5 Ekim 2022 Çarşamba
MENÜ
SON YAZILAR
4) RECM TEFSİRİ (Kur'an'da Recm cezası yoktur)
4) RECM TEFSİRİ (Kur'an'da Recm cezası yoktur)

4) RECM TEFSİRİ (Kur'an'da Recm cezası yoktur)

KONULU TEFSİRLER: 4. RECM TEFSİRİ (KUR’AN’DA RECM CEZASI YOKTUR!)                                                                       

(Zina yapan kadınlara verilen taşlayarak öldürme cezasına Recm Cezası denilmektedir. Zina yapan kadını; ayaklarından-göğüs hizasına kadar toprağa gömüyorlar, kadının vücudunun açıkta kalan kısımlarına ve başına halktan birtakım kişiler taş atmaya başlıyorlar. Bu işkence, zina yapan kadın öldürülünceye kadar vahşice devam ediyor. Kur’an’da yer almayan ve referansı da olmayan bu cezanın, günümüzde bazı ülkelerde din adına uygulanmakta olduğunu duymak bana üzüntü veriyor.)

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. (16.98)

Bismillahirrahmanirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

 

KONUYLA İLGİLİ ÂYET MEALLERİ

Âl-i İmrân 3. 35-37 Hani İmran’ın karısı demişti ki: Rabbim! Karnımdaki çocuğu Sana hizmete adadım, benden kabul buyur! Çünkü Sen her şeyi işiten ve her şeyi bilensin. Fakat çocuğu doğurunca dedi ki: Rabbim! Onu kız doğurdum, erkek kız gibi değildir. Adını Meryem koydum, ben onu ve soyunu taşlanmış şeytanın şerrinden Sana emanet ediyorum! Bunun üzerine Rabbi onu memnuniyetle kabul etti, onu bir çiçek gibi yetiştirdi ve Zekeriya’nın himayesine verdi. Zekeriya onu ne zaman mabette ziyaret etse, yanında yiyecekler görürdü. Ona sordu: Ey Meryem, bunlar sana nereden geliyor? Meryem de: Bunlar Allah katındandır. Allah dilediğine sınırsız nimetler bahşeder! dedi.                                              

Nisa 4. 15 Kadınlarınızdan o yüz kızartıcı/sevicilik suçunu işleyenlere karşı aranızdan dört şahit getirin. Bunlar (dört kişi) şahitlik ederlerse, onları ölünceye kadar yahut Allah onlara tevbe/evlilik gibi bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin.                                                                       

Nisa 4. 16 Aranızdan iki erkek fuhuş/livata yaparsa onları cezalandırın. Eğer tevbe edip durumlarını düzeltirlerse artık onları cezalandırmaktan vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri kabul edendir, engin merhamet sahibidir.                                     

Nisa 4. 25 Köle mümin kadınlar evlendikten sonra yüz kızartıcı bir suç (zina) işlerlerse, onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısı (elli celde) uygulanır.                                         

Nisa 4. 34 Nüşuzundan/sadakatsizliğinden endişe ettiğiniz karılarınıza önce nasihat edin, bu yeterli olmazsa onları yataklarında yalnız bırakın, bu da fayda vermezse bir süre ayrı yaşayın. Bundan sonra size itaat ederlerse, artık onları cezalandırmak için başka yollar aramayın (boşamaya kalkmayın). Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.                                                                                                               

Nisa 4. 128 Bir kadın kocasının nüşuzundan/sadakatsizliğinden veya yüz çevirmesinden korkarsa, aralarında uzlaşma yapmalarında iki taraf için de günah yoktur, zira uzlaşmak hayırlıdır. İnsanın nefsi ise cimrilik ve bencilliğe çok meyillidir. Eğer siz (cimrilik ve bencilliği aşıp) iyilik yapar ve sorumlu davranırsanız bilin ki, Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

En’âm 6.151 Onlara de ki: Gelin size Allah’ın neleri haram kıldığını bildireyim! Allah’a hiçbir şeyi şirk/ortak koşmayın, Ana-babaya iyi davranın, açlık korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin çünkü sizin rızkınızı da çocuklarınızın rızkını da O verir, açık veya gizli hiçbir günaha ve hayasızlığa/fuhşiyata yaklaşmayın! Haklı bir sebep olmaksızın Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın! Allah bunları emretmektedir ki aklınızı kullanıp hata ve yanlışa düşmeyin.

