24 Eylül 2021 Cuma
MENÜ
SON YAZILAR

12) SECAVEND TEFSİRİ Âyetleri anlamada Secavend’in olumsuz rolüne bir örnek: Al-i İmran:7) 

KONULU TEFSİRLER:12. SECAVEND TEFSİRİ

(ÂYETLERİ ANLAMADA SECAVEND’İN OLUMSUZ ROLÜNE ÖRNEK)

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.

Bismillahirrahmanirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

.

SECAVEND NEDİR:                                                                                                           

*Google Notu: Ebu Abdullah Muhammed b. Tayfur es-Secavendi el Gaznevi. Gazne’nin Secavend köyünde doğmuştur, (ö. 560/1165). Kur’an’ın doğru okunabilmesi için, metinde olmadığı halde sonradan ilave edilen vakfe/durak ve geçiş yerlerini gösteren işaretlere bu kişinin adına izafeten Secavend denilmiştir.

*Prof. Ekrem Buğra Ekinci:

Dinî Lügat, Sayfa-543: Kur’an’ın manasına uygun ve doğru okunabilmesi için durak ve geçiş yerlerini gösteren cim, mim, ze, tı, sad gibi işaretlere Secavend denir.

*Mustafa İslâmoğlu:

Kur’an’ı anlama yöntemi-Tefsir Usülü, Sayfa 156-157: Kur’an’a sonradan konulan işaretlerden biri de, Kur’an’daki durakları ifade eden Secavend’lerdir. Muhammed b. Tayfur es-Secavendi (Ö. 560/1165), bugünkü noktalama işaretlerine benzeyen bir yöntemi Mushaf’a uyarladı. Bununla amaçlanan, Kur’an okuyanın nefesini anlama/manaya göre ayarlamasını sağlamak, dur-geç noktalarını doğru göstermekti. Kur’an’ı okuma ve anlamayı kolaylaştırma amacı taşıyan bu noktalama, harflerle kodlandı. Secavendi’ye ait durakların kod harfleri ve anlamları şudur: Kıf: Dur. : Mutlaka dur. Mim: Dursan iyi olur. Cim: Durman iyi, geçmen caizdir. Sâd: Nefesin yetmiyorsa dur, sonra da kaldığın yerden devam et. Kaf: Mecbur kalmadıkça durma. Lâm-Elif: Asla durma. Ze: Durmasan iyi, durman caizdir. İkiz üç nokta (Muâneke vakfı): Birinde durursan diğerinde geç. Ayn: Parağraf sonu, bölüm tamamlandı, namazda rükuya varabilirsin.

Fakat bu duraklar bazen isabetsiz, bazen de asla olmaması gereken yerde bulunmaktadır. Özellikle paragraf ve konu değişimini ifade eden aynlar çoğu zaman ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Zira aynlar, bazen bölünmesi asla doğru olmayan paragraf ortalarına denk gelmekte, eğer ayn’a uyulursa söz belinin tam ortasından kırılmış olmaktadır. Biz mealimizde ve tefsirimizde Secavendi’nin ayn’larına aldırmaksızın baştan sona Kur’an’ı anlam eksenli olarak paragraflandırma çabasına giriştik. Tabii ki, aynlar için geçerli olan, diğer işaretler için de söz konusudur.                                              

*Prof. Zeki Duman: Secavendi’nin Manaya Tesir Eden Önemli Üç Durak Hatası Sayfa 42-50 www.zekiduman.com)                                                                         

(Hicri 560 yılında vefat eden Secavendi’nin, Rasulullah’tan yaklaşık beş yüz sene sonra yaşamış olduğunu, dolayısıyla Secavend işaretlerinin de Kur’an’ın Mushaf olarak toplanmasından yaklaşık beş yüz sene sonra kullanılmış olduğuna dikkat etmek gerekmektedir. H.S.)

