7 Haziran 2020 Pazar
MENÜ
SON YAZILAR

13) SECAVEND RİSALESİ (Âyetleri anlamada Secavend’in olumsuz rolüne bir örnek: Al-i İmran:7) 

13) SECAVEND RİSALESİ (Âyetleri anlamada Secavend’in olumsuz rolüne örnek: Al-i İmran:7) 

SECAVEND NEDİR:  

*Google Notu: Ebu Abdullah Muhammed b. Tayfur es-Secavendi el Gaznevi. Gazne’nin Secavend köyünde doğmuştur, (ö. 560/1165). Kur’an’ın doğru okunabilmesi için, metinde olmadığı halde sonradan ilave edilen vakfe/durak ve geçiş yerlerini gösteren işaretlere bu kişinin adına izafeten “Secavend” denilmiştir.

*Prof. Ekrem Buğra Ekinci:

Dinî Lügat, Sayfa-543: Kur’an’ın manasına uygun ve doğru okunabilmesi için durak ve geçiş yerlerini gösteren cim, mim, ze, tı, sad gibi işaretlere “Secavend” denir.

*M. İslâmoğlu:

Kur’an’ı anlama yöntemi-Tefsir Usülü, Sayfa 156-157: Kur’an’a sonradan konulan işaretlerden biri de, Kur’an’daki durakları ifade eden “Secavend” lerdir. Muhammed b. Tayfur es-Secavendi (ö. 560/1165), bugünkü noktalama işaretlerine benzeyen bir yöntemi Mushaf’a uyarladı. Bununla amaçlanan, Kur’an okuyanın nefesini anlama (manaya) göre ayarlamasını sağlamak, dur-geç noktalarını doğru göstermekti. Kur’an’ı okuma ve anlamayı kolaylaştırma amacı taşıyan bu noktalama, harflerle kodlandı. Secavendi’ye ait durakların kod harfleri ve anlamları şudur: Kıf: Dur. : Mutlaka dur. Mim: Dursan iyi olur. Cim: Durman iyi, geçmen caizdir. Sâd: Nefesin yetmiyorsa dur, sonra da kaldığın yerden devam et. Kaf: Mecbur kalmadıkça durma. Lâm-Elif: Asla durma. Ze: Durmasan iyi, durman caizdir. İkiz üç nokta (Muâneke vakfı): Birinde durursan diğerinde geç. Ayn: Parağraf sonu, bölüm tamamlandı, namazda rükuya varabilirsin.

Fakat bu duraklar bazen isabetsiz, bazen de asla olmaması gereken yerde bulunmaktadır. Özellikle paragraf ve konu değişimini ifade eden “ayn”lar çoğu zaman ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Zira “ayn”lar, bazen bölünmesi asla doğru olmayan paragraf ortalarına denk gelmekte, eğer “ayn”a uyulursa ‘söz belinin tam ortasından kırılmış olmaktadır’. Biz mealimizde ve tefsirimizde Secavendi’nin “ayn”larına aldırmaksızın baştan sona Kur’an’ı anlam eksenli olarak paragraflandırma çabasına giriştik. Tabii ki, “ayn”lar için geçerli olan, diğer işaretler için de söz konusudur.   

*(Ayrıca Bak.: Prof. Zeki Duman: Secavendi’nin Manaya Tesir Eden Önemli Üç Durak Hatası www.zekiduman.com)                                                                         

(Hicri 560 yılında vefat eden Secavendi’nin, Rasulullah’tan yaklaşık beş yüz sene sonra yaşamış olduğunu, dolayısıyla Secavend işaretlerinin de Kur’an’ın Mushaf olarak toplanmasından yaklaşık beş yüz sene sonra kullanılmış olduğuna dikkat etmek gerekmektedir. H.S.)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

Al-i İmran 3.7.Sana bu Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem (açıkça anlaşılan ve hüküm bildiren) âyetlerdir, bunlar Kitab’ın anasını (esasını) teşkil ederler, diğerleri ise müteşabih (benzeşen) âyetlerdir. İçlerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu (kendi arzularına göre) tevil etmek için müteşabih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini (asıl anlamını) ancak Allah ve “biz buna inanırız hepsi de Rabbimiz katındandır" diyen ilimde derinleşmiş olanlar (râsihûn) bilir. Gerçekten de bunları sadece aklı selim ve sağduyu sahipleri (ulül elbâb) düşünüp anlayabilir. (2.269*39.18)

BU SORUN NEREDEN KAYNAKLANMAKTADIR?

