20 Haziran 2021 Pazar
MENÜ
SON YAZILAR
1. NAMAZ TEFSİRİ
1. NAMAZ TEFSİRİ

1. NAMAZ TEFSİRİ

KONULU TEFSİRLER: 1. NAMAZ TEFSİRİ

Eûzu bi’llahimin’eş-şeytânir-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. (Nahl 16.98)

Bismillâhirrahmânirrahıym/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

A) NAMAZLA İLGİLİ ÂYET MEALLERİ:

Fâtiha1.1 Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

Fâtiha1.2-4 Hamd/bütün övgüler âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. O’nun rahmeti sonsuz, merhameti sınırsızdır. O, Din Gününün/Hesap Gününün yegâne hâkimidir.

Fâtiha1.5-7 (Allahım!) Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Sen’den yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna yönelt. Gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil (yöneltme). (1.5*2.45,83*5.12*7.194*20.14*21.73)

Bakara 2.2-5 Kendisinde hiç şüphe olmayan bu Kitap müttakiler/takvâ sahipleri için bir hidayet rehberidir. Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) infak ederler. Sana indirilene ve senden önce indirilenlere de iman ederler, âhirete de kesinlikle inanırlar. İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de onlardır. (2.2-5,177,183*24.34)

Bakara 2.43 Ve ekıymus salâte/namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. (2.43*6.72*98.5)

Bakara 2.45 Sabırla/göğüs gererek ves salâh/salâtla Allah'tan yardım isteyin. Şüphesiz bu, Allah’a huşu duyanlardan başkasına ağır gelir.  (1.5*2.45,83,153*5.12*6.72*14.7*20.14*21.73*98.5)

Bakara 2.79 Kitabı elleriyle yazıp, sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için “Bu, Allah katındandır diyenlerin vay haline!" Elleriyle yazdıklarından dolayı yazıklar olsun onlara, kazandıklarından dolayı da yazıklar olsun! (2.79*10.15*17.73-75*46.8*53.2-4*69.40-47)

Bakara 2.83 Bir zamanlar İsrailoğullarından; “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik edin, insanlarla güzel söz söyleyin ve ekıymus salâte/namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin” diye kesin söz almıştık. Ama pek azı hariç çoğunluğu sözünden dönüp gitti. Siz bugün de yüz çevirmektesiniz. (1.5*2.45,83*5.12*7.194*20.14*21.73*98.5)

Bakara 2.110 Ve ekıymus salâte/namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin! Bu dünyada hayır olarak yaptıklarınızın mükâfatını âhirette Allah katında bulursunuz. Zira Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir. (2.110*6.72)

Bakara 2.125 Biz Beytullah’ı/Kâbe’yi insanlar için toplantı ve güvende olacağı bir yer yaptık. Siz de İbrahim’in makamında bir musallâ/namazgâh edinin. İbrahim ve İsmail’e de şöyle emrettik: “Tavaf edenler, itikâfa girenler, rükû ve secde edenler/namaz kılanlar için Ev’imi tertemiz tutun!” (2.125,196*3.96*14.40*22.26)

Bakara 2.153 Ey iman edenler! Sabırla/göğüs gererek ves salâh/salatla yardım isteyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir. (1.5*2.45,83,153*5.12*6.72*14.7*20.14*21.73*98.5)

Bakara 2.222 Sana kadınların ay/âdet hâli hakkında soruyorlar. De ki: “O bir eziyettir. Ay/âdet hâli sırasında kadınlarınızı (rahat) bırakın ve temizleninceye kadar onlarla (cinsel) ilişkiye girmeyin. Temizlendikleri zaman, Allah’ın size emrettiği gibi yaklaşın.” İyi bilin ki; Allah, tevbe edenleri ve arınıp temizlenenleri sever. (2.222,223)

Bakara 2.238-239 Namazları ve orta namazı muhafaza edin, gönülden bağlılıkla Allah’ın huzurunda durun. Fakat bir tehlikeden korkuyorsanız, namazı yaya yahut binek üstünde eda edin. Güvene kavuştuğunuzda bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi Allah’ı zikredin/hatırlayın. (2.238-239*4.101-103*11.114*17.78* 20.130*30.17-18*29.45*50.39)

Bakara 2.256 Lâ ikrâhe fid dîni/dinde zorlama yoktur; doğrular ile yanlış kurgular iyice ayrılmıştır. Kim tâgûtu/sapkınlık edenleri reddederek Allah’a inanırsa, kopması imkânsız bir kulpa yapışmış olur. Allah, her şeyi işiten ve bilendir. (2.256-257*4.51,60,76*5.60*6.107,149*10.99*11.118*16.36,93*39.17*50.45)

Bakara 2.264 Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş olsun diye mallarını harcayanlar gibi; başa kakıp gönül yıkmak suretiyle yaptıklarınızı boşa çıkarmayın. Bu kimsenin durumu, üzerinde bir parça toprak bulunan ve şiddetli bir yağmurun çırılçıplak bıraktığı bir kaya gibidir. İşte böyle kimseler (gösteriş için) yaptıkları hiçbir iyilikten sevap elde edemezler. Allah âyetlerini inkâr edenleri umduklarına kavuşturmaz. (2.264*107.1-7)

Al-i İmrân 3.39 Kâimüy yüsallî fil mıhrâbi/mihrapta namaz kılarken melekler ona (Zekeriya’ya) şöyle seslendi: “Allah sana, Allah’tan gelen bir kelimeyi tasdik edecek, insanlar arasında seçkin bir konuma sahip, nefsine hakim, dürüst ve salihlerden bir Nebi olacak Yahyâ’yı müjdeliyor!” (3.39*6.85*19.7)

Al-i İmrân 3.43 ”Ey Meryem! Huşû ile Rabbinin huzuruna dur, secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et!”

Al-i İmrân 3.96 Şüphesiz yeryüzünde insanlar için yapılan ilk Beyt âlemlere bereket ve hidayet kaynağı (kıbleyi gösteren); Mekke’deki/Kâbe’ dir.

Nisa 4.38 Onlar, Allah’a ve âhiret gününe de inanıp-güvenmezler ve mallarını da gösteriş için harcarlar. Arkadaşı ve yoldaşı şeytan olan kimse, ne kötü bir dost edinmiştir. (2.264*4.38*107.1-7)  

Nisa 4.43 Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar lâ takrabus salâta/namaza yaklaşmayın. Cünüp iken de, yolcu olmanız müstesna, gusledinceye/yıkanıncaya kadar (namaza yaklaşmayın). Eğer hastaysanız veya yolculuk yapıyorsanız yahut tuvalete gitmişseniz ya da kadınlarla/ eşlerinizle cinsel ilişkide bulunmuş sonra da su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin/sürün. Şüphesiz Allah, çok affeden ve çok bağışlayandır. (4.43*5.6)

Nisa 4.94 Ey iman edenler! İzâ darabtüm fî sebîlillâhi/Allah yolunda sefere/cihada çıktığınızda iyice araştırın/sorumlu davranın ve size selam verenlere bu dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek ”sen mümin değilsin/sana eman yok” demeyin, Allah katında pek çok ganimet vardır. Önceden siz de onlar gibiydiniz, Allah size lütufta bulundu. Artık çok dikkatli davranın, zira Allah tüm yaptıklarınızdan haberdardır. (3.164*4.94,101-103*16.28,87)

Nisa 4.95 Müminlerden geçerli bir mazereti olmadan evlerinde oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler bir/eşit değildir. Allah; Allah yolunda malları ve canlarıyla cihad edenlerin derecesini evlerinde oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine (yaptıklarının) en güzelini vâdetmiştir ama, mücahitleri evlerinde oturanlardan çok daha büyük mükâfatla üstün kılmıştır. (4.95-96*57.10)

Nisa 4.96 Allah onlara katından yüksek dereceler, bağışlanma ve rahmet vermiştir. Zira Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edendir.

Nisa 4.101 Ve izâ darabtüm fil erdı/yeryüzünde sefere/cihada çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük etmelerinden korkarsanız en taksurû mines salâh/ namazları kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Çünkü kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. (2.239*4.94,101-103)

Nisa 4.102 (Rasulüm!) Sen de aralarında olup, fe ekamte lehümüs salâte/ onlara namaz kıldırdığın zaman, bir grup silahlarını yanlarına alarak seninle namaza dursun (diğer grup ise nöbet tutsun). Bunlar; fe izâ secedû/secde ettikten sonra geri çekilip (nöbete geçsinler). (Bu sefer) lem yüsallû/namaz kılmamış olan grup silahlarını yanlarına alarak gelip seninle bilikte fel yüsallû/ namaz kılsınlar. Kâfirler, ani bir baskın yaparak sizi silahsız ve gafil avlamak isterler. Ancak, yağmur dolayısıyla sıkıntıya düşer veya hastalanmış olursanız (namaz kılarken) silahlarınızı bırakmanızda bir sakınca yoktur, (yeter ki) tedbirinizi alın. Allah, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır! (2.239*4.94,101-103)

Nisa 4.103 Fe izâ kadaytümüs salâte/namazı kıldıktan sonra; ayakta, otururken ve yanlarınız üzerine uzanmış bir haldeyken Allah’ı zikredin/hatırlayın. Güvene kavuştuğunuzda ise; fe ekıymüs salâh/namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, müminler için belirli vakitlerde ifa edilmesi gereken bir farzdır. (2.239*4.94,101-103)

Nisa 4.104 (Düşman) topluluğunu/birliğini takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız onlar da sizin gibi acı çekiyorlar. Üstelik siz Allah’tan, onların beklemedikleri mükâfatları bekliyorsunuz. Allah her şeyi bilen ve hikmet sahibidir.

Nisa 4.142 Münâfıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah onların hilelerini başlarına geçirir. Ve izâ kâmû iles salâti/onlar namaza kalkarken gönülsüzce ve insanlara gösteriş için kalkarlar. Allah’ı da çok az zikrederler/hatırlarlar. (4.142*9.54*19.59*74.39-47*107.1-7)

Nisa 4.155 Sözlerinde durmadıkları, Allah’ın âyetlerini inkâr ettikleri, Nebileri haksız yere öldürmeye kalktıkları ve “bizim kalplerimiz mühürlüdür” dedikleri için Biz onları cezalandırdık. Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri sebebiyle onların kalpleri katılaşmış, artık pek azı dışında onlar iman etmezler.

Maide 5.6 Ey iman edenler! İzâ kumtüm iles salâti/namaza kalkacağınız zaman; yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı mesh edin, bileklerinize kadar ayaklarınızı da (mesh edin/yıkayın). Eğer cünüp olmuşsanız gusledin/yıkanın. Şayet hastaysanız veya yolculuk yapıyorsanız yahut tuvalete gitmişseniz veya kadınlarla/eşlerinizle cinsel ilişkiye girmişseniz ve su da bulamıyorsanız; temiz bir toprağa teyemmüm edip onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. O’nun isteği sizi temizlemek/arındırmak ve size olan nimetini tamamlamaktır ki şükredenlerden olasınız. (4.43*5.6)

[[AYAKLARA MESH/YIKAMA KONUSUNDA GÖRÜŞÜMÜZ:

Maide 5.6 Ey iman edenler! İzâ kumtüm iles salâti/namaza kalkacağınız zaman; yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı mesh edin, bileklerinize kadar ayaklarınızı da (mesh edin/yıkayın). Eğer cünüp olmuşsanız gusledin/yıkanın. Şayet hastaysanız veya yolculuk yapıyorsanız yahut tuvalete gitmişseniz veya kadınlarla/eşlerinizle cinsel ilişkiye girmiş ve su da bulamıyorsanız; temiz bir toprağa teyemmüm edip onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. O’nun isteği sizi temizlemek/ arındırmak ve size olan nimetini tamamlamaktır ki şükredenlerden olasınız. (4.43*5.6)

Namaza kalkacağınız zaman yapılacak hazırlıklar şunlardır:

1)Yüzlerin ve dirseklere kadar ellerin yıkanması.