A.ÂYETİN DOĞRU MEALİ ŞÖYLEDİR:                                                     

Al-i İmran 3.7 Bu Kitab’ı/Kur’an’ı sana indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem/açıkça anlaşılan ve hüküm bildiren âyetlerdir, bunlar Kitab’ın anasını/esasını teşkil ederler, diğerleri ise müteşabih/benzeşen âyetlerdir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu arzularına göre tevil etmek/yorum yapmak için müteşabih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini/yorumunu ancak Allah ve biz buna inanırız hepsi de Rabbimiz katındandır diyen ver râsihûne fil ılmi/ilimde derinleşmiş olanlar bilir. Gerçekten de bunları illâ ulûl elbâb/aklı selim ve sağduyu sahiplerinden başkası düşünüp anlayamaz. (2.269*3.7*4.162*11.1-2*39.23)                                                                                                                         

(NOT: Kur’an meali ve Tefsiri olarak faydalandığım kaynaklardan benim bu görüşümü paylaşan müelliflerin isimleri: Akın,A-Atay,H-Bayraklı,B-Eliaçık,Rİ-Cihangir,S-İslamoğlu,M (Bk.39.23 dipnot:27)-Mâtürîdî,EM-Özdemir,G-Öztürk,YN-Şener,AK-Tekin,A-Yılmaz,H-Yüksel,E (Edip Yüksel, Mesaj, Kuran Çevirisi 15. Baskıda: ”Onların tevilini yalnızca Allah bilir.” Şeklinde meal verdiği halde, YouTube’da “Onların tevilini Allah ve ilimde derinleşenler bilir” şeklinde meal vermiştir.)

B.ÂYETİN HATALI MEALİ ŞÖYLEDİR:

Al-i İmran 3.7 Bu Kitab’ı/Kur’an’ı sana indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem/açıkça anlaşılan ve hüküm bildiren âyetlerdir, bunlar Kitab’ın anasını/esasını teşkil ederler, diğerleri ise müteşabih/benzeşen âyetlerdir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu arzularına göre tevil etmek/yorum yapmak için müteşabih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini/yorumunu ancak Allah bilir. Ver râsihûne fıl ilmi/ilimde derinleşmiş olanlar, biz buna inanırız hepsi de Rabbimiz katındandır derler. Gerçekten de bunları illâ ulûl elbâb/aklı selim ve sağduyu sahiplerinden başkası düşünüp anlayamaz. (2.269*3.7*4.162*11.1-2*39.23)

Hatalı meal verilmesinin sebebi, Secavend işaretlerinden birisi olan vakfenin/dur işaretinin Halbuki onun tevilini/yorumunu ancak Allah bilir’den hemen sonraya konulmuş olmasıdır.

Müteşabih âyetlerin tevilini/yorumunu ancak/sadece Allah bilir dendiğinde; Allah Rasulü dahil hiç kimsenin bilmesi mümkün değildir demektir. Tevilini/yorumunu hiç kimsenin bilemediği âyetlerden insanların sorumlu olmalarını söylemek de Kur’an’a uygun değildir. Hal böyle olunca; Allah bu âyetleri niye indirdi sorusu cevapsız kalacaktır ki bu bir çıkmaz sokaktır. Kur’an’ın yarıdan fazlasının müteşabih âyetlerden meydana geldiğini söyledikleri halde, müteşebih âyetlerin tevilini/yorumunu sadece Allah bilir şeklinde mana vermiş olanların; Kur’an âyetlerinin yarıdan fazlasının tevilinin/yorumunun Allah’tan başka hiçbir kimse tarafından bilinemeyeceğini söylemiş olduklarını ve bunu bir defa daha düşünmeleri gerektiğini kendilerine hatırlatmayı bir görev sayıyorum.                 

BU KONUDA ÂYETLER NE DİYOR:

Bakara 2.269 (Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse ona çok büyük bir nimet bahşedilmiş demektir. Bunu ancak Ulü’l-elbâb/aklı selim ve sağduyu sahipleri anlar. (2.269*3.7*39.18)

Nisâ 4.162 Fakat onlardan ver râsihûne fıl ilmi/ilimde derinleşmiş olanlar ile iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler; namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, Allah’a ve âhiret gününe iman ederler. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.

