15 Aralık 2019 Pazar
MENÜ
SON YAZILAR

İBRÂHÎM SÛRESİ

14/72 İBRÂHÎM SÛRESİ

 (Sûrenin ana teması Allah’a kayıtsız-şartsız teslimiyettir. Sûrenin 35-41nci âyetlerinde İbrâhîm’in ailesini Allah’a kayıtsız-şartsız emanet ediş kıssası anlatıldığından bu adı almıştır. Mekke‘de inmiş olup 52 âyettir.)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.Elif-Lâm-Râ! İşte bu, insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarman için indirilmiş bir Kitap’tır. Daima üstün olanın ve her işinde mükemmel olanın yoluna çıkarman için. 

2.O Allah’tır ki, göklerde ve yerde olan her şey O’na aittir. Kâfirlerin, suçlarıyla orantılı bir cezadan dolayı çekecekleri ceza var. 

3.Onlar, dünya hayatını ahirete tercih ederler, başkalarını da Allah yolundan çevirmeye ve o yolu çapraşık ve dolambaçlı göstermeye çalışırlar. Böylece onlar derin bir sapıklığın içindedirler. 

4.Biz, mesajı açık ve net olarak iletmesi için her Rasulü kendi kavminin diliyle gönderdik. Allah, bundan sonradır ki; sapıklığı tercih edeni sapık sayar, hidayeti tercih edeni de yoluna kabul eder. O, her işinde mükemmel olan ve her hükmünde tam isabet edendir.

5.Musa’yı da âyetlerimizle göndermiş ve “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın geçmiş kavimlere verdiği nimet ve felâket günlerini hatırlat” demiştik. Çünkü bunlarda, sabreden ve görevlerini yerine getirenler için nice dersler vardır. 

6.Bir zamanlar Musa kavmine şöyle demişti: “Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın, hani sizi Firavun hanedanından kurtarmıştı. Onlar size en ağır işkenceleri yapıyor, erkek çocuklarınızı boğazlayıp kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda, Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardı.” 

7.Rabbiniz size şunu da bildirmişti: “Eğer siz şükrederseniz, verdiğim nimetleri daha da artırırım. Ama nankörlük ederseniz suçunuza uygun ceza vereceğimi de unutmayın.” 

8.Musa şunu da dedi: “Siz ve yeryüzündeki herkes inkârda direnseniz de bunun Allah’a hiçbir zararı olmaz, çünkü Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. O, her türlü övgüye layıktır.” 

9.Sizden önce yaşamış Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelen ve haklarında  Allah’tan başka kimsenin bir şey bilmediği kavimlerin bilgisi size ulaşmadı mı? Rasulleri onlara apaçık deliller getirmişler ama onlar lafı ağızlarına tıkarak şöyle demişlerdi: “Bizi inanmaya çağırdığınız şeyin doğruluğu konusunda derin bir şüphe içindeyiz.” 

10.Rasuller de: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah hakkında şüphe edilir mi hiç? O, günahlarınızı bağışlamak için sizi imana çağırıyor ve belirlenen eceliniz gelinceye kadar size süre veriyor” demişlerdi. Onlar ise “Siz de tıpkı bizim gibi bir insansınız, atalarımızın taptığı şeyden bizi çevirmek istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir delil getirin” demişlerdi. 

11.Rasuller şöyle dedi: “Evet, biz de tıpkı sizin gibi bir insanız, ama Allah kullarından (rasullüğü) dilediğine lutfeder. Allah’ın izni olmadan biz size bir delil de, bir mucize de getiremeyiz. O halde müminler sadece Allah’a güvenip-dayansınlar.” 

12.”Bize gideceğimiz yolları O gösterdiği halde biz neden Allah’a güvenip-dayanmayalım? Bize çektireceğiniz eziyetlere de katlanırız. Dayanacak yer arayanlar, yalnız Allah’a güvenip-dayansınlar.” 

13.İnkâr edenler, Rasullere: “Ya dinimize dönersiniz ya da biz sizi ülkemizden çıkarırız” dediler. Allah da Rasullere şöyle vahyetti: “O zâlimleri kesinlikle etkisiz hale getireceğiz!” 

14.”Onların ardından bu topraklara sizi yerleştireceğiz. Bu söz, huzurumda hesap vermekten ve azabımdan korkan kimseler içindir.” 

15.Rasuller, kâfirlere karşı yardım istediler, Allah onlara yardım etti ve sonunda zâlimler perişan olup gittiler. 

16.Bu perişan olup gitmeyi cehennem azabı takip edecek, orada irinli-kanlı su verilecek. 

17.O suyu yutmaya çalışacaklar fakat kolay-kolay yutamayacaklar. Ölüm her taraftan onları saracak fakat ölüp de kurtulamayacaklar, ardından azap daha da ağırlaşacaktır.

18.Rablerini inkâr edenlerin yaptıkları (iyi şeyler), fırtınalı bir günde şiddetli rüzgârların savurduğu küle benzer. Yaptıkları uçup gider, onlara bir faydası olmaz. Telafisi mümkün olmayan kayıp işte budur! 

19.Allah’ın gökleri ve yeri gerçek (gerçekleri gösterir) bir şekilde yarattığını görmedin mi? O dilerse (uygun görürse), sizi yok eder ve yerinize yeni bir topluluk getirir. 

20.Bunu yapmak Allah’a hiç de zor gelmez. 

21.Mahşer Gününde insanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacaklar. Zayıflar, büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: “Biz, size uymuştuk. Şimdi siz, Allah’ın azabının küçük bir kısmından bizi kurtarabilir misiniz?” Onlar şöyle cevap verecekler: “Allah bizi hidayete erdirseydi biz de size doğru yolu gösterirdik. Artık şimdi sızlansak da sabretsek de bizim için kurtuluş yoktur, kaçıp-sığınacağımız bir yer de yoktur.” 

22.Hesaplar görülüp iş bitince şeytan şöyle der: “Allah size gerçekleşmesi kesin olan bir vaatte bulundu. Ben de size vaatte bulundum ama sözümü tutmadım. Aslında benim sizi zorlayacak bir gücüm de yoktu. Ben sizi inkâra (küfre) çağırdım, siz de benim davetime uydunuz (balıklama atladınız). O halde beni suçlamayın, asıl kendinizi suçlayın! Bugün ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Dünyada iken beni Allah’a ortak koşmanızı da (ilahi mahkemede) reddediyorum!” Elbette zalimlerin hakkı, elem verici bir azaba mahkûm olmaktır. 

23.İman edip salih amel işleyenler, altlarından ırmaklar akan cennetlere konulur ve  Rablerinin izniyle orada ebedi kalırlar. Birbirlerine olan dilek ve temennilerini ise “selam size” diye ifade ederler. 

24.Görmüyor musun, Allah nasıl bir misal veriyor? O, güzel sözü; köklerini sağlam olarak yerin derinliklerine salmış ve dalları göklere uzanmış güzel bir ağaca benzetiyor.

25.O ağaç, Rabbinin izniyle her hasat mevsiminde meyvesini verip-durur. Allah, düşünüp ders almaları için insanlara böyle misaller veriyor. 

26.Kötü bir söz de, kökü yerden sökülerek ayakta durması mümkün olmayan çürük bir ağaç gibidir.

27.Allah iman edenleri (inanıp-güvenenleri), hem dünyada hem de ahirette sapasağlam tutar. Zâlimleri de sapık sayar. Allah, yaptıklarını sünnetullaha (koyduğu kurala) uygun yapar. 

28.Allah’ın nimetlerine karşılık şükretmek yerine nankörlük edenleri görmedin mi? Bunlar, kendi toplumlarını da en kötü yere sürüklerler.

29.Yani cehenneme sürüklerler, hepsi cehenneme girecektir. Orası ne kötü bir konaklama yeridir. 

30.Onlar insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, O’na denk saydıkları birtakım ilâhlar uydurdular. Onlara de ki: “Dünyanın sefasını biraz sürün ama, varacağınız yer ateştir.” 

31.(Rasulüm!) İman eden kullarıma söyle: Hiçbir pazarlığın ve eş-dost ilişkisinin işe yaramayacağı hesap günü gelip-çatmadan önce; namazlarını hakkıyla kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizlide veya açıkta hayra harcasınlar. 

32.Allah, gökleri ve yeri yaratandır. Gökten indirdiği yağmurla, size rızık olarak yerden ürünler çıkarır. Koyduğu kanunlara uygun olarak denizde yüzüp-giden gemileri hizmetinize veren ve sizi ırmaklardan yararlandıran da O’dur. 

