13 Aralık 2019 Cuma
MENÜ
SON YAZILAR

TÂHÂ SÛRESİ

20/45 TÂHÂ SÛRESİ  

(Sûre adını ilk âyette geçen Tâ-Hâ (Ey insan!) kelimelerinden almaktadır. Sûrede büyük ekseriyetle Musa a.s. ve İsrailoğullarının kıssaları anlatılmaktadır. Mushaf'da 20nci sırada, inişte ise 45inci sıradadır. Mekke döneminde inmiş olup 135 âyetten müteşekkildir.)                                                                                                                                                 

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.Ey insan!

2.Biz bu Kur’an’ı sana, zorluk çekip mutsuz olman için indirmedik.

3.Allah’tan korkan kimseler için bir uyarı olması için indirdik.

4.Bu (Kur’an), yeri ve yüce gökleri yaratan tarafından indirilmiştir.

5.Rahman mutlak hükümranlık makamına kurulmuştur.

6.Göklerde, yerde, ikisi arasında ve toprağın bağrında ne varsa O’na aittir.

7.Düşündüklerini ister dile getir, ister söyleme. O, gizli-saklı ne varsa hepsini bilir.

8.Allah! O’ndan başka ilah yoktur, en güzel isimler (özellikler), tüm mükemmellikler sadece O’na mahsustur.

9.Musa’nın kıssası sana ulaştı mı?

10.Bir gün bir ateş görmüştü de ailesine şöyle demişti: “Durun, ben bir ateş gördüm. Belki onun korundan biraz getiririm veya ateşin yanında yol gösterecek birini bulurum.”

11.Ateşe yaklaştığında “Ey Musa!” diye bir ses duydu.

12.”Ben’im Ben! Ben senin Rabbinim! Ayakkabılarını çıkar, çünkü sen kutsal Tuva vadisindesin.”

13.”Ben seni seçtim. Şimdi sana vahyedilen şeyleri dinle.”

14.”Ben, evet Ben Allah’ım! Benden başka ilah yoktur. Yalnız Bana kulluk et ve Benim zikrim için namazı düzgün ve sürekli kıl.”

15.Kıyamet saati mutlaka gelecektir, herkese yaptıklarının karşılığı verilsin diye onu herkesten gizli tuttum.

16.Onun geleceğine inanmayıp kendi arzularına uyan kimse, sakın senin bu gerçeğe inanmana mani olmasın. Yoksa kendine yazık etmiş olursun.

17.”Sağ elindeki nedir ey Musa?”

18.(Musa) “O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkelerim ve başka işler de yaparım.”

19.”Onu yere at ey Musa!” dedik.

20.Hemen attı, değnek birden yılana dönüşüp hızla hareket etmeye başladı.

21.”Onu tut, korkma! Onu eski haline getireceğiz!” 

22.“Elini koynuna sok, lekesiz, bembeyaz bir şekilde çıkacaktır. Bu da kudretimizin başka bir delilidir.” 

23.Bunları, en büyük delillerimizden (mucizelerimizden) bazılarını sana gösterelim diye yaptık. 

24.”Haydi, Firavun’a git! Çünkü o sınırları aştı.”

25.(Musa) şöyle dua etti: “Ey Rabbim! Göğsüme ferahlık ver.”

26.”İşimi kolaylaştır.”

27.”Dilimdeki düğümü çöz.” 

28.”Böylece sözlerimi iyi anlasınlar.”

29.”Ailemden birini bana yardımcı yap.”

30.”Kardeşim Harun’u.” 

31.”Onunla gücümü artır.” 

32.”Onu görevimde bana ortak et.”

33.”Zaten yüce olan adını daha da yüceltelim.”

34.”Seni sürekli analım.”

35.”Çünkü Sen bizi daima görmektesin.”

36.Allah buyurdu: “Ey Musa! Dileğin kabul edildi.” 

37.”Biz sana bir lütufta daha bulunmuştuk.”

38.”Bir gün annene şöyle vahy (ilham) etmiştik.”

39.”Bebeğini bir sandığa koy ve suya bırak da sular onu kıyıya çıkarsın. Benim de bebeğin de düşmanı olan biri (Firavun) onu alsın. Seni de, sevilmen ve gözetimimiz altında yetiştirilmen için sempatik (bir bebek) kılmıştık.” 

