26 Temmuz 2021 Pazartesi
MENÜ
SON YAZILAR
7) RİBÂ TEFSİRİ
7) RİBÂ TEFSİRİ

7) RİBÂ TEFSİRİ

  

KONULU TEFSİRLER: 7. RİBÂ TEFSİRİ

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.

Bismillahirrahmanirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

A)RİBÂYLA İLGİLİ ÂYET MEALLERİ

Bakara 2.79 Kitabı (tahrif ederek) kendi elleriyle yazıp, sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için “Bu Allah katındandır diyenlerin” vay hâline! Kendi elleriyle yazdıklarından dolayı vay onların hâline! Kazandıklarından dolayı da vay onların hâline! (2.79*159,174*3.78*5.15,44*6.91)

Bakara 2.174 Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedele satanlara gelince, işte onların karınlarına doldurdukları ateşten başka bir şey değildir. Kıyamet Günü Allah onlarla konuşmayacak ve onları temize

çıkarmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. (2.159,174*3.78*5.44)

Bakara 2.188 Birbirinizin mallarını bâtıl/haksız yollarla yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bilerek haram yollardan yemek için onları (rüşvet olarak) yetkililere vermeyin.

(2.188,275-276,278-280*3.130*4.29,161*5.33*30.39)

Bakara 2.195 Mallarınızı Allah yolunda infâk edin/hayra harcayın! (Böyle yapmayarak) kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik yapın, çünkü Allah iyilik yapanları sever.

Bakara 2.207 Öyle kimseler de vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak için kendini (malını ve canını) fedâ eder. Allah böyle kullarını sever, onlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.                                                                  

Bakara 2.245 Kim Allah’a kardan hasenen/güzel bir borç verirse, (Allah da) ona kat kat artırarak geri verir? Darlaştıran da bollaştıran da Allah’tır, sonunda O’na döndürüleceksiniz.

(2.245,261,265*3.130*6.160*30.39*57.11,18*64.17*73.20)

Bakara 2.254 Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmayacağı bir gün (Mahşer Günü) gelmeden önce size verdiğimiz rızıklardan infâk edin/hayra harcayın. Zira inkâr edenler zalimlerin ta

kendileridir.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda infâk edenlerin/hayra harcayanların durumu, yedi başak bitirmiş ve her başağında yüz dane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat artırarak verir. Allah’ın imkânları geniştir, her şeyi bilendir.

(2.245,261,265*3.130*6.160*30.39*57.11,18*64.17*73.20)

Bakara 2.262 Mallarını Allah yolunda infâk eden/hayra harcayan, sonra başa kakmayan ve gönül kırmayanların Rableri katında mükafâtları vardır. Onlar korkmayacaklar ve üzülmeyeceklerdir.

Bakara 2.263 Gönül alıcı bir söz ve bağışlama, sonrasında incitme yapılan bir  sadakadan daha hayırlıdır. Allah zengindir ve hoşgörülüdür. (2.263*17.28)

Bakara 2.264 Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş olsun diye malını infâk eden/hayra harcayan kimsenin yaptığı gibi; sadakalarınızı başa kakıp gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Bu kimsenin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve şiddetli bir yağmurun çırılçıplak/topraksız bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. İşte böyle kimseler/

gösteriş için yaptıkları harcamalardan hiçbir sevap elde edemezler. Allah o kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.

Bakara 2.265 Allah’ın rızasını kazanmak ve kendilerini geliştirmek için mallarını infâk edenlerin/hayra harcayanların durumu bir tepedeki bahçeye benzer. Bol yağmur yağar ve bu sayede iki kat ürün verir. Yağmur bol yağmayıp çiselese bile yeter. Allah yaptıklarınızı görendir.

(2.245,261,265*3.130*6.160*30.39*57.11,18*64.17*73.20)

Bakara 2.267 Ey iman edenler! Kazandıklarınızdan ve yerden size rızık olarak bitirdiğimiz şeylerin iyilerinden infâk edin/hayra harcayın! Size verildiğinde almayı istemeyeceğiniz şeylerden başkalarına vermeye kalkmayın! Bilin ki Allah zengindir ve hamd edilmeye/övülmeye lâyık olandır.

Bakara 2.268 Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve sizi fahşâya/çirkin şeylere teşvik eder. Allah ise size katından bir mağfiret ve bir lütuf vadediyor. Allah’ın imkânları geniştir, her şeyi bilendir.

Bakara 2.270 Allah yaptığınız her infâkı/hayra harcamayı ve adadığınız her adağı bilir. Zâlimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.

Bakara 2.271 Sadakaları açıktan vermeniz güzeldir! Ama fakirlere verirken onu gizlemeniz sizin için daha hayırlıdır, (böylece) Allah günâhlarınızın bir kısmını örter. Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

Bakara 2.272 Onların hidayete ermesi senin görevin değildir. Zira Allah

dileyeni/tercih edeni doğru yola ulaştırır. Yapacağınız her infâk/hayra harcama kendiniz içindir. İnfâkınızı/hayra harcamanızı sadece Allah’ın rızası için yapın. İnfâkınızın/hayra harcadıklarınızın karşılığı size tam olarak verilecek ve haksızlık da yapılmayacaktır.  (2.272-273*28.56*42.52*80.7)

Bakara 2.273 İnfâkınızı/hayra harcamalarınızı, özellikle bütün zamanını Allah yolunda hizmetle geçiren ihtiyaç sahiplerine yapın. Onlar yeryüzünde dolaşıp çalışamazlar. Onurlu oldukları için de durumlarını bilmeyenler onları zengin zanneder. Sen ise onları simalarından tanırsın. Onlar yüzsüzlük ederek kimseden bir şey istemezler. Allah, her infâkınızı/hayra harcamanızı bilendir.

Bakara 2.274 Gece-gündüz, gizli-açık mallarını infâk edenlerin/hayra harcayanların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara herhangi bir korku yoktur, onlar asla üzülmeyeceklerdir.

Bakara 2.275 Ellezîne ye’külûn er ribâ/ribâ yiyen kimseler şeytanın aklını çeldiği kimseler gibi (sersem) kalkarlar. Bu onların, “alışveriş de ribâ gibidir” demeleri yüzündendir. Oysa ki Allah alışverişi helâl ve harram er ribâ/ribâyı haram kılmıştır. Bu nedenle, kime Rabbinden bir öğüt gelir de (ribâdan) vaz geçerse, (ribâ olarak) önceden aldıkları kendine kalır ve onun hesabı da Allah’a aittir. Her kim de tekrar (ribâya) dönerse işte onlar cehennem ahalisidir ve orada ebedî kalacaklardır. (2.275-276,278-279*3.130*4.161*30.39)

Bakara 2.276 Yemhakullâhü er ribâ/Allah ribânın kazancını yok eder, sadakaları ise bereketlendirir. Allah, küfre dalanları ve günâhta ısrar edenleri sevmez. (2.275-276,278-279*3.130*4.161*30.39)

Bakara 2.277 Buna mukabil, iman edip salih amel işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı veren kimseler; işte onlar mükâfatlarını Rablerinden alacaklar ve onlara herhangi bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Bakara 2.278 Ey iman edenler! Allah’a karşı takvâlı olun. Eğer inanıyorsanız, Ve zerû mâ bekıye min er ribâ/ribâ kazancından kalan alacaklarınızdan vazgeçin/terk edin. (2.275-276,278-279*3.130*4.161*30.39)

Bakara 2.279 Eğer böyle yapmazsanız (ribayı terk etmezseniz), Allah ve Rasulüne karşı savaş açmış olacağınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz reûsü

emvâliküm/sermayeniz sizindir. Böylece ne haksızlık yapmış ve ne de haksızlığa uğramış olursunuz. (2.275-276,278-279*3.130*4.161*30.39)

Bakara 2.280 Şayet borçlu sıkıntıdaysa, rahatlayıncaya kadar ona mühlet verin. Alacağınızı tamamıyla tasadduk etmeniz/bağışlamanız eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır. (2.188,275-276,278-280*3.130*4.29,161*5.33*30.39)

Bakara 2.282 Ey iman edenler, belli bir vâdeye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Aranızdaki borcu bir yazıcı doğru olarak yazsın. Hiçbir yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan çekinmesin, (doğru) yazsın. Borçlu olan da borcunu yazdırsın, Allah’a karşı takvâlı olsun ve eksik yazdırmasın. Eğer borçlu, aklı yetmez veya kendisi yazdıramayacak durumdaysa, o takdirde onun velisi doğru olarak yazdırsın. Aranızdan iki erkeği de şahit tutun. Eğer iki erkek yoksa; razı olacağınız bir erkek ile biri yanılırsa/şaşırırsa diğerinin ona hatırlatması için iki kadın şahit (olsun)! Şahitler, çağrıldıkları zaman (şahitlik etmekten) kaçınmasınlar! Küçük veya büyük olduğuna bakmaksızın vâdesiyle birlikte yazmaya üşenmeyin. Allah katında böylesi daha âdil, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. Ancak, aranızdaki ticareti peşin yapıyorsanız onu yazmamanızda size bir vebal yoktur. Alışverişinizi şahit huzurunda yapın. Ancak bundan yazan da, şahitler de zarar görmesin, eğer onlara bir zarar verirseniz bu sizin yoldan çıktığınızın delili olacaktır. Allah’a karşı takvâlı olun, bunu size Allah öğretiyor. Allah her şeyi bilendir.

Bakara 2.283 Eğer yolculuktaysanız ve bir kâtip de bulamazsanız, borca karşılık bir rehin de yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emaneti yerine getirsin ve Rabbi olan Allah’a karşı takvâlı olsun. Şahit olanlar bildiklerini gizlemesin. Kim onu gizlerse, onun kalbi günahkâr olur. Allah yaptıklarınızı bilendir.

Âl-i İmrân 3.78 Onlardan/Kitap Ehlinden öylesi de var ki; söyledikleri kitapta (Tevrat’ta) olmadığı halde, kitaptan sanmanız için dillerini eğip bükerek farklı farklı okurlar ve "Bu Allah'ın katındandır" derler. Sonuçta onlar bile-bile Allah hakkında yalan söylerler. 

Âl-i İmrân 3.91 Muhakak ki inkârda ısrar ederek kâfir olarak ölenler, yeryüzünün bütün hazinelerini fidye olarak verseler bile onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onların hakkı elem verici bir azaptır, onlara yardım edecek kimse de olmayacaktır.

Âl-i İmrân 3.92 Sevdiğiniz şeylerden infâk etmedikçe/hayra harcamadıkça gerçek iyiliğe ulaşamazsınız. Zaten her ne infâk ederseniz/hayra harcarsanız Allah onu bilir.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! te’külü er ribâ ad’âfem müdaâfeh/kat kat artırılmış ribâyı yemeyin; fakat Allah’a karşı takvâlı olun ki mutluluğa eresiniz. (2.245,261,265*3.130*6.160*30.39*57.11,18*64.17*73.20)

Âl-i İmrân 3.134 O (muttâkiler) ki bollukta da, darlıkta da infâk ederler/ hayra harcarlar. Öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah güzel

davrananları sever. (3.134*7.199*42.37)

Âl-i İmrân 3.180 Allah’ın kendilerine verdiği nimetlerden (infâk ederken) cimrilik yapanlar, bunun kendilerinin hayrına olacağını sanmasınlar. Aksine bu onlar için çok kötüdür. Cimrilik yaptıkları şeyler Kıyamet Gününde boyunlarına (azap olarak) dolanacaktır. Göklerin ve yeryüzünün mirası Allah’a aittir. Allah yapmakta olduğunuz her şeyden haberdardır. (3.180*9.34-35)

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını karşılıklı rızaya dayanan ticaretle bile olsa, batıl yollarla yiyerek kendinize kıymayın. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. (2.188,275-276,278-280*3.130*4.29,161*5.33*30.39)

Nisâ 4.30 Kim bunu düşmanca ve zulmetme kastıyla yaparsa, onu ateşe mahkûm edeceğiz, bu Allah için çok kolaydır. (2.188*4.29-30*83.1-3)

Nisâ 4.31 Size konan yasakların büyüklerinden kaçınırsanız, küçük günâhlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz. (4.31*42.37*53.32)

Nisâ 4.50 Şunlara bak hele! Allah adına nasıl da yalan uyduruyorlar! Apaçık bir günâh olarak bu onlara yeter. (3.94*4.50*6.21,93144,157*7.37*10.17*11.18*18.15*29.68*39.32*61.7)

Nisâ 4.75 Size ne oluyor da; “Rabbimiz! Halkı zalim olan bu yerden bizi çıkar, bize katından bir dost, bir yardımcı gönder!” diye yalvarmakta olan; çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda Allah yolunda savaşmıyorsunuz? (2.245*4.75*5.12*57.11,18*64.17*73.20)

Nisâ 4.114 Onların gizli toplantılarının çoğunda bir hayır yoktur. Sadaka vermeyi, iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi isteyenlerin yaptıkları başka. Kim bunları Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, ona büyük bir mükâfat vereceğiz.

Nisâ 4.135 Ey iman edenler! Kendi aleyhinize veya ana-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutan ve Allah için şahitlik yapan kimseler olun. Onlar zengin de olsa, fakir de olsa adaletten ayrılmayın. Çünkü Allah’ın hakkını korumak (adaletten ayrılmamak) onların önüne geçer. Öyleyse adaletin tahakkuku konusunda hevesinize uymayın. Eğer sözü eğip-bükerek gerçeği çarpıtır veya şahitlikten vazgeçerseniz bilin ki, Allah yaptığınız her şeyi bilmektedir. (4.58,135*5.8,42*6.152*16.90*49.9*60.8)

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin yaptıkları zulümlerden ve birçok kimseyi Allah yolundan saptırmalarından dolayı, kendilerine önceden helâl kılınan temiz ve güzel şeylerin birçoğunu onlara haram kıldık.  Kendilerine yasaklandığı halde; ve ahzihimü er ribâ/ribâ alıyorlar ve insanların malını haksız yere yiyorlardı. Onlardan inkâra gömülenler için şiddetli bir azâp hazırladık. (2.275-276,278-279*3.130*4.161*30.39)

Mâide 5.1 Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. (Haram oldukları) bildirilenler dışındaki; en’âm cinsi hayvanların eti (koyun, keçi, sığır, deve) size helal kılındı. Ancak ihramlıyken avlanmanız helal değildir. Muhakkak ki Allah dilediği gibi hükmeder.

Mâide 5.12 Allah, İsrailoğullarından kesin söz almıştı ve içlerinden on iki temsilci görevlendirmişti. Allah onlara şöyle demişti: “Bilin ki Ben sizinle beraber olacağım! Eğer siz; ekamtümüs salâte/namazı dosdoğru kılarsanız, zekâtı verirseniz, Rasullerime inanarak onları desteklerseniz ve Allah’a kardan hasenel/güzel bir borç verirseniz; Ben de sizin günâhlarınızı örterim ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra içinizden her kim inkâr ederse işte o kesinlikle doğru yoldan sapmış olur.” (2.245*5.12*57.11,18*64.17*73.20)

Mâide 5.33 Allah’a ve Rasulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapanların cezası; ya öldürülmeleri veya asılmaları yahut döneklikleri sebebiyle el ve ayaklarının kesilmesi ya da bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. Bu onlar için dünyadaki rezilliktir. Ahirette ise onlar için büyük bir azap vardır. (2.188,275-276,278-280*3.130*4.29,161*5.33*30.39)

Mâide 5.63 Onların rabbânilerinin/Rabbe adananlarının ve ahbârlarının/din bilginlerinin; onları günâh işlemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür! (2.6*5.44,63,79*6.69*7.164*9.34*11.116*36.10*51.55*52.29*77.5-6)

Mâide 5.87 Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri kendinize haram ederek haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. (5.87*6.143-146*10.59-60*16.116-117*66.1*69.44-47)

En’âm 6.119 Neye dayanarak Allah’ın adı anılarak (kesilenlerden) yemiyorsunuz? Halbuki Allah, zorda kalmadığınız sürece yenmesi haram olanları size açıkça bildirmiştir. Onların birçoğu hiçbir bilgiye dayanmadan keyiflerine göre (yasak uydurarak) başkalarını saptırmaktadır. Muhakkak ki Allah, kimlerin haddi aştığını çok iyi bilmektedir. (6.114,119)

En’âm  6.141 Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, hurma bahçelerini, çeşitli ürünler ekili olan arazileri, birbirine benzeyen veya farklı zeytinlikleri ve nar bahçelerini  yaratan O’dur. Bunlar ürün verdiklerinde onlardan yiyin. Hasat zamanında da fakirlerin haklarını/zekât ve sadakaları verin fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez. (6.99,141*9.103*17.26*30.38*51.19*70.24)

En’âm  6.160 O Gün/Mahşer Günü kim bir iyilikle gelirse, getirdiğinin on misli/katı (mükâfat) vardır. Kim de bir kötülükle gelirse ona sadece misli/denk bir ceza vardır ve onlara haksızlık yapılmaz. (2.245,261,265*3.130*6.160*30.39*57.11,18*64.17*73.20)

A’râf 7.32 De ki: “Allah’ın kulları için yarattığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram edebilir? De ki: “Bunlar dünya hayatında müminler (ve diğerleri) içindir. Kıyamet Günü’nde ise sadece müminler içindir. Aklını kullanan bir kavim için âyetlerimizi böyle açıklıyoruz. (7.32*10.59-60*16.116*35.33)                                                                              

A’râf 7.33 De ki: “Rabbim yalnızca; açık ve gizli çirkinlikleri, günâh işlemeyi, azgınlık yapmayı, Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır!”

Enfâl 8.38 (Rasulüm!) Kâfirlere de ki: “Eğer inkârdan vazgeçerlerse geçmiş  günâhları bağışlanacaktır. İnkâra geri dönerlerse, öncekilere uygulanan yasa/ sünnetullah onlara da uygulanacaktır.”

Enfâl 8.60 Onlara (kâfirlere) karşı bütün gücünüzle kuvvetler/ordular ve besili atlar (uçaklar, toplar-tanklar, füzeler) hazırlayın. Böylece hem Allah’ın düşmanlarını, hem sizin düşmanlarınızı, onlardan başka sizin bilmediğiniz Allah’ın bildiği diğerlerini korkutursunuz. Allah yolunda ne infâk ederseniz/hayra harcarsanız size eksiksiz ödenir ve siz asla haksızlığa uğratılmazsınız. (8.60*9.60)

Tevbe 9.60 Sadakalar/zekâtlar Allah’tan bir farz olarak sadece; fakirlere, miskinlere, zekât toplayan memurlara, kalpleri islâma ısındırılacak kimselere,

fir rikâbi/kölelerin özgürleşmesine, (ödeme güçlüğü çeken) borçlulara, Allah yolundaki (işlere) ve yolda kalmış olan yolculara verilir. Allah her şeyi bilen ve doğru hüküm verendir. (8.60*9.60,103*51.19*70.24-25)

Tevbe 9.103 (Rasulüm!) Onların mallarından sadaka/zekât al, bununla onları temizler, arındırırsın. Onlara destek ol, çünkü senin desteğin onlara huzur ve güven verir. Allah işiten ve bilendir. (9.60,103)

Yûnus 10.59 De ki: “Allah’ın size indirdiği rızkın bir kısmını haram, bir kısmını da helâl yaptığınızı görmüyor musunuz?” De ki: “Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” (5.87*6.143-146*10.59,69*16.116*66.1)

Yûnus 10.69 De ki: “Allah’a yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler! (10.59,69)

Ra’d 13.17 (Allah) gökten su indirir, bununla vadideki sular sel olup taşarlar. Sel üzerinde biriken köpüğü sürükleyip götürür. Takı veya eşya yapmak için ateşte eritilen madenlerin üzerinde biriken cüruf da buna benzer. İşte Allah hâk ile batılı bu misalle açıklar. Köpük (ve cüruf) atılıp gider, insanlara faydalı şeyler yerinde kalır. Allah böyle misaller vermektedir. (Köpük ve cüruf ile “ribâ”nın uçup gittiğinin, su ve madenler ile hakkın kalıcı olduğu temsil edilmektedir!)

Ra’d 13.22 Onlar, Rablerinin rızasını kazanmak için sabreden/göğüs geren, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine verdiğimiz nimetlerden gizli ve açıktan infâk eden/hayra harcayan ve kötülüğü iyilikle savanlardır. Mutlu sona erecek olanlar da işte onlardır. (13.22*23.96*28.54*41.34)

Nahl 16.116 Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak “şu helâldir, şu haramdır” diyerek Allah’a iftira etmeyin. Allah’a yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler. (5.87*6.143-146*10.59-60,69*16.116*66.1)

Rûm 30.39 İnsanların mallarında artması için, mir ribel/ribaya verdikleriniz Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte mallarını kat kat artıranlar onlardır.

(2.245,261,265,275-276,278-279*3.130*4.161*6.160*30.39*57.11,18*64.17*73.20)

Ahzâb 33.39 Allah’ın mesajlarını tebliğ edenler (Rasuller), Allah’tan korkar, O’ndan başka hiç kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter.

Hadîd 57.7 Allah’a ve Rasulüne iman edin ve size tasarruf yetkisi verdiği mallardan infâk edin/hayra harcayın. İman edip infâk edenler/hayra

harcayanlar için büyük bir mükâfat vardır.

Hadîd 57.10 Göklerin ve yerin mirası sadece Allah’a ait olduğu halde size ne oluyor da Allah yolunda infâk etmiyorsunuz/hayra harcamıyorsunuz? Fetihten önce infâk edenler/hayra harcayanlar ve savaşanlar, fetihten sonra infâk edenler/hayra harcayanlar ve savaşanlar aynı/bir değildir. Allah hepsine en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir ama öncekilerin derecesi daha yüksektir. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Hadîd 57.11 Kim Allah’a Karz-ı Hasen/güzel bir borç verirse, Allah da onu kat kat artırır ve ona değerli bir mükâfat da vardır.

(2.245,261,265*3.130*5.12*6.160*30.39*57.11,18*64.17*73.20)

Hadîd 57.18 Sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar ile Allah’a Karz-ı Hasen/güzel bir borç verenlere karşılığı kat kat ödenir. Ayrıca onlara değerli bir mükâfat da vardır. (2.245,261,265*3.130*5.12*6.160*30.39*57.11,18*64.17*73.20)

Tegâbün 64.17 Allah’a Karz-ı Hasen/güzel bir borç verirseniz, O bunu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah şükrünüzün karşılığını bol verir ve hoşgörü sahibidir. (2.245,261,265*3.130*5.12*6.160*30.39*57.11,18*64.17*73.20)

Tahrîm 66.1 Ey Nebi! Allah’ın sana helâl kıldığı şeyleri, eşlerini memnun etmek için neden kendine haram ediyorsun? Yine de Allah çok bağışlayandır ve çok merhametlidir. (5.87*6.145-146*7.32-33*10.59*16.116*66.1*69.44-47)

Müzzemmil 73.20 Ey büyük bir görev yüklenen (Rasul)! Senin ve beraberindeki bir grubun; gecenin üçte ikisine yakınında, yarısında veya üçte birinde kalkarak uyanık geçirdiğinizi bilmektedir. Gecenin ve gündüzün ölçüsünü koyan Allah, sizin onun üstesinden gelemeyeceğinizi bilmiş ve tevbenizi kabul etmiştir (işinizi kolaylaştırmıştır). O halde Kur’an’dan kolayınıza geldiği zaman/geleni okuyun. İçinizde hastalar olacağını, Allah’ın lütfundan rızık aramak için yeryüzünde sefere çıkacak kimseler olacağını, bir kısmınızın da Allah yolunda cihat edeceğini bilmektedir. O halde Kur’an’dan kolayınıza geldiği zaman/geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a Karz-ı Hasen/güzel bir borç verin. Kendiniz için hayır olarak önden ne gönderirseniz, Allah katında hem daha hayırlı hem de sevabını daha da büyük olarak bulursunuz. Bir de Allah’tan bağışlanma dileyin. Çünkü Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir. (2.245*5.12*57.11,18*64.17*73.20)

B) TEFSİRLER (VE MEALLER)

1) AKTAŞ, ERHAN-KERİM KUR’AN-Türkçe Çeviri-PDF (Dumat Ofset-2016)

Bakara 2.245 Kim Allah’a, Allah’ın karşılığını kat kat vereceği, karşılıksız bir borç vermek ister? Daraltan da genişleten de Allah’tır. Ve dönüşünüz yalnızca O’nadır.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her bir başakta yüz dane olan bir tohum tanesi gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah, yardımı çok kapsamlı Olan’dır, her şeyi Bilen’dir.

