13 Aralık 2019 Cuma
MENÜ
SON YAZILAR
NUH’UN GEMİSİ YELKENLİ Mİ, BUHARLI MIYDI?
NUH’UN GEMİSİ YELKENLİ Mİ, BUHARLI MIYDI?

NUH’UN GEMİSİ YELKENLİ Mİ, BUHARLI MIYDI?

NUH’UN GEMİSİ YELKENLİ Mİ, BUHARLI MIYDI? (Âyetler iniş sırasına göredir)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

A)KONUYLA İLGİLİ KUR’AN ÂYETLERİNE GÖZ ATALIM:

Kamer 54/37:9,10:Onlardan önce Nuh’un toplumu da yalanladı, hem de kulumuzun yalancı olduğuna ısrar ederek. “O delirdi dediler” ve davetten vazgeçmeye zorlandı. Bunun üzerine Rabbine “Ben yenik düştüm, bana yardım et!” diyerek yalvardı.

 Kamer 54/37:11,12:Biz de gök kapılarını devamlı yağan bir yağmurla açtık. Yerden kaynaklar fışkırttık. Her iki su, karar verilmiş bir işin gerçekleşmesi için birleşmişti.

 

Kamer 54/37:13:Nuh’u da tahtadan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik.

Kamer 54/37:14-16:İnkâr edilmiş Nuh’a bir ödül olmak üzere gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. Andolsun ki, gemiyi bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur? Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?

Şuara 26/47:117,118:Nuh, “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı, benimle onların arasında sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar” dedi.

Şuara 26/47:119-122:Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu bunda ders vardır ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.

Hûd 11/52:37:“Gözetimimiz altında ve sana öğretilen şekilde gemiyi yap ve zâlimler hakkında bana başvurma” diye Nuh’a vahyolundu.

Hûd 11/52:38,39:“Nuh gemiyi yaparken, kavminin ileri gelenleri yanından her geçtiklerinde onunla alay ediyorlardı. O da, ‘Bizimle alay ediyorsunuz ama, biz de sizin alay ettiğiniz gibi sizinle alay edeceğiz.’ ‘Rezil edecek azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kime ineceğini göreceksiniz!’ dedi.

Hûd 11/52:40:“Sonunda buyruğumuz gelip tandır kaynayınca, “Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan ehlini ve inananları gemiye bindir” dedik. Ancak, pek az kimse onunla beraber inanmıştı.

Hûd 11/52:41:Nuh, “Gemiye binin, onun yürümesi ve durması Allah’ın adıyladır; doğrusu Rabbim bağışlayandır, merhamet edendir” dedi.

Hûd 11/52:42:Gemi dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh bir kenarda ayrı durmuş oğluna, “Ey yavrucuğum! Bizimle beraber  sen de gemiye bin, inkârcılarla beraber olma” diye seslendi.

Hûd 11/52:43:Oğlu, “Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır” deyince Nuh, “Bu gün acıdıkları dışında, Allah’ın buyruğundan kurtarabilecek bir şey yoktur” dedi. Aralarına dalga girdi ve oğlu da boğulanlara karıştı.

Hûd 11/52:44:”Ey yeryüzü! Suyunu içeri çek ve ey gök, sen de suyunu tut” denildi. Su çekildi, iş de böylece bitirildi. Gemi ise Cudi’ye oturdu. “Haksızlık yapan toplum yok olsun” denildi.

Hûd 11/52:48:”Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara, bizden bir esenlik ve bereket olmak üzere gemiden in” denildi. Ama bir çok topluluğun geçimini de sağlayacağız. Sonra onlara, bizden acıklı bir azap değecektir.

Mü’minûn 23/74:26,27:Nuh da, “Ey Rabbim, yalanlamalarına karşı bana yardım et” dedi. Biz de ona şöyle vahyettik: ”Bizim kontrolümüz ve talimatımızla gemiyi yap. Emrimiz gelip de sular kaynayınca, her cinsten birer çifti ve aleyhinde hüküm verilmiş olanlar dışında aileni de gemiye bindir. Zalimler hakkında benden bir şey isteme. Şüphesiz onlar boğulacaklardır.”

Mü’minûn 23/74:28,29:”Sen ve beraberindekiler gemiye binip yerleşince ‘Bizi bu zalim toplumdan kurtaran Allah’a hamdolsun’ de.” “Ey Rabbim! Beni uğurlu bir yere indir. Bunu en iyi yapan sensin!” de.

