13 Aralık 2019 Cuma
MENÜ
SON YAZILAR

5) ÖLDÜRÜLENLER İÇİN KISAS HAKKI RİSALESİ

5) ÖLDÜRÜLENLER İÇİN KISAS HAKKI RİSALESİ:

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

Bakara 2.178: Ey iman edenler! (Haksız yere) öldürülenler hakkında size kısas (adil karşılık) farz kılındı. Hürü öldüren hür, esiri öldüren esir, kadını öldüren kadın (kısas edilir). Kim, öldürülenin kardeşi (mirasçısı) tarafından bir bedel karşılığı bağışlanırsa marufa uygun olarak bedeli güzelce ödesin. Böyle olması, Rabbiniz tarafından yapılmış bir hafifletme ve bir iyiliktir. Kim bundan sonra da düşmanlığa devam ederse (haddi aşarsa), ona acı bir azap vardır. (4.93*5.45*6.151*17.33*25.68)

Bakara 2.179: Ey Ulü'l-elbâb (aklı selim ve sağduyu sahipleri)! Kısasta sizin için hayat vardır, belki bu sayede (birbirinizin kanını dökmekten) korunursunuz.

Bakara 2.194: Haram aya saygı, ona saygı duyanlara karşıdır, yasaklar karşılıklıdır. Size kim saldırırsa, siz de o saldırıya denk bir saldırı yapın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve şunu bilin ki Allah, kendisinden çekinip korunanlarla beraberdir.

Nisa 4.85: Kim bir iyiliğe aracılık ederse onun getirisinden (sevabından) bir pay alır. Kim de bir kötülüğe (haksızlığa) aracılık ederse, onun vebalinden bir pay alır. Zira Allah, her şeye bir ölçü koyan ve her işin karşılığını verendir. (5.2)

Nisa 4.92: Hataen olması hariç, bir müminin diğer bir mümini öldürmeye asla hakkı yoktur. Hataen bir mümini öldürenin; mümin bir esiri özgürlüğüne kavuşturması ve öldürülenin ailesine diyet (kan bedeli) ödemesi gerekir, eğer onlar diyeti bağışlarlarsa o başka. Yanlışlıkla öldürülen mümin size düşman olan bir topluma mensup ise o zaman mümin bir esiri özgürlüğe kavuşturmak gerekir (ayrıca diyet ödemek gerekmez). Ama, sizinle sulh anlaşması olan bir topluma mensupsa, mümin bir esiri özgürlüğüne kavuşturmak ve ayrıca diyet ödemek gerekir. Buna imkân bulamayanlar, tevbesinin Allah tarafından kabulü için peş-peşe iki ay oruç tutmalıdır. Zira Allah, her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet edendir.

Nisa 4.93: Kim bir mümini kasten öldürürse onun (âhiretteki) cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetleyip rahmetinden uzaklaştırmış ve onun için büyük azap hazırlamıştır. (2.178*5.45*6.137*17.33)

Maide 5.2: Ey iman edenler!..Allah’ın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın. Günahkârlık ve saldırganlık hususunda birbirinize destek olmayın. Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının. Zira Allah’ın azabı çok şiddetlidir. (4.85)

Maide 5.27: (Rasulüm!) Bunlara iki Ademoğluna ait şu gerçek olayı anlat. Bir gün ikisi de Allah’a kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen “Seni kesinlikle öldüreceğim!” deyince kardeşi ”Allah sadece takva sahiplerinin ibadetini kabul eder” demişti.

Maide 5.28: ”Ama sen beni öldürmek için el kaldırsan bile ben seni öldürmek için el kaldırmayacağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”

Maide 5.29: ”Böylece, hem beni öldürmenin günahını hem de kendi günahını yüklenip cehennem halkından olmanı dilerim. Zalimlerin cezası işte budur.”

Maide 5.30: Kurbanı kabul edilmeyen, kardeşini öldürme konusunda nefsine mağlup oldu ve onu öldürdü. Böylece kaybedenlerden oldu.

Maide 5.31: Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstersin diye yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O da, "Yazıklar olsun bana, ben bu karganın yaptığını yapamayacak, kardeşimin cesedini gömemeyecek kadar aciz biri miyim? deyip yaptığına pişman oldu.