2)Başın mesh edilmesi, bileklere kadar ayakların (meshi/yıkanması). Mesh etme şöyle yapılır:

***Alından enseye doğru ıslak elle sıvazlanan baş böylece meshedilmiş olur.

***Parmaklardan bileklere kadar ıslak elle sıvazlanan her iki ayak da bu şekilde meshedilmiş olur. “Başı mesh etme” hususu bilinmekte ve doğru olarak uygulanmaktadır. “Bileklere kadar ayakların (meshi/yıkanması)” konusunda ise üç farklı görüş vardır:

A)Başı mesh edin, bileklere kadar ayakları da “mesh edin” diyenler, 

B)Başı mesh edin, bileklere kadar ayakları “mesh edin veya yıkayın” diyenler,

C)Başı mesh edin, bileklere kadar ayakları “yıkayın” diyenler,

Buradaki görüş farkları; âyetlerin “erculeküm” veya ”ercilikum” şeklinde iki farklı şekilde kıraat edilmesinden kaynaklanmaktadır.

Bizim görüşümüz; abdestin fiziki bir temizlikten ziyade manevi bir temizlik olduğunu ifade eden ve “su bulamazsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin” emrine paralel olarak “mesh edin veya yıkayın” şeklinde “kişinin tercihine bırakılmış olan görüştür”. Ayrıca, sakat veya yaşlı yahut hasta olanların abdest almak için ayaklarını yıkamaları bazen mümkün olmamaktadır. Bu kişilerin namazlarını kılmak için, teyemmümle bile olsa abdest almalarının zorunlu olduğunu dikkate alırsak, ayaklara mesh etmenin uygun olacağı sonucuna varılacaktır. Bu bakımdan, mesh etme veya yıkama konusunun müminin tercihine bırakılması görüşünü biz de benimsiyoruz. Ayrıca, “Allah hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez” mealindeki şu âyetler de bizim bu görüşümüzü teyit etmektedir: (2.223,286*6.152*7.42*23.62*65.7) ]]

Maide 5.12 Allah, İsrailoğullarından kesin söz almıştı ve içlerinden on iki temsilci görevlendirmişti. Allah onlara şöyle demişti: “Bilin ki Ben sizinle beraber olacağım! Eğer siz; ekamtümüs salâte/namazı dosdoğru kılarsanız, zekâtı verirseniz, Rasullerime inanarak onları desteklerseniz ve Allah’a kardan hasenel/güzel bir borç verirseniz; Ben de sizin günâhlarınızı örterim/silerim ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra içinizden her kim nankörlük ederse işte o kesinlikle doğru yoldan sapmış olur.” (1.5*2.45,83*5.12*7.194*20.14*21.73*98.5)

Maide 5.13 Verdikleri sözden döndükleri için onları lânetledik/dışladık ve kalplerini katılaştırdık. Unutmamaları istenenlerden bir kısmını unuttular ve kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıttılar. Çok azı hariç, onlardan hep kötülük göreceksin. Sen onlara aldırma ve onları bağışla, çünkü Allah iyilik edenleri sever. (1.5*2.45,83*5.12-13*7.194*20.14*21.73*98.5)

Maide 5.58 Ve izâ nâdeytüm iles salâtit/namaza çağırdığınız zaman, onlar onu/namaza çağrınızı alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların akıllarını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır.

En’am 6.15 (Rasulüm!) De ki: “Eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün/Kıyamet Günü’nün azabından korkarım!” (2.79*6.15*10.15*17.73-75*46.8*53.2-4*69.43-47)

En’am 6.72 Ve en ekıymüs salâte/namazı dosdoğru kılın diye bize emredildi. O’ndan korkun, O’nun huzurunda toplanacaksınız. (6.72*87.14-15)

En’am 6.92 İşte bu Kur’an, kendisinden önceki ilahî Kitapları tasdik eden; bütün şehirlerin anası olan Mekke halkını ve çevresinde bulunanları uyarman için Bizim indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır. Âhirete inananlar buna/Kitab’a da inanırlar ve onlar alâ salâtihim yuhâfizûn/namazlarını muhafaza ederler. (6.19,92*21.107*25.1*62.2-3)

En’am 6.107 Eğer Allah dileseydi onlardan hiçbiri Allah’a şirk koşamazdı. Biz, seni onların başına bekçi yapmadık ve sen onlara vekil de değilsin. (2.256*6.35,107,148-149*10.99*11.118*13.27*16.93*50.45* 88.21)

En’am 6.148 Müşrikler diyecekler ki: “Allah dileseydi biz de atalarımız da şirke düşmezdik, herhangi bir şeyi de kendimize haram kılmazdık!” Onlardan öncekiler de böyle yalanlara sarıldılar ama sonunda azabımızı tattılar. De ki: “Yanınızda (Allah’ın bunu dilediğine dair) bir bilgi ve belgeniz varsa çıkarıp bize gösterin, ama siz sadece zanlarınızın peşinden gidiyor ve yalan söylüyorsunuz!” (2.256*6.35,107,148-149*10.99*11.118*16.35,93*50.45)

En’am 6.149 Onlara de ki: “Kesin delil Allah’a aittir. Eğer Allah dileseydi hepinizi hidayete erdirirdi/doğru yola iletirdi.” (2.256*6.35,107,148-149*10.99*11.118* 16.35,93*50.45)

A’râf 7.194 İyi bilin ki; Allah’tan başka yardıma çağırdıklarınız sizin gibi kullardır. İddianızın doğru olduğunu düşünüyorsanız haydi onları çağırın da size cevap versinler bakalım.

(1.5*2.45,83*5.12*7.194*20.14*21.73*35.14*46.4-6*98.5)

A’râf 7.205 (Rasülüm!) Sabah-akşam/her zaman boyun büküp yalvara-yakara, derin bir ürpertiyle ve alçak sesle Rabbini zikret/hatırla. Sakın gafillerden olma! (7.55,205)

Enfâl 8.3-4 Onlar ki, yukıymûnes salâte/namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infâk ederler/hayra harcarlar. İşte gerçek müminler onlardır. Rableri katında onlara (yüksek) mertebeler, bağışlanma ve bol rızık vardır. (8.3-4*23.9*70.23-24,34)

Enfâl 8.35 Onların (kâfirlerin) Beyt’in/Kâbe’nin çevresinde ibadet diye yaptıkları ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibarettir. Haydi, ısrarla inkâr etmenizden dolayı azabı tadın.

Enfâl 8.47 Çalım satarak ve gösteriş yaparak yurtlarından çıkan ve insanları Allah yolundan engelleyen müşrikler gibi olmayın. Allah onların yapıp-ettiklerini bilmektedir. (8.47*107.1-7)

Tevbe 9.11 Ama yine de onlar (müşrikler); tevbe eder ve ekâmüs salâte/namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı verirlerse artık onlar sizin din kardeşleriniz olurlar. Bilen bir toplum için âyetlerimizi ayrıntılı olarak işte böyle açıklıyoruz.

Tevbe 9.53-54 De ki: “İster gönüllü ister gönülsüz infâk edin/hayra harcayın, sizden asla kabul edilmeyecektir; çünkü siz fâsikıyn/yoldan çıkmış bir topluluksunuz.” Onların infâklarının kabulüne engel olan; Allah’a ve Rasulüne nankörlük etmeleri, salâte/namaza üşenerek gelmeleri ve infâkları gönülsüz yapmalarıdır. (4.142-143*9.53-54*19.59*74.39-47*107.1-7)

Yunus 10.15 Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman, öldükten sonra huzurumuza çıkacaklarını hesaba katmayanlar: “Bize başka bir Kur’an getir veya bunun içeriğini değiştir” derler. Onlara de ki: “Ben onu kendiliğimden değiştiremem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Eğer Rabbime karşı gelecek olursam, o büyük Gün’ün azabına uğramaktan korkarım.” (2.79*6.15*10.15*17.73-75*46.8*53.2-4*69.43-47)

Yunus 10.87 Biz de Musa’ya ve kardeşine vahyettik ki: “Mısır’da kavminiz için evler hazırlayın ve evlerinizi kıblegâh edinin ve ekıymus salâh/namazı dosdoğru kılın. Müminlere de (zaferi) müjdele!”

Yunus 10.99 Eğer Rabbin dileseydi yeryüzünde olan herkes topyekün iman ederdi. O halde, iman etmeleri için insanları sen mi zorlayacaksın? (2.20,256*6.35,107,149*10.99*11.118*16.93*50.45)

Hûd 11.87 Onlar: “Ey Şuayb! Atalarımızın taptıklarını bırakmamızı ve mallarımıza istediğimizi yapmayı terk etmemizi sana e salâtüke/namazın mı/dinin mi emrediyor? Senden bunu beklemezdik, çünkü sen yumuşak huylu ve aklı başında birisin” dediler. (2.45*5.57,106*11.87)

Hûd 11.114 Gündüzün iki ucunda, gecenin de gündüze yakın saatlerinde ve ekımıs salâte/namazı dosdoğru kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, ibret alanlara bir öğüttür. (2.238*11.114*17.78-79*20.130*30.17-18*50.39)

(NOT: Gündüzün iki ucunda: öğle ve ikindi namazları; gecenin gündüze yakın saatlerinde: akşam, yatsı ve sabah namazları olmak üzere beş vakit namaz işaret edilmektedir. Bk. İsra 17.78-79)

Hûd 11.118 Eğer Rabbin dilemiş olsaydı, bütün insanları tek bir ümmet/ mümin yapardı. Ama onlar (kendi iradeleriyle) muhalif olmaya devam etmektedirler. (2.256*6.35,107,149*10.99*11.118*16.9,93*50.45)

İbrahîm 14.31 İman eden kullarıma söyle! Alışverişin ve dostluğun bulunmadığı bir gün/Mahşer Günü gelmeden önce yükıymus salâte/namazlarını dosdoğru kılsınlar; kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli veya açıktan infak etsinler. (2.254,274*14.31)

İbrahîm 14.35 İbrahim şöyle dua etmişti: ”Ey Rabbim! Burayı güvenli bir belde yap, beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan uzak tut!” (2.125-126*3.97*14.35*29.67)

İbrahîm 14.37 ”Ey Rabbimiz! Çocuklarımdan bir kısmını li yükıymus salâte/ namazlarını dosdoğru kılsınlar diye senin kutlu evinin/Kabe’nin yanında ekin bitmeyen bir vadiye yerleştirdim. Sen de insanlardan bir kısmının gönlünü onlara yönelt, onları çeşitli ürünlerle rızıklandır, umulur ki onlar da (bunun) şükrünü eda ederler!” (2.126*5.97*14.37)

İbrahîm 14.40 ”Rabbim! Beni ve neslimden gelenleri mükıymes salâtı/namazı dosdoğru kılanlardan eyle ve dualarımı kabul buyur!” (2.125*14.40*22.26)

Hicr 15.97-98 (Rasulüm!) Onların sözlerinden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. Sen, Rabbini hamd ile/övgüyle tesbih et ve O’na secde edenlerden ol! (3.41*6.33*15.97-98*20.130*25.58*33.42* 40.55*50.39* 52.48-49*69.52)

Nahl 16.93 Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah, dileyeni/isteyeni dalalette bırakır, dileyeni/isteyeni de hidayete erdirir. Siz bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız. (2.26,256*5.48*6.35,107,149*10.99*11.118*13.27*14.4*16.9,93)

İsrâ 17.73-75 (Rasulüm!) (Müşrikler), neredeyse seni fitneye sürüklemek için vahyettiğimizden başka şeyler uydurarak Bize isnad eden bir iftiracı durumuna düşüreceklerdi. Eğer onlara uymuş olsaydın seni kendilerine dost edineceklerdi. Biz sana sebat/destek vermeseydik, neredeyse onlara meyledecektin. İşte o zaman Biz sana hayatın da ölümün de acılarını kat-kat tattırırdık. Sonra Bize karşı sana yardım edecek kimseyi de bulamazdın.