A’raf 7. 80-84 Lût’u da kavmine elçi olarak gönderdik, onlara şöyle dedi: Sizden önce hiç kimsenin yapmadığı iğrenç bir şeyi/fuhşu siz nasıl yaparsınız? Kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yöneliyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan azgın bir kavimsiniz! Kavmi şu cevabı verdi: Memleketinizden çıkarın şunları, ne kadar da temiz insanlarmış böyle! Biz de Lût’u ve ona inanan ailesini kurtardık, fakat karısı geride kalıp helâk edilenlerden oldu. Üzerlerine pişmiş, sert taşlar yağdırdık. Günahkârların sonunun nasıl olduğunu bir düşün!                                           

Hûd 11. 77-82 Melekler Lût’a geldiklerinde, kavminin ahlâksızlığı yüzünden çok zor duruma düştü, göğsü daraldı ve: (Eyvah!) Bugün çok sıkıntılı bir gün olacak! dedi. Önceden (livata) yapmaya alışkın olan kavmi koşarak geldi. Lût onlara: Ey kavmim! (Misafirlerime sakın dokunmayın), İşte (kavmimin) kızları. Sizin için en temiz olanı kızlarla evlenmektir. Allah’tan korkun ve beni misafirlerime rezil etmeyin. İçinizde hiç akıllı adam yok mu? Onlar: Sen de biliyorsun ki, bizim senin (kavminin) kızlarında gözümüz yok, aslında sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun! dediler. Lût: Keşke size karşı koyacak bir gücüm ya da sağlam bir kaleye sığınabilme imkânım olsaydı! dedi. Melekler şöyle dediler: Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar asla sana zarar veremeyecekler. Sen geceleyin aile fertlerinle birlikte çık git ve içinizden hiç kimse arkasına bakmasın, geri kalmasın. Ama karın hâriç. Çünkü sapık kavminin başına gelecek olan âzab onun da başına gelecektir. Azabın zamanı sabah vaktidir ve sabah da çok yakın, onun için acele et! Nihayet âzab hükmümüz gelince, onların yaşadıkları bölgenin altını-üstüne getirdik ve üzerlerine pişmiş, sert taşlar yağdırdık.                              

Hicr 15. 72-74 Melekler: Ey Lût! Hayatın üzerine yemin ederiz ki, şehvet bunların başlarını döndürmüş, ne yaptıklarını bilmiyorlar! demişlerdi. Sonunda tan yeri ağarırken korkunç bir çığlık onları yakalayıvermişti. Şehrin altını-üstüne getirmiş ve üzerlerine pişmiş, sert taşlar yağdırmıştık.    

Nahl 16. 90: Gerçek şu ki Allah; adâleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder. Yüz kızartıcı işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor!                                                                                                                 

İsrâ 17. 32: Ve sakın zinaya yaklaşmayın! Çünkü o arsızca bir hayâsızlık ve çirkin bir yoldur. (17.32*24.2-3*25.68-70)                                              

Meryem 19. 16-26: Bu Kitap’ta Meryem’i de an. Hani o ailesinden ayrılarak doğu yönünde bir yere çekilmişti. Kendini onlardan olabildiğince uzak tutup sakınıyordu. Bu esnada Biz ona Ruh’u (Cebrail’i) gönderdik, Ruh ona insan şeklinde göründü. Meryem: Senden Rahman’a sığınıyorum. Eğer Allah’tan korkuyorsan bana yaklaşma! dedi. (Cebrail): Ben, Rabbinin sana gönderdiği bir elçiyim ve beni sana tertemiz bir erkek evlat bağışlamak için gönderdi! dedi. Meryem: Bana hiçbir erkek eli değmemişken, iffetsiz bir kadın da olmadığıma göre benim nasıl çocuğum olabilir ki! dedi. (Cebrail): Haklısın! dedi. Rabbin buyurdu ki: Bu Benim için çok kolaydır. Çünkü Biz onu insanlara bir delil ve katımızdan bir rahmet kılacağız. Bu karara bağlanmış bir hükümdür! Böylece (Meryem) çocuğuna hamile kaldı ve gözlerden uzak bir yere çekildi. Doğum sancıları onu bir hurma ağacının dibine sürükledi. Keşke öleydim de adı sanı unutulup gidenlerden olaydım! diye hayıflandı. Aşağıdan (biri) ona şöyle seslendi: Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su akıttı. Hurma ağacını da kendine doğru silkele, üzerine taze hurmalar dökülsün. Ye-iç gözün aydın olsun! İnsanlardan birini görürsen: Ben Rahmana susma orucu adadım, bu yüzden bugün hiç kimseyle konuşmayacağım! diye işaret et.                                                 

Meryem 19. 27-28 Nihayet onu (İsa’yı) kucağına alarak kavminin yanına döndü. Kavmi ona: Ey Meryem! Doğrusu sen kötü bir şey yapmışsın (bir çocuk peydahlamışsın)! Ey Harun (soyundan gelen kavmin) kız kardeşi!  Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi! dediler.                                