Bakara 2.275-276 Riba yiyenler, ancak şeytanın bir dokunuşuyla çarptığı kimselerin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların “Alışveriş de riba gibidir” demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kim Rabb’inden gelen öğüde uyarak, ribadan vazgeçerse, geçmişte aldığı onundur. Onun kararı Allah’a kalmıştır. Kim tekrar ribaya dönerse, işte onlar ateş ehlidirler ve orada sürekli kalacaklardır. Allah ribayı yok eder, sadakaları da artırır. Allah, nankörlük ederek günahta ısrar edenleri sevmez.

(Riba, “haksız fazlalık” demektir. Bankacılık sistemindeki “faiz” de bir fazlalık olmakla birlikte; yapılan işlerin önemli bir kısmı “haksız fazlalık” kapsamına girmediği için, faize konu olan her işlemi riba olarak tanımlamak doğru değildir. Zira her fazlalık “haksız fazlalık” değildir. Tıpkı alım ve satım arasındaki kârdan doğan fark/fazlalık veya vade farkından doğan fark gibi. Ayrıca “riba” sözcüğüne “faiz” anlamı vermek doğru değildir. Riba, özetle: ne mal ne de hizmet olarak bir karşılığa dayanmaksızın “fazladan” elde edilen bir kazançtır; “haksız” fazlalıktır. Oysa ki bankacılık sisteminde kullanılan krediye karşılık alınan faiz, bir “hizmet karşılığı” alınan alınan ücrettir. Diğer bir deyimle, “riba”: “haksız fazlalık”, faiz ise bir “hizmete karşılık ortaya çıkan fazlalıktır”, “verilen hizmete karşılık alınan ücrettir”. Bu ücretin, verilen hizmete ve piyasa koşullarına denk olması esastır. Denkliğin gözetilmemesi durumunda faiz ribaya dönüşür. Bu bağlamda; alışverişteki aşırı kâr miktarı da, vade farkındaki aşırılık da ribadır. Verilen hizmete ve piyasa koşullarına denk olma esasına göre belirlenen faiz, ribayı (tefeciliği) önleyen en önemli faktördür.)

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Eğer müminseniz, Allah’a karşı takvâlı olun ve ribadan geriye kalanı almayın. Eğer bırakmazsanız, o zaman Allah ve Rasulü’nün size savaş açacağını bilin. Eğer tövbe edersiniz, ana malınız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Eğer borçlu dardaysa ona ödemede kolaylık sağlayın, eğer alacağınızı bağışlarsanız, bunun sizin için daha hayırlı olduğunu bilin.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Kat kat artırarak riba yemeyin. Allah’a karşı takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa, haksız şekilde yemeyin. Ve kendinizi/birbirinizi öldürmeyin. Kuşkusuz Allah, size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Böylece, zulümleri ve Allah yolundan çokça alıkoymaları nedeniyle daha önce helal olan temiz birçok şeyi Yahudilere haram kıldık. Yine, yasaklandığı halde riba almaları ve haksız yoldan insanların mallarını yemelerinden dolayı; Biz onlardan, gerçeği yalanlayarak nankörlük edenler için çok acı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Gökten su indirdi. Dereler kendi ölçüsünce çağlayıp aktı. Akıntı, üste çıkan köpüğü taşıyıp götürür. Buna benzer bir köpük de değerli maden elde etmek için veya faydalanmak için ateşte eritilen madenlerin üzerinde de oluşur. İşte Allah hak ve bâtıla böyle örnek verir. Köpük yok olup gider. İnsana fayda veren şey ise kalıcı olur. İşte Allah böyle örnek verir.

Rûm 30.39 İnsanların mallarında artsın diye ribadan verdiğiniz, Allah’ın katında artmaz. Allah’ın yüzünü (yönünü) dileyerek zekattan verenler, işte bunu yapanlar kat kat artıranlardır.

(ÖZET: E. Aktaş hoca; “riba” ile “faiz” arasındaki farkı açık bir şekilde ortaya koymuş ve mealinde “sadece riba terimini” kullanmak suretiyle önemli bir görev ifa etmiştir. Ribanın faizden farklı olduğunu belirtmek için de Ribayı, tefecilik olarak ifade etmiştir.)

2)ATEŞ, SÜLEYMAN-Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri(Yeni Ufuklar Neşriyat-1988)Bakara 2.245 Kimdir o adam ki Allah’a güzel bir borç versin de Allah da ona kat kat fazlasıyla (verdiğini) ödesin! Allah (rızkı) kısar da, açar da. Hep O’na döndürüleceksiniz. (Cilt 1-S. 430)

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz dâne olmak üzere yedi başak veren bir dânenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir, Allah’ın (lûtfu) geniştir, O bilendir. (Cilt 1-S. 464)

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler, ancak şeytanın dokunup çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu onların “alışveriş de faiz gibidir” demelerinden ötürüdür. Oysa Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüde uyarak faizden) vazgeçerse geçmişte olan kendisinindir ve işi de Allah’a kalmıştır. Kim tekrar (faize) dönerse onlar da ateş halkıdır, orada sürekli kalacaklardır. Allah faizi mahveder, sadakaları artırır. Allah, hiçbir günahkâr nankörü sevmez. (Cilt 1-S. 477)

Bakara 2.278-280 Ey inananlar, Allah’tan korkun eğer inanıyorsanız, faizden  (henüz alınmayıp) geri kalan kısmı bırakın (almayın). Eğer böyle yapmazsanız Allah ve Elçisiyle savaşa girdiğinizi bilin. Tevbe ederseniz ana malınız sizindir. Ne haksızlık edersiniz, ne de haksızlığa uğratılırsınız. Eğer (borçlu) darlık içindeyse, bir kolaylığa çıkıncaya kadar beklemek (lâzımdır). Eğer bilirseniz (verdiğiniz borcu eli darda olan borçluya) sadaka olarak bağışlamanız ise sizin için daha iyidir. (Cilt 1-S. 477)

Cilt 1 S.479: “Ey inananlar, ribâyı kat kat yemeyin” (3.130) âyetiyle evvel emirde bu insafsız uygulama yasaklanmıştır.

Cilt 1 S.479: “Nesî’e ribâsı denen faizle borç verme, Allah’ın Kitabı, Resûlün sünneti ve Müslümanların icmaiyle kesin olarak haramdır. Bundan

vazgeçmeyenler, (2.279) âyetin açıkladığı veçhile bizzat Allah ve Resûlüyle savaşa girmiş olurlar ki böylelerinin sonucu hüsrandan başka bir şey olmaz”.

Cilt 1 S.483: Faraza bir yıl önce bin lira borç veren adam, bir yıl sonra yine bin lira alırsa -paranın bir yılda yüzde on veya daha fazla değer kaybına uğradığını düşünürsek- en az 100 lira zarar etmiş olur. Çünkü bin lira, bir yıl sonra 900 lira değerine düşmüştür. O halde bu adamı ziyana sokmamak için paranın bir yılda uğradığı değer kaybını (ona) vermek lâzımdır. Bu bir fazlalık değil, adamın kendi parasıdır.

Faizi yasaklayan âyet geldiği zaman Araplar arasında uygulanan, yüzde yüzü geçen ribâları da göz önünde tutarsak Kur’an’ın gayesi daha iyi anlaşılır. Kur’an bu tür ribâlardan tahsil edilmemiş olanların artık bırakılmasını emretmiştir. Fertlere, özellikle fakir kimselere verilen borçlardan bu değer kaybını dahi almak doğru değildir. Çünkü Kur’an müteakip âyette eli darda olanın borcunun ertelenmesini veya tamamen tasadduk edilmesini emretmektedir. Peşin olarak yüz liraya satılacak bir mal, veresiye yüz on liraya satılabilir. Bu fazlalık haram değildir.

Cilt 7 S.26: 30.39ncu âyette insanların malları içinde artıp büyümesi için verilen malın, Allah katında artmayacağı, ancak Allah rızası için zekât, sadaka vermenin malı artıracağı buyuruluyor. İnsanların mallarında artıp-büyümesi için verilen mal, faizle verilen ödünçtür. Bu, Allah katında artmaz. Çünkü ribâ, fukarayı sömürmektir. Fukaranın sömürülmesi mala hayır ve bereket getirmez. Allah için verilen sadaka, berekete vesile olur.

Âl-i İmrân 3.130 Ey inananlar, kat kat faiz yemeyin, Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz. (Cilt 2-S. 108)

Cilt 2-S. 109-110 Meselâ yüz dirhem, bir yıl sonraya ertelenince iki yüz dirhem, iki yıl sonraya ertelenince dörtyüz dirhem yapılırdı. Böylece her yıl para, faiziyle birlikte katlanıp zavallı borçlunun üzerine yüklenirdi. İşte “Ey inananlar, ribâyı kat kat yapılmış olarak yemeyin” âyeti, bu tür ribâyı yasaklamaktadır. 

Nisâ 4.29 Ey inananlar, mallarınızı, aranızda bâtılla yemeyin. Kendi rızânızla yaptığınız ticaret olursa başka. Nefislerinizi de öldürmeyin. Doğrusu Allah, size karşı çok merhametlidir. (Cilt 2-S. 264)

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin yaptıkları zulümden, çok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden dolayı kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara yasakladık. Menedildikleri halde faiz almalarından ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü (böyle yaptık). İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azâb hazırladık. (Cilt 2-S. 393)

Ra’d 13.17 Gökten bir su indirdi de dereler kendi ölçüsünce çağlayıp aktı. Sel, üste çıkan köpüğü taşıdı. Süs, yahut eşya yapmak için ateşte yakıp erittikleri madenlerde de bunun gibi bir köpük (posa) vardır. Allah, hak ile batılı böyle benzetme ile anlatır. Köpük yok olup gider, insanlara yararlı olan ise yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle güzel meseller verir. (Cilt 4.467)

Rûm 30.39 İnsanların malları içinde artması için verdiğiniz faiz (malı), Allah katında artmaz. Ama Allah’ın yüzünü (rızâsını) isteyerek verdiğiniz zekâta (gelince); işte (onu verenler, sevaplarını ve mallarını) kat kat artıranlardır. (Cilt 7.25)

(ÖZET: S. Ateş hoca; meallerinde “ribâ” terimi yerine “faiz” terimini kullanmıştır ancak tefsirlerinde “ribâ ile faizin” farklı olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

*Enflasyon farkı faiz değidir. Fertlere, özellikle fakir kimselere verilen borçtan enflasyon farkını dahi almak doğru değildir.

*Peşin olarak yüz liraya satılacak bir mal, veresiye yüz on liraya satılabilir. Bu fazlalık haram değildir.

*Kur’an Araplar arasında uygulanan, yüzde yüzü geçen ribâları yasaklamıştır. Çünkü Kur’an, eli darda olanın borcunun ertelenmesini veya tamamen tasadduk edilmesini emretmektedir. Ribâ fukarayı sömürmektir.)

3) BAYINDIR, ABDULAZİZ-Kur’an-ı Kerim’in Açıklamalı Meali-PDF (Süleymaniye Vakfı Yayınları-2003)                                      

Bakara 2.245 Kim Allah’a güzel bir ödünç verirse Allah ona kat kat fazlasını verir. Daraltan da Allah’tır, genişleten de. Zaten O’nun huzuruna çıkarılacaksınız.                                                                                                            

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği, yedi başak bitirmiş ve her başağında yüz tane olan buğday örneği gibidir. Allah tercihini doğru yapana kat kat verir. İmkânları geniş olan ve her şeyi bilen Allah’tır.

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler, şeytanın aklını çeldiği kimsenin davranışından farklı davranış göstermezler. Bu onların “alım satım, tıpkı faizli işlem gibidir” demeleri yüzündendir. Allah, alım satımı helâl, faizli işlemi haram kılmıştır. Kime Sahibinden (Rabbinden) bir öğüt ulaşır da faiz almayı bırakırsa, önceden aldıkları kendine kalır. Onun işi Allah’a aittir. Kim de devam ederse, onlar cehennem ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır. Allah, faizli işleri daraltır, zekâtları/sadakaları artırır. Allah, âyetleri görmezlik eden suçluların hiçbirini sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey inanıp güvenenler, Allah’tan çekinerek korunun! O’na gerçekten güveniyorsanız, kalan faiz alacaklarınızdan vazgeçin. Eğer

vazgeçmezseniz, Allah ve elçisi tarafından açılmış bir savaşın içinde olduğunuzu bilin. Tevbe ederseniz (hatanızdan tam olarak dönerseniz), anamallarınız sizindir; böylece ne haksızlık edersiniz ne de haksızlığa uğrarsınız. Borçlu darlık içindeyse, rahata çıkıncaya kadar beklemek gerekir. Alacağınızı sadakaya/zekâta saymanız, sizin için daha hayırlıdır. Bunu bir bilseydiniz!

Âl-i İmrân 3.130 Ey Allah’a inanıp güvenenler! Değişmez özelliği kat kat katlanıp artma olan faizi yemeyin. Allah’a karşı yanlış yapmaktan sakının ki umduğunuza kavuşasınız.

Nisâ 4.29 Ey inanıp güvenenler! Mallarınızı aranızda batıl yolla yemeyin! Sadece karşılıklı rızaya dayalı ticaretle yiyebilirsiniz. Kendi kendinizi öldürmeyin; Allah size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin yanlış tutum ve davranışları ve birçok kimseyi Allah’ın yolundan engellemeleri sebebiyle daha önce onlara helal kılınmış temiz şeyleri haram kıldık. (Bunun diğer sebepleri de) Kendilerine yasak edildiği halde faiz almaları ve insanların mallarını batıl yollarla yemeleridir. İçlerinden kâfir olanlara acıklı bir azap da hazırladık.

Ra’d 13.17 Allah gökten su indirir, dereler ölçülerine göre akarlar. O akışın üzerine bir köpük çıkar.  Süs veya eşya yapmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de benzeri bir köpük oluşur. Allah, doğru ile yanlışı böyle örnekler. Köpük (yanlış) kaybolur gider, insanlara yararlı olan (doğru) da yerde kalır. İşte Allah’ın örnek vermesi böyledir.

Rûm 30.39 İnsanların malları içinde artsın diye faiz için verdiğiniz şey (borç)   Allah’ın yanında (Allah’ın koyduğu ekonomik sistemde) artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince; mallarını kat kat artıranlar zekât verenlerdir.

Ticaret ve Faiz S.38: Kur’an’da “faiz” anlamına gelen kelime “ribâ’dır”. “Ribâ”, ‘artma’, ‘çoğalma’, ‘artan’ yani “faiz” anlamındadır.

“Faiz”, borçtan elde edilen gelirdir. Artma borçtan dolayı olduğu için “ribâ”, bu artışa sebep olan işlem yani “faizli işlem” demek olur.

(ÖZET: A. Bayındır hoca; Ticaret ve Faiz-Süleymaniye Vakfı Yayınları-2007 adlı kitabının 38nci sayfasında; “Ribâ” konusundaki görüşünü özetlemekte ve; [“Riba”, “faiz” anlamındadır yani “faizli işlem” demek olur.]

Bu suretle de faizin anlamını genişleterek faiz=faizli işlem demektedir. Ancak; bunun her zaman mümkün olamadığı A . Bayındır hocanın kendi mealinde görülmektedir. Örnekler: Faiz yiyenler (2.275)*faiz almayı bırakırsa (2.276)* Kalan faiz alacaklarınızdan vazgeçin (2.278)*Değişmez özelliği kat kat katlanıp artma olan faizi yemeyin(3.130)*Yahudilerin…Kendilerine yasak edildiği halde faiz almaları (4.160-161)

A.Bayındır hoca, YouTube’da yayınladığı videosunda: “Enflasyon farkı faiz değildir. Borçlu enflasyon farkını ödemezse, alacaklıya zulmetmiş olur” görüşünde olduğunu beyan etmiştir.)

4) BAYRAKLI, BAYRAKTAR-Yeni bir anlayışın ışığında-Kur’an Tefsiri-

(Bayraklı Yayınları 2008)

Bakara 2.245 Allah’ın kat kat fazlasıyla geriye ödeyeceği bir güzel borcu O’na verecek kimdir? Allah alır ve kat kat fazlasıyla geri verir ve hepiniz sonunda O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Allah yolunda mallarını harcayanların durumu, kendisinden yedi başak çıkan ve her başakta yüz tane bulunan bir buğday tohumuna benzer. Allah dilediğine kat kat verir, Allah her şeyi kuşatan ve her şeyi bilendir.

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler, şeytanın çarptığı kimselerin kalkması gibi kalkarlar. Bu hal onların “alım -satım da tıpkı faiz gibidir” demeleri

yüzündendir. Halbuki Allah alım-satımı helal, faizi haram kılmıştır. Bu nedenle, kim Rabbinin öğüdünü dinler ve hemen (faizden) vazgeçerse, evvelki kazançlarını koruyabilir ve onun hakkında karar vermek artık Allah’a kalır; faize geri dönenlere gelince, içinde devamlı kalacakları cehennem yaranı onlardır. Allah faizi mahveder, sadakaları ise bereketlendirir. Allah inatçı nankörleri ve günâhta ısrarlı olanları sevmez.

Cilt 3 S:384-396 Ribâ Kelimesinin Anlamı ve Kur’an’daki Kullanımı Âyetin ana kavramı faiz manası verdiğimiz rebâ fiilinden türeyen ribâ

kelimesidir. Edilgen olarak alınınca bu fiil, “çoğalmak, büyümek, artmak, kabarmak…”; geçişli olarak alındığında “büyütmek, artırmak...aşırı faiz

uygulamak” manalarına gelmektedir. Ribâdan “murabaha, fahiş faiz” manalarına gelmektedir. Selin üzerinde köpük oluşması, köpüğün gidip faydalı olanın kalması Ra’d 17’de şöyle ifade edilmektedir: “Bu sel, üste çıkan köpüğü yüklenip götürdü.” Ribâ, görünüşte malı kabartmaktadır, ama bu kabartma karnın şişmesi gibi ekonomiye rahatsızlık veren bir kabarmadır. Faizin, selin üstüne çıkıp sonra da kaybolan köpükten farkı yoktur. Faizle borç alan kişi, imkânsızlığı nedeniyle aldığından, ona zekât verilmesi önerilmektedir. Zekâtın, infâk ve sadakanın verilmediği ortamların, faiz mikrobunun ürediği ortamlar olduğuna işarettir.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Allah’tan sakının. Eğer gerçekten

inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terkedin. Eğer böyle yapmazsanız, bilin ki Allah’a ve Peygamber’ine savaş açmış olursunuz. Ama eğer tövbe ederseniz, ana-paranızı geri almaya hak kazanırsınız: böylece ne haksızlık yapmış, ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Eğer (borçlu) güç durumdaysa, rahatlayıncaya kadar ona ona bir vade verin; eğer bilirseniz, bir karşılık beklemeden (borcu tamamıyla) silmek, sizin kendi iyiliğinize olacaktır. 

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Faizi kat kat artırarak yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını haksız yollarla karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa heba etmeyin ve birbirinizi öldürmeyin; zira Allah size merhamet etmektedir.                                                                               

Nisâ 4.160-161 Yaptıkları zulümler ve birçok insanı Allah yolundan alıkoymaları yüzünden daha önce kendilerine helâl kılınmış tertemiz şeyleri, Yahudilere haram kıldık. Yasaklanmış olmalarına rağmen ribâyı almaları ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yüzünden onların küfre sapmalarına korkunç bir azap hazırladık/ kafirlere elem verici bir azap hazırladık. 

Ra’d 13.17 (Allah) gökten bir su indirdi ve vâdiler kendi ölçülerince sel oldu, ardından sel, üste çıkan köpüğü taşır hale geldi. Bir süs eşyası veya alet yapmak isteğiyle ateşte körükledikleri şeylerde de benzeri bir köpük vardır. Allah hakla bâtılı işte böyle örneklendiriyor: Köpük atılır gider; insanlara yararlı olansa toprakta kalır. Allah, işte bu şekilde örnekler verir.

Rûm 30.39 İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını umarak verdiğiniz zekâta gelince, işte zekâtı veren o kimseler, evet işte onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat artıranlardır.

(ÖZET: B. Bayraklı hoca; Ribâ kelimesine faiz manası verdiğini ifade etmektedir.

Ribâ;“çoğalmak, büyümek, artmak, kabarmak, aşırı faiz uygulamak, murabaha, fahiş faiz” manalarına gelmektedir. Selin üzerinde köpük oluşması, köpüğün gidip faydalı olanın kalması Ra’d 17’de şöyle ifade edilmektedir: “Bu sel, üste çıkan köpüğü yüklenip götürdü.” Ribâ, görünüşte malı kabartmaktadır, ama bu kabartma karnın şişmesi gibi ekonomiye rahatsızlık veren bir kabarmadır. Faizin, selin üstüne çıkıp sonra da kaybolan köpükten farkı yoktur. Faizle borç alan kişi, imkânsızlığı nedeniyle aldığından, ona zekât verilmesi önerilmektedir.

Zekâtın, infâk ve sadakanın verilmediği ortamların, faiz mikrobunun ürediği ortamlar olduğuna işarettir.)                                

5) BİLMEN, ÖMER NASUHİ-Kur’an-ı Kerîm’in Türkçe Meâli Âlisi ve Tefsiri- 8 Cilt (İpek Yayın Dağıtım 2016)

Bakara 2.245 Kimdir o kimse ki, Allah için güzel bir ödünç ile ödünçte bulunur, Allah Teâlâ da ona kat kat fazlasıyla ihsan buyurur. Ve Allah Teâlâ sıkar ve açar ve O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Allah yolunda mallarını harcayanların durumu, o bir danenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz dane bulunmuş olur. Ve Allah Teâlâ dilediğine kat kat artırır. Ve Allah Teâlâ geniştir, herşeyi bilir…

Bakara 2.275-276 O kimseler ki, faizi yerler, onlar kalkamazlar, ancak şeytanın çarpmış olduğu, delirmiş bir şahıs gibi kalkarlar. Bu ise onların alışveriş muamelesi tıpkı riba gibidir, demeleri sebebiyledir. Halbuki Allah Teâlâ alım satımı helâl, ribayı ise haram kılmıştır. İmdi her kim ki, kendisine Rabbinden bir öğüt gelir de ribaya nihayet verirse, evvelce aldığı kendisinedir ve onun hükmü Allah Teâlâ’yadır. Her kim tekrar ribaya dönerse işte onlar cehennem ehlidirler, onlar orada ebedî kalacaklardır. Allah Teâlâ ribayı mahveder, sadakaları ise artırır ve Allah Teâlâ, nimete karşı çok nankörlük eden günahkârları sevmez…

Bakara 2.278-280 Ey imân edenler! Allah Teâlâ’dan korkunuz, ribadan geri kalanı terkediniz, eğer siz mümin kimseler iseniz. Eğer böyle yapmazsanız Allah Teâlâ ile Rasûlî tarafından bir harb malûmunuz olsun ve eğer tövbe ederseniz sizin için ana sermayeniz vardır. Ne zulüm ederseniz ne de zulme uğrarsınız. Ve eğer yoksul ise o halde genişlik zamanına kadar beklemelidir. Ve eğer

bağışlarsanız sizin için hayırlıdır. Eğer bilirseniz.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Faizi kat kat artırılmış olarak yemeyiniz. Ve Allah Teâlâ’dan korkunuz ki, kurtuluşa erdirilmiş olabilesiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman etmiş olanlar! Mallarınızı aranızda bâtıl yere yemeyiniz. Meğer ki tarafınızdan kendi rızânızla yapılan bir ticaret olsun. Ve kendinizi de öldürmeyiniz. Şüphe yok ki Allah Teâlâ sizlere pek merhamet edicidir.

