1 Aralık 2020 Salı
MENÜ
SON YAZILAR
1) NAMAZ RİSALESİ (Seferilikte namazın kısaltılmasının şartları)
1) NAMAZ RİSALESİ (Seferilikte namazın kısaltılmasının şartları)

1) NAMAZ RİSALESİ (Seferilikte namazın kısaltılmasının şartları)

1) NAMAZ RİSALESİ

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

Bakara 2.43 Namazı gerektiği şekilde kılın, zekâtı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

Bakara 2.45 Sabrederek (direnerek) ve salât ile (namaz kılarak/dik durarak) Allah'tan yardım isteyin. Bu, tam bir teslimiyetle Allah'a inanıp-güvenenler dışındakilere zor gelir.

Bakara 2.83 Bir zamanlar İsrailoğullarına “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik edin, insanlarla güzel söz söyleyin, namazı hakkıyla kılın, zekâtı verin” diye emretmiş ve onlardan kesin söz almıştık. Ama pek azı hariç, çoğunluğu sözünden dönüp gitti.

Bakara 2.153 Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile yardım isteyin. Çünkü, Allah sabredenlerle beraberdir.

Bakara 2.222 Sana kadınların ay (âdet) hâli hakkında soruyorlar. De ki: “O bir eziyettir. Ay (âdet) hâli sırasında kadınlarınızı (rahat) bırakın ve onlar temizleninceye kadar onlarla (cinsel) ilişkiye girmeyin. Temizlendikleri zaman, Allah’ın size emrettiği gibi yaklaşın.İyi bilin ki; Allah, tevbe edenleri ve arınıp temizlenenleri sever. (2.222,223*9.28)                          

Bakara 2.238-239 Namazları ve orta namazı koruyun, gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzurunda ayakta durun. Fakat tehlikedeyseniz, namazı yaya yahut binek üstünde eda edin. Güvene kavuştuğunuzda, bilmediğiniz şeyleri size öğreten Allah’ın öğrettiği gibi (namazı kılarak) Allah’ı anın.

Al-i İmrân 3.43 ”Ey Meryem! Huşu ile Rabbinin huzuruna dur, secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et!”

Al-i İmrân 3.96 Şüphesiz yeryüzünde insanlar için yapılan ilk mâbed, âlemlere bir bereket ve hidayet kaynağı olan Mekke’deki Kâbe’dir.

Nisa 4.43 Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüpken de yıkanıncaya kadar namaz kılmayın. Eğer hastaysanız veya yolculuk yapıyorsanız yahut tuvalete gitmişseniz veyahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş sonra da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yüzlerinizi ve ellerinizi onunla mesh edin. Şüphesiz Allah, çok affedici ve engin merhamet sahibidir. (5.6)

Nisa 4.94 Ey iman edenler! Allah yolunda sefere (cihada) çıktığınız zaman, mümin olduklarını söyleyerek size barış teklif edenlere, bu dünya hayatının (ganimet gibi) geçici menfaatine göz dikerek ”sen mümin değilsin, sana eman yok” demeyin, iyice dinleyip-anlayın. Zira asıl ganimet Allah katında olandır. Çünkü bir zamanlar siz de aynı durumdaydınız (imanınızı açığa vurmaktan çekiniyordunuz), Allah’ın lütfuna kavuşup (hicret edip mümin olduğunuzu açıkça ifade etmeye başladınız). Allah tüm yaptıklarınızdan haberdardır.

Nisa 4.95 Geçerli bir mazereti olmadan savaşa katılmayıp evlerinde oturan müminlerle, Allah yolunda malları ve canlarıyla mücadele edenler bir olamaz. Allah; malları ve canlarıyla mücadele edenleri, evlerinde oturan müminlerden daha üstün bir mertebeye yükseltmiştir. Gerçi Allah, iman edenlerin hepsine cenneti vâdetmiştir ama, canları ve mallarıyla mücadele edenlere evlerinde oturan müminlerden çok daha büyük bir mükâfat verecektir.

Nisa 4.96 Ayrıca; Allah onlara yüksek manevi makamlar verecek, onların günahlarını bağışlayacak ve rahmetine mazhar kılacaktır. Zira Allah, tarifsiz bir bağışlayıcı ve eşsiz bir merhamet sahibidir.

