15 Aralık 2019 Pazar
MENÜ
SON YAZILAR

ENFÂL SÛRESİ

(Enfâl Sûresi, Medine’de hicri 2nci yılda Bedir Savaşı bağlamında inmiş olup, adını birinci âyette geçen ve “ganimetler” anlamına gelen “enfâl” kelimesinden almıştır ve 75 âyettir. Mushafda 8nci ve inişte 93ncü sıradadır. Ancak, 30-37nci âyetlerin Mekke’de indiğine dair rivayetler de vardır.)

 

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.


1.Sana ganimetleri soruyorlar. De ki: “Ganimetler (hakkındaki hüküm) Allah’a ve Rasûlüne aittir. Allah’ın (vereceği hükme) karşı gelmekten sakının ve (ganimet) tartışmalarına son verip aranızı düzeltin, eğer gerçekten inanıyorsanız Allah’a ve Rasûlüne itaat edin.”

2.Müminler o kimselerdir ki; Allah’ın adı anıldığı zaman kalpleri ürperir ve onlara Allah’ın âyetleri okunduğu zaman bu onların imanını artırır, onlar yalnızca Rablerine güvenip-dayanırlar.                       

3.Onlar namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcarlar.   

4.İşte gerçek müminler bunlardır. Onlar için Rableri katında yüksek dereceler, bağışlanma ve bol rızık vardır.                                                                                            

 5.Rabbin hak uğruna (müşriklerle savaş için) seni evinden çıkardığı zaman, müminlerden bir bölümü bundan hiç hoşlanmamıştı.

6. Hakikat ortaya çıkmasına rağmen, göz göre-göre ölüme gidiyorlarmış gibi (bu hususta) seninle tartışıyorlardı.

7.Hani Allah size, iki topluluktan birinin sizin olacağını vadediyordu. Siz, zayıf olanı (kervanı) ele geçirmek istiyordunuz. Halbuki Allah, size olan vaadini gerçekleştirmek ve kâfirlerin kökünü kazımak istiyordu.

8.Allah, müşrikler hoşlanmasa da hakkı yüceltmek ve bâtılı ortadan kaldırmak istemektedir.                                                                                                                         

9.Hani siz (Bedir’de) Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da: ”Birbiri ardınca (inecek) bin melekle size yardım edeceğim” diye duanıza cevap vermişti.

10.Allah bunu bir müjde olsun ve bu sayede kalpleriniz sükuna kavuşsun diye yapmıştı. Bilin ki; yardım sadece Allah katındandır. Elbette Allah, her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet edendir.

11.Allah, o gün sizi güven içinde uykuya daldırmıştı. Sizi arındırmak, şeytanın etkisini gidermek, kalplerinizi sakinleştirmek ve ayaklarınızı sağlamlaştırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırmıştı.

12.Allah, meleklere buyurdu: “Siz, müminlere cesaret verin, Ben’im kendileriyle birlikte olduğumu ve kâfirlerin yüreğine korku salacağımı da bilsinler. Onlar, kâfirlerin boyunlarına vursunlar ve (onların silah tutan) parmaklarını kırsınlar!”

13.Çünkü kâfirler Allah’ın ve Rasulü’nün karşısında yer aldılar. Kim Allah ve Rasulü’nün karşısında yer alırsa bilsin ki Allah, işlenen suçla ceza arasında sıkı bir bağ kurar.

14.Şimdi bu yenilginin acısını tadın. Kafirler için, âhirette cehennem azabı olduğunu da bilin.

15.Ey iman edenler! Kâfirlerle cephede karşılaştığınız zaman sakın arkanızı dönüp kaçmayın!

16.Mevzi değiştirme veya taktik geri çekilme gibi durumlar dışında kim öyle bir günde savaştan kaçarsa, Allah’ın gazabına uğrar ve gideceği yer cehennem olur. Orası ne kötü bir varış yeridir!

17.Savaşta onları siz öldürmediniz, onları Allah (Allah’ın yardımı) öldürdü. Attığın zaman (oku) sen atmadın fakat Allah (Allah’ın yardımı) attı, bunu da müminleri güzel bir imtihan kazanmaları için yaptı. Doğrusu Allah işitendir, bilendir.

18. İşte gördünüz, Allah size (meleklerle) yardım etti, kâfirlerin tuzaklarını ve hilelerini de boşa çıkardı.

19.(Ey kâfirler!) Gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorsanız işte ortaya çıktı. Bundan sonra küfür ve isyandan vazgeçerseniz sizin hayrınıza olur. Rasüle inananlarla tekrar savaşmaya kalkışırsanız, Biz de onlara yardım etmeye devam ederiz, sayınızın çok olması size bir fayda vermez. Çünkü Allah inananlarla beraberdir.