(2.79*6.15*10.15*17.73-75*46.8*53.2-4*69.43-47)

İsrâ 17.78-79 Güneşin batıya yönelmesinden gecenin karanlığının iyice çökmesine kadar ekımis salâte/namazı dosdoğru kıl. Şafak söktüğü zaman da (namaz kıl). Çünkü sabah namazı meşhûd (şahitli, gözle görülen) dir. Gecenin bir bölümünde de sana özgü bir nafile olarak fe tehecced bihî/teheccüd namaz kıl. Umulur ki bu sayede Rabbin seni makamı mahmud’a yükseltir. (2.238*11.114*17.78-79*20.130*30.17-18*50.39)

(NOT: Bu âyetlerde: öğle-ikindi-akşam-yatsı namazlarına ilaveten sabah namazına işaret edilerek beş vakit namaza ve ayrıca teheccüd namazına da işaret edilmektedir. (Bk. Hûd 11.114)

Kehf 18.21 Biz böylece, insanların onlardan haberdar olmasını sağladık ki; Allah’ın öldükten sonra dirilmeye dair vaadinin gerçek olduğunu ve Kıyamet saatinden şüphe edilmeyeceğini bilsinler. Sonra halktan bazıları: “Onların anısına bir anıt dikin, onların başına gelenleri en iyi Rableri bilir” dediler. Sözleri dinlenenler de: “Onların yattığı mağaranın önüne bir mescit yapalım” dediler. (18.21*35.5)

Meryem 19.31 ”(İsa) Nerede olursam olayım O beni mübârek kıldı ve yaşadığım sürece bis salâti/namazı ve zekâtı emretti!”

Meryem 19.54-55: Kitapta İsmail’i de an. Gerçekten o sözüne sadıktı. Rasul ve Nebî idi. Ailesine bis salâti/namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin de rızasını kazanmıştı.

Meryem 19.58 İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği Nebilerden, Adem’in soyundan, Nûh ile birlikte gemide taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in/Yakub’un soyundan seçip hidayete erdirdiğimiz kimselerdir. Onlara çok merhametli olan Rahman’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. (17.107-109*19.58*37.102-113)

Meryem 19.59 Onların arkasından öyle bir nesil geldi ki, şehvetlerine uyarak edâus salâte/namazın içini boşalttılar, bu yüzden Gayyâ kuyusunu boylayacaklar. (4.142*9.54*19.59*74.39-47*107.1-7)

Tâhâ 20.14 Gerçek şu ki Ben Allah’ım, Benden başka ilah yoktur. O halde yalnız Bana kulluk et ve Beni zikr/hatırlaman için ve ekımıs salâte/namazı dosdoğru kıl! (1.5*2.45,83*5.12*7.194*20.14*21.73*98.5)

Tâhâ 20.130 Bunun için sen onların söylediklerine sabret. Güneş doğmadan ve batmadan önce Rabbini hamd ederek/övgüyle tesbih et/hatırla. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli vakitlerinde de tesbihine/hatırlamaya devam et ki, Rabbinin rızasını kazanasın.

(2.238*11.114*17.78-79*20.130*30.17-18*50.39)

Tâhâ 20.132 (Rasulüm!) Ailene/yakınlarına bis salâtı/namazı emret, sen de sabırla ona devam et. Biz senden rızık istemiyoruz, kaldı ki Biz seni rızıklandırıyoruz. Hayırlı son takvâ sahiplerinindir. (6.151*11.6*17.31*20.132*29.60*51.56,57*65.2,3)

Enbiya 21.73 Onları, buyruğumuz doğrultusunda herkese doğru yolu gösteren önderler yaptık. Nitekim onlara hayırlı işler yapmalarını ve ikâmes salâti/ namazı dosdoğru kılmalarını ve zekâtı vermelerini emrettik. Onlar, sadece Bize ibadet/kulluk eden kimselerdi. (1.5*2.45,83*5.12*7.194*20.14*21.73*98.5)

Enbiya 21.79 İkisine de ilim ve hikmet verdiğimiz halde, bu konuda Süleyman’a daha derin bir anlayış bahşettik. Davud’a dağları ve kuşları boyun eğdirmiştik, birlikte Allah’ı tesbih ederlerdi/şanını yüceltirlerdi. Bütün bunları Biz yaptık. (21.79*34.10*38.18-19)

Hac 22.26 İbrahim’e Beyt’in yerini gösterdiğimiz zaman: “Bana hiçbir şeyi şirk koşma; tavaf edenler, kıyam, rüku ve secde edenler için Beytimi temiz tut” demiştik. (2.125*14.40*22.26)

Hac 22.77 Ey iman edenler! Kurtuluşa erebilmeniz için; Allah’ın huzurunda rüku edin, secde edin, (sadece) Rabbinize kulluk edin ve hayırlı işler yapın.

Mü’minûn 23.8-11 Yine onlar/müminler kendilerine emanet edilenlere ve verdikleri sözlere riayet ederler, alâ salevâtihim yuhâfizûn/namazlarını muhafaza ederler, İşte onlar Firdevs’e varis olan kimselerdir ve orada ebedi kalacaklardır. (7.43*18.107*23.8-11)

Nûr 24.34 Andolsun ki, Biz size hakikatı açık ve net olarak bildiren âyetler, sizden önce yaşamış olanlardan kıssalar/örnekler ve müttakiler için nice öğütler indirdik. (24.34*2.2)

Nûr 24.37 O evlerde öyle yiğitler vardır ki; ticaret de alışveriş de onları Allah’ı zikretmekten/hatırlamaktan ve ikâmis salâti/namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşetle halden hale döneceği bir günden/Mahşer Günü’nden korkarlar. (24.37*62.9-10)

Furkân 25.58 Hiç ölmeyecek olan ve hep diri olan Rabbine tevekkül et ve O’nu hamd/övgüyle ile tesbih et! Bil ki, kullarının günâhlarından O’nun haberdar olması yeterlidir. (5.23*3.122,159*13.13*15.98*25.58*57.3)

Furkân 25.60 Onlara (inkârcılara) “Rahman’a secde edin” denilince “Rahman da neymiş, biz senin emrettiğine secde mi edeceğiz?” derler ve iman etmekten uzaklaşırlar. (1.3*7.180*17.110*25.60*68.42*77.48)

Furkân 25.64-65 Geceleri Rablerine secde ederler ve kıyama dururlar.

Onlar şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Çünkü onun azabı çok şiddetli ve çekilmezdir.” (3.191-192*25.64-65* 32.16* 39.9*51.17-18)

Şu’arâ 26.218-220 (Tek başına) kıyama durduğunu, secde edenlerle birlikte secde ettiğini (yani her zaman) seni görmektedir. Çünkü O, her şeyi işitir ve her şeyi bilir.

Ankebût 29.45 “Ütlü mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıssalâh,  innes salâte tenhâ anil fahşâi vel münker. Ve le zikrullâhi ekber, vallâhü ya’lemü mâ tasneûn/sana vahyedilen Kitab’ı/Kur’an’ı oku, namazı dosdoğru kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ın zikri/hatırlanması en büyük ibadettir. Zira Allah bütün yaptıklarınızı bilir.” (2.152,238-239*18.27*29.45)

Rûm 30.17-18 Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih/ noksanlıktan tenzih edin. Göklerde ve yerde hamd/bütün övgüler yalnız O’na aittir. Öğle ve ikindi vakitlerinde de O’nu tesbih/noksanlıktan tenzih edin şanını yüceltin. (2.238*11.114*17.78-79*20.130*30.17-18*50.39)

Rûm 30.30-31 O halde sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah’ın insanları yarattığı fıtrata çevir. Allah’ın yarattığının yerini tutacak hiçbir şey yoktur. İşte dosdoğru din budur. Ama insanların çoğu bunu bilmezler. Yalnız O’na yönelin! O’na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Ve ekıymus salâte/namazı dosdoğru kılın ve sakın müşriklerden olmayın!

Lokmân 31.17 ”Ey yavrucuğum! Ekımıs salâte/namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülüğe engel ol, başına gelenlere sabret/göğüs ger. Doğrusu bunlar azim ve kararlılık gösterilmeye değer şeylerdendir.”

Ahzâb 33.56 Şüphesiz Allah ve melekleri Nebi’yi yusallûne/desteklerler. Ey iman edenler, siz de sallû aleyhi/onu destekleyin! Onun tebliğine tam olarak teslim olun.

Fâtır 35.5 Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi gerçektir/haktır. Dünya hayatı sizi asla aldatmasın, aldatıcı şeytan da sizi Allah ile aldatmasın.

Fâtır 35.18 Hiçbir günahkâr başka birinin günahını yüklenemez. (Günah) yükü ağır gelen kimse başka birisini onu taşımaya çağırsa, çağırdığı onun yakın akrabası dahi olsa onun yükünden hiçbir şeyi azaltamaz. Sen ancak, idraki aşan/gaybi bir gerçek olarak Rablerine karşı derin bir ürperti duyanları ve ekâmus salâh/namazı dosdoğru kılanları uyarabilirsin. Kim nefsini arıtırsa sadece kendisi için arınmış olur. Sonunda dönüş Allah’adır.

Fâtır 35.29 Allah’ın Kitabı’na uyan ve ekâmus salâte/namazı dosdoğru kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak eden/hayra harcayan kimseler hiç tükenmeyecek bir kazanç umabilirler.

Sâd 38.18 Davud’un emrine dağları verdik. Onunla birlikte sabah-akşam Allah’ı tesbih ederlerdi.

Zümer 39.9 Ahiretten sakınarak ve Rabbinin rahmetini umarak gecenin bir vaktinde kalkarak secde edip kıyama durarak huşûyla ibadet eden bir kimse, hiç inkâr edenle aynı olur mu? De ki: “Bilenle bilmeyen bir olur mu?” Bunu ancak ulül elbâb/aklı selim ve sağduyu sahipleri düşünüp anlayabilir.

Şûrâ 42.13 Allah; geçmişte Nuh’a emrettiklerini, şimdi sana vahiy ettiklerini ve yine İbrahim’e, Musa’ya, İsa’ya emrettiklerini sizin için de şeriat/din olarak emretti: “Dini dosdoğru ayakta tutun ve sakın ayrılığa düşmeyin!” Müşrikleri çağırdığın bu tevhid dini onlara ağır geldi. Allah dilediği kimseyi Rasul seçer, kendine yönelenleri de doğru yola iletir. (3.103,105*4.163*5.48*42.13*45.18)

Ahkâf 46.8 Yoksa, “Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar. De ki, “Eğer onu ben uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olan (cezaya) karşı siz hiçbir şey yapamazsınız. O, bu iftiranın nedenini çok iyi bilmektedir. Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.” (2.79*6.15*10.15*17.73-75*46.8*53.2-4*69.43-47)

Kâf 50.39 Onların söyledikleri karşısında sabret/göğüs ger. Güneşin doğuşundan önce ve batışından önce Rabbini hamd/övgüyle ile tesbih et/noksanlıktan tenzih et. (2.238*11.114*17.78-79*20.130*30.17-18*50.39)

Kâf 50.40 Geceleri de secdelerin ardından O’nu tesbih/nosanlıktan tenzih et.