Nûr 24. 2-3 Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz celde (kırbaç) vurun. Allah’a ve Âhiret Günü’ne inanıyorsanız onlara olan acıma duygunuz sizi Allah’ın hükümlerini uygulamaktan alıkoymasın, inananlardan bir gurup da onlara uygulanan cezaya tanıklık etsin. Zina yapan erkek ancak zinakâr bir kadınla, zina yapan bir kadın da ancak zinakâr bir erkekle evlenebilir. Zaten bu (gibi insanlarla evlenmek) müminlere çirkin gösterilmiştir (günahtır).  (17.32*24.2-3*25.68-70)                                                                                      

Nûr 24. 4-5 Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup da bunu ispat için dört şahit getiremeyenlere (iftira cezası olarak) seksen celde (kırbaç) vurun ve onların şahitliğini asla kabul etmeyin. Çünkü onlar fâsıktırlar. Ancak bunun ardından tevbe ederek kendini düzeltenler müstesnadır. Çünkü Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.                                                                                     

Nûr 24. 6-7 Kendinden başka şahitleri olmadığı halde eşlerini zinayla suçlayan kimselere (kocalara) gelince; onların şahitliği: Kendisinin doğru söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit göstermesi, beşincisinde de eğer yalan söylüyorsam Allah’ın lâneti benim üzerime olsun! demesidir. (Böylece koca iftira cezasından kurtulur.)                                                                                                                                     

Nûr 24. 8-9 Fakat (kadın) kocasının yalan söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit gösterir, beşincisinde de eğer kocam doğru söylüyorsa Allah’ın lâneti benim üzerime olsun! derse (kadın zina cezasından kurtulur). [İslamî literatürde buna Lânetleşme denilmektedir.]                                 

Nûr 24. 11-13 (Rasulün eşine) bu ağır iftirayı atanlar sizin içinizdeki bir gruptur (münafıktır). Bu yapılanı kendiniz için bir kötülük sanmayın, aksine bu sizin için bir iyiliktir. Onlardan her birine günah olarak işlediğinin karşılığı ceza vardır. Elebaşı olan ve bu büyük günahı yüklenen (Abdullah b. Ubey) için de çok büyük bir âzap vardır. Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın müminlerin kendi vicdanları ile hüsn-ü zanda bulunup da: Bu apaçık bir iftiradır! demeleri gerekmez miydi? Onların (iftiracıların) da bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki şahitler getiremediler öyleyse onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler.                                                                         

Nûr 24. 14-17 Allah’ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı; içine daldığınız bu iftiradan dolayı dünyada ve âhirette size mutlaka büyük bir âzap isabet ederdi. Çünkü siz bu iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağzınızda geveleyip duruyordunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz, halbuki bu Allah katında çok büyük (günah) tır. Onu duyduğunuzda: Bu konuda konuşmak bize yakışmaz! Bu çok büyük bir iftiradır! demeniz gerekmez miydi? Eğer inanmış kimselerseniz, Allah bir daha böyle bir (iftiraya) asla bulaşmamanızı tavsiye eder.                                                                           

Nûr 24. 19 Müminler arasında hayasızca söylentilerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da, âhirette de elem verici bir âzap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.                                                                                                                            

Nûr 24. 22 İçinizden servet sahibi kimseler; akrabaya, yoksullara, Allah yolunda hicret etmiş olanlara (mallarından) vermeyeceklerine dair yemin etmesinler, affedici ve bağışlayıcı olsunlar. Hem Allah’ın sizi bağışlaması hoşunuza gitmez mi? Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.                                                           

Nûr 24.23 Hiçbir şeyden habersiz, iffetiyle yaşayan mümin kadınlara (zina) iftira edenler, dünyada ve âhirette lânetlenmişlerdir ve onlar için büyük bir azap vardır.                                                                                                                                     