20.Ey iman edenler! Allah’a ve O’nun Rasulüne itaat edin, işitip tasdik ettiğiniz halde ona karşı gelmeyin. 

21.”İşittik ve tasdik ettik” dedikleri halde aksine davrananlar (müşrikler) gibi olmayın.

22.Allah katında canlıların en kötüsü, hakikate karşı sağır ve dilsiz kesilerek aklını kullanmayan kimselerdir.

23.Allah, onlarda (inanma eğilimi gibi) iyi bir hal görseydi onların (Rasulü) dinlemelerini sağlardı. (İnanma eğiliminde olmadıklarından) dinleseler bile onlar yine de yüz çevirirlerdi.

24.Ey iman edenler! Allah ve Rasulü size hayat verecek şeye (yeryüzünde güçlü kılacak bir savaşa) çağırdığı zaman, bu çağrıya mutlaka uyun. İyi bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (müminlere cesaret, kâfirlere korku verir) ve sonunda hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız.

25.(Allah ve Rasulünün çağrısına uymazsanız) Yalnızca içinizdeki zalimleri vurmakla kalmayacak olan felaketin size de dokunmasından korkun ve Allah’ın suçla ceza arasında sıkı bir bağ kurduğunu da unutmayın. 

26.Hatırlayın! Bir zamanlar yaşadığınız yerde (Mekke’de) siz ezilen azınlık bir topluluktunuz, insanların sizi kapıp-götürmesinden korkuyordunuz. Allah size yer-yurt verdi, yardımıyla sizi destekledi ve temiz rızıklar ihsan etti. Siz yalnız O’na şükredin.

27.Ey iman edenler! Allah’a ve Rasulüne ihanet etmeyin, size emanet edilenlere bile bile hıyanet etmeyin.

28.Bilin ki mallarınız da çocuklarınız da imtihan içindir. Büyük mükâfat sadece Allah katındadır.

29.Ey iman edenler! Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle hareket ederseniz, Allah size hak ile bâtılı birbirinden ayırma kabiliyetini (Furkân’ı) bahşeder, günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.

30.O kâfirler bir zamanlar seni hapsetmek veya seni öldürmek yahut seni sürgün etmek için tuzaklar kuruyorlardı. Allah da onların tuzaklarını boşa çıkarıyordu. Allah, tuzakları boşa çıkaranların en hayırlısıdır. 

31.Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman “Biz (bunun gibi sözleri) önceden de duymuştuk. İstesek benzer sözleri bizde söyleyebiliriz. Hem bunlar eskilerin masallarından başka bir şey değil” derler.

32.Bir zaman da “Allah’ım! Bu (Kur’an) eğer senin katından gelen bir hakikatse o zaman gökten üzerimize taş yağdır, ya da bize can yakıcı bir azap gönder!” diye alay etmişlerdi.

33.Halbuki sen onların arasındayken Allah onları cezalandırmaz, ayrıca af diledikleri sürece de azap edecek değildir.

34.Onlar, inananları Mescid-i Haram’dan engellemekteyken Allah’ın onları cezalandırmaması için haklı bir gerekçeleri olabilir mi? Ayrıca, Mescid-i Haram’a hizmete layık olanlar sadece Allah’tan çekinenlerdir. Ama onların çoğu bunu bilmezler.

35.Onların (kâfirlerin) Beytullah’ta ibadet diye yaptıkları ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibarettir. Haydi, ısrarla inkâr etmenizden dolayı azabı tadın!

36.Kâfirler, insanları Allah yolundan döndürmek için servetlerini harcarlar,  daha da harcayacaklar. Sonra bütün bu harcamalar onlarda üzüntü ve hayal kırıklığına dönüşecek, zira umduklarını elde edemeyip mağlup olacaklar. Ahirette ise bu kâfirler cehenneme atılacaklardır.

37.Sonunda Allah, kâfiri müminden ayıracak, kâfirleri bir araya toplayacak ve hepsini cehenneme tıkacaktır. Kâfirler, ahirette hüsrana uğrayacak olanlardır.

38.Rasulüm! Kâfirler eğer iman ederlerse geçmiş günahlarının bağışlanacağını, seninle tekrar savaşmaya kalkarlarsa önceki inkârcı kavimlerin olduğu gibi helâk olacaklarını onlara bildir.

39.(Ey iman edenler!) O halde siz, fitne (inanca baskı ve zulüm) sona erinceye ve Allah’ın dini tamamen hâkim oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer onlar fitneye (inanca baskıya ve zulme) son verirlerse Allah onların yaptıklarını görmektedir.                                                                                     

40.Fakat (onlar) yüz çevirecek olurlarsa bilin ki Allah sizin mevlânızdır. O, ne güzel mevlâ, ne güzel yardımcıdır.