40.Kız kardeşin seni takip etmiş ve onlara “Ona bakabilecek birini size bulayım mı?” demişti. En sonunda seni annene kavuşturduk ki, onun da gözü aydın olsun ve üzülmesin. Derken büyümüş ve (hataen) bir adam öldürmüştün. Biz seni o sıkıntıdan da kurtarmış ve pek çok sınavdan geçirerek yetiştirmiştik. Nihayet yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın. En sonunda takdir ettiğimiz şekilde buraya geldin ey Musa! 

41.Zira seni Kendim için seçip yetiştirdim. 

42.Kardeşini yanına al ve kudret delillerimizle (mucizelerimizle) birlikte yola çıkın. Adımı yüceltme konusunda sakın ihmalkâr davranmayın.

43.Doğruca Firavun’a gidin, çünkü o çok azdı. 

44.Fakat onunla konuşurken yumuşak bir üslup kullanın. Belki aklını başına alır veya düşünür. 

45.Onlar “Rabbimiz! Bize karşı şiddet uygulamasından veya azgınlaşmasından korkuyoruz” dediler.

46.”Korkmayın!” “Ben daima sizinle beraberim, her şeyi işitir ve görürüm!” buyurdu.

47.Ona gidin ve deyin ki: “Biz ikimiz Rabbinin Rasulleriyiz, İsrailoğullarının bizimle birlikte çıkıp-gitmesine izin ver, onlara yaptığın işkenceye de son ver! Doğrusu biz sana Rabbinin ilahî delilleriyle (mucizeleriyle) geldik, gerçek kurtuluş O’nun yoluna uyanların olacaktır.”

48.“Hakkı yalan sayıp ondan yüz çevirenlerin azaba uğrayacakları” bize vahyolundu. 

49.(Firavun) “Sizin Rabbiniz de kimmiş Ey Musa?” dedi. 

50.(Musa) “Bizim Rabbimiz her varlığı farklı nitelikler vererek yaratan ve sonra da onlara yol gösterendir” dedi. 

51.(Firavun) “O halde şimdiye kadar gelip-geçenlerin (eskilerin) durumu ne olacak?”

52.(Musa) “Onun bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Benim Rabbim ne yanılır ne de unutur.”

53.Yeryüzünü sizin için yaşanılır kılan ve orada sizin için yollar açan O’dur. Gökten su indirerek onunla her tür bitkiyi (erkekli-dişili) çift olarak çıkartan (yeşerten) O’dur. 

54.Onlardan kendiniz yiyin-için; hayvanlarınızı ve davarlarınızı da otlatın. Bunda aklının kullananlar için âyetler (deliller) vardır. 

55.”Sizi topraktan yarattık, yine toprağa çevireceğiz ve sonunda sizi topraktan ayağa kaldıracağız.” 

56.Firavun’a bütün âyetlerimizi (delillerimizi) gösterdik ama, o yalanlayarak inkârda direndi. 

57.Dedi ki: “Ey Musa! Sihrinle bizleri yerimizden-yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin?” 

58.”Biz de, senin yaptığın sihrin etkisini ortadan kaldıracak üstün sihirbazlarımızı karşına çıkaracağız. Her iki tarafın da anlaşacağı bir yerde ve vakitte buluşup, kimin sihrinin daha etkili olduğunu görelim” dedi.

59.Musa: ”Bayram günü insanların bir araya toplandıkları kuşluk vaktinde buluşalım!” dedi.

60.Bunun üzerine Firavun hemen faaliyete girişti. Ülkedeki bütün sihirbazları toplayıp anlaştıkları yere getirdi. 

61.Musa onlara dedi ki: “Size yazıklar olsun! Allah’a yalan isnat etmeyin, yoksa O sizi azabıyla perişan eder. Zaten O’na yalan iftira eden en başından kaybeder.”

62.(Firavun ve sihirbazları) Gizlice fısıldaşarak planlarını yaptılar.

63.Sonra halka hitaben: “Bu iki sihirbaz (Musa ile Harun), sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin yıllardır yaşadığınız güzel hayata (dininize) son vermek istiyorlar.”

64.”İşte bugün, onların bütün sihirleri yıkılacak ve üstün gelen taraf başarıya ulaşacaktır” dediler.

65.(Sihirbazlar) “Ey Musa! Hünerini önce sen mi göstereceksin, yoksa biz mi gösterelim?” dediler.