Maide 5.32: Bundan dolayı İsrailoğulları’na şöyle vahyettik: Öldürülen bir cana karşılık (kısas) olmaksızın veya yeryüzünde fitne-fesadı önlemek gayesiyle olmaksızın; kim bir insanı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur. Elçilerimiz İsrailoğulları’na, (adam öldürme ve fesad çıkarmanın günah olduğunu bildiren) açık delillerle gelmişlerdi, buna rağmen onların çoğu aşırılıktan vazgeçmediler.

Maide 5.33: Allah’a ve Rasulü’ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğu (fitne-fesadı) yaymaya çalışanların cezası sadece (işledikleri suça göre); ya öldürülmeleri, veya asılmaları, yahut ellerinin ve ayaklarının çapraz olarak kesilmesi, veyahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bunlar,dünyada uğrayacakları rezilliktir. Ahirette ise onları büyük bir azap beklemektedir.

Maide 5.34:Ancak, siz onlara hâkim olmadan (ele geçirmeden) önce tevbe ederlerse başka. Bilin ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

Maide 5.45: Onlara o kitapta (Tevrat’ta) şunu yazdık: Cana-can, göze-göz, buruna-burun, kulağa-kulak, dişe-diş ve yaralamalara kısas (adil karşılık) vardır. Kim bağışlarsa (kısas hakkından vazgeçerse) kendi günahları için keffaret olur. Ama, Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. (2.178*4.93*6.151*17.33*25.68)

En’am 6.137: Suç ortakları bu paylaştırmayı, müşriklerin çoğuna güzel gösterdikleri gibi onları mahvetmek ve dinlerini iyice bozmak için çocuklarını öldürmeyi bile güzel gösteriyordu. Bu gibi konularda tercihi Allah yapsaydı elbette bunu yapamazlardı. Öyleyse sen onları, yalan ve iftiralarıyla başbaşa bırak.

En’am 6.151: Onlara de ki: “Gelin size Allah’ın neleri farz kıldığını bildireyim: Allah’tan başka varlıklara ilâhlıh yakıştırmayın, Ana-babaya iyi davranın, açlık korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, çünkü sizin rızkınızı da çocuklarınızın rızkını da O verir, açık veya gizli hiçbir günaha ve hayasızlığa yaklaşmayın. Haklı bir sebep olmaksızın Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın.” Allah bunları emretmektedir ki aklınızı kullanıp hatalara düşmeyin. (2.178*4.93*17.33*25.68)

A’râf 7.123,124: Firavun: “Ben size izin vermeden O’na nasıl inanırsınız? Bu sizin benim şehrimde bana haince kurduğunuz bir tuzaktır. Fakat, yakında size gününüzü göstereceğim!” ”Dönekliğinizden dolayı kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi.

Enfâl 8.30: O kâfirler bir zamanlar seni hapsetmek veya seni öldürmek yahut seni sürgün etmek için tuzaklar kuruyorlardı. Allah da onların tuzaklarını boşa çıkarıyordu. Allah, tuzakları boşa çıkaranların en hayırlısıdır.

Yûsuf 12.7-10: Yusuf ile kardeşlerinin kıssasında ibret almak isteyenler için nice dersler vardır. Bir gün Yusuf’un kardeşleri kendi aralarında şöyle konuşuyordu: “Biz güçlü bir aile olduğumuz halde babamızın Yusuf’a ve onun öz kardeşine (Bünyamin’e) olan sevgisi bize olan sevgisinden çok fazla. Babamız gerçekten açıkça yanılgı içindedir.” İçlerinden biri: “Yusuf’u öldürün veya bir yere götürüp atın ki babamızın ilgisi bize yönelsin. Ondan sonra da tevbe eder iyi kimseler oluruz” dedi. Onlardan biri de şöyle dedi: “Yusuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine atın da gelip-geçen kervanlardan birisi onu bulup alsın. Eğer ona bir şey yapacaksanız böyle yapın”

Nahl 16.58,59: Onlardan birine “kızın oldu” diye müjde verildiğinde, öfkeden yüzü kapkara kesilir. Kendisine verilen müjdenin utancıyla halktan gizlenmeye çalışır. Aşağılanmayı göze alarak onu sağ mı bıraksın, yoksa toprağa mı gömsün? Bakın, ne kötü hüküm veriyorlar.