Kâf 50.45 Biz onların neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde zor kullanacak değilsin. Benim tehditlerimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver! (2.256*6.107,149*10.99*11.118*16.93*50.45*88.21)

Necm 53.2-4 Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve azmadı. O asla kendi arzusuna göre konuşmaz. Onun size söyledikleri kendisine vahiy edilenden başka bir şey değildir. (2.79*6.15*10.15*17.73-75*46.8*53.2-4*69.43-47)

Hadîd 57.10 Göklerin ve yerin mirası Allah’a ait olduğu halde size ne oluyor da Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Fetihten önce infak edip savaşanlarınız diğerleriyle bir olmaz. Allah hepsine de iyilik vadetmiştir fakat onlar/öncekiler, fetihten sonra infak eden ve savaşanlardan kat kat üstündür. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır. (4.95-96*57.10

Saf 61.10-12 Ey iman edenler! Elim bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve Rasulüne iman edip, mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad ederseniz, eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Bu takdirde, Allah; sizin günâhlarınızı bağışlar, sizi içinden ırmaklar akan Adn cennetlerindeki güzel köşklere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur. (2.16*61.10-11*62.9)

Cuma 62.9-10 Ey iman edenler! Cuma günü lis salâti/namaz için çağrı yapıldığında alışverişi bırakıp Allah’ın zikrine koşun. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Fe izâ kudiyetis salâtü/namazı bitirdiğinizde yeryüzüne dağılıp Allah’ın lütfundan rızkınızı arayın. Allah’ı çok zikredin/hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz. (24.37*61.10-12*62.9-10)

Kalem 68.23-24 Derken yola koyuldular ve birbirlerine şöyle fısıldadılar: “Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın!” (68.23-24*107.1-7)

Hâkka  69.43-47 O (Kur’an), Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.  Eğer (Rasul), Bize karşı bazı sözleri isnat etseydi, onu kuvvetle yakalar, sonra da şah damarını keser atardık. İçinizden hiç kimse de buna engel olamazdı. (2.79*10.15*17.73-75*42.24*46.8-9*53.2-4*69.43-47)

Meâric 70.22-30 İllel musallîn/Ancak namaz kılanlar hariçtir. Onlar ki alâ salâtihim dâimûn/namazlarında devamlıdırlar. Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksulların hakkı olduğunu bilirler. Onlar Din Gününü/Hesap Gününü tasdik ederler. Onlar Rablerinin azabından korkarlar/sakınırlar. Çünkü Rabbinin azabından kimse emin olamaz. Onlar iffetlerini korurlar. İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânüküm/ancak hür eşleri ve sağ ellerinin sahip oldukları hariç. Çünkü onlar bundan kınanmazlar. (5.12*23.5-7*70.22-30*87.15)

Meâric 70.32-35 O müminler, kendilerine emanet edilene ve verdikleri söze riayet ederler. Onlar, şahitliklerini dosdoğru yaparlar. Onlar alâ salâtihim yühâfizûn/namazlarını muhafaza ederler. İşte onlar cennetlerde ikram görecek olanlardır. (23.8*70.32-35)

Müzzemmil 73.20  ”Rabbin biliyor ki; sen ve beraberindekilerden bir grup gecenin üçte ikisine yakın bir kısmını yahut yarısını veya üçte birini ibadetle geçiriyorsunuz. Geceyi de gündüzü de takdir eden Allah’tır. O, sizin buna dayanamayacağınızı bildiği için yükünüzü hafifletti. Artık Kur’an’ı kolayınıza geldiği zaman/gibi okuyun. Allah; içinizden bazılarının hasta olacağını, bazılarının Allah’ın lütfundan nasiplerini aramak için yadribûne fil erdı/ yolculuğa çıkacağını, bazılarının Allah yolunda savaşa çıkacağını bilmektedir. Bunun için, Kur’an’ı kolayınıza geldiği zaman/gibi okuyun ve ekıymus salâte/

namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin (böylece) Allah’a karz-ı hasen/güzel bir borç verin. Kendiniz için hayır olarak önden ne gönderirseniz, Allah katında onu daha hayırlı ve sevabını daha da artmış olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin, çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” (2.245*57.11,18*73.20)

Müddesir 74.39-48 Ancak ashâbel yemîn/dürüst ve erdemli olanlar müstesnadır. Onlar cennetlerde olacak ve mücrimlere/suçlulara “Sizi sekara/cehenneme sokan nedir” diye soracaklar? Onlar şöyle cevap verecekler: ”Minel musallîn/biz namaz kılanlardan değildik, miskînleri/yoksulları da doyurmazdık, üstelik batıla/günâha dalanlarla birlikte biz de dalardık, dahası Din Gününü/Hesap Gününü de yalanlardık. Sonunda ölüm bize gelip çattı, şefaatçıların şefaatının onlara faydası olmaz.”

(4.142*9.54*19.59*56.7-10*74.39-48*107.1-7)

Mürselât 77.47-49 Hakkı yalanlayanların o gün vay haline! Onlara “Allah’ın huzurunda eğilin!” denildiğinde, eğilmezler. Hakkı yalanlayanların o gün vay haline!

İnfitâr 82.9-10 Fakat! Bütün bunlara rağmen siz; dini yalanlamaya kalkıyorsunuz. Oysa sizi gözetleyen muhafızlar değerli yazıcılar var, (82.9-10*107.1-7)

A’lâ 87.14-15 Şirkten temizlenen, Rabbini zikredip/hatırlayan fe sallâ/O’na kulluk edenler kurtuluşa ererler. (87.14-15*91.9)

Şems 91.9 Nefsini temizleyip arıtan kişi kurtuluşa erer. (87.14-15*91.9-10)

Şems 91.10 Nefsini kirleterek günâha dalan kişi ziyana uğrar. (91.9-10)

Duhâ 93.9-10 Öyleyse sakın yetime kötü davranma, dilenciyi de azarlama. (93.9-10*107.1-7)

Alak 96.9-10 İbadete/namaza kalkan bir kula, engel olmaya çalışana bir bak!

Alak 96.19 Hayır! Sen ona kulak asma. Rabbine secde et ve böylece O’na yakınlaş!

Beyyine 98.5 Halbuki onlara (Ehl-i Kitaba) her türlü batıl inançtan arınmış olarak yalnız Allah’a kulluk etmeleri ve dini O’na has kılarak yukıymus salâte/namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti, zaten hak/doğru din de işte budur. (1.5*2.45,83*5.12*7.194*20.14*21.73*98.5

Mâ’ûn 107.1-7 Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o yetimi itip kakar ve yoksulu doyurmaya da yanaşmaz. Fe veylül lil musallin/namaz kılan bu kişilerin vay haline/çekecekleri var, an salâtihim sâhûn/onlar namazlarından gâfildirler. Onlar gösteriş yaparlar ve en küçük yardıma da engel olurlar. (2.264*4.38,142*8.47*9.54*19.59*68.23-24*74.39-47*82.9-10*87.14-15* 93.9-10*107.1-7)

Kevser 108.1-3 Şüphesiz Biz sana Kevser’i/sayısız nimeti verdik. O halde namazı da kurbanı da/her şeyi yalnız Rabbine tahsis et. Asıl (hayırdan) soyu kesilmiş olan, senden nefret edendir. (6.162-163*108.1-3)      

B) NAMAZ TEFSİRİ:

B1. TEFSİR USULÜ HAKKINDA GENEL BİLGİ:

Arapça zengin bir dil olup, pek çok terimin birden çok manası vardır. “Salât” terimi de bunlardan birisidir. “Salât” terimi kullanıldığı yere göre farklı anlamlara gelmektedir:

***Namazı dosdoğru kılmak,

***Allah’a ibadet/kulluk etmek,

***Allah’a dua etmek,

***Yardım ve destekte bulunmak,

Benzer durumlar Türkçe için de geçerlidir. Örnek olarak “kesmek” terimini inceleyelim:

***Kurban için “koç kestik” dediğimizde, “koç boğazladığımızı” ifade etmiş oluyoruz.

***Falan kişiyle “görüşmeyi kestik” dediğimizde, o kişiyle “artık görüşmüyoruz” demiş oluyoruz.

***Rakip takımın “atağını kestik” dediğimizde, rakip takımın “atağını önledik” demiş oluyoruz.

***Muhasebeciye ne yapıyorsun diye sorunca, “fatura kesiyorum” dediğinde, faturaları kesip-biçtiğini değil, “faturaları tanzim ettiğini” anlıyoruz.

Bu bakımdan, Kur’an’da “salât” teriminin geçtiği her âyeti “namaz kılmak” şeklinde tercüme etmek yanlış sonuçların doğmasına yol açmaktadır. Farklı anlamları olan bir terimin hangi anlama geldiğini anlamak için ne yapmalıyız: Öncelikle, o terimin geçtiği âyetin “siyakını ve sibakını” yani 4-5 âyet öncesini ve 4-5 âyet sonrasını dikkatlice okuyarak burada terimin hangi anlamda kullandığını doğru olarak anlamaya çalışmalıyız. İkinci olarak o terimin Kur’an bütünlüğü içinde farklı âyetlerde hangi anlamlarda kullanıldığını bilmemiz gerekmektedir. Bunları gözeterek ve “ey akıl sahipleri akledin” uyarısını dikkate almak suretiyle “aklımızı kullanarak” terimin doğru anlamını vermemiz mümkün olabilir. Bazılarının “siz Kur’an’ı anlayamazsınız” demeleri asla doğru değildir. Zira birçok âyetde Allah; “Kur’an’ın ayrıntılı olarak açıklandığını” beyan buyuruyor. Örnek olarak Hûd 11.1-2:Elif-Lâm-Râ! Bu Kitap, her şeyi yerli yerince yapan ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından âyetleri muhkem kılınmış ve ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu, Allah’tan başkasına kul olmamanız içindir. Ben de O’nun katından size gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”

Konuyu çok uzatmamak için sadece iki örnek vermek istiyorum:

1) Birinci örnek Nisa 4.34 de geçen “darabe” terimidir. “Darabe” teriminin 71 farklı manası olduğu bilinmektedir. (M. Okuyan-Kur’an Sözlüğü S.509-515). Bunlardan sadece biri “dövmek” anlamındadır. Ayrıca; “terk etmek-ayırmak-ayrılmak” gibi anlamları da vardır. Nisa 4.34:Nüşuzundan/sadakatsizliğinden endişe ettiğiniz karılarınıza önce nasihat edin, bu yeterli olmazsa onları yataklarında yalnız bırakın, bu da fayda vermezse “vadribûhunne/bir süre evlerinizi ayırın” şeklinde meal verilmesi gerekirken; birçok mealde “vadribûhunne/karılarınızı dövün” şeklinde meal verilmesi cümlenin akışına da uygun değildir. Nisa 4.94 de geçen darabe kelimesi meallerde; “İzâ darabtüm fî sebîlillâhi/Allah yolunda sefere çıktığınızda” şeklinde doğru meal verilmektedir. Hiç kimse bunu “Allah yolunda dövmeye gittiğinizde” şeklinde tercüme etmemektedir.

2) İkinci örnek ise Tevbe 9.5 âyetine verilen meallerdir. Âyetin doğru meali şöyle olmalıdır:

Tevbe 9.5 Bu haram aylar/dokunulmaz oldukları dört ay çıkınca, (Mekke’yi terk etmeyen) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün! Onları yakalayın, kuşatın ve her yerde gözetleyin. Eğer tevbe ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı verirlerse yollarını serbest bırakın (mümin oldukları için Mescid-i Haram’da kalabilirler). Muhakkak ki Allah bağışlayan ve merhamet edendir. (2.190,191,192*4.88-91*8.67*9.1,5-14*47.4*49.9-10*60.1-2,8-9)

(NOT: Tevbe sûresinin 5nci âyetini tercüme ederken öncelikle 1-13ncü âyetleri birlikte ele almak gerekir. Daha sonra da Kur’an’ın bütünlüğü içinde konuyla ilgili âyetlere dikkat ederek meal vermek gerekir. Aksi takdirde, 5nci âyetin seyf/kılıç âyeti olduğunu söyleme hatasına düşülür!)

