24 Eylül 2021 Cuma
MENÜ
SON YAZILAR

3) ŞEFAAT TEFSİRİ

KONULU TEFSİRLER: 3. ŞEFAAT TEFSİRİ

Eûzu bi’llahimin’eş-şeytânir-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. (Nahl 16.98)

Bismillâhirrahmânirrahıym/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

A) ŞEFAATLA İLGİLİ ÂYET MEALLERİ:

Fatiha 1.5 Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Sen’den yardım dileriz.

Bakara 2.47-48: Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve bir zamanlar sizi çağdaşlarınıza üstün kıldığımı aklınızdan çıkarmayın! Öyle bir günden sakının ki O gün (Mahşer Günü); hiçbir kimsenin diğerine faydası dokunmayacak, hiç kimseden şefaat kabul edilmeyecek, hiç kimseden kurtuluş akçesi alınmayacak ve hiçbir kimse asla yardım göremeyecektir. 

Bakara 2.122-123: Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi çağdaşlarınıza üstün kıldığımı aklınızdan çıkarmayın! Öyle bir günden (Mahşer gününden) sakının ki: O gün hiçbir kimse bir başkasının günahını yüklenemez, hiçbir kimseden fidye kabul edilmez, şefaatin kimseye faydası olmaz ve hiçbir kimse bir başkasından yardım da göremez.

Bakara 2.254: Ey iman edenler! İçinde hiçbir alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı bir gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Bunu görmezlikten gelenler, zalimlerin ta kendileridir.

Bakara 2.255: O, Allah’tır. O’ndan başka ilah yoktur. Mutlak diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağıdır, O’nu ne gaflet basar ve ne de uyku. Göklerde ve yerde olan her şey O’nundur. O’nun izni olmadan katında şefaat edecek olan kimmiş bakayım? Onların önlerinde (açıkta) olanı da, arkalarında (gizlide) olanı da O bilir. Onlar, O dilemedikçe O’nun ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun hakimiyeti, gökleri ve yeri kapsamaktadır. Bunları gözetip korumak O’na ağır gelmez. O, yüce ve azametli olandır. (Ayet-el Kürsü) (21.28*34.23*39.44*74.48)

Âl-i İmran 3.103: Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın, ayrılığa düşmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşmandınız da Allah gönülleriniz birleştirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarındayken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. Doğru yolu bulmanız için, Allah size âyetlerini böyle açıklıyor.

Nisa 4.31: Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir makama yerleştiririz.

Nisa 4.48 Allah, kendisine şirk/ortak koşulmasını bağışlamaz, şirkten uzak kalan kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlar. Kim Allah’a şirk/ortak koşarsa, O’na büyük bir iftira ederek korkunç bir günah işlemiş olur.

Nisa 4.69: Kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederse; Nebiler, Sıddıklar, Hakka şahit olanlar ve özü sözü bir olanlarla arkadaşlık edecektir.

Nisa 4.85: Kim güzel bir şeye şefaat/aracılık ederse ondan bir payı vardır. Kim de kötü bir şeye şefaat/aracılık ederse ondan bir payı vardır. Allah her şeyi görüp gözetmektedir.

(Burada anlatılan, dünyadaki şefaat/aracılık içindir. Ahirette kötü bir şeye şefaat söz konusu olamaz.)

Nisa 4.116 Allah, kendisine şirk/ortak koşulmasını bağışlamaz, şirkten uzak kalan kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlar. Kim Allah’a şirk/ortak koşarsa, O’na büyük bir iftira ederek korkunç bir günah işlemiş olur.

Mâide 5.118: (İsa) Eğer onlara azap edersen, şüphesiz onlar Sen’in kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, elbette Sen karşı konulmaz kudret sahibi, her işi yerli yerince yapansın.

