ay oruç tut!” der.

-Adam buna da güç yetiremeyeceğini beyan eder.

“O halde; altmış fakiri doyur!” der.

-Adam evinde yiyecek hiçbir şeyin olmadığını ve kendisinin Medine’nin en fakir kişisi olduğunu beyan eder.

Rasulullah adama: “Zekât idaresine git, sana bir küfe (sepet) hurma versinler. Hurmaları önce altmış fakire dağıt, kalanı da evine götürüp ye!” der.

Bize göre, Kur’an’a aykırı olan bu rivayetin Rasulullah tarafından söylenmiş olması mümkün değildir.

Çünkü, konuyla ilgili âyetlerde açık olarak, zıhar yapan kocanın karısıyla ilişkiye girmeden önce zıhar keffaretini ödemesi şart koşulmaktadır. Ayrıca; “Bu, Allah’a ve Rasulüne imanınızı göstermeniz içindir. İşte bunlar Allah’ın hükümleridir” ifadesiyle de pekiştirilmiştir.

Anlatılan olayda ise zıhar keffaretini ödemeden karısıyla ilişkiye girmiş olan birisi söz konusudur. Allah tarafından konulan bir hükmün; Rasulullah tarafından yumuşatılmasını, değiştirilmesini veya kaldırılmasını düşünmek Allah Rasulü’ne iftiradır. Bu olayı hadis olarak rivayet ederek Rasulullah’a isnad eden hocalara konuyu dikkatlice incelemelerini ve bu hatadan dönmelerini önemle tavsiye ediyoruz.  

3) Nisa 98.92: Hataen olması hariç, bir müminin diğer bir mümini öldürmeye asla hakkı yoktur. Hataen bir mümini öldürenin; mümin bir esiri özgürlüğüne kavuşturması ve öldürülenin ailesine diyet (kan bedeli) ödemesi gerekir, eğer onlar diyeti bağışlarlarsa o başka. Yanlışlıkla öldürülen mümin, size düşman olan bir topluma mensup ise o zaman mümin bir esiri özgürlüğe kavuşturmak gerekir (ayrıca diyet ödemek gerekmez). Ama, sizinle sulh anlaşması olan bir topluma mensupsa, mümin bir esiri özgürlüğüne kavuşturmak ve ayrıca diyet ödemek gerekir. Buna imkân bulamayanlar, tevbesinin Allah tarafından kabulü için peş-peşe iki ay oruç tutmalıdır. Zira Allah, her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet edendir.

4) Tahrim 106.2: Allah, (gereksiz yere) yaptığınız yeminlerinizi keffaret vermek suretiyle bozabileceğinizi size bildirdi. Zira Allah, sizin mevlânızdır (dostunuz, yâr ve yardımcınızdır). O her şeyi bilendir ve her hükmünde tam isabet edendir.

5) Maide 110.89: Allah, düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ama yemin ederek kendinizi bağladıklarınızdan sizi sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozmanın keffâreti; ailenize yedirdiğinizin yemeğin ortalamasından on fakiri doyurmak veya giydiklerinizin orta hallisiyle onları giydirmek yahut bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır. Bunları yapamayan kimse (peş-peşe) üç gün oruç tutar. Bozduğunuz yeminlerin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah, âyetlerini size böyle açıklar ki görevinizi yerine getiresiniz.

6) Maide 110.95: Ey iman edenler! Avı ihramlıyken öldürmeyin. Hanginiz onu, bilerek öldürürse öldürdüğüne denk (koyun, keçi, sığır, deve cinsi) bir hayvanı kurban olarak Kâbe’ye göndermelidir. Denklik kararını sizden güvenilir iki kişi versinler. Ceza, yoksulları doyuracak keffâret, yahut suçu dengeleyecek oruç şeklinde de olur. Bu, işlediği suçun cezasını çekmesi içindir. Allah, önceden yaptıklarınızı bağışlamıştır. Bundan sonra kim önceki suça (günaha geri) dönerse Allah ona hak ettiği cezayı verir. Üstün olan, hak edildiği kadar cezayı veren Allah’tır.

H. KEFFARET OLARAK PEŞ-PEŞE İKİ AY ORUÇ TUTACAK OLANLAR KİMLERDİR?

Keffaret olarak peş-peşe iki ay oruç tutacak olanların sadece şu iki fiili işleyenler olduğu Kur’an’da açıkça belirtilmiştir:

1.Karılarına zıhar yapıp, sonra yaptıkları zıhardan dönmek isteyenler (Mücadile 104.3,4),

2.Hataen bir mümini öldürenler (Nisa 98.92). 

LÜTFEN DİKKAT!

[Ramazan orucunu kasten bozanların, 60 günü keffaret ve 1 günü kaza olmak üzere peş-peşe 61 gün oruç tutmaları gerektiği şeklinde bir müeyyidenin olduğu dini litaratürde söylenmesine rağmen bunun Kur’an’da hiçbir dayanağı ve delili yoktur.]

Kur’an’da keffaret olarak peş-peşe iki ay oruç tutmaktan bahsedilmektedir, peş-peşe 60 gün oruç tutmaktan değil (Mücadile 104.3,4-Nisa 98.92). Bunun ne önemi var diye bir soru akla gelebilir. Bunun önemi şudur: Kameri ayların gün sayıları 29 veya 30 gündür, kameri aylarda hiçbir ay 28 gün veya 31 gün çekmez. Kur’an’daki aylar Kameri Aylar olduğundan peş-peşe iki ay tutulacak orucun toplamı 29+29=58 gün, veya 29+30=59 gün, veya 30+30=60 gün eder. Yani iki ay peş-peşe tutulacak keffaret orucunun toplamı her zaman mutlaka 60 gün etmez, bazen 59 gün, bazen de 58 gün eder. Bu bakımdan 60 günü keffaret ve 1 günü kaza olmak üzere peş-peşe 61 gün keffaret orucu söyleminin Kur’an’dan hiçbir referansının olmadığı açıktır.

Çok önemli bir husus da şudur: Allah, sadece şu iki durumda orucun kazasına ruhsat vermiştir. 

1. Ramazan ayında geçici süreli hasta olanlar,

2. Ramazan ayında seferi (yolcu) olanlar.

Bunlar Ramazan ayında tutamadıkları oruçlarını diğer zamanlarda (güne-gün) kaza edebilirler, ayrıca keffaret olarak oruç tutmaları gerekmez. Bunların dışında hiç kimsenin orucunu kaza etmesi söz konusu değildir. Hele ki, orucunu kasten bozanların oruçlarını kaza etmeleri asla mümkün değildir.

Ramazan orucunu kasten bozanlar; “Ancak orucu zamanında tutmanın ne kadar hayırlı olduğunu bilseniz zamanında tutarsınız” (Bakara 92.184) âyeti gereği olarak kendileri için “büyük bir hayırdan” mahrum kalacaklardır. Bize göre; bu insanlar, Allah’tan af ve mağfiret dilemeli ve bundan sonra oruçlarını zamanında tutmaya özen ve gayret göstermelidirler. Ayrıca, imkânları ölçüsünde bol infak ve hayır yapmalıdırlar.

 (Harun Sorkun-Nisan.2019)

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*