Nisa 4.101 Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazları kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Çünkü kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.

Nisa 4.102 Sen de aralarında olup, onlara namaz kıldıracak olursan, bir grup silahlarını yanlarına alarak senin arkanda namaza dursun; diğer grup ise nöbet tutsun. Senin arkanda namaza duranlar secde ettikten sonra geri çekilip nöbete geçsinler, (bu sefer) namaz kılmamış olan grup silahlarını yanlarına alarak gelip senin arkanda namaza dursunlar. Kâfirler, ani bir baskın yaparak sizi silahsız ve gafil avlamak isterler. Ancak, yağmur dolayısıyla sıkıntıya düşer veya hastalanmış olursanız (namaz kılarken) silahlarınızı bırakabilirsiniz, (yeter ki) tedbiri elden bırakmayın. Allah, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır!

Nisa 4.103 Namazı kıldıktan sonra da ayaktayken, otururken ve yanlarınız üzerine uzanmış bir haldeyken Allah’ı anın. Güvene kavuştuğunuzda ise namazı tam kılın. Çünkü namaz, müminler için belirli vakitlerde ifa edilmesi gereken bir farzdır.

Nisa 4.104 Düşman birliklerini takip etmekte (kovalamakta) gevşek davranmayın. Siz (yorgun ve yaralı olduğunuz için) acı çekiyorsanız onlar da sizin gibi acı çekiyorlar. Üstelik siz Allah’tan, onların beklemedikleri mükâfatları bekliyorsunuz. Allah her şeyi bilen ve her hükmünde tam isabet edendir.

Nisa 4.142 Münâfıklar Allah’ı aldatmaya çalışıyorlar, halbuki O, onların aldanmalarını sağlıyor. Üstelik onlar (münâfıklar) namaza kalktıklarında gönülsüz olarak ve sadece insanlar görsün diye kalkarlar, Allah’ı da pek az hatırlarlar.

Maide 5.6 Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, ellerinizi ve dirseklerinize kadar kollarınızı yıkayın. Başınızı mesh edin, topuklarınıza (bileklerinize) kadar ayaklarınızı da (veya yıkayın). Eğer cünüp olmuşsanız yıkanın (gusledin). Şayet hastaysanız veya yolculuk yapıyorsanız yahut tuvalete gitmişseniz veya kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş ve su da bulamıyorsanız bu halde temiz bir toprağa yönelerek (teyemmüm edin) onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. O’nun isteği sizi (maddi-manevi kirden) arındırmak ve size olan nimetini tamamlamaktır ki şükredenlerden olasınız. (4.43)

Maide 5.12 Allah, İsrailoğullarından kesin söz almıştı ve içlerinden on iki temsilci (her boy için bir temsilci seçip onlara rehberlik etsinler ve sözlerini tutsunlar diye) görevlendirmişti ve Allah onlara şöyle demişti: “Bilin ki Ben sizinle beraber olacağım! Eğer siz namazı dosdoğru kılar, karşılıksız yardımda bulunur, Rasullerime inanarak onlara yardımcı olursanız ve malınızı Allah yolunda harcarsanız; Ben de sizin günahlarınızı silerim (örterim) ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra içinizden her kim, sizden aldığım kesin sözden cayarak inkârı tercih ederse işte o kesinlikle doğru yoldan sapmış olacaktır.”

Maide 5.58 Siz namaza çağrıldığınız zaman, onlar ezan ve namazı alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların akıllarını kullanmayan, idrakten yoksun bir topluluk olduğundandır.

En’am 6.72 Namazı hakkıyla kılın, Allah’ın emir ve yasaklarına uyun, sonunda hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız!”

En’am 6.92 İşte bu Kur’an, kendisinden önceki kitapları tasdik eden; bütün şehirlerin anası olan Mekke ve çevresindekileri uyarman için Bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Âhirete inananlar ona da inanırlar ve onlar namazlarını muhafaza ederler.

Enfâl 8.35 Onların (kâfirlerin) Beytullah’ta ibadet diye yaptıkları ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibarettir. Haydi, ısrarla inkâr etmenizden dolayı azabı tadın!

Tevbe 9.54 Onların hayır için harcadıklarının kabulüne engel olan; Allah’a ve Rasulüne nankörlük etmeleri, namaza üşenerek kalkmaları ve yaptıkları hayrı gönülsüz yapmalarıdır. 