Nisâ 4.160-161 Artık Yahudilerden bir zulüm sebebiyle ve birçoklarını Allah Teâlâ’nın yolundan alıkoymaları sebebiyle onlara helâl kılınmış olan temiz şeyleri üzerlerine haram kıldık. Ve faizi, ondan nehy edilmiş oldukları halde  alıvermeleri sebebiyle ve insanların mallarını, haksız yere yemeleri sebebiyle. Ve onlardan kâfir olanlara elim bir azab hazırladık.

Ra’d 13.17 Gökten bir su indirdi ve vâdiler kendi hacimlerince sel olup akmaya başladı. Sel de hemen kendi üzerine çıkan bir köpüğü yüklendi ve bir süs veya bir eşya yapmak isteğiyle ateşte erittikleri madenlerden de onun gibi bir köpük meydana gelir. İşte Allah Teâlâ hak ile bâtıla böyle misâl verir. İmdi o köpük atılarak gidiverir, insanlara fâide veren şey ise o yerde sâbit olarak kalır. İşte Allah Teâlâ böylece misâller getirir.  

Rûm 30.39 İnsanların mallarında artsın diye faiz kabilinden verdiğiniz şey Allah indinde gelişip artmaz ve Allah’ın rızasını dilediğimiz hâlde verdiğimiz zekât ise böyle değildir. İşte -mallarını- kat kat artıranlar ancak onlardır.

(ÖZET: Ö. N. Bilmen hoca: Allah Teâlâ alım satımı helâl, ribayı ise haram kılmıştır. Ribaya nihayet verirse, evvelce aldığı kendisinindir, her kim tekrar ribaya dönerse işte onlar cehennem ehlidirler. Ribadan geri kalanı terkediniz, eğer böyle yapmazsanız Allah Teâlâ ile Rasûli tarafından bir harb malûmunuz olsun, eğer tövbe ederseniz sizin için ana sermayeniz vardır.

Ö.N. Bilmen hoca, bu ifadelerle Allah Teâlâ tarafından riba almanın yasak edildiğini beyan etmektedir.)

6) CİHANGİR, SONİA-SONSUZ RAHMET-Kur’an-ı Kerim Meali (A7 Kitap-2017)

Bakara 2.245 Kimdir o ki, Allah’a güzel bir borç versin de, Allah da ona kat kat fazlasıyla ödesin! Allah kısar da, açar da. Ancak O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak veren bir tohum gibidir ki her başakta yüz tane tohum vardır. Zira Allah uygun gördüğü için daha da artırır. Allah Vâsi/genişletendir, Alîm/iyi bilendir.

Bakara 2.275-276 Riba/katlanmış tefe yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de riba gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helâl, ribayı haram kılmıştır. Bundan böyle, kime Rabbinden bir öğüt gelir de ribadan vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. Kim tekrar dönerse, işte onlar Cehennemliktir ve onlar orada kalıcıdırlar. Allah ribayı çökertir, sadakaları ise riba eder/katlar. Allah, ısrarla kâfirlik eden günahkârların hiç birini sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer müminlerdenseniz, ribadan geriye kalanı bırakın. Böyle yapmazsanız, Allah ve resulü ile savaşmaya girdiğinizi ilân etmiş olursunuz. Ama tevbe ederseniz, anaparanız yine sizindir. Ne haksızlık edin, ne de haksızlığa uğrayın. Borçlu kimse darlık içindeyse, bir kolaylığa çıkana kadar beklemek gerekir. Sadaka ederseniz (borcu karşılıksız yardım olarak bağışlarsanız) sizin için daha iyidir; bir bilseniz!

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Kat kat artırılmış ribayı yemeyin. Allah’tan sakının ki belki kurtuluşa erersiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Birbirinizle, kendi rızanızla yaptığınız ticaret hariç, mallarınızı batıl yollarla yiyerek kendi kendinizi öldürmeyin. Şüphe yok ki, Allah size Rahîm/bol merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudileşenlerin yaptıkları zulümlerden ve birçok kişiyi Allah’ın yolundan alıkoymalarından ötürü, kendileri için helâl kılınmış temiz ve yararlı şeyleri onlara haram kıldık. Men edildikleri halde, riba almaları ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü, aralarında kâfirlereacı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 O gökten su indirdi de akarsu yatakları kendi ölçülerince sel olup aktı. Sel de üste çıkan bir köpük yüklendi. Bir ziynet veya başka bir meta peşinde ateşte erittikleri şeylerde de benzer bir köpük vardır. İşte Allah hak ile batılı böyle uzaklaştırır. Köpük kurur gider, insanlara yararlı olan şeyler ise yerde kalır. İşte Allah böyle örnekler verir.

Rûm 30.39 İnsanların malları içinde artsın diye katlanarak arttırılandan her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekât verirseniz; işte bunu yapanlar kat kat arttıranlardır.

(ÖZET: S. Cihangir, “Ribanın”, “Faiz” olmadığını; “Riba/katlanmış tefe yiyenler” ifadesiyle açık ve net olarak ortaya koymuştur.)

7) ÇELİK, ÖMER-Hakk’ın Dâveti Kur’ân-ı Kerîm/Meâli ve Tefsiri-5 Cilt(Erkam Yayınları-İstanbul 2017)

Bakara 2.245 Kim Allah’a güzel bir borç verecek olursa, Allah onu kat kat fazlasıyla kendisine geri ödeyecektir. Allah, geçimliğinizi ve iç dünyanızı bazan olur sıkar daraltır, bazan olur açar genişletir. Zâten siz, eninde sonunda yalnız O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların misâli, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dâne bulunan bir tek tohumun hâli gibidir. Allah, dilediğine kat kat fazlasını da verir. Çünkü Allah, lütfu pek geniş olan ve her şeyi hakkıyla bilendir.

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler, kıyâmet günü kabirlerinden, başka türlü değil, ancak şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkacaklardır. Bunun sebebi, “Alış-veriş de tıpkı faiz gibidir” demeleridir. Halbuki Allah, alış-verişi helâl, faizi haram kılmıştır. Her kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizcilikten vaz geçerse, önceden aldıkları kendisine aittir. Artık onun hakkındaki kararı Allah verecektir. Kim de yeniden faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemin yoldaşlarıdır ve orada ebedî kalacaklardır. Allah, malı artırdığı sanılan faize bereket vermez ve onu eksilte eksilte sonunda mahveder. Buna karşılık malı eksilttiği sanılan zekât ve sadakaları bereketlendirir. Allah, nankörlükte ve günahta ısrarlı olanların hiçbirini sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının. Eğer Allah’a gerçekten inanıyorsanız, faizden doğan, ancak henüz tahsil etmediğiniz kazançları almaktan vazgeçin. Eğer faizcilikten vazgeçmezseniz, artık Allah ve Rasûlü’ne karşı savaş açtığınızı, onların da size savaş açtığını bilin. Eğer tevbe ederseniz anaparanız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Eğer borçlu zor durumdaysa genişliğe çıkıncaya kadar ona mühlet verin.  Darda olan borçluya alacağınızı bütünüyle bağışlamanız ise, bir bilseniz, sizin için daha hayırlıdır.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Kat kat faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Cilt 1-S. 467 “Faizin kat kat artırılması”, vaktinde ödenemeyen faiz borcuna gecikmelerden dolayı söz konusu olan ilâveler eklene eklene faizin ana para kadar veya ondan daha çok olması demektir. Câhiliye döneminde, mesela bir kişinin birinden yüz dirhem alacağı olsa, borçlunun da ödeyecek gücü olmasa, borçlu alacaklıya: “Bana mühlet ver, ben de ödeyecek borcumu artırayım” der ve borcunu iki yüz dirheme çıkarırdı. Sonra ikinci ödeme günü gelince aynı durum tekrarlanırdı. Nihâyet yüz dirhemlik borç, yüzlerce dirhem borç haline dönüşür ve borçlu bunu ödemek mecburiyetinde kalırdı. (Taberî, Câmi’ul-beyân, IV,119)

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda (hırsızlık, rüşvet, faiz ve kumar gibi) meşrû olmayan yollarla yemeyin. Karşılıklı rızâya dayanan bir ticaret yapmanız ise elbette meşrûdur. Kendi nefislerinizi de öldürmeyin. Doğrusu Allah size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin yaptıkları zulümler ve pek çok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları yüzünden daha önce kendilerine helâl kılınmış olan bir kısım temiz ve hoş yiyecekleri Biz onlara haram kıldık. Bir de kendilerine yasaklandığı halde faiz almaları ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yüzünden. İçlerinden kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Allah gökten su indirir de vâdiler, dereler kendi miktarlarınca sel olup akar. Bu sel, üzerinde kabaran köpüğü yüklenip götürür. İnsanların süs eşyası veya faydalı bir âlet yapmak için ateşte erittikleri madenlerin üzerinde de buna benzer köpük meydana gelir. İşte Allah hak ile bâtılı böyle bir misalle anlatır: Köpük yok olup gider. İnsanlara fayda veren kısım ise yerde sâbit kalır. İşte Allah, gerçekleri böyle misallerle anlatır.

Rûm 30.39 İnsanların malları içinde artacağını düşünerek fâize verdiğiniz para, zâhiren artar gibi gözükse de, Allah katında artmaz. Oysa Allah’ın rızâsını isteyerek karşılıksız verdiğiniz zekât cinsinden şeylere gelince, işte böyle yapanlar, mal ve sevaplarını kat kat artıranların tâ kendileridir.

(ÖZET: Ö. Çelik hoca; konu hakkında sadece “faiz” terimini kullanmıştır.

Alış-verişi helâl, faizi haram kılmıştır. Her kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizcilikten vaz geçerse, önceden aldıkları kendisine aittir.

Kat kat faiz yemeyin.

Yahudilerin… yasaklandığı halde faiz almaları…yüzünden.

Fâize verdiğiniz paraAllah katında artmaz.)

8) DİB, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI-Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir-DİBY (Ankara 2012)

Bakara 2.245 Kim Allah’a güzel bir borç verirse Allah da bunu kat kat fazlasıyla öder. Daraltan da genişleten de Allah’tır ve O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların örneği, her başağında yüz tanenin bulunduğu yedi adet başak çıkaran bir tohum tanesi gibidir. Allah dilediğine katlayarak veriri, Allah (zât ve sıfatlarında) sınırsızdır, her şeyi bilmektedir.

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler ancak şeytanın çarparak sersemlettiği kimse gibi kalkarlar. Bunun sebebi onların, “Alım satım da ancak faiz gibidir” demeleridir. Halbuki Allah alım satımı helâl, faizi ise haram kılmıştır. Artık kime Allah’tan bir öğüt erişir de faizciliği bırakırsa geçmişte yaptığı kendisine aittir, işi de Allah’a kalmıştır. Kim de yine faizciliğe dönerse işte bunlar orada devamlı kalmak üzere cehennemliklerdir. Allah faizi tüketir, sadakaları ise artırır ve Allah hiçbir inkârcı günahkârı sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve gerçekten iman etmiş iseniz faizden kalanı bırakın. Bunu yapmazsanız Allah ve Resulü tarafından size bir savaş açıldığını bilin. Eğer tövbe ederseniz, haksızlık etmemek haksızlığa uğramamak üzere ana paranız sizindir. Eğer eli darda olan birisi borçlu ise eli genişleyene kadar beklemek gerekir. Şu da var ki, eğer bilirseniz bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.

Cilt I-S: 430-442 Kur’an’daki ismi ribâ olan faiz alıp verme, Mekke’de müşrikleri muhatap alan “İnsanların malları arasında ribâ yoluyla artsın diye verdikleriniz Allah katında artmaz…” Rûm 30.39 meâlindeki âyetle kınanmış, “Ey iman edenler! Kat kat faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa ersiniz.” Âl-i İmrân 3.130 meâlindeki âyetle yasaklanmıştır. Bu âyetlerin de ilk muhatapları

müşrikler, Yahudiler, faizi helâl bilenlerdir. Ribâ ile aynı kökten gelen kelimelerde “tepe, çıkıntı, fazlalık” mânaları vardır. Ribâ kelimesi de “fazlalık” (ziyade) mânasına gelmektedir. “Câhiliye ribâsı” denilen bu faiz uygulamasında fazlalık, ödemenin ertelenmesine dayanıyordu.

Ayrıca Câhiliye ribâsı denilen “borç verirken, vadeye göre fazlalık şart koşma veya vadesinde ödenmeyen borcu ilâve meblâğ ve mal karşılığında erteleme” şeklindeki işlem ittifakla ribâdır, faizdir ve haramdır. Borçlunun alacaklıya enflasyon farkını ödemesi faiz değildir. Çünkü bu fark, reel bir fazlalık değil, alınanla ödenenin eşitlenmesini sağlayan, adaleti gerçekleştiren bir rakam fazlalığından ibarettir.

Tövbe edip faizcilikten vazgeçenlerin; tahakkuk edip de henüz tahsil etmedikleri faizleri almalarına izin verilmemesi, bazı kimselerin “Faizin azı helâldir, ancak kat kat olanı haramdır” şeklindeki yorumlarının isabetli olmadığını göstermektedir.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Kat kat faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Karşılıklı rızâya dayanan ticaret dışında mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.   

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin zulmü sebebiyle, bir de pek çok kimseyi Allah yolundan engellemeleri, kendilerine yasaklandığı halde faizi almaları ve haksızlıkla insanların mallarını yemeleri yüzünden önceden helâl kılınan temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık ve içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.                                                                                                                       

Ra’d 13.17 O, gökten su indirdi, vadiler dolusunca sel olup aktı. Bu sel, üstüne çıkan köpüğü taşıyıp götürdü. Yaktıkları ateşin üzerine koyup eriterek süs eşyası veya alet yapmak istedikleri madenlerden de böyle üste köpük çıkar. İşte Allah hak ile bâtıla böyle misal verir. Köpük atılıp gider; insanlara fayda veren şeye gelince, o dünya durdukça durur. İşte Allah böyle misaller getirir.

Rûm 30.39 İnsanların malları içinde artsın diye faizli ödünç verdikleriniz Allah katında artmaz. Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte (mânevî kârlarını) kat kat artıranlar onu verenlerdir.

Cilt IV S.317: Paranın sömürü ve baskı aracı olarak kullanılmasında önemli bir işlemi olan ribânın (faizcilik, tefecilik), Allah’ın hoşnutluğundan uzak olduğuna dair bir uyarı yapılmaktadır.

(ÖZET: DİB, Diyanet İşleri Başkanlığı tefsirinde de genel olarak “Ribâ” terimi yerine ”faiz” teriminin kullanıldığı görülmektedir.

Allah faizi tüketir, sadakaları ise artırır.

Kat kat faiz yemeyin.

Gerçekten iman etmiş iseniz faizden kalanı bırakın.

Borçlunun alacaklıya enflasyon farkını ödemesi faiz değildir.

Tövbe edip faizcilikten vazgeçenlerin; tahakkuk edip de henüz tahsil etmedikleri faizleri almalarına izin verilmemesi, bazı kimselerin “faizin azı helâldir, ancak kat kat olanı haramdır” şeklindeki yorumlarının isabetli olmadığını göstermektedir.

Yahudilerinkendilerine yasaklandığı halde faizi almalarıyüzünden…onlara haram kıldık.

Faizli ödünç verdikleriniz Allah katında artmaz.

Eğer eli darda olan birisi borçlu ise eli genişleyene kadar beklemek gerekir.

Eğer bilirseniz bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.)

9) DÖNDÜREN, HAMDİ-Evrensel Çağrı KUR’ÂN-I KERÎM (Yüce Meâl ve

Tefsiri-Çelik Yayınevi-2006)

Bakara 2.245 Karşılığını kat kat artırarak vereceği, güzel bir borcu Allah’a

verecek olan kimdir? Allah, hem darlık verir hem de bolluk verir. (Sonunda)

 O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başağında yüz tane bulunan bir buğday tanesinin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Çünkü Allah, lütfu çok geniş olan, çok iyi bilendir. (19)

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler, (kabirlerinden) ancak şeytanın çarpmış olduğu kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu onların, “Alış-veriş de faiz gibidir” demiş olmalarından ötürüdür. Oysa Allah, alış-verişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Bundan sonra, kime Rabbinden bir öğüt ulaşır da faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah’a kalmıştır. Bununla birlikte, kim de yeniden faize dönerse, işte onlar cehennem halkı olacaklar ve orada sürekli olarak kalacaklardır. Allah, faizi yok eder, sadakaları ise artırır. Allah, hiçbir günahkar nankörü sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey inananlar! Allah’tan korkun ve gerçekten inananlardan iseniz, faizin kalanından vazgeçin. Eğer (size emrolunanı) yapmayacak olursanız, Allah’a ve elçisine karşı savaş açtığınızı bilin! Bununla birlikte tevbe edecek olursanız, ana paranız sizindir.  Böylece ne haksızlık etmiş  ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Eğer borçlu darlık içindeyse, eli genişleyinceye kadar bir süre vermek gerekir. Ancak borcu sadaka olarak bağışlamanız ise, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.                                                                               

Âl-i İmrân3.130 Ey inananlar! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin! Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey inananlar! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret dışında, aranızda mallarınızı haksız yollarla yemeyin ve birbirinizi öldürmeyin. Çünkü Allah size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yine, bir kısım Yahudilerin zulmetmeleri, birçok kimseyi Allah yolundan çevirmeleri, (Tevrat’ta) yasaklanmalarına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri yüzünden, kendilerine helal kılınmış olan temiz ve güzel şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere can yakıcı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 O, gökten yağmur indirir. Böylece dereler taşıyabilecekleri kadar su akıtırlar. Akıntılar ise, üste çıkan köpüğü alıp götürür. Nitekim, süs eşyası veya alet yapmak üzere ateşte erittikleri (madenlerin) üzerinde de ona benzer bir köpük vardır. İşte Allah, hak ile batıla böyle örnek verir. Köpüğe gelince; o yok olup gider. Ama insanlara yararlı olan yeryüzünde kalır.  İşte Allah, böylece örnekler verir.

Rûm 30.39 İnsanların mallarında, artış sağlamak üzere faiz olarak verdiklerinize gelince; (bilin ki), onlar Allah katında artmaz. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak üzere zekat olarak verdiklerinize gelince; (bilin ki), işte onlar, mallarını katlayarak artıranlardır.

(ÖZET: H. Döndüren hoca; Baştan sona “faiz” terimini kullanmış ve “riba” terimine hiç yer vermemiştir.)

10) DUMAN, M. ZEKİ-Beyânu’l-Hak-Kur’an-ı Kerîm’in Nüzul Sırasına Göre

Tefsiri 2 Cilt. (Fecr Yayınları 2016)

Bakara 2.245 Allah, kendisine güzel bir ödünç veren kimseye, verdiği şeyi kat kat fazlasıyla öder. Allah elini yumar da açar da…Sonuçta sadece O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanlar, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dâne bulunan bir tohum gibidirler! Allah dilediği kimseye lütfunu kat kat verir. Allah’ın lütfu boldur, her şeyi iyi bilir.

Bakara 2.275-276 Riba/faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimseler gibi

mezarlarından kalkacaklardır. Bu onların “Alışveriş de ancak riba gibidir” demeleri yüzündendir. Hâlbuki Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır! Kime Rabb’inden bir öğüt gelir de faiz almaktan derhal vazgeçerse geçmişte olan kendisine, işleri ise Allah’a kalmıştır! Fakat kim de faiz almayı sürdürürse işte cehennemlikler onlardır ve onlar orada ebedî kalacaklardır. Allah faizi eksiltir, sadakaları artırır! Allah hiçbir nankörü ve ısrarcı günahkârı sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Eğer gerçekten mümin iseniz, Allah’tan korkun ve faizden arta kalanı bırakın artık! Eğer bunu yapmazsanız, Allah’ın ve elçisinin size savaş açtığını bilin! Ama tövbe ederseniz anaparanız sizindir; böylece ne kimseye zulmedin ne de zulme uğrayın! Şayet borçlu darda ise, eli genişleyinceye kadar ona vâde tanınmalıdır! Eğer bilirseniz, alacağınızı ona sadaka olarak bağışlamanız sizin için daha iyi olur!

Cilt 2-S.1434: Arapça ifadesiyle riba ve Türkçemizdeki adıyla faiz; her ikisi de maddeten zengin kesimin, muhtaç durumdaki insanların ihtiyaç halinden yararlanması, ekonomik açıdan onları sömürmesi ve daha da zayıflatması anlamına gelir. Çünkü riba, başka bir adıyla tefecilik, islamda gayrimeşru bir gelir yolu, ahlâk dışı bir ticaret ilişkisi olarak nitelendirilmiş ve haram kılınmıştır… Fakirin kanını emmek anlamına gelen faiz, mümine kalıcı bir hayır getirmez.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Kat kat artırıp riba yemeyin! Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz!

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını haksız yollardan yemeyin! Ancak, aranızda karşılıklı rızaya dayalı bir ticaret yapabilirsiniz.  Kendi kendinizi katletmeyin! Şüphesiz Allah size karşı son derece merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudi olanlardan bir kısmının, zulmetmeleri ve pek çok kimseyi Allah’ın yolundan çevirmeleri, yasaklanmasına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını gayr-ı meşru yoldan yemeleri sebebiyle önceden helâl kılınmış temiz şeyleri onlara haram kıldık! Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Allah gökten su indirir, vadiler de kapasitelerince dolup taşarlar. O sel, üzerinde kabaran köpüğü yüklenir götürür. Ziynet eşyası veya çeşitli hacet yapmak için yakılan ateşte erittikleri maden eriyiği üzerinde de onun gibi bir köpük oluşur… Allah hak ile batılı işte böyle karşılaştırır. Sonuçta köpük dağılır, yok olup gider; insanlara faydalı olan ise geride kalır. Allah, işte böyle temsiller getirir.

Rûm 30.39 İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz Allah katında artmaz! Fakat Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekât böyle değildir. İşte, mallarını kat kat artıranlar bu ikincilerdir.

(ÖZET: M. Z. Duman hoca; “Riba/faiz yiyenler ifadesiyle Riba ile faizi aynı kefeye koymakta ve aynı manaya geldiklerini ifade etmektedir. Ayrıca; “Arapça ifadesiyle “riba” ve Türkçemizdeki adıyla “faiz”; her ikisi de maddeten zengin kesimin, muhtaç durumdaki insanların ihtiyaç halinden yararlanması, ekonomik açıdan onları sömürmesi ve daha da zayıflatması anlamına gelir.” Hoca, görüşünü, benzer ifadelerle de teyit etmektedir.)                                                                              

11) ELİAÇIK, R. İHSAN-Yaşayan Kur’an-Nuzül Sırasına Göre Türkçe Meal Tefsir (İnşa Yayınları 2015)

Bakara 2.245 Allah’a bir güzel borç verecek yok mu? Kat kat fazlasıyla geri ödenecektir! Darlık veren de, bolluk veren de Allah’tır. Dönüp dolaşıp O’na geleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu şuna benzer: Ekilmiş bir tek tohum düşünün…O tek tohum, her başağında yüz dane bulunan yedi başak bitiriyor. İşte böylece Allah, lâyık gördüğüne kat kat verir. Allah çok cömerttir, O her şeyi biliyor.

