5 Aralık 2022 Pazartesi
MENÜ
SON YAZILAR
2. ORUÇ TEFSİRİ
2. ORUÇ TEFSİRİ

2. ORUÇ TEFSİRİ

KUR’AN’IN REHBERLİĞİNDE KONULU TEFSİRLER: ORUÇ TEFSİRİ

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. (16.98)

Bismillahirrahmanirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

A) ORUÇLA İLGİLİ ÂYET MEALLERİ:

Bakara 2.183 Yâ eyyühel lezine âmenû kütibe aleykümüs sıyâmü kemâ kütibe alellezîne min kabliküm lealleküm tettekûn/Ey iman edenler! O oruç sizden öncekilere yazıldığı/farz kılındığı gibi size de yazıldı/farz kılındı. Umulur ki bu sayede takvâya ulaşırsınız.

(2.183,184-185)

Bakara 2.184 Eyyâmem ma’dûdât fe men kâne minküm merîdan ev alâ seferin fe ıddetüm min eyyâmin uhar ve alellezîne yütiykû nehû fidyetün taâmü miskîn fe men tetavvea hayran fe hüve hayrul leh ve en tesûmû hayrulleküm in küntüm ta’lemûn/(Oruç) sayılı günlerde tutulur. Sizden kim hasta veya yolculuk halinde olur da (tutamazsa), tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun/tamamlasın. Ve ona gücü yetenler üzerine bir miskini/fakiri doyuracak kadar fidye gerekir. Kim bir iyiliği fazlasıyla yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve orucu (zamanında) tutmanın sizin için ne kadar hayırlı olduğunu bilirseniz (tutarsınız). (2.183,184-185,286)

Bakara 2.185 Şehru ramedânel lezî ünzile fîhil kur’ânü hüdellin nâsi ve beyyinâtim minel hüdâ vel furkân fe men şehide minkümüş şehra felyesumh ve men kâne merîdan ev alâ seferin fe ıddetüm min eyyâmin uhar yürîdüllâhü bikümül yüsra ve lâ yürîdü bi kümül usr ve li tükmilül ıddete ve li tükebbirullâhe alâ mâhâdeküm ve lealleküm teşkürûn/Ramazan ayı; hidâyet/yol gösterici olan ve fûrkan’ın/hakkı bâtıldan ayıran apaçık delillerin ve insanlara rehber olan Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden kim o aya şahit olursa/erişirse orucunu tutsun. Kim de hasta olur veya yolculuk halinde olur da (Ramazan ayında) tutamazsa, tutamadığı günlerin sayısı kadar diğer günlerde tutsun/ tamamlasın. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Sayıyı tamamlamanıza ve size doğru yolu göstermesine karşılık Allah’ı tekbir etmenizi/yüceltmenizi ister. Umulur ki O’na şükredersiniz.

(2.183-184,185,286*3.4*25.1*44.1-5*97.1-5)

Bakara 2.186 Kullarım Ben’i sana sorarlarsa, Ben onlara çok yakınım. Bana dua edenin/yardım isteyenin duasına cevap/karşılık veririm. Onlar da Ben’im dâvetime/çağrıma uysunlar ve Bana iman etsinler ki, doğru yolu bulabilsinler. (2.186*11.61*40.60*50.16*56.85*57.4*58.7)

Bakara 2.187 Ühılle leküm leyletes siyâmir rafesü ilâ nisâiküm/o oruç gecelerinde kadınlarınızla/eşlerinizle cinsel ilişkide bulunmanız size helâl kılındı. Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz. Allah, nefislerinize karşı koyamayacağınızı bildiği için tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (oruç gecelerinde) eşlerinizle birleşebilir ve Allah’ın sizin için yazacağını (çocuk sahibi olmayı) isteyebilirsiniz. Fecrin beyaz ipliği/aydınlığı, siyah ipliğinden/karanlığından size göre tam olarak ayırt edilinceye kadar yiyip-için, sonra orucu gecenin/akşamın karanlığına kadar tamamlayın. Mescitlerde itikâfa girdiğinizde de eşlerinizle cinsel ilişkide bulunmayın. Bunlar hudûdüllâhi/Allah’ın sınırlarıdır, sakın bunlara yaklaşmayın. Allah, takvâya ulaşmanız için âyetlerini böyle açıklıyor.

Bakara 2.196 Haccı ve umreyi Allah rızası için tamamlayın. Eğer engellenecek olursanız kolayınıza gelen bir hedy/kurban verin ve hedy/kurban yerine ulaşıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. İçinizden biri hasta olur yahut başındaki bir rahatsızlığı sebebiyle traş olursa fidye olarak; oruç tutması veya sadaka vermesi yahut nüsük/kurban kesmesi gerekir. Güvenlikte olup da hacca kadar umre yapan kişi, kolayına gelen bir hedy/kurban kesmelidir. Kurban bulamayan ise; üç gün hacda ve yedi gün de memleketine döndüğünde, toplam on gün oruç tutmalıdır. Bunlar, Mescid-i Haram civarında ailece oturmayanlar içindir. Allah’a karşı takvâlı/sorumluluk bilincinde olun, bilin ki Allah’ın cezası çok şiddetlidir. (2.158,196*3.97)

Âl-i İmrân 3.41 (Zekeriya) dedi ki: Rabbim bana oğlum olacağına dair bir alâmet/delil ver! Senin alâmetin/delilin; Üç gün, işaret dışında insanlarla konuşmamandır! Rabbini çok an ve sabah akşam O’nu tesbih et/şanını yücelt! (Susma orucu!)  (3.41*19.2-10,26)                                                               

Nisâ 4.92 Hata/kaza dışında, bir mü’minin diğer bir mü’mini öldürmesi asla düşünülemez. Hataen/kaza ile bir mü’mini öldürenin; fe tahrîru rakabetim mü’minetiv ve diyetüm/mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ölenin ailesine diyet ödemesi gerekir, eğer ölenin ailesi diyeti bağışlarsa o zaman başka. Hataen/kaza ile öldürülen mü’min size düşman olan bir kavme mensupsa o zaman fe tahrîru rakabetim mü’mineh/mü’min bir köleyi azat etmesi (yeterlidir). Eğer o (hataen/kaza ile öldürülen mü’min), aranızda anlaşma olan bir kavme mensupsa, ölenin ailesine diyet ödemeli ve tahrîru rakabetim mü’mineh/mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmalıdır. Bunlara güç yetiremeyen kişi, tevbesinin Allah tarafından kabulü için aralıksız iki ay oruç tutmalıdır. Zira Allah, Alîm’dir/her şeyi bilendir Hakîm’dir/hikmet sahibidir.

(2.178-179*4.92-93*5.32*17.33*18.74*25.68)

Nisâ 4.93 Kim bir mü’mini kasten öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap eder, onu lânetler/rahmetinden uzaklaştırır ve onun için büyük bir azâp hazırlar.

(2.178-179*4.92-93*5.32*17.33*18.74*25.68)

Mâide 5.32 Bundan dolayı İsrailoğulları’na şöyle vahyettik: Öldürülen bir cana karşılık/kısas olmaksızın veya yeryüzünde fesat çıkaranı önlemek gayesi olmaksızın; kim bir insanı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur! Rasullerimiz İsrailoğulları’na, (adam öldürme ve fitne çıkarmanın günah olduğunu bildiren) açık delillerle gelmişlerdi, buna rağmen onların çoğu aşırılıktan vazgeçmediler. (2.178-179*4.92-93*5.32*17.33*18.74*25.68)

Mâide 5.89 Allah, düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ama bilinçli ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozmanın keffâreti; ailenize yedirdiğinizin yemeğin ortalamasından on miskini/fakiri doyurmak veya giydiklerinizin orta hallisiyle onları giydirmek yahut tahrîru rakabeh/bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunları yapamayan kimse üç gün oruç tutar. Yemini bozmanın keffâreti işte budur. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah, şükredesiniz diye âyetlerini size böyle açıklıyor. (5.89,95)

Mâide 5.95 Ey iman edenler! İhramlıyken av hayvanlarını öldürmeyin. Kim kasten onu öldürürse cezası: Öldürdüğüne denk bir hayvanı kurban olarak Kâbe’ye göndermelidir, denklik kararını içinizden adil iki kişi versin. Veya keffaret olarak miskinleri/fakirleri doyurması yahut yaptığının dengi oruç tutması gerekir. Allah, önceden yaptıklarınızı bağışlamıştır. Bundan sonra kim önceki suçu tekrar işlerse Allah ona yaptığının acısını tattırır. Çünkü Allah çok yücedir ve herkesin yaptığının karşılığını verir. (5.89,95)

Tevbe 9.36 Muhakkak ki, gökleri ve yeri yarattığı gün koyduğu yasalara göre Allah katında ayların sayısı on ikidir, bunlardan dördü haram aylardır, işte doğru hesap/yasa budur. Bu (haram) aylarda nefsinize zulmetmeyin, müşriklerin sizinle topyekün savaştıkları gibi siz de ve kâtilül müşrikine/o müşriklerle topyekün savaşın ve iyi bilin ki, Allah müttakîlerle beraberdir. (2.191,217*5.2,97*9.36*10.5)

Yûnus 10.5 Güneşi bir ziyâ/ışık kaynağı, Ay’ı bir nûr olarak yaratan O’dur. Yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye aya menziller/ evreler tayin eden de O’dur. Allah, bunları hak/ hakikat olarak yaratmıştır. Allah, bilen bir topluluk için âyetlerini ayrıntılı olarak açıklamaktadır. (6.96*9.36*10.5*13.2*17.12*30.8*36.39*55.5*78.13)

Meryem 19.10 (Zekeriya): Rabbim! Bana bir işaret tayin et! dedi. (Melek): Senin işaretin, sağlıklı olduğun halde (üç gün ve) üç gece insanlarla konuşmamandır! (Susma orucu!) (3.41*19.10,26)

Meryem 19.26 (Melek Meryem’e): Sonra da ye-iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir insana rastlarsan, (işaret yoluyla) de ki: Ben Rahman’a oruç adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım! (Susma orucu!) (3.41*19.10,26)

Ahzâb 33.4 Allah bir kişinin göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız (vücudunu, ananızın vücudu gibi haram saydığınız) karılarınızı da hiçbir zaman sizin gerçek analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da sizin gerçek çocuklarınız kılmamıştır. Bunlar dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir. (33.4*58.2-4)

Mücâdile 58.2-4 Zıhâr yaptığınız karılarınız sizin analarınız değildir. Sizin analarınız ancak sizi doğurmuş olan kadınlardır (başkası değil). Bunlar, şüphesiz çirkin ve yalan sözler söylüyorlar. Şüphesiz ki Allah çok affedici ve çok bağışlayandır. Zıhâr yaparak karılarından uzak durmak isteyip sonra sözlerinden dönmek isteyenlerin (keffaret olarak), karılarıyla temastan/cinsel ilişkiden önce; fe tahrîru rakabetim/bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen işte budur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Buna imkân bulamayan kişi, karısıyla temastan/cinsel ilişkiden önce; aralıksız iki ay oruç tutmalıdır, buna da gücü yetmeyen kişi altmış miskini/fakiri doyurmalıdır. Bu, Allah’a ve Rasulüne imanınızın gereğidir ve bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kâfirler için elem verici bir azâp vardır! (2.184,226*5.89,95*33.4*58.2-4)

Tahrim 66.1-2 Ey Nebi! Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi, eşlerini hoşnut etmek için kendine neden haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. Allah, yaptığınız yeminlerinizi (keffaret vermek suretiyle) bozabileceğinizi size farz/meşru kılmıştır. Allah, sizin mevlânızdır/yâr ve yardımcınızdır. O, her şeyi bilendir ve hikmet sahibidir. (2.224-225*5.89*66.1-2)

Kadr 97.1-5 Biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Rûh/Cebrail, o gece Rablerinin izniyle her türlü iş için iner dururlar. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar esenliktir. (2.185*44.1-5*97.1-5) 

B) ORUÇ TEFSİRİ:

B1. ORUÇ TAKVÂYA ULAŞMANIZ İÇİN SİZE FARZ KILINDI:

İşte onlar/takvâya ulaşanlarRablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de onlardır! (2.2-5)

Ey iman edenler! O oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı ki, belki bu sayede takvâya/Allah’a karşı sorumluluk bilincine ulaşırsınız. (2.183,187)

[NOT: Müttâkiler/takvâ sahipleri; Kur’an’da belirtilen emirlere hassasiyetle uyanlar ve yasaklardan titizlikle kaçınanlardır. Bu genel tarifin içindeki pek çok vasıflardan birisi de: namazı dosdoğru kılmaları, zekâtı vermeleri ve oruçlarını tutmalarıdır.