Yunus 10.87 Biz de Musa’ya ve kardeşine “Şehirde kavminiz için bazı evleri toplantı mekânı edinin, evlerinizi ise namaz kılınacak yerler yapın ve namazlarınızı dosdoğru kılın. Ey Musa! Müminleri (Allah’ın yardımıyla) müjdele!” diye vahyettik.

Hûd 11.87 Onlar: “Ey Şuayb! Atalarımızın taptıklarını bir yana bırakmamızı ve mallarımız konusunda istediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor? Senden bunu beklemezdik, çünkü sen yumuşak huylu ve aklı başında birisin” dediler. (2.45)

Hûd 11.114 Gündüzün iki ucunda, gecenin de gündüze yakın saatlerinde namazı kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, Allah’ı ananlara bir öğüttür. (Öğle ve ikindi namazları ile akşam ve sabah namazlarına işaret edilmektedir.)

İbrahîm 14.31 İman eden kullarıma söyle! Alışverişin bulunmadığı, dostluğun fayda vermediği bir gün (Mahşer Günü) gelip-çatmadan namazlarını gerektiği şekilde kılsınlar; kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli veya açıktan infak etsinler.

İbrahîm 14.35 İbrahim şöyle dua etmişti: ”Ey Rabbim! Burayı güvenli bir şehir yap, beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan uzak tut!”

İbrahîm 14.37 ”Ey Rabbimiz! Çocuklarımdan bir kısmını namazı gerektiği şekilde kılsınlar diye senin kutlu evinin (Kabe) yanında ekin bitmeyen bir vadiye yerleştirdim. Sen de insanlardan bir kısmının gönlünü onlara yönelt, onları çeşitli ürünlerle rızıklandır, umulur ki onlar da (bunun) şükrünü eda ederler!”

İbrahîm 14.40 ”Rabbim! Beni ve neslimden gelenleri ibadet ve kulluğun hakkını verenlerden kıl ve dualarımı kabul buyur!” (2.124*46.15)

İsrâ 17.78,79 Güneşin batıya yönelmesinden gecenin karanlığının iyice çökmesine kadar (belli aralıklarla) namaz kıl. Şafak söktüğü zaman da namaz kıl. Çünkü sabah namazı meşhûd (şahitli, gözle görülen) dir. Geceleri de kalk ve sana özgü bir nafile olarak (teheccüd) namaz kıl. Umulur ki Allah, bu sayede seni övülen bir makama yükseltir. (Öğle ve ikindi namazları ve akşam ve yatsı namazları ile sabah namazı yani beş vakit namaz ve teheccüd namazı ifade edilmektedir.) 

Meryem 19.31 ”(İsa) Nerede olursam olayım O beni mübârek kıldı ve yaşadığım sürece namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti!”

Meryem 19.54,55: Kitapta İsmail’i de an. Gerçekten o sözüne sadıktı. Rasul ve Nebî idi. Ailesine namaz kılmayı ve zekât vermeyi emrederdi. Rabbinin de rızasını kazanmıştı.

Meryem 19.58 İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği nebilerden, Adem’in soyundan, Nûh ile birlikte gemide taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in (Yakub’un) soyundan seçip doğruya ulaştırdıklarımızdandır. Onlara çok merhametli olan Allah’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

Meryem 19.59 Onların arkasından öyle bir nesil geldi ki, dünyevi arzularına uyarak İbadetlerini (namazı) ihmal ettiler. Onlar, yaptıkları hatalar sebebiyle azaba uğratılacaklardır. (4.142*9.54*74.41-47*75.31*107.4-5)

Tâhâ 20.14: Gerçek şu ki Ben Allah’ım, Benden başka ilah yoktur. O halde (yalnız) Bana kulluk et ve Benim zikrim için namaz kıl!

Tâhâ 20.130 Bunun için sen onların söylediklerine sabret. Güneş doğmadan ve batmadan önce Rabbini hamd ederek tesbih et (namaz kıl). Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli vakitlerinde de tesbihine devam et (namaz kıl) ki, Rabbinin rızasını kazanasın. (Sabah namazı ve ikindi namazı ile akşam namazı ve yatsı namazı ayrıca öğle namazı yani beş vakit namazlara ve teheccüd namazına işaret edilmektedir.)