Bakara 2.275-276 FAİZ yiyenler, şeytan çarpmış saralı gibi kalkarlar. Çünkü, “Faizin alışverişten farkı yok” derler. Oysa Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Kim bu öğütlere kulak verir de hemen faizi terk ederse, geçmişine sünger çekilir. Artık gerisi Allah’a kalmıştır. Kim de tekrar başlarsa cehennemi boylar; oradan daha çıkamaz. Allah, faizi bereketten mahrum eder. Karşılıksız yardımları ise kat kat artırarak bereketlendirir. Allah, hiçbir günahkâr kâfiri sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler/güvenenler! Sakının! Eğer gerçekten iman etmişlerdenseniz faizi terk edin. Eğer terk etmezseniz, bilin ki Allah’a ve Elçisi’ne savaş açmış olursunuz. Bu işten vazgeçtiğinizde ana paranız yine sizindir. Ne haksızlık yapın, ne de haksızlığa göz yumun. Ödeme güçlüğü çeken borçluya kolaylık gösterin.  Eğer bilirseniz sadakadan sayarak borcu silmek daha iyidir.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Faiz yemeyin ve sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla dahi olsa haksız yere yemeyin, kendi kendini aldatmayın. Allah, size karşı gerçekten merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin zâlimlikleri ve insanları Allah yolundan çevirmeleri sebebiyle; aslında serbest olan, hayatın birçok nimetlerinden onları mahrum bıraktık. Çünkü yasaklanmış olduğu halde faiz alıyorlardı. Hem de halkın mallarını haksızca yiyorlardı. Böylece içlerinden kâfir olanlarına acı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17Allah’ın gökten indirdiği su, dere yataklarını doldurup da nasıl sel olup akıyor. Akıntının yüzeyine çıkan çerçöpü nasıl da sürükleyip götürüyor. Tıpkı bir süs eşyası veya bir değerli mal yapmak için ateşte eritilen madenlerin yüzeyinde açığa çıkan köpüklü tortulardan temizlenmesi gibi… İşte Allah gerçek ile sahteyi ayırabilmeniz için böyle örnekler verir. Köpük, çer çöp veya tortular gider, insanlara faydası olan ise sapasağlam ayakta kalır.  İşte Allah böyle örnekler getirir…

Rûm 30.39 İnsanların malları sayesinde verdiğiniz faiz Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını umarak verdiğiniz zekât ise kat kat artar.

S.323: Rum 30.39 da Ribayı açıklarken Dip Not 11 de şöyle denilmektedir:

RİBA: Sözlükte (R-B-Y) kökü mastar olarak “büyümek, artmak, çoğalmak, gelişmek” demektir. Aşmak, geçmek, tepe, tümsek, faizcilik, tefecilik kelimeleri bu köktendir. 

Bu durumda Türkçe’de faiz dediğimiz riba bir şeyin artması, gelişmesi, çoğalması demek olup “malın karşılığı olmadan artışı” manâsına gelmektedir. Öyle ki “bu mal neden dolayı arttı” diye sorulsa mal ve hizmet cinsinden bir karşılığı bulunmaz. Bu nedenle faizin haram kılınması haksız kazanç olmasından dolayıdır.

(ÖZET: R. İ. Eliaçık hoca, riba’yı faizle aynı manada değerlendirmekte ve riba yerine faiz terimini kullanmaktadır.)

12) ELİK, HASAN-COŞKUN, MUHAMMED-Tevhid Mesajı-Özlü Kur’an Tefsiri

 (Fikir Yayınları 2013)

Bakara 2.245 Kendi rızasıyla bu mücadele uğrunda canını ve malını ortaya koyan kimselere ödüllerini fazlasıyla verecektir. Bu mücadele içinde kâh sıkıntılı kâh müreffeh günler yaşayacaksınız ama sonunda Allah’ın huzuruna çıkacak ve verdiğiniz güzel mücadelenin karşılığını alacaksınız.

Bakara 2.261 Ey Muhammed’in peygamberliğine iman edenler! Elçimiz sizi düşmanla savaş konusunda maddî yardıma çağırdığında ona icabet ediniz!  Şunu biliniz ki bu konuda elçimize icabet edip mallarından harcama yapanlar, tıpkı atılan bir tohumun yedi başak türemesi ve her bir başakta yüz tane bulunması gibi, harcadıkları malın kat kat fazlası mükâfat alacaklardır. Allah elbette ki elçisine inanan ve yardım edenleri fazlasıyla mükâfatlandırır, çünkü O, müminlerin bu davranışını bilmektedir ve çok lütuf kârdır.

RİBÂ/TEFECİLİK

Bakara 2.275-276 Mallarını muhtaç insanlara yardım için fedakârca kullanmak yerine servetlerine servet katmak için tefecilik yapan, muhtaç kişilere verdikleri mal karşılığında ribâ/fahiş faiz alanlar mahşer gününde perişan bir halde diriltileceklerdir. Çünkü onlar hem Allah’ın yasaklamış olduğu tefeciliği yapmış hem de pişkinlikle, “Ha alışveriş ha ribâ, ne fark var ki? İkisi de kazanç değil mi?”  demişlerdir. Oysa Allah, alışverişi helâl kılmış, tefeciliği ise yasaklamıştır. Artık bu emirden haberdar olduktan sonra tefecilikten vazgeçenlerin geçmişte yaptıkları affedilecektir. Ama bundan sonra tefeciliği tıpkı alışveriş gibi helâl görmeye devam edenler cehenneme girecekler ve sonsuza kadar orada kalacaklardır. Allah tefecilikle kazanılan malı bereketsiz kılar, buna karşılık zekât ve sadaka olarak yoksullara verilen yardımları, mallarınızın

bereketlenmesine vesile yapar. Allah tefeciliği helâl sayanları ve emirlerini ihlâl edenleri sevmez.

S.106 Not 274: RİBÂ/TEFECİLİK: Bu âyetlerde anlatılan “riba/tefecilik”; varlıklı insanın, muhtaç kişinin ihtiyaç durumunu fırsat bilerek ona borç vermesi ve hiçbir malî ve makûl gerekçeye dayanmaksızın verdiğinden çok daha fazlasını almasıdır. Kanaatimizce ribâ, günümüz faiz sistemiyle bire-bir örtüşmemekte ise de “faiz” adı altında yapılan işlemlerin önemli bir kısmı bu kapsama girmektedir.

Şunu da ifade edelim ki, Kur’an’da tenkit edilen şey, zaruret nedeniyle bu tür işlemlere başvurmak durumunda kalan çaresiz insanların yaptığı değil, onların çaresizliklerini fırsat bilenlerin yaptığıdır.

Ribânın yasaklanmasının ardında, ihtiyaç sahiplerinin durumlarını istismar edip, onların bu hallerini kullanarak insafsızca hareket eden tefecilerin

durdurulması gibi bir maksat yer almaktadır. Eğer bu konuda dini hassasiyetler de istismar ediliyorsa durum daha da kötüdür.

Bakara 2.278-280 Ey elçimiz Muhammed’e iman edenler! İnancınızın gereği olarak ilâhî emir ve yasaklara uyunuz! Tefeciliği ve ondan elde ettiğiniz gelirleri terkediniz! Bu ilâhî emre uymadığınız, yani tefecilik yapmayı sürdürdüğünüz takdirde bunun düpedüz Allah’a ve peygambere düşmanlık etmek ve savaş açmak anlamına geleceğini biliniz!  Bu uyarıyı dikkate alıp tövbe ederseniz, borç olarak verdiğiniz malın sadece size ait olan kısmını geri alınız. Böylece ne başkasına haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Borçlu kişinin eli darda ise ona süre tanımalısınız. Hatta borcunu ödeyemeyecek kadar zor durumda olan kardeşlerinize bir iyilik yapıp alacağınızdan vazgeçmeniz, sizin için Allah katında o kadar hayırlıdır ki, bunu bilseniz muhakkak bu yolu tercih edersiniz!

Âl-i İmrân 3.130 Ey tevhide ve elçimize inananlar! Allah sizi İslâm’la müşerref kıldıktan sonra, Câhiliye dönemindeki gibi verdiğiniz borcun süresi gelip borçlu borcunu ödemeyince, süreyi uzatma karşılığında üstüne fazlasını ekleyerek ribâ almayınız, tefecilik yapmayınız. Ribâ dahil olmak üzere, Allah’ın yasakladığı her şeyden uzak durunuz ki dünyada mutluluğa, âhirette de kurtuluşa eresiniz! Aksi halde Allah’ın emirlerine muhalefet edenler için hazırlanan cehenneme girersiniz! İlâhî merhamet ve lütfa nâil olmak istiyorsanız, ribâ yasağı dahil bütün ilâhî emirlere uyun, peygambere itaat edin!

Nisâ 4.29 Ey elçimiz Muhammed’in peygamberliğine inananlar! Karşılıklı rıza ve helâl kazanç esasına dayalı olarak ticaret yapınız: faiz, kumar ve benzeri yollarla birbirinizin malını yemeyiniz. Bu şekilde haram yollara tevessül ederek hem kendiniz hem de Müslüman kardeşlerinizi perişan etmeyiniz.

Nisâ 4.160-161 Yine vaktiyle İsrâiloğulları hadlerini aşıp Allah’ın helâl kıldığı şeyleri haram saymışlar, insanları Allah’ın peygamberlerine inanmaktan alıkoymaya çalışmışlar, açıkça haram kılınmış olduğu halde ribâ almaya/tefecilik yapmaya devam etmişler, insanların mallarını haksız bir şekilde yemekten vazgeçmemişlerdi. Biz de buna karşılık onları âhiret nimetlerinden mahrum bıraktık, kendilerine cehennem azabını hazırladık.

Ra’d 13.17 Gerçek şu ki müşriklerin bu bâtıl inançlarının sağlam tevhit inancı karşısındaki durumu, tıpkı bardaktan boşanırcasına yağan yağmurlarla dereleri dolduran sel sularının üzerinde biriken köpüğün yahut alet edavat veya süs eşyası yapmak için eritilen madenlerin üzerinde biriken tortunun hali gibidir. Suyun üzerindeki köpük de, eriyen madenin üzerindeki tortu da bir işe yaramaz, kısa bir süre sonra yok olup gider. Oysa insanlar için faydalı olan su ve maden kalıcıdır. İşte şirk de tıpkı bu köpük ve tortular gibi silinip temizlenecek, tevhit inancı sağlam bir şekilde yerleşecektir.

Rûm 30.39 Allah katında daha değerli olan ve ödüle lâyık görülen harcamalar, dünyevî kazanç sağlamak amacıyla yaptığınız tefecilik ve faizcilik türünden harcamalar değil, sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yoksullara yaptığınız yardımlardır. İşte böyle yardım edenler ve zekât verenler âhirette ödüllerini katbekat alacaklardır.

(ÖZET: H. Elik hoca; Ribâ ile faizin farklı olduklarını son derece açık bir şekilde belirtmiş ve Ribâ’yı tefecilik olarak ifade etmiştir.

Riba/tefecilik; varlıklı insanın, muhtaç kişinin ihtiyaç durumunu fırsat bilerek ona borç vermesi ve … verdiğinden çok daha fazlasını almasıdır.

Kur’an’da tenkit edilen şey, zaruret nedeniyle bu tür işlemlere başvurmak durumunda kalan çaresiz insanların (BORÇ ALANLARIN) yaptığı değil, onların çaresizliğini fırsat bilenlerin (TEFECİLERİN) yaptığıdır.)  (NOT:Büyük harflerle parantez içinde yazılanlar tarafımdan ilave edilmiştir. H.S.)

13) ERSOY, M. ÂKİF-KUR’AN MEALİ (Mahya Yayıncılık 2012)

Bakara 2.245 Kimdir ihlâsını karz-ı hasen suretinde Allah’a arzedecek o kimse ki, Allah da binlerce katını kendisine iade buyursun? Allah dilediğine kısar, dilediğine açar; ve sizler dönüp O’na varacaksınız.

Bakara 2.261 Allah yolunda mallarını dağıtanların hâli, toprağa atılan o daneye benzer ki, her başağı yüz daneli olmak üzere, yedi başak çıkarır. Allah dilediğine kat kat verir. Allah’ın rahmeti geniş, ilmi nâmütenâhîdir.

Bakara 2.275-276 Ribâ yiyen kimselere gelince, kendisini cin çarpan adam cünunundan dolayı ayağa nasıl perişan kalkarsa, onlar da mezarlarından ancak öyle kalkabilecekler. İşte bu onların, “Bey’ ribâ gibidir, başka bir şey değildir” demeleri yüzünden oluyor. Halbuki Allahu Zülcelâl bey’i helâl, ribâyı ise haram buyurdu. Kim kendisine mabudundan gelen irşad üzerine ribâdan vazgeçerse, artık önce aldığı onun ve hakkındaki hüküm Allah’ındır. Kimler de yeniden başlarsalar işte onlar cehennem ehlidirler, ebediyen orada kalacaklardır. Allah ribâyı mahveder de sadakaları bereketlendirir ve Allah günaha dalmış kâfirleri sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler, gerçekten Müslüman iseniz Allah’tan korkun da ribâ hesabından kalmış alacaklarınızı bırakın. Şayet yapmazsanız Allah’ın ve Peygamberinin sizinle harp edeceğinden haberiniz olsun. Yok, rücu ederseniz-ne ziyade ne eksik almamak şartıyla- sermayeleriniz yine sizin olacak. Eğer borçlulardan sıkıntı içinde bulunan varsa (eğer borçlu sıkıntı içindeyse) lâyık olanı elinin genişlemesini beklemeli; bununla beraber, bilseniz, bağışlamanız hakkınızda daha hayırlıdır.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Böyle ribâyı kat kat yemeyin de Allah’tan korkun ki felâha çıkabilesiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Meşru olmayan suretlerle mallarınızı aranızda yemeyin. Lâkin rızanızla akdedeceğiniz bir ticaret olursa ona diyecek yok. Bir de kendilerinizi (birbirinizi/nefislerinizi) öldürmeyin. Allah’ın hakkınızda rahîm olduğu âşikâr.

Nisâ 4.160-161 İşte Yahudiliğe sâlik bulunanların o yaman zulümleri yüzünden ve birçok insanları Allah’ın yolundan çevirmeleri yüzünden ve nehy edildikleri halde ribâ almaları yüzünden ve halkın malını haram olarak yemeleri yüzündendir ki Bizler evvelce kendilerine helâl olmuş birçok pâk nimetlerimizi kendilerine haram kıldık ve kâfir olanlarına dayanılmayacak azap âmâde eyledik.

(ÖZET: M. A. Ersoy, başından sonuna kadar sadece “Ribâ” tabirini kullanmıştır.)

14) ESED, MUHAMMED-Kur’an Mesajı-Meal Tefsir (İşaret 2013)

Bakara 2.245 Allah’ın kat kat fazlasıyla geriye ödeyeceği bir güzel borcu O’na verecek olan kimdir? Allah alır ve kat kat fazlasıyla geri verir ve hepiniz sonunda O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Allah yolunda mallarını harcayanların durumu, kendisinden yedi başak çıkanve her başakta yüz tane bulunan bir buğday tohumuna benzer. Allah dilediğine kat kat verir ve Allah her şeyi kuşatan, her şeyi bilendir.

Bakara 2.275-276 FAİZ yiyenler, şeytanın çarptığı kimseler gibi davranırlar; çünkü onlar; “Alış-veriş de bir tür faizdir!” derler. Halbuki Allah alış-verişi helal ve faizi haram kılmıştır. Bu nedenle, kim Rabbinin öğüdünü dinler ve hemen (faizden) vazgeçerse, evvelki kazançlarını koruyabilir ve onun hakkında karar vermek artık Allah’a kalır; ona (faize) geri dönenlere gelince; içinde yaşayıp kalacakları ateşe mahkum olanlar işte böyleleridir. Allah faizli kazançları bereketten mahrum eder, ama karşılıksız yardımları kat kat artırarak bereketlendirir. Allah, inatçı nankörleri ve günahta ısrarlı olanları sevmez.

Bakara 2.278-280 Siz ey iman etmiş olanlar! Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve eğer (gerçekten) müminseniz faizden doğan kazançların tümünden vazgeçin. Çünkü eğer böyle yapmazsanız, bilin ki Allah’a ve Elçisi’ne savaş açmış olursunuz. Ama eğer tevbe ederseniz, ana paranızı (geri almaya) hak kazanırsınız: Böylece ne haksızlık yapmış ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Ancak (borçlu) güç durumdaysa, rahatlayıncaya kadar ona bir vade verin; eğer bilirseniz, bir karşılık beklemeden (borcu tamamıyla) silmek, sizin kendi iyiliğinize olacaktır.

Âl-i İmrân 3.130 Siz ey iman etmiş olanlar! Ribâyı kat kat artırarak boğazınıza geçirmeyin; ama Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki mutluluğa ertebilesiniz.

Nisâ 4.29 Siz ey iman etmiş olanlar! Birbirinizin mallarını haksız yollarla

-karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa- heba etmeyin ve birbirinizi mahvetmeyin; zira Allah, sizin için bir rahmet kaynağıdır.

Nisâ 4.160-161 Böylece, o zaman, Yahudi itikadına mensup olanlar tarafından işlenen zulümden dolayı, (daha önce) tattırdığımız hayatın bazı nimetlerinden onları yoksun bıraktık; (böyle yaptık) çünkü Allah yolundan her an sapmaktaydılar. Yasaklandığı halde faiz alıyorlardı ve başkalarının malını haksız yere harcıyorlardı. (Böylece) onlar arasından hakikatı inkar (etmeye devam) edenler için şiddetli bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 O gökten su indirdiğinde ve (kurumuş) nehir yataklarından (her biri) kendi hacimlerine göre dolup taştıklarında, akıntı yüzeydeki çerçöpü, tortuyu alır götürür; tıpkı süs eşyası ya da alet yapmak için ateşte eritilen (madenlerin) yüzeyinde açığa çıkan köpüklü tortudan arındırılması gibidir bu. Hak ile bâtılı Allah işte böyle bir benzetmeyle göz önüne koyuyor: çünkü, gerçekten de tortuysa, çerçöpse söz konusu olan, bu (bütün) köpüksü şeyler gibi akar gider; ama insanlara yararlı olan şeye gelince, o her (zaman olduğu) yerde, sapasağlam ayakta kalır. Allah işte böyle benzetmelerle ortaya koyuyor.

Rûm 30.39 Ve (unutmayın: başka) insanların mal varlığı sayesinde, artsın diye faizle verdikleriniz (size) Allah katında bir artış sağlamaz. Oysa, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için karşılıksız verdikleriniz (O’nun tarafından bereketlendirilir): İşte onlar (bu şekilde Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler), ödüllerini kat kat artıranlardır!

S.989 Not.35: Riba terimi lafzen, bir şeyin ilk hacminin veya miktarının üstündeki ‘artışı’ veya ‘ilaveyi’ anlatır. Kur’an terminolojisinde ise, bir kimsenin veya kurumun başka birine ödünç olarak verdiği belli bir mal veya para miktarının, faiz yoluyla meşru olmayan bir artış sağlamasını ifade eder.  “İlk dönem Müslüman hukukçuların büyük kısmı, bu ‘gayr-i meşru ilaveyi’, “oranına ve temelindeki ekonomik güdüye bakmadanfaiz karşılığı verilen bir borçtan sağlanan kazanç ile eş tutmuşlardı.”

S.990: Müslüman alimler, ribanın tanımı üzerinde kesin bir anlaşmaya varabilmiş değillerdir. Yine de Kur’an’ın ribâyı ve onu uygulayanları mahkum ederken kullandığı sert ifadeler, ribânın niteliği ve sosyal ve ahlakî sınırları konusunda …yeterli bir fikir vermektedir.     

(ÖZET: M. Esed; riba terimi yerine faiz terimini kullanmayı tercih etmiştir.

Ribayı, faizle eş tuttuğunu: “Müslüman hukukçuların büyük kısmı, bu ‘gayr-i meşru ilaveyi’, “oranına ve temelindeki ekonomik güdüye bakmadanfaiz karşılığı verilen bir borçtan sağlanan kazanç ile eş tutmuşlardı.” Demektedir.

Faizin oranına bakmadan hepsini eş tuttuğunu ifade etmiştir.)

15) GÜRER, DİLAVER/SOFUOĞLU, H. HAYRULLAH-KUR’AN-I KERÎM VE TÜRKÇE TERCÜMESİ-(H Yayınları-Ofis Yayın Matbaa-2017)

Bakara 2.245 Kimdir Allah’a güzel bir borç veren ki, O da onun için kat kat yapsın. Sıkıntı veren de ferahlık veren de Allah’tır. O’na geri döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda infak edenlerin misâli, yedi başak bitiren bir tânenin misâli gibidir ki, onun herbir başağında yüz tâne vardır. Allah dilediği kimseye kat kat verir. Allah Vâsi’dir, Alîm’dir.

Bakara 2.275-276 Ribâ yiyenler, şeytanın dokunup çarptığı kimseler nasıl

kalkarsa, onlar da ancak öyle kalkar. Bunun sebebi, onların “ alışveriş de ribâ

gibidir” demeleridir. Oysa Allah, alışverişi helâl ve ribâyı haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de böylece o da uzak durursa, artık geçmişte olanlar onundur. Onun işi Allah’a aittir. Kimler tekrar dönerse, işte onlar var ya, ateş ehlidirler; onlar orada kalıcıdırlar. Allah, ribâyı kazıyıp yok eder, sadakaları ise artırır. Allah, günahkâr nankörlerin hiçbirini sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Allah’a karşı takva sahibi olun ve eğer mümin iseniz, ribâdan kalanı bırakın. Eğer yapmazsanız, işte bu durumda Allah’tan ve Resûlünden bir harp ilânını duyun/bilin. Eğer tevbe ederseniz sermayeniz sizindir, ne haksızlık edersiniz ne de haksızlığa uğrarsınız. Eğer borçlu zor durumdaysa, bir kolaylık oluncaya kadar beklemek uygundur. Onu tasadduk etmeniz ise, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Kat kat ribâ yemeyin. Allah’a karşı takva sahibi olun ki, felâha eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda bâtıl yollarla değil, sadece karşılıklı rızâ gösterdiğiniz ticaretle yiyin ve kendinizi öldürmeyin! Çünkü Allah size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Kendilerinden gelen bir zulüm ve onların çoğunlukla Allah yolundan yüz çevirmeleri sebebiyle, Yahudilere helâl kılınmış olan temiz şeyleri onlara haram kıldık. Yine onların yasaklandıkları ribâyı almaları ve insanların mallarını bâtıl yollarla yemeleri sebebiyle, onlardan kâfir olanlar için Biz elim bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 O, gökten bir su indirir de, vâdiler kendi ölçülerince sel olur ve o sel üste çıkan köpüğü alıp götürür. Süs eşyası veya bir metâ olmasını isteyerek, ateşte erittikleri şeylerden de benzeri bir köpük olur. İşte Allah, hakka ve batıla böyle misâl verir. O köpüğe gelince: Kaybolup gider. İnsanlara yararlı olan şeyler ise toprakta kalır. İşte Allah böyle misâller verir. 

Rûm 30.39 İnsanların malları içinde artsın diye ribâ nevinden verdiğiniz şeyler, Onlar Allah katında artmaz. Allah’ın veçhini/cemâlini isteyerek zekât nevinden verdiğiniz şeylere gelince, işte onlar/o kimseler var ya, onlar kat kat yapan kimselerdir.

(ÖZET: D. Gürer hoca, konunun geçtiği bütün âyetlerde sadece “ribâ” terimini kullanmış, “faiz” terimine hiç yer vermemiştir.)