En’âm 6.19 Onlara: “En güvenilir, en büyük şahit kimdir?” diye sor ve şöyle cevap ver: “Allah’tır; O, sizinle benim aramda şahittir. Bu Kur'an; sizi ve kendilerine ulaşan herkesi uyarmam için bana vahyedildi!” Onlara şimdi: “Allah ile birlikte başka ilahların olduğuna gerçekten şahitlik eder misiniz?” diye sor ve “Ben asla şahitlik etmem” diye cevap ver ve ekle: “O tek ilah’tır. Ben, sizin O’na ortak koştuklarınızdan uzağım.”

En’âm 6.51: (Ey Rasulüm!) Rablerinin huzurunda toplanma korkusu çekenleri, Allah’ın emir ve yasakları konusunda duyarlı olmaları için Kur’an ile uyar. Hesap Günü onların, Allah’tan başka ne bir dostu ve ne de O’nun azabından kurtaracak şefaatçisi olacaktır!

En’âm 6.70: Herkes yaptıklarının karşılığında hak ettiği azaba mahkûm olacak ve hiç kimsenin Allah’tan başka velisi/dostu da şefaatçısı da olmayacak ve fidye olarak her şeyini verse dahi kesinlikle kabul edilmeyecektir. Yaptıkları hiçbir şey (günâhlar) yakalarını bırakmayacaktır. İnkâr etmeleri sebebiyle onlara kaynar sudan bir içecek ve acıklı bir azap vardır.

En’âm 6.88: İşte bu yol Allah’ın gösterdiği yoldur, kullarından dilediğini bu yola (Nübüvvet) iletir. (Nebiler) Eğer Allah’a ortak koşmuş olsalardı bütün yaptıkları boşa giderdi.

En’âm 6.94: (Allah buyuracak ki) “Tıpkı sizi ilk yarattığımız gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz. Dünyada size verdiğimiz bütün nimetleri arkanızda bıraktınız. Allah’ın ortakları olduğunu ileri sürdüğünüz şefaatçilerinizi da yanınızda görmüyoruz. Onlarla aranızdaki bütün bağlar kopmuş, sizi kurtaracaklarına inandıklarınız şefaatçılarınız da sizi terk edip ortadan kaybolmuşlar!”

A’râf 7.6: Mahşer Günü, kendilerine Rasul gönderdiğimiz kimseleri hesaba çekeceğiz ve mesajı gönderdiğimiz Rasulleri de sorgulayacağız. (5.116-120)

A’raf 7.37 Uydurdukları bir yalanı Allah’a mal eden veya O’nun âyetleri karşısında yalana sarılandan daha zalim kim olabilir? Onlar, bu dünyada kendilerine yazılmış olan belli bir ömrü yaşayacaklar. Sonunda elçilerimiz (ölüm melekleri) canlarını almaya geldiklerinde: “Allah ile aranıza koyarak yardıma çağırdıklarınız nerede?” diye soracaklar, onlar da “Bizi yüzüstü bırakıp gittiler!” diye cevap verecekler. Böylece kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik edecekler.

A’râf 7.53: Onlar, iman etmek için Kıyametin gerçekleşmesini mi bekliyorlar? Onlar, Kıyamet günü geldiğinde: “Rabbimizin Rasullerinin bize bildirdikleri meğer gerçekmiş. Şimdi bize sahip çıkacak şefaatçılar acaba nerede? Yahut, dünyaya geri dönmenin ve orada önceden işlediğimiz günahların aksine Rabbimizin emirlerine uygun işler yapmanın bir yolu var mıdır?” diye boşuna çabalarlar. Onlar kendilerine yazık ettiler ve şefaatçı diye uydurdukları da kendilerini yüzüstü bırakıp gitti.

Tevbe 9.80: Onların (kâfirlerin) bağışlanmaları için Allah’tan ister af dile, ister dileme. Onlar için Allah’tan yetmiş kez af dilemiş olsan bile, Allah onları asla affetmeyecektir. Bunun sebebi, onların Allah’a ve Rasulü’ne ısrarla nankörlük etmeleridir. Zira Allah, yoldan sapmış kimseleri doğru yola iletmez.