Tâhâ 20.132 Ailene (yakınlarına) namaz kılmalarını emret, sen de onu eda etmeye devam et. Biz senden rızık istemiyoruz, kaldı ki Biz seni rızıklandırıyoruz. Hayırlı son takva sahiplerinindir.

Enbiya 21.73 Onları, buyruğumuz doğrultusunda herkese doğru yolu gösteren önderler yaptık. Nitekim onlara hayırlı işler yapmalarını, namazı dosdoğru kılmalarını ve zekâtı vermelerini emrettik. Onlar, sadece Bize kulluk eden kimselerdi.

Enbiya 21.79 İkisine de ilim ve hikmet verdiğimiz halde, bu konuda Süleyman’a daha derin bir anlayış bahşettik. Davud’a dağları ve kuşları boyun eğdirmiştik, birlikte Allah’ı tesbih ederlerdi. Biz, her zaman istediklerimizi gerçekleştiririz. (34.10*38.18,19)

Mü’minûn 23.8-9 O müminler kendilerine emanet edilene ve verdikleri söze riayet ederler. Namazlarını titizlikle eda ederler.

Nûr 24.37 O evlerde öyle yiğitler vardır ki; ticaret de alışveriş de onları Allah’ı zikretmekten, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşetle halden hale döneceği bir günden (Mahşer Günü’nden) korkmaktadırlar.

Rûm 30.17-18 Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin (namaz kılın). Göklerde ve yerde hamd yalnız O’na aittir. Öğle ve ikindi vakitlerinde de O’nu tesbih edin (namaz kılın). (Akşam namazı ve sabah namazı ile öğle ve ikindi namazları ifade edilmektedir.)

Lokmân 31.17 ”Ey yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındırmaya çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azim ve kararlılık gösterilmeye değer şeylerdendir.”

Şûrâ 42.13 Allah, geçmişte Nuh’a emrettiklerini, şimdi sana vahiy ettiklerini ve yine geçmişte İbrahim’e, Musa’ya, İsa’ya emrettikleri tevhid dinini sizin için de din olarak emretti: “Dini tam olarak yerine getirin ve dinde ayrılığa düşüp-bölünmeyin!” Müşrikleri çağırdığın tevhid dini onlara ağır geldi. Allah dini tebliğ için dilediği kimseyi Rasul seçer, kendine yönelenleri de doğru yola iletir. (3.103,105*4.163*5.48*45.18)

Kâf 50.40 Geceleri de secdelerin ardından O’nu tesbih et.

Cuma 62.9-10 “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman, alışverişi bırakıp Allah’ın zikrine koşun. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındığında ise yeryüzüne dağılıp Allah’ın lütfundan rızkınızı arayın. Allah’ı da çok anın ki ebedî kurtuluşa eresiniz.

Meâric 70.32-35 O müminler, kendilerine emanet edilene ve verdikleri söze riayet ederler. Onlar, şahitliklerini dosdoğru yaparlar. Onlar namazlarını gözetir ve korurlar. İşte onlar cennetlerde ikram görürler.

Müzzemmil 73.20  ”Rabbin biliyor ki; sen ve beraberindekilerden bir grup, gecenin üçte ikisine yakın bir kısmını yahut yarısını veya üçte birini ibadetle geçiriyorsunuz. Geceyi de, gündüzü de ölçüp biçen Allah’tır. O, sizin bu gece ibadetlerinizi gereği gibi yapamayacağınızı bildiği için size rahmetiyle yönelmiştir. Artık Kur’an’dan kolayınıza gelen kadarını okuyun. Allah; içinizden bazılarının hasta olacağını, bazılarının Allah’ın lütfundan nasiplerini aramak için yollara düşeceğini, bazılarının Allah yolunda cihada çıkacağını bilmektedir. (Bu nedenle Allah, gece namazları yükümlülüğünüzü hafifletti) Bunun için, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun, namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve (böylece) Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için hayır olarak önden ne gönderirseniz, Allah katında onu daha hayırlı ve sevabını daha da artmış olarak bulursunuz. Bir de Allah’tan bağışlanma dileyin, çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”

Beyyine 98.5 Halbuki onlara (Ehli Kitaba) her türlü batıl inançtan arınmış olarak yalnız Allah’a yönelmeleri ve yalnız Allah’a kulluk etmeleri; namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti, zaten hak din de buydu.