Furkân 25. 68-70 Onlar (Rahman’ın has kulları), Allah ile birlikte başka bir tanrıya kulluk etmezler/şirk koşmazlar. Allah’ın haksız yere öldürülmesini haram kıldığı cana kıymazlar. Zina da etmezler. Kim bunları yaparsa günâha batmış/ günâhı katlanmış olur. Kıyamet Günü’nde de azabı tadar, horlanmış/hâkir bir halde cehennemde kalakalır. Ancak tevbe ederek, iman edip salih amel işleyenler müstesnadır. Allah bunların kötü gidişatını iyi gidişata çevirecektir. Allah tarifsiz bir bağışlayıcı ve eşsiz bir merhamet kaynağıdır. (17.32*24.2-3*25.68-70) Neml 27. 57-58 Biz Lût’u ve ailesini, ona inananları kurtardık, ancak karısı hariç. Çünkü Biz, onun geride kalanlarla beraber helâk olmasını takdir etmiştik.                                

Ankebût 29. 33-34 Melekler geldiğinde Lût, kavminin gelen misafirlere sarkıntılık edecekleri endişesine kapılarak ne yapacağını şaşırdı. Melekler ona: Korkma ve bizim için tasalanma; seni, aileni ve sana inananları kurtaracağız. Ancak karın hariç, o geride kalıp helâk olanlar arasında olacak! dediler. Biz yaptıkları ahlâksızlıklar sebebiyle bu beldenin halkına gökten bir âzab indireceğiz (üzerlerine pişmiş, sert taşlar yağdıracağız).                                   

Ahzâb 33. 30 Ey Nebi hanımları! İçinizden her kim açık bir hayasızlık yaparsa onun âzabı (mümin hür kadınlara göre) ikiye katlanır, zira bu Allah için çok kolaydır.                                                                                                                                    

Ahzâb 33. 36 Allah ve Rasulü bir hüküm verdiği zaman, hiçbir mümin erkek ve mümin kadının (başka bir) tercih hakları yoktur. Kim Allah ve Rasulünün emrine aykırı hareket ederse işte o apaçık bir sapıklığa gömülmüş olur.                                 

Şûrâ 42. 40 Kötülüğün karşılığı, ona denk bir cezadır. Fakat kim bağışlar ve barış yolunu seçerse onun mükâfatı Allah’a aittir, Allah zâlimleri sevmez.  Fâtır 35. 45 Eğer Allah, işledikleri günahlardan dolayı insanları (derhal) cezalandıracak olsaydı yeryüzünde (helâk edilmedik) bir tek canlı bırakmazdı, fakat O, belirlenmiş bir vakte kadar onlara mühlet tanır. Belirlenen süre geldiğinde de onların cezasını tam olarak verir. Çünkü Allah, kullarının bütün yaptıklarını görmektedir.                                                                                           

Mümtehine 60.12 Ey Nebi! (Mekke’den hicret ederek) senin yanına gelen mümin kadınlar: Allah’a şirk koşmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, zina etmeyeceklerine, kız çocuklarını öldürmeyeceklerine, gayri meşru doğurdukları çocuklarını kocalarına nispet etmeyeceklerine, ilahî emirlere uyma konusunda sana karşı gelmeyeceklerine dair sana biat ederlerse, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile! Çünkü Allah, çok affedici ve çok merhametlidir.

YORUM:                                                                                                                                          

A) KUR’AN: ZİNA YAPAN KADIN VE ZİNA YAPAN ERKEKTEN HER BİRİNE YÜZ CELDE VURUN! DİYOR. ASLA RECM CEZASINI EMRETMİYOR!    Nûr 24.2-3 Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz celde/kırbaç vurun. Allah’a ve Âhiret Günü’ne inanıyorsanız onlara olan acıma duygunuz sizi Allah’ın hükümlerini uygulamaktan alıkoymasın, inananlardan bir gurup da onlara uygulanan cezaya tanıklık etsin.                   