Elbette buna ilave edilecek özelliklerden önemli bazılarını da şöyle ifade edebiliriz. Muttâkiler/takvâ sahipleri;

*Allah’a şirk koşmazlar,

*Sadece Allah’a kulluk ederler ve yardımı sadece Allah’tan isterler,

*Allah’a, Ahiret Günü’ne, Meleklere, Kitaplara, Nebilere/Rasullere iman ederler,

*Namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, oruçlarını tutarlar,

*Ana-babaya, yakınlara, komşulara, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışlara, dilenenlere, kölelerin özgürleştirilmesine infâk ederler,

*Sözlerine riayet ederler, sıkıntı-hastalık ve savaşta sabrederler,

*Ve diğer özellikleri…]

B2. ORUÇ RAMAZAN AYINDA TUTULUR!

(Oruç) sayılı günlerde tutulur. Sizden kim hasta veya yolculuk halinde olur da (tutamazsa), tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun/tamamlasın. (2.184)

Ramazan ayı; hidâyet/yol gösterici olan ve fûrkan’ın/hakkı bâtıldan ayıran apaçık delillerin ve insanlara rehber olan Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden kim o aya şahit olursa/erişirse orucunu tutsun. Kim de hasta olur veya yolculuk halinde olur da (Ramazan ayında) tutamazsa, tutamadığı günlerin sayısı kadar diğer günlerde tutsun/ tamamlasın. (2.185)

Kamerî aylar şunlardır:

1.MUHARREM-2.SAFER-3.REBİYÜLEVVEL-4.REBİYÜLAHİR-5.CEMAYİZÜLEVVEL-6.CEMAYİZÜLAHİR-7.RECEB-8.ŞABAN-9.RAMAZAN-10.ŞEVVAL-11.ZİLKADE-12.ZİLHİCCE

Kameri ayların 9ncusu Ramazan ayıdır ve oruç bu ayda tutulur.

Kameri ayların içindeki dört ay var ki, bunlar haram aylardır. Düşman saldırısı olmadığı takdirde, müminlerin haram aylarda savaşmaları yasaklanmıştır.                                                                                         

Haram aylar şunlardır: 1.MUHARREM-7.RECEB-11.ZİLKADE-12.ZİLHİCCE                

B3. ORUCA BAŞLAMA/İMSAK VE ORUCU AÇMA/İFTAR VAKTİ!

Fecrin beyaz ipliği/aydınlığı, siyah ipliğinden/karanlığından size göre tam olarak ayırt edilinceye kadar yiyip-için, sonra orucu gecenin/akşamın karanlığına kadar tamamlayın. Mescitlerde itikâfa girdiğinizde de eşlerinizle cinsel ilişkide bulunmayın. Bunlar hudûdüllâhi/Allah’ın sınırlarıdır, sakın bunlara yaklaşmayın! (2.187)

Oruç imsak vaktinde başlar iftar vaktinde son bulur. Oruç tutanlar; imsak vaktinden iftar vaktine kadar: yiyip-içmezler ve eşleriyle cinsel ilişkide bulunmazlar. Hatta bu sınırlara yaklaşmazlar bile! Çünkü âyette: Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır, sakın bunlara yaklaşmayın! denilmektedir. Oruç tutanlar, iftardan sonra eşleriyle cinsel ilişkiye girebilirler. Ancak, mescitlerde itikâfa girenler, itikâf süresince iftardan sonra da eşleriyle cinsel ilişkiye giremezler. Bu âyetten orucu bozan şeylerin: Yemek-içmek ve cinsel ilişkide bulunmak! olduğu anlaşılmaktadır. Hatta bu sınırlara yaklaşmamak bile gerekmektedir.

B4. SAĞLIKLARI ORUÇ TUTMAYA UYGUN OLANLAR!

Ey iman edenler! O oruç sizden öncekilere yazıldığı/farz kılındığı gibi size de yazıldı/farz kılındı. Umulur ki bu sayede takvâya ulaşırsınız.

(Oruç) sayılı günlerde tutulur. Sizden kim hasta veya yolculuk halinde olur da (tutamazsa), tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun/tamamlasın.

Sizden kim o aya şahit olursa/erişirse orucunu tutsun. Kim de hasta olur veya yolculuk halinde olur da (Ramazan ayında) tutamazsa, tutamadığı günlerin sayısı kadar diğer günlerde tutsun/tamamlasın. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. (2.183,184,185)

NOT: Sağlıkları oruç tutmaya uygun olanlar, Ramazan ayı süresince

(29 veya 30 gün) oruçlarını tam olarak tutmalıdırlar.      

B5. HASTA VEYA YOLCULUK HALİNDE OLDUKLARI İÇİN ORUÇLARINI TUTAMAYANLAR, TUTAMADIĞI GÜNLER SAYISINCA DİĞER GÜNLERDE TUTSUN/TAMAMLASIN: 

Sizden kim o aya şahit olursa/erişirse orucunu tutsun. Kim de hasta olur veya yolculuk halinde olur da (Ramazan ayında) tutamazsa, tutamadığı günlerin sayısı kadar diğer günlerde tutsun/tamamlasın. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Sayıyı tamamlamanıza ve size doğru yolu göstermesine karşılık Allah’ı tekbir etmenizi/yüceltmenizi ister. Umulur ki O’na şükredersiniz. (2.185)

B6. FİDYEYİ KİMLER VERMELİDİR:

Bakara 2.184 Eyyâmem ma’dûdât fe men kâne minküm merîdan ev alâ seferin fe ıddetüm min eyyâmin uhar ve alellezîne yütiykû nehû fidyetün taâmü miskîn fe men tetavvea hayran fe hüve hayrul leh ve en tesûmû hayrulleküm in küntüm ta’lemûn/(Oruç) sayılı günlerde tutulur. Sizden kim hasta veya yolculuk halinde olur da (tutamazsa), tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun/tamamlasın.

Ve alellezîne yütiykû nehû/ona gücü yetenler üzerine bir miskini/ fakiri doyuracak kadar fidye gerekir. Kim bir iyiliği fazlasıyla yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve orucu (zamanında) tutmanın sizin için ne kadar hayırlı olduğunu bilirseniz (tutarsınız). (2.183,184,185,286)

A)Görüşlerden ilki: Ramazan ayında oruçlarını tam olarak tutanlar  fidye vermelidir! şeklinde olandır.

Bu görüş, fidyenin tarifine de uygun değildir. Çünkü; Ramazan ayında oruçlarını tam olarak tutanların fidye ödemelerini gerektiren bir hataları/noksanları yoktur ki, onu telafi etmek için fidye ödesinler.

Ayrıca bu görüşte olanlar, verilecek fidyenin bir günlük mü veya 29/30 günlük mü olacağı konusunda makul bir delil de ileri sürememektedir.

(Fidye: Bir hatanın telafisi için ödenen bedel veya bir belâdan korunmak için yapılan fedakârlık olarak tarif edilmektedir.

Keffaret: Küfrü ve işlenen günâhı telafi etmek için yapılan iyilik, sevap olarak tarif edilmektedir.)

B)Görüşlerden ikincisi ve yaygın olanı: Ramazan ayında ve diğer aylarda (hasta veya yaşlılık sebebiyle) oruç tutmaya gücü yetmeyenler fidye vermelidir! şeklinde olandır.

Bu görüşte olanlar; Ve alellezîne yütiykû nehû fidyetün taâmü miskin/ona gücü yetenler üzerine bir miskini/fakiri doyuracak kadar fidye gerekir! Buraya; metinde olmadığı halde sanki varmış gibi bir () ilave ederek: Ve alellezîne () yütiykû nehû fidyetün taâmü miskin şekline çevirerek; oruç tutmaya gücü yetmeyenler üzerine bir miskini/fakiri doyuracak kadar fidye gerekir! şekline tevil ediyorlar. Gücü yetmeyenlerin öznesi olarak, oruç tutmaya gücü yetmeyenler olduğunu kabul ederek âyete şöyle meal veriyorlar: oruç tutmaya gücü yetmeyenler üzerine bir miskini/fakiri doyuracak kadar fidye gerekir!

Bu görüşe itirazımın gerekçeleri şunlardır:

Yütıykûnehû/gücü yetenler ifadesine, metinde olmadığı halde bir (lâ) ilave ederek (lâ) yütıykûnehû/gücü yetmeyenler şekline tevil ediyorlar, ayrıca gücü yetmeyenlerin önüne (metinde olmadığı halde) oruç tutmaya ifadesini ekleyerek: oruç tutmaya gücü yetmeyenler üzerine bir miskini/fakiri doyuracak kadar fidye gerekir! şekline dönüştürmekteler ve Hasta ve yaşlı oldukları için oruç tutamayanların 30 günlük fidye vermeleri gerektiğini beyan etmektedirler. Âyetin mealinin böyle yapılması halinde ise: Yaşlı ve/veya hasta olanların çalışmaya güçlerinin de olmayacağı düşünüldüğünde bu insanların 30 günlük fidye vermeleri de çoğu zaman maddî olarak imkânsız hale gelmektedir! Bu durumdaki müminler: maddî imkânsızlık ile çaresizlik arasında kıvranmaya mahkûm edilmektedirler?

Halbuki; Allah kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemeyeceğini beyan buyurmaktadır: (yaşlı ve/veya hasta) olan bu müminler oruç tutmakla mükellef olmadıkları için, tutamadıkları gün sayısınca fidye ödemekle mükellef olmaları da düşünülemez.

Ancak, bu kimselerden mali gücü yetenlerin sevap kazanmak için fidye, sadaka ve zekât vermelerinin onlar için hayırlı olacağını da belirtmek isteriz.

Benim bu görüşümü teyit eden âyetler aşağıdadır                            Bakara 2.233 Hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklenmez.                                                                      

Bakara 2.286 Allah kimseyi taşıyacağının fazlasından sorumlu tutmaz.                                                                                     En’am 6.152 Bilin ki Biz insanı gücünün yetmediği bir şeyle sorumlu tutmayız.                                                                                              

A’râf 7.42 Biz bir kimseye ancak gücünün yeteceği bir yük yükleriz.                                                                                

Mü’minûn 23.62: Biz hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz.

Talâk 65.7: Eli geniş olan genişliğine göre nafaka versin. Rızkı kısılmış bulunan da Allah’ın kendisine verdiğinden (o ölçüde) versin. Allah, bir kişiyi ancak kendine verdiği şeylerden sorumlu tutar. Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratır.

C)Görüşlerin (benim de benimsediğim) üçüncüsü: Ramazan ayında oruçlarını tutmakla beraber, hasta veya yolculuk halinde olup da (tutamazsa), tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutanlara/ tamamlayanlara, bir miskini/fakiri doyuracak kadar fidye gerekir.

Eyyâmem ma’dûdât fe men kâne minküm merîdan ev alâ seferin fe ıddetüm min eyyâmin uhar ve alellezîne yütiykû nehû fidyetün taâmü miskîn fe men tetavvea hayran fe hüve hayrul leh ve en tesûmû hayrulleküm in küntüm ta’lemûn/(Oruç) sayılı günlerde tutulur. Sizden kim hasta veya yolculuk halinde olur da (tutamazsa), tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun/tamamlasın. Ve ona gücü yetenler üzerine bir miskini/fakiri doyuracak kadar fidye gerekir. 