41.(Ey iman edenler!) Savaşta elde ettiğiniz ganimetlerin beşte biri; Allah’a, Rasulüne, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara, (kalanı da mücahitlere) aittir. Eğer siz hak ile batılın saflarının ayrıştığı (Bedir’de) o gün, Allah’a ve kulumuz Muhammed’e indirdiklerimize inanıyorsanız bu paylaşımı kabul edersiniz. Allah her şeye bir ölçü koyandır.

42.O zaman siz vadinin (Medine’ye) yakın ucunda, onlar ise uzak tarafındaydı, kervan da sizden hayli aşağılardaydı. Şayet onlarla sözleşmiş olsaydınız bile böyle denk getiremezdiniz. Fakat Allah, düşmanı helak edip sizi muzaffer kılmak için böyle yaptı ki, helak olan Hakkın müdahalesiyle helak olduğunu, muzaffer olan da Hakkın müdahalesiyle muzaffer olduğunu bilsin. Zira Allah her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.

43.(Ey Rasulüm!) Allah onları sana az gösteriyordu. Eğer (oldukları gibi) çok gösterseydi cesaretinizi kaybedip savaşıp-savaşmama konusunda anlaşmazlığa düşerdiniz. Fakat Allah, sizi bu hale düşmekten korudu çünkü O, kalplerinizde oluşan duyguları çok iyi bilir.

44.Hani o gün (Bedir’de) karşı-karşıya geldiğinizde onları size az gösteriyor, sizi de onlara az gösteriyordu. Allah, olması mukadder bir iş gerçekleşsin diye böyle yaptı. Zaten sonunda bütün işler Allah’a dönecektir.

45.Ey iman edenler! Savaşta düşmanla karşı-karşıya geldiğinizde sabredin ve direnin. Allah’ı sürekli anın ki başarıya ulaşasınız. 

46.Allah’a ve Rasulüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin, yoksa cesaretinizi gücünüzü kaybedersiniz. Karşılaştığınız sıkıntı ve zorluklara sabredin, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

47.Çalım satarak ve gösteriş yaparak yurtlarından çıkarak insanları Allah yolundan engelleyen müşrikler gibi olmayın. Allah onların yapıp-ettiklerini bilmektedir.

48.O zaman şeytan, yaptıklarını güzel göstererek müşriklere dedi ki: “Bugün, insanlardan sizi yenebilecek kimse yoktur çünkü ben de size yardım edeceğim!” Fakat iki ordu karşı-karşıya gelince de: “Ben sizden ayrılıyorum, çünkü ben sizin görmediklerinizi (melekleri) görüyorum, ben Allah’tan korkarım. Allah, suçla ceza arasında sıkı bir bağ kurar!” diyerek onları bırakıp-kaçtı.

49.Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık (iman etmekte kararsız) olanlar: “Bu müslümanları (Muhammed’in) vaadleri aldatmış, oysa yenilecekleri besbelli!” diyorlardı. Halbuki kim Allah’a güvenip dayanırsa Allah onu üstün kılar. Çünkü Allah karşı konulamaz bir güce sahiptir ve yaptığı her işi en güzel bir şekilde yapandır.

50.Melekler canlarını alırken o kâfirlerin halini bir görseydin! Onların suratlarına ve sırtlarına vurarak derler ki: “Haydi cehennemin yakıcı azabını tadın bakalım!” 

51.”Bu yakıcı azap sizin yaptıklarınızın karşılığıdır. Zira Allah, hiçbir kuluna asla haksızlık etmez.”

52.Onların hali, tıpkı Firavun hanedanı ve daha öncekilerin haline benzer. Onlar da Allah’ın âyetlerini inkâr etmişlerdi de, Allah onları günâhları yüzünden yakalamıştı. Allah güçlüdür ve suçla ceza arasında sıkı bir bağ kurar.

53.Bu Allah’ın yasasıdır: Bir topluluk kendi hayat tarzını değiştirmedikçe Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez, Allah işiten ve bilendir.

54.Bu kâfirler, Firavun hanedanının ve onlardan önceki kavimlerin yolunu izlediler. Onlar Allah’ın âyetlerini yalanlamışlardı. Biz de onları günahları yüzünden helak etmiş, Firavun hanedanını da suda boğmuştuk. Çünkü onların hepsi zalimlerdendi.

55.Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü, küfürde direnen ve asla iman etmeyecek olan kâfirlerdir.

56.(Kâfirler) kendileriyle yaptığın her antlaşmanın ardından sözlerini yerine getirmezler ve antlaşmaları ihlal ederler.

57.(Rasulüm!) Savaşta onları öyle bir darmadağın et ki, arka çıkanlara da ders olsun ve akıllarını başlarına alsınlar.

