9 Aralık 2019 Pazartesi
MENÜ
SON YAZILAR

SÂD SÛRESİ

38/38 SÂD SÛRESİ

(Sûre adını ilk âyetinin başlangıcındaki “Sâd” harfinden almaktadır. Mekke’de inmiş olup, Mushaf’ta 38ncİ ve inişde de 38nci sıradadır ve 88 âyettir.)           

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1-2.Sâd! Öğüt ve uyarılarla dolu Kur’an’a andolsun ki inkârda direnenler bu uyarıyı dinlemek yerine anlamsız bir gururla ona muhalefet etmektedirler.

3.Kendilerinden önce de nice nesilleri helâk ettiğimiz esnada yalvarıp-yakardılar ama iş işten geçmişti.

4.Bunlar da, aralarından birinin uyarıcı olarak gelmesine şaşırdılar da şöyle dediler: “Bu adam, göz boyamak isteyen yalancının biridir!”

5.”Bütün ilâhları reddedip, (sadece) bir tek ilâh olduğunu iddia ediyor! Bunun çok tuhaf bir şey olduğu kesin!”

6.Onların ileri gelenleri şöyle dediler: “Yolunuzda yürüyün ve ilâhlarınıza bağlılıkta direnin. Sizden istenen işte budur!”

7.”Biz, bilinen son dinde böyle bir şeyi (bir tek ilâhı) işitmedik. Bu uydurmadan başka bir şey değil!”

8.”Ne yani, aramızdan ilâhi mesajın indirileceği bir o mu kaldı?” İşin doğrusu onlar aslında Ben’im uyarım hakkında şüphe içindeler. Belli ki onlar Ben’im azabımı tatmadılar.

9.Yoksa onlar, kudret ve lütuf sahibi Rabbinin rahmet hazinesine sahip olduklarını mı sanıyorlar?

10.Ya da göklerin, yerin ve bu ikisinin arasında bulunanların hükümranlığı onların mı? Öyleyse çareler bularak göklere tırmanmayı deneseler ya? 

11.Gerçekte onlar, başıbozuk gruplardan oluşan ve şimdiden bozguna uğramaya mahkûm bir ordudur.

12-13.Onlardan önce; Nuh kavmi, Âd kavmi, kazıkları (piramitleri) olan Firavun, Semûd kavmi ve Lût kavmi ve Eyke halkı, bütün bunlar ısrarla gerçeği yalanlamışlardı.  

14.Bunlar Rasullerimi yalanladılar ve azabımı hak ettiler.

15.Bunların hepsi, o korkunç sesi (Sur’a üflenmesini) bekliyorlar.

16.Onlar (alaycı bir üslupla), “Rabbimiz! Payımıza düşen azabı, Hesap Günü’nden önce hemen ver” diyorlar.

17.Sen onların söylediklerine sabret. Güçlü bir irade sahibi olan kulumuz Davud’u hatırla. Çünkü o Allah’a sığınır, O’na yönelirdi.

18.Davud’un sabah-akşam Allah’ı zikir ve tesbihine dağları eşlik ettirdik.

19.Çevresinde toplanan kuşları da Davud’a eşlik ettirdik. Hepsi de Allah’a yönelmişlerdi. (2.251*17.44*21.79*27.15-16)

20.Onun hükümranlığını güçlendirdik. Ona hikmeti (doğru karar vermeyi) ve etkili hitabet kabiliyetini verdik.

21.Davacıların kıssasından haberin oldu mu? Onlar mâbedin duvarına tırmanarak özel odaya girmişlerdi.

22.Davud, onları aniden karşısında görünce telaşlandı. Onlar, “korkma” dediler, “Birimizin diğerini haksızlık etmekle suçladığı iki davacıyız biz. Sen şimdi hakkaniyetle karar ver ve doğruluktan ayrılma, bize doğru yolu göster!”

23.”Bu benim kardeşimdir. Onun doksandokuz koyunu var, benim ise bir tek koyunum var. Buna rağmen, onu da bana ver dedi ve tartışmada bana baskın çıktı.”