33.Yörüngelerinde akıp-giden Güneş’i ve Ay’ı; geceyi ve gündüzü istifadenize vermiştir. 

34.Allah size istediğiniz her şeyden vermiştir. Allah’ın verdiği nimetleri saymakla bitiremezsiniz. Ama insan çok zalim ve çok nankördür.

35.İbrahim, bir gün şöyle dua etti: “Rabbim! Burayı (Mekke’yi) güvenli bir şehir yap, beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan koru." 

36.”Rabbim! Onlar (putlar), insanların birçoğunun yoldan çıkmasına sebep oldular. Bundan böyle kim bana uyarsa o bendendir, kim de bana karşı gelirse (o, Sana kalmıştır) elbette Sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” 

37.”Rabbimiz! Ben soyumdan bir kısmını ekip-biçmeye elverişsiz bir vadiye, Sen’in Mukaddes Beyt’inin (Kabe’nin) yanına yerleştirdim. Rabbimiz! Kulluklarını hakkıyla yerine getirebilsinler diye böyle yaptım. İnsanların gönüllerini onlara meylettir, onları bereketli ürünlerle rızıklandır, umulur ki onlar da (bunun) şükrünü eda ederler.” 

38.”Rabbimiz! Sen, bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilirsin. Çünkü, yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” 

39.”Yaşlılığıma rağmen bana İsmail’i ve İshak’ı bahşeden Allah’a hamdolsun. Gerçekten de benim Rabbim duaları işitendir.” 

40.”Rabbim! Beni ve neslimden gelenleri ibadet ve kulluğun hakkını verenlerden kıl ve dualarımı kabul buyur!” 

41.”Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün; beni, anamı-babamı ve bütün müminleri bağışla.” 

42.(Rasulüm!) Zâlimlerin yaptıklarından Allah’ın habersiz olduğunu sanma! O sadece, onlarla hesaplaşmayı korkudan gözlerin dışarıya fırlayacağı bir güne ertelemektedir. 

43.O gün onlar; bir kurtuluş ararcasına başları yukarıya dikilmiş, gözleri donup kalmış ve akılları başlarından gitmiş bir halde çağrıldıkları yere doğru koşarlar. 

44.(Rasulüm!) Sen insanları böyle bir azabın geleceği günle uyar. O gün zalimler: “Rabbimiz! Bizi kısa bir süreliğine geri gönder de davetine kabul edelim ve Rasulüne uyalım” derler. (Onlara şöyle denilecek) Dünyada iken, “Ölümden sonra dirilme ve hesap verme diye bir şey yok diyen siz değil miydiniz?”  

45.Üstelik, sizden önce yaşamış (Ad, Semud gibi) kavimlerin yaşadıkları yerlerde yaşıyordunuz. Onları nasıl helak ettiğimizi de öğrenmiştiniz. Ayrıca, ölümden sonra diriliş için size örnekler de vermiştik. 

46.Ama onlar tuzaklarına devam ettiler, onların tuzakları dağları yerinden oynatacak kadar güçlü olsa bile, Allah onların bütün yaptıklarını bilmektedir. 

47.Allah’ın Rasullerine verdiği (yardım ve zafer) vaadinden döneceğini zannetme! Unutma ki Allah, kişiye yaptığının cezasını verir. O, yüceler yücesidir. 

48.İşte o gün; yer başka bir yere dönüşecek, gökler de başka göklere dönüşecektir. İnsanlar kabirlerinden kalkıp, o günün tek hâkimi olan ve her şeyi kudretine boyun eğdiren Allah’ın huzuruna çıkarılacaklardır. 

49.O gün, günahkârları zincirlerle birbirlerine bağlandığını göreceksin. 

50.Onların elbiseleri katrandandır, yüzlerini ise cehennemin ateşi bürüyecektir. 

51.Allah, böylece herkese kazandığının karşılığını verecektir. Allah hesabı çabuk görendir. 

52.Bu (Kur’an) insanlar için bir mesajdır. Artık onunla uyarılsınlar ve bilsinler ki tek ilah Allah’tır. Akıl sahipleri düşünüp bundan ibret alsınlar! 

 

 

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*