9 Aralık 2019 Pazartesi
MENÜ
SON YAZILAR

NAHL SÛRESİ

16/70 NAHL SÛRESİ  

(Sûre, “balarısı” manasına gelen adını 68inci âyette geçen “Nahl” kelimesinden almaktadır. Mushaf’ta 16ncı sırada, inişte 70inci sıradadır. Mekke döneminde inmiş olup 128 âyettir.)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.Allah’ın (Kıyamet ve azapla ilgili) emri mutlaka gelecektir, onun bir an önce gelmesini istemeyin. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden uzak ve yücedir. 

2.Allah, kullarından tercih ettiği kişiye Kendi tarafından bir vahiyle melekleri indirir ve onlara (Rasullere) şöyle buyurur: “İnsanları uyarın ki, Ben’den başka ilah yoktur, o halde Bana karşı gelmekten sakınsınlar.” 

3.Allah gökleri ve yeri gerçek varlıklar olarak yüce bir amaçla yaratmıştır. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzak ve yücedir. 

4.O insanı döllenmiş yumurtadan yaratmıştır. Bir de bakarsın ki (o insan) Allah’a açık bir düşman kesilir. 

5.En’amı da (koyun, keçi, sığır ve deveyi) O yarattı. Onlardan; pek çok yararlarına ilaveten sizi ısıtan giysiler ve sizi besleyen yiyecekler elde edersiniz. 

6.Onları akşam ağıla alırken, sabah otlatmaya götürürken hoşlanır, ayrı bir zevk alırsınız.

7.Güçlükle gidebileceğiniz yerlere yükünüzü onlar taşırlar. İyi bilin ki, Rabbiniz çok şefkatli ve çok merhametlidir.

8.Atları, katırları ve eşekleri sizin için hem binek hem de hoşlanmanız için O yarattı, bilemediğiniz daha neler-neler yaratır. 

9.Allah doğru yolu gösterir, ancak yolun eğrisi de vardır. Allah, tercihi (insanlara bırakmayıp) kendisi yapsaydı hepinizi doğru yola getirirdi. 

10.Gökten yağmuru indiren O’dur. Ondan hem siz içersiniz, hem de hayvanları otlattığınız bitkiler içerler (istifade ederler). 

11.Onunla sizin için; ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve daha nice ürünler bitirir. Düşünen bir topluluk için bunda kesin belgeler (âyetler) vardır.

12.Allah, Geceyi-Gündüzü, Güneşi-Ay’ı ve Yıldızları sizin hizmetinize verdi. Aklını kullanan bir topluluk için bunda kesin belgeler (âyetler) vardır. 

13.Yeryüzünde sizin için yarattığı çeşit-çeşit nimetler var. Aklını kullanan bir topluluk için bunda kesin belgeler (âyetler) vardır. 

14.Taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyasını (inci-mercan) çıkarmanız için denizi de hizmetinize O verdi. Gemilerin denizde suları yara-yara gittiğini görürsün. Bütün bunlar, Rabbinizin nimetlerinden nasibinizi aramanız, faydalanıp O’na şükretmeniz içindir. 

15.O, sizi çok sarsmasın diye yere sağlam dağlar yerleştirdi. Gideceğiniz yere ulaşmanız için de ırmaklar ve yollar koydu. 

16.İnsanlar birçok işaretlerle ve yıldızlarla (Kutup Yıldızı) yönlerini bulurlar. 

17.Yaratan yaratamayan gibi olur mu hiç? Düşünüp ders almayacak mısınız? 

18.Allah’ın verdiği nimetleri saymaya kalksanız, sayamazsınız. Ama Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir. 

19.Allah sizin gizlice yaptıklarınızı da, açıkça yaptıklarınızı da bilir. 

20.Allah ile (ilah diye) aralarına koydukları (putlar), hiçbir şey yaratamazlar. Zaten onların kendileri yaratılmışlardır. 