Mâ’ûn 107.4-5 Yazıklar olsun şu ibadet edenlere (namaz kılanlara) ki, onlar ibadetlerinden (namazlarından) gâfildirler.

Kevser 108.1-3 Şüphesiz Biz sana Kevser’i (her hayrı) verdik. O halde sen, namazı da kurbanı da yalnız Rabbine tahsis et. Asıl (hayırdan) soyu kesilip-kopmuş olan, sana kin besleyendir.

YORUM:

A. BEŞ VAKİT NAMAZ KUR’AN’DA BELİRTİLMİŞTİR.

Namaz vakitleri Kur’an’da farklı âyetlerde ifade edilmektedir.

Bakara 2.209 1 vakit-

Hûd 11.114 5 vakit-

İsrâ 17.78 bir kısım-

Tâhâ 20.130 5 vakit-

Rûm 30.17-18 4 vakit-

Kâf 50.38 bir kısım ve olarak ifade edilmektedir.

B. NAMAZLARI NASIL KILMALIYIZ?

Namazların nasıl kılınacağı konusunda Bakara 238-239ncu ve Nisa 101-103ncü âyetler bize ayrıntılı bilgi vermektedir.

Bakara 2.238-239: Namazları ve orta namazı koruyun, gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzurunda ayakta durun. Fakat tehlikedeyseniz, namazı yaya yahut binek üstünde eda edin. Güvene kavuştuğunuzda, bilmediğiniz şeyleri size öğreten Allah’ın öğrettiği gibi (namazı kılarak) Allah’ı anın.

Nisa 4.101: Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazları kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Çünkü kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.

Nisa 4.102: Sen de aralarında olup, onlara namaz kıldıracak olursan, bir grup silahlarını yanlarına alarak senin arkanda namaza dursun; diğer grup ise nöbet tutsun. Senin arkanda namaza duranlar secde ettikten sonra geri çekilip nöbete geçsinler, (bu sefer) namaz kılmamış olan grup silahlarını yanlarına alarak gelip senin arkanda namaza dursunlar. Kâfirler, ani bir baskın yaparak sizi silahsız ve gafil avlamak isterler. Ancak, yağmur dolayısıyla sıkıntıya düşer veya hastalanmış olursanız (namaz kılarken) silahlarınızı bırakabilirsiniz, (yeter ki) tedbiri elden bırakmayın. Allah, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır!

Nisa 4.103: Namazı kıldıktan sonra da ayaktayken, otururken ve yanlarınız üzerine uzanmış bir haldeyken Allah’ı anın. Güvene kavuştuğunuzda ise namazı tam kılın. Çünkü namaz, müminler için belirli vakitlerde ifa edilmesi gereken bir farzdır.

1) NAMAZLARI, ALLAH’IN ÖĞRETTİĞİ GİBİ VE TAM KILMAK:

Namazları ve orta namazı koruyun, gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzurunda ayakta durun. Fakat tehlikedeyseniz, namazı yaya yahut binek üstünde eda edin. Güvene kavuştuğunuzda, bilmediğiniz şeyleri size öğreten Allah’ın öğrettiği gibi (namazı kılarak) Allah’ı anın. (2.238-239)

Güvene kavuştuğunuzda ise namazı tam kılın. Çünkü namaz, müminler için belirli vakitlerde ifa edilmesi gereken bir farzdır. (4.103)

Güven ortamında; Allah’ın huzurunda huşu içinde ve tam olarak kılmalısınız. Yani; ayakta durarak, rüku ve secdeleri tam yaparak namazı eda etmelisiniz.

2) NAMAZLARI YAYA YAHUT BİNEK ÜSTÜNDE KILMAK:

Namazları ve orta namazı koruyun, gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzurunda ayakta durun. Fakat tehlikedeyseniz, namazı yaya yahut binek üstünde eda edin. Güvene kavuştuğunuzda, bilmediğiniz şeyleri size öğreten Allah’ın öğrettiği gibi (namazı kılarak) Allah’ı anın. (2.238-239)

Eğer tehlikedeyseniz bu durumda namazları; yaya yahut binek üstünde (ve vaktinde) eda edin ama asla vaktini kaçırmayın. (Çünkü namazın kazası yoktur.)