Nahl 16.126: (Ey inananlar!) Eğer (birisini) cezalandıracak olursanız, size yapılanın misliyle (yapılan kadarıyla) cezalandırın. Yok eğer sabrederseniz (cezadan vazgeçerseniz) bu sizin için daha hayırlıdır.

İsrâ 17.31: Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onların rızkını da, sizin rızkınızı da Biz veriyoruz. Şüphesiz onları öldürmek büyük bir günahtır.

İsrâ 17.33: Haklı sebepler olmadıkça, Allah’ın dokunulmaz kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse onun velisine kısas (adil karşılık) için yetki verdik. O da katili öldürme işinde aşırılığa kaçmasın, çünkü o (kısas hakkı verilerek) zaten yardım görmüştür. (2.178*4.93*5.45*6.151*25.68)

Tâhâ 20.40: Kız kardeşin seni takip etmiş ve onlara “Ona bakabilecek birini size bulayım mı?” demişti. En sonunda seni annene kavuşturduk ki, onun da gözü aydın olsun ve üzülmesin. Derken büyümüş ve (hataen) bir adam öldürmüştün. Biz seni o sıkıntıdan da kurtarmış ve pek çok sınavdan geçirerek yetiştirmiştik. Nihayet yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın. En sonunda takdir ettiğimiz şekilde buraya geldin ey Musa!

Tâhâ 20.71: Firavun: “Benden izin almadan onun Rabbine iman ettiniz, öyle mi? Demek ki size sihri öğreten en büyük ustanız oymuş. Fakat dönekliğinizden dolayı ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi hurma ağaçlarına asacağım. Böylece siz de hangimizin azabının daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu iyice anlamış olacaksınız.”

Furkân 25.68-69: Onlar, Allah’la beraber başka bir ilaha yalvarıp-yakarmazlar, meşru ve haklı bir sebep olmadan Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymazlar, zina da etmezler. Çünkü kim bunları yaparsa günaha batmış olur. Ve Kıyamet Gününde onun azabı katlanacak ve onursuzca orada kalacaktır. (2.178*4.93*5.45*6.151*17.33)

Şu’arâ 26.49: .(Firavun): “Ben izin vermeden ona inandınız ha? Demek ki size sihri öğreten üstadınız o. Dönekliğiniz yüzünden ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi.

Kasas 28.15-17: Musa, halkının onu fark edemeyeceği bir sırada kente indi. Biri kendi kavminden, diğeri düşman tarafından (Mısır’lı Kıpti) olan iki kişinin kavga ettiklerini gördü. Kendi kavminden olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa adama bir yumruk vurunca o adam öldü. Musa: “Bu şeytanın işidir, çünkü o insanı yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır” dedi. (Ve) “Ey Rabbim! Ben kendime kötülük ettim, ne olur beni affet!” dedi. Bunun üzerine Allah da onu affetti, şüphesin O çok bağışlayan, çok merhamet edendir.  (Musa yine) ”Rabbim! Bana lütfettiğin nimetler hakkı için artık bundan böyle suçlu/haksız kimselere asla yardım etmeyeceğim” dedi.

Şûrâ 42.40: Bir kötülüğün cezası, ancak ona denk bir karşılık olabilir. Ancak, kim affeder ve barış yaparsa işte onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphe yok ki O, zalimleri asla sevmez.

Şûrâ 42.41,42: Haksız bir saldırıya karşı meşru müdafaa yapanlar (hakkını alanlar) hiçbir şekilde sorumlu tutulamazlar. Sorumlu olanlar, insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere saldırganlık yapanlardır. Onların hakkı elem verici bir azaptır.

Özel teşekkür: Sorduğu sorularla bu risaleyi “Barış Pınarı Harekâtı’nın” başladığı ilk anlarda yazmama vesile olan Üniversite 2. sınıf öğrencisi Fatma A. İlhan kızımıza teşekkür ediyorum. Şûrâ 41,42nci âyetleri yazıp çalışmayı bitirince televizyon izlemek için salona gittiğimde “Barış Pınarı Harekâtının” başlamış olduğunu gördüm ve bunun ne büyük bir tevafuk olduğunu düşündüm! Çünkü yazdığım son âyetler bize, “Barış Pınarı Harekâtının” haklı olduğunu anlatıyordu. Rabbime binlerce defa hamd olsun, ordumuz ve milletimiz muzaffer olsun inşallah! (Harun Sorkun 09.Ekim.2019)

 

 

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*