Nûr 24.2-3 âyetler onlara ceza olarak yüz celde/kırbaç vurulmasını ve ayrıca: Zina eden kadınların zinakâr bir erkekle, zina eden erkeklerin de zinakâr bir kadınla evlenebileceğini söylüyor. Yani onlar namuslu birisiyle evlenemezler, ancak zinakâr birisiyle evlenebilirler. Ahirette uygulanacak cezanın ne olduğunu ise; Furkân 25.68-70 âyetlerde ebedî cehennem olduğu ifade edilmektedir. Ancak tevbe ederek, iman edip salih amel işleyenler bundan müstesnadır.                                                                                                                                                                                   

Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz celde/kırbaç vurulacağını hiçbir tereddüt ve hiçbir tevile yer bırakmayacak şekilde açıkça ifade edildiği halde,  Kur’an’nın bu açık hükmünü yok sayarak recm cezasının uygulanacağını söylemek Kur’an’ın bu âyetini inkâr etmek demektir ki: Kur’an’ın bir âyetini inkâr eden, bütün âyetlerini inkâr etmiş sayılır!  Sadece bu âyet bile, recm cezasının olmadığının yeterli bir delili olmasına rağmen, başka âyetler de recm cezasının olmadığını teyit etmektedir.                                                                                                                 

B) ZİNA YAPAN KADINLAR EĞER (EVLENMİŞ ESİR KADINLAR VEYA NEBİ HANIMLARI) İSELER ONLARA VERİLECEK CEZALAR HÜR KADINLARA VERİLEN CEZALARDAN FARKLI OLACAKTIR:                                                                                         

Nisa 4. 25 Esir kadınlar evlendikten sonra yüz kızartıcı bir suç (zina) işlerlerse, onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısı uygulanır. Esir kadınlar evlendikten sonra zina ederlerse onlara verilecek ceza hür kadınlara verilen cezanın yarısı olacağına göre recm cezası eğer var olsaydı; yarım recm cezası diye bir şey olamayacağına göre, lafzı var fakat hükmü yok! şeklinde tuhaf bir durumla karşı-karşıya kalınacaktı. Böyle bir şeyi düşünmek bile akla ve mantığa aykırıdır.                                                                                  

Ahzâb 33. 30 Ey Nebi hanımları! İçinizden her kim açık bir hayasızlık yaparsa onun âzabı (mümin hür kadınlara göre) ikiye katlanır, zira bu Allah için çok kolaydır! Bir an için recm cezasının var olduğunu kabul edersek, bunu ikiye katlamak mümkün olmadığına göre Nebi hanımlarına recm cezasının iki kat olarak uygulanması da imkansız olacaktı. Bu âyet de, recm cezasının Kur’an’da olmadığının diğer bir delilidir.                                              

C) ZİNA YAPAN KADINLARA RECM CEZASI UYGULANSAYDI ONLAR ÖLMÜŞ OLACAKLAR VE ZİNAKÂR BİR ERKEKLE EVLENMELERİ DE SÖZ KONUSU OLMAYACAKTI!                                                                                                                                                                                                         

Nûr 24.3: Zina yapan erkek ancak zinakâr bir kadınla, zina yapan bir kadın da ancak zinakâr bir erkekle evlenebilir. Recm cezası uygulansaydı, zina yapan kadınlar ölmüş olacaklarından onların zinakâr bir erkekle evlenmesi de söz konusu olamayacaktı. Dolayısıyla âyet yine hükümsüz mü kalacaktı?

D) ZİNA YAPAN KADINLARA RECM CEZASI UYGULANSAYDI ONLARIN TEVBE ETME VE AF VE MAĞFİRET DİLEME FIRSATLARI DA OLMAYACAKTI!                                                       

Fâtır 35. 45 Eğer Allah, işledikleri günahlardan dolayı insanları (derhal) cezalandıracak olsaydı yeryüzünde (helâk edilmedik) bir tek canlı bırakmazdı, fakat O, belirlenmiş bir vakte kadar onlara mühlet tanır. Belirlenen süre geldiğinde de onların cezasını tam olarak verir. Çünkü Allah, kullarının bütün yaptıklarını görmektedir. Eğer recm cezası gerçekten var olsaydı, zina suçunu işleyenlerin daha sonra tevbe etme ve af ve mağfiret dileme şansları kalmayacak yani tevbe kapısı onlara kapatılmış olacaktı. Dolayısıyla bu âyet de hükümsüz kalacaktı.              