58.Antlaşma yaptığın bir topluluğun hainlik yapacağından bir bilgiye istinaden endişe edersen, sen de antlaşmayı bozduğunu onlara açıkça bildir. Çünkü Allah sözünde durmayanları sevmez.

59.O kâfirler Allah’ın azabından kaçıp kurtulacaklarını sanmasınlar, asla kurtulamazlar.

60.(Ey iman edenler!) Allah’ın düşmanlarını, kendi düşmanlarınızı ve ayrıca sizin bilmediğiniz ancak Allah’ın bildiği diğer düşmanlarınızı korkutup-caydırmak için gücünüz yettiği kadar kuvvet ve atlı (mobil) birlikler hazırlayın. Allah yolunda harcadığınız her şeyin mükafatı size tam olarak verilecek ve en küçük bir haksızlığa da uğratılmayacaksınız. 

61.(Rasulüm!) O kâfirler barış yapmak isterlerse sen de barıştan yana ol ve Allah’a güvenip dayan. Çünkü Allah her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.

62.Sana oyun kurup, aldatmak isterlerse Allah sana yeter. O, kendi yardımıyla ve müminlerle seni desteklemektedir.

63.Müminlerin kalplerini birbirlerine ısındıran da O’dur. Sen dünya kadar mal harcasaydın onların kalplerini birbirine ısındıramazdın, ama Allah onları birbirine sevdirdi. Üstün olan ve kararları doğru olan O’dur.

64.Ey Nebi! Allah, yar ve yardımcı olarak sana da sana uyan müminlere de yeter.

65.Ey Nebi! Müminleri cesaretlendirerek savaşa teşvik et. Sizden sabırlı yirmi kişi, onlardan iki yüz kişiyi yener. Sizden sabırlı yüz kişi, kâfirlerden bin kişiyi mağlup eder. Çünkü onlar, Allah yolunda savaşın ve ölümün gerçek manasını bilmeyen bir topluluktur.

66.Ama Allah, sizde bir zafiyet olduğunu gördüğü için yükünüzü hafifletti; bu durumda sizden sabreden yüz kişi onlardan iki yüz kişiye galip gelir. Sizden sabreden bin kişi de Allah’ın izniyle onlardan iki bin kişiyi mağlup eder. Bilin ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

67.Savaş alanında düşmana karşı ezici bir üstünlük sağlamadan, hiçbir Nebinin esir alması uygun değildir. Siz (ganimet ve fidye gibi) dünya menfaatini istiyordunuz, Allah ise sonrasını (ahiret mükâfatını kazanmanızı) istiyordu. Allah üstün olan ve doğru kararlar verendir. (Bk. Muhammed 47/4)

68.Eğer Allah’ın daha önceden yazdığı bir hüküm olmasaydı, müşrikleri esir almanızdan dolayı büyük bir azaba uğrardınız. (Bk. Rum 30/1-5)

69.Ama, aldığınız ganimetleri rahatlıkla yiyebilirsiniz. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.

70.Ey Nebi! Elinizdeki esirlere de ki: “Allah eğer kalplerinizin imana meyilli olduğunuzu görürse, sizden alınandan daha fazlasını size verir ve günahlarınızı bağışlar.” Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.

71.Eğer onlar (müşrikler) sana hainlik etmek isterlerse (bil ki), onlar daha önce Allah’a hainlik etmeye kalkmışlardı da, Allah onlara karşı sana güç ve imkân vermişti. Allah her şeyi bilen ve en doğru kararları verendir.

72.İman edip hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler (muhacirler) ve bunlara kucak açıp yardım edenler (ensar), işte bunlar birbirlerinin gerçek dostu ve yardımcılarıdır. İman ettiği halde hicret etmemiş olan kimselere, onlar (müşriklerle yaşamaktan vazgeçip) hicret edinceye kadar sizin onları koruyup-kollama sorumluluğunuz yoktur. Bununla beraber, onlar dinlerini korumak için sizden yardım talebinde bulunurlarsa, aranızda barış antlaşması olan bir kavme karşı olmadıkça, onlara yardım etmeniz gerekir. Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.

73.Kâfirler birbirlerinin dostudur. Eğer sizler (müminler) de birbirinize dost olmazsanız kendi yurdunuzda dirlik ve düzen bozulur, büyük bir fitne çıkar ve büyük bir fesat meydana gelir.

74.İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler (muhacirler) ile bunlara kucak açıp yardım edenler (ensar), işte onlar gerçek müminlerdir ve onlar için Rablerinden bağışlanma ve (cennette) güzel rızıklar vardır.

75.Daha sonra iman edip hicret eden ve Allah yolunda sizinle birlikte cihad edenler de sizdendir. Ama akraba olan müslümanlar birbirlerine (varis olarak) daha yakındırlar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

 

 

 

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*