Tevbe 9.113: Yakın akrabaları bile olsa cehennemlik oldukları açığa çıktıktan sonra, kâfirler için Allah’tan af dilemeleri Nebi’ye de, müminlere de uygun değildir.

Yûnus 10.3: Şüphesiz Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde (evrede) yaratan, sonra Arş’a hükümran olan, her şeyi ve her işi yerli yerince yöneten Allah’tır. O izin vermeden hiç kimse şefaat edemez. İşte sizin Rabbiniz olan Allah budur, yalnız O’na kulluk edin. Halâ düşünüp ibret almayacak mısınız?

Yûnus 10.18: Kendilerine faydası ve zararı da olmayacak şeyleri Allah ile aralarına koyarak onlara kulluk ediyorlar ve “bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimiz” diyorlar. De ki: “Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah onların ortak koştuğu şeylerden uzak ve yücedir.“

Yûnus 10.27: Kötülük yapmış olanlar, yaptıkları kötülüğün misliyle cezalandırılacaklardır. O Gün öyle bir aşağılanmaya mahkûm olurlar ki, Allah’ın gazabından koruyacak kimse de olmadığı için, sanki zifiri bir gecenin karanlığı sıvanmış gibi suratları kapkara kesilir. İşte bunlar cehennem ahalisidir, onlar da orada ebedi kalacaklardır.

Yunus 10.28-30 Herkesi huzurumuzda topladığımızda şirk koşanlara: “Siz, ilâh diye taptıklarınızın yanına geçin!” diyeceğiz ve onları ayıracağız. İlâh diye taptıkları onlara şöyle diyecekler: “Siz bize kulluk etmiyordunuz ki! Allah şahittir ki, sizin bize kulluk ettiğinizden bizim hiç haberimiz yoktu.” Orada herkes, daha önce yaptığının hesabını verecek ve Rableri olan Allah’ın huzuruna çıkarılacaklar, ilâh diye uydurdukları ise onları yüzüstü bırakıp gidecektir.

Yûnus 10.49: De ki: “Allah istemedikçe, ben kendim için dahi ne yarar sağlayacak ne de zararı önleyecek bir güce sahibim. Her ümmet için belirlenmiş bir süre vardır, süreler dolduğunda artık onu ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.”

Ra’d 13.23-24: Adn cennetleri bunlar içindir. Atalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanlarla birlikte oraya girerler. Melekler cennetin her kapısından yanlarına varırlar ve, “Sabrettiğiniz için size selâm olsun. Dünya hayatının en güzel sonucudur bu!” derler.

İsra 17.22 Allah’ın yanında sakın başka bir ilah edinme; eğer böyle yaparsan kınanmış ve tek başına bırakılmış olursun.

Meryem 19.87: O Gün Rahman’ın katında, kendisine söz ve izin verilenler dışında hiç kimse şefaat etme yetkisine sahip olamayacaktır.

Tâhâ 20.109: O Gün (Mahşer Günü), Rahman’ın izin verdiğinden ve konuşmasına rıza gösterdiğinden başkasının şefaatı fayda vermeyecektir.

Enbiyâ 21.28: Allah onların geleceğini de geçmişini de bilir. Onlar sadece Allah’ın razı olduğu kimselere şefaat edebilirler. Kendileri de O’nun korkusundan tir-tir titremekteler.

Mü’minûn 23.117 Gerçek böyleyken; kim Allah ile birlikte, ilah olduğuna dair hiçbir delil olmayan başka ilahlara dua ederse/taparsa, Rabbinin huzurunda bunun hesabını mutlaka verecektir. Şu bir gerçek ki, kâfirler asla kurtuluşa eremezler.

Şu’arâ 26.81-82: Beni öldürecek, sonra tekrar diriltecek olan da O’dur. Hesap Gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğum (tek zât) da O’dur.

Şu’arâ 26.100-101: (Cehennemlikler) Ama, şimdi ne bir şefaatçımız ne de candan bir dostumuz var?