Kim bir iyiliği fazlasıyla yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve orucu (zamanında) tutmanın sizin için ne kadar hayırlı olduğunu bilirseniz (tutarsınız). (2.184)

Ramazan ayında hasta veya yolculuk halinde oldukları için orucu tam olarak tutamayanların, tutamadıkları gün sayısınca diğer günlerde tutarak sayıyı tamamlayanların (mahrum kalacakları hayrı telafi etmeleri için), gücü yetenler üzerine bir miskini/fakiri doyuracak fidye vermeleri, Allah’ın onlara tanıdığı bir ikrâm ve kolaylıktır. (2.185)

Ramazan orucunu tutanların sayıyı tamamlamalarının çok önemli olduğu anlaşılmaktadır, ancak bunun hikmetini kavramaktan aciz olduğumuzu itiraf etmeliyim. Muhakkak ki en doğrusunu bilen Allah’tır.

B7. FİDYE, DİYET VE KEFFARET OLARAK TUTULACAK ORUÇLAR:

Ramazan ayında tutulan Ramazan oruçlarından ayrı olarak bazı şartların oluşmasına bağlı olarak, fidye, diyet ve keffaret olarak tutulacak oruçlar da vardır ve bunlar şunlardır:

1)Bakara 2.196 Başladığınız haccı ve umreyi Allah rızası için eksiksiz ve tam yapın. Eğer engellenecek olur ve tam yapamazsanız, gücünüzün yeteceği bir hedy (kurban) verin ve hedy yerine ulaşıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. İçinizden biri hasta olur yahut başındaki bir rahatsızlığı sebebiyle traş olursa; fidye olarak oruç tutması veya sadaka vermesi yahut kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olup da hacca kadar umre yapan kişi: gücünün yeteceği bir hedy kesmelidir. Kurbana gücü yetmeyenler ise; üç gün hacda ve yedi gün de memleketine döndüğünde olmak üzere toplamı on gün oruç tutmalıdır. Bunlar, Mescid-i Haram civarında ailece oturmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah’ın cezası çok şiddetlidir.

2)Nisa 4.92: Hata/kaza dışında bir mü’minin diğer bir mü’mini öldürmesi asla düşünülemez. Hata/kaza ile bir mü’mini öldürenin; mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ölenin ailesine diyet ödemesi gerekir, eğer ölenin ailesi diyeti bağışlarsa o zaman başka. Hata/kaza ile öldürülen mü’min, size düşman olan bir kavme mensupsa, o zaman mü’min bir köleyi özgürlüğe kavuşturması yeterlidir (ayrıca diyet ödemek gerekmez). Ama, sizinle sulh anlaşması olan bir kavme mensupsa, mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak ve ayrıca diyet ödemek gerekir. Buna imkân bulamayan kişi, tevbesinin Allah tarafından kabulü için aralıksız iki ay oruç tutmalıdır. Zira Allah, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

3)Mâide 5.89: Allah, düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ama yemin ederek kendinizi bağladıklarınızdan sizi sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozmanın keffâreti; ailenize yedirdiğinizin yemeğin ortalamasından on miskini/fakiri doyurmak veya giydiklerinizin orta hallisiyle onları giydirmek yahut bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunları yapamayan kimse aralıksız üç gün oruç tutar. Yemini bozmanın keffâreti işte budur. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah, şükredersiniz diye âyetlerini size böyle açıklıyor.  (2.177,215*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.2476.7-8)

4)Mâide 5.95: Ey iman edenler! İhramlıyken av hayvanlarını öldürmeyin. Kim kasten onu öldürürse cezası: Öldürdüğüne denk bir hayvanı kurban olarak Kâbe’ye göndermelidir, denklik kararını içinizden adil iki kişi versin. Veya keffaret olarak miskinleri/fakirleri doyurması yahut yaptığının dengi oruç tutması gerekir. Bu, işlediği suçun cezasını çekmesi içindir. Allah, önceden yaptıklarınızı bağışlamıştır. Bundan sonra kim önceki suça (günaha geri) dönerse Allah ona hak ettiği cezayı verir. Üstün olan, hak edildiği kadar cezayı veren Allah’tır. (5.89,95*66.1-2)

5)Mücadile 58.3-4:  Zıhâr yaparak karılarından uzak durmak isteyip sonra dediklerinden dönenlerin, onlarla cinsel ilişkiye girmeden önce:

a) Bir köle azat etmeleri gerekir. Size öğütlenen işte budur. Allah yapıp ettiklerinizden haberdardır.

b) Buna imkân bulamayan kişi aralıksız iki ay oruç tutar

c) Buna da gücü yetmeyen altmış miskini/fakiri doyurur.

Bu, Allah’a ve Rasulüne imanınızı göstermeniz içindir. İşte bunlar Allah’ın hükümleridir. Kafirler için elem verici bir azap vardır! 

ZIHÂR YAPMAK: Kocanın, karısına: Sen benim için artık anamın sırtı gibisin diyerek onu kendisine haram sayması ve böylece onunla cinsel ilişkide bulunmayacağına dair yemin etmesine! denilmektedir. Zıhâr yapan koca, karısını boşamadığından kadının başka bir erkekle evlenmesine de mani olmakta, kadına bir hizmetçi, bir köle muamelesi yaparak ona manevi bir işkence uygulamaktadır. Bir süre sonra, yaptığı zıhârdan vazgeçerek karısıyla cinsel ilişkide bulunmak isteyen kocanın, cinsel ilişkide bulunmadan önce keffaret olarak: Bir köle azat etmesi veya aralıksız iki ay oruç tutması yahut altmış fakiri doyurması! gerekmektedir.

Bazı ilahiyatçılar, zıhâr keffareti konusunda hadis olarak şöyle bir olayı naklediyorlar: Ramazan ayı süresince karısına zıhâr yapan, fakat zıhârdan dönerek Ramazan ayında bir gece karısıyla ilişkiye giren bir koca ertesi gün Rasulullah’a gelip olayı anlatır ve: Beni bu günâhtan temizle! der. Rasulullah da ona: Bir köle azat et! der.

-Adam buna imkânının olmadığını beyan eder.

Öyleyse; aralıksız iki ay oruç tut! der.

-Adam buna da güç yetiremeyeceğini beyan eder.

O halde; altmış fakiri doyur! der.

-Adam evinde yiyecek hiçbir şeyin olmadığını ve kendisinin Medine’nin en fakir kişisi olduğunu beyan eder.

Rasulullah adama: Zekât idaresine git, sana bir küfe/sepet hurma versinler. Hurmaları önce altmış fakire dağıt, kalanı da evine götürüp ye! der.

TV’de canlı yayında bunu hadis diye anlatan ilahiyatçı bir hocaya, canlı yayından hemen sonra E-Posta gönderdim ve şöyle yazdım:

Kur’an’a aykırı olan bu rivayetin Rasulullah tarafından söylenmiş olması asla mümkün değildir. Çünkü, konuyla ilgili âyetlerde açık olarak, zıhâr yapan kocanın karısıyla ilişkiye girmeden önce zıhâr keffaretini ödemesi şart koşulmaktadır. Bu, Allah’a ve Rasulüne imanınızı göstermeniz içindir. İşte bunlar Allah’ın hükümleridir! ifadesiyle de pekiştirilmiştir.

Anlatılan olayda ise zıhâr keffaretini ödemeden karısıyla ilişkiye girmiş olan birisi söz konusudur. Bu kişiye bir küfe/sepet hurma verilerek adeta ödül verilmiş olmaktadır ki son derce yanlıştır.  Allah tarafından konulan bir hükmün; Rasulullah tarafından değiştirilmesini veya kaldırılmasını düşünmek Allah Rasulü’ne iftiradır. Gönderdiğim E-Postayı okuyan hoca bana: O halde bu kişi ne yapsın? diye bir soru sordu. Ben de cevap olarak: Günâhları sadece Allah affeder. Zıhâr yaptıktan sonra keffaret ödemeden karısıyla ilişkiye giren bu kişi, tevbe edip Allah’tan af ve mağfiret dilemeli ve bir daha asla bu günâhı işlememelidir! dedim ve böylece konu kapandı. Emekli bir İlahiyatçı olan bu hocamızın, uyarımı dikkate alarak hatadan döndüğüne memnun olduğumu ifade etmeliyim. Zira; insan beşer, bir gün şaşar örneği hata yapmak insana mahsustur, önemli olan hatadan dönebilmektir.

6)Tahrim 66.1-2 Ey Nebi! Allah’ın sana helâl kıldığı bir şeyi, eşlerinden (bazılarını) hoşnut etmek için kendine neden haram ediyorsun? Yine de Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. Allah, yaptığınız yeminlerinizi keffaret vermek suretiyle bozabileceğinizi size bildirdi. Zira Allah, sizin Mevlânızdır/dostunuz, yâr ve yardımcınızdır. O, her şeyi bilendir ve hikmet sahibidir. (2.224-225*4.92*5.89*58.3-4*66.1-2)

(NOT1: Bu âyetlerden öğreniyoruz ki şarkı sözüne yansıyan ve bir yemin ettim, geri dönemem! benzeri sözlerin dinimizde yeri ve hükmü yoktur. Ana-babasına kızdığı için: bir daha onları ziyaret etmeyeceğim! diye yemin eden bir kimsenin yemini bahane ederek ana-babasını ziyaret etmemesi doğru değildir. Doğru olanı yeminine keffaret ödemesi ve ana-babasını ziyaret etmesidir. Kur’an yukardaki âyetlerde bunu bize göstermektedir.

NOT2: Fidye miktarı ne olmalıdır? Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) Ramazan ayının başlamasından önce her yıl ödenecek fidyenin asgari günlük miktarını ilan etmektedir. 2021 yılı için ilan edilen günlük fidye miktarı 28 lira idi. 2022 yılı için günlük fidye miktarının 40 liranın üzerinde olacağını tahmin etmek hatalı olmasa gerekir. Ancak bunun asgari miktar olduğunu unutmamak gerekir. Mâide 5.89: Böyle bir yemini bozmanın keffâreti; ailenize yedirdiğiniz yemeğin ortalamasından” ifadesiyle ölçünün her kişinin kendi ailesine yedirdiğinin ortalaması kadar olması gerektiğine işaret edilmektedir. Daha fazlası sizin hayrınızadır!) 

B8. KEFFARET OLARAK ARALIKSIZ İKİ AY ORUÇ TUTACAK OLANLAR:

Keffaret olarak aralıksız iki ay (60 gün değil) oruç tutacak olanların sadece şu iki fiili işleyenler olduğu Kur’an’da açıkça belirtilmiştir:

1.Hataen/kaza ile bir mümini öldürenler! (Hataen/kaza ile bir mü’mini öldürenin; mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ölenin ailesine diyet ödemesi gerekir. Bunlara güç yetiremeyenler aralıksız iki ay oruç tutmalıdır.) (4.92) 

2.Karılarına zıhâr yapıp, sonra yaptıkları zıhârdan dönmek isteyenler! (Karılarına zıhâr yapıp, sonra yaptıkları zıhârdan dönmek isteyenler, (keffaret olarak) karılarıyla cinsel ilişkide bulunmadan önce bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaları gerekir. Buna imkân bulamayan kişi, karılarıyla cinsel ilişkide bulunmadan önce aralıksız iki ay oruç tutmalıdır.) (58.3-4)

(LÜTFEN DİKKAT: 61 GÜN KEFFARET ORUCU TABİRİ KUR’AN’DA YOKTUR!)

Ramazan orucunu kasten bozanların, 60 günü keffaret ve 1 günü kaza olmak üzere aralıksız 61 gün oruç tutmaları gerektiği şeklinde bir müeyyidenin olduğu dini litaratürde söylenmesine rağmen 61 gün keffaret orucunun Kur’an’da hiçbir dayanağı ve delili yoktur. Kur’an’da keffaret olarak aralıksız iki ay oruç tutmaktan bahsedilmektedir, aralıksız 60 gün oruç tutmak söz konusu değildir (4.92*58.3-4).