A) ÖNCESİNDEKİ VE SONRASINDAKİ ÂYETLERİ (SİYAKI VE SİBAKI) BERABERCE DEĞERLENDİRMEK GEREKİR:

1) “Allah ve Rasulü tarafından, yaptığınız antlaşmayı (ihlal eden) müşriklerle, ilişkinin kesildiği önceden ilan edilmiştir.” (9.1)

2) “İlişki kesildiği bildirilen bu müşriklere serbestçe dolaşmaları için dört aylık süre tanınmıştır.” Bu müşriklere tanınan dört aylık süre zarfında, gidecekleri yeri tespit etmelerine ve yol hazırlıklarını yapmalarına fırsat verilmiştir. (9.2)

3) “Allah ve Rasulü’nün bu müşriklerle ilişkisinin kalmadığı”, bütün insanlara da ilan edilmiştir. Buna rağmen; antlaşmaların iptal edildiği bildirilen

“o müşriklere eğer tevbe ederseniz bu sizin için hayırlı olur” denilerek bir fırsat daha verilmiştir. Fakat (bu davetten) yüz çevirecek olurlarsa, Allah’ı âciz bırakamayacakları ve kâfirlere elemli bir azâp verileceği tebliğ edilmiştir. (9.3)

4) Kendileriyle yaptığınız antlaşmaya sadık kalan ve düşmanlarınızla sizin aleyhinize işbirliği yapmayan “müşriklerin bu ihtarın dışında olduğu” ilan edilerek, adeta nokta atışı yapılarak hedef tayini yapılmıştır. (9.4)

 5)Antlaşmanın iptal edildiği kendilerine ve bütün insanlara tebliğ edildiği ve kendilerine verilen dört aylık sürenin sonunda hâlâ (Mekke’yi terk etmeyen) “o müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün” denilmiştir. (9.5) Bütün müşriklerin değil, ayrıntılı olarak tarifi yapılmış olan, “sadece Mekke’yi terk etmeyen o müşriklerin bulunduğu yerde öldürülmesi” nin ilan edildiği aşikârdır.

Bu müşriklere tebliğ Zilhicce ayının 10ncu günü yapılmış ve dört aylık sürenin sonundaki Rebiyulâhir ayının 11nci günü sona ereceği son derece net bir şekilde önceden bildirilmiştir. Yani; ‘’Rebiyyulâhir ayının 11nci gününde halâ Mekke’yi terk etmemiş olan o müşriklerin öldürüleceği” dört ay önceden ilan edilmiştir.

6) “Müşriklerden (Mekke’den ayrılmış) biri yanına gelmek için senden güvence isterse ona bu güvenceyi ver ki, Allah’ın âyetlerini dinleme imkânını bulsun (belki iman eder!). Sonra onu kendini güvende gördüğü bölgeye ulaştır. Çünkü onlar gerçeği bilmeyen bir kavimdir (9.6) “Gördüğünüz her müşriği öldürün” şeklinde yapılan tercümeler asla Kur’an’a uygun değildir.

7) Müşriklerden; yaptığınız antlaşmalardaki sözlerine sadık kaldıkları sürece siz de onlara verdiğiniz sözlere sadık kalın. (9.7) “Gördüğünüz her müşriği öldürün denilmediği ve antlaşmalara sadık kalanlara karşı siz de verdiğiniz sözlere sadık kalın” denildiği açıkça görülmektedir.

8) Görüldüğü yerde öldürülecek olan müşrikler yine de tevbe ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı verirlerse artık onlar sizin din kardeşleriniz olurlar. (9.11) O müşriklere yeni bir fırsat daha verildiği görülmektedir. Bütün bunlara rağmen, Tevbe sûresinin 5nci âyetine SEYF ÂYETİ/KILIÇ ÂYETİ diyenlerin mantığını anlamak asla mümkün değildir.

B) BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER ÂYETLERİ DE DİKKATE ALARAK ÂYETE MEAL VERİLMESİ GEREKİR:

Enfâl 8.67 Savaş alanında düşmana karşı kesin üstünlük sağlayıncaya kadar hiçbir Nebinin esir alması uygun değildir. (8.67*9.5*47.4)

Muhammed 47.4 Ey iman edenler! Kâfirlerle savaşta karşılaştığınızda kesin üstünlük sağlayıncaya kadar boyunlarını vurun. Sonunda hâkimiyeti tam sağladığınız zaman onları sıkıca bağlayın! Sonra onları ya bedelsiz olarak veya bir fidye karşılığında serbest bırakın, böylece savaşın ağır sonuçları tamamen ortadan kalksın. (8.67*9.5*47.4)

Düşmana kesin üstünlük sağladığınızda artık onları öldürmeyin, esir alın/ sıkıca bağlayın, esir aldıklarınızı ya bedelsiz olarak veya bir fidye karşılığında serbest bırakın. Yani:

ESİR ALARAK ONLARA YAŞAMA İMKÂNI VERİN!

ESİR ALDIKLARINIZI SAKIN KÖLE YAPMAYIN!

ESİR ALDIKLARINIZI BEDELLİ VEYA BEDELSİZ SERBEST BIRAKIN!

Bazı ilahiyatçıların, bu âyetlere nasıl SEYF ÂYETİ/ KILIÇ ÂYETİ dediklerini anlamak asla mümkün değildir?

Onların Kur’an’a aykırı olarak söylediklerinin Kur’an’ın hükmü olduğunu zannedenlere de kısa bir sözümüz var: Bir meal veya tefsirle asla yetinmeyin en az beş hatta daha fazla meal ve tefsiri mukayeseli olarak okuyun lütfen. Buna benim yaptığım meallerin de dahil olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

(Benim şu anda mukayeseli olarak okumakta olduğum meal ve tefsirlerin sayısı 61 adettir ve bu sayı zamanla artmaktadır. Arzu eden kardeşlerim “www.kuranyolcularinaselamlar.com” adresinden Meal ve Tefsirler bölümüne bakabilirler.)

B2. ALLAH RASULÜ VAHYE BİR İLAVE DE YAPAMAZ, VAHİYDEN BİR EKSİLTME DE YAPAMAZ!

[[Hâkka sûresinin 69.43-47nci âyetleri ve aşağıda diğer âyetler bunu bize açık olarak bildirmektedir: (2.79*6.15*10.15*16.116*17.73-75*42.24* 46.8-9*53.2-4*69.43-47)

Hâkka  69.43-47 “O (Kur’an), Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Eğer (Rasul), Bizim söylemediğimiz sözleri uydurup Bize isnat etseydi, onu kuvvetle yakalar, sonra da şah damarını keser atardık. Buna da hiçbiriniz engel olamazdı.”

Bakara 2.79 Kitabı elleriyle (tahrif ederek) yazıp, sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için “Bu, Allah katındandır diyenlerin vay haline!" Elleriyle yazdıklarından dolayı yazıklar olsun onlara, kazandıklarından dolayı da yazıklar olsun!

Enâm 6.15 De ki: “Eğer Rabbime isyan edecek olursam, büyük bir günün (Kıyamet Günü’nün) azabından korkarım!”

Yunus 10.15 Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman, öldükten sonra huzurumuza çıkacaklarını hesaba katmayanlar: “Bize başka bir Kur’an getir veya bunun içeriğini değiştir” derler. Onlara de ki: “Ben onu kendiliğimden değiştiremem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Eğer Rabbime karşı gelecek olursam, o büyük Gün’ün azabına uğramaktan korkarım.”

Nahl 16.116 Dillerinizle yalan uydurup “bu helaldir, bu da haramdır” diyerek, bu yalanınızı Allah’a mal etmeyin. Kendi yalanlarını Allah’a mal edenler asla umduklarına kavuşamazlar.

İsra 17.73-75 (Rasulüm!) Müşrikler, neredeyse seni vahyettiğimizden başka şeyler uydurarak üzerimize atan iftiracı konumuna düşüreceklerdi. Eğer onlara uymuş olsaydın, seni kendilerine güya dost edineceklerdi. Biz seni korumasaydık, neredeyse onlara meyledecek ve önerilerinin bir kısmını kabul edecektin! İşte o zaman, Biz sana dünyayı zindan eder, ahirette de kat-kat ceza verirdik. Bu durumda da sana yardım edecek kimseyi de bulamazdın.

Enbiyâ 21.45 De ki: “Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Ama sağır (kalbi gerçeğe kapalı) olanlar, ne kadar uyarılsalar da bu çağrıyı duymazlar.” (21.45*27.80,81*30.52,53*35.19-23)

Şûrâ 42.24 Yoksa onlar, senin Allah adına yalan uydurduğunu mu söylüyorlar? Allah dileseydi senin kalbini mühürlerdi. Allah batılı yok eder ve sözleriyle gerçeği ortaya çıkarır. Şüphesiz O, kalplerde olan her şeyi bilir.

Ahkâf 46.8-9 Yoksa, “Onu kendisi uydurup Allah’a mal ediyor” mu diyorlar. De ki, “Eğer onu ben uydurmuş olsaydım, Allah’a karşı beni korumaya sizin gücünüz asla yetmezdi.” De ki: “Rasuller’in ilki ben değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemem, ben sadece bana vahyedilene uyarım ve ben sadece açık bir uyarıcıyım.”

Necm 53.2-4 Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve azmadı. O asla kendi arzusuna göre konuşmaz. Onun size söyledikleri, kendisine vahyedilenden başka bir şey değildir.]]

B3. BİRDEN FAZLA MEAL VE/VEYA TEFSİRİ MUKAYESELİ OLARAK VE ANLAYARAK OKUMALIYIZ!

Konunun iyi anlaşılması için, bazı âyetleri örnek vermek istiyorum:

A)Fâtiha 1.5 “İyyâke na’büdü ve iyyâke nesteıyn”. Beş vakit namazda Fatiha’nın Arapça metnini okuyoruz ancak okuduğumuz âyetlerin mânasını bilmediğimiz için Allah’a verdiğimiz sözün ne olduğunu bilmiyoruz. “(Allah’ım) Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Sen’den yardım dileriz” dediğimiz halde; başımız sıkıştığında “Yetiş ya Veysel Garani, veya yetiş ya Gavs, yahut da yetiş ya Peygamber!” diyerek Allah’tan başkalarından yardım istiyoruz ve bu suretle şirke girdiğimizin farkına bile varmıyoruz. Halbuki Allah, söz verdikten sonra sözünden dönenleri cezalandırdığını bizlere bildirmektedir. (2.83*4.155*5.12-13)

B)Ankebût 29.45 “Ütlü mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıssalâh innes salâte tenhâ anil fahşâi vel münker. Ve le zikrullâhi ekber, vallâhü ya’lemü mâ tasneûn/Sana vahyedilen Kitab’ı/Kur’an’ı oku, namazı dosdoğru kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ın zikri/hatırlanması en büyük ibadettir. Zira Allah bütün yaptıklarınızı bilir.”

Fâtır 35.5 Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi gerçektir/haktır.

Bizler Kur’an’ı okuduğumuz ve namazı da kıldığımız halde “namaz bizi, hayasızlıktan ve kötülükten neden alıkoymuyor?” Ayrıca, “Allah’ın vaadinin gerçek/hak olduğuna da inanıyoruz.” Kardeşlerim hatayı kendimizde aramalıyız. Biz “Kur’an’ı oku!” emrinin “Kur’an’ı anlayarak oku!” olduğunun farkında değiliz. Benzer şekilde; “Namazı dosdoğru kıl!” emrinin de “Namazda okuduklarının mânalarını bilerek oku!” olduğunun da farkında değiliz. Okuduklarımızın mânalarını anlamadığımız için de “Allah’ın emir ve yasaklarını bilmiyoruz ve hayatımıza da tatbik edemiyoruz.” Biz bu halimize bakmadan da, “iyi bir mümin olduğumuzu düşünüyoruz.”