3) NAMAZLARI KISALTARAK KILMAK:

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazları kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Çünkü kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. (4.101)

Namazın kısaltılması için gereken şartlar bu âyette açıkça bildirilmektedir:                                                                 

1) Yeryüzünde sefere çıkmış olmalısınız (mukimken kısaltma yapılamaz), 

2) Kâfirlerin size kötülük edeceklerinden endişe ediyor olmalısınız,                                              

3) Namazı kısaltarak kılmayı tercih ediyor olmalısınız.

Bunların üçünün de birlikte olması gerektiği anlaşılmaktadır. Sefere çıktığınız ve kâfirlerin size kötülük edeceklerinden endişe ettiğiniz halde namazı kısaltmadan da kılabilirsiniz. Çünkü, âyet mutlaka namazı kısaltın demiyor, namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur diyor. Buna göre; dört rekâtlı bir farz namazını dilerseniz kısaltmadan dört rekât olarak kılarsınız, dilerseniz kısaltarak iki rekât olarak kılarsınız ya da dilerseniz kısaltarak bir rekât olarak da kılabilirsiniz. Rabbimiz, bu konuyu kulunun tercihine bırakmıştır.

Namazın kısaltılması için 86-90 Km.den daha fazla bir mesafeye gidilmiş olması ve/veya gidilen yerde 15 günden az kalınması gibi bir şartın da olmadığı âyetlerde açık bir şekilde görülmektedir.

Ancak bazı ilahiyatçılar, hadislerin sahih sayılabilmesi için Kur’an âyetlerine uygun olması (aykırı olmaması) gerektiğini ifade etmelerine rağmen (Kur’an’ın emri de budur), Rasulullah’ın çıktığı bazı yolculuklarda düşman tehlikesi olmadan bile namazlarını kısaltarak kıldığını beyan eden hadisleri sahih kabul etmeleri oldukça düşündürücüdür. Bu durum, hem onların kendi görüş ve beyanlarıyla çelişmekte ve hem de Kur’an hükümlerine uymamaktadır. Zira, Allah’ın açık hükmü varken, Allah Rasulünün o hükme aykırı bir şey söylemesi veya yapması asla söz konusu olamaz!

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazları kısaltmanızda size bir vebal yoktur” denilmekte ve “namazların kısaltılması için kâfirlerin kötülük yapacaklarından endişe ediliyor olması” şart koşulmaktadır. Düşman tehlikesi yoksa, kısaltma da yapılamaz, Nisa 101. âyet son derece açık ve nettir! Düşman tehlikesi olduğunda ise, Rasulullah dört rekatlı farz namazı kısaltarak kendisi iki rekat olarak kılmış, ashabına da yine kısaltarak bir rekat olarak kıldırmıştır. Böylece, hem Rasulullah ve hem de ashabı Nisa 101. ve 102. âyetlere uygun olarak namazlarını kısaltarak kılmışlardır.

C. CUMA NAMAZI KADIN ERKEK BÜTÜN MÜMİNLERE FARZDIR!

Cuma 62.9-10: “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman, alışverişi bırakıp Allah’ın zikrine koşun. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındığında ise yeryüzüne dağılıp Allah’ın lütfundan rızkınızı arayın. Allah’ı da çok anın ki ebedî kurtuluşa eresiniz.” (İlahiyatçıların bir kısmı; âyetteki “Ey iman edenler!” ifadesinin sadece erkekleri kapsayıp kadınları kapsamadığını söyleyerek Cuma namazının erkeklere farz olmasına mukabil kadınlara farz olmadığını söylemektedirler. Bu görüşlerini teyit için bazı hadisleri delil olarak göstermektedirler. İlahiyatçıların diğer bir kısmı ise; âyetteki “Ey iman edenler!” ifadesinin hem erkekleri ve hem de kadınları kapsadığını söyleyerek Cuma namazının kadın-erkek bütün müminleri de kapsadığını söylemektedirler. Kadınlara farz değildir diyenlerin delil diye gösterdiği hadislerin de Rasullullah’a (a.s.) nisbet edilemeyeceğinden güvenilmez olduğu ifade edilmektedir. Bizim görüşümüz de “Cuma namazının kadın-erkek bütün müminlere farz olduğu” şeklindedir.                     

Cuma namazını kıldıktan sonra müminlerden bazıları, “zuhr-u âhir” diye bir namaz kılmaktadırlar. Ancak hemen belirtelim ki; gerek Cuma namazı sadece erkeklere farzdır diyenler, gerekse kadın-erkek bütün müminlere farzdır diyenlerin büyük ekseriyeti “zuhr-u âhir” diye bir namazın olmadığını ifade etmektedirler. Bizim görüşümüz de bu şekildedir.                                                 

Diyanet İşleri Başkanlığının, son zamanlarda kadınların da camilerde Cuma namazı kılmalarına imkân verecek mekânları düzenlemekte olmasını görmekten memnun olduğumuzu belirtmeyi de bir görev saymaktayız. Bu konularda, herkesin gerekli araştırma ve çalışmayı yaparak kendisinin doğru sonuca varmasını tavsiye ediyoruz. Zira, herkes yaptıklarından sorumludur.

D. TERAVİH NAMAZI FARZ DEĞİL, NAFİLEDİR!

Ramazan gecelerinde Yatsı namazından sonra “Teravih namazı” diye kılınan namaz bir farz namaz olmayıp, nafile (fazladan) bir namazdır. İki, dört, sekiz, on, yirmi rekât veya daha fazla olarak da kılınması mümkündür. Cemaatle kılınabildiği gibi, ferdi olarak da kılınabilir. Ancak, teravih namazı kılınmadığı takdirde tutulan orucun sevabında bir azalma olmayacağını, zira teravih namazının nafile bir namaz olduğunu unutmamak gerekir.

E. NAMAZ BÜTÜN ÜMMETLERE FARZ KILINMIŞTIR!

Namaz sadece Muhammed (a.s.) ümmetine farz kılınmamış, bizden önceki bütün ümmetlere de farz kılınmıştır:

Bakara 2.83 “Hani Biz İbrahim’e Beyt’in yerini göstermiş ve şöyle demiştik: Bana hiçbir şeyi ortak koşma, Beytimi de tavaf edenler, kıyama duranlar, rükû ve secde edenler için temiz tut!”

İbrâhim 14.37 ”(İbrahim) Ey Rabbimiz! Çocuklarımdan bir kısmını namazı gerektiği şekilde kılsınlar diye senin kutlu evinin (Kabe’nin) yanında ekin bitmeyen bir vadiye yerleştirdim. Sen de insanlardan bir kısmının gönlünü onlara yönelt, onları çeşitli ürünlerle rızıklandır, umulur ki onlar da (bunun) şükrünü eda ederler!”

Meryem 19.31 ”(İsa) Nerede olursam olayım O beni mübârek kıldı ve yaşadığım sürece namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti!”

Meryem 19.54-55 Kitapta İsmail’i de an. Gerçekten o sözüne sadıktı. Rasul ve Nebî idi. Ailesine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi. Rabbinin de rızasını kazanmıştı.”

Meryem 19.58 “İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği nebilerden, Adem’in soyundan, Nûh ile birlikte gemide taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in (Yakub’un) soyundan seçip doğruya ulaştırdıklarımızdandır. Onlara çok merhametli olan Allah’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.”

Hac 22.26 “Bir zamanlar İsrailoğullarına “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik edin, insanlarla güzel söz söyleyin, namazı hakkıyla kılın, zekâtı verin” diye emretmiş ve onlardan kesin söz almıştık. Ama pek azı hariç, çoğunluğu sözünden dönüp gitti.“

Bu âyetler, “Namazın sadece Muhammed (a.s.) ümmetine farz kılınmayıp, bizden önceki bütün ümmetlere de farz kılındığını” açıkça göstermektedir.

F. KADINLAR ÖZEL GÜNLERİNDE NAMAZ KILABİLİR Mİ?

Namaz kılmak için gereken şartların neler olduğu Kur’an’da Nisa 4.43’de ve Maide 5.6’da belirtilmiştir. Bunlar şunlardır:

Nisa 4.43:                                                                                                                                               

A) Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.                           

B) Cünüpken de yıkanıncaya kadar namaz kılmayın.                                     

C) Eğer hastaysanız veya yolculuk yapıyorsanız yahut tuvalete gitmişseniz veyahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş sonra da su bulamamışsanız temiz bir toprağa yönelerek (teyemmüm edin). Yüzlerinizi ve ellerinizi onunla mesh edin. Şüphesiz Allah, çok affedici ve engin merhamet sahibidir.

Maide 5.6:                                                                                                                                               

A) Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, ellerinizi ve dirseklerinize kadar kollarınızı yıkayın. Başınızı mesh edin, topuklarınıza (bileklerinize) kadar ayaklarınızı da (veya yıkayın). 

B) Eğer cünüp olmuşsanız yıkanın (gusledin).                                                                               

C) Şayet hastaysanız veya yolculuk yapıyorsanız yahut tuvalete gitmişseniz veya kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş ve su da bulamıyorsanız bu halde temiz bir toprağa yönelerek (teyemmüm edin) onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. O’nun isteği sizi (maddi-manevi kirden) arındırmak ve size olan nimetini tamamlamaktır ki şükredenlerden olasınız.

Yahudi kültürüne dayanan rivayetlerde kadınların regl (adet) dönemlerinde ve lohusalık dönemlerinde namaz kılamayacakları söylendiği halde Kur’an’da bunu teyit eden bir tek âyet yoktur.

 

Hanım kardeşlerimiz regl (adet) dönemlerinde ve lohusalık dönemlerinde de Kur’an okuyabilirler, namazlarını kılabilirler ve Ramazan ayında oruçlarını tutabilirler.

 

KADINLARIN ÖZEL GÜNLERİNDE HİÇ YASAK YOK MU?

Vardır ve bunun cevabını aşağıdaki âyet vermektedir:

Bakara 2.222 Sana kadınların ay (âdet) hâli hakkında soruyorlar. De ki: “O bir eziyettir. Ay (âdet) hâli sırasında kadınlarınızı (rahat) bırakın ve onlar temizleninceye kadar onlarla (cinsel) ilişkiye girmeyin. Temizlendikleri zaman, Allah’ın size emrettiği gibi yaklaşın.İyi bilin ki; Allah, tevbe edenleri ve arınıp temizlenenleri sever.

Buradaki yasaklama kadınlara değil, onların kocalarına yapılmış ve ”ay (âdet) halindeki kadınlarınızla onlar temizleninceye kadar onlarla (cinsel) ilişkiye girmeyin” diye talimat verilmiştir.

G. ALLAH HİÇ KİMSEYE GÜCÜNÜN ÜSTÜNDE BİR YÜK YÜKLEMEZ!

Bakara 2.233 Hiç kimseye taşıyamayacağı bir sorumluluk yükletilmez.

Bakara 2.286 Allah hiç kimseyi taşıyacağından fazlasıyla mükellef tutmaz 

En’am 6.152 Biz insana gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz. 

Araf 7.42 Biz bir kimseye ancak gücünün yeteceği bir yük yükleriz.

Müminun 23.62 Biz hiç kimseye gücünün üstünde yük yüklemeyiz.

Talâk 65.7 Allah hiç kimseye verdiği imkândan fazlasını yüklemez.

Allah, hiç kimseye takatının (gücünün) yetmeyeceği bir yük yüklemez. Bu bakımdan hastalar (ve yaşlılar) namazlarını güçlerinin ve imkânlarının yettiği ölçüde ve güçlerinin ve imkânlarının yettiği şekilde kılabilirler. Yani; kıyamı, rükûyu, secdeyi ve oturmayı güçlerinin yettiği ölçüde ve güçlerinin yettiği kadarıyla yapabilirler. Ancak onlar da namazı vaktinde kılmalıdırlar, Çünkü namaz, müminler için belirli vakitlerde ifa edilmesi gereken bir farzdır. (4.103)

(Ocak 2020-Harun Sorkun-1.GG Ağustos 2020)

 

 

 

 

1 Yorum

  1. Mehmet Demir

    Saygıdeğer abi.şimdiye kadarki bilgilerimden,seferi namazlarında farz iki rekat kılınacağını biliyordum . Bir rekatı ilk defa karşılaştım .Biraz daha kaynak yazarsan sevinirim.saygılar.

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*