Bunun ne önemi var diye bir soru akla gelebilir. Bunun önemi şudur: Kameri ayların gün sayıları 29 veya 30 gündür, kameri aylarda hiçbir ay 28 gün veya 31 gün çekmez. Kur’an’daki aylar Kameri Aylar olduğundan aralıksız iki ay tutulacak orucun toplamı 29+29=58 gün, veya 29+30=59 gün, veya 30+30=60 gün eder. Yani iki ay aralıksız tutulacak keffaret orucunun toplamı; bazen 58 gün, bazen 59 gün, bazen de 60 gün eder. Bu bakımdan 60 günü keffaret ve 1 günü kaza olmak üzere aralıksız 61 gün keffaret orucu söyleminin Kur’an’dan hiçbir referansının olmadığı açıktır.

Çok önemli bir husus da şudur: Allah, sadece şu iki durumda orucun kazasına ruhsat vermiştir.

1. Ramazan ayında geçici süreli hasta olanlar,

2. Ramazan ayında seferi/yolculuk halinde olanlar.

Bunlar Ramazan ayında tutamadıkları oruçlarını diğer zamanlarda (güne-gün) kaza edebilirler, ayrıca keffaret olarak oruç tutmaları gerekmez. Bunların dışında hiç kimsenin orucunu kaza etmesi söz konusu değildir. Hele ki, orucunu kasten bozanların oruçlarını kaza etmeleri asla mümkün değildir. Dolayısıyla; 60 günü keffaret ve 1 günü kaza olmak üzere aralıksız 61 gün oruç tutulması! şeklindeki ifadenin Kur’an’da hiçbir referansı yoktur.

Ramazan orucunu kasten bozanlar: Ancak orucu zamanında tutmanın ne kadar hayırlı olduğunu bilseniz zamanında tutarsınız! (2.184) âyeti gereği olarak kendileri için büyük bir hayırdan mahrum kalacaklardır. Bana göre: bu insanlar, Allah’tan af ve mağfiret dilemeli ve bundan sonra oruçlarını zamanında tutmaya özen ve gayret göstermelidirler! Ayrıca, imkânları ölçüsünde bol infâk ve hayır yapmalıdırlar.

B9. KONUŞMAMA/SUSMA ORUCU:

Oruç tutmak denildiği zaman genel olarak; sahurdan iftar vaktine kadar, yeme-içme ve cinsi ilişkiden uzak durmak şeklindeki Ramazan ayında tutulan oruçlar anlaşılmaktadır.

Bunun dışında B7 ve B8’de anlatılmış olan Fidye ve Keffaret oruçlarına ilave olarak diğer bir oruç daha vardır ki ona Konuşmama/susma orucu denilmektedir. Bu oruç, Zekeriya a.s. ile Meryem validemizin konuşmalarına engel bir durumları olmadığı halde, Allah’ın emirlerine uydukları için kendilerinden istenen süre boyunca konuşmama/susma orucu tutarak insanlara işaret yoluyla meramlarını anlatmalarıdır.               

Üç gün, işaret dışında insanlarla konuşmamandır! (susma orucu!) (Zekeriya a.s. içindir! 3.41*19.10)

Ben Rahman’a oruç adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım! (susma orucu!) (Meryem validemiz içindir! 19.26)

B10. ALLAH DUA EDENİN DUASINA KARŞILIK VERİR, ARACILIK YASAKTIR!

Kullarım sana Ben’i sorarlarsa, Ben onlara çok yakınım. Bana dua edenin duasına karşılık veririm. Onlar da Ben’im dâvetime uysunlar ve Bana iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler. (2.186)

Kullarının Allah’a dua etmek için birisini aracı yapmaları gerekmediği gibi böyle bir aracıya başvurmaları halinde şirke düşmeleri kaçınılmaz olacaktır. Bu bakımdan aracı kullanmaya çalışmaları son derece yanlış bir yoldur. Allah’a duanızı Arapça olarak yapabileceğiniz gibi anadilinizle de yapabilirsiniz çünkü Allah bütün dilleri/lisanları bilir. Allah kullarının duasına karşılık vereceğini beyan etmiştir, bu onların isteklerinin mutlaka yerine getirileceği anlamını taşımaz. Allah, kullarının doğru yolu bulabilmeleri için, O’nun dâvetine/dinine uymalarını ve O’na iman etmelerini istemektedir. Buradan da; doğru yola erişebilmek için kulların çaba ve gayret göstermeleri gerektiği anlaşılmaktadır.

C. ORUÇ TEFSİRİNE EK: KAMERİ AYLAR

Bakara 2.194: Haram aya saygı, ona saygı duyanlara karşıdır, yasaklar karşılıklıdır. Size kim saldırırsa, siz de o saldırıya denk bir saldırı yapın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve şunu bilin ki Allah, kendisinden çekinip korunanlarla beraberdir.

Bakara 2.217: Sana haram ayı ve o ayda yapılan kıtâlin/savaşı soruyorlar. De ki: O ayda kıtâlün/savaş büyük bir suçtur. Ama insanları Allah’ın yolundan engellemek ve Mescid-i Haram’ın kutsallığını inkâr etmek ve halkını oradan (Mekke’den) çıkarmak, Allah katında daha büyük suçtur. Fakat o fitne/inanca baskı ve zulüm minel katl/adam öldürmekten çok daha kötüdür. Onların güçleri yetse dininizden döndürünceye kadar yükâtilûneküm/sizinle savaşırlar. Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onun yaptıkları şeyler dünyada da âhirette de boşa gider. Onlar cehennem ahalisidir, orada ebedi kalacaklardır. (2.191,217*5.2,97*9.36)

Mâide 5.2: Ey iman edenler! Allah’ın (hacca dair) sembollerine, haram aya, Kâbe’ye hediye olarak gönderilen kurbanlıklara ve (özellikle) gerdanlık takılmış kurbanlıklara, Rablerinin ikramını ve rızasını kazanmak için Kâbe’ye yönelen insanlara saygısızlık etmeyin...

Mâide 5.97: Allah Kâbe’yi, çevresi güvenli olan o Kutsal Evi, haram ayları, boyunlarına gerdanlık bağlanmış veya bağlanmamış kurbanlıkları, insanlar için dirlik ve düzen sebebi kıldı. Bu, Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini öğrenmeniz içindir. Her şeyi bilen Allah’tır.

Tevbe 9.36: Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün koyduğu yasalara göre on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır, Allah’ın koyduğu sağlam ölçü budur. Bu konuda kendinize zulmetmeyin. Müşriklerin sizinle topyekün savaştıkları gibi, siz de onlara karşı topyekün savaşın ve iyi bilin ki, Allah sorumlu davrananlarla beraberdir.

Kameri ay ortalama, 29,5 gün çekmektedir.

Kameri yıl: 354,3 Gündür. 

Kameri yıl, Şemsi yıldan 10,8 gün eksiktir.

Bu eksiklik; Kameri 33,5 yılda bir yıl, Şemsi 32,5 yılda bir yıl olmaktadır.

Kameri/Hicri takvimde aylar 29 veya 30 gün çekmektedirler. Şemsi/Miladi takvimde ise aylar; 28-29-30-31 gün çekmektedir.

Kameri/Hicri yıl 354/355 gün çekerken, Şemsi/Miladi yıl 365/366 gün çekmektedir. 

   YILLAR

 

KAMERİ TAKVİM  

 

 

 

 

 

 

 

 

 TOPLAM

MİLADİ

HİCRİ

1MHR

2SAFR

3REVV

4RAHR

5CEVV

6CAHR

7RECB

8ŞABN

9RMZN

10ŞVVL

11ZLKD

12ZHCC

KAMR

ŞEMS

1980

1400

29

30

29

30

29

29

30

29

30

29

30

30

354

366

1981

1401

30

30

30

29

30

29

29

30

29

29

30

30

355

365

1982

1402

30

29

30

30

29

30

29

29

30

29

29

30

354

365

1983

1403

30

29

30

30

30

29

30

29

29

30

29

29

354

365

1984

1404

29

29

30

30

30

29

30

30

29

29

30

29

354

366

1985

1405

29

30

30

29

30

29

30

30

29

30

29

30

355

365

1986

1406

30

30

29

30

29

30

29

30

29

30

30

29

355

365

1987

1407

30

29

30

29

30

29

29

30

29

30

30

29

354

366

1988

1408

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1989

1409

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

1990

1410

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1991

1411

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

1992

1412

 

 

 

 

 

 

 

 

 Z

 

 

 

 

 

1993

1413

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

1994

1414

 

 

 

 

 

 

 

 

N 

 

 

 

 

 

1995

1415

 

 

 

 

 

 

 

 

 R

 

 

 

 

 

1996

1416

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

1997

1417

 

 

 

 

 

 

 

 

 M

 

 

 

 

 

1998

1418

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

1999

1419

 

 

 

 

 

 

 

 

 Z

 

 

 

 

 

2000

1420

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2001

1421

 

 

 

 

 

 

 

 

 N

 

 

 

 

 

2002

1422

 

 

 

 

 

 

 

 

 R

 

 

 

 

 

2003

1423

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

2004

1424

 

 

 

 

 

 

 

 

 M

 

 

 

 

 

2005

1425

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

2006

1427

 

 

 

 

 

 

 

 

 Z

 

 

 

 

 

2007

1428

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

2008

1429

 

 

 

 

 

 

 

 

 N

 

 

 

 

 

2009

1430

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2010

1431

29

30

30

29

30

29

30

29

30

29

29

30

354

365

2011

1432

29

30

30

30

29

30

29

30

29

30

29

29

354

365

2012

1433

30

29

30

30

29

30

30

29

30

29

30

29

355

366

2013

1434

29

30

29

30

29

30

30

29

30

30

29

29

354

365

2014

1435

30

29

30

29

29

30

29

29

30

30

29

30

354

365

2015

1436

30

29

29

30

29

30

29

30

29

30

29

30

354

365

2016

1437

30

29

30

30

29

29

30

29

30

29

29

30

354

366

2017

1438

30

29

30

30

30

29

29

30

29

29

30

29

354

365

2018

1439

29

30

30

30

30

29

30

29

30

29

29

30

355

365

2019

1440

30

29

29

30

30

30

29

30

29

30

29

29

354

365

2020

1441

30

30

29

30

30

29

30

29

29

30

29

30

355

366

    2021      1442                                                                                                                                    30

    2022      1443                                                                                                                                    30

KAMERİ/HİCRİ TAKVİM:

NOT 1: Bu çalışmada İslamic Finder Calender adındaki kaynaktan istifade ettim. Halbuki DİB bünyesindeki bir araştırmadan veya İlahiyat Fakültelerinde yapılmış bir akademik çalışmadan yararlanmış olmayı tercih ederdim.                                                                                        

NOT 2: Şemsi/güneş takvimlerin Kameri/ay takvimlere çevrilmesi tam olarak sağlıklı yapılmamış olabilir. Şemsi/güneş yılı içinde (bölümler halinde) iki adet Kameri/ay yılı bulunabileceğini de unutmamak gerekir.                                                                  

 KAMERİ AYLAR:                                                                    

1.MUHARREM-2.SAFER-3.REBİYÜLEVVEL-4.REBİYÜLAHİR-5.CEMAYİZÜLEVVEL- 6.CEMAYİZÜLAHİR-7.RECEB-8.ŞABAN-9.RAMAZAN-10.ŞEVVAL-11.ZİLKADE-12.ZİLHİCCE                                                                                                                     

HARAM AYLAR ŞUNLARDIR: 1 MUHARREM-7 RECEB-11 ZİLKADE-12 ZİLHİCCE 

(Harun Sorkun-Nisan 2020-GG3 Mart 2022)

 

KONULU TEFSİRLER: 2. ORUÇ TEFSİRİ

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. (16.98)

Bismillahirrahmanirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

A) ORUÇLA İLGİLİ ÂYET MEALLERİ:

Bakara 2.2-5 Kendisinde hiç şüphe/çelişki olmayan bu Kitap/Kur’an 

müttâkiler/takvâ sahipleri için bir hidâyet/doğru yol rehberidir. Onlar gayba/idraki aşanlara inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infâk ederler/hayra harcarlar. Sana indirilene ve senden önce indirilenlere de iman ederler, âhirete de kesinlikle inanırlar. İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidâyet/doğru yol üzeredirler ve felaha/kurtuluşa erenler de onlardır. (2.2-5*32.2-3*69.40-47)