Bütün bu âyetlerin ışığında, KUR’AN’DA RECM CEZASI YOKTUR! diyorum.                                                                                                                   

E) HZ. MERYEM VALİDEMİZE RECM CEZASI UYGULANMAMIŞTIR! (Zaten, Hz. Meryem validemizin söz konusu günahı işlemesi de asla söz konusu değildir.)                                                                               

Meryem 19.27-28: Meryem, İsa’yı kucağına alarak kavminin yanına döndüğü vakit kavmi ona: Ey Meryem! Doğrusu sen kötü bir şey yapmışsın (bir çocuk peydahlamışsın)! Ey Harun (soyundan gelen kabilenin) kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi! (Böyle diyerek onun iffetli bir aileden geldiği halde, kötü bir şeyi nasıl yaptığını? söyleyip onu kınamalarına rağmen Hz. Meryem validemize recm cezası uygulamadılar!)                                                                                                                                                                                     

Kavmi; Hz. Meryem’in Harun (a.s.) soyundan geldiğini söylemekte ve Musa’nın (a.s.) Allah’ın Nebi’si ve Rasulü olduğunu bilmektedir. Dolayısıyla Musa’nın (a.s.) şeriatından haberdardır. Eğer, bazılarının iddia ettikleri gibi, Musa’nın (a.s.) şeriatında recm cezası olsaydı; kavmi ona: Ey Meryem! Doğrusu sen kötü bir şey yapmışsın (bir çocuk peydahlamışsın)! diyerek kınadıktan sonra; recm cezasını uygulamaya kalkmaları gerekirdi! Aksi halde: Allah’ın emirlerine aykırı davranmış olurlardı. Daha da önemlisi; Allah’ın Nebi’si olan Zekeriya (a.s.) da onların içinde yaşamaktadır. Musa’nın (a.s.) şeriatında var olduğu söylenen recm cezası eğer iddia edildiği gibi gerçekten var olsaydı, Zekeriya’nın (a.s.) bundan kesinlikle bilgisi ve haberi olurdu ve Hz. Meryem’e recm cezası uygulatması gerekirdi. Zekeriya’nın (a.s.), Hz. Meryem’e recm cezası uygulatmadığı kesin olduğuna göre; bu durum Musa’nın (a.s.) şeriatında recm cezasının olmadığının diğer bir delilidir. Şu hususa da özellikle ve önemle işaret edelim ki Hz. Meryem validemiz asla bu günahı işlememiştir. Fakat kavmi onun bu günahı işlediğini zannetmiş ve: Ey Meryem! Doğrusu sen kötü bir şey yapmışsın (bir çocuk peydahlamışsın)! diye mesnetsiz olarak suçlamaya kalkmıştır. Bunlar; (tahrif edilmemiş) Tevrat’ta, recm cezasının olmadığının delilidir.

Rasulullah’ın, zina yapanlara verilecek cezayla ilgili âyetler kendisine gelmeden önce; zina eden birkaç Müslümana, Musa’nın (a.s.) şeriatına göre recm cezası uygulattığı, ayrıca Yahudi olanlardan zina yapanlara ne ceza verilmesi gerektiğini kendisine soranlara da, Musa’nın (a.s) şeriatında olan recm cezasını uygulamalarını tavsiye ettiği şeklindeki hadislerin de sahih olmadıklarının diğer bir delilidir.                               

F) ZİNA YAPAN ERKEKLERE DE RECM CEZASI UYGULANACAK MIDIR?                           

Zina fiili ve suçu; biri kadın, diğeri erkek olan iki kişi tarafından işlenmektedir. Zina yapan kadınlara recm cezası uygulanmalı diyenler, bu kadınla zina yapmış olan erkeğe neden recm cezası uygulanmalı demiyorlar? Kadını cezalandırıp, erkeği cezadan muaf tutmanın mantığı ve dayanağı var mıdır? Elbette böyle bir şeyin hiçbir izahı yoktur ve olamaz. Kur’an’ın açık hükümlerine rağmen, recm cezası vardır diyenler bu görüş ve yorumlarını tekrar-tekrar gözden geçirmelidirler.                                                                                                                          

G) İFFETLİ KADINLARA ZİNA İFTİRASINDA BULUNANLAR HEM DÜNYADA HEM DE AHİRETTE CEZAYA UĞRATILACAKLARDIR. (Nûr 24.11-17,19,23)                                    

SONUÇ OLARAK:                                                                                                       

KUR’AN’DA RECM CEZASI YOKTUR!                                                                          

TEVRAT’TA DA RECM CEZASI YOKTUR!

(Harun Sorkun-Mayıs.2019/GG2 Aralık 2020)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

X