24.Davud dedi ki: “Bu (adam), senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Zaten yakınların çoğu birbirlerine aynı şeyi yaparlar. İman edip salih amel işleyenler hariç, ama onlar da son derece azdır.” Davud sınandığına kanaat getirdi ve hemen Rabbinden af diledi, secde edip, tevbe ederek O’na yöneldi. (NOT: 21-25. âyetlerde anlatılan kıssalar için farklı yorumlar yapılmaktadır. Bizim benimsediğimiz yorum şöyledir: “Davacı olarak gelenler “meleklerdir” ve Davud bir tarafı dinleyip diğer tarafı dinlemeden karar verdiği için hata ettiğini düşünerek Rabbinden af dilemiştir.” En doğrusunu bilen Allah’tır!)

25.Biz de bunu (hatasını) bağışladık. Kuşkusuz onun, yanımızda yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.

26.”Ey Davud! Sana bu topraklarda hükümranlık verdik. O halde insanlar arasında adaletle hüküm ver. Heva ve hevesine kapılma, sonra seni Allah yolundan saptırır. Allah yolundan sapan kimseler, Hesap Günü’nü unutmalarına karşılık gelen bir cezaya çarptırılırlar. (45.34)

27.Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. O kâfirlerin (kendi yaptıkları yüzünden) ateşten çekecekleri var.

28.İman edip salih amel işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlarla bir tutar mıyız? Ya da günah işlemekten sakınanları (müttakileri), günaha batanlarla bir tutar mıyız?

29.Bu bereketli Kitab’ı (Kur’an’ı) sana indirdik ki, insanlar onun mesajları üzerinde iyice düşünsünler ve ulul-elbâb (akıl sahipleri) ondan ders alsınlar.

30.Davud’a (oğul olarak) Süleyman’ı armağan ettik. O, ne güzel bir kuldu, bütün benliğiyle Allah’a yönelirdi.

31.Bir gün, akşama doğru alımlı-soylu koşu atları önüne getirilmişti.

32.Dedi ki: “Ben atları, Rabbimi düşündürdüğü için severim.” Sonra atlar gözden kayboldu.

33.”Onları tekrar bana getirin” dedi. Bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.

34.Vaktiyle Süleyman’ı tahtının üzerine bir ceset bırakarak sınamıştık. Sonra gerçeği gördü ve Bize yöneldi.

35.”Rabbim! Beni bağışla, daha sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver bana. Çünkü cömertçe bahşeden sadece Sen’sin!” dedi.

36.Bunun üzerine rüzgârı onun emrine verdik, onun belirlediği tarafa tatlı-tatlı eserdi.

37.Bina yapabilen ve denize dalabilen dik başlı güçleri de onun emrine verdik. (21.81,82)

38.Zincirlerle birbirlerine bağlanmış olan başkalarını da.

39.(Ona şöyle dedik): “Bu Bizim sana ikramımızdır. Başkalarına ister ver-ister verme hesabı sorulmayacaktır.”

40.Onu, elbette Bize yakın olma ve mutlu bir son beklemektedir.

41.Kulumuz Eyyub’u da hatırla. O Rabbine, “Bu dert bana sıkıntı ve acı vermektedir” diye yakarmıştı. (21.83)

42.(Biz de ona): “Yola koyul, yakında yıkanarak ve içerek şifa bulacağın soğuk bir su bulacaksın!” dedik.

43.Katımızdan bir rahmet ve ulul-elbâb (akıl sahipleri) için bir ibret olmak üzere (onu terk eden) yakın çevresini ve bir kat daha fazlasını bahşettik.

44.(Bir yemini vardı), “Eline bir demet ot al ve onunla (karına) vur, böylece yeminini yerine getirmiş ol!” dedik. Biz onu sıkıntılara karşı sabırlı bulduk, o ne güzel bir kulumuzdu, her daim Allah’a yönelirdi.

45-47.Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da hatırla. Biz onları ahiret yurdunu düşünen, gönülden bağlı kullar yaptık. Bizim katımızda onlar seçkin ve hayırlı kimselerdi.

48.İsmail’i, İlyas’ı ve Zülkif’i de hatırla. Çünkü onlar Bizim katımızda hayırlı ve faziletleri kullarımızdandır.

49.Bu mesaj bir hatırlatma ve uyarıdır. Muttakileri (sorumluluk bilincinde olanları) mutlu son beklemektedir.

50.Onları, kapıları ardına kadar açılmış Adn cennetleri beklemektedir.

51.Orada huzurla uzanacaklar, her çeşit meyve ve içecek onlara sunulacaktır.

52.Yanlarında kendilerine denk, gözü dışarıda olmayan (eşler) olacak.

53.Hesap Günü için size vaad edilen (nimetler) işte budur!

54.Bizim (size) verdiğimiz bu nimetler asla bitip-tükenmeyecektir.

55-56.Burası böyledir! Ama azgınları da çok kötü bir son beklemektedir. Onlar cehenneme yaslanacaklar, o ne kötü bir yataktır.  

57.Onlarınki bu! Tatsınlar bakalım, kaynar suyu ve irini (dondurucu suyu).

58.Bunun benzerleri ve daha nice azap türleri.

59.Onlara, “İşte sizinle birlikte cehenneme girecek olan bir grup daha” denince (öncekiler), “Rahat yüzü görmesinler, ateşe atılsınlar” derler.

60-61.(Yeni gelenler) “Asıl rahat yüzü görmemesi gereken sizlersiniz. Bizi de bu duruma siz sürüklediniz. Ne kötü bir yer burası” derler. Ve “Rabbimiz! Bizi bu duruma sürükleyenlerin azabını bir kat daha artır” diye beddua ederler.

62-63.“Dünyadayken kendilerini hayırsız, yanlış yolda saydığımız kimseleri (müminleri) neden burada göremiyoruz? Yoksa onlar burada da biz mi onları göremiyoruz?” diye birbirlerine sorarlar.

64.Cehennemliklerin birbirleriyle çekişmeleri böyle sürüp-gidecek.

65-66.(Rasulüm!) De ki: “Ben sadece bir uyarıcıyım. Allah’tan başka ilah yoktur, O bir tekdir ve mutlak güç sahibidir. O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, gücü sonsuz, af ve mağfireti sınırsızdır.

67-68.De ki: “Bu (vahiy) muazzam bir mesajdır. Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.”

69-70.De ki: “Mele-i A’lâ’dakilerin (büyük meleklerin) tartışmaları hakkında bir bilgiye sahip değilim. Bana, sadece apaçık bir uyarıcı olduğum bildirilmektedir.”

71-72.Rabbin bir gün meleklere “Balçıktan bir beşer yaratıyorum. Onu şekillendirmeyi tamamlayıp ruhumdan üflediğimde, secdeye kapanın (emre amade) olun” dedi.

73-74.Bütün melekler secde ettiler (emre amade oldular), İblis hariç. O büyüklük tasladı, inkâr edenlerden (kâfirlerden) oldu.  

75.(Allah) “Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığım varlığa secde etmeni (emre amade olmanı) engelleyen şey nedir? Kibirden mi, yoksa kendini herkesten üstün mü görüyorsun?” dedi.

76.İblis: “Ben ondan üstünüm. Çünkü beni ateşten, onu çamurdan yarattın” dedi.

77-78.Allah buyurdu: “Öyleyse çık git bu makamdan, sen artık kovuldun (taşlandın)! Hesap Günü’ne kadar lânetim senin üzerinde olacaktır.”

79.(İblis): “Rabbim! Yeniden Diriliş Gününe kadar bana süre ver (öldürme)” dedi.

80-81.(Allah) buyurdu: “Sen mühlet verilenlerden oldun. Zamanı (sadece tarafımdan) bilinen O Gün’e kadar!”

(2.34-38*7.12*15.28-42*17.61-64*18.50-51*20.115-123)

82-83.(İblis): “Senin kudretine yemin olsun ki onların hepsini yoldan çıkaracağım. Sadece Senin ihlaslı kulların bundan hariçtir.”

84-85.(Allah) buyurdu: “Benim şu vaadim kesindir: Cehennemi seninle ve sana uyanların tümüyle dolduracağım!” (15.28-44)

86.(Rasulüm) De ki: “Ben bu mesajı tebliğ karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum ve ben kendiliğinden Rasullük iddiasında bulunan birisi de değilim!” (6.90*23.72*25.57*34.47*36.21*42.23)

87-88.Bu (Kur’an), bütün âlemler için bir öğüt ve uyarıdır. Onun verdiği haberlerin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz. (6.67)

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*