Bize göre buradaki sorun, “Secavend” işaretlerinden birisi olan “vakfenin” hatalı bir yere konulmuş olmasından kaynaklanmaktadır ve bu durumun izahı aşağıda yapılmaktadır:

A) “Halbuki onun tevilini (asıl anlamını) ancak Allah bilir.” den hemen sonraya vakfe/durak işareti konulursa mana şöyle olmaktadır ve hatalıdır:

“Sana bu Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem (açıkça anlaşılan ve hüküm bildiren) âyetlerdir, bunlar Kitab’ın anasını (esasını) teşkil ederler, diğerleri ise müteşabih (benzeşen) âyetlerdir. İçlerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu (kendi arzularına göre) tevil etmek için müteşabih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini (asıl anlamını) ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar (râsihûn) da, “Biz buna inanırız hepsi de Rabbimiz katındandır" derler. Gerçekten de bunları sadece aklı selim ve sağduyu sahipleri (Ulû’l-elbab) düşünüp anlayabilir.

B) “Halbuki onun tevilini (asıl anlamını) ancak Allah bilir” denildiği takdirde, Rasulullah da dahil olmak üzere Allah’tan başka hiç kimse onun tevilini (asıl anlamını) bilemez denilmiş olmaktadır ki, bu durum Kur’an’ın indiriliş gayesine de aykırıdır. Çünkü, tevilini (asıl anlamını) Allah’tan başka hiç kimsenin bilemediği âyetlerin indirilmiş olmasının bir anlamı kalmayacağı gibi, tevilini (asıl anlamını) bilemedikleri âyetlerden insanların sorumlu tutulmaları da Allah’ın adaletine uymaz.

Bu bakımdan, bize göre “vakfe/durak” işaretinin yerinin burası olması asla mümkün değildir.

C) “Vakfe” işaretini, “ilimde derinleşmiş olanlar (râsihûn) bilir” den sonraya koyarsak mana şöyle olacaktır:

“Halbuki onun tevilini (asıl anlamını) sadece Allah ve biz buna inanırız hepsi de Rabbimiz katındandır diyen ilimde derinleşmiş olanlar (râsihûn) bilir. Gerçekten de bunları sadece aklı selim ve sağduyu sahipleri (ulül elbâb) düşünüp anlayabilir.”

Mana bu şekilde anlaşıldığında ise, âyetlerin başta Rasulullah tarafından, sonra da ilimde derinleşmiş olanlar (râsihûn) ve “ulül elbâb” tarafından anlaşılacağı aşikârdır. Buna göre, Rasulullah ve ilimde derinleşmiş olanlar (râsihûn) ve ”ulül elbâb” âyetlerin hükümlerinden hem kendileri sorumlu tutulacaklar ve hem de başkalarına tebliğ edeceklerdir. Bu sayede; “diğer müslümanların da müteşabih âyetlerin tevilinden (asıl anlamından) doğru bilgi sahibi olmaları mümkün olacak ve böylece onların da sorumlu olmaları sağlanmış olacaktır.”

Bu bakımlardan bize göre, “vakfe”nin yerinin burası olması gerekli ve zorunludur.

Kur’an’ın yarıdan fazlasının müteşabih âyetlerden meydana geldiğini söyledikleri halde, “Müteşebih âyetlerin tevilini (asıl anlamını) sadece Allah bilir” şeklinde mana vermiş olanların; “Kur’an âyetlerinin yarıdan fazlasının tevilinin (asıl anlamının) Allah’tan başka hiçbir kimse tarafından bilinemeyeceğini” zımnen söylemiş olduklarını ve bu konuyu bir defa daha düşünmeleri gerektiğini kendilerine hatırlatmayı bir görev kabul ediyoruz.                 

(NOT: Kur’an meali ve Tefsiri olarak faydalandığımız kaynaklardan bizim bu görüşümüzü paylaşan müelliflerin isimleri: Akın,A-Atay,H-Bayraklı,B-Eliaçık,Rİ-Cihangir,S-İslamoğlu,M (Bk.39.23 dipnot:27)-Mâtürîdî,EM-Özdemir,G-Öztürk,YN-Şener,AK-Tekin,A-Yılmaz,H-Yüksel,E (Edip Yüksel, Mesaj, Kuran Çevirisi 15. Baskıda: ”Onların tevilini yalnızca Allah bilir.” Şeklinde meal verdiği halde, YooTube’da “Onların tevilini Allah ve ilimde derinleşenler bilir” şeklinde meal verdiği görülmektedir.)