21.Onlar birer ölüdür, diri değillerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilemezler. 

22.Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Ahirete inanmayanların kalpleri, büyüklük taslamaları yüzünden (bu hakikatı) inkâra meyletmiştir. 

23.Allah, nasıl olsa onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilmektedir. O, büyüklük taslayanları sevmez. 

24.Onlara “Rabbiniz size ne indirdi?” diye sorulduğunda, “eskilerin masallarını” derler. 

25.Böylece Kıyamet Günü; kendi günahlarının yükünü tamamen, bilgisizlikleri sebebiyle saptırdıklarının vebalini ise kısmen yüklenmiş olurlar. Baksanıza ne kötü bir yük yükleniyorlar! 

26.Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah, onların tuzak kurdukları yapıları temellerinden sarsıp tavanlarını tepelerine yıktı ve azap onlara hiç beklemedikleri bir yerden geliverdi. 

27.Sonunda Kıyamet Günü; Allah, onları rezil edecek ve “Uğruna mücadele ederek Bana ortak koştuklarınız hani nerede?” diye onlara soracaktır. Kendilerine ilim verilmiş olanlar da “Bugün bütün rezillikler ve bütün kötülükler kâfirler içindir” diyecekler. 

28.Melekler onların canlarını (işkence ederek) alırken, kendilerine yazık eden o kâfirler teslimiyet gösterirler ve “Biz kötü bir şey yapmıyorduk ki” derler. “Evet yaptınız, sizin neler yaptığınızı Allah çok iyi bilir!” 

29.”Haydi, bir daha çıkmamak üzere cehennemin kapılarından içeri girin! Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür.” 

30.Takva sahiplerine “Rabbiniz indirdiği nedir?” diye sorulduğunda, onlar da “Hayırlar ve iyilik-güzellik” diyeceklerdir. Bu dünyada iyilik yapanlar iyilik bulacaklardır. Ahiret yurdu elbette daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir. 

31.Müttakiler içinden ırmaklar akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Diledikleri her şey orada vardır. Allah, takvâ sahiplerini işte böyle mükâfatlandırır.

32.Bunlar, meleklerin iyi kimseler olarak canlarını aldıkları kimselerdir. “Size selam olsun, yaptıklarınıza karşılık olarak cennete girin!” denilir. 

33.(O inkârcılar) neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin veya Rabbinin (helâk) emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Daha öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmedi ama onlar kendilerine zulmettiler. 

34.Öyle ki, işledikleri kötülükler kendi başlarına yıkıldı ve alay edip-durdukları azap onları kuşattı. ediler ki: “Allah dileseydi biz de, atalarımız da O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık. O’nun haram kıldıklarından başkasını da haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı (suçu Allah’a atmışlardı). Rasullere düşen, her şeyi açıkça ortaya koyan tebliğden başkası değildir. 

35.Müşrikler dediler ki: “Allah dileseydi biz de, atalarımız da O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık. O’nun haram kıldıklarından başkasını da haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı (suçu Allah’a atmışlardı). Rasullere düşen, her şeyi açıkça ortaya koyan tebliğden başkası değildir. 

36.Biz her topluma (ümmete), “Allah’a kulluk etmeleri ve azgınlardan uzak durmaları için” uyaran bir Rasul gönderdik. Onların içinden Allah’ın yoluna uyan kimseler de oldu, tercihleri sebebiyle sapıklığı hak edenler de oldu. Yeryüzünü dolaşın da dini yalanlayanların sonunun ne olduğu bir görün. 

37.Sen onların doğru yola erişmeleri için uğraşsan da, Allah onları (kötü niyet ve amelleri yüzünden) yola getirmez. Onların yardımcıları da yoktur. 