Şuara 26.213 Allah ile birlikte sakın başkalarına ilah diye yalvarma. Yoksa azaba uğratılanlardan olursun.

Kasas 28.88 Allah’la beraber başka bir ilaha asla yalvarma! O’ndan başka ilah yoktur. Allah’ın dışında her şey yok olacaktır. Hüküm sadece O’nundur ve sonunda hepiniz O’na döndürüleceksiniz.

Rûm 30.13 (Günâhkârlar) Allah’a ortak koştukları varlıkların hiçbirinden şefaat göremeyecekler ve ortak koştukları varlıkları da inkâr edeceklerdir.

Secde 32.4 O Allah ki, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde (evrede) yaratmış, sonra da arşı hakimiyeti altına almıştır. O’ndan başka sizin ne bir dostunuz, ne de bir şefaatçınız vardır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?

Sebe 34.23 Allah katında, O’nun izin verdiklerinden başkasının şefaatı fayda vermez. Nihayet (Kıyametin) dehşeti onlardan giderilince: “Rabbiniz (sizin için) ne buyurdu?” diye sorarlar: “Hak neyse onu; zaten mükemmel olan da, büyük olan da sadece O’dur” diye cevap verirler.

Yâsin 36.23 O’nu bırakıp da başka ilâhlar edineyim, öyle mi? Eğer Rahmân bana bir zarar vermeyi dilemek isterse, onlar bana zerre kadar şefaat edemezler ve onlar beni kurtaramazlar.

Zümer 39.3 İyi bilin ki, Allah’ın dini tevhid dinidir. Allah ile aralarına evliya/yakın dost koyanlar ise, “bizi Allah’a yaklaştırmaları için onlara kulluk ediyoruz” derler. Allah, onların ayrılığa düştükleri konuda aralarındaki hükmünü elbette verecektir: Muhakkak ki Allah, yalancı ve inkâra saplanmış olanları doğru yola iletmez.

Zümer 39.19: (Rasulüm!) Cehennem ateşine düşen bu kimseyi kurtarmak senin elinde mi?

Zümer 39.43: Yoksa onlar Allah’ın (hayali) astlarından şefaatçılar mı buldular? De ki: “Onların hiçbir şeye güçleri yetmese, akılları ermese de mi?”

Zümer 39.44: De ki: “Şefaat yetkisi tamamıyla ve sadece Allah’a aittir. Göklerin ve yerin mutlak otoritesi de O’na aittir. Sonunda sadece O’na döndürüleceksiniz.”

Zümer 39.53: De ki: Allah şöyle buyurdu: “Ey kendi nefisleri aleyhinde haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günâhları bağışlar. Hiç şüphesiz O çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”

Zümer 39.54: “Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. Sonra kimseden yardım göremezsiniz!”

Zümer 39.55: “Hiç farkında olmadığınız bir esnada azap ansızın gelip çatmadan önce, Rabbinizden size indirilen en güzel söze (Kur’an’a) uyun!”

Zümer 39.65: Gerçek şu ki, (Rasulüm) sana da, senden öncekilere de: “Allah’a ortak koşacak olursan bütün yaptıkların boşa gider ve mahvolup gidenlerden olursun” diye vahyolunmuştur.

Mü’min 40.18: Onları yaklaşan Kıyamet Günü hakkında uyar ki, o vakit yürekler ağızlara gelir ve yutkunur dururlar. Artık zâlimler için ne candan bir dost, ne de sözü geçen bir şefaatçı bulurlar.

Zuhruf 43.86: Onların Allah’ın yanı sıra yalvardıkları şeyler, şefaat etme yetkisine sahip değildirler. Ancak, bilinçli bir şekilde hakka şahitlik edenler (Allah’ın izniyle ve O’nun izin verdiği ve razı olduğu kimselere) bunu yapabilirler.

Câsiye 45.10 Onların sonu cehennemdir. Ne dünyada kazandıkları bir fayda sağlayacak ne de Allah ile aralarına koydukları ilahları bir fayda sağlayacaktır? Onların hak ettikleri büyük bir azaptır.