(NOT: Müteşabih (benzeşen) kelimesi; 5 sûrede ve 8 âyette geçmektedir:2.25,70,118*3.7*6.99,141*13.16*39,23)

BU KONUDA ÂYETLER NE DİYOR:

Bakara 2.269.Allah, doğru tercihte bulunarak O’nun yolunda çaba sarfedene hikmeti verir. Kime hikmet verilmişse ona çok büyük bir nimet bahşedilmiş demektir. Ancak, bu bilgiyi Ulü’l-elbâb’dan (sağduyu sahiplerinden) başkası elde edemez. (3.7*39.18)

Hud 11.1,2.Elif-Lâm-Râ! Bu Kitap, her şeyi yerli yerince yapan ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından âyetleri muhkem kılınmış ve ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu, Allah’tan başkasına kul olmamanız içindir. Ben de O’nun katından size gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.

Yûsuf 12.2.Düşünüp anlamanız için Biz onu Arapça (kümeler) olarak indirdik.

Yûsuf 12.111.Bu Rasullerin kıssalarında akıllı kimselerin çıkaracağı dersler vardır. Bu Kur’an, (insanlar tarafından) uydurulabilecek bir söz değildir. O, kendinden öncekileri tasdik eder, her şeyi detaylıca açıklar, iman eden kimselere de doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmettir.

İbrahim 14.4.Biz, mesajı açık ve net olarak iletmesi için her Rasulü kendi kavminin diliyle gönderdik. Allah, bundan sonradır ki; sapıklığı tercih edeni sapık sayar, hidayeti tercih edeni de yoluna kabul eder. O, her işinde mükemmel olan ve her hükmünde tam isabet edendir.

İbrahim 14.52.Bu (Kur’an) insanlar için bir mesajdır. Artık onunla uyarılsınlar ve bilsinler ki tek ilah Allah’tır. Akıl sahipleri düşünüp bundan ibret alsınlar!

İsrâ 17.41.Biz bu Kur’an’da (hakikatı) tüm boyutlarıyla açıkladık ki düşünüp ders alabilsinler, fakat (inatları yüzünden) bu onların nefret edip uzaklaşmalarına yol açtı.

İsrâ 17.89.Kur’an’da insanlara her örneği değişik şekillerde açıkladık. Ama insanların çoğu, nankörlük ederek her şeye direnirler.

Meryem 19.97.İman edenlere onunla müjde vermen ve inkâr edenleri de onunla uyarman için Kur’an’ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık.

Tâhâ 20.113.İşte böylece onu Arapça bir Kur’an (âyetler kümesi) olarak indirdik. Tüm uyarıları bütün boyutlarıyla ortaya koyduk ki, belki Allah’a karşı sorumlu davranırlar veya onlara bir ibret olur.

Furkân 25.50. Biz o suyu (yağmuru), ders almaları için çeşitli şekillerde insanlara anlatıyoruz. Ama insanların çoğu nankörlükte direniyorlar.

Şuara 26.1,2.Tâ-Sîn-Mîm! Bunlar, açık ve açıklayıcı olan Kitab’ın (Kur’an’ın) âyetleridir.

Kasas 28.2.Bunlar, özünde açık olan ve gerçeği açıkça ortaya koyan Kitab’ın âyetleridir.

Kasas 28.51.Doğrusu Biz vahyi, düşünüp iyi anlamaları için (toptan değil) belli aralıklarla peyderpey indirdik.

Sâd 38.29.Bu bereketli Kitab’ı (Kur’an’ı) sana indirdik ki, insanlar onun mesajları üzerinde iyice düşünsünler ve ulul-elbâb (akıl sahipleri) ondan ders alsınlar.

Zümer 39.18.Sözü dinleyip onun en güzeline (Allah’ın sözüne) uyan kullarımı müjdele! Allah’ın doğru yola yönelteceği kimseler işte bunlardır. Bunlar, aklı selim ve sağduyu sahipleri (ulül elbâb) dır.

Zümer 39.23.Allah sözlerin en güzelini, müteşabih (birbirine benzeşen) ve mesânilerden (ikişerlilerden) oluşan bir Kitap olarak indirmiştir. Rablerine derin bir saygı duyanların ondan tüyleri ürperir, sonra Allah’ın rahmetini hatırladıklarında kalpleri ve tüyleri yumuşar, sakinleşir. İşte bu Allah’ın hidayetidir, tercih edeni doğru yola eriştirir. (Niyeti ve yaptıklarıyla) sapan kimselere ise artık hiç kimse doğru yolu gösteremez. (4.88*6.39*13.33*42.46)

Zümer 39.27.Biz Kur’an’da, insanların düşünüp ders almaları için her türlü olayı örnek olarak verdik.

Zümer 39.28.Hem de bunları, içinde hiçbir eğrilik ve hiçbir çelişki bulunmayan Arap diliyle (Arapça) indirdiğimiz bir Kur’an olarak anlattık ki Allah’a karşı sorumlu davranabilsinler.