Bakara 2.158 Şüphesiz Safâ ile Merve Allah’ın sembollerindendir. Kim hac veya umre niyetiyle o Beyti/Kâbe’yi ziyaret ederse, onları tavaf/sa’y etmesinde bir vebal yoktur. Kim gönüllü olarak bir hayır yaparsa şüphesiz ki Allah, şükredenlere karşılığını verir, O her şeyi bilendir. (2.158,196)

Bakara 2.177 El-birr/erdemli olmak, yüzlerinizi doğu veya batıya çevirmeniz değildir. El-birr/erdemli olmak; Allah’a, Âhiret Günü’ne, Meleklere, Kitaplara, Nebilere iman eden kişilerin yaptığıdır. Bu kişiler; yakınlarına, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışlara, dilenenlere, fir rikâb/köleleri özgürleştirmeye sevdiği maldan harcarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler. Anlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirirler. Darlık, sıkıntı, hastalık ve savaşın şiddetli zamanlarında sabrederler. İşte, sadık/doğru olanlar ve müttakîler bunlardır. (2.177,184,215*4.8,36,136*5.89,95*9.60*

17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)

Bakara 2.183 Ey iman edenler! Es-siyâmü/O oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki bu sayede takvâya ulaşırsınız

Bakara 2.184 (O oruç) sayılı günlerde tutulur. Sizden kim hasta veya yolculukta olur da (tutamazsa), tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Ve alellezîne yütîykûnehû fidyetün taâmü miskin/gücü yetenler üzerine bir miskini doyuracak kadar fidye gerekir. Kim fidyeyi fazlasıyla verirse bu onun için daha hayırlı olur. Ve en-tesûmû/o orucu (zamanında) tutmanın sizin için ne kadar hayırlı olduğunu eğer bilirseniz (zamanında) tutarsınız.

(2.184-185,286)

Bakara 2.185 Ramazan ayı; hidâyet/yol gösterici olan ve fûrkan’ın/

hakkı bâtıldan ayıran apaçık delillerin ve insanlara rehber olan Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden kim o aya erişirse orucunu tutsun. Kim de hasta olur veya yolculukta olur da (Ramazan ayında) tutamazsa, tutamadığı günlerin sayısı kadar diğer günlerde oruç tutsun. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık Allah’ı tekbir etmeniz/yüceltmeniz içindir. Umulur ki O’na şükredersiniz.     

(2.184-185*3.4*25.1*44.1-5*97.1-5)

Bakara 2.186 Kullarım Ben’i sana sorarlarsa, Ben onlara çok yakınım. Bana dua edenin/yardım isteyenin duasına cevap/karşılık veririm. Onlar da Ben’im dâvetime uysunlar ve Bana iman etsinler ki, doğru yolu bulabilsinler. (2.186*11.61*17.11*40.60*50.16*56.85*57.4*58.7)

 Bakara 2.187 Es siyâmir/O oruç gecelerinde eşlerinizle cinsel ilişkide bulunmanız size helâl kılındı. Onlar sizin için bir elbise/örtü, siz de onlar için bir elbise/örtüsünüz. Allah, nefislerinize karşı koyamayacağınızı bildiği için tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (oruç gecelerinde) eşlerinizle birleşebilir ve Allah’ın sizin için yazacağını (çocuk sahibi olmayı) isteyebilirsiniz. Fecrin beyaz ipliği/aydınlığı, siyah ipliğinden/karanlığından size göre tam olarak ayırt edilinceye kadar yiyip-için, sonra orucu gecenin/akşamın karanlığına kadar tamamlayın. Mescitlerde itikâfa girdiğinizde de eşlerinizle cinsel ilişkide bulunmayın. Bunlar hudûdüllâhi /Allah’ın sınırlardır, sakın bunlara yaklaşmayın. Allah, takvâya ulaşmanız için âyetlerini böyle açıklıyor. (2.187*11.114)

Bakara 2.189 (Rasulüm!) Sana ayların evrelerini/hilalleri soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için haccın ve vakitlerin ölçüleridir. Evlere arka taraflarından girmeniz birru/erdemlilik değildir. Bununla beraber birra/ erdemli olmak takvâlı olmaktır. O halde evlere kapılarından girin ve Allah’a karşı takvâlı olun ki kurtuluşa eresiniz.

Bakara 2.190-192 Yükâtilûneküm/size savaş açanlarla siz de Allah yolunda ve kâtilû/savaşın fakat haddi aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez. Onları yakaladığınız yerde vaktülûhum/öldürün. Sizi çıkardıkları yerden/yurdunuzdan siz de onları çıkarın. Vel fitnetü/fitne (baskı ve zulüm) yapmak adam öldürmekten daha ağır bir suçtur. Onlar Mescid-i Haram civarında sizinle yükâtilûkü/savaşmadıkça, siz de onlarla ve lâ tükâtilûhüm/savaşmayın. Fe in kâtelûküm/eğer onlar sizesavaş açarlarsa, faktülûhum/onları öldürün. O kâfirlerin cezası işte budur. Eğer savaşa son verirlerse (siz de son verin). Allah çok affedici, çok merhametlidir. (2.190-192,217*5.2,97*9.5,14,36)                      Bakara 2.194 Haram ay haram aya karşılıktır ve bütün hürmetler birbirlerine karşılıktır (yani dokunulmazlıkta denklik esastır). O halde kim size saldırırsa, onun yaptığı kadarıyla siz de ona karşılık verin ve Allah’a karşı sorumlu olduğunuzun bilincinde olun. Allah kendisine karşı sorumlu davrananlarla beraberdir. (2.194*9.36)

Bakara 2.196 Haccı ve umreyi Allah rızası için tamamlayın. Eğer engellenecek olursanız kolayınıza gelen bir hedy/kurban verin ve hedy/kurban yerine ulaşıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. İçinizden biri hasta olur yahut başındaki bir rahatsızlığı sebebiyle traş olursa fidye olarak; oruç tutması veya sadaka vermesi yahut hediy/ kurban kesmesi gerekir. Güvenlikte olup da hacca kadar umre yapan kişi, kolayına gelen bir hedy/kurban kesmelidir. Kurban bulamayan ise; üç gün hacda ve yedi gün de memleketine döndüğünde, toplam on gün oruç tutmalıdır. Bunlar, Mescid-i Haram civarında ailece oturmayanlar içindir. Allah’a karşı takvâlı/sorumluluk bilincinde olun, bilin ki Allah’ın cezası çok şiddetlidir. (2.158,196*3.97)                                                           

Bakara 2.197 Hac ayları (her yılın) bilinen aylarındadır. Kim o aylarda hacca başlarsa/ihrama girerse, cinsel konuşma ve ilişkiden, günâha girmekten ve kavgadan uzak durmalıdır. Allah yaptığınız bütün iyilikleri bilir. Siz (âhirete) azık hazırlayın, azığın en hayırlısı ise takvâya uygun davranmaktır. Ey Ulü’l-elbâb/ aklı selim ve sağduyu sahipleri! Bana karşı gelmekten ve azabımdan sakının.

Bakara 2.198 Hac mevsiminde alışveriş yaparak Rabbinizden rızık istemenizde size bir günahı olmaz. Arafat’tan çağlayıp akarken Müzdelife’deki Meş’ar-i Haram’da Allah’ı anın. O’nu, size gösterdiği gibi anın! Doğrusu siz, bundan önce yolunu şaşıranlar arasındaydınız.

Bakara 2.215 Sana kime/neyi infâk edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak yapacağınız harcamalar öncelikle; ana-babanıza, yakın akrabanıza, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara olmalıdır! Allah, hayır için yaptığınız her şeyi bilmektedir. (2.177,184,215*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)

Bakara 2.217 Sana haram ayı ve o ayda yapılan kıtâlin/savaşı soruyorlar. De ki: O ayda kıtâlün/savaş büyük bir suçtur. Ama insanları Allah’ın yolundan engellemek ve Mescid-i Haram’ın kutsallığını inkâr etmek ve halkını oradan (Mekke’den) çıkarmak, Allah katında daha büyük suçtur. Fakat o fitne/inanca baskı ve zulüm minel katl/adam öldürmekten çok daha kötüdür. Onların güçleri yetse dininizden döndürünceye kadar yükâtilûneküm/sizinle savaşırlar. Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onun yaptıkları şeyler dünyada da âhirette de boşa gider. Onlar cehennem ahalisidir, orada ebedi kalacaklardır. (2.191,217*5.2,97*9.36)

Bakara 2.224 Allah’ın adına yaptığınız yeminlerle; iyilik yapmanıza, sorumlu davranmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel teşkil etmeyin. Allah her şeyi işiten ve bilendir. (2.224*5.89*66.2)

Bakara 2.225 Allah, kasıt olmadan yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz ama kasıtlı ve şuurlu olarak yaptıklarınızdan sizi sorumlu tutar. Allah çok bağışlayan, cezalandırmadan önce fırsat verendir. (2.225*5.89*66.1-2)

Nisa 4.8 Mirasçı olmayan uzak akrabalar ile yetimler ve miskinler mirasın paylaşımında hazır bulunurlarsa, onlara da az/çok bir şeyler verin ve gönül alıcı sözler söyleyin. (2.177,184,215*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)

Nisa 4.36 (Sadece) Allah’a kulluk edin ve O’ndan başka hiçbir şeye (ve hiç kimseye) ilahlık yakıştırmayın. Ana-babaya iyilik edin. En yakınlarınıza, yetimlere, miskinlere, yakın komşulara, uzak komşulara, yanınızdaki eş ve dosta, yolcuya ve hakimiyetiniz altında bulunan (esir kadın ve erkeklere) de iyilik edin. Unutmayın ki Allah, kendini beğenip övünenleri sevmez. (2.177,184,215*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)    

Nisa 4.92 Bir müminin diğer bir mümini öldürmeye asla hakkı yoktur, hataen olması başka. Hataen bir mümini öldürenin; fe tahrîru rakabetim mü’minetiv ve diyetüm/ mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ölenin ailesine diyet ödemesi gerekir, onun ailesi diyeti bağışlarlarsa o başka. Hataen öldürülen mümin size düşman olan bir kavme mensupsa o zaman fe tahrîru rakabetim mü’mineh/mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması (yeterlidir). Eğer o (hataen öldürülen mümin), aranızda anlaşma olan bir kavme mensupsa; mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak ve ölenin ailesine diyet ödemek gerekir. Bunlara imkân bulamayan kişi tevbesinin Allah tarafından kabulü için aralıksız iki ay oruç tutmalıdır. Zira Allah, her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet edendir.