Câsiye 45.23 Kendi arzusunu kendine ilah edinen kişi bilerek sapıklığı tercih ettiği için, Allah onu sapık saymış ve sanki kulağını ve kalbini mühürlemiş, gözüne de perde çekmiştir. Allah’ın sapık saydığı kişinin doğru yolda olduğunu kim söyleyebilir? Siz hâlâ düşünüp ders almayacak mısınız?

Ahkâf 46.5 Allah ile arasına koyarak, Kıyamet Gününe kadar kendisine cevap veremeyecek olanlara (ilah diye) yalvarıp-yakarandan daha sapık kim olabilir? Halbuki onlar, bunların yalvarıp-yakarmalarından bile habersizdirler.

Ahkâf 46.6 Bütün insanlar Mahşer Günü bir araya toplandıkları zaman, (ilah diye) yalvardıkları o kimseler müşriklere düşman kesilecek ve onların kendilerine tapınmalarını da şiddetle reddedecekler. (10.28*19.82*25.17)

Ahkâf 46.28 Allah’a yaklaştırsın diyerek, Allah ile aralarına koydukları ilâhları onlara yardım etseydi ya! Ama onları yüzüstü bırakıp kayboldular. Bunlar, yanlış yapmalarının ve yaptıkları iftiraların sonucudur.

Hucurât 49.16 (Rasulüm) de ki: “Allah’a dininizi siz mi öğreteceksiniz? Oysa Allah, göklerde ve yerde olanı bilir. Allah her şeyi tam olarak bilmektedir.”

Tûr 52.21 Nesillerinden, imanlı (inanıp güvenmiş) olarak kendilerini takip etmiş olanları da o müminlere katarız. Onların yaptıklarından bir şey de eksiltmeyiz. Çünkü herkesi, kendi kazandığı bağlar.

Necm 53.26 Göklerde nice melekler vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için onlara izin vermedikçe, şefaatları hiç kimseye en küçük bir fayda sağlamayacaktır.

Hadîd 57.15 Bugün (Mahşer Günü) artık ne sizden, ne de inkâr edenlerden hiçbir fidye kabul edilir. Varacağınız yer ateştir, size lâyık olan da budur. Ne kötü bir varış yeridir orası.

Mümtehane 60.3 Kıyamet gününde yakınlarınızın da çocuklarınızın da size bir faydası olmaz. Allah, O gün aranızı ayırır. Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.

Cîn 72.21-22 (Rasulüm) de ki: “Size ne zarar (ve yarar) verebilirim, ne de hidayet (ve dalâlete) götürebilirim.” De ki: “Allah’ın elinden beni hiç kimse kurtaramaz. O’ndan başka sığınacak bir yer de bulamam.”

Müddesir 74.48 Artık O Gün (Mahşer Günü) onların (günahkârların), şefaatlarını umdukları varlıkların hiçbir faydası dokunamayacaktır.

İnfitâr 82.18-19 Hesap Günü’nün ne olduğunu bilir misin? O Gün, hiç kimsenin başka birine fayda veremeyeceği gündür. O Gün hüküm tamamen Allah’ındır.

B) ŞEFAATIN TEFSİRİ:

Şefaat’in; bir arada olmak, birisine eşlik etmek, birisine arka çıkmak ve birisine aracılık etmek gibi mânaları vardır. İslamî litaratürde ise şefaat, mahşerde birisine aracılık etmek anlamında kullanılmaktadır. Bu çalışmamızda 34 sûredeki 72 âyette şefaatla ilgili âyetlerin meallerini yazdık. Bu âyetlerden hareketle konuyu açıklamaya ve yorumlamaya çalışalım:

B1) ŞEFAAT YETKİSİ YALNIZ ALLAH’A AİTTİR:

***Yalnız senden yardım dileriz. (1.5)

***Hiç kimseden şefaat kabul edilmeyecek. (2.48)

***Şefaatin kimseye faydası olmaz (2.123)

***Şefaatin olmayacağı bir gün gelmeden önce (2.254)

***O’nun izni olmadan katında şefaat edecek olan kimmiş bakayım? (2.255)

*** Hesap Günü onların, Allah’tan başka şefaatçısı olmayacaktır. (6.51)

***Hiç kimsenin Allah’tan başka şefaatçısı olmayacak. (6.70)

***Şimdi bize sahip çıkacak şefaatçılar acaba nerede? (7.53)

***O izin vermeden hiç kimse şefaat edemez. (10.3)

***Bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımız diyorlar. De ki: Allah onların ortak koştuğu şeylerden uzak ve yücedir. (10.18)

***De ki: “Allah istemedikçe, ben kendim için dahi ne yarar sağlayacak ne de zararı önleyecek bir güce sahibim. (10.49) (Rasulullah: Allah istemedikçe ben kendime bir yarar dahi sağlayamam derken; bazı insanlar başkaların cehennem azabından nasıl kurtarsın? Bunu aklınız hiç alır mı? Onlardan delil isteyin, kesinlikle size hikaye/masal anlatacaklar!)

***O Gün, Rahman’ın söz ve izin verdikleri dışında hiç kimse şefaat edemeyecektir. (19.87)

***O Gün Rahman’ın izin verdiğinden başkasının şefaatı fayda vermeyecektir. ((20.109)

***Onlar sadece Allah’ın razı olduğu kimselere şefaat edebilir. (21.28)

***(Cehennemlikler) Şimdi ne bir şefaatçımız var, ne de candan bir dostumuz var? (26.100-101)

***Hüküm sadece O’nundur ve sonunda O’na döndürüleceksiniz. (28.88)

***(Günâhkârlar) Allah’a ortak koştukları varlıkların hiçbirinden şefaat göremeyecekler. (30.13)

***O’ndan başka sizin ne bir dostunuz, ne de bir şefaatçınız vardır. (32.4)

***O’nun izin verdiklerinden başkasının şefaatı fayda vermez. (34.23)

***Onlar bana zerre kadar şefaat edemezler ve onlar beni kurtaramazlar. (36.23)

***(Rasulüm!) Cehennem ateşine düşen bu kimseyi kurtarmak senin elinde mi? (39.19) (Cehenneme düşeni Allah Rasulü kurtaramazken, kurtaracak olan kimmiş bir göreyim deyin ve ondan delil isteyin! Laftan başka bir delilleri asla olamaz!)

***Yoksa onlar Allah’ın (hayali) astlarından şefaatçılar mı buldular? Onların hiçbir şeye güçleri yetmez, akılları da ermez. (39.43)

***De ki: “Şefaat yetkisi tamamıyla ve sadece Allah’a aittir. (39.44)

***Zâlimler için ne candan bir dost, ne de bir şefaatçı bulurlar. (40.18)

***Onların Allah’ın yanı sıra yalvardıkları şeyler, şefaat etme yetkisine sahip değildirler. (43.86)

***Göklerde nice melekler vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için onlara izin vermedikçe, şefaatları hiç kimseye en küçük bir fayda sağlamayacaktır. (53.26)

***Artık O Gün (Mahşer Günü) onların (günahkârların), şefaatlarını umdukları varlıkların hiçbir faydası dokunamayacaktır. (74.48)

***O Gün, hiç kimsenin başka birine fayda veremeyeceği gündür. O Gün hüküm tamamen Allah’ındır. (82.18-19)

B2) MAHŞERDE ŞEFAAT YAPMA İZNİ VERİLECEKLER:

Allah zatına ait olan bu yetkiyi, kendilerine söz ve izin verdikleri varlıklar vasıtasıyla kullanır. Bunlar, “melekler ve bilinçli bir şekilde hakka şahitlik edenlerdir.” (9.87*13.23-24*20.109*34.23*43.86*53.26)