Âyetlerin manalarını bilmemizin ne kadar önemli olduğu yukardaki örneklerden anlaşılmaktadır. Bunun için Kur’an’ı Arapça metninden okurken aynı zamanda meal ve tefsirini de okumalıyız. Ayrıca; birden fazla ve mukayeseli olarak meal ve tefsir okumanın en önemli görevlerimizden biri olduğunu önemle dikkatinize sunuyorum.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (DİB)’NA MESAJIMIZDIR:

1)Camilerde namaz kıldıran imamların; namazdan sonraki 10 dakikalık kısa bir zaman zarfında, “namazda okudukları âyetlerin Türkçe meallerini cemaate okumalarının” son derece faydalı olacağını düşünüyorum. DİB’nın bu konuda imamları eğitmesinin önemli olduğunu belirtmeyi önemli bir görev addediyorum.

2)Emekli İlahiyatçı Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı bir sohbette anlatmıştı: Rize’nin Güneyce ilçesinde hafızlığı bitirdiğimde köylüler beni el üstünde tutmaya başladılar ve bana; Bayraktar senin sayende köyümüz kurtuldu, “zira bir hafızın 70 kişiye şeaat yetkisi var!” dediler. Bayraktar hoca, hafız olan bir kimsenin böyle bir yetkisinin asla olmadığını köylülerine anlatamadığını ironik bir ifadeyle o günkü sohbette bize ifade etmişti.

Buna benzer proplemlerin yaşanmasını önlemek için, hafızlığın ulaşılacak son nokta olmaktan ziyade sadece bir başlangıç olduğunu ve asıl hedefin; “Kur’an’ın mânasını anlamak ve hayatımıza tatbik etmek olduğunu” müslüman kardeşlerimize özenle anlatmamızın; “emri bil maruf, nehyi anil münker” olduğunu bilmemiz gerekmektedir. DİB’na bu konuda çok önemli görevler düşmektedir.

B4. NAMAZDAN ÖNCE: ABDEST ALIN, GUSLEDİN, TEYEMMÜM EDİN! SARHOŞKEN NE DEDİĞİNİZİ BİLİNCEYE KADAR NAMAZA YAKLAŞMAYIN!

Namaza kalkacağınız zaman abdest alın, eğer cünüp olmuşsanız gusledin, su bulamazsanız teyemmüm edin. Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Böylece maddi ve manevi kirlerden temizlendikten sonra namazı kılın. (4.43*5.6)  

B5. NAMAZLARI VAKTİNDE VE TAM KILIN! NAMAZIN KAZASI YOKTUR!

Çünkü namaz, müminler için belirli vakitlerde ifa edilmesi gereken bir farzdır. Yani namazların kazası yoktur. (2.239*4.103)

B6. TEHLİKE VARSA, NAMAZI YAYA VEYA BİNEK ÜSTÜNDE KILIN!

Fakat bir tehlikeden korkuyorsanız, namazı yaya yahut binek üstünde eda edin. Emniyete kavuştuğunuzda bilmediğiniz şeyleri size öğreten Allah’ın öğrettiği gibi (namazı kılarak) Allah’ı anın. (2.239) Buradaki tehlike unsurları; yağmur, kar, fırtına gibi doğal afetler olduğu gibi mala ve cana gelebilecek her türlü tehlike de olabilir. Bu durumlarda bulunduğunuz yerde rükulu ve secdeli bir namaz kılmak yerine, hareket halindeyken namazı vaktinde kılmamız emrediliyor. Bu durumda kılacağımız namazların da kısaltma yapmadan tam olarak kılınması gerektiği açıktır. Ayrıca, namazların kazasının olmadığı ve vaktinde ifa edilecek bir ibadet olduğu da anlaşılmaktadır.

B7. SEFERİLİKTE DÜŞMAN TEHLİKESİ VARSA NAMAZI KISALTMANIZDA SİZE BİR VEBAL YOKTUR!

Yeryüzünde sefere/cihada çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazları kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Çünkü kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. Âyet namazı kısaltmak için, sefere/cihada çıkmanın yanında kâfirlerin size kötülük yapacaklarından endişe ediyor olmamızı da gerekli görmektedir (4.101-102). Ayrıca, buradaki seferilikle kasdedilenin, Nisa 4.94’deki Allah yolunda sefere/cihada çıkmak olduğuna dikkat etmek gerekir. Yoksa şehirlerarası seyahata çıkmak değildir. Diğer bir konu; sefere/cihada çıktınız, kâfirlerin size kötülük yapacaklarından da endişe ettiğiniz halde “namazları mutlaka kısaltın denmiyor, namazları kısaltmanızda size bir vebal yoktur deniyor.” Yüce Allah, kısaltmanın nasıl yapılacağını da kuluna bırakmaktadır. Yeryüzünde sefere/cihada çıktınız, kâfirlerin size bir kötülük yapacaklarından da endişe ediyorsanız bu durumda kısaltma yapabilirsiniz ve mesela dört rekatlı bir farz namazını şöyle kılabilirsiniz:

***Dilerseniz hiç kısaltmadan dört rekat olarak kılabilirsiniz.

***Veya dilerseniz kısaltarak iki rekat olarak da kılabilirsiniz.

***Yahut dilerseniz kısaltarak bir rekat olarak da kılabilirsiniz. (4.101-102)

 ***Namazı kıldıktan sonra da ayaktayken, otururken ve yanlarınız üzerine uzanmış bir haldeyken Allah’ı anın. Güvene kavuştuğunuzda ise namazı tam kılın. Çünkü namaz, müminler için belirli vakitlerde ifa edilmesi gereken bir farzdır. Yani namazın kazası yoktur. (2.239*4.103)

B8. ŞEHİRLERARASI YOLCULUKLARDA NAMAZI TAM KILIN!  

Şehirler arası/uluslararası yolculuğa çıktınız; yolculuğun 100-300 km.lik bir mesafeyi geçeceğini, sürenin de 25-30 günü geçeceğini tahmin ediyorsunuz. Namazları kısaltarak kılmanız mümkün mü? Bu yolculuk süresince namazlarınızı kısaltabileceğinizi bildiren tek bir âyet yoktur. Bu bakımdan, yolculuklarda namazların kısaltma yapmadan tam olarak kılınması gerekmektedir. Namazları sadece sefere çıktığınızda ve düşman tehlikesi varsa kısaltılabilirsiniz. (4.101-103) Kısaltma bir emir değil, size verilen bir ruhsattır. Düşman tehlikesinin olduğu bir ortamda dilerseniz kısaltarak kılabilirsiniz, dilerseniz kısaltma yapmadan tam olarak kılabilirsiniz. Mutlaka kısaltma yapmanız şart değildir. Allah Rasulü’nün benzer bazı yolculuklarında namazları kısaltarak kıldığını ifade eden bazı hadislerden söz edildiğini ve buna istinaden kısaltma yapılacağını söyleyenlerin olduğunu da duymaktayız. Ancak, biz bu hadislerin sahih olmadıklarını düşünüyoruz. Zira, Allah Rasulünün görevi vahyi tebliğ etmekten ve vahye harfiyen uymaktan ibarettir, vahye ne küçük bir ilave yapabilir ne de küçük bir eksiltme yapabilir. (69.43-47+)

B9. CUMA NAMAZI KADIN VE ERKEK BÜTÜN MÜMİNLERE FARZ KILINMIŞTIR!

Cuma 62.9-10: “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman, alışverişi bırakıp Allah’ın zikrine koşun. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındığında ise yeryüzüne dağılıp Allah’ın lütfundan rızkınızı arayın. Allah’ı da çok anın ki ebedî kurtuluşa eresiniz.” “Ey iman edenler!” ifadesi, kadın-erkek (mükellef olan) bütün müminlere hitap edildiğini çok açık bir şekilde bize göstermektedir. “Alışverişi bırakın” ifadesini de dar anlamıyla değil, geniş anlamıyla anlamak gerektiğini düşünmekteyiz. Alışverişi bırakın ifadesi, sizin için faydalı olacağını düşündüğünüz her türlü iş ve işlemleri (alışveriş yapmak dahil, üretim yapmayı, sevkiyat yapmayı v.s.) bırakarak namaza koşmamızı ifade etmektedir. (24.37*62.9-10)

Bir hususa daha işaret etmeliyiz. Cuma Namazı diye anılmakta olan namaz farklı bir namaz olmayıp Cuma günü kılınan öğle namazıdır. Âyette; “Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman” ifadesi de bunu teyit etmektedir. Zaruri mazeretleri yüzünden Cuma namazını kılamayanlar, o günün öğle namazını vaktinde kılmalıdırlar. Cuma namazlarını kılanların ise ayrıca öğle namazı kılması gerekmez.

BİR SORU: Covid-19 döneminde Cuma namazını kılmak için camiye gitmemiz şart mıdır?

Bakara 2.238-239, Nisa 4.101-103 ve Cuma 62.9 âyetlerine istinaden Cuma namazını kılmak için camiye gitmenin gerekli olduğu sonucuna varıyorum ve ben de Cuma namazlarımı camide kılıyorum. Ancak, namazların mutlaka caminin içinde kılınması gerektiğini düşünmüyorum, imamın sesini işitecek bir mesafede caminin müştemilatında veya bahçesinde de namazın kılınabileceğini düşünüyorum. Hac ve umrede Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de kılınan namazlarda cemaatin namazlarını cami dışında kılıyor oldukları hususu da benim bu görüşümü doğrulamaktadır. Yeni inşa edilen camilerde kadınların namaz kılacakları bölümlerin inşa ediliyor olmasını görmekten memnuniyet duymaktayım. DİB’ğımız başta olmak üzere ilgili bütün kişi ve kurumlara teşekkür ediyorum.                                                                                           

B10. RAMAZAN AYINDA KILINAN TERAVİH NAMAZI NAFİLE/FAZLADAN BİR NAMAZDIR!

Ramazan gecelerinde Yatsı namazından sonra kılınan “Teravih namazı” nafile/fazladan bir namazdır. İki, dört, sekiz, on, yirmi rekât veya daha fazla olarak da kılınması mümkündür. Cemaatle kılınabildiği gibi, ferdi olarak da kılınabilir. Ancak, teravih namazı kılınmadığı takdirde tutulan orucun sevabında bir azalma olmayacağının da bilinmesi gerekir.

B11. KADINLAR (REGL VE LOHUSALIK GİBİ) ÖZEL GÜNLERİNDE NAMAZ KILABİLİRLER!

Kadın ve erkek bütün müminler için namaz kılmaya engel olan hususlar Nisa 4.43 ve Maide 5.6 da belirtilmiş olup özetle şunlardır:

***Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.   

***Cünüpken de yıkanıncaya/gusledinceye kadar namaz kılmayın.

***Namaza başlamadan önce abdest alın.

 ***Abdest almak veya gusletmek için su bulamazsanız, teyemmüm edin.

Bunların giderilmesinden sonra, namaz kılmaya engel hiçbir husus kalmamakta ve namazların kılınması mümkün hale gelmiş olmaktadır. Kadınların (regl ve lohusalık gibi) özel durumlarında namaz kılmalarının yasak olduğunu söylemek, Kur’an’da olmayan haramlar ve yasaklar koymaya çalışmaktır ve bana göre haddi aşmaktır ve günaha girmektir.Kadınların özel/regl günlerinde yasak olan bir husus vardır ki o konuda yasak kadınlara değil onların kocalarına konulmuştur: “Sana kadınların ay/âdet hâli hakkında soruyorlar. De ki: “O bir eziyettir. Ay/âdet hâli sırasında kadınlarınızı (rahat) bırakın ve onlar temizleninceye kadar onlarla (cinsel) ilişkiye girmeyin. Temizlendikleri zaman, Allah’ın size emrettiği gibi yaklaşın.” İyi bilin ki; Allah, tevbe edenleri ve arınıp temizlenenleri sever. (2.222)

Bana göre, kadınlar (regl ve lohusalık gibi) özel günlerinde namaz kılabilirler, Kur’an okuyabilirler ve (sağlıkları elveriyorsa) oruçlarını da tutabilirler.