38.Onlar “Allah, ölen bir kimseyi Kıyamet Gününde tekrar diriltmez” diye en büyük yemini ettiler. Hayır, elbette diriltecektir. Bu Allah’ın verdiği kesin bir sözdür ama insanların çoğu bunu bilmezler. 

39.Tekrar diriltecek ki, anlaşmazlığa düştükleri konuları onlara açıklasın ve kâfirler (âyetleri görmezden gelenler) yalancı olduklarını anlasınlar.

40.Gerçek şu ki, bir şeyin olmasını istediğimizde ona “Ol!” dememiz yeterlidir, o da hemen oluş sürecine girer. 

41.Uğradıkları zulmün ardından Allah yolunda hicret edenleri dünyada güzel bir konuma yerleştiririz. Bunun öbür dünyadaki mükâfatı çok daha büyük olacaktır. (İnkârcılar) keşke bunu kavrayabilselerdi. 42.Onlar, eza ve cefaya direnen ve sadece Rablerine güvenip-dayanan kimselerdir.

43.(Ey Rasul!) Senden önce gönderdiğimiz Rasuller de kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başkası değildi. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline (önceki vahiylerin mensuplarına) sorun.

44.Biz onları, açık belgelerle ve hikmet dolu sayfalarla gönderdik. Sana da zikri (Kitabı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, bu sayede belki onlar da düşünürler.

45.Entrikaya dayalı düzen kuranlar, Allah’ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden, ya da beklemedikleri bir yerden üzerlerine azabın gelmesinden güvende midirler?

46.Veya gezip-dolaşırken, asla savamayacakları bir azabın onları yakalamasından güvende mi oldular?

47.Yahut, korkulu bir bekleyiş içindeyken azabın onları yakalamayacağından emin midirler? (Bilin ki) Sizin Rabbiniz çok şefkatli ve çok merhametlidir.

48.Onlar, Allah’ın yarattığı şeylerin gölgelerinin Allah’a secde halinde (boyun eğerek) uzayıp-kısalarak yer değiştirdiğini görüp-düşünmüyorlar mı?

49.Göklerde ve yerde bulunan bütün canlılar ve melekler büyüklük taslamadan yalnız Allah’a secde ederler (boyun eğerler).

50.Onlar, üzerlerinde egemen olan Rablerinden korkarlar ve kendilerine emredileni yaparlar.

51.Allah buyurdu ki: “İki (ya da daha fazla) ilah edinmeyin. O, sadece tek bir ilahtır. Öyleyse sadece Bana karşı gelmekten sakının!”

52.Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Kulluk ve itaat da daima ve sadece O’na yapılmalıdır. Yoksa siz Allah’tan başkasından mı sakınıyorsunuz?

53.Sahip olduğunuz bütün nimetler Allah’tandır. Ne zaman başınıza bir sıkıntı gelse yalnız O’na yalvarırsınız.                                                                                                                                 

54.Allah sıkıntınızı giderdiğinde, içinizden bazıları hemen Rablerine ortak koşarlar.

55.(Böyle yapmaları) kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmelerindendir. O halde bir süre daha (dünyalıklardan) faydalanın bakalım, yakında başınıza gelecekleri göreceksiniz.

56.Bir de, kendilerine rızık olarak verdiklerimiz (hayvanlar ve ekinlerden), hakkında bir şey bilmedikleri (putlara) pay ayırıyorlar. Allah şahittir ki, iftira ettiğiniz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

57.Kızları Allah’a isnat ediyorlar. Hâşâ! O, bundan (çocuk edinmekten) münezzehtir. Özledikleri erkek çocukları ise kendilerine mal ediyorlar.

58.Onlardan birine “kızın oldu” diye müjde verildiğinde, öfkeden yüzü kapkara kesilir.

59.Kendisine verilen müjdenin utancıyla halktan gizlenmeye çalışır. Aşağılanmayı göze alarak onu sağ mı bıraksın, yoksa toprağa mı gömsün? Bakın, ne kötü hüküm veriyorlar.