66.(Musa) “Önce siz gösterin” dedi. Bir de gördü ki; onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı sanki koşuyormuş gibi göründü. 

67.Bu yüzden Musa’nın içine bir korku düştü.

68.Ona “Korkma!” dedik, “Üstün gelecek olan sen olacaksın!”

69.”Şimdi sağ elindeki değneği yere at, onların yaptıklarını silip-süpürecektir. Çünkü onların yaptıkları sihirbazlık hilesinden başka bir şey değildir. Sihirbazlar, ne yaparsa yapsınlar asla başarıya ulaşamazlar!” 

70.Nihayet sihirbazlar (onun sihir yapmadığını anladılar ve) secdeye kapandılar ve dediler ki: “Biz Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik!” 

71.Firavun: “Benden izin almadan onun Rabbine iman ettiniz, öyle mi? Demek ki size sihri öğreten en büyük ustanız oymuş. Fakat dönekliğinizden dolayı ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi hurma ağaçlarına asacağım. Böylece siz de hangimizin azabının daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu iyice anlamış olacaksınız.” 

72.Sihirbazlar şöyle cevap verdiler: “Senin tehditlerinden korkup da, bize gelen bu apaçık belgelere (mucizelere) ve bizi yaratana sırtımızı dönmeyeceğiz. Sen ne yaparsan yap umurumuzda değil, zira senin yapacağın sadece bu (fani) dünya hayatında geçerlidir.” 

73.”Biz, hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın sihirleri bağışlaması için Rabbimize inanıp-güvendik. Zira Allah güven duyulanların en hayırlısıdır.” 

74.Kim Rabbine günaha batmış (kâfir) olarak gelirse onun yeri cehennemdir. Onlar orada ne tam ölürler ve ne de tam diri kalırlar. 

75.Kim de salih amel yapmış bir mümin olarak gelirse, en yüce makamlar (dereceler) onların olacaktır. 

76.Onlar, içinden ırmaklar akan cennetlerde ölümsüz olarak kalacaklar. İşte bu, Bize iman ederek günahlarından arınıp kendini geliştirenlerin görecekleri mükâfatdır. 

77.Musa’ya şöyle vahyettik: “Kullarımla birlikte geceleyin yola çık. Onlara denizde kuru bir yol aç, arkanızdan yetişirler diye de korkup-endişeye kapılma!” 

78.Derken Firavun da ordularıyla birlikte onların peşine düştü, sonra su onları içine alıp-yutuverdi. 

79.Firavun halkını yoldan çıkardı ve onların doğru yolu bulmasına engel oldu. 

80.Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanlarınızdan kurtarmış ve Tur’un sağ yanında sizinle sözleşmiştik. Ayrıca size kudret helvası ve bıldırcın ihsan etmiştik. 

81.Size verdiğimiz temiz ve helal nimetlerden yiyin-için, fakat nankörlük edip azmayın. Yoksa gazabıma uğrarsınız. Benim gazabıma uğrayan kimse, tepe taklak yıkılıp gider. 

82.Bununla beraber, Ben günahlarından tevbe eden, inanıp salih amel işleyerek doğru yola giren kimseleri mutlaka bağışlarım. 

83.(Allah şöyle dedi): “Ey Musa! Kavmini bırakarak aceleyle seni Sina Dağına getiren şey de nedir?”

84.Musa: “Onlar benim yolumdalar. Ey Rabbim! Benden razı olman için aceleyle geldim.”

85.Allah buyurdu ki: “Sen öyle diyorsun ama onlar senin izinde değiller. Zira Biz kavmini imtihan ettik, Samiri onları yoldan çıkardı.” 

86.Musa kızgın ve üzgün bir halde kavmine geri döndü. “Ey Kavmim! Rabbiniz size güzel bir söz vermedi mi? O sözün üzerinden çok zaman mı geçti? Yoksa Rabbinizin gazabını mı istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?” diyerek onlara sitem etti. 

87.Dediler ki: “Ey Musa! Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık. Firavun halkının mücevherlerinden takınmıştık, onları (eritmek için) ateşe attık, aynı şekilde Samiri de kendi mücevherlerini attı.”

88.Samiri o erimiş altınlardan böğüren bir buzağı heykeli yapıp ortaya koydu. Samiri ve ona uyanlar: “Sizin de Musa’nın da ilahı budur. Fakat Musa onu unuttu ve (Tur dağına onu aramaya gitti)” dediler.