Hud 11.1-2 Elif-Lâm-Râ! Bu Kitap, her şeyi yerli yerince yapan ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından âyetleri muhkem kılınmış ve ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu, Allah’tan başkasına kul olmamanız içindir. Ben de O’nun katından size gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.

Yûsuf 12.111 Bu Rasullerin kıssalarında aklını kullanan kimselerin çıkaracağı dersler vardır. Bu Kur’an, (insanların) uydurulabilecekleri bir söz değildir. O, kendinden öncekileri tasdik eder, her şeyi detaylı açıklar, iman eden kimselere de doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmettir.

İbrahim 14.4 Biz, mesajı açık ve net olarak iletmesi için her Rasulü kendi kavminin diliyle gönderdik. Allah, bundan sonradır ki; dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. O, Azîzdir, Hakîmdir.

İbrahim 14.52 Bu (Kur’an) insanlar için bir mesajdır. Artık onunla uyarılsınlar ve bilsinler ki tek ilâh Allah’tır. Akıl sahipleri düşünüp bundan ibret alsınlar!

İsrâ 17.41 Biz bu Kur’an’da hakikatı tüm ayrıntılarıyla açıkladık ki düşünüp ders alabilsinler, fakat (inatları yüzünden) bu onların nefret edip uzaklaşmalarına yol açtı.

İsrâ 17.89 Kur’an’da insanlara her örneği ayrıntılarıyla açıkladık. Ama insanların çoğu, nankörlük ederek her şeye direnirler.

Meryem 19.97 İman edenlere onunla müjde vermen ve inkâr edenleri de onunla uyarman için Kur’an’ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık.

Tâhâ 20.113 İşte böylece onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Tüm uyarıları bütün boyutlarıyla ortaya koyduk ki, belki Allah’a karşı sorumlu davranırlar veya onlara bir ibret olur.

Şuara 26.1-2 Tâ-Sîn-Mîm! Bunlar, apaçık ve açıklayıcı olan Kitab’ın /Kur’an’ın âyetleridir.

Kasas 28.2 Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir.

Sâd 38.29 Bu bereketli Kitab’ı/Kur’an’ı sana indirdik ki, insanlar onun mesajları üzerinde iyice düşünsünler ve ulul-elbâb/aklı selim ve sağduyu sahipleri ondan ders alsınlar.

Zümer 39.18.Sözü dinleyip onun en güzeline uyan kullarımı müjdele! Allah’ın doğru yola yönelteceği kimseler işte bunlardır. Bunlar, ulül elbâb/aklı selim ve sağduyu sahipleridir.

Zümer 39.23 Allah sözlerin en güzelini, müteşabih/benzeşen ve mesânilerden/ikişerlilerden oluşan bir Kitap olarak indirmiştir. Rablerine derin bir saygı duyanların ondan tüyleri ürperir, sonra Allah’ın rahmetini hatırladıklarında kalpleri ve tüyleri yumuşar, sakinleşir. İşte bu Allah’ın hidayetidir, dileyeni doğru yola eriştirir. O’nun saptırdıkları kimseleri ise hiç kimse doğru yola iletemez.

Zümer 39.27 Biz Kur’an’da, insanların düşünüp ders almaları için her türlü olayı örnek olarak verdik.

Zümer 39.28 Hem de bunları, içinde hiçbir eğrilik ve hiçbir çelişki olmayan Arapça indirdiğimiz bir Kur’an olarak anlattık ki Allah’a karşı sorumlu davranabilsinler.

Fussilet 41.1-3 Hâ-Mîm. Bu, Rahman ve Rahîm olan Allah’ın katından indirilmiştir. Âyetleri, bilen bir topluluk için ayrıntılı olarak açıklanmış Arapça okunan bir Kitaptır.