B12. NAMAZ BÜTÜN ÜMMETLERE FARZ KILINMIŞTIR!

Namaz, Muhammed (a.s) ümmetiyle birlikte daha önceki bütün ümmetlere de farz kılınmıştır. Bu konudaki âyetlerin sadece bir kısmının numaralarını vermekle yetiniyorum:

(2.83*3.43,96*5.12*6.83-90*10.87*11.87,114*14.31,37*17.78-79*19.31,54-55,58* 20.14,132*21.73,79*22.26*23.8-9*24.37*30.17-18*31.17*42.13* 50.40*53.36-37* 62.9*70.32-35*73.20*87.15*98.5*107.4-5* 108.1-3)

B13. YAŞLILAR, SAKATLAR VE HASTALAR İÇİN RUHSAT VARDIR!

Bakara 2.233 Hiç kimseye taşıyamayacağı bir sorumluluk yükletilmez.

Bakara 2.286 Allah hiç kimseyi taşıyacağından fazlasıyla mükellef tutmaz

En’am 6.152 Biz insana gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz.

Araf 7.42 Biz bir kimseye ancak gücünün yeteceği bir yük yükleriz.

Müminun 23.62 Biz hiç kimseye gücünün üstünde yük yüklemeyiz.

Talâk 65.7 Allah hiç kimseye verdiği imkândan fazlasını yüklemez.

(Allah, hiç kimseye gücünün/tâkatının üstünde bir yük yüklemez. Bu bakımdan hastalar ve yaşlılar namazlarını güçlerinin/tâkatlarının yettiği ölçüde ve güçlerinin/tâkatlarının yettiği şekilde kılabilirler. Yani; kıyamı, rükûyu, secdeyi ve oturmayı güçlerinin/tâkatlarının yettiği ölçüde ve güçlerinin/tâkatlarının yettiği kadarıyla yapabilirler. Ancak onlar da namazı vaktinde kılmalıdırlar, çünkü namaz müminler için belirli vakitlerde ifa edilmesi gereken bir farzdır.) (4.103)

B14. NAMAZ VAKİTLERİ VE NAMAZ RÜKUNLARI KUR’AN’DA BELİRTİLMİŞ OLUP, RASÜLULLAH TARAFINDAN FİİLİ OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR!

Bakara 2.125 Biz Beytullah’ı/Kâbe’yi insanlar için toplantı ve güvende olacakları bir yer yaptık. Siz de İbrahim’in makamında bir musallâ/ namazgâh edinin. İbrahim ve İsmail’e de şöyle emrettik: “Tavaf edenler, itikâfa girenler, rükû ve secde edenler/namaz kılanlar için Ev’imi tertemiz tutun!” (2.125*22.26)

Bakara 2.238 Namazları ve orta namazı muhafaza edin, gönülden bağlılıkla Allah’ın huzurunda durun. (2.238*11.114*17.78-79*20.130*30.17-18*50.39)

Hûd 11.114 Gündüzün iki ucunda, gecenin de gündüze yakın saatlerinde ve ekımıs salâte/namazı dosdoğru kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, ibret alanlara bir öğüttür. (2.238*11.114*17.78-79*20.130*30.17-18*50.39)

İsrâ 17.78-79 Güneşin batıya yönelmesinden gecenin karanlığının iyice çökmesine kadar ekımis salâte/namaz dosdoğrukıl. Şafak söktüğü zaman da (namaz kıl). Çünkü sabah namazı meşhûd (şahitli, gözle görülen) dir. Gecenin bir bölümünde de sana özgü bir nafile olarak fe tehecced bihî/teheccüd namazı kıl. Umulur ki bu sayede Rabbin seni makamı mahmud’a yükseltir. (2.238*11.114*17.78-79*20.130*30.17-18*50.39)

Tâhâ 20.130 Bunun için sen onların söylediklerine sabret. Güneş doğmadan ve batmadan önce Rabbini hamd ederek tesbih et/namaz kıl. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli vakitlerinde de tesbihine devam et/namaz kıl ki, Rabbinin rızasını kazanasın. (2.238*11.114*17.78-79*20.130*30.17-18*50.39)

Hac 22.26 İbrahim’e Beyt’in yerini gösterdiğimiz zaman: “Bana hiçbir şeyi şirk koşma; tavaf edenler, kıyam, rüku ve secde edenler için Beytimi temiz tut” demiştik. (2.125*22.26)

Rûm 30.17-18 Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin/şanını yüceltin. Göklerde ve yerde hamd/bütün övgüler yalnız O’na aittir. Öğle ve ikindi vakitlerinde de O’nu tesbih edin/şanını yüceltin. (2.238*11.114*17.78-79*20.130*30.17-18*50.39)

Kâf 50.39 Onların söyledikleri karşısında sabret/göğüs ger. Güneşin doğuşundan önce ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et/şanını yücelt. (2.238*11.114*17.78-79*20.130*30.17-18*50.39)

B15. NAMAZI EKSİK/HATALI KILAN VEYA HİÇ KILMAYANA DÜNYADA UYGULANACAK BİR CEZA/MÜEYYİDE YOKTUR!

Namaz, kişinin Allah’a gönüllü olarak yapacağı bir ibadettir. Bir kimseyi namaz kılmaya zorlamak, o kimseyi münâfıklığa sevk etmekten başka bir işe yaramaz. Namaz kılmayan birine dinden çıktığını söyleyerek hapis cezası uygulamak veya onu ölümle cezalandırmak Kur’an’da yeri olmayan bir ceza ihdas etmektir ve haddi aşmaktır. Kur’an; “lâ ikrâhe fid dîni/dinde zorlama yoktur (2.256)” ifadesiyle bunu bize bildirmektedir. Dolayısıyla asla böyle bir zorlama yapılmamalıdır/yapılamaz. (2.256*6.107,149*10.99*11.118*16.93*50.45)

B16. MÜTTAKİLERİN ÖZELLİKLERİNDEN BİRİSİ DE NAMAZI DOSDOĞRU KILMAKTIR:

***Allah’a, Ahiret Günü’ne, Meleklere, Kitaplara, Nebi ve Rasullere iman ederler.

***Allah’a şirk koşmazlar, sadece Allah’a kulluk ederler ve yardımı sadece Allah’tan isterler,

***Namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, oruçlarını tutarlar,

***Ana-babaya, yakınlara, komşulara, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışlara, dilenenlere, kölelerin özgürleştirilmesine infâk ederler,

***Sözlerine riayet ederler, sıkıntı-hastalık ve savaşta sabrederler.

B17. NAMAZI EKSİK/HATALI KILAN VEYA HİÇ KILMAYANLAR KURTULUŞA EREMEZLER!

“Kendisinde hiç şüphe olmayan bu Kitap müttakiler/takvâ sahipleri için bir hidayet rehberidir. Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) infak ederler. Sana indirilene ve senden önce indirilenlere de iman ederler, âhirete de kesinlikle inanırlar. İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de onlardır.” (2.2-5) Müttakilerin/takvâ sahiplerinin; “Rablerinden gelen bir hidayet üzere oldukları ve onların kurtuluşa erdikleri” bildirilmektedir.

Müttakilerin/takvâ sahiplerinin vasıflarından birisinin de “namazı dosdoğru kılmaları” gerektiği âyetin açık hükmüdür. Bu bakımdan mümin kardeşlerimizin namazlarını dosdoğru kılmaları gereğine tam özen göstermelerini bilgilerine sunuyorum. Bir defa daha belirtmekte fayda var ki; namaz belli vakitlerde ifa edilmesi gereken bir vecibedir ve namazın kazası yoktur.

KONUYLA İLGİLİ ÂYETLER AŞAĞIDA DİKKATİNİZE SUNULMAKTADIR:

***(Allahım!) Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Sen’den yardım dileriz. (1.5)

*** Kendisinde hiç şüphe olmayan bu Kitap müttakiler/takvâ sahipleri için bir hidayet rehberidir. Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) infak ederler. Sana indirilene ve senden önce indirilenlere de iman ederler, âhirete de kesinlikle inanırlar. İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de onlardır. (2.2-5)

***Ve ekıymus salâte/namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. (2.43)

***Sabırla/göğüs gererek ves salâh/salâtla Allah'tan yardım isteyin. Şüphesiz bu Allah’a huşu duyanlardan başkasına ağır gelir. (2.45)

***Ve ekıymus salâte/namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin diye kesin söz almıştık. (2.83)

***Ve ekıymus salâte/namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin! Bu dünyada hayır olarak yaptıklarınızın mükâfatını âhirette Allah katında bulursunuz. Zira Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir. (2.110)

***Ey iman edenler! Sabırla/göğüs gererek ve salâtla yardım isteyin. Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir. (2.153)

***Namazları ve orta namazı muhafaza edin, gönülden bağlılıkla Allah’ın huzurunda durun! (2.238)

***Lâ ikrâhe fid dîni/dinde zorlama yoktur; doğrular ile yanlış kurgular iyice ayrılmıştır. Kim tâgûtu/sapkınlık edenleri reddederek Allah’a inanırsa, kopması imkânsız bir kulpa yapışmış olur. Allah, her şeyi işiten ve bilendir. (2.256)

***Ey Meryem! Huşu ile Rabbinin huzuruna dur, secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et! (3.43)

***Namazdan önce: abdest alın, gusledin, teyemmüm edin! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın! (4.43)

***Allah, Allah yolunda malları ve canlarıyla cihad edenlerin derecesini evlerinde oturanlardan üstün kılmıştır. (4.95)

***Yeryüzünde sefere/cihada çıktığınızda, kâfirlerin size kötülük etmelerinden korkarsanız namazları kısaltmanızda size bir vebal yoktur. (4.101)

***Namazı kıldıktan sonra; ayakta, otururken ve yanlarınız üzerine uzanmış bir haldeyken Allah’ı zikredin! (4.103)

***Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman; abdest alın, gusledin, teyemmüm edin ki temizlenmiş olun. (5.6)

***Allah’a verdiğiniz sözleri tutarsanız; namazı dosdoğru kılarsanız, zekâtı verirseniz Rasullere inanarak onları desteklerseniz ve Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah da sizi cennetine koyar. (5.12)

***Eğer Rabbime isyan edersem, Kıyamet Gününün azabından korkarım. (6.15)

***Ve en ekıymüs salâte/namazı dosdoğru kılın diye bize emredildi. (6.72)

***Âhirete ve Kitab’a inananlar namazlarını muhafaza ederler! (6.92)

 ***Kesin delil Allah’a aittir. Eğer Allah dileseydi hepinizi hidayete erdirirdi. (6.149)

***Sabah-akşam boyun büküp yalvararak, derin bir ürpertiyle ve alçak sesle Rabbini zikret. Sakın gafillerden olma. (7.205*7.55)

***Onlar ki, yukıymûnes salâte/namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infâk ederler/hayra harcarlar. İşte gerçek müminler onlardır. Rableri katında onlara (yüksek) mertebeler, bağışlanma ve bol rızık vardır. (8.3-4)

***Evlerinizi kıblegâh edinin ve namazları dosdoğru kılın! (10.87)

***Gündüzün iki ucunda, gecenin de gündüze yakın saatlerinde namazı dosdoğru kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir! (11.114)

***İman eden kullarıma söyle! Alışverişin bulunmadığı, dostluğun fayda vermediği Mahşer Günü gelmeden önce namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli veya açıktan infak etsinler. (14.31)

***(İbrahim) Ey Rabbimiz! Çocuklarımdan bir kısmını namazlarını dosdoğru kılsınlar diye…(14.37)

***(İbrahim) Rabbim! Beni ve neslimden gelenleri namazı dosdoğru kılanlardan eyle ve dualarımı kabul buyur! (14.40)

***(Rasulüm!) Onların sözlerinden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. Sen, Rabbini hamd ile/övgüyle tesbih et ve O’na secde edenlerden ol! (15.97-98)