Maide 5.2 Ey iman edenler! Allah’ın sembollerine, haram aylara, Kâbe’ye hediye olarak gönderilen gerdanlık takılmış kurbanlıklara, Rablerinin ikramını ve rızasını kazanmak için Kâbe’ye yönelen insanlara saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda avlanabilirsiniz. Bir zamanlar Mescid-i Haram’a girmenize engel olmuş kimselere yönelik öfkeniz, onlara saldırganlık yapmanıza yol açmasın. İyilikleri ve takvâyı yaymak için birbirinizle yardımlaşın. Ancak günâh işlemek ve düşmanlık etmek için birbirinize destek olmayın. Allah’tan korkun zira Allah’ın azâbı çok şiddetlidir. (2.191,217*5.2,97*9.36)

Maide 5.89 Allah, düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozmanın keffâreti; ailenize yedirdiğinizin yemeğin ortalamasından on miskini doyurmak veya giydiklerinizin orta hallisiyle onları giydirmek yahut tahrîru rakabeh/bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunları yapamayan kimse aralıksız üç gün oruç tutar. Yemini bozmanın keffâreti işte budur. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah, şükredesiniz diye âyetlerini size böyle açıklıyor. (2.177,184,215*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)

Maide 5.95 Ey iman edenler! İhramlıyken av hayvanlarını öldürmeyin. Kim kasten onu öldürürse, öldürdüğüne denk bir hayvanı kurban olarak Kâbe’ye göndermelidir. Denklik kararını içinizden adil iki kişi versin. Ceza olarak miskinleri doyurması yahut yaptığının dengi oruç tutması gerekir. Allah, önceden yaptıklarınızı bağışlamıştır. Bundan sonra kim önceki suçu tekrar işlerse Allah ona yaptığının acısını tattırır. Çünkü Allah çok yücedir ve herkesin yaptığının karşılığını verir. (2.177,184,215*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)

Maide 5.97 Allah; Beytü’l Harâm olan Kâbe’yi bütün insanlar için sembol kıldı. (Aynı şekilde) Haram ayları, kurbanlık hayvanları ve onlara takılan gerdanlıkları da (sembol kıldı). Bunlar, Allah’ın göklerde ve yeryüzünde olan her şeyi bildiğini sizin öğrenmeniz içindir. Muhakkak ki Allah her şeyi en iyi bilendir. (2.191,217*5.2,97*9.36)

Tevbe 9.36 Bilin ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün koyduğu yasalara göre oniki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır, işte doğru hesap/yasa budur. Bunlar hakkında nefsinize zulmetmeyin. Müşriklerin sizinle topyekün savaştıkları gibi siz de topyekün ve kâtilül müşrikine/müşriklerle savaşın ve iyi bilin ki, Allah müttakîlerle beraberdir. (2.191,217*5.2,97*9.36)

Tevbe 9.60 Sadakalar/zekâtlar Allah’ın bir emri olarak sadece: fakirlere, miskinlere, zekât toplayan görevlilere, kalpleri islâma ısındırılacak olanlara, fir rikâbi/kölelerin özgürlüğüne, (ödeme güçlüğü çeken) borçlulara, Allah yolunda cihat edenlere ve yolda kalmış olan yolculara verilir. Allah her şeyi bilir, her şeyi yerli yerince yapar.

(2.177,184,215*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)

İsrâ 17.26 Akrabaya, miskinlere ve yolda kalmışlara hakkını ver (yardım yap) ama malını da saçıp-savurma. (2.177,184,215*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)

Meryem 19.10 (Zekeriya): Rabbim! Bana bir işaret tayin et! dedi. (Melek): Senin işaretin tastamam üç gün (sağlıklı olduğun halde) insanlarla konuşamamandır! (3.41*19.10)

Meryem 19.26 (Melek): Sonra da ye-iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir insana rastlarsan, (işaret yoluyla) de ki: Ben O engin merhamet sahibine, (insanlarla konuşmama) orucu adadım, onun için bugün insanlarla konuşmayacağım!

Nûr 24.34 Andolsun ki, Biz size hakikatı açık ve net olarak bildiren âyetler, sizden önce yaşamış olanlardan kıssalar/örnekler ve müttâkiler için nice öğütler indirdik. (24.34*2.2)

Rûm 30.38 O halde; akrabaya da, miskine de, yolda kalmışa da hakkını ver. Allah’ın hoşnutluğunu isteyenler için bu en iyisidir. Kurtuluşa erenler de onlardır.

(2.177,184,215*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)

Ahzâb 33.4 Allah bir kişinin göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır. Vücudunu ananızın vücudu gibi haram saydığınız/zıhar yaptığınız karılarınızı da hiçbir zaman sizin gerçek analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da sizin gerçek çocuklarınız kılmamıştır. Bunlar dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir. (33.4*58.2-4)

Duhân 44.1-5 Hâ, Mîm. Açıklayıcı kitaba yemin olsun. Biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede (Kadir gecesinde) indirmeye başladık. Şüphesiz Biz uyarıcıyız. O gecede katımızdan verdiğimiz bir emirle bütün hikmetli işler belirlenir. Şüphesiz Biz Rasuller göndeririz. (2.185*44.1-5*97.1-5) 

Mücadile 58.3-4 Zıhâr yaparak karılarından uzak durmak isteyip sonra sözlerinden dönmek isteyenlerin, karılarıyla cinsel ilişkide bulunmadan önce fe tahrîru rakabetim /bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen işte budur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Buna imkân bulamayan kişi, karısıyla cinsel ilişkide bulunmadan önce aralıksız iki ay oruç tutmalıdır, buna da gücü yetmeyen altmış miskîni doyurmalıdır. Bu, Allah’a ve Rasulüne imanınızın gereğidir ve bunlar Allah’ın sınırlarıdır. (Sınırları aşan) Kâfirler için elem verici bir azâp vardır!

(2.177,184,215,226*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)

Tahrim 66.1-2 Ey Nebi! Allah’ın sana helâl kıldığı bir şeyi, eşlerinden (bazılarını) hoşnut etmek için kendine neden haram ediyorsun? Yine de Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. Allah, yaptığınız yeminlerinizi (gerektiğinde) keffaret vermek suretiyle bozabileceğinizi size bildirdi. Zira Allah, sizin mevlânızdır (dostunuz, yâr ve yardımcınızdır). O, her şeyi bilendir ve hikmet sahibidir. (2.224-225*5.89*66.1-2)

Kalem 68.21-25 Sabahleyin birbirlerine şöyle seslendiler: Eğer devşirecekseniz erkenden bahçenize koşun! Derken yola koyuldular ve birbirlerine şöyle fısıldadılar: Sakın, bugün orada hiçbir miskin yanınıza sokulmasın! Bunu yapacaklarını sanarak erkenden yola koyuldular. (2.177,184,215*4.8,36*5.89,95*6.141*9.60*17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)

İnsân 76.7-8 Çünkü onlar, sözlerini tutarlar ve dehşeti her yerden hissedilen bir günden (Mahşer Gününden) korkarlardı. Sevdikleri yiyeceklerden miskini, yetimi ve esîrâ/esirleri doyururlardı. (2.177,184,215*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.24*76.8)

Kadr 97.1-5 Biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Rûh (Cebrail), o gece Rablerinin izniyle her türlü iş için iner dururlar. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar esenliktir. (2.185*44.1-5*97.1-5

B) ORUÇ TEFSİRİ:

B1. TAKVÂYA ULAŞMANIZ İÇİN ORUÇ SİZE FARZ KILINDI:

Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı ki, belki bu sayede takvâya/Allah’a karşı sorumluluk bilincine ulaşırsınız. (2.2-5,183)

MÜTTÂKİLERİN ÖZELLİKLERİNİN BAŞLICALARI ŞUNLARDIR:

***Allah’a, Ahiret Günü’ne, Meleklere, Kitaplara, Nebi ve Rasullere iman ederler.

***Sadece Allah’a kulluk ederler ve sadece Allah’tan yardım isterler ve Allah’a şirk koşmazlar,

***Namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, oruçlarını tutarlar,

***Ana-babaya, yakınlara, komşulara, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışlara, dilenenlere, kölelerin özgürleştirilmesine infâk ederler,

***Sözlerine riayet ederler, sıkıntı-hastalık ve savaşta sabrederler.

B2. ORUÇ RAMAZAN AYINDA TUTULUR!

Oruç sayılı günlerde tutulur. Hasta veya yolculuk halinde olup da (Ramazan ayında) oruç tutamayanlar, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun… Ancak, orucu zamanında tutmanın ne kadar hayırlı olduğunu bilseniz zamanında tutarsınız. (2.184)

Ramazan ayı; hidâyetin ve hakkı bâtıldan ayıran apaçık delillerin ve insanlara rehber olan Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden kim o aya erişirse orucunu tutsun. Kim de hasta olur veya yolculukta olur da (Ramazan ayında) tutamazsa, tutamadığı günlerin sayısı kadar diğer günlerde tutsun. (2.185)

Kamerî aylar şunlardır:

1.MUHARREM-2.SAFER-3.REBİYÜLEVVEL-4.REBİYÜLAHİR-5.CEMAYİZÜLEVVEL-6.CEMAYİZÜLAHİR-7.RECEB-8.ŞABAN-9.RAMAZAN-10.ŞEVVAL-11.ZİLKADE-12.ZİLHİCCE

Kameri ayların 9ncusu Ramazan ayıdır ve oruç bu ayda tutulur.

Kameri ayların içindeki dört ay var ki, bunlar haram aylardır. Düşman saldırısı olmadığı takdirde, müminlerin haram aylarda savaşmaları yasaklanmıştır.                                                                                         

Haram aylar şunlardır:1.MUHARREM-7.RECEB-11.ZİLKADE-12.ZİLHİCCE                

B3. ORUCA BAŞLAMA/İMSAK VE ORUCU AÇMA/İFTAR VAKTİ!

Fecrin olduğu tarafta tan yerinin aydınlığı/ak çizgi, gecenin karanlığından/kara çizgiden size göre tam olarak seçilinceye kadar yiyip-için. Sonra orucu geceye/akşama kadar tamamlayın. Mescitlerde itikâfa girdiğinizde de eşlerinizle (cinsel) ilişkide bulunmayın. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır, sakın bu sınırlara yaklaşmayın! (2.187)

Oruç imsak vaktinde başlar iftar vaktinde son bulur. Oruç tutanlar; imsak vaktinden iftar vaktine kadar: yiyip-içmezler ve eşleriyle cinsel ilişkide bulunmazlar. Hatta bu sınırlara yaklaşmazlar bile! Çünkü âyette: Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır, sakın bu sınırlara yaklaşmayın! denilmektedir. Oruç tutanlar, iftardan sonra eşleriyle cinsel ilişkiye girebilirler. Ancak, mescitlerde itikâfa girenler, itikâf süresince iftardan sonra da eşleriyle cinsel ilişkiye giremezler. Bu âyetten orucu bozan şeylerin: Yemek-içmek ve cinsel ilişkide bulunmak! olduğu anlaşılmaktadır. Hatta bu sınırlara yaklaşmamak bile gerekmektedir.

B4. SAĞLIKLARI ORUÇ TUTMAYA UYGUN OLANLAR!

Sağlıkları oruç tutmaya uygun olanlar, Ramazan ayı süresince oruçlarını eksiksiz ve tam olarak (29 veya 30 gün) tutmalıdırlar.       

Sağlıkları oruç tutmaya uygun oldukları halde, Ramazan ayında: Geçici süreli hasta olanlar veya yolculuk halinde olup da oruç tutamayanlar! ise tutamadığı günler sayısınca (Ramazan haricindeki) diğer günlerde oruçlarını tutmalıdırlar. Ancak: Orucu zamanında tutmanın ne kadar hayırlı olduğunu bilirseniz (orucu zamanında) tutarsınız! ifadesinin de çok önemli olduğunu asla unutmamak gerekir.

B5. HASTA VEYA YOLCU OLDUKLARI İÇİN TUTAMADIĞI GÜNLER SAYISINCA DİĞER GÜNLERDE ORUÇ TUTANLAR FİDYE VERMELİDİR:  

Oruç sayılı günlerde tutulur. Sizden kim hasta veya yolculukta olur da (tutamazsa), tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Ve alellezîne yütıykûnehû fidyetün taâmü miskin/(mali) gücü yetenler üzerine bir miskini doyuracak kadar fidye gerekir. Kim fidyeyi fazlasıyla verirse bu onun için daha hayırlı olur. Orucu (zamanında) tutmanın sizin için ne kadar hayırlı olduğunu eğer bilirseniz (zamanında) tutarsınız. (2.184)

Âyetin ifadesinden, fidye vermekle yükümlü olanların: Hasta veya yolculukta olup da (tutamazsa), tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutanlardan gücü yetenlerin; bir miskini doyuracak kadar fidye vermeleri! gerektiğini anlamaktayız. Rabbimiz; oruçlarını Ramazan ayı haricindeki günlerde tutarak sayıyı tamamlayanların fidye ödeyerek eksiklerini gidermeleri kolaylığını vermiş olduğu halde (2.185), orucu (zamanında) tutmanın ne kadar hayırlı olduğunu bilseniz (zamanında) tutarsınız buyurmaktadır. (2.184)  

Ramazan ayı boyunca oruçlarını tam tutanların fidye vermelerini gerektiren bir eksiklik ise söz konusu değildir. Fidye vermek, gücü yetenlerin bir hatasının veya eksiğinin giderilmesine yönelik ifa edecekleri mali bir eylemdir.