Fussilet 41.44 Eğer onu yabancı dilde okunan bir Kitap olarak indirseydik onlar mutlaka: Bu Kitab’ın âyetlerinin/Arapça olarak ayrıntılı bir şekilde açıklanması gerekmez miydi? Bir Arab’a yabancı dilde bir kitap öyle mi? derlerdi. De ki: O, inananlar için bir rehber ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalıdır. Onlara uzak bir yerden seslenilmekte gibi davranıyorlar.  

Şûrâ 42.7 İşte böyle; Anakent/Mekke halkını ve çevresindekileri kendisinde hiç şüphe bulunmayan Mahşer Günü ile uyarman için sana Arapça (okunan) bir Kur’an vahyettik. O Gün, insanların bir kısmı cennette, bir kısmı da cehennemde olacaktır.

Zuhruf 43.2-4 Hakkı açıklayan, apaçık/mübin Kitab’a andolsun ki, düşünüp anlamanız için Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. O, katımızdaki Ana Kitap’ta/Levh-i Mahfûz’da bulunan pek yüce ve hikmet dolu bir Kur’an’dır.

Duhân 44.58 Bunu/Kur’an’ı senin dilinle kolay anlaşılır hale getirdik ki akıllarını başlarına alsınlar.[1] 

Kamer 54.17 Andolsun, Biz Kur’an’ı, düşünüp öğüt almanız için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu? 

Kamer 54.22 Andolsun, Biz Kur’an’ı, düşünüp öğüt almanız için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu? 

Kamer 54.32 Andolsun, Biz Kur’an’ı, düşünüp öğüt almanız için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu? 

Kamer 54.40 Andolsun,  Biz Kur’an’ı, düşünüp öğüt almanız için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu? 

SONUÇ:

Sana bu Kitab’ı/Kur’an’ı indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem/açıkça anlaşılan ve hüküm bildiren âyetlerdir, bunlar Kitab’ın anasını/esasını teşkil ederler, diğerleri ise müteşabih/benzeşen âyetlerdir. İçlerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu arzularına göre tevil etmek/ yorumlamak için müteşabih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini/yorumunu yalnız Allah ve biz buna inanırız hepsi de Rabbimiz katındandır diyen râsihûne fil ilmi/ilimde derinleşmiş olanlar bilir. Gerçekten de bunları sadece ulül elbâb/aklı selim ve sağduyu sahipleri düşünüp anlayabilir. (3.7)

Yukarıdaki âyetler, Kur’an’ın apaçık ve anlaşılır olduğunu gösteren âyetlerden sadece birkaçıdır. Buna benzer onlarca âyeti daha delil göstermek mümkündür.

Hatalı bir yere konulan vakfe/durak işareti dikkate alınarak birçok meal ve tefsirde, M. İslamoğlu’nun ifadesiyle; söz belinin tam ortasından kırılmış ve âyete hatalı manaların verilmesine yol açmıştır. Halbuki diğer âyetlerle birlikte ve Kur’an’ın bir bütün olarak ele alınması halinde âyete doğru mana verilmesi son derece kolay olmaktadır.

Allah, insanlara sadece Gayb ve Son Saat/Kıyametin Kopacağı Saat hakkında bilgi vermemiştir. Kur’an’ın indiriliş gayesi; insanların Kur’an’ın hükümlerini anlayarak hayatlarına tatbik etmelerini temin etmektir. Gönderilen bütün Nebi/Rasullerin görevi de insanları vahyin hükümleriyle müjdelemek ve uyarmaktır.

Araf 7.187.Sana Kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi sadece Rabbimin katındadır…

Neml.27.65.De ki: Göklerde ve yerde bulunanların hiçbiri gaybı  bilmezler. Gaybı sadece Allah bilir.

Lokman 31.34.Şüphesiz ki, Kıyametin ne zaman kopacağına dair bilgi yalnız Allah katındadır…

(Kasım.2019-GG1-Ağustos 2021-Harun Sorkun)


Kamer 17'de "doğru bilgiye ulaşsınlar" diye mana verilmiş