89.Peki, onlar bu buzağı heykelinin kendilerine bir cevap veremediğini; onlara bir fayda veya zarar vermeye gücünün yetmeyeceğini görmüyorlar mı?

90.Musa dönmeden önce Harun: “Ey Kavmim! Siz bu buzağıyla zorlu bir imtihana tabi tutuluyorsunuz. Gerçekte sizin Rabbiniz, Rahman olan Allah’tır. Öyleyse siz (Samiri’ye değil) bana uyun, benim emirlerime itaat edin” diyerek onları uyarmıştı.

91.Kavmi: “Musa dönünceye kadar buzağıdan ayrılmayacağız” demişti.

92.Musa (gelince) dedi ki: “Ey Harun! Bunların saptıklarını gördüğün halde onları neden engellemedin?” 

93.”Bana neden uymadın? Emrime karşı mı geldin?”

94.Harun dedi ki: “Ey anamın oğlu! Saçımı-sakalımı çekme! Ben senin, ‘İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın’ demenden korktum.”

95.Musa: “Ey Samiri! Senin bu yaptığın da nedir?” dedi.

96.Samiri dedi ki: “Ben onların görmedikleri gördüm. Bu sebeple senin (Musa’nın) din anlayışının (bir kısmını) terk ettim. Böyle yapmam bana doğru göründü.” 

97.Musa: “Öyleyse defol git! Hayatın boyunca toplumdan dışlanacak ve sapık fikirlerinle baş-başa kalacaksın. Ayrıca senin asla kurtulamayacağın bir ceza günü de var. Şimdi tapındığın ilahına bak. Biz onu ateşte eriteceğiz, sonra da ufalayıp külünü denize savuracağız” dedi.                                                                                                                   

98.(Ey israiloğulları!) “Sizin ilahınız sadece Allah’tır, O’ndan başka ilah yoktur. O’nun bilgisi her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.” 

99.İşte böyle, daha önce yaşamış kavimlerin haberlerini anlatıyoruz. Sana katımızdan Zikir (Kur’an) verdik. 

100.Kim ondan yüz çevirirse, Kıyamet Günü ağır bir günah yüklenerek gelecektir. 

101.Onlar o yükün altında (azabın içinde) ebedi olarak kalacaklardır. Kıyamet Günü, onların yükü ne ağır olacaktır!

102.Sur’a üflendiği gün… O gün günahkârları korkudan gözleri ağarmış (kör) bir halde toplayacağız. 

103.Kendi aralarında: “Siz dünyada on günden fazla kalmadınız değil mi?” diye fısıldaşacaklar. 

104.Biz onların konuşmalarını herkesden daha iyi biliriz. İçlerinden en akılıları: “Bir günden fazla kalmadınız” diyecektir. 

105.Sana dağların durumunu soruyorlar. De ki: “Rabbim onları kül gibi savuracaktır.” 

106.”Yerlerini de dümdüz ve boş bir alana çevirecektir.”

107.”Orada bir çukur ve bir tümsek göremezsiniz.” 

108.O gün insanlar, hiçbir tarafa sapmadan o davetçinin peşinden gider ve tüm sesler Rahman’ın huzurunda kısılır, fısıltıdan başka bir şey duyulmaz. 

109.O gün (Mahşer Günü), Rahman’ın izin verdiğinden ve konuşmasına rıza gösterdiğinden başkasının şefaati (aracılığı) fayda vermeyecektir. 

110.Allah, insanların yaptıklarını da, yapmadıklarını da bilir. Ama onlar, Allah’ın ilmini kavrayamazlar. 

111.(O gün) Her zaman diri, her şeyin koruyup gözeteni olan Allah’ın huzurunda bütün başlar eğilmiştir. Zulüm yüklenerek gelenler ise hüsrana uğrayacaklardır.

112.Buna karşılık mümin olarak salih amel işleyen kimselerin ise; haksızlığa uğramaktan veya sevaplardan yoksun bırakılmaktan korkması gerekmez. 

113.İşte böylece onu Arapça bir Kur’an (âyetler kümesi) olarak indirdik. Tüm uyarıları bütün boyutlarıyla ortaya koyduk ki, belki Allah’a karşı sorumlu davranırlar veya onlara bir ibret olur.

114.Öyleyse (bil ki) hakimiyetin gerçek sahibi olan Allah yüceler yücesidir. O’nun vahyi (âyetler kümesi) sana ulaştırılmadan önce, ondan hüküm çıkarmakta acele etme fakat, “Rabbim, benim ilmimi artır!” diye dua et. 

115.Biz Adem’e (yasak ağaca yaklaşma diye) tembih etmiştik, fakat o bunu unuttu, dolayısıyla Biz onu yaratılışındaki amaca uygun kararlılık sahibi bulmadık. 

116.Bir gün meleklere, “Adem’e secde edin (hürmetle eğilin)” demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler, (İblis buna) yanaşmadı, direndi. 

117.Bunun üzerine Adem’e, “Ey Adem! İblis senin ve eşinin düşmanıdır, onun için dikkat edin sizi bu cennetten çıkarıp mutsuz etmesin” dedik.

118.Bu cennette açlık da çekmezsin, çıplak da kalmazsın.

119.Yine burada susuz da kalmaz ve güneşin sıcağından da etkilenmezsin.

120.Ne var ki Şeytan ona sinsice fısıldayarak, “Ey Adem! Sana ölümsüzlük ağacını ve hiç bitmeyecek saltanatın yolunu göstereyim mi?” dedi. 

121.Ve böylece her ikisi de o ağacın (meyvesinden) yediler, bunun üzerine çıplaklıklarının farkına vardılar ve cennetteki yapraklarla üzerlerini örtmeye çalıştılar. Böylece Adem, Rabbine karşı geldi ve kaybetti. 

122.Sonra Rabbi rahmetiyle onun tevbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi.

123.(Onlara) dedi ki: “Birbirinize düşman olarak topluca bu (arınmışlık) makamından inin. Buna rağmen, Benden size bir rehber (Kitap) gelir de kim rehberime uyarsa artık o yoldan sapmayacak ve bedbaht da olmayacaktır!” 

124.”Ama kim de doğru yoldan yüz çevirirse, bilsin ki onun sıkıntılı bir hayatı olur, Kıyamet Gününde ise Mahşer yerine kör olarak getirilir!” 

125.(Böyle biri) “Rabbim! Ben gören biriyken neden beni kör olarak haşrettin” diye soracak.

126.(Allah da), “Doğru ama, âyetlerimiz geldiğinde sen onları gözardı etmiştin, bugün de aynı şekilde sen gözardı edileceksin!” 

127.Rabbinin âyetlerine güvenmeyerek aşırı gidenleri Biz işte böyle cezalandırırız. Ahiretteki azap daha zorlu ve daha kalıcı olacaktır. 

128.Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görüp, bunların ders almaları gerekmez mi? Oysa bunda akıl sahipleri için nice dersler vardır. 

129.Rabbin tarafından önceden verilmiş bir söz ve belirlenmiş bir yasa olmasaydı, günah işleyenlerin derhal yakalarına yapışılırdı. 

130.Onlar ne derlerse desinler sen sabret. Güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbinin sınırsız kudret ve yüceliğini övgüyle an (ibadet et). Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli zamanlarında yine Rabbinin kudret ve yüceliği an (ibadet et) ki belki O’nun hoşnutluğunu kazanabilirsin. 

131.Dünya hayatının süsü olarak, imtihan için nimetler verdiğimiz kimselere imrenme. Rabbinin sana verdiği rızık onlardan daha hayırlı ve daha kalıcıdır. 

132.Ailene (yakınlarına) namazı emret, sen de namaz kılmaya sabırla devam et. Biz senden rızık (Biz senin rızık peşinde koşmanı) istemiyoruz, senin rızkını veren Biziz. Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar (takva sahipleri) mutlu sona ulaşacaktır. 

133.(İnkârcılar), “Rabbinden bize bir mucize (delil) getirseydi” diyorlar. Önceki Kitaplarda olan delil onlara ulaşmadı mı? 

134.Rasul göndermeden önce onları bir azapla helak etseydik (Hesap Gününde) “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir Rasul gönderseydin de böyle rezil hale düşüp sürünmeden Senin âyetlerine uymuş olsaydık” derlerdi. 

135.De ki: “Herkes (hak ettiği âkibeti) beklemektedir, siz de bekleyin! Kimlerin doğru yolda olduğunu ve hidayete erdiğini yakında göreceksiniz.” 

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*