Fussilet 41.1-3.Hâ-Mîm. Bu, Rahman ve Rahîm olan Allah’ın katından indirilmiştir. Âyetleri, bilen bir topluluk için ayrıntılı olarak açıklanmış Arapça okunan bir Kitaptır.

Fussilet 41.44.Eğer onu yabancı dilde okunan bir Kitap olarak indirseydik onlar mutlaka: “Bu Kitab’ın âyetlerinin (Arapça olarak) ayrıntılı bir şekilde açıklanması gerekmez miydi? Bir Arab’a yabancı dilde bir kitap öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir rehber ve şifadır. İnanmayanlara gelince, (sanki) onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalıdır. Onlara uzak bir yerden seslenilmekte gibi davranıyorlar.  

Şûrâ 42.7.İşte böyle; Anakent (Mekke) halkını ve çevresindekileri kendisinde hiç şüphe bulunmayan Mahşer Günü ile uyarman için sana Arapça (okunan) bir Kur’an vahyettik. O Gün, insanların bir kısmı cennette, bir kısmı da cehennemde olacaktır.

Zuhruf 43.2-4. Hakkı açıklayan, apaçık (mübin) Kitab’a andolsun ki, Düşünüp anlamanız için Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. O, katımızdaki Ana Kitap’ta (Levh-i Mahfûz’da) bulunan pek yüce ve hikmet dolu bir Kur’an’dır.

Duhân 44.58.Bunu (Kur’an’ı) senin dilinle kolay anlaşılır hale getirdik ki akıllarını başlarına alsınlar.

Kamer 54.17.Andolsun, Biz Kur’an’ı, düşünüp öğüt almanız için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu? 

Kamer 54.22.Andolsun, Biz Kur’an’ı, düşünüp öğüt almanız için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu? 

Kamer 54.32.Andolsun, Biz Kur’an’ı, düşünüp öğüt almanız için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu? 

Kamer 54.40.Andolsun, Biz Kur’an’ı, düşünüp öğüt almanız için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu? 

SONUÇ:

1)Sana bu Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem (açıkça anlaşılan ve hüküm bildiren) âyetlerdir, bunlar Kitab’ın anasını (esasını) teşkil ederler, diğerleri ise müteşabih (benzeşen) âyetlerdir. İçlerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu (kendi arzularına göre) tevil etmek için müteşabih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini (asıl anlamını) sadece Allah ve biz buna inanırız hepsi de Rabbimiz katındandır diyen ilimde derinleşmiş olanlar (râsihûn) bilir. Gerçekten de bunları sadece aklı selim ve sağduyu sahipleri (ulül elbâb) düşünüp anlayabilir.” (Al-i İmran 3.7)

2)“Bu Kitap, Allah tarafından âyetleri muhkem kılınmış ve ayrıntılı olarak açıklanmıştır!” (Hud 11.1-2)

3)Düşünüp anlamanız için Biz onu Arapça (kümeler) olarak indirdik. (Yûsuf 12.2)

4)Hakkı açıklayan, apaçık (mübin) Kitab’a andolsun ki, düşünüp anlamanız için Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. O, katımızdaki Ana Kitap’ta (Levh-i Mahfûz’da) bulunan pek yüce ve hikmet dolu bir Kur’an’dır. (Zuhruf 43.2-4)

Yukarıdaki âyetler, Kur’an’ın apaçık ve anlaşılır olduğunu gösteren âyetlerden sadece birkaçıdır. Buna benzer onlarca âyeti delil göstermek mümkündür.

Hatalı bir yere konulan vakfe/durak dikkate alınarak birçok meal ve tefsirde, M. İslamoğlu’nun ifadesiyle; “söz belinin tam ortasından kırılmış” ve âyete hatalı manaların verilmesine yol açmıştır. Halbuki diğer âyetlerle birlikte ve Kur’an’ın bir bütün olarak ele alınması halinde âyete doğru mana verilmesi son derece kolay olmaktadır.

Allah, insanlara sadece “Gayb ve Son Saat (Kıyametin Kopacağı Saat)” hakkında bilgi vermemiştir. Kur’an’ın indiriliş gayesi; insanların Kur’an’ın hükümlerini anlayarak hayatlarına tatbik etmelerini temin etmektir. Gönderilen bütün Nebi/Rasullerin görevi de insanları vahyin hükümleriyle “müjdelemek ve uyarmaktır”.

Araf 7.187.Sana Kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Rabbimin katındadır…”

Neml.27.65.De ki: “Göklerde ve yerde bulunanların hiçbiri gaybı bilmezler. Gaybı sadece Allah bilir.”

Lokman 31.34.”Şüphesiz ki, Kıyametin ne zaman kopacağına dair bilgi yalnız Allah katındadır…”

(25.Kasım.2019 Harun Sorkun)

 

                                                      

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*