60.Ahirete inanmayanlar için (böyle nice) kötü örnekler vardır. En iyi örnek Allah’ın verdikleridir. O, her işinde mükemmel olan ve her hükmünde tam isabet edendir. 

61.Allah, insanları yaptıkları zulümlerden dolayı hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde bir tek canlı bırakmazdı. Ama Allah, onları belirlenmiş ecellerine kadar ertelemektedir. Ecelleri gelince onu ne bir an erteleyebilirler, ne de onu öne alabilirler.

62.Beğenmedikleri şeyi Allah’a lâyık görüp, en güzel olanın kendi hakları olduğuna dair yalan söylüyorlar. Aslında onların hak ettikleri cehennemdir ve oraya herkesten önce gireceklerdir.

63.Senden önceki toplumlara da Rasul’ler gönderdik, fakat şeytan o toplumlara yaptıkları işi güzel gösterdi. Şeytan bugün de onların dostudur ve onların hak ettikleri acıklı bir azaptır. 

64.Sana bu Kitabı, anlaşmazlığa düştükleri (inançla ilgili) konuların çözümünü onlara anlatman ve iman edenlere rehber ve rahmet olsun diye indirdik. 

65.Allah gökten indirdiği yağmurla ölmüş olan toprağa can vermektedir. Elbette bunda dinleyip-anlayan bir topluluk için âyetler (belgeler) vardır. 

66.Sizin en’âm (koyun, keçi, sığır ve deve cinsi hayvanlar)’dan alacağınız dersler vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından süzülüp gelen halis ve tatlı içimli bir besin olan sütü içiririz. 67.Yine, hurma ağaçlarının ve asmaların ürünlerinden, hem sarhoşluk veren (zararlı) içkiler, hem de faydalı ve güzel bir rızık elde ediyorsunuz. Aklını kullanan bir topluluk için bunda alınacak dersler vardır.

68.Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: “Dağlarda, ağaçlarda ve insanların yapacağı kovanlarda kendine yuva edin.”

69. ”Sonra her türlü üründen yiyerek Rabbinin sana gösterdiği yollara koyul!” Onların karınlarından çeşitli renklerde çıkan sıvıda (şerbette) insanlar için şifalar vardır. Elbette bunda da düşünen bir toplum için dersler (belgeler) vardır.

70. Sizi yaratan Allah’tır, günü geldiğinde de vefat ettirecektir. Bazılarınız, en düşkün olduğu ve bildiklerini bilemez hale geldiği döneme kadar yaşatılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilen ve her şeye gücü yetendir.

71.Allah, rızık konusunda bazılarınızı diğerlerinizden üstün kılmıştır. Üstün kılınanlar, hakimiyetleri altındakilerle rızıklarını kendileriyle eşit seviyeye gelecek şekilde paylaşmazlar. Öyleyse Allah’a ortak koşarak Allah’ın nimetlerini bile-bile inkâra nasıl yelteniyorlar?

72.Yine Allah size kendi cinsinizden eşler yarattı; eşlerinizden de size çocuklar ve torunlar verdi ve sizi temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdı. Buna rağmen, Allah’ın nimetlerini inkâr ederek batıla mı inanıyorsunuz?

73.(Onlar), kendilerine göklerden ve yerden herhangi bir rızık veremeyen ve buna gücü de yetmeyenleri Allah ile aralarına koyup kulluk mu ediyorlar?

74.Siz, Allah’ı hiçbir şeye benzetmeyin. Allah (her şeyi) bilir, siz bilemezsiniz.

75.Allah size bir misal veriyor: Başkasının hâkimiyeti altındaki bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan açık ve gizli infak eden (hür) bir kimse…Bunlar hiç eşit olur mu? Övgülerin en güzeline sadece Allah lâyıktır. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.