 

B)ÂYETLERİN TEFSİRİNİN NASIL YAPILDIĞINA BAKALIM:

Hud sûresi 40. âyette geçen “sonunda buyruğumuz gelip tandır kaynayınca” ifadesi müfessirler arasında farklı yorumların yapılmasına sebep olmuştur.

*Elmalılı M. Hamdi Yazır-Hak Dini Kur’an Dili-Azim 2014

Hud sûresi 40. Âyette geçen “nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup kaynadığı zaman dedik ki” mealini tefsir ederken; Tennur: Lügatta kapalı bir ocak, bir fırındır ki dilimizde “tandır” olarak kullanılır. Feveran kelimesi de biliniyor ki, kuvvet ve şiddetle kaynamak ve fışkırmaktır. İş kızıştı, şiddetlendi mânâsına “fırın kızdı” denildiği gibi “fârettennur” da böyledir denilmiştir. Lâkin bunların dördü de mecazdır.

Ebu Hayyan, tefsirinde Hasen’den rivayetle “tennur”’un “gemide suyun toplandığı yer” olduğunu nakletmiştir ki, bu ifade hemen hemen geminin kazanını andırıyor. Demek suretiyle sonunda “yani geminin yelkenli bir gemi değil , kazanla çalışan bir vapur olduğunu hatırlatır niteliktedir” sonucuna varmıştır. (Cilt 4, S:589-592)

*Mustafa İslamoğlu-Hayat Kitabı Kur’an-Düşün Yayıncılık 2013

Hûd sûresi 40ncı âyetin mealini açıkladığı 3 nolu dipnotta şöyle demektedir: (Fara’t-tennur’un en makul anlamı, yeryüzünü tufana veren bir su fışkırmasıdır. Bu fışkırma Kamer 11-12. Âyetlerde tasvir edilmiştir.) Dedikten sonra, Elmalılı’nın “buhar gücüyle hareket eden bir gemi motorunu akla getirdiği söyler” ifadesinin daha güçlü bir ihtimal olduğunu söylemektedir.(Cilt 1, S:406-407)

*Murat Sülün-Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı-Çağrı Yayınları 2012

Hûd sûresi âyet 40:”Nihayet buyruğumuz gelip (içinde ateş yakılan) tandır (lardan bile su) kaynamaya başlayınca…” demek suretiyle geminin içindeki tandırlarda suyun kaynadığını ve dolayısıyla buharlı bir gemi olduğunu ifade etmektedir.

*Suat Yıldırım-Kur’an-ı Hakîm ve açıklamalı Meali-Define Yayınları, 2013

Hûd sûresi âyet 40:Nihayet emrimiz gelip de tennur kaynadığı zaman Nuh’a dedik ki: (Tennur. Kapalı ocak, fırın manasına gelir. “Elmalılı, tennur’un buharlı bir gemi, bir vapur olduğunu düşündürdüğünü yazar” demiştir.)

*Abdülaziz Bayındır-(Susem)İslam Tarihi 1 Peygamberler Dönemi-Ders Notları-Nuh Aleyhisselam. Konuyla ilgili olarak Susem 1. Dönem sınav sorusu 14 de: Aşağıdakilerden hangisi Nuh a.s.’ın gemisiyle ilgili değildir? Sorusuna, “gemi yelkenle ve küreklerle gidebilen türdendi” şıkkını doğru cevap olarak kabul etmiştir. Böylece geminin yelkenli ve kürekli bir gemi olmadığını, buna mukabil, “ilgili ayetler onun buharlı bir gemi olduğunu göstermektedir” şıkkındaki geminin “buharlı gemi” olduğunu kesin olarak beyan ve ifade etmiştir.

*Süleyman Ateş-Kur’an’ı Kerim ve Yüce Meali-Yeni Ufuklar Neşriyat

Hûd sûresi âyet 40:”Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (İş ciddileşip sular kaynamaya başlayınca Nuh’a ) dedik ki…” (Bu ifadelere açıklık getirmek için (1) No.lu dipnotta şöyle demektedir: Tandırın feveran etmesi, buharlı gemide suyu ısıtacak ocağın alev alev yanması anlamına gelir. Kelimenin temel anlamı budur. Bu da o zaman buharlı geminin varlığını düşündürmektedir. Fakat bu deyim, mecