13 Aralık 2019 Cuma
MENÜ
SON YAZILAR
4) RECM RİSALESİ (Kur'an'da Recm cezası var mıdır?)
4) RECM RİSALESİ (Kur'an'da Recm cezası var mıdır?)

4) RECM RİSALESİ (Kur'an'da Recm cezası var mıdır?)

5) RECM RİSALESİ! (Âyetler iniş sırasına göredir.)

(RECM, zina yapan kadınlara verilen taşlayarak öldürme cezasının adıdır. Zina yapan kadını; ayaktan-göğüs hizasına kadar toprağa gömüyorlar, açıkta kalan kısmına da halktan bazıları taşlar atmaya başlıyorlar. Bu işkence kadın ölünceye kadar vahşetle devam ediyor.)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

A’RAF: 80-84: Lût’u da kavmine elçi olarak gönderdik, onlara şöyle dedi: “Sizden önce hiç kimsenin yapmadığı iğrenç bir şeyi (fuhşu) siz nasıl yaparsınız? Kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yöneliyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan azgın bir kavimsiniz!” Kavmi şu cevabı verdi: “Memleketinizden çıkarın şunları, ne kadar da temiz insanlarmış böyle!” Biz de Lût’u ve ona inanan ailesini kurtardık, fakat karısı geride kalıp helâk edilenlerden oldu. Üzerlerine pişmiş, sert taşlar yağdırdık. Günahkârların sonunun nasıl olduğunu bir düşün! 

FURKÂN: 68,69: Onlar (Rahman’ın has kulları), Allah ile birlikte başka bir tanrıya kulluk etmezler. Allah’ın haksız yere öldürülmesini haram kıldığı cana kıymazlar. Zina da etmezler. Kim bunları yaparsa günaha batmış olur. Kıyamet Günü’nde de azabı tadar, horlanmış bir halde cehennemde kalakalır.

FÂTIR: 45 “Eğer Allah, işledikleri günahlardan dolayı insanları (derhal) cezalandıracak olsaydı yeryüzünde (helâk edilmedik) bir tek canlı bırakmazdı, fakat O, belirlenmiş bir vakte kadar onlara mühlet tanır. Belirlenen süre geldiğinde de onların cezasını tam olarak verir. Çünkü Allah, kullarının bütün yaptıklarını görmektedir.

MERYEM: 16-26: Bu Kitap’ta Meryem’i de an. Hani o ailesinden ayrılarak doğu yönünde bir yere çekilmişti. Kendini onlardan olabildiğince uzak tutup sakınıyordu. Bu esnada Biz ona Ruh’u (Cebrail’i) gönderdik, Ruh ona insan şeklinde göründü. Meryem; “Senden Rahman’a sığınıyorum. Eğer Allah’tan korkuyorsan bana yaklaşma” dedi. (Cebrail) “Ben, Rabbinin sana gönderdiği bir elçiyim ve beni sana tertemiz bir erkek evlat bağışlamak için gönderdi” dedi. Meryem; “Bana hiçbir erkek eli değmemişken, iffetsiz bir kadın da olmadığıma göre benim nasıl çocuğum olabilir ki!” dedi. (Cebrail) “Haklısın” dedi. Rabbin buyurdu ki; “Bu Benim için çok kolaydır. Çünkü Biz onu insanlara bir delil ve katımızdan bir rahmet kılacağız. Bu karara bağlanmış bir hükümdür.” Böylece (Meryem) çocuğuna hamile kaldı ve gözlerden uzak bir yere çekildi. Doğum sancıları onu bir hurma ağacının dibine sürükledi. “Keşke öleydim de adı sanı unutulup gidenlerden olaydım” diye hayıflandı. Aşağıdan (biri) ona şöyle seslendi: “Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su akıttı. Hurma ağacını da kendine doğru silkele, üzerine taze hurmalar dökülsün. Ye-iç gözün aydın olsun! İnsanlardan birini görürsen “Ben Rahmana susma orucu adadım, bu yüzden bugün hiç kimseyle konuşmayacağım” diye işaret et.

MERYEM: 27,28: Nihayet onu (İsa’yı) kucağına alarak kavminin yanına döndü. Kavmi ona: “Ey Meryem! Doğrusu sen kötü bir şey yapmışsın (bir çocuk peydahlamışsın)!” Ey Harun (soyundan gelen kavmin) kız kardeşi!  Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi!” dediler.   

NEML: 57,58: Biz Lût’u ve ailesini, ona inananları kurtardık, ancak karısı hariç. Çünkü Biz, onun geride kalanlarla beraber helâk olmasını takdir etmiştik.

İSRÂ: 32: Ve sakın zinaya yaklaşmayın! Çünkü o arsızca bir hayâsızlık ve çirkin bir yoldur.    

HÛD: 77-82: Melekler Lût’a geldiklerinde, kavminin ahlâksızlığı yüzünden çok zor duruma düştü, göğsü daraldı ve “(Eyvah!) Bugün çok sıkıntılı bir gün olacak” dedi. Önceden (livata) yapmaya alışkın olan kavmi koşarak geldi. Lût onlara: “Ey kavmim! (Misafirlerime sakın dokunmayın), İşte (kavmimin) kızları. Sizin için en temiz olanı kızlarla evlenmektir. Allah’tan korkun ve beni misafirlerime rezil etmeyin. İçinizde hiç akıllı adam yok mu?” Onlar: “Sen de biliyorsun ki, bizim senin (kavminin) kızlarında gözümüz yok, aslında sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler. Lût: “Keşke size karşı koyacak bir gücüm ya da sağlam bir kaleye sığınabilme imkânım olsaydı” dedi. Melekler şöyle dediler: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar asla sana zarar veremeyecekler. Sen geceleyin aile fertlerinle birlikte çık git ve içinizden hiç kimse arkasına bakmasın, geri kalmasın. Ama karın hâriç. Çünkü sapık kavminin başına gelecek olan azab, onun da başına gelecektir. Azabın zamanı sabah vaktidir ve sabah da çok yakın, onun için acele et!” Nihayet azab hükmümüz gelince, onların yaşadıkları bölgenin altını-üstüne getirdik ve üzerlerine pişmiş, sert taşlar yağdırdık.

HİCR: 72-74: Melekler: “Ey Lût! Hayatın üzerine yemin ederiz ki, şehvet bunların başlarını döndürmüş, ne yaptıklarını bilmiyorlar” demişlerdi. Sonunda tan yeri ağarırken korkunç bir çığlık onları yakalayıvermişti. Şehrin altını-üstüne getirmiş ve üzerlerine pişmiş, sert taşlar yağdırmıştık.

ŞÛRÂ: 40: Kötülüğün karşılığı, ona denk bir cezadır. Fakat kim bağışlar ve barış yolunu seçerse onun mükâfatı Allah’a aittir, Allah zâlimleri sevmez.

NAHL: 90: Gerçek şu ki Allah; adâleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder. Yüz kızartıcı işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor!  

ANKEBÛT: 33,34: Melekler geldiğinde Lût, kavminin gelen misafirlere sarkıntılık edecekleri endişesine kapılarak ne yapacağını şaşırdı. Melekler ona: “Korkma ve bizim için tasalanma; seni, aileni ve sana inananları kurtaracağız. Ancak karın hariç, o geride kalıp helâk olanlar arasında olacak” dediler. “Biz yaptıkları ahlâksızlıklar sebebiyle bu beldenin halkına gökten bir azab indireceğiz (üzerlerine pişmiş, sert taşlar yağdıracağız).

ÂL-İ İMRÂN: 35-37: Hani İmran’ın karısı demişti ki: “Rabbim! Karnımdaki çocuğu Sana hizmete adadım, benden kabul buyur! Çünkü Sen her şeyi işiten ve her şeyi bilensin.” Fakat çocuğu doğurunca dedi ki: “Rabbim! Onu kız doğurdum, erkek kız gibi değildir. Adını Meryem koydum, ben onu ve soyunu taşlanmış şeytanın şerrinden Sana emanet ediyorum!” Bunun üzerine Rabbi onu memnuniyetle kabul etti, onu bir çiçek gibi yetiştirdi ve Zekeriya’nın himayesine verdi. Zekeriya onu ne zaman mabette ziyaret etse, yanında yiyecekler görürdü. Ona sordu: “Ey Meryem, bunlar sana nereden geliyor?” Meryem de: “Bunlar Allah katındandır. Allah dilediğine sınırsız nimetler bahşeder” dedi.

AHZÂB: 30: Ey Nebi hanımları! İçinizden her kim açık bir hayasızlık yaparsa onun azabı (mümin hür kadınlara göre) ikiye katlanır, zira bu Allah için çok kolaydır.

AHZÂB: 36: Allah ve Rasulü bir hüküm verdiği zaman, hiçbir mümin erkek ve mümin kadının (başka bir) tercih hakları yoktur. Kim Allah ve Rasulünün emrine aykırı hareket ederse işte o apaçık bir sapıklığa gömülmüş olur.

NİSA: 15: Kadınlarınızdan o yüz kızartıcı (sevicilik) suçunu işleyenlere karşı aranızdan dört şahit getirin. Bunlar (dört kişi) şahitlik ederlerse, onları ölünceye kadar yahut Allah onlara (tevbe ve/veya evlilik gibi) bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin.

NİSA: 16: Aranızdan iki erkek fuhuş (livata) yaparsa onları cezalandırın. Eğer tevbe edip durumlarını düzeltirlerse artık onları cezalandırmaktan vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri kabul edendir, engin merhamet sahibidir. 

NİSA: 25: Esir kadınlar evlendikten sonra yüz kızartıcı bir suç (zina) işlerlerse, onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısı (elli celde) uygulanır.  

NİSA: 34: Nüşuzundan (sadakatsizliğinden) endişe ettiğiniz karılarınıza önce nasihat edin, bu yeterli olmazsa onları yataklarında yalnız bırakın, bu da fayda vermezse bir süre ayrı yaşayın. Bundan sonra size itaat ederlerse, artık onları cezalandırmak için başka yollar aramayın (boşamaya kalkmayın). Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.

NİSA: 128: Bir kadın kocasının nüşuzundan (sadakatsizliğinden) veya yüz çevirmesinden korkarsa, aralarında uzlaşma yapmalarında iki taraf için de günah yoktur, zira uzlaşmak hayırlıdır. İnsanın nefsi ise cimrilik ve bencilliğe çok meyillidir. Eğer siz (cimrilik ve bencilliği aşıp) iyilik yapar ve sorumlu davranırsanız bilin ki, Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

NÛR: 2,3: Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz celde (kırbaç) vurun. Allah’a ve Âhiret Günü’ne inanıyorsanız onlara olan acıma duygunuz sizi Allah’ın hükümlerini uygulamaktan alıkoymasın, inananlardan bir gurup da onlara uygulanan cezaya tanıklık etsin. Zina yapan erkek ancak zinakâr bir kadınla, zina yapan bir kadın da ancak zinakâr bir erkekle evlenebilir. Zaten bu (gibi insanlarla evlenmek) müminlere çirkin gösterilmiştir (günahtır).  

NÛR: 4,5: Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup da bunu ispat için dört şahit getiremeyenlere (iftira cezası olarak) seksen celde (kırbaç) vurun ve onların şahitliğini asla kabul etmeyin. Çünkü onlar fâsıktırlar. Ancak bunun ardından tevbe ederek kendini düzeltenler müstesnadır. Çünkü Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

NÛR: 6,7: Kendinden başka şahitleri olmadığı halde eşlerini zinayla suçlayan kimselere (kocalara) gelince; onların şahitliği, “kendisinin doğru söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit göstermesi, beşincisinde de eğer yalan söylüyorsam Allah’ın lâneti benim üzerime olsun!” demesidir. (Böylece koca iftira cezasından kurtulur.)        

NÛR: 8,9: “Fakat (kadın) kocasının yalan söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit gösterir, beşincisinde de eğer kocam doğru söylüyorsa Allah’ın lâneti benim üzerime olsun!” derse (kadın zina cezasından kurtulur). [İslamî literatürde buna “Lânetleşme” denilmektedir.]

NÛR: 11-13: (Rasulün eşine) bu ağır iftirayı atanlar sizin içinizdeki bir grup (münafık) tır. Bu yapılanı kendiniz için bir kötülük sanmayın, aksine bu sizin için bir iyiliktir. Onlardan her birine günah olarak işlediğinin karşılığı ceza vardır. Elebaşı olan ve bu büyük günahı yüklenen (Abdullah b. Ubey) için de çok büyük bir azap vardır.

Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın müminlerin kendi vicdanları ile hüsn-ü zanda bulunup da “bu apaçık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi? Onların (iftiracıların) da bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki şahitler getiremediler öyleyse onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler.

NÛR: 14-17: Allah’ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı; içine daldığınız bu iftiradan dolayı dünyada ve âhirette size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi. Çünkü siz bu iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağzınızda geveleyip duruyordunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz, halbuki bu Allah katında çok büyük (günah) tır. Onu duyduğunuzda: “Bu konuda konuşmak bize yakışmaz! Bu çok büyük bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi? Eğer inanmış kimselerseniz, Allah bir daha böyle bir (iftiraya) asla bulaşmamanızı tavsiye eder.                                                   

NÛR: 19: Müminler arasında hayasızca söylentilerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da, âhirette de elem verici bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

NÛR: 22: İçinizden servet sahibi kimseler; akrabaya, yoksullara, Allah yolunda hicret etmiş olanlara (mallarından) vermeyeceklerine dair yemin etmesinler, affedici ve bağışlayıcı olsunlar. Hem Allah’ın sizi bağışlaması hoşunuza gitmez mi? Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

NÛR: 23: Hiçbir şeyden habersiz, iffetiyle yaşayan mümin kadınlara (zina) iftira edenler, dünyada ve âhirette lânetlenmişlerdir ve onlar için büyük bir azap vardır.  

YORUM:

A) KUR’AN, “ZİNA YAPAN KADIN VE ZİNA YAPAN ERKEKTEN HER BİRİNE YÜZ CELDE VURUN” DİYOR! FAKAT RECM UYGULANMASINI EMRETMİYOR!

NÛR 2: Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz celde (kırbaç) vurun. Allah’a ve Âhiret Günü’ne inanıyorsanız onlara olan acıma duygunuz sizi Allah’ın hükümlerini uygulamaktan alıkoymasın, inananlardan bir gurup da onlara uygulanan cezaya tanıklık etsin.

(Bu âyet, zina eden (zina ettiği kesinleşen) kadınlara ve erkeklere yüz celde (kırbaç) vurulacağını hiçbir tereddüt ve hiçbir tevile yer bırakmayacak şekilde açık bir şekilde emretmektedir. Kur’an’nın bu hükmünü yok sayarak recm cezasının uygulanacağını söylemek Kur’an’ın bu hükmünü inkâr etmek demektir ki, “Kur’an’ın bir âyetini inkâr eden, bütün âyetlerini inkâr etmiş sayılır” sonucuna ve bunu söyleyeni küfre götürmesi kaçınılmazdır. Sadece bu âyet, recm cezasının olmadığının yeterli delili olmasına rağmen, başka âyetlerin de bunu teyit ettiği görülmektedir.)

B) ZİNA YAPAN KADINLAR EĞER (NEBİ HANIMLARI VEYA EVLENMİŞ ESİR KADINLAR) İSELER ONLARA VERİLECEK CEZALAR FARKLI OLACAKTIR:

AHZÂB 30: “Ey Nebi hanımları! İçinizden her kim açık bir hayasızlık yaparsa onun azabı (mümin hür kadınlara göre) ikiye katlanır, zira bu Allah için çok kolaydır.” (Bir an için recm cezasının var olduğunu kabul edersek, bunu ikiye katlamak mümkün olmadığına göre Nebi hanımlarına recm cezasının iki kat olarak uygulanması imkânsız olacaktı. Bu takdirde âyet, “lafzı var fakat hükmü yok” gibi tuhaf bir duruma düşürülmüş olacaktı.)

NİSA 25: “Esir kadınlar evlendikten sonra yüz kızartıcı bir suç (zina) işlerlerse, onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısı uygulanır.” (Esir kadınlar evlendikten sonra zina ederlerse onlara verilecek ceza hür kadınlara verilen cezanın yarısı uygulanacağına göre (recm cezası var olsaydı) “yarım recm cezası” diye bir şey olmayacağına göre “lafzı var fakat hükmü yok” şeklindeki tuhaf durum burada da söz konusu olacaktı. Buradan da recm cezasının olmadığını anlamak mümkündür.) 

C) ZİNA YAPAN KADINLARA RECM CEZASI UYGULANACAK OLSAYDI ONLAR ÖLMÜŞ OLACAKLAR VE ZİNAKÂR BİR ERKEKLE EVLENMERİ DE SÖZ KONUSU OLMAYACAKTI!

NÛR 3: “Zina yapan erkek ancak zinakâr bir kadınla, zina yapan bir kadın da ancak zinakâr bir erkekle evlenebilir.” (Recm cezası uygulansaydı zina yapan kadınlar ölmüş olacaklarından onların zinakâr bir erkekle evlenmesi de söz konusu olamazdı. Dolayısıyla âyet yine hükümsüz mü kalacaktı?)

D) ZİNA YAPAN KADINLARA RECM CEZASI UYGULANSAYDI ONLARIN AF DİLEME FIRSATLARI DA OLMAYACAKTI!

FÂTIR: 45 “Eğer Allah, işledikleri günahlardan dolayı insanları (derhal) cezalandıracak olsaydı yeryüzünde (helâk edilmedik) bir tek canlı bırakmazdı, fakat O, belirlenmiş bir vakte kadar onlara mühlet tanır. Belirlenen süre geldiğinde de onların cezasını tam olarak verir. Çünkü Allah, kullarının bütün yaptıklarını görmektedir.

Bu âyete göre; eğer recm cezası gerçekten var olsaydı, zina suçunu işleyenlerin daha sonra tevbe etme şansları kalmayacak yani tevbe kapısı onlara kapatılmış olacaktı. Dolayısıyla bu âyet de hükümsüz kalacaktı. Bütün bunlardan aldığımız bilgilerle, “KUR’AN’DA RECM CEZASI YOKTUR diyoruz!

E) MERYEM’E RECM CEZASI UYGULANMAMIŞTIR! 

MERYEM 27,28: Meryem, İsa’yı kucağına alarak kavminin yanına döndüğünde: Kavmi ona “Ey Meryem! Doğrusu sen kötü bir şey yapmışsın (bir çocuk peydahlamışsın)!” “Ey Harun (soyundan gelen kabilenin) kız kardeşi!  Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi!” diyerek onun iffetli bir aileden geldiği halde “kötü bir şeyi nasıl yaptığını?” söyleyip onu kınamalarına rağmen Meryem’e recm cezası uygulamadılar!

Kavmi; Meryem’in Harun (a.s.) soyundan geldiğini söylemekte ve Musa’nın (a.s.) Allah’ın Nebi’si ve Rasulü olduğunu bilmektedir. Dolayısıyla Musa’nın (a.s.) şeriatından haberdardır. Eğer, bazılarının iddia ettikleri gibi, Musa’nın (a.s.) şeriatında recm cezası olsaydı; kavmi ona: “Ey Meryem! Doğrusu sen kötü bir şey yapmışsın (bir çocuk peydahlamışsın)!” diyerek kınadıktan sonra “Recm cezasını uygulamaya kalkmaları gerekirdi” aksi halde “Allah’ın emirlerine aykırı davranmış” olurlardı! Daha da önemlisi; Allah’ın Nebi’si olan Zekeriya (a.s.) da onların içinde yaşamaktadır. Musa’nın (a.s.) şeriatında var olduğu söylenen recm cezası eğer iddia edildiği gibi gerçekten var olsaydı, Zekeriya’nın (a.s.) bundan kesinlikle bilgisi ve haberi olurdu ve Meryem’e recm cezasını uygulatmaya kalkması gerekirdi. Zekeriya’nın (a.s.), Meryem’e recm cezası uygulatmadığı kesin olduğuna göre; bu durum MUSA’NIN (a.s.) ŞERİATINDA RECM CEZASININ OLMADIĞININ açık bir karinesi (delili) dir. Bu nedenle (Tahrif edilmemiş) TEVRAT’TA DA RECM CEZASININ OLMADIĞINI” kabul ediyoruz.

Bu durum; Rasulüllah’ın, zina yapanlara verilecek cezayla ilgili âyetler kendisine gelmeden önce, zina eden birkaç Müslümana Musa’nın (a.s.) şeriatına göre recm cezası uygulattığı ve ayrıca; Yahudi olanlardan zina yapanlara ne ceza verilmesi gerektiğini kendisine soranlara da Musa’nın (a.s) şeriatında olan recm cezasını uygulamalarını tavsiye ettiğini ifade eden “hadislerin de sahih olmadıklarını” gösterdiği kanaatındayız. 

ÖNEMLİ NOT: Kavminin, “Ey Meryem! Doğrusu sen kötü bir şey yapmışsın (bir çocuk peydahlamışsın)!” diyerek onu kınamaları, “onların zannından ibaret olup, asla gerçek değildir". Zira Meryem hiçbir suç işlememiştir ve Allah’ın takdirine ve lütfuna mazhar olmuş bir kişidir.

F) ZİNA YAPAN ERKEKLERE DE RECM CEZASI UYGULANACAK MIDIR?

Zina fiili ve suçu; biri kadın, diğeri erkek olan iki kişi tarafından işlenmektedir. Zina yapan kadınlara recm cezası uygulanmalı diyenler, bu kadınla zina yapmış olan erkeğe neden recm cezası uygulanmalı demiyorlar? Kadını cezalandırıp, erkeği cezadan muaf tutmanın mantığı ve dayanağı var mıdır? Elbette böyle bir şeyin hiçbir izahı yoktur ve olamaz. Kur’an’ın açık hükümlerine rağmen, “recm cezası vardır diyenler” bu görüş ve yorumlarını tekrar-tekrar gözden geçirmelidirler.

SONUÇ: “RECM CEZASI KUR’AN’DA YOKTUR, VE (tahrif edilmemiş) TEVRAT’TA DA YOKTUR!.”

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*