76.Allah şu iki adamı da örnek veriyor: Adamlardan biri, elinden hiçbir şey gelmeyen, efendisine yük olan ve gönderildiği işleri başaramayan dilsiz biri. Böyle bir kimse, adaleti emreden ve doğru yolda olan birisiyle aynı olabilir mi?

77.Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir (bilgisindedir). Kıyametin kopması ancak göz açıp-kapayacak kadar hatta bundan da kısa bir zamanda gerçekleşecektir. Şüphe yok ki, Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.

78.Allah, sizi analarınızın karınlarından hiçbir şey bilmez bir halde çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler (basiret) ve kalpler verdi.

79.Allah’ın koyduğu kanunlara uyarak havada süzülen kuşları onlar görmüyorlar mı? Onları havada tutan Allah’tan başkası değildir. Bunda, inanan bir toplum için nice ibretler (belgeler) vardır.

80.Allah, evlerinizi size huzur ve dinlenme yeri yaptı. Yine sizin için en’âm cinsi hayvanların derilerinden, gerek seferiyken ve gerekse mukimken kolayca kurabileceğiniz (çadırlar); yünlerinden, kıl ve tüylerinden faydalanabileceğiniz çeşitli giyim ve kullanım eşyası yapmanızı sağladı. 

81.Yarattığı bazı şeyleri size gölgelik yaptı. Dağlarda size sığınaklar (mağaralar) oluşturdu. Sizi soğuktan-sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta darbelerden koruyacak elbiseler (yapma yeteneği) veren de Allah’tır. Size olan nimetini böyle tamamlar, böylece belki O’na tam teslim olursunuz. 

82.Buna rağmen yüz çevirirlerse, sana düşen mesajı açık olarak tebliğ etmektir. 

83.Allah’ın nimetlerini tanıyıp-bildikleri halde yine de nankörlük yapıyorlar, zira onların çoğu kâfirdirler. 

84.Her ümmetten (toplumdan) bir şahit çıkaracağımız (Mahşer) gün, kâfirlerin mazeret beyan etmelerine ve af dilemelerine fırsat verilmeyecektir. 

85.Zalimler azabı gördüklerinde onun kendilerine hafifletilmeyeceğini de, fırsat tanınmayacağını da anlayacaklar.

86.Müşrikler, Allah’a ortak koştukları varlıkları gördüklerinde “Ey Rabbimiz! Ortak koşarak Sen’den önce yardıma çağırdıklarımız işte bunlar” derler. Onlar da hemen “Siz kesinlikle yalancısınız” diye karşılık verirler.

87.Ortak koştukları şeylerin işlerine yaramadığını görünce Allah’a teslim olduklarını söylerler (İş-işten geçmiştir).

88.İnkârda ısrar edenlerin azaplarının üstüne, insanları Allah’ın yolundan çevirdikleri için bir azap daha koyarız.

89.Her ümmetin içinden kendilerine karşı bir şahit çıkaracağımız (Mahşer) gün, seni de bu (mesajın muhatabı olan) insanlara karşı şahit getiririz. Bu Kitabı sana; her şeyi açıklamak, doğru yolu göstermek, rahmet kaynağı olmak ve Müslümanlara müjde vermek üzere indirdik.

90.Allah; adaletli olmayı, iyilik yapmayı, yakınları gözetip-kollamayı emreder. Hayâsızlığı, ahlâksızlığı, azgınlık ve taşkınlığı yasaklar. Düşünüp ders almanız için öğüt verir. (Cuma günleri hutbeden hemen sonra bu âyetin Arapça metni ve Türkçe meali okunmaktadır.) 

91.Aranızda sözleştiğiniz zaman, Allah için verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı şahit gösterip sağlamlaştırdığınız yeminlerinizi bozmayın. Allah yaptığınız her şeyi bilir. 