***Güneşin batıya yönelmesinden gecenin karanlığının iyice çökmesine kadar ekımis salâte/namazı dosdoğru kıl. Şafak söktüğü zaman da (namaz kıl). Çünkü sabah namazı meşhûd (şahitli, gözle görülen) dir. Gecenin bir bölümünde de sana özgü bir nafile olarak fe tehecced bihî/teheccüd namaz kıl. Umulur ki bu sayede Rabbin seni makamı mahmud’a yükseltir. (17.78-79)

*** Biz böylece, insanların onlardan haberdar olmasını sağladık ki; Allah’ın öldükten sonra dirilmeye dair vaadinin gerçek olduğunu ve Kıyamet saatinden şüphe edilmeyeceğini bilsinler. Sonra halktan bazıları: “Onların anısına bir anıt dikin, onların başına gelenleri en iyi Rableri bilir” dediler. Sözleri dinlenenler de: “Onların yattığı mağaranın önüne bir mescit yapalım” dediler. (18.21)

***(İsa) Nerede olursam olayım O beni mübârek kıldı ve yaşadığım sürece namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti! (19.31)

***Ailesine bis salâti/namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin de rızasını kazanmıştı. (19.55)

***Yalnız Bana kulluk et ve Benim zikrim için namaz kıl! (20.14)

***Bunun için sen onların söylediklerine sabret. Güneş doğmadan ve batmadan önce Rabbini hamd ederek tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli vakitlerinde de tesbihine devam et ki, Rabbinin rızasını kazanasın. (20.130)

***(Rasulüm!) Ailene/yakınlarına bis salâtı/namazı emret, sen de sabırla ona devam et. Biz senden rızık istemiyoruz, kaldı ki Biz seni rızıklandırıyoruz. Hayırlı son takvâ sahiplerinindir. (20.132)

***Nitekim onlara hayırlı işler yapmalarını ve ikâmes salâti/namazı dosdoğru kılmalarını ve zekâtı vermelerini emrettik. Onlar, sadece Bize ibadet/kulluk eden kimselerdi. (21.73)  

*** Ey iman edenler! Kurtuluşa erebilmeniz için; Allah’ın huzurunda rüku edin, secde edin, (sadece) Rabbinize kulluk edin ve hayırlı işler yapın. (22.77)     

***Yine onlar/müminler kendilerine emanet edilenlere ve verdikleri sözlere riayet ederler, alâ salevâtihim yuhâfizûn/namazlarını muhafaza ederler, İşte onlar Firdevs’e varis olan kimselerdir ve orada ebedi kalacaklardır. (23.8-11)

***O evlerde öyle yiğitler vardır ki; ticaret de alışveriş de onları Allah’ı zikretmekten/hatırlamaktan ve ikâmis salâti/namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşetle halden hale döneceği bir günden/Mahşer Günü’nden korkarlar. (24.37)

*** Geceleri Rablerine secde ederler ve kıyama dururlar. Onlar şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Çünkü onun azabı çok şiddetli ve çekilmezdir.” (25.64-65)           

***(Tek başına) kıyama durduğunu, secde edenlerle birlikte secde ettiğini (yani her zaman) seni görmektedir. Çünkü O, her şeyi işitir ve bilir. (26.218-220)

***Sana vahyedilen Kitab’ı/Kur’an’ı oku, namazı dosdoğru kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ın zikri/hatırlanması en büyük ibadettir. Zira Allah bütün yaptıklarınızı bilir. (29.45)

***Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin/şanını yüceltin. Göklerde ve yerde hamd/bütün övgüler yalnız O’na aittir. Öğle ve ikindi vakitlerinde de O’nu tesbih edin/şanını yüceltin. (30.17-18)

***O halde sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah’ın insanları yarattığı fıtrata çevir. Allah’ın yarattığının yerini tutacak hiçbir şey yoktur. İşte dosdoğru din budur. Ama insanların çoğu bunu bilmezler. Yalnız O’na yönelin! O’na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Ve ekıymus salâte/namazı dosdoğru kılın ve sakın müşriklerden olmayın! (30.30-31)

***”Ey yavrucuğum! Ekımıs salâte/namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülüğe engel ol, başına gelenlere sabret/göğüs ger. Doğrusu bunlar azim ve kararlılık gösterilmeye değer şeylerdendir.” (31.17)

***Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi gerçektir/haktır. (35.5)

***Rablerine karşı derin bir ürperti duyanları ve ekâmus salâh/namazı dosdoğru kılanları uyarabilirsin. (35.18)

***Allah’ın Kitabı’na uyan ve ekâmus salâte/namazı dosdoğru kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak eden/hayra harcayan kimseler hiç tükenmeyecek bir kazanç umabilirler. (35.29)

***Ahiretten sakınarak ve Rabbinin rahmetini umarak gecenin bir vaktinde kalkarak secde edip kıyama durarak huşûyla ibadet eden bir kimse, hiç inkâr edenle aynı olur mu? (39.9)

***Allah dini tebliğ için dilediği kimseyi Rasul seçer, Kendine yönelenleri de doğru yola iletir! (42.13)

***Güneşin doğuşundan önce ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et/şanını yücelt. (50.39)

***Geceleri de secdelerin ardından O’nu tesbih et/namaz kıl! (50.40)

***Allah’ın tehditlerinden korkanlara Kur’an ile öğüt ver! (50.45)   

***Ey iman edenler! Elim bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve Resulüne iman edip, mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad ederseniz, eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Bu takdirde, Allah; sizin günâhlarınızı bağışlar, sizi içinden ırmaklar akan Adn cennetlerindeki güzel köşklere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur. (61.10-12)

***Ey iman edenler! Cuma günü lis salâti/namaz için çağrı yapıldığında alışverişi bırakıp Allah’ın zikrine koşun. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. (62.9)

***İllel musallîn/Ancak namaz kılanlar hariçtir. Onlar ki alâ salâtihim dâimûn/namazlarında devamlıdırlar. (70.22-23)

***Emanetlere ve verdikleri söze riayet edenler, şahitliği doğru yapanlar ve namazları koruyanlar cennetlerde ikram görürler! (70.32-35)

***Ve ekıymus salâte/namazı dosdoğru kılarak ve zekâtı vererek Allah’a karz-ı hasen/güzel bir borç verenlere Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir! (73.20)

***Şirkten temizlenen, Rabbini zikredip/hatırlayan fe sallâ/O’na kulluk edenler kurtuluşa ererler. (87.14-15)

***Nefsini temizleyip arıtan kişi kurtuluşa erer. (91.9)

*** Hayır! Sen ona kulak asma. Rabbine secde et ve böylece O’na yakınlaş! (96.19)

***(Ehl-i Kitaba) her türlü batıl inançtan arınmış olarak yalnız Allah’a kulluk etmeleri ve dini O’na has kılarak yukıymus salâte/namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti, zaten hak din de buydu. (98.5)

***Şüphesiz Biz sana Kevser’i/sayısız nimeti verdik. O halde sen, namazı ve kurbanı/her şeyi yalnız Rabbine tahsis et. Asıl (hayırdan) soyu kesilmiş olan senden nefret edendir. (108.1-3)

***Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş olsun diye mallarını harcayanlar gibi; başa kakıp gönül yıkmak suretiyle yaptıklarınızı boşa çıkarmayın. (2.264)

***Onlar, Allah’a ve âhiret gününe de inanıp-güvenmezler ve mallarını da gösteriş için harcarlar. Arkadaşı ve yoldaşı şeytan olan kimse, ne kötü bir dost edinmiştir. (4.38)

***Münâfıklar, namaza kalkarken gönülsüzce ve insanlara gösteriş için kalkarlar! (4.142)

***Sözlerinde durmadıkları, Allah’ın âyetlerini inkâr ettikleri, Nebileri haksız yere öldürmeye kalktıkları ve “Bizim kalplerimiz mühürlüdür” dedikleri için Biz onları cezalandırdık. Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri sebebiyle onların kalpleri katılaşmış, artık pek azı dışında onlar iman etmezler. (4.155)

*** Verdikleri sözden döndükleri için onları lânetledik/dışladık ve kalplerini katılaştırdık. Unutmamaları istenenlerden bir kısmını unuttular ve kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıttılar. (5.13)

***Kâfirler, namaza çağrınızı alay ve eğlence konusu yaparlar! (5.58)

***Çalım satarak ve gösteriş yaparak yurtlarından çıkan ve insanları Allah yolundan engelleyen müşrikler gibi olmayın. Allah onların yapıp-ettiklerini bilmektedir. (8.47)

***Müşriklerin din kardeşleriniz olmaları için; tevbe edip, namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri gerekir. (9.11)

***Onların infâklarının kabulüne engel olan; Allah’a ve Rasulüne nankörlük etmeleri, namaza üşenerek gelmeleri ve infâkları gönülsüz yapmalarıdır. (9.54)

***Şehvetlerine uyarak namazın içini boşalttılar bu yüzden onlar Gayya Kuyusu’nu boylayacaktır! (19.59)

***Onlara (inkârcılara) “Rahman’a secde edin” denilince “Rahman da neymiş, biz senin emrettiğine secde mi edeceğiz?” derler ve iman etmekten uzaklaşırlar. (25.60)

***Derken yola koyuldular ve birbirlerine şöyle fısıldadılar: “Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın!” (68.23-24)

***(Mücrimler/suçlular) şöyle cevap verecekler: ”minel musallin/biz namaz kılanlardan değildik, miskinleri/yoksulları da doyurmazdık, üstelik batıla/günâha dalanlarla birlikte biz de dalardık, dahası Din Gününü de yalanlardık. Sonunda ölüm gelip bize çattı.” (74.39)

***Hakkı yalanlayanların o gün vay haline! Onlara “Allah’ın huzurunda eğilin!” denildiğinde, eğilmezler. Hakkı yalanlayanların o gün vay haline! (77.47-48)

***Fakat! Bütün bunlara rağmen siz; dini yalanlamaya kalkıyorsunuz. Oysa sizi gözetleyen muhafızlar değerli yazıcılar var, (82.9-10)

***Nefsini kirleterek günâha dalan kişi ziyana uğrar. (91.10)

***Öyleyse sakın yetime kötü davranma, dilenciyi de azarlama. (93.9-10)

***İbadete/namaza kalkan bir kula, engel olmaya çalışana bir bak! (96.9-10)

***Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o yetimi itip kakar ve yoksulu doyurmaya da yanaşmaz. Fe veylül lil musallîn/namaz kılan bu kişilerin vay haline, an salâtihim sâhûn/onlar namazlarından gâfildirler. Onlar gösteriş yaparlar ve hayra da engel olurlar. (107.1-7)

Kardeşlerim;

*** işaretlilerle hayatımızı zenginleştirelim,

*** işaretlilere hayatımızda yer vermeyelim!

NOT: SADECE “KUR’AN’DAN” HESABA ÇEKİLECEĞİZ!

Zuhruf 43. 43-44: Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl, çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin. Şüphesiz bu vahiy (Kur’an), hem senin için ve hem de kavmin için bir öğüttür ve siz ondan hesaba çekileceksiniz.

Rasulullah’ın (s.a.v.) veciz sözüyle noktalayalım: NAMAZ DİNİN DİREĞİDİR!

Rabbim yâr ve yardımcımız olsun!

NOT: “Namaz Tefsirinin” paylaşılması serbesttir. (Zira, “kim bir iyiliğe vesile olursa ona da o iyilikten bir pay vardır.” Nisa 4.85) “kuranyolcularinaselamlar.com” sitesi sizindir, lütfen ziyaret edin ve dostlarınıza tavsiye edin.

(Harun Sorkun-Ocak 2020-2.GG Mart 2021)