16) HAMİDULLAH, MUHAMMED-AZİZ KUR’AN (Beyan yayınları 2000)

Bakara 2.245 Kim Allah’a güzel bir ödünç verirse, Allah onu ona kat kat fazlasıyla öder. Darlık veren de, bolluk veren de Allah’tır. Yalnız O’na

döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda bağışlayanların durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren bir tanenin durumuna benzer. Çünkü Allah dilediğine kat kat verir. Allah sonsuzdur, bilir.

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler, ancak şeytan dokunuşunun sersemlettiği kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu böyledir, çünkü onlar, “Zaten ticaret de faiz gibidir” derler. Oysa Allah, ticareti helâl, faizi haram kıldı. Kime Rabb’inden bir öğüt gelir de vazgeçerse, geçmişteki kendisenedir, onun işi Allah’a aittir. Ama kim geri dönerse, işte onlar Cehennem’in arkadaşlarıdır, onlar orada temelli kalacaklardır. Allah faizi yok eder, sadakaları ise bereketlendirir. Ve Allah, hiçbir nankör günahkârı sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey inananlar! Allah’tan sakının ve faizin kalanından vazgeçin, eğer inanmışsanız. Ve eğer yapmazsanız, o zaman Allah ve Elçisi tarafından açılmış bir savaştan haberiniz olsun! Ve eğer tövbe ederseniz, o zaman sermayeniz sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Darda olan kimseye eli genişleyinceye kadar süre verin. Ama borcu bağışlamanız sizin için daha iyidir, keşke bilseniz!

Âl-i İmrân 3.130 Ey inananlar! Kat kat artan faizi yemeyin. Ve Allah’tan korkun. Belki kazançlı çıkarsınız!

Nisâ 4.29 Ey inananlar!  Mallarınızı aranızda haksız yolla yemeyin, ancak kendi isteğinizle yaptığınız ticaretle yemeniz helâldir. Ve birbirinizi öldürmeyin. Gerçekten Allah, size karşı merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudileşenler tarafından yapılan bir hâinlikten ve çoklarını Allah yolundan alıkoymalarından dolayı, kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri onlara haram kıldık.-Ve kendilerine yasaklandığı halde-faiz almalarından-ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden…Onlardan inkârcılara can yakıcı bir ceza hazırladık.

Ra’d 13.17 O, gökten su indirir ve birçok vâdi, kendi ölçüsünce, sel olup akar. Bunlar, çıkan bir köpüğü yüklenip götürür. Süslenmek veya yararlanmak için ateşte erittiklerinin üzerinde de buna benzer bir köpük vardır. Allah, doğru ve yanlışa böyle meseller vurur; sonra köpük, yok olup gider ve insanlara yararlı olan yerde kalır. İşte Allah, böyle örnekler vurarak anlatır.

Rûm 30.39 Başkasının mallarını artırmak üzere verdiğiniz faiz, Allah katında artmaz. Ama Allah’ın yüzünü arayarak verdiğiniz bir zekât…İşte o kimseler için, bu kat kat artar.

(ÖZET: M. Hamidullah hoca, “Riba” terimini hiç kullanmamış ve sadece “Faiz” terimini kullanmıştır.)

17) İbn ARABÎ, MUHYİDDİN-Rahmetün Mine’r-Rahmân-Kur’ân-ı Kerîm Tefsiri-Cilt 1-3 (İnsan Yayınları 2018)

Bakara 2.245 Allah’a, kat kat karşılığını artıracağı güzel bir ödünç takdiminde kim bulunur? Allah hem darlaştırır, hem bollaştırır; O’na döneceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah’ın lütfu geniştir, O, her şeyi bilendir.

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler, şeytan çarpmış kimsenin kalktığı gibi kalkarlar, çünkü onlar “Alış-veriş de faiz gibidir!” derler, oysa Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Her kime rabbinden bir öğüt gelir de vazgeçerse, geçmiştekiler kendisinindir. Hakkındaki hüküm Allah’a kalmıştır. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır! Çünkü Allah faizi yok eder, sadakaları ise artırır. Allah hiçbir günahkâr inkârcıyı sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve -müminseniz-faizden kalanı bırakın. Bunu yapmazsanız, Allah ve resûlüne savaş açmış olduğunuzu bilin. Şayet tövbe ederseniz, sermayeniz sizindir hem haksızlık etmemiş hem de haksızlığa uğratılmamış olursunuz. Eğer borçlu olan kimsenin eli darda ise imkân bulana kadar beklenmelidir. Sadaka olarak bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır, bir bilseniz!

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi esirgeyecektir.

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin zalimlikleri ve Allah yolundan çevirmeleri sebebiyle onlara helâl edilmiş olan birçok temiz ve hoş nimetleri kendilerine yasakladık. Bir de kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları ve halkın mallarını haksızlıkla yemeleri sebebiyle. Onların kâfir olarak kalanlarına acı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Allah gökten su indirir, dereler onunla dolar taşar. Sel, üste çıkan köpüğü alır götürür. Süslenmek veya faydalanmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir köpük vardır. Allah, hak ve batıl için şöyle misal verir: Köpük uçup gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır. Allah bunun gibi daha nice misaller verir.

Rûm 30.39 (Bu âyetin bulunduğu bölüm henüz yayınlanmamıştır. H.S.)

(ÖZET: Eserin müellifinin, Riba yerine faiz terimini tercih ettiği ve ikisine de aynı mana verdiği görülmektedir.)

18) İbn KESİR-Büyük Kur’an Tefsiri 10 Cilt (Kahraman Yayınları 2014)

Bakara 2.245 Kimdir o ki Allah’a güzel bir ödüncü versin de Allah da onu kendisi için birçok katlasın. Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların hali yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan tohumun hali gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah’ın rahmeti geniştir, her şeyi bilendir.

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler kabirlerinden ancak dokunarak cin çarpmış kimselerin kalkmaları gibi kalkarlar. Bu, onların: “Alışveriş de ancak faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal ve faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de buna son verirse, geçmişi onundur ve işi Allah’a kalmıştır. Kim de tekrar faize dönerse, işte onlar cehennemin arkadaşlarıdırlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah faizi mahveder ve sadakaları arttırır. Allah hiçbir azılı kafiri ve çok günahkârı sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler, Allah’tan korkun ve eğer mü’minler idiyseniz faizden kalanı bırakın. Eğer öyle yapmazsanız, Allah ve Resul’ü ile savaşa girdiğinizi bildirin. Eğer tövbe ederseniz, sermayeniz sizindir; haksızlık da etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız. Eğer borçlu darlık içinde ise bolluğa kadar mühlet verin. Borcu bağışlamanız, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler, faizi kat kat artırılmış olarak yemeyin. Allah’tan korkun. Umulur ki iflah olursunuz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler, mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin; ancak rızaya dayalı bir ticaret olması hariç. Kendinizi öldürmeyin. Çünkü Allah size çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin haksızlıkları ve birçok insanları Allah yolundan alıkoymaları yüzünden daha önce kendilerine helal edilmiş temiz şeyleri haram ettik. Bir de men edildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını batıl sebeplerle yemeleri yüzünden (bazı helalleri onlara haram ettik). Onlardan kâfir olanlara acıklı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Allah gökten su indirdi de dereler kaderince aktı. Sel üste çıkan bir köpük yüklendi. Süs yahut eşya yapmak için ateş yakarak erittikleri şeyde de onlar için bir köpük vardır. İşte Allah hakkı ve batılı böyle örneklendirir. Köpüğe gelince atılarak gider. İnsanlara fayda veren şeye gelince yerde kalır. Allah misalleri böyle açıklar.

Rûm 30.39 İnsanların mallarında artsın diye verdiğiniz faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın cemalini isteyerek verdiğiniz zekat ise, işte mükafatlarını

katlayanlar (onu verenlerin) ta kendiledir.

(ÖZET: İbni Kesir, tefsirinde baştan sona sadece “Faiz” tabirini kullanmış böylece “riba” tabiriyle “faiz” tabirine eş anlam verdiği anlaşılmıştır.)

19) İSLAMOĞLU, MUSTAFA-Hayat Kitabı Kur’an-Gerekçeli Meal-Tefsir (Düşün Yayıncılık-İstanbul 2017)

Bakara 2.245 Allah’ın kat kat fazlasıyla geri ödeyeceği bir güzel borcu O’na verecek olan kimdir? Allah hem daraltır hem genişletir ve hepiniz sonunda O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak veren ve her başakta yüz dâne bulunan tohuma benzer. Allah isteyene/istediğine kat kat veriyor: zira Allah (rahmetiyle) sınırsızdır, her şeyi tarifsiz bilendir.

Bakara 2.275-276 FAİZ yiyen kimseler, başka değil sadece aklını çelmek için şeytanın dokunduğu kimse gibi hareket ederler: Çünkü onlar “Alışveriş de faiz gibidir” derler. Oysa Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Her kim Rabbinden kendisine nasihat gelir gelmez bu işe son verirse, evvelki kazançları ona, onun hakkında karar vermek de Allah’a kalır. Her kim de dönerse, işte onlar ateş ashabıdırlar. Onlar orada kalıcıdırlar. Allah faizin bereketini alır ve (emanete sadakat için) yapılan hayrı (kattığı bereketle) artırır. Allah günahda ısrar eden hiçbir inatçı nankörü sevmez.

S.93 Dip not 513: Ribâ: Sözlükte artma, yükselme, fazlalaşma, nema, yükseğe çıkma, bedeni serpilip gelişme anlamlarına gelir. Faiz, taşan, kabaran, fazlalık demektir. Aslında Ribâya “faiz” denmesi, kanaatimizce 19. Yüzyıldaki buhran sırasında devletin riba ile borçlanmasına karşı oluşacak dînî tepkileri bloke etmek için düşünülmüş bir semantik hile idi. Bu ribalı borçlanma, Osmanlı için sonun başlangıcı olacaktır.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; ve eğer Allah’a yürekten güveniyorsanız, faizcilikten kalan

alacaklarınızdan vazgeçin! Fakat bunu hâlâ yapmıyorsanız, bu durumda Allah ve Rasulü’ne (güvensizlik ederek) amansız bir savaş açmışsınız demektir. Eğer tevbe ederseniz, sermayeniz size aittir: Böylece ne haksızlık yapmış, ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Şayet (borçlu) güç durumdaysa, rahatlayıncaya kadar ona vâde tanıyın! Eğer bilirseniz, (borcu) bağışlamak sizin için çok daha hayırlıdır.

S.95 Dip not 525: Elbette faiz almak haksızlık yapmaktır. Ancak insanlardan

vâdeli mal veya borç para alıp da enflasyon güneşi altında eritmek de bu işi tersinden yapmaktır. Âyetin “haksızlığa uğratmak” dediği bu olsa gerekir. Bunun içindir ki vâdeli alışverişlerde vâde farkına cevaz verilmiştir.

Âl-i İmrân 3.130 Siz ey iman edenler! Faizi kat kat artırarak boğazınıza geçirmeyin; sorumluluk bilincini kuşanın ki mutluluğa erebilesiniz!

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya da dayansa, birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin;- tabî ki (meşru) ticaret hariç- ve kendinize kıymayın; çünkü Allah sizin için bir rahmet kaynağıdır. 

Nisâ 4.160-161 Yahudileşenlerin işledikleri zulümlerden dolayı, önceden helâl kılınan birçok iyi ve temiz şeyden onları mahrum bıraktık. Nedeni ise, Allah yolundan sıkça sapıyor/ saptırıyor olmalarıydı: mesela yasaklandığı halde faiz alıyorlar ve başkalarının malını haksız yere yiyorlardı. Neticede onlardan inkâra gömülenler için elem verici bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 O, gökten su indirdi. Bu sayede vadiler hacimleri kadar suyla dolup taştı. Derken akıntı, (yüzeyde biriken ne kadar) köpüklü tortu ve atık varsa alıp götürdü. Bir tür takı ya da alet yapmak amacıyla potada eritilen (metalin hasını, yüzeyine çıkan) köpüklü posadan arındırma işlemi gibi…İşte Allah hak ile bâtılı bu misalle açıklar.  Artık bakılır: eğer köpüklü tortuysa sonuçta atılıp gider, fakat eğer insanlığın yararına bir şeyse yerli yerinde durur. İşte Allah böylesine misalleri veriyor.

Rûm 30.39 Yine (iyi bilin ki), başka insanların mal varlığı sayesinde artsın diye faiz karşılığı verdikleriniz asla Allah katında size artış sağlamaz. Bir de Allah’ın rızasını dileyerek verdiğiniz arındırıcı malî yükümlülük (zekât) var. Ödüllerini kat kat artıranlar da işte bunlardır.

S.773 Dip not 48:  Faiz ile zekâtın aynı âyette gelmiş olması tesadüf değildir. Birincisi karşılıksız almak, ikincisi karşılıksız vermektir. Birincisi haram, ikincisi farz kılınandır.

(ÖZET: M. İslamoğlu hoca; “Ribaya”, bir semantik hile sonucu “faiz” dendiğini ifade ettiği halde (S.93), nedense kendisi meal-tefsirinde baştan sona kadar “faiz” terimini kullanmayı tercih etmiştir.)

 

20) KADRİ, HÜSEYİN KÂZIM (Şeyh Muhsin-i Fânî)-Heyet- NÛRÜ’L-BEYÂN-Kur’ân-ı Kerîm Tefsîrinin Türkçe Tercümesi (Vadi Yayıncılık-2019)

Bakara 2.245 O kimseler ki, malını fî sebîlillah ihlâs ve tîb-i hâtır ile infâk ederek Allahu Azîmüşşân’a karz-ı hasende (fâizsiz verilen borç) bulunurlar. Hak Te’âlâ, o kimseye ed’âfı kesîresiyle (kat kat fazlasıyla) mükâfat eder. Erzâkı kabz ve bast  (tutan ve yayan) eden Allahu Azîmüşşân’dır. O’na rucû edersiniz.

Bakara 2.261 Mallarını fî sebîlillah infâk edenlerin nafakası, yedi sünbüle veren, her sünbülesinde yüz adet dâne olan habbe-i mezrû’aya benzer. Allahu Azîmüşşân, dilediğine kat kat ihsânlarda bulunur. Allahu Azîmüşşân’ın lütf ü keremi vâsi ve ilmi, hafâyâ-yı kulûba şamildir.

Bakara 2.275-276 Ribâ yiyenler, haşr günü kabirlerinden cin çarpmış gibi deli olarak kalkarlar. Onların bu halleri, “Bey’, ribâ gibidir” demelerinden ve ribâyı bey’ gibi istihlâl etmelerinden nâşîdir (helal saymalarından dolayıdır). Halbuki Allahu Azîmüşşân, bey’i helal ve ribâyı haram etti. Allahu Azîmüşşânın bu mev’izesinden mütenassih olarak (Allah’ın bu yasağına uyarak) artık ribâ almaktan vazgeçenlerin evvelce almış oldukları ribâ, kendilerinden istirdâd olunmaz (geri alınmaz). Mükâfatları da Allahu Azîmüşşân’a aittir. Fakat bu nehyin vürûdundan (yasaktan) sonra da istihlâl ederek (helal sayarak) ribâ yemekte devam edenler, cehenneme girer ve orada muhalled (devamlı) kalırlar. Allahu Azîmüşşân, ribâyı ve ribânın girdiği malı mahv ve sadakaların verildiği malı id’âf eder (artırır). Allahu Azîmüşşân, tahlil-i muharremâtta müsır (haramı helal saymada ısrarcı) ve ve irtikâb-ı me’âsiye münhemik olanları (küfre batmış inkârcıları) sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey mü’minler! Allahu Azîmüşşân’dan ittikâ ediniz (sakının) ve mü’min iseniz, şart ettiğiniz ribânın bakiyesinden (kalanından) vazgeçiniz. Böyle yapmadığınız halde, Allah ve resûlüllaha karşı i’lân- harb (harb ilanı) yani izhâr-ı husumet (düşmanlık) etmiş olursunuz. Eğer bundan tövbe ederseniz; medyûnun zimmetinde olan re’sü’l-malınızı (borçluda olan ana paranızı) alırsınız. Ne ziyâde (fazla) almak suretiyle zulmedersiniz ne de tehir ve noksan ile mutazarrır (zarar gören) olursunuz. Size borçlu olanlar, yoksul iseler; onları si’a-ı hallerine (elleri bollaşana) kadar imhâl ediniz (müddet verin). Matlûbunuzu tasadduk ederek (alacağınızı bağışlayarak) onları ibrâ etmeniz (borçtan kurtarmanız) sizin için daha hayırlı yani müstelzim-i sevâb-ı cezîl (sizin için daha hayırlı) olduğunu bilseniz; ibrâ ederdiniz.

Âl-i İmrân 3.130 Ey mü’minler! Mükerreren tezyîd suretiyle ribâ yemeyiniz.

Nâil-i fevz ü felâh olmak için Allahu Azîmüşşân’dan ittikâ ediniz.

Nisâ 4.29 Ey mü’minler! Birbirinizin malınızı bî-vech-i şer’î yemeyiniz; meğerki terâdî-i tarafeyne makrûn ticaret suretiyle olsun. Ve birbirinizi katletmeyiniz. Allahu Azîmüşşân’ın bu emir ve nehiyleri size fart-ı merhametinden nâşîdir.

Nisâ 4.160-161 Buzağıya ibadetten sonra tövbe edenlerden bu suretle zulüm ve nâsı doğru yoldan şiddetle men edenler için evvelce helal olan et’ime-i tayyibeyi haram ettik. Ve onlardan nehy olundakları halde ribâ alanlar ve emvâl-i nâsı rüşvet gibi vücûh-i muharreme ile ekledenler için evvelce helal olan et’ime-i tayyibeyi haram ettik ve kâfirler için azâb-ı elîm hazırladık.

Ra’d 13.17 O Allahu Azîmüşşân, semâdan su inzâl etti. Ve derelerden mikdâr-ı muayyen su akdı. Ve akan sular üzerinde köpükler hâsıl oldu. Müzeyyenât ve evâni yapmak için erittikleri meâdin üzerinde de su üzerindeki köpüklere müşâbih köpükler hâsıl olur. Hak Celle ve Alâ, hak ve bâtılın hal ve sıfatlarını işte böyle misâl ile beyân eder. Köpükler kurur gider, nâsa menfaati olan da yerde kalır. Allahu Azîmüşşân, işte böyle emsâli darb ve beyan eder.

Rûm 30.39 Emvâl-i nâsda tekessür için ribâ olarak verdiğiniz şey, indellah tezâyüd etmez; hâlbuki razâ-yı ilâhîyi kasd ile zekât olarak bir şey verenlerin sevâbı kat kattır.

(ÖZET: Eserin müellifi Şeyh Muhsin-i Fânî’dir ancak, Hüseyin Kâzım Kadri mâhlasını kullanmaktadır. Âyet meallerinin hepsinde “ribâ” yiyenler, “ribâ” almaktan vazgeçin, “ribâ” yemekte devam edenler cehenneme girerler, “ribânın” bakiyesinden vazgeçin, borçlu darda ise alacağınızın tamamını bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır gibi ifadelerle baştan sona “ribâ” alanların yani “ribâ” yiyenlerin” tenkit edildiğini görmekteyiz.)

21) KOÇYİĞİT, TALÂT-KUR’AN-I KERİM MEAL VE TEFSİRİ 7 Cilt (TDVY-Ekim2016, Ankara)

Bakara 2.245 Allah’a güzel bir ödünç verip de Allah’ın da onun karşılığını kat kat artırarak vereceği hani kim vardır? Allah, hem daraltır, hem genişletir. (Neticede yine) O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda sarf edenlerin durumu, yedi başak bitiren ve her bir başakta yüz (hububat) tanesi bulunan bir tanenin durumu gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir ve Allah, ihsanı bol, her şeyi hakkıyla bilendir.

Bakara 2.275-276 Riba yiyenler, “Alışveriş, riba gibidir” demiş olmaları dolayısıyla, ancak, kendisini şeytan çarpmış mecnun kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Hâlbuki Allah, alışverişi helal, ribayı ise haram kılmıştır. Buna göre, kime Rabbinden bir öğüt gelir de (bu haramdan) vazgeçerse, geçmişi kendisine, işi Allah’a aittir. Kim de tekrar (bu harama) dönerse, işte bunlar cehennem ashabıdır ve cehennemde daimîdirler. Allah ribanın bereketini giderir, sadakaları ise bereketlendirir. Allah, küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.

Cilt 1-S:398-399 Allah Teâlâ, bu ayet-i kerimeyle ribayı yahut faizi haram kılmıştır. Riba yemek, riba veya faiz olarak ele geçirilen paranın yiyecek için sarf edilmesi demektir. Allah Teâlâ’nın öğüdü, faizin tahrimi (haramlığı) hakkındadır.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Eğer gerçekten mü’min iseniz, Allah’tan korkun ve ribadan geri kalanı bırakın. Fakat bunu yapmazsanız, Allah’a ve Resulüne karşı savaşa girdiğinizi bilin ve eğer tövbe ederseniz, ana paranız sizindir, ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Eğer (borçlu) darda ise eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Hâlbuki bilmiş olsanız (alacağınızı) sadaka olarak bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Ribayı kat kat artırılmış olarak yemeyin. Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Karşılıklı gönül rızasına dayanan ticaret malı müstesna, mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin ve birbirinizi (haksız yere) öldürmeyin. Şüphe yoktur ki Allah, size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudi olanlardan neşet eden bir zulüm yüzünden, keza birçok kimseyi Allah’ın yolundan saptırmaları, kendilerine yasaklandığı halde ribayı almaları ve insanların mallarını haksız yolla yemeleri yüzünden, kendilerine helal kılınmış olan temiz nimetleri onlara haram kıldık ve onlardan kafir olanlar için de elim bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Allah, gökten su indirmekte; dereler, aldıkları su miktarınca çağlayıp akmakta: akıntı, üste çıkan köpüğü alıp götürmekte; nitekim süs, yahut eşya yapmak maksadıyla ateşte erittikleriniz üzerinde de onun gibi köpük vardır. İşte Allah, hak ve batıla böyle misal vermektedir. Köpük, dere boyunca yokolup gider, fakat insanların asıl faydalandığı su, arz üzerinde kalır. İşte Allah, misalleri böyle verir.

Rûm 30.39 İnsanların malları içinde artması için verdiğiniz mal, Allah katında artmaz. Fakat Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekattan bir şey böyle değildir. Bunu yapanlar, sevaplarını kat kat artıranlardır.

(ÖZET: T. Koçyiğit hoca, âyetlerin meallerinde tamamıyla riba terimini kullandığı halde, tefsir yaparken riba terimi yerine tamamıyla faiz terimini kullanmıştır. Buradan da, riba terimiyle faiz terimini aynı manada kullandığı anlaşılmaktadır.

Bunlardan birkaçı şöyledir:Allah Teâlâ, bu ayet-i kerimeyle ribayı yahut faizi haram kılmıştır. O da faiz almayı yani faiz yemeyi hemen terk ederse, daha önce alıp yemiş olduğu faizler kendisine aittir, onları aldığı kimseye geri vermesi gerekmez; yeter ki bundan sonra bir daha almasın.

Riba yemek, riba veya faiz olarak ele geçirilen paranın yiyecek için sarf edilmesi demektir. Bu hüküm kendisine ulaştıktan sonra, yine de ‘faiz almaya yani faiz yemeye’ devam ederse, işte böyleleri cehennem ashabıdır. Hâlbuki ‘aldıkları faizin yani yedikleri faizin’, hem dünyada mallarının bereketini giderdiğini ve onu bir kurt gibi kemirip mahva sürüklediğini, Faizin aksine, kim Allah yolunda malını sarf eder, sadakasıyla bir fakirin sıkıntısını giderirse, kat kat fazlasını alacağı malını Allah’a borç vermiş olur. O ana kadar alıp-durduğu faizden vazgeçmeli. Alacağı başka faiz varsa artık onu borçluya bırakmalı ve almamalıdır.) 