92.Bir toplum, diğerinden daha güçlü/kârlı olduğu için yeminlerini bozarak bir aldatma aracına dönüştürmesin. Böylece ipliğini sağlam eğirdikten sonra çözüp-bozan kadının durumuna düşmesin. Zira Allah sizi yeminlerinizle sınamaktadır ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Kıyamet Günü açık-seçik önünüze koyacaktır.

93.Allah sizi bir tek ümmet yapmayı tercih etseydi, yapardı. Ama (tercihi size bıraktığı için), sapıklığı tercih edeni sapık sayar, doğru yolu tercih edeni de yoluna kabul eder. Siz yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız. 

94.Yeminlerinizi bir aldatma aracına dönüştürmeyin, yoksa ayağınız sağlam yere basmışken (zemin alttan) kayıp gider ve Allah yolundan uzaklaşmanın kötü sonuçlarını tadarsınız, üstelik (ahirette) sizin için büyük bir azap sebebi olur.

95.Allah için verdiğiniz sözü geçici bir menfaat için bozmayın/satmayın. Bilirseniz sizin için hayırlı olan Allah katındakilerdir.

96.Sizin yanınızda bulunanlar tükenir ama Allah’ın katındakiler bâkîdir. Zorluklara karşı direnenleri (sabredenleri) yaptıklarının en güzeliyle mükâfatlandırırız.

97.Erkek olsun kadın olsun, kim mümin olarak salih amel işlerse ona güzel bir hayat yaşatırız. (Ahiretteki) mükâfatlarını da yaptıklarının en güzeliyle veririz.

98.Kur’an okuduğun her zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın (“eûzübillâhi mine’ş-şeytânirracîm” de).

99.Zaten şeytanın, iman eden ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir yaptırım gücü yoktur. 100.Onun etkisi/gücü, sadece onu veli (dost) edinenlere ve ona ilahlık yakıştıranlara olur.

101.Biz önceki kitaplarda/şeriatlarda yer alan bir hükmün yerine başka bir hüküm indirdiğimizde -ki Allah hangi hükmü ne zaman indireceğini bilmektedir- o kâfirler Rasule “Bunları sen uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bunu (vahyin hikmetini) bilmezler.

102.(Rasulüm!) Onlara de ki: “Bu Kur’an’ı Rûhu’l -Kudüs (Cebrail) Rabbinin katından (insanlara doğru yolu göstermek gibi) çok esaslı bir maksatla indirmektedir ki müminler onunla güç kazanırlar. Çünkü Kur’an, Allah’a yürekten teslim olmuş kimseler için hem bir rahmet kaynağı hem de bir müjdedir.

103.Biz o kâfirlerin/müşriklerin, “Bu Kur’an’ı ona Kitap Ehli biri öğretiyor” dediklerini elbette biliyoruz. Onların sözünü ettikleri kişi Arapça bilmez, Kur’an’ın dili ise fasih bir Arapça’dır.

104.Allah’ın âyetlerini inkârda ısrar edenler var ya, Allah onları yoluna kabul etmez, onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

105. (Bu Kur’an’ı ona Kitap Ehli biri öğretiyor diyenler) Bunun gibi yalanı ancak Allah’ın âyetlerini inkâr edenler uyduruyorlar. Onlar yalancı kimselerdir. 

106.Kalbi imanla dolu iken ağır baskı altında inkâr edenler hariç olmak üzere, her kim iman ettikten sonra inkâr eder ve kâfirliği benimserse, işte bunlar Allah’ın rahmetinden dışlanacaklar ve âhirette de büyük bir azaba uğratılacaklardır.

107.İşte bu, onların dünya hayatını âhiret hayatına tercih etmeleri yüzündendir. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola yöneltmez.

108.İşte bunlar; kalplerini, işitme ve görme yeteneklerini Allah’ın mühürlediği kimselerdir ve onlar gaflete gömülüp-gidenlerin taa kendileridir.

109.Kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasın ki, ahirette de hüsrana uğrayacak olanlar işte onlardır.