B3) MAHŞERDE ŞEFAATTAN İSTİFADE EDECEK OLANLAR:

Mahşerdeki şefaattan sadece, “Allah’ın diledikleri ve Allah’ın razı oldukları” kimseler faydalanacaktır. (“Adn cennetleri bunlar içindir. Atalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanlarla birlikte oraya girerler. Melekler cennetin her kapısından yanlarına varırlar ve, “Sabrettiğiniz için size selâm olsun. Dünya hayatının en güzel sonucudur bu!” derler. (13.23,24)                                                                           

Nesillerinden, inanıp güvenmiş (imanlı) olarak kendilerini takip etmiş olanları da o müminlere katarız. Onların yaptıklarından bir şey de eksiltmeyiz. Çünkü herkesi, kendi kazandığı bağlar.

(52.21) (3.103*4.31,69*13.23,24*21.28*39.54,55*43.86* 52.21*53.26)

B4) MAHŞERDE ŞEFAATÇI OLACAKLARINI SÖYLEYENLERİ KUR’AN AÇIKÇA YALANLAMAKTADIR:

Bazı kimselerin, kendilerinin Allah’ın veli kulları/evliya olduklarını söyleyerek; Mahşerde şefaat yapma yetkisine sahip olduklarını söylemelerini Kur’an şiddetle yalanlamaktadır. Bunların söyledikleri; yalandan, kandırmacadan ve iftiradan başka bir şey değildir. Onlara inanarak onların yolundan gidenlerin de Mahşer Günü hüsrana uğrayacakları Kur’an’da açıkça ifade edilmektedir. Allah Rasulü bile kendisinin şefaat yetkisinin olmadığını söylerken, bazı şahısların mahşerde cehenneme gideceklere şefaat ederek onların cennete gitmelerini sağlayacaklarını söylemeleri çok büyük bir yalandır, çok büyük bir iftiradır. Allah’ın yukarıda yazdığımız onlarca âyetlerini inkâr etmektir ve böyle yapanlar Allah’a isyan ettiklerini bilmelidirler. 

B5) MAHŞERDEKİ ŞEFAAT NEDİR:

Mahşerdeki şefaat cehenneme gidecek olanların cehenneme gitmekten kurtarılması değildir. (39.19,54,55,65). Yahut da cehenneme gidenlerin bir müddet ceza çektikten sonra cehennemden çıkarılarak cennete gönderilmeleri de değildir. Kur’an Yûnus 10.27 de cehennemlik olanların orada ebedi kalacakları beyan ve ifade olunmaktadır. “İşte bunlar cehennem ahalisidir, onlar da orada ebedi kalacaklardır.”

Şefaattan, “Allah’ın diledikleri ve Allah’ın razı oldukları” faydalanacağına göre Allah’ın razı olduğu kimselerin cehenneme gideceklerini düşünmek asla doğru değildir.

Mahşerdeki şefaat; Allah’ın şefaat izni verdiği “melekler ve bilinçli bir şekilde hakka şahitlik edenler” vasıtasıyla, “Allah’ın diledikleri ve razı oldukları kimselerin”; “Nebiler, sıddıklar, hakka şahit olanlar ve özü sözü bir olanların ve cennetteki yakınlarının” yanına gitmelerine şefaat edilmesidir.

Şefaat ile; “kendileri de cenneti kazanmış olanların, cennetin üst katlarındaki yakınların yanına gitmelerine izin verilmesinin” ifade edildiğini anlamaktayız.

NOT: Sevgili kardeşlerim, bu benim vardığım sonuçtur ve kimseye illa bunu kabul edin diye bir şey söylememiz de asla söz konusu olamaz.  Sizler de yukarıdaki âyetleri dikkatlice okuyarak ve Kur’an’ın diğer âyetleriyle birlikte değerlendirerek kendiniz bir hükme varmalısınız. Çünkü hepimiz yaptıklarımızdan hesaba çekileceğiz. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun.

(Harun Sorkun-Nisan.2019-GG2 Ocak 2021)