Fidye miktarının ne olacağını: Kendi ailenize yedirdiğinizin ortalamasından (5.89) ve: Kim fidyeyi fazlasıyla verirse bu onun için daha hayırlı olur! (2.184) âyetlerinden anlamaktayız.

B6. YAŞLILIK VEYA HASTALIK SEBEBİYLE ORUÇ TUTAMAYANLAR FİDYE VERMEKLE MÜKELLEF DEĞİLDİR:

Bazı ilahiyatçılar: Ve alellezîne yütıykûnehû fidyetün taâmü miskin/gücü yetenler üzerine bir miskini doyuracak kadar fidye gerekir! ifadesine metinde hiç olmadığı halde sanki varmış gibi bir ilave ederek: Ve alellezîne lâ yütıykûnehû fidyetün taâmü miskin/güc yetiremeyenler üzerine bir miskini doyuracak kadar fidye gerekir! şekline tevil ediyorlar, güç yetiremeyenlerin öznesi olarak da oruç tutmayanlar olduğunu kabul ederek meali şu şekle getirmektedirler: (oruç tutmaya) güç yetiremeyenler üzerine bir miskini doyuracak kadar fidye gerekir!

Bu görüşe itirazımızın gerekçeleri şunlardır:

Yütıykûnehû/gücü yetenler ifadesine, önce metinde olmadığı halde bir ilave ederek yütıykûnehû/güç yetiremeyenler şekline tevil ediyorlar, bundan sonra da, güç yetiremeyenlerin önüne (metinde olmadığı halde) oruç tutmaya ifadesini ekleyerek: oruç tutmaya güç yetiremeyenler üzerine bir miskini doyuracak kadar fidye gerekir! şekline dönüştürmekte ve hasta ve yaşlı oldukları için oruç tutamayanların 30 günlük fidye vermelerinin gerektiğini söylemektedirler. Mealin böyle yapılması halinde ise: Yaşlı ve hasta olanların çalışma güçlerinin de olmayacağı düşünüldüğünde bu insanların 30 günlük fidye vermeleri de çoğu zaman imkânsız olmaktadır! Böyle bir durumla karşı karşıya kalan müminler: mali imkânsızlık ve çaresizlik içinde kıvranmaya mahkûm edilmektedirler? Halbuki; Allah kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemeyeceğini beyan buyurmaktadır: Oruç tutmakla mükellef olmayan bu kimselerin, tutamadıkları gün sayısınca fidye ödemekle de mükellef olmadıklarına inanıyoruz. Ancak, bu kimselerden mali gücü yetenlerin sevap kazanmak için fidye, sadaka ve zekât vermelerinin onlar için hayırlı olacağını da belirtmek isteriz. Benim bu görüşümüzü teyit eden âyetler aşağıdadır:                                     Bakara 2.233 Hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklenmez.                                                                      

Bakara 2.286 Allah kimseyi taşıyacağının fazlasından sorumlu tutmaz.                                                                                     

En’am 6.152 Bilin ki Biz insanı gücünün yetmediği bir şeyle sorumlu tutmayız.                                                                                                                            

A’râf 7.42 Biz bir kimseye ancak gücünün yeteceği bir yük yükleriz.                                                                                             

Mü’minûn 23.62: Biz hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz.

Talâk 65.7: Eli geniş olan genişliğine göre nafaka versin. Rızkı kısılmış bulunan da Allah’ın kendisine verdiğinden (o ölçüde) versin. Allah, bir kişiyi ancak kendine verdiği şeylerden sorumlu tutar. Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratır.

B7. FİDYE VE KEFFARET ORUÇLARI NELERDİR:

Ramazan ayında tutulan oruçlardan ayrı olarak bazı şartların oluşmasına bağlı olarak, fidye ve keffaret olarak tutulacak oruçlar vardır ve bunlar şunlardır:

1)Bakara 2.196 Başladığınız haccı ve umreyi Allah rızası için eksiksiz ve tam yapın. Eğer engellenecek olur ve tam yapamazsanız, gücünüzün yeteceği bir hedy (kurban) verin ve hedy yerine ulaşıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. İçinizden biri hasta olur yahut başındaki bir rahatsızlığı sebebiyle traş olursa fidye olarak; oruç tutması veya sadaka vermesi yahut kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olup da hacca kadar umre yapan kişi: gücünün yeteceği bir hedy kesmelidir. Kurbana gücü yetmeyenler ise; üç gün hacda ve yedi gün de memleketine döndüğünde olmak üzere toplamı on gün oruç tutmalıdır. Bunlar, Mescid-i Haram civarında ailece oturmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten korkun ve bilin ki Allah’ın cezası çok şiddetlidir.

2)Nisa 4.92: Hataen olması hariç, bir müminin diğer bir mümini öldürmeye asla hakkı yoktur. Hataen bir mümini öldürenin; mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve öldürülenin ailesine diyet (kan bedeli) ödemesi gerekir, eğer onlar diyeti bağışlarlarsa o başka. Yanlışlıkla öldürülen mümin, size düşman olan bir topluma mensup ise o zaman mümin bir köleyi özgürlüğe kavuşturmak gerekir (ayrıca diyet ödemek gerekmez). Ama, sizinle sulh anlaşması olan bir topluma mensupsa, mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak ve ayrıca diyet ödemek gerekir. Buna imkân bulamayanlar, tevbesinin Allah tarafından kabulü için aralıksız iki ay oruç tutmalıdır. Zira Allah, her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet edendir.

3)Maide 5.89: Allah, düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ama yemin ederek kendinizi bağladıklarınızdan sizi sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozmanın keffâreti; ailenize yedirdiğinizin yemeğin ortalamasından on miskini doyurmak veya giydiklerinizin orta hallisiyle onları giydirmek yahut bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunları yapamayan kimse aralıksız üç gün oruç tutar. Bozduğunuz yeminlerin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah, âyetlerini size böyle açıklar ki görevinizi yerine getiresiniz. (2.177,215*4.8,36*5.89,95*9.60*17.26*30.38*58.4*68.2476.7-8)

4)Maide 5.95: Ey iman edenler! Avı ihramlıyken öldürmeyin. Hanginiz onu, bilerek öldürürse öldürdüğüne denk (koyun, keçi, sığır, deve cinsi) bir hayvanı kurban olarak Kâbe’ye göndermelidir. Denklik kararını sizden güvenilir iki kişi versinler. Ceza, miskinleri doyuracak keffâret, yahut suçu dengeleyecek oruç şeklinde de olur. Bu, işlediği suçun cezasını çekmesi içindir. Allah, önceden yaptıklarınızı bağışlamıştır. Bundan sonra kim önceki suça (günaha geri) dönerse Allah ona hak ettiği cezayı verir. Üstün olan, hak edildiği kadar cezayı veren Allah’tır. (5.89,95*66.1-2)

5)Mücadile 58.3-4: Karılarından zıhar yaparak uzak durmak isteyip sonra dediklerinden dönenlerin, onlarla cinsel ilişkiye girmeden önce:

a) Bir köle azat etmeleri gerekir. Size öğütlenen işte budur. Allah yapıp ettiklerinizden haberdardır.

b) Buna imkân bulamayan kişi aralıksız iki ay oruç tutar. 

c) Buna da gücü yetmeyen altmış miskini doyurur.

Bu, Allah’a ve Rasulüne imanınızı göstermeniz içindir. İşte bunlar Allah’ın hükümleridir. Kafirler için elem verici bir azap vardır! 

ZIHAR YAPMAK: Kocanın, karısına: Sen benim için artık anamın sırtı gibisin diyerek onu kendisine haram sayması ve böylece onunla cinsel ilişkide bulunmayacağına dair yemin etmesine! denilmektedir. Zıhar yapan koca, karısını boşamadığından kadının başka bir erkekle evlenmesine de mani olmakta, kadına bir hizmetçi, bir köle muamelesi yaparak ona manevi bir işkence uygulamaktadır. Bir süre sonra, yaptığı zıhardan vazgeçerek karısıyla cinsel ilişkide bulunmak isteyen kocanın, cinsel ilişkide bulunmadan önce keffaret olarak: Bir köle azat etmesi veya aralıksız iki ay oruç tutması yahut altmış fakiri doyurması! gerekmektedir.

Bazı ilahiyatçılar, zıhar keffareti konusunda hadis olarak şöyle bir olayı naklediyorlar: Ramazan ayı süresince karısına zıhar yapan, fakat zıhardan dönerek Ramazan ayında bir gece karısıyla ilişkiye giren bir koca ertesi gün Rasulullah’a gelip olayı anlatır ve: Beni bu günâhtan temizle! der. Rasulullah da ona: Bir köle azat et! der.

-Adam buna imkânının olmadığını beyan eder.

Öyleyse; aralıksız iki ay oruç tut! der.

-Adam buna da güç yetiremeyeceğini beyan eder.

O halde; altmış fakiri doyur! der.

-Adam evinde yiyecek hiçbir şeyin olmadığını ve kendisinin Medine’nin en fakir kişisi olduğunu beyan eder.

Rasulullah adama: Zekât idaresine git, sana bir küfe/sepet hurma versinler. Hurmaları önce altmış fakire dağıt, kalanı da evine götürüp ye! der.

TV’de canlı yayında bunu hadis diye anlatan ilahiyatçı bir hocaya, canlı yayından hemen sonra E-Posta gönderdim ve şöyle yazdım:

Kur’an’a aykırı olan bu rivayetin Rasulullah tarafından söylenmiş olması asla mümkün değildir. Çünkü, konuyla ilgili âyetlerde açık olarak, zıhar yapan kocanın karısıyla ilişkiye girmeden önce zıhar keffaretini ödemesi şart koşulmaktadır. Ayrıca; Bu, Allah’a ve Rasulüne imanınızı göstermeniz içindir. İşte bunlar Allah’ın hükümleridir! ifadesiyle de pekiştirilmiştir.

Anlatılan olayda ise zıhar keffaretini ödemeden karısıyla ilişkiye girmiş olan birisi söz konusudur. Bu kişiye bir küfe/sepet hurma verilerek adeta ödül verilmiş olmaktadır ki son derce yanlıştır.  Allah tarafından konulan bir hükmün; Rasulullah tarafından değiştirilmesini veya kaldırılmasını düşünmek Allah Rasulü’ne iftiradır. Gönderdiğim E-Postayı okuyan hoca bana: O halde bu kişi ne yapsın? diye bir soru sordu. Ben de cevap olarak: Günâhları sadece Allah affeder. Zıhar yaptıktan sonra keffaret ödemeden karısıyla ilişkiye giren bu kişi, tevbe edip Allah’tan af ve mağfiret dilemeli ve bir daha asla bu günâhı işlememelidir! dedim ve böylece konu kapandı. Emekli İlahiyatçı olan bu hocamızın, uyarımı dikkate alarak hatadan döndüğüne memnun olduğumu ifade etmeliyim. Zira; insan beşer, bir gün şaşar örneği hata yapmak insana mahsustur, önemli olan hatadan dönebilmektir.

6)Tahrim 66.1-2 Ey Nebi! Allah’ın sana helâl kıldığı bir şeyi, eşlerinden (bazılarını) hoşnut etmek için kendine neden haram ediyorsun? Yine de Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. Allah, yaptığınız yeminlerinizi (gerektiğinde) keffaret vermek suretiyle bozabileceğinizi size bildirdi. Zira Allah, sizin Mevlânızdır/ dostunuz, yâr ve yardımcınızdır. O, her şeyi bilendir ve hikmet sahibidir.

(2.224-225*4.92*5.89*58.3-4*66.1-2)

Bu âyetlerden öğreniyoruz ki şarkı sözüne yansıyan ve bir yemin ettim, geri dönemem! benzeri sözlerin dinimizde yeri ve hükmü yoktur. Ana-babasına kızdığı için: bir daha onları ziyaret etmeyeceğim! diye yemin eden bir kimsenin yemini bahane ederek ana-babasını ziyaret etmemesi doğru değildir. Doğru olanı yeminine keffaret ödemesi ve  ana-babasını ziyaret etmesidir. Kur’an yukardaki âyetlerde bunu bize göstermektedir 

B8. KEFFARET OLARAK ARALIKSIZ İKİ AY ORUÇ TUTACAKLAR KİMLERDİR?

Keffaret olarak aralıksız iki ay (60 gün değil) oruç tutacak olanların sadece şu iki fiili işleyenler olduğu Kur’an’da açıkça belirtilmiştir:

1. Hataen bir mümini öldürenler (4.92). 

2. Karılarına zıhar yapıp, sonra yaptıkları zıhardan dönmek isteyenler (58.3-4),

LÜTFEN DİKKAT: 61 GÜN KEFFARET ORUCU TABİRİ KUR’AN’DA YOKTUR!

Ramazan orucunu kasten bozanların, 60 günü keffaret ve 1 günü kaza olmak üzere aralıksız 61 gün oruç tutmaları gerektiği şeklinde bir müeyyidenin olduğu dini litaratürde söylenmesine rağmen 61 gün keffaret orucunun Kur’an’da hiçbir dayanağı ve delili yoktur. Kur’an’da keffaret olarak aralıksız iki ay oruç tutmaktan bahsedilmektedir, aralıksız 60 gün oruç tutmak söz konusu değildir (4.92*58.3-4). Bunun ne önemi var diye bir soru akla gelebilir. Bunun önemi şudur: Kameri ayların gün sayıları 29 veya 30 gündür, kameri aylarda hiçbir ay 28 gün veya 31 gün çekmez. Kur’an’daki aylar Kameri Aylar olduğundan aralıksız iki ay tutulacak orucun toplamı 29+29=58 gün, veya 29+30=59 gün, veya 30+30=60 gün eder. Yani iki ay aralıksız tutulacak keffaret orucunun toplamı; bazen 58 gün, bazen 59 gün, bazen de 60 gün eder. Bu bakımdan 60 günü keffaret ve 1 günü kaza olmak üzere aralıksız 61 gün keffaret orucu söyleminin Kur’an’dan hiçbir referansının olmadığı açıktır.

Çok önemli bir husus da şudur: Allah, sadece şu iki durumda orucun kazasına ruhsat vermiştir.

1. Ramazan ayında geçici süreli hasta olanlar,

2. Ramazan ayında seferi/yolcu olanlar.

Bunlar Ramazan ayında tutamadıkları oruçlarını diğer zamanlarda (güne-gün) kaza edebilirler, ayrıca keffaret olarak oruç tutmaları gerekmez. Bunların dışında hiç kimsenin orucunu kaza etmesi söz konusu değildir. Hele ki, orucunu kasten bozanların oruçlarını kaza etmeleri asla mümkün değildir. Dolayısıyla; 60 günü keffaret ve 1 günü kaza olmak üzere aralıksız 61 gün oruç tutulması! şeklindeki ifadenin Kur’an’da hiçbir referansı yoktur.

Ramazan orucunu kasten bozanlar: Ancak orucu zamanında tutmanın ne kadar hayırlı olduğunu bilseniz zamanında tutarsınız! (2.184) âyeti gereği olarak kendileri için büyük bir hayırdan mahrum kalacaklardır. Bana göre: bu insanlar, Allah’tan af ve mağfiret dilemeli ve bundan sonra oruçlarını zamanında tutmaya özen ve gayret göstermelidirler! Ayrıca, imkânları ölçüsünde bol infâk ve hayır yapmalıdırlar.

B9. ALLAH DUA EDENİN DUASINA KARŞILIK VERİR, ARACILIK YASAKTIR!

Kullarım sana Ben’i sorarlarsa, Ben onlara çok yakınım. Bana dua edenin duasına karşılık veririm. Onlar da Ben’im dâvetime uysunlar ve Bana iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler. (2.186)

Kullarının Allah’a dua etmek için birisini aracı yapmaları gerekmediği gibi böyle bir yola başvurmaları halinde şirke düşmeleri kaçınılmaz olacaktır. Bu bakımdan aracı kullanmaya çalışmaları son derece yanlış bir yoldur. Allah’a duanızı Arapça olarak yapabileceğiniz gibi anadilinizle de yapabilirsiniz çünkü Allah bütün dilleri/lisanları bilir. Allah kullarının duasına karşılık vereceğini beyan etmiştir, bu onların isteklerinin mutlaka yerine getirileceği anlamını taşımaz. Allah, kullarının doğru yolu bulabilmeleri için, O’nun dâvetine/dinine uymalarını ve O’na iman etmelerini istemektedir. Buradan da; doğru yola erişebilmek için kulların çaba ve gayret göstermeleri gerektiği anlaşılmaktadır.

C. ORUÇ TEFSİRİNE EK: KAMERİ AYLAR

Bakara 2.194: Haram aya saygı, ona saygı duyanlara karşıdır, yasaklar karşılıklıdır. Size kim saldırırsa, siz de o saldırıya denk bir saldırı yapın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve şunu bilin ki Allah, kendisinden çekinip korunanlarla beraberdir.

Bakara 2.217: Sana haram ayı ve o ayda yapılan kıtâlin/savaşı soruyorlar. De ki: O ayda kıtâlün/savaş büyük bir suçtur. Ama insanları Allah’ın yolundan engellemek ve Mescid-i Haram’ın kutsallığını inkâr etmek ve halkını oradan (Mekke’den) çıkarmak, Allah katında daha büyük suçtur. Fakat o fitne/inanca baskı ve zulüm minel katl/adam öldürmekten çok daha kötüdür. Onların güçleri yetse dininizden döndürünceye kadar yükâtilûneküm/sizinle savaşırlar. Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onun yaptıkları şeyler dünyada da âhirette de boşa gider. Onlar cehennem ahalisidir, orada ebedi kalacaklardır. (2.191,217*5.2,97*9.36)

Mâide 5.2: Ey iman edenler! Allah’ın (hacca dair) sembollerine, haram aya, Kâbe’ye hediye olarak gönderilen kurbanlıklara ve (özellikle) gerdanlık takılmış kurbanlıklara, Rablerinin ikramını ve rızasını kazanmak için Kâbe’ye yönelen insanlara saygısızlık etmeyin...

Mâide 5.97: Allah Kâbe’yi, çevresi güvenli olan o Kutsal Evi, haram ayları, boyunlarına gerdanlık bağlanmış veya bağlanmamış kurbanlıkları, insanlar için dirlik ve düzen sebebi kıldı. Bu, Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini öğrenmeniz içindir. Her şeyi bilen Allah’tır.

Tevbe 9.36: Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün koyduğu yasalara göre on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır, Allah’ın koyduğu sağlam ölçü budur. Bu konuda kendinize zulmetmeyin. Müşriklerin sizinle topyekün savaştıkları gibi, siz de onlara karşı topyekün savaşın ve iyi bilin ki, Allah sorumlu davrananlarla beraberdir.

Kameri ay ortalama, 29,5 gün çekmektedir.

Kameri yıl: 354,3 Gündür. 

Kameri yıl, Şemsi yıldan 10,8 gün eksiktir.

Bu eksiklik; Kameri 33,5 yılda bir yıl, Şemsi 32,5 yılda bir yıl olmaktadır.

Kameri/Hicri takvimde aylar 29 veya 30 gün çekmektedirler. Şemsi/Miladi takvimde ise aylar; 28-29-30-31 gün çekmektedir.

Kameri/Hicri yıl 354/355 gün çekerken, Şemsi/Miladi yıl 365/366 gün çekmektedir.

KAMERÎ/HİCRİ TAKVİM

   YILLAR

 

KAMERİ TAKVİM  

 

 

 

 

 

 

 

 

 TOPLAM

MİLADİ

HİCRİ

1MHR

2SAFR

3REVV

4RAHR

5CEVV

6CAHR

7RECB

8ŞABN

9RMZN

10ŞVVL

11ZLKD

12ZHCC

KAMR

ŞEMS

1980

1400

29

30

29

30

29

29

30

29

30

29

30

30

354

366

1981

1401

30

30

30

29

30

29

29

30

29

29

30

30

355

365

1982

1402

30

29

30

30

29

30

29

29

30

29

29

30

354

365

1983

1403

30

29

30

30

30

29

30

29

29

30

29

29

354

365

1984

1404

29

29

30

30

30

29

30

30

29

29

30

29

354

366

1985

1405

29

30

30

29

30

29

30

30

29

30

29

30

355

365

1986

1406

30

30

29

30

29

30

29

30

29

30

30

29

355

365

1987

1407

30

29

30

29

30

29

29

30

29

30

30

29

354

366

1988

1408

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1989

1409

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

1990

1410

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1991

1411

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

1992

1412

 

 

 

 

 

 

 

 

 Z

 

 

 

 

 

1993

1413

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

1994

1414

 

 

 

 

 

 

 

 

N 

 

 

 

 

 

1995

1415

 

 

 

 

 

 

 

 

 R

 

 

 

 

 

1996

1416

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

1997

1417

 

 

 

 

 

 

 

 

 M

 

 

 

 

 

1998

1418

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

1999

1419

 

 

 

 

 

 

 

 

 Z

 

 

 

 

 

2000

1420

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2001

1421

 

 

 

 

 

 

 

 

 N

 

 

 

 

 

2002

1422

 

 

 

 

 

 

 

 

 R

 

 

 

 

 

2003

1423

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

2004

1424

 

 

 

 

 

 

 

 

 M

 

 

 

 

 

2005

1425

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

2006

1427

 

 

 

 

 

 

 

 

 Z

 

 

 

 

 

2007

1428

 

 

 

 

 

 

 

 

 A

 

 

 

 

 

2008

1429

 

 

 

 

 

 

 

 

 N

 

 

 

 

 

2009

1430

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2010

1431

29

30

30

29

30

29

30

29

30

29

29

30

354

365

2011

1432

29

30

30

30

29

30

29

30

29

30

29

29

354

365

2012

1433

30

29

30

30

29

30

30

29

30

29

30

29

355

366

2013

1434

29

30

29

30

29

30

30

29

30

30

29

29

354

365

2014

1435

30

29

30

29

29

30

29

29

30

30

29

30

354

365

2015

1436

30

29

29

30

29

30

29

30

29

30

29

30

354

365

2016

1437

30

29

30

30

29

29

30

29

30

29

29

30

354

366

2017

1438

30

29

30

30

30

29

29

30

29

29

30

29

354

365

2018

1439

29

30

30

30

30

29

30

29

30

29

29

30

355

365

2019

1440

30

29

29

30

30

30

29

30

29

30

29

29

354

365

2020

1441

30

30

29

30

30

29

30

29

29

30

29

30

355

366

KAMERİK     

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NOT 1: Bu çalışmada İslamic Finder Calender adındaki kaynaktan istifade ettim. Halbuki DİB bünyesindeki bir araştırmadan veya İlahiyat Fakültelerinde yapılmış bir akademik çalışmadan yararlanmış olmayı tercih ederdim.                                        

NOT 2: Şemsi takvimlerin Kameri takvimlere çevrilmesi tam olarak sağlıklı yapılmamış olabilir. Şemsi yılın içinde (bölüm bölüm) iki Kameri yıl bulunabileceğini de unutmamak gerekir.                                                                 

KAMERİAYLAR:1.MUHARREM-2.SAFER-3.REBİYÜLEVVEL-4.REBİYÜLAHİR-5.CEMAYİZÜLEVVEL- 6.CEMAYİZÜLAHİR-7.RECEB-8.ŞABAN-9.RAMAZAN-10.ŞEVVAL-11.ZİLKADE-12.ZİLHİCCE                                                                                                                     

HARAM AYLAR ŞUNLARDIR: 1 MUHARREM-7 RECEB-11 ZİLKADE-12 ZİLHİCCE 

(Harun Sorkun-Nisan 2020-GG2 Nisan 2021)

 

 

 

 

X