110.Senin Rabbin, çektikleri ağır sıkıntılardan sonra hicret edenleri, Allah yolunda cihad edenleri ve direnenleri gözetecek, rahmet ve merhametiyle muamele edecektir. 

111.O gün (Mahşer Günü), herkes huzurumuza gelip kendini kurtarmaya çalışır, herkese yaptığının karşılığı eksiksiz verilir ve kimseye haksızlık yapılmaz. 

112.Allah, halkı güven ve huzur içinde yaşayan ve rızıkları her taraftan bol-bol gelen bir şehri örnek veriyor. Derken oranın halkı Allah’ın nimetlerine nankörlük etmeye başlayınca Allah da bu yaptıklarına karşılık onları açlık ve korku içine soktu. 

113.Onlara kendi içlerinden bir Rasul de gelmişti, fakat onu yalanladılar. Zulümlerine devam ederlerken azap onları yakalayıverdi.  

114.Allah’ın size verdiği rızkın helal ve temiz olanlarından yiyin. Kulluğu yalnız O’na yapıyorsanız, O’nun nimetlerine şükredin. 

115.Allah size sadece; leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların etini haram kıldı. Fakat, kim başkasının hakkına tecavüz etmeden ve haddi aşmadan bunlardan yemek zorunda kalırsa, Allah bağışlayan ve merhamet edendir. 

116.Dillerinizle yalan uydurup “bu helaldir, bu da haramdır” diyerek, bu yalanınızı Allah’a mal etmeyin. Kendi yalanlarını Allah’a mal edenler asla umduklarına kavuşamazlar. 

117.Böyle yapanların elde edecekleri çok az (dünya menfaatıdır). Âhirette onlara acıklı bir azap vardır. 

118.Yahudileşen kimselere, sana bildirdiğimiz bazı şeyleri haram kılmıştık. Bununla Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendi-kendilerine zulmettiler. 

119.Senin Rabbin, kendine hakim olamayarak kötülük yapan, ardından da tevbe edip durumunu düzeltenlere yardım eder. Rabbin, tevbe edenleri bağışlayan ve merhamet edendir. 

120.Hiç şüphe yok ki İbrahim, bütün güzellikleri kendinde toplamış örnek bir önderdi. Her türlü kötülükten yüz çevirip bütün varlığıyla Allah’a yönelmiş biriydi ve asla müşriklerden olmamıştı. 

121.O, kendisini (Rasul) seçen ve dosdoğru yola yönelten Allah’ın nimetlerine daima şükrederdi. 

122.Biz de, bu dünyada ona iyi bir (makam) verdik, âhirette de elbette dürüst ve erdemliler arasında yer alacaktır. 

123.Sana da şunu vahyettik: “Her türlü kötülükten yüz çevirip Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy; zira o Allah’a şirk koşanlardan değildi!” 

124.Cumartesi yasağı, sadece bu konuda (İbrahim’in inancında) ihtilafa düşenlere konuldu. Rabbin, Kıyamet Günü onların ihtilaf edip durdukları konularda hükmünü verecektir. 

125.Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel yöntemlerle mücadele et! Çünkü senin Rabbin, kendi yolundan sapanları da, doğru yola yönelenleri de en iyi bilendir. 

126.(Ey inananlar!) Eğer (birisini) cezalandıracak olursanız, size yapılanın misliyle (yapılan kadarıyla) cezalandırın. Yok eğer sabrederseniz (cezadan vazgeçerseniz) bu sizin için daha hayırlıdır. 

127.(Rasulüm!) Sen de sıkıntılara göğüs ger (sabret)! Senin sabrın sadece Allah’ın yardımıyla mümkündür. İnkârcılardan yana üzülme! Onların kurdukları tuzaktan dolayı da sıkıntı duyma. 

128.Çünkü Allah, sorumluluk bilinciyle yaşayanlarla ve iyi davrananlarla beraberdir. 

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*