22) MÂTÜRÎDÎ, EBÛ MANSÛR- el-Te’vîlâtü’l Kur’ân Tercümesi 17 Cilt (Ensar 2017)

Bakara 2.245 Allah’ın kat kat fazlasıyla iade edeceği faizsiz bir borcu O’na verecek olan kimdir? Allah rızkı daraltır da bollaştırır da. Zaten hepiniz O’nun huzuruna çıkarılacaksınız.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu yedi başak verip her bir başağında yüz tane bulunan buğday tohumuna benzer. Allah dilediğine kat kat verir. Allah rahmeti geniş olan ve her şeyi bilendir.

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler (kabirlerinden) şeytan çarpmış kimse gibi kalkarlar. Bu onların ”Alım-satım da faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa ki Allah, alım-satımı helâl, faizi ise haram kılmıştır. Artık Rabb’inden gelen öğüt ve uyarı üzerine faizden vazgeçen kimsenin geçmişteki günahı bağışlanır. Bundan sonraki durumu Allah’a aittir. Yeniden faizciliğe dönen kimseler ise cehennemliktir, orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah faizli kazançların bereketini yok eder, karşılıksız yardımların bereketini ise artırır. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiçbir kimseyi sevmez. 

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının. Gerçekten inanmış kimseler iseniz faiz alacaklarınızdan vazgeçin. Eğer böyle yapmazsanız Allah ve Resûlü’nün size açacağı savaştan haberiniz olsun. Tövbe edip vazgeçerseniz sermayeleriniz size aittir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğratılmış olursunuz. Borçlu darlık içinde ise eli genişleyinceye kadar süre tanımalıdır. Karşılıksız bağışlamanız ise sizin için daha hayırlıdır, şayet önemini kavrayabiliyorsanız.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Kat kat faiz yemeyin. Allah’a itaatsizlikten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret dışında, mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin zulmü sebebiyle, bir de pek çok kimseyi Allah yolundan engellemeleri yüzünden önceden helâl kılınan temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık. Kendilerine yasaklandığı halde faizi almaları ve haksızlıkla insanların mallarını yemeleri yüzünden içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 O gökten su indirdi; su, vâdiler dolusunca sel olup aktı. Bu sel, üste çıkan köpüğü taşıyıp götürdü. Yaktıkları ateşin üzerine koyup eriterek süs eşyası veya alet yapmak istedikleri madenlerden de üste böyle köpük çıkar. İşte Allah hak ile bâtıla böyle misal verir. Köpük atılıp gider; insanlara fayda veren şeye gelince, o dünya durdukça durur. İşte Allah böyle misaller getirir.

Rûm 30.39 İnsanların malları içinde artsın diye faizli ödünç verdikleriniz Allah katında artmaz. Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte (manevî kârlarını) kat kat artıranlar onu verenlerdir.

(ÖZET: Mâtürîdî’nin tefsirinde baştan sona kadar riba yerine faiz kelimesi kullanılmış ve riba ile faize aynı mana verilmiştir.)

23) MEVDÛDÎ, EBU’L-A’LÂ-Tefhîmu’l Kur’ân-Kur’ân’ın Anlamı ve Tefsiri-7Cilt (İnsan Yayınları 2018)

Bakara2.245 Allah’a, karşılığını çok arttırma ile kat kat arttıracağı güzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah, daraltır ve genişletir ve siz O’na döndürüleceksiniz.

Bakara2.261 Mallarını Allah yolunda infâk edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta “yüz tane” bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah, (ihsânı) bol olandır, bilendir.

Bakara2.275-276 Faiz (ribâ) yiyenler, ancak kendisini şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların, “Alım-satım da ancak faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi ise haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah’a aittir. Kim de (faize) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada onlar sürekli kalacaklardır. Allah, faizi yok eder de, sadakaları arttırır. Allah, günahkâr olan kâfirlerin hiçbirini sevmez.    

Bakara2.278-280 Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının ve eğer inanmışsanız, faizden arta kalanı bırakın. Şayet böyle yapmazsanız, Allah’a ve Rasûlü’ne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Böylece) ne zulmetmiş olursunuz, ne de zulme uğratılmış olursunuz. Eğer (borçlu) zorluk içindeyse, ona elverişli bir zamana kadar süre (verin). (Borcu) sadaka olarak bağışlamanız ise, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Ve Allah’tan korkup sakının; umulur ki kurtulursunuz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Mallarınızı sizden karşılıklı anlaşmadan (doğan) bir ticaretten başka haksız “nedenler ve yollarla (bâtılca)“ yemeyin. Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi çok esirgeyendir.

Nisâ 4.160-161 (Kısaca) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kişiyi Allah’ın yolundan alıkoymaları nedeniyle, (önceleri) kendilerine helâl kılınmış güzel şeyleri onlara haram kıldık. Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle) yaptık. Onlardan kâfir olanlara pek acıklı bir azab hazırlamışızdır.

Ra’d 13.17 (Allah) gökten bir su indirdi de dereler kendi miktarınca çağlayıp aktı. Sel de yüze vuran bir köpük yüklendi. Bir süs veya bir meta sağlamak için ateşte üzerine yakıp erittikleri şeyler (madenler) de de bunun gibi bir köpük (artık) vardır. İşte Allah, Hak ile bâtıla böyle örnekler verir. Köpüğe gelince, o atılır gider; insanlara yarar sağlayacak şey ise, yeryüzünde kalır. İşte Allah örnekleri böyle vermektedir.

Rûm 30.39 İnsanların mallarında artsın diye, vermekte olduğunuz faiz Allah katında artmaz. Ama Allah’ın yüzünü (rızasını) isteyerek vermekte olduğunuz zekât ise, işte (sevaplarını ve gelirlerini) kat kat artıranlar onlardır.

(ÖZET: Mevdûdî’nin; riba ile faizi aynı manada kullandığı ve aralarında hiçbir ayırım yapmadığı görülmektedir.)

24) OKUYAN, MEHMET-KUR’AN MEAL-TEFSİR (Haliç ÜniversitesiYayınları2021)

Bakara 2.245 Kim Allah’a güzel bir borç verirse, (Allah) da onun (bunun) pek çok katını verir. Allah dar olarak da veriri; bol olarak da verir. Yalnızca O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda infak edenlerin (verenlerin) örneği, yedi başak bitiren bir tohum tanesi gibidir ki her başakta yüz tane (ürün) vardır. Allah dilediğine (layık olana) kat kat (fazlasını) verir. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler, şeytan çarpmış kişilerin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların “alışveriş tıpkı faiz gibidir” demeleri yüzündendir. (Oysa) Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. (Artık) kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faizden) vazgeçerse, geçmişte olan (kazançları) kendisinindir. Onun işi Allah’a (kalmış) tır. Kim de (tekrar faize) dönerse, işte onlar ateş halkıdır; orada ebedî kalıcıdır. Allah faizi siler (malın ve servetin bereketini giderir); sadakaları ise artırır. Allah küfre dalanları, günahta ısrar edenleri sevmez.

S.46 Dip not 1: Faiz veya tefecilik denen işlem bir malın haksız yere artması ve emeksiz bir artış göstermesi anlamına geldiği için…Faize veya tefeciliğe alışmış olanların…

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! İnanıyorsanız, faizden (elinizde) kalan kısmı terkedin! (Böyle) yapmazsanız, Allah ve Elçisi tarafından (faizcilere açılan) savaştan haberiniz olsun! Tevbe ederseniz, malınızın aslı (anaparanız) sizindir. (Böylece) ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz. (Borçlu) dardaysa eli genişleyinceye kadar ona zaman vermek (gerekir). Bilirseniz (alacağınızı) bağışlamanız sizin için hayırlı olandır.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin! Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Umulur ki kurtulursunuz.

S.65 Dip not 5:…Yüce Allah toplumsal hayatta diğer insanlarla ilişkinin nasıl olması gerektiğine dair çeşitli bilgiler verdikten sonra, bu âyetlerde de

toplumsal hayattaki vazgeçilmezlerden birisi olan ekonomik konulardan

bahsetmektedir. Faiz almayı yasaklayarak hükme bağlamakta, sorumlu

davranmak gerektiğini ifade ederek, ilahi rahmete ve merhamete eriştirilmek için Yüce Allah’a ve elçiye itaatin zorunlu olduğuna dikkat çekmektedir.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Velev ki aranızdaki rızaya dayalı ticaretle bile olsa mallarınızı batıl (yollar) ile aranızda yemeyin ve kendinizi öldürmeyin! Şüphesiz ki Allah size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin (yaptıkları) haksızlıktan, bir de çok kimseyi Allah yolundan engellemelerinden dolayı kendilerine (daha önce) helal kılınmış bulunan temiz şeyleri onlara haram kılmıştık. Kendilerine yasaklanmasına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yollarla yemelerinden dolayı içlerinden kâfirler için elem verici bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 O, gökten su indirir de vadiler kendi hacimlerince sel olup akar. Bu sel, üste çıkan bir köpüğü yüklenip (götürür). Süs veya eşya yapmak için ateşte yakıp erittikleri şeylerden de buna benzer köpük oluşur. İşte Allah gerçekle batıla böyle örnek vermektedir. Köpük atılıp gider. İnsanlara yarar sağlayan şeye gelince o, yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle örnekler vermektedir.

Rûm 30.39 İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kişiler-evet onlar-(sevaplarını) katlayanlardır.

(ÖZET: M. Okuyan hoca, Kur’an’da geçen “ribâ” terimi yerine baştan sona kadar “faiz” terimini kullanmıştır. Buradan, “ribâ” ile “faizi” aynı anlamda kullandığı anlaşılmaktadır. (Çok Anlamlılık Bağlamında KUR’AN SÖZLÜĞÜ S: 362de: ribâ/er-ribâ kelimeleri “faiz” anlamına gelmektedir ifadesini kullanmaktadır.)   Ayrıca, YouTube’da yayınlanan konuyla ilgili görüşünde “faiz alanları ve faiz verenleri” aynı kefeye koyduğu ve aynı şekilde cezaya muhatap olacakları yorumunu yaptığı görülmektedir.)

25) ÖZDEMİR, GAZİ-Allah’ın Tek Dini İslâm’a Son Davet Kur’an (Şira Yayınları 2013)

Bakara 2.245 Bu şekilde davranarak Allah’ı en güzel şekilde borçlu kılacak o kimseye ki, bu borçlu kılışını, Allah katlayarak fazlasıyla ödeyecektir. Şu da bir gerçek ki, nimetleri azaltan da, çoğaltan da Allah’tır. Ve şüpheniz olmasın ki, sonunda hesaba çekilmek üzere O’nun huzuruna döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Ey insanlar! Şunu bilin ki, servetlerinden sadece Allah’ın rızasını hedefleyerek muhtaçlara yardım edip bir ihtiyaçlarını giderenlerin örneği, her birinden yedi başak ve her başakta 100 tane olacak şekilde çoğalan bir buğday tohumuna benzer. İşte Allah, hak edene ve puan durumuna göre uygun bulduğuna, ödülünü böyle katlayarak verir. Çünkü Allah, cömerttir/Vasi ve her şeyi en iyi bilendir.

Bakara 2.275-276 Ya Muhammed! Sana ribayı/tefeciliği/muhtaç olan

başkasına çok fazla karşılıkla ve borç olarak verileni/başkasını üzen haksız kazancı soruyorlar. Bu işi yapanlar, şeytanın kandırıp yoldan çıkardığı kişi gibi daima şaşkındırlar. Onların bu şaşkın halleri, “tefecilik kazancı, alış-veriş kazancı gibidir” deyip kendilerini kandırmalarından dolayıdır. Hâlbuki Allah alış-verişi helal, ribayı/tefecilik kazancını ise, haram/yasak etmiştir. Bundan sonra kim Rabbin bu yasağına uyar ve ribadan/tefecilik kazancından vazgeçerse, daha önceki kazandıklarını nasıl değerlendireceğine kendisi karar versin, ancak infaka/imkânlarından (mal, para, bilgi, sevgi, ilgi, moral destek vs) ihtiyacı olanlara da öncelik tanısın. Hakkındaki karar ise Allah’a kalmıştır. Ancak ribaya devam edenler, cehennem ateşi halkıdır ve orada sürelerce/devirlerce kalacaklardır. Allah ribayı/tefecilik ile elde edilen haksız kazancın bereketini yok eder, karşılıksız yapılan yardımları ise kat kat artırarak bereketlendirir. Ayrıca Allah, küfre batmış şirk-ortak koşan inkârcıyı sevmez de.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Gerçekten de mümin iseniz, takva sahibi olun, Allah’ın öğütlerini dinleyin ve riba/tefecilik yoluyla kazanma işini terk edin. Eğer bu tefecilik işini bırakmaz ve uyarılarımıza rağmen devam ederseniz, bilin ki Allah’a ve buyruklarını bildiren elçisine karşı sanki savaş açmış duruma düşersiniz. Ama tövbe edip vazgeçerseniz, o güne kadar tüm servetiniz ve alacak ana paranız yine sizindir ve artık ne haksızlık edin, ne de haksızlığa uğramanıza müsaade edin. Örneğin bir borçlu, borcunu ödeyemeyecek kadar zor durumda ise, durumunu düzeltinceye kadar süre tanıyın veya iyice muhtaç duruma düşmüşse alacağınızı yardım olarak bağışlarsanız bilin ki bu davranışınız sizin için daha hayırlı olur. Ey iman edenler! Size saldırıp Allah’ın yardımı ile perişan etmiş olduğumuz  küfre sapmış tefeciler gibi riba/tefecilik yapıp, servetinizi katlayacak şekilde kazanç elde etmeye kalkışmayın. Allah’a karşı takva içinde olanlardan/bildirdiklerimi uygulayamamaktan korkanlardan olun ki mutluluğu yaşayabilesiniz.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Size saldırıp Allah’ın yardımı ile perişan etmiş olduğumuz küfre sapmış tefeciler gibi riba/tefecilik yapıp, servetinizi katlayacak şekilde kazanç elde etmeye kalkışmayın. Allah’a karşı takva içinde olanlardan/

bildirdiklerimi uygulayamamaktan korkanlardan olun ki mutluluğu yaşayabilesiniz.  

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Karşılıklı alışverişleriniz ve ilişkileriniz aldatmaya dayanmasın ve birbirinizin malını haksız bir şekilde alıp yemeyin/hak gaspı yapmayın ve böyle yaparak kendinizi mahvetmeyin. Çünkü zaten Allah, size karşı sevgisi ve merhameti en çok bol olandır.

Nisâ 4.160-161 Yahudilere, daha önceleri işlemiş oldukları bu zulümlerinden ve Allah’ın bildirdiği gerçeklerden sık sık sapmalarından dolayı, kendilerine daha önce helâl kılınmış temiz nimetleri haram etmiştik/yasaklamıştık. Ayrıca yasaklanmış olduğu halde, tefecilik/riba uygulamasına devam edip insanların parasını-malını haksızlıkla yemeleri nedeniyle onlardan bu gerçeklerimizi inkâr edip küfre sapmış olanlar için elem verici bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Allah, gökten yağmur yağdırır. Su yatakları kendi hacimlerine göre bu yağmurla dolar üzerlerinde köpük, çer-çöp oluşur. İşte Allah, hak/gerçek ile batılı/sahteyi/gerçek olmayanı böyle örnekleyerek vurgulamaktadır. İşte köpük ve çer-çöp de batıl gibi hiçbir işe yaramadan sürüklenip giderken, sulardan ise yaratıklar yararlanır. Aynı şekilde, süs eşyaları veya başka aletler için ateşte erittiğiniz değerli madenlerin üzerinde de benzer köpükler oluşur. Ve işe yaramaz bu köpükler atık olduklarından atılır, madenden ise insanlar yararlanır. İşte Allah, insanları böyle örnekler vererek uyarır.

Rûm 30.39 Sırf servetinizi artırmak için, başkalarından elde edeceğiniz herhangi bir riba/her türlü haksız bir aşırı tefecilik faizi kazancı, Allah’a göre servetinizde bir artış sayılmaz. Ama, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak niyetiyle zor durumda kalmış birini kurtarmak amacıyla karşılıksız yapılan bir katkı/bir destek, Allah’ın ezeli ve ebedi prensipleri çerçevesinde mallarınızı ve sevaplarınızı katlayarak artırır.

(ÖZET: Prof. Dr. G. Özdemir hoca, Nöroloji alanında uluslararası üne sahip bir Tıp Profesörüdür ve tıp konusunda yayınlanmış birçok kitabı vardır. “Allah’ın Tek Dini İslâm’a Son Davet KUR’AN” meal ve tefsiri, 836 sayfalık güzel bir çalışmadır. G. Özdemir hoca; en başından en sonuna kadar “Riba” terimine doğru mana vererek, Ribanın/tefecilik kazancı olduğunu son derece açık bir şekilde ifade etmiştir. Böyle olduğu için; “riba” yerine “faiz” terimini tefsirinde hiç kullanmamış ve konuya faydalı bir yorum yapmıştır.)

26) ÖZTÜRK, MUSTAFA-Kur’an-ı Kerim Meali-Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri (Ankara Okulu Yayınları 2014)

Bakara 2.245 Kim gönül rızasıyla malından-mülkünden Allah yolunda cihad için harcarsa Allah da ona bu harcamasının mükâfatını fazlasıyla verir. Evet, Allah malınızı alır almasına, ama gerek bereketlendirmek gerek sevap hanenize kaydetmek suretiyle katbekat fazlasıyla size iade eder. (Unutmayın ki) sonunda hepiniz hesap vermek üzere O’nun huzuruna çıkarılacaksınız.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanlar (elde edecekleri sevap ve mükâfat bakımından) bir tohum danesine benzer. O bir tek daneden yedi ayrı başak ve her başakta da yüz dane bulunur. İşte bunun gibi Allah da dilediği/layık gördüğü kimseyi hak ettiğinden çok daha fazlasıyla

mükâfatlandırır. Allah geniş lütuf sahibidir, her şeyi hakkıyla bilir.

Bakara 2.275-276 (Mallarını Allah’ın rızasını kazanmak için harcamak yerine) tefecilik yapıp servetlerine servet katanlar, (kazanç hırsından dolayı) âdeta şeytan çarpmış/delirmiş gibi hareket ederler. Nitekim onlar, “Ha alışveriş, ha tefecilik; sonuçta ikisi de birer kazanç kapısı” derler. Oysa Allah alışverişi helâl, tefeciliği haram kılmıştır. Artık kime (tefecilikten vazgeçme hususunda) Rabbinin emri ulaşır ve o da bu emir gereğince tefecilikten vazgeçerse, geçmişte bu yolla kazandıkları kendisine kalır. Tövbesinden dolayı mükâfatı da Allah’a aittir. Ama her kim vazgeçmeyip tefeciliğe devam ederse, işte böyleleri cehennemlik olacak ve orada temelli kalacaklardır. Allah tefecilikle elde edilen kazançta bet-bereket bırakmaz; buna mukabil zekât ve sadakaları malın/kazancın bereketlenmesine vesile kılar. (Bilin ki) Allah (tefeciliği helâl saymak suretiyle) kâfirlik günahına batanları sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey Müminler! Allah’ın emirlerine itaatsizlikten sakının. Mademki müminsiniz, o hâlde tefecilikten kalan alacaklarınızdan vazgeçin. Böyle yapmadığınız, tefecilikten vazgeçmediğiniz takdirde bilin ki Allah ve elçisi tarafından size savaş açılmıştır. Eğer tövbe edip tefecilikten vazgeçerseniz, anaparanız sizindir. Böylece ne siz haksız yere başkasının malını ne de başkası sizin malınızı almış olur. Borç verdiğiniz kişinin eli darda ise maddi durumu düzelinceye kadar ona süre tanıyın. Hatta eğer ne büyük bir sevap ve fazilet olduğunu bilirseniz, borcu tamamen silip alacağınızı bağışlamanız sizin için elbet daha hayırlıdır.

Âl-i İmrân 3.130 Ey müminler! (Mekkeli müşriklerin tefecilikten sağladıkları gelirle tam teçhizatlı bir ordu hazırlamalarına bakarak) siz de tefecilik yapmaya kalkışmayın; bu yolla sermayenize sermaye katmayın. Allah’ın bu yasağını çiğnemekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey müminler! Karşılıklı gönül rızasıyla, fakat harama bulaşmadan ticaret yapın ama sakın (tefecilik, rüşvet, gasp, hırsızlık gibi) haksız yollarla birbirinizin malını yemeyin. Birbirinizin mallarını gayrimeşru yollarla yemek suretiyle kendinizi ve kardeşlerinizi mahvetmeyin. (Bilin ki) Allah size karşı pek merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Biz, vaktiyle kendileri için helal olan bazı yiyecekleri Yahudilere haram kıldık. Bunun sebebi, onların nankörlükleri, isyankârlıkları ve aynı zamanda birçok insanı Allah yolundan alıkoymalarıdır. Bu cezanın bir diğer sebebi de, kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen tefecilik yapmaları ve (rüşvet gibi) başka haram yollarla insanların mallarını yemeleridir. İşte Biz bu kâfirler için ahirette acıklı/elemli bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Allah yağmur yağdırdığında, kurumuş nehir yatakları alabildiğine su ile dolup taşar. Sel suyu, üzerindeki köpükleri taşıyıp sürükler. İnsanlar süs eşyası veya alet-edevat yapmak için ateş yakıp madenleri erittiklerinde de böyle köpükler oluşur. İşte Allah, hak ile batılı, doğru ile yanlışı böyle misallendiriyor. Köpükler yok olup gider; insanlara faydalı olan kısım ise toprakta kalır.

Rûm 30.39 İnsanların mallarında fazlasıyla karşılığını alırız düşüncesiyle yaptığınız bağışların Allah katında hiçbir getirisi olmaz. (“Başkalarının mallarıyla nemalansın/artsın diye tefeciliğe sermaye yaptığınız para/mal görünüşte artsa bile Allah nezdinde artmaz.” Ben, M. Öztürk hocanın parantez içindeki alternatif çevirisinin daha uygun olduğunu düşünüyorum. H.S.)

(ÖZET: M. Öztürk hoca; “Riba” kelimesini, başından itibaren sadece “tefecilik” olarak tercüme etmiş ve onun yerine “faiz” kelimesini hiç kullanmamıştır. Böylece muhtemel kafa karışıklığını da önlemiş olmaktadır. Bunlardan bazıları şöyledir:

“Tefecilik yapıp servetlerine servet katanlar”,

“Oysa Allah alışverişi helâl, tefeciliği haram kılmıştır”.

“Tefecilikten vazgeçmediğiniz takdirde bilin ki Allah ve elçisi tarafından size savaş açılmıştır.”

Eğer tövbe edip tefecilikten vazgeçerseniz, anaparanız sizindir.”)

27) ÖZTÜRK, Y. NURİ-KUR’AN-I KERİM VE TÜRKÇE MEALİ (Yeni Boyut 2013)

Bakara 2.245 Kim var Allah’a güzel bir şekilde borç verecek? Ve Allah böyle birinin verdiğini birçok kez katlayarak artıracaktır. Allah, kabz haliyle kısar, bast haliyle açıp genişletir. Ve yalnız O’na döndürülürsünüz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda infak edip harcayanların durumu, yerden, her başağında yüz dane bulunan yedi başak çıkarmış bir daneye benzer. Ve Allah, dilediği kişi için daha da artırır. Allah Vâsi’dir, yaratışını ve yarattıklarını genişletir; Alîm’dir, her şeyi en iyi biçimde bilir.

Bakara 2.275-276 O ribayı yiyenler, şeytanın bir dokunuşla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu böyledir, çünkü onlar, “Alışveriş de riba gibidir” demişlerdir.  Oysaki Allah, alışverişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin yaptığı kendisine, işi Allah’a kalmıştır. Yeniden ribaya dönene gelince, böyleleri ateşin dostlarıdır. Uzun süre kalacaklardır orada. Allah ribadan beklenen artışı mahveder, sadakalar karşılığında artışlar getirir. Allah, nankörlüğe batmış günahkârların hiçbirini sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman sahipleri, Allah’tan sakının! Ve eğer inanıyorsanız ribadan geri kalanı bırakın. Eğer bunu yapmazsanız, Allah ve resulünden bir harp ilanını duymuş olun. Tövbe ederseniz, mallarınızın esasları/ana paralarınız sizindir; ne zulmeden olursunuz, ne de zulme uğratılan. Eğer borçlu zorluk içinde ise eli genişleyene kadar beklenir. Borcunu sadaka olarak ona bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman sahipleri! Ribayı öyle kat kat katlayarak yemeyin. Allah’tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.

Nisâ 4.29 Ey inananlar! Mallarınızı aranızda bâtıl bir yolla/tutarsız bahanelerle yemeyin. Kendi hoşnutluğunuzla gerçekleşmiş bir ticaret olursa başka. Kendi canlarınıza kıymayın/intihar etmeyin. Hiç kuşkusuz Allah, size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yaptıkları zulümler ve birçok insanı Allah yolundan usandırarak vaz geçirmeleri/insanları Allah yoluna karşı konuma getirmeleri/insanları, su yolunu kesmiş zehirli yılanlar gibi ürkütmeleri yüzünden daha önce kendilerine helal kılınmış temiz/taze/leziz şeyleri, Yahudileşenlere haram kıldık. Ve ribayı almaları yüzünden-oysaki ondan yasaklanmışlardı-ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yüzünden. Onların gerçeği örtüp nankörlüğe sapanlarına korkunç bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi ölçülerince sel oldu, ardından da sel, üste çıkan köpüğü taşır hale geldi. Bir süs eşyası veya âlet yapmak isteğiyle ateşte körükledikleri şeylerde de benzeri bir köpük vardır. Allah hakla bâtılı işte böyle örneklendiriyor. Köpük, atılır gider; insanlara yararlı olansa toprakta kalır. Allah, işte bu şekilde örnekler verir.

Rûm 30.39 İnsanların malları içinde artsın diye riba olarak verdiğiniz, Allah katında artmaz. Allah’ın yüzünü isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte onu verenler kat kat artıranların ta kendileridir.

(ÖZET: Y. N. Öztürk hoca; “O riba” ifadesiyle “riba’nın” bilinen bir “riba” olduğunu belirtmiş ve bu konuda “faiz” terimini hiç kullanmamıştır.)

28) SÜLEYMAN, MUKATİL BİN-MUHTASAR TEFSÎR-İ KEBÎR (İşaret 2015)

Bakara 2.245 Allah’a karz-ı hasen (yani, gönül hoşluğuyla ve ecrini Allah’tan umarak güzel bir ödünç) verecek olan kimdir ki, Allah da ona (karşılık olarak) birçok katlarını katlasın. Allah tutar ve genişletir (yani, rızkı kısar ve bollaştırır). O’na döndürüleceksiniz (ve O’da size amellerinizin karşılığını verecektir).

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda (yani, Allah’a itaat uğrunda) infak edenlerin meseli, yedi başak bitiren, her başağında da yüz tane bulunan bir tohuma benzer. Allah dilediğine daha da katlar. Allah vâsidir (yani, iyiliklere kat kat fazlasıyla karşılık verendir), alimdir (yani, ne infak ettiklerini çok iyi bilendir).

Bakara 2.275-276 Ribâ yiyenler (yani, helal kabul ederek faiz yiyenler), başka değil, şeytanın çarptığı (yani, dünyada çarptığı) kimse gibi kalkarlar. İşte ribâ (faiz) yemenin alâmeti budur. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt (yani, Kur’an’da bir beyan) gelir de vazgeçerse (yani, ribadan vazgeçerse) geçmiş ona, işi de Allah’a aittir. Kim de dönerse (yani, faiz yemeye dönerse) onlar cehennemin arkadaşıdırlar, orada hâlidlerdir (yani, ölmemek üzere cehennemde kalacaklardır).

Bakara 2.278-280 Ey o îman edenler! Allah’a ittikâ edin (yani, O’na karşı gelip isyân etmeyin) ve ribâdan arta kalanı bırakın (yani, arta kalan ribâyı almaktan sakının), eğer mü’minler iseniz. Şayet yapmazsanız (yani, faizden arta kalanı bırakmazsanız ve faizin haram olduğunu kabul etmezseniz) Allah ve O’nun Rasûlü’nden harb olunacağını bilin. Eğer tevbe (yani, faizin haram olduğunu itiraf), ederseniz ana paranız (yani, borç olarak verdiğiniz) sizindir. Böylece ne zulmetmiş, ne de zulme uğramış olursunuz. Eğer zorluk (borçlu darlık) içindeyse, kolaylığa (yani, borcunu ödeyebilecek duruma gelinceye) kadar bekleyin (yani, mühlet verin).

Âl-i İmrân 3.130 Ey o imân edenler! Kat kat katlayarak ribâ yemeyin. Ribâ/faiz hususunda Allah’a ittika edin ki felâh bulasınız.

Nisâ 4.29 Ey o imân edenler! Mallarınızı aranızda bâtıl ile yemeyin. Karşılıklı rızâ ile gerçekleştirdiğiniz bir ticaret olması müstesnâ. Nefislerinizi katletmeyin. Kuşku yok ki Allah size rahîmdir (merhametlidir).

Nisâ 4.160-161 Hâdûların (yani, yahûdilerin/yahûdileşenlerin) zulmleri sebebiyle onlara helâl olan tayyibâtı üzerlerine harâm kıldık. Birçoklarını Allah yolundan alıkoymaları (sebebiyle bunu yaptık). Ondan nehyedildikleri hâlde ribâ/faiz almaları ve insanların mallarını bâtıl ile yemeleri sebebiyle, onlardan (yani, Yahudilerden) kâfirlere elim bir azâb hazırladık.

Ra’d 13.17 Semâdan bir su indirdi de vâdiler kendi miktarınca sel oldu…Sel de yüze çıkan bir köpük yüklendi. (Altın ve gümüşten) bir zînet veya (bakırdan, demirden, kurşundan vb madenlerden) bir metâ yapmak için ateşte erittikleri şeylerden de onun gibi bir köpük çıkar (yani, çıkan köpükten bir fayda elde edilemez, köükten sonra kalan şeylerden ise istifâde edilir). İşte allah hakk ile bâtılı böyle darbeder. Köpük atılır gider. İnsanlara faydası olan ise arzda kalır. Allah emsâlleri işte böyle darbeder.

Rûm 30.39 İnsanların malları arasında artış göstersin (yani, insanların mallarında sizin için artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir riba Allah katında artmaz. Fakat Allah’ın veçhini arayarak verdiğiniz zekâta (yani, sadakaya) gelince (işte bunda kat kat artış/mükâfât) söz konusudur. İşte onlar kat kat artıranlardır. (yani, bunlara bire karşılık on ve daha fazlası verilecektir.)

(ÖZET: M.B. Süleyman; Ribâ yiyenler (yani, helal kabul ederek faiz yiyenler) ifadesiyle “riba” ile “faizi” eş anlamlı olarak kullanmıştır.)

29) ŞİMŞEK, M. SAİT-Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri 5 Cilt (Beyan 2012)

Bakara 2.245 Kimdir o kişi, Allah’a güzel bir borç versin de Allah da ona verdiğinin karşılığını kat be kat artırsın. Allah, daraltır ve genişletir. Hep O’na döndürüleceksiniz.  

Bakara 2.261 Allah yolunda mallarını infak edenlerin durumu, yedi başak veren ve her başağında yüz tane bulunan bir tohuma benzer. Çünkü Allah dilediğine kat kat verir. Allah her şeyi kuşatan her şeyi bilendir.

Bakara 2.275-276 Faiz yiyenler şeytanın çarptığı kimse gibi kalkarlar. Çünkü onlar: “Alışveriş de faiz gibidir” demişlerdi. Oysa Allah alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine bir öğüt gelmesinden hemen sonra faize son verirse önceki kazançları kendisinindir ve onun hakkında karar vermek artık Allah’a kalmıştır. Ama bundan sonra kim faize dönerse, işte onlar ateş halkıdır, onlar orada ebedî kalacaklardır. Allah faizi yok edip ortadan kaldırır, sadakaları ise arttırır. Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Allah’tan korkun, gerçekten inanmışsanız faizin artakalanından vazgeçin. Eğer bunu yapmazsanız, bilin ki Allah ve elçisi tarafından bir savaş açılmıştır. Ama tövbe ederseniz, anaparanız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş olursunuz ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Borçlu eğer darda ise durumu düzelinceye kadar beklenmelidir. Ama bilmiş olasınız ki borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Kat kat artan faizi yemeyin. Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksız yolla yemeyin; ancak karşılıklı bir uzlaşma ile yaptığınız ticaret yoluyla yemeniz helaldir. Kendinizi de öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Zulmettikleri ve birçok kimseyi Allah’ın yolundan alıkoydukları için Yahudilere, kendilerine helâl kılınmış bazı şeyleri haram kıldık. Bir de, kendilerine yasak kılındığı halde faizi almalarından ve batıl yollarla insanların mallarını yemeleri sebebiyle (böyle yaptık). Onlardan inkâr edenlere can yakıcı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 O, gökten bir su indirdi de vadiler hacimlerince sel olup aktı. Sel kabaran köpüğü alıp götürdü. Süs takıları veya bazı eşyaları yapmak için erittikleri madenlerden de buna benzer bir köpük olur. Hak ile batıl için Allah işte böyle temsiller getirir. Köpük dersen yok olup gider. İnsanlara yararlı olansa dibe çöker kalır. Allah işte böyle misaller getirir.

Rûm 30.39 İnsanların mallarında artsın diye faiz olarak verdiğiniz şeyler Allah katında artıp çoğalmaz. Gelgelelim Allah’ın rızasını umarak zekat amacıyla verdikleriniz var ya; işte kat kat artışa sebep olacak şeyler onlardır.

(ÖZET: M. S. Şimşek hoca; Kur’an’da “Riba” olarak geçen tabiri, 5 Ciltlik Tefsirinde “Faiz” olarak kullanarak her ikisine de aynı manayı vermiştir.)

30) TEKİN, AHMET-Tefsirî Meal/Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru (Kelam Yayınları-İstanbul 2016)

Bakara 2.245 Allah’ın ihsan ettiği darlıkta da bollukta da, Allah’a karz-ı hasen olarak borç verecek, mâlî mükellefiyetlerin dışında Allah rızası için, Allah yolunda cihad edenlerin masraflarını karşılayacak, Allah’ın kullarına güzel ödünç verecek yiğit var mı içinizde? Allah da ona, verdiğinin birçok katını ödesin. Sonunda Allah’ın huzuruna götürülüp hesaba çekileceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda, İslâm uğrunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayanların durumu, bir taneden yedi başak bitiren, her başakta yüz tane ürün veren, bire yediyüz verimli bir taneye benzer. Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere kat kat fazlasını verir. Allah’ın lütfu, rahmeti geniştir, her şeyi bilir.

Bakara 2.275-276 Ribâ, fâiz geliri yiyenler, kesinlikle şeytanın çarptığı, cinnet nöbetindeki kimseler gibi toplumda huzur ve düzen bozucu davranırlar: kıyamet günü, cinnet nöbeti geçirenler gibi kabirlerinden kalkarlar. Bu ceza onlara: “Alışverişe dayalı kazanç elde etme düzeni de kesinlikle fâizciliğe dayalı gelir elde etme düzenine benziyor” demeleri sebebiyledir. Halbuki Allah ticarî alışverişleri helâl ve meşru kılmış, fâizciliği ve fâizi de haram kılmıştır. Bundan böyle kimi Rabbinden kendisine gelen bir öğüt, bir sorumluluk uyarısı üzerine, aklını kullanarak faizciliğe son verirse; geçmişte olan kendisine, hakkında hüküm de Allah’a aittir. Kim de tekrar faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalırlar. Allah eksilte eksilte fâizi mahveder, fâizli paranın ve fâiz gelirinin bereketini giderir.

Bakara 2.278-280 Ey iman nimetine kavuşanlar, Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun. Eğer gerçekten mü’min iseniz, eskiden kalan alınmamış fâiz alacaklarınızdan vazgeçin. Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlü tarafından fâizcilere verilen savaş

 ültümatomundan haberiniz olsun. Eğer tevbe ederseniz, günah işlemekten vazgeçip Allah’a itaate yönelirseniz, anaparalarınız sizindir. Haksızlık etmeyeceksiniz, haksızlığa da uğratılmayacaksınız. Eğer borçlu darlık, ekonomik sıkıntı içindeyse, eli genişleyinceye kadar ona mühlet vermek gerekir. Darda olan borçlulardaki alacağınızı, imanda sadâkatin ve kemâlin ifadesi olan sadakaya, mâlî mükellefiyetlere sayarak bağışlamanız, bilirseniz eğer, böyle fazileti yüksek, mükâfatı büyük bir davranış, sizin için daha hayırlıdır.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman nimetine kavuşanlar, eklenerek katlanan fâiz geliri, bileşik faiz geliri yemeyin. Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun ki, kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman nimetine kavuşanlar, karşılıklı rızanıza dayanan şer’i usullere uygun ticarî alımsatımların dışında, mallarınızı, aranızda haksız yeredolambaçlı haram yollarla yemeyin. Birbirinize düşerek kanlarınızı dökmeyin, canlarınıza kıymayın. Allah size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudiliğin takipçilerinden bazılarının zulmü, birçok kimseyi Allah yolundan, İslâm’a girmekten alıkoymaları, Allah yolundaki faaliyetlere engel tedbirler almaları sebebiyle kendilerine, daha önce helâl kılınmış olan helâl ve temiz şeyleri haram kıldık. Onlara,…yasaklandığı halde faiz geliri elde etmeye devam etmeleri…sebebiyle, kendilerine daha önce helâl kılınmış olan, helâl ve temiz şeyleri haram kıldık…Kâfirlere can yakıp inleten müthiş bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 O, gökten yağmur gibi Kur’an âyetleri indirdi. Bir hesap, bir plan dahilinde vâdiler dolusu akan suya benzeyen Kur’an âyetleri yüzeydeki çer-çöpü, tortuyu alır götürür. Bu tıpkı, süs eşyası ya da alet yapmak için ateşte eritilen madenlerin yüzeyinde açığa çıkan köpük şeklindeki tortunun arındırılması gibidir. İşte Allah hak ile bâtılı böyle misaller vererek mukayese eder. Köpük, çer-çöp, bütün köpüksü şeyler gibi akar gider. İnsanlara fayda sağlayanlar ise yeryüzünde, insanların gönüllerinde kalır. İşte Allah,…böyle benzetmeler yaparak insanlara anlatıyor.

Rûm 30.39 Alınan borç karşılıksız alınmış olmasın, insanların servetlerinde artış sağlansın diye faiz kabilinden verdiğiniz şeyler (hediye v.s.), Allah katında herhangi bir artışa vesile vesile olmaz. Allah’ın rızasını kazanmak için verdiğiniz, vicdanınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâta gelince, işte zekâtı veren o kimseler, evet onlar sevaplarını, mallarını kat kat artıranlardır. 

(ÖZET: A. Tekin’in, “Riba” ile “Faizi” eş anlamlı olarak kullandığı görülmektedir.)  

31) YAKIT, İSMAİL-KUR’AN-I HAKÎM MEÂLİ-Semantik Analizli, Açıklamalı ve Yorumlu (Ötüken-2020)

Bakara 2.245 Karşılığını kat kat artıracağı güzel bir ödüncü Allah’a verecek olan kimdir? Allah hem darlaştırır hem bollaştırır. O’na döndürülüyorsunuz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların (yunfikûne) durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah Vâsi’dir, Alîm’dir.

Bakara 2.275-276 Ribâ yiyenler/tefecilik yapanlar, şeytanın çarpıp düşürdüğü kişinin kalkışı gibi kalkarlar. Bu, onların “alışveriş de ribâ gibidir” demelerinden ötürüdür. Hâlbuki Allah alışverişi helal, ribâ’yı da haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir/dinler ve (tefeciliği) sonlandırırsa, geçmişte olan kendisinindir ve onunla ilgili iş/hüküm (emruhu) de Allah’a aittir. Ancak, kim tekrar ribâya/tefeciliğe dönerse, işte onlar ateş ehlidirler, orada ebedi kalırlar. Allah ribânın (kazancını) yok eder, sadakaları da artırır. Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey inanlar! Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olunuz. Eğer inanıyorsanız, (bundan böyle) ribâdan gelecek olan (mâ bakiye) alacaklarınızı terk ediniz/almayınız. Eğer böyle yapmazsanız, Allah’a ve elçisine karşı savaş açmış olduğunuzu bilin. Şayet tevbe edersiniz sermayeleriniz sizindir. Böylece ne zulmedersiniz ne de zulme uğrarsınız. Eğer borçlu sıkıntıda ise, eli genişleyene kadar bekleyiniz. Eğer bilirseniz, borcu sadaka olarak bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.

(S.81-82 Dip not:163: “Riba” Arapçada, “r-b-v” kökünden gelir. Bu kök, yüksek tepe, tepeye çıkma, yükselme anlamındadır. Buradan hareketle; artma, fazlalaşma, serpilip gelişme gibi anlamlara da gelir. Nitekim; artışta tepeye çıkan, kendi kendine artan anlamında “riba” kullanılır. Faiz kelimesi de Arapçada, dolan, taşan ve akan demektir. Riba ile faizi ayırmak gerekir. “Faiz” kelimesi de Arapçadır ama Allah ayette “riba” kelimesini kullanmıştır. Kur’an, kavramları teknik kullanır. Kur’an’da vurgulanan riba, tefeciliğin tâ kendisidir. Birilerinin emek ve kazancını, hiç emek sarfetmeden sömürmenin adıdır. Bu kelimenin faizle tercüme edilmesi yanlıştır. Bir diğer ifadeyle faiz, ribanın karşılığı değildir. Kaldı ki hemen hemen bütün meâllerde “riba=faiz” olarak tercüme edilmiştir. Bunun yanlış olduğunu düşünüyor ve kelimeyi aynen “riba” olarak kullanıyoruz. Riba, tam manasıyla tefeciliktir. Enflasyonun var olduğu bir ekonomide paranın alımgücü değerini korumaya çalışmak ribaya girmez. Bugün ekonomide kullanılan resmi ve banka faizlerini farklı kategorilerde ele almak ve incelemek gerekir. Bu sözümden sakın faizi caiz gördüğüm anlaşılmasın. Tarih boyunca enflasyona karşı değeri koruyan iki nesne vardır: Altın ve buğday. Alışverişler, borçlanmalar vb bu iki emteanın değeri üzerinden yapılabilir.)

Âl-i İmrân 3.130 Ey inananlar! Kat kat riba yemeyiniz ve Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olunuz. Ola ki kurtuluşa/mutluluğa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey inananlar! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret dışında aranızda mallarınızı haksız yollarda (bi’l-bâtıl) yemeyiniz. Ve birbirinizi öldürmeyiniz. Muhakkak ki Allah, size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Biz, Yahudilerin yaptıkları zulümlerden ve çok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden dolayı kendilerine helal kılınmış temiz ve güzel şeyleri onlara yasakladık/haram kıldık. Men edildikleri hâlde ribâ almalarından ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden dolayı (böyle yaptık). Onlardan inkâr edenlere acı verici bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Allah gökten su indirir, dereler/vadiler dolar taşar ve sel, üstüne çıkan köpüğü alır götürür. Süslenmek veya faydalanmak için ateşte erittikleriniz üzerinde de buna benzer bir köpük oluşur. Allah hak ile batıla şöyle misal verir: Köpük uçup gider, insanlara fayda veren şey ise yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle misaller verir (yadribu).

Rûm 30.39 İnsanların mallarında artış olsun diye ribâ türünden verdiğiniz şeyler, gerçekte, Allah katında artmaz. Ama Allah’ın rızasını/hoşnutluğunu (veçhe) isteyerek verdiğiniz sadakalar (zekât) ise, işte onları yapanlar kat be kat kazananların tâ kendileridir.

(ÖZET: İ. Yakıt hoca, Bakara 275nci âyette geçen Ribâ kelimesinin açıklamasını yaptığı Dip not: 163’de detaylı bilgi vermiştir:

*Riba ile faizi ayırmak gerekir.

* “Faiz” kelimesi de Arapçadır ama Allah ayette “riba” kelimesini kullanmıştır. Kur’an, kavramları teknik kullanır. Kur’an’da vurgulanan riba, tefeciliğin tâ kendisidir.

*Birilerinin emek ve kazancını, hiç emek sarfetmeden sömürmenin adıdır. Bu kelimenin faizle tercüme edilmesi yanlıştır. Bir diğer ifadeyle faiz, ribanın karşılığı değildir.

*Kaldı ki hemen hemen bütün meâllerde “riba=faiz” olarak tercüme edilmiştir. Bunun yanlış olduğunu düşünüyor ve kelimeyi aynen “riba” olarak kullanıyoruz.

*Riba, tam manasıyla tefeciliktir.

*Enflasyonun var olduğu bir ekonomide paranın alımgücü değerini korumaya çalışmak ribaya girmez.)

32) YAZIR, ELMALILI M. HAMDİ-Hak Dini Kur’an Dili 10 Cilt (Ayyıldız Matbaacılık 2014)

Bakara 2.245 Kimdir o kimse ki Allah’a güzel bir ödünç verir de Allah da ona birçok katlarını öder. Allah darlık da verir, genişlik de verir. Hepiniz de O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah’ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir.

Bakara 2.275-276 Riba/faiz yiyen kimseler, (kabirlerinden) şeytan çarpmış kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, “alışveriş de faiz gibidir” demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah’a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır. Allah faizi mahveder, sadakaları bereketlendirir. Allah günahta ve inkârda direnen kimselerin hiçbirini sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve gerçekten inanıyorsanız, artakalan faiz alacağınızı bırakın. Eğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Resulü tarafından size savaş açılmış olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Böylece ne siz haksızlık etmiş olursunuz, ne de haksızlığa uğrarsınız. Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka olarak vermeniz eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.

Cilt 2. S.264: Borcun aslına ana para anlamına gelen ‘re’sü’lmal’ ve ona eklenen fazlalıklara da “ribâ” adı verilirdi. İşte Araplar arasında geleneksel ribâ, tam anlamıyla zamanımızda nakit paralara ait faizin veya nema denilen fazlanın kendisidir.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Nisâ 4.29 Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız bir ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi miktarlarınca sel olup aktılar. Sel de suyun yüzüne çıkan bir köpük yüklendi. Bir zinet eşyası veya bir değerli mal yapmak için, ateşte üzerini körükledikleri madenlerden de onun gibi bir köpük meydana gelir. İşte Allah hak ile batılı böyle çarpıştırır. Fakat köpük atılır gider, insanlara faydası olan ise yerde kalır. İşte Allah böyle misaller verir.

Rûm 30.39 İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faiz, Allah yanında artmaz. Allah’ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekata gelince, işte onu verenler, mallarını kat kat artırmış olanlardır.

(ÖZET: Elmalılı M. Hamdi Yazır hoca, Riba ile faizi eş/aynı anlamlı kullanmıştır.)

33) YILMAZ, HAKKI-Tebyînü’l-Kur’an/İşte Kur’an 8 Cilt (İşaret 2015)

Bakara 2.245 Kimdir o kişi ki Allah’a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını katlayıversin. Allah darlık da verir, genişlik de verir. Ve yalnız O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Mallarını Allah yolunda harcayan/başta yakınları olmak üzere başkalarının nafakalarını sağlayan kimselerin örneği, yedi başak bitiren ve her başağında yüz adet tane bulunan tane örneği gibidir. Allah dilediğine katlar. Ve Allah, bilgisi ve rahmeti geniş ve sınırsız olandır, çok iyi bilendir.

Bakara 2.275-276 O ribayı (emeksiz, risksiz, çalışıp çabalamadan kolayca elde edilen kazançları) yiyen şu kişiler, şeytânın bir dokunuşuyla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu, şüphesiz onların, “Alış-veriş, riba gibidir” demeleriyledir. Oysa ki Allah, alış-verişi helâl, bu ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah’a dır. Ve kim ki yeniden dönerse, işte onlar ateşin dostlarıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır. Allah ribayı yok eder, sadakaları da artırır. Allah, tüm aşırı, nankör ve günahkâr kimseleri sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman etmiş kimseler! Eğer mü’minler iseniz, Allah’ın koruması altına girin ve ribadan kalanı bırakın. Artık böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Elçisi’nden size savaş olduğunu/bozuma uğratılacağınızı; perişan edileceğinizi bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız. Eğer, borçlu darlık içindeyse, kolaylığına kadar süre tanınmalıdır! Eğer biliyorsanız, sadaka olarak vermeniz, sizin için daha hayırlıdır.

Cilt 7-Sayfa 131: Yasaklanan “er-riba”, herhangi bir masraf veya hizmet karşılığı olmadan alınan [ödeyenin kazancına risksiz bir şekilde ortak olmak anlamına gelen] ribadır. Başka bir deyişle, “karşılıksız ve risksiz olan fazlalık” yasaklanmıştır.

Âl-i İmrân 3.130 Ey iman etmiş kimseler! Kat kat artırılmış olarak ribayı (emeksiz, hizmetsiz, risksiz kazancı) yemeyin. Kurtuluşa ermeniz için Allah’ın koruması altına girin.

Nisâ 4.29 Ey iman etmiş kişiler! Mallarınızı-kendi rızanızla yaptığınız ticaret şekli hariç olmak üzere-aranızda haksız yolla yemeyin, kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, size çok merhametlidir.

Nisâ 4.160-161 Sonra da Yahudileşen kimselerden olan haksız davranışlar, onların birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları hâlde riba almaları (emeksiz, hizmetsiz, risksiz kazanç sağlamaları) ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle, kendilerine helâl kılınmış temiz şeyleri haram kıldık. Ve Yahudileşenlerden kâfirlere; Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Allah, gökten bir su indirdi de vadiler, kendi ölçüsünde sel olup aktılar. Sonra da sel, suyun yüzüne çıkan bir köpük yüklendi. Bir zînet eşyası veya bir yarar sağlamak için, ateşte erittiklerinizin üzerinde de benzeri bir köpük vardır.-Allah, hak ve bâtılı böyle örnekler.- Sonra köpük atılır gider, insanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah örnekleri böyle verir.

Rûm 30.39 İnsanların malları içinde artsın diye ribadan verdikleriniz, Allah yanında artmaz. Allah’ın rızasını dileyerek zekâttan/vergilerinizden

verdikleriniz…İşte o kimseler, kat kat artıranların ta kendileridir.

(ÖZET: H. Yılmaz hoca, Kur’an’da “er-ribâ” olarak yani “er” takısıyla beraber kullanılan ve “bilinen riba” olarak tercüme edilen kelimeyi baştan sona kadar “er-riba” olarak doğru bir şekilde kullanmıştır. Bakara 275deki kullanımları: “O ribayı yiyen şu kişiler”-“bu ribayı haram kılmıştır” şeklindedir. Benzer olarak; Cilt 7-Sayfa 131de: Yasaklanan “er-riba” şeklinde “er” takısıyla kullanmıştır.)

34) YÜKSEL EDİP-MESAJ-KUR’AN ÇEVİRİSİ (Ozan Yayıncılık 2016)

Bakara 2.245 Kat kat ödenecek güzel bir ödüncü kim ALLAH’a sunar? Kısan da açan da ALLAH’tır. O’na döndürüleceksiniz.

Bakara 2.261 Paralarını ALLAH yolunda harcayanların örneği, her birinde yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumuna benzer. ALLAH dileyene katlayarak verir. ALLAH cömerttir, bilendir.                                              

Bakara 2.275-276 Tefecilikle para yiyenler, sapkının çarptığı kimse ayağa kalkarlar. Bu, onların, “tefecilik alışveriş gibidir” demelerinden ötürüdür. Halbuki ALLAH alışverişi helal, tefeciliği ise haram kıldı. Kime Efendinden bir öğüt gelir de vazgeçerse, geçmişte kazandıklarını tutabilir; işi de ALLAH’a kalmıştır. Devam edenler ise cehennem halkıdır ve orada sürekli kalırlar. ALLAH tefeciliği mahkûm eder, karşılıksız yardımı destekler. ALLAH hiçbir günahkar nankörü sevmez.

Bakara 2.278-280 Ey iman edenler, gerçekten Gerçeği onaylıyorsanız ALLAH’ı dinleyin ve her çeşit tefecilik kalıntısını terkedin. Böyle yapmazsanız ALLAH’tan ve elçisinden bir savaş bekleyin. Tövbe ederseniz anaparanız yine sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın. Borçlu darlık içinde ise, bir kolaylığa çıkıncaya kadar beklemek gerekir. Borcu karşılıksız yardım olarak bağışlarsanız sizin için daha iyidir, bir bilseniz.

Âl-i İmrân 3.130 Gerçeği onaylayanlar, faizi kat kat artırılmış olarak yemeyin. Başarılı olmak için ALLAH’ı dinleyin.

Nisâ 4.29 Gerçeği onaylayanlar! Birbirinizin malını karşılıklı rıza ile yapılan ticaret dışında haksızlık ve hile ile yemeyin; Birbirinizi öldürmeyin. ALLAH size Rahimdir.

Nisâ 4.160-161 Yahudilerin işledikleri zulümlerden ve birçok kişiyi ALLAH yolundan çevirmelerinden dolayı kendilerine daha önce helal kılınmış temiz nimetleri yasakladık. Menedildikleri halde tefecilik yapmalarından ve halkın parasını haksızlıkla yemelerinden ötürü…Onların inkârcılarına acıklı bir azap hazırladık.

Ra’d 13.17 Gökten bir su indirir, dereler onunla dolar taşar ve sel bol köpük yüklenir. Aynı şekilde mücevherat yahut eşya yapmak için erittikleri madenlerden de benzer bir köpük elde ederler. ALLAH gerçeği ve batılı böyle bir örnekle tanıtır. Köpük, kaybolup gider; ancak insanlara yarar veren ise yerde kalır. İşte ALLAH örnekleri böyle verir.

Rûm 30.39 Halkın malları içinde artması için verdiğiniz tefecilik parası ALLAH’ın yanında artmaz. Ancak, ALLAH’ın rızasını dileyerek verdiğiniz bir zekata gelince, onu verenler yatırımlarını katlarlar.

(ÖZET: E. Yüksel, “Tefecilikle para yiyenler”, “tefeciliği ise haram kıldı”, “tefeciliği mahkûm eder” gibi ifadelerle “riba” yerine “tefecilik” ifadesini kullanmış ve “riba” yerine “faiz” tabirini hiç kullanmamıştır. Buradan hareketle; E. Yüksel; Riba=Tefecilik demektedir, şeklindeki bir ifadeyi kullanabiliriz.)  

C) YORUM VE GÖRÜŞ                                                                                               

Kur’an’da; “Er-ribâ” olarak kullanılan terim aldığı “er” takısıyla, Cahiliye Araplarınca bilinen bir terim olduğunu göstermektedir. “Er-ribâ” teriminin mahiyeti üzerinde farklı yorum ve değerlendirmelerin yapıldığı görülmektedir. Bunların başlıcaları; “O ribâ”, “Ribâ”, “Tefecilik” ve “Faiz” gibi terimlerdir. B) TEFSİRLER (VE MEALLER)” bölümünde 34 adet farklı meal ve tefsiri ele aldım. Bunları; “Er-ribâ” terimine verdikleri manalara göre iki ana gruba ayırmak mümkündür.

*”Er-ribâ” terimini; “ribâ” veya “tefeci faizi” olarak kullananlar (14 adettir).

*“Er-ribâ” terimi yerine sadece “faiz” terimini kullananlar (20 adettir).

“ER-RİB” TERİMİNİN ANLAMI: “Er-ribâ” ve “faiz” terimlerinin her ikisi de Arapça oldukları halde, Kur’an’da bu konuyla ilgili olarak “er-ribâ” terimi kullanılmıştır. (İ. Yakıt hocanın ifadesiyle a.g.e. S.82: Kur’an kavramları teknik kullanır. Kur’an’da vurgulanan ribâ, tefeciliğin tâ kendisidir.)

Kur’an’da tenkit edilen, yasaklanan ve terkedilmesi emredilen “ribâ yemektir”. Ancak Türkçe Meal ve tefsirlerin bir kısmında “er-ribâ” ile eş anlamlı olarak “faiz” teriminin kullanıldığı görülmektedir. İşin en başında yapılan bu hata, devamında yanlış anlamalara ve yanlış yorumlara sebep olmaktadır. Kur’an’da kullanılan “er-ribâ” teriminin Türkçe karşılığını “faiz” yerine “tefecilik” veya “tefeci faizi” olarak tercüme etmek, sorunun çözümüne önemli bir katkı sağlayacaktır.

C1) KUR’AN; RİBÂ YİYENLERİ ŞİDDETLE TENKİT ETMEKTEDİR:

Ribâ yiyen kimseler; şeytanın aklını çeldiği kimseler gibi (sersem) kalkarlar… Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (ribâdan) vaz geçerse, önceden aldıkları kendine kalır. Kim de tekrar (ribâya) dönerse işte onlar cehennem ahalisidir. Allah ribânın kazancını yok eder, sadakaları ise bereketlendirir. (2.275-276)

Eğer inanıyorsanız, ribâ kazancından kalan alacaklarınızdan vazgeçin. Eğer böyle yapmazsanız (ribâyı terk etmezseniz) Allah ve Rasulüne karşı savaş açmış olacağınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz sermayeniz sizindir. Şayet borçlu sıkıntıdaysa, rahatlayıncaya kadar ona mühlet verin. Alacağınızı tamamıyla bağışlamanız eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır. (2.278-280)

Ey iman edenler! Kat kat artırılmış ribâyı yemeyin. (3.130)

(Yahudiler) kendilerine yasaklandığı halde; ribâ alıyorlar ve insanların malını haksız yere yiyorlardı (4.161)

İnsanların mallarında artması için, ribâya verdikleriniz Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte mallarını kat kat artıranlar onlardır. (30.39)

Hitap sadece ribâ yiyenleredir. Rabbinden bir öğüt gelir de ribâdan vaz geçerse önceden aldıkları kendine kalır (bir bağışlama!), tekrar (ribâya) dönenler cehennem ahalisi olurlar (bir cezalandırma!)  Eğer (ribâyı) terk etmezseniz Allah ve Rasulüne karşı savaş açmış olursunuz (şiddetli bir uyarı!) Alacağınızı tamamıyla bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır (doğru yolu gösterme!) Kat kat artırılmış ribâyı yemeyin (ribânın, kat kat artan özelliği!). (Yahudiler) yasaklandığı halde ribâ aldıklarından bazı helal ürünler onlara yasaklandı (yasaklara uymayanlar cezalandırılır!) İnsanların mallarında artması için ribâya verdikleriniz Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek zekâta verdiğiniz mallar sizin için kat kat artarlar (kazanç, Allah’ın yolundadır!)

Kur’an’da ribâ konusuyla ilgili olan âyetlerin tamamında sadece ve sadece ribâ yiyenlerin tenkit edildiği görülmektedir. Buna mukabil; kat kat artma özelliği olan ribâyla tefecilerden borç (kredi) almak mecburiyetinde kalanlar (ribâ ödeyenler) hakkında hiçbir uyarı ve cezalandırma söz konusu değildir. Buna istinaden; ribâ yiyenler ile ribâ ödeyenlerin aynı cezalara muhatap olacaklarını söylemenin yanlış olduğu; benzer şekilde faiz alanlar ile faiz ödeyenlerin aynı cezalara uğratılacaklarını söylemenin de Kur’an’da bir dayanağının olmadığı anlaşılmaktadır.

ÖZEL NOT: Ocak 2020 de, aylık %0,49 faiz oranıyla ve yaklaşık 1.000 lira aylık taksitle TOKİ’den konut alacak olan düşük gelirli vatandaşların bu konutları almalarında hiçbir proplem görmediğimi o tarihlerde kendi internet sitemde  (www.kuranyolcularinaselamlar.com) yayınlamış olduğumu belirtmek isterim.

C2) HARAM KOYMA YETKİSİ SADECE ALLAH’A AİTTİR!

Allah’ın haram kılmadığı şeyleri uydurdukları yalanlarla Allah’a isnad edenlerin; “başkalarını saptırdıkları, haddi aştıkları, apaçık bir günâh işledikleri ve bu kimselerin asla kurtuluşa eremeyecekleri” Kur’an’da açıkça ifade edilmektedir. Aşağıdaki âyetler de bu hususu göstermektedir:                    

Nisa 4.50 Şunlara bak hele! Allah adına nasıl da yalan uyduruyorlar! Apaçık bir günâh olarak bu onlara yeter!

Mâide 5.87 Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz nimetleri kendinize haram ederek haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.

En’âm 6.119 Neye dayanarak Allah’ın adı anılarak (kesilenleri) yemiyorsunuz? Halbuki Allah, zorda kalmadığınız sürece yenmesi haram olanları size açıkça bildirmiştir. Onların birçoğu, hiçbir bilgiye dayanmadan sırf keyiflerine uyarak (yasak alanını genişleterek) başkalarını saptırmaktadır. Fakat Allah, kimlerin haddi aştığını çok iyi bilmektedir.

A’râf 7.32 Sor bakalım: Allah’ın kulları için yarattığı güzellikleri, temiz ve helâl rızıkları haram kılan kimdir?                                                                       A’râf 7.33 Onlara yine de: Rabbim; gizli veya açık kötülükleri, günâhın her türlüsünü, haddi aşmayı, Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştırmanızı ve kendi-kendinize haramlar uydurarak bunları Allah’a isnad etmenizi yasaklamıştır.             

Yûnus 10.59 Onlara şöyle sor: Söyleyin bakalım! Allah’ın size ikram ettiği rızkın bir kısmını haram, bir kısmını da neden helâl kabul ettiniz? Şöyle de: Böyle yapmanıza Allah mı izin verdi, yoksa Allah adına yalan uydurup iftira mı ediyorsunuz?

Yûnus 10.69 Onlara de ki: Uydurdukları yalanları Allah’a isnad edenler asla kurtuluşa eremezler                                                                                               

Nahl 16.116 Hiçbir delile dayanmadan “şu helâldir, bu haramdır” diye yalan söyleyerek Allah’a iftira etmeyin. Çünkü iftira ederek Allah adına yalan uyduranlar asla iflah olmazlar.

Tahrîm 66.1 Ey Nebi! Eşlerinin rızasını kazanmak için, Allah’ın helâl kıldığı şeyi neden kendine haram ediyorsun? Allah yine de çok bağışlayıcıdır, engin merhamet kaynağıdır. (Allah’ın Nebi’sinin bile haram koyma yetkisinin olmadığı açıkça görülmektedir!)

C3) PEŞİN SATIŞ VE VADELİ SATIŞ NEDİR, VADE FARKI NE DEMEKTİR?

Peşin Satış: Bir mal ve hizmetin tesliminde (anlaşma halinde kısa bir süre içinde) bedelinin ödenmesini ifade eder.

Vadeli Satış: Bir mal ve hizmetin tesliminden bir süre sonra (örneğin üç ay sonra) bedelinin ödeneceğini ifade eder. Peşin ödemede 100 lira olan bir malın veya hizmetin bedelinin üç ay sonra ödenmesi halindeki bedeli örneğin 110 lira olabilir.

Vade Farkı: Vadeli olarak satın alınan bir mal ve hizmetin bedelinin vadesi dolduğu halde ödenemeyip, alıcının ilave bir vade sonunda ödenmesini talep etmesi halinde satıcının da bunu kabul etmesi halinde, örnekte üç ay sonra ödeneceği söylenen 110 liranın o tarihten iki ay sonra ödenmesi halinde 110 liraya ilave edilecek mesela 10 liralık ilavede taraflar anlaşılırsa bu ilave 10 liraya vade farkı denilmektedir. Böylece peşin 100 lira olan bedel, üç ay vadeli 110 lira olmuş, ödenemeyince vade iki ay daha uzatılarak beş aya çıkarılarak ödenecek bedel de 120 liraya çıkarılmıştır. Dinî literatürde vade farkıyla vadeli satışın karıştırıldığı görülmektedir.

C4) ENFLASYON ORANI KADAR FARK ALMAK CAİZ MİDİR?

Enflasyon nedir? Enflasyon; mal ve hizmet fiyatlarının artması/azalması ile paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmaya/artmaya denir. Ülkemizde enflasyon; fiyatların artması ve paranın satın alma gücünün azalması şeklinde ortaya çıktığı için, fiyatların azalması ve paranın satın alma gücünün artmasına pek rastlanmaz. 1991-2000 yıllarındaki enflasyon artış oranları yüzde olarak sırasıyla şöyledir: 71,1-67,9-71,4-125,5-76,0-79,8-99,1-69,7-68,8-39,0=768,3 Ortalama yıllık artış: %76,8 dir.

Bir kardeşine 100 lira borç para veren bir kimsenin, yıllık enflasyon artışının %76,8 olduğu bir ortamda, üç yıl sonra enflasyon artışından zarar görmemesi için borçludan alması gereken paranın 552,64 lirayı bulacağı görülecektir. Bunun, borcu alan kişi yönünden kat kat artan ribâdan farkı var mıdır? Hiperenflasyon ise, yıllık fiyat artışlarının %200den daha fazla olması halidir. Buna, paradan kaçış da denilmektedir. Hiperenflasyon tarihte bazı ülkelerin başına gelmiş ekonomik bir felakettir. Enflasyonun sanıldığı kadar masum bir olay olmadığı görülmektedir.

Bazı ilahiyatçıların; parayı verenin zarar görmemesi için borçludan enflasyon artışı kadar bir fazlalığı almanın caiz olduğunu söyledikleri görülmektedir. Bu Kur’an’a uyan bir görüş değildir. Zira Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatın olmayacağı bir gün gelmeden önce size verdiğim rızıklardan infâk edin…” (Allah; rızkı veren Ben’im ve onu Ben’im size gösterdiğim yolda harcarsanız mutluluğa erersiniz aksi halde zalim olursunuz) buyurmaktadır. (2.245)

”Eğer tevbe ederseniz sermayeniz sizindir. Böylece ne haksızlık yapmış ve ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” (Yani, sadece sermayenizi alırsanız, böylece ne haksızlık yapmış ve ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Borçludan enflasyon farkını almanız halinde ise haksızlık yapmış olursunuz! Denildiği açıktır.) (2.279).

Borçlu sıkıntıdaysa rahatlayıncaya kadar ona mühlet verin. Alacağınızı tamamıyla bağışlamanız, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır” (2.280)

(Konuyla ilgili âyetlerin bazıları: 2.195,245,254,261,265,267,272-274,277,279*

3.92,134*4.75,114*5.12*6.141*9.60*30.39*57.7,10,11,18*64.17*73.20)    

C5) RİBÂNIN PANZEHİRLERİ Yüce Allah, ribânın panzehirleri olarak; Karz-ı hasen yapmak ve infak etmekten (sadaka ve zekât vermekten) defalarca bahsetmesine rağmen, ribâ konusunu ele alan ilahiyatçıların pek çoğu tarafından nedense bu konular yeterince ve gerektiği şekilde ele alınmamaktadır. Halbuki ribâ bataklığını kurutmanın ve ribâ belâsından kurtulmanın en önemli yolu, müslümanların bu hususları doğru anlamalarından ve doğru tatbik etmelerinden geçmektedir.

Kim Allah’a karz-ı hasen/güzel bir borç verirse, (Allah da) ona kat kat artırarak geri verir. (2.245)

Mallarını Allah yolunda infâk edenlerin durumu, yedi başak bitirmiş ve her başağında yüz dane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. (2.261) (Mallarını Allah yolunda infâk edenlere Allah, 700 katını hatta daha fazlasını vereceğini bildiriyor.)

Allah ribânın kazancını yok eder, sadakaları ise bereketlendirir. (2.276)

Ribâ kazancından kalan alacaklarınızdan vazgeçin. Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasulüne karşı savaş açmış olacağınızı bilin. (2.278-279)

Ey iman edenler! Kat kat artırılmış ribâyı yemeyin. Fakat Allah’a karşı takvâlı olun ki mutluluğa eresiniz. (3.130)

…Eğer siz;…ve Allah’a karz-ı hasen/güzel bir borç verirseniz; Ben de sizin günâhlarınızı örterim ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım… (5.12 ve 57.11,18*64.17*73.20 Ne büyük bir ödül!)

FARKLI BİR PENCEREDEN BAKALIM MI?

Size ne oluyor ki, Ey Rabbimiz! Halkı sapıklık içinde olan bu beldeden bizi çıkar, bize katından bir veli (yakın dost) ve yardımcı (kurtarıcı) gönder diye feryat etmekte olan; çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar için Allah yolunda savaşa gitmiyorsunuz? (4.75)

Bu âyette; çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar için Allah yolunda savaşa gitmeyenlerin tenkit edildiği görülmektedir.

Defalarca; “karz-ı hasen yapın, infâk edin, zekât ve sadaka verin” diyen âyetlere rağmen bunları yapmayanların; çaresizlik içindeki insanların; tefecilerden ribâlı borç almak zorunda kalmalarından sorumlu olabileceklerini düşünmek gerekmez mi? Onlarca konuda kıyas yapanların, bu konuda neden bir kıyas yapmadıklarını sorgulamak gerekmez mi?

SON SÖZ: “Ribâ”; zengin olanın, ihtiyaç sahibi ve fakir olanı sömürmek suretiyle mallarında artış sağlandığını zannetmesidir. Allah (C.C.); bunun ribâ geliri elde edenler için hiçbir faydasının olmadığını, sadece selin üzerinde biriken köpük yahut eritilen madenlerin üzerindeki cüruf misali işe yaramadığı için atılan şeyler olduğunu söylemektedir. Buna mukabil; Mallarını Allah yolunda infâk edenler, zekât ve sadaka verenler ile karz-ı hasen yapanların ise, görünüşte mallarında azalma olduğu sanılsa bile aslında bunların mallarının Allah katında kat kat (bire yedi yüze, hatta daha da fazla) artacağıdır. Özetle; ribâda, fakirden zengine doğru bir akış vardır ancak ribâ geliri elde edenlere bu, hiçbir fayda sağlamaz, sadece fakir sömürülmektedir.

Buna alternatif olarak, Allah’ın tavsiye ettiklerinde ise zenginden fakire doğru bir akış söz konusudur. Bu son durumda; fakirin sömürülmek yerine nefes alması söz konusu olduğu gibi, zenginlerin de Allah’ın ikramına kavuşmaları söz konusudur. Burada her iki taraf birlikte kazanmaktadır.

Allah seçimi kullarının tercihine bırakmıştır. Seçimlerimizle ve yaptıklarımızla hesaba çekileceğimizi asla unutmayalım.

“Benim görüşüm bu şekildedir, ancak benim bu görüşüm mutlak doğru olmayabilir” diyerek sözü noktalamak istiyorum.

Allah hepimizin yâr ve yardımcımız olsun!

(Harun Sorkun-Ocak 2020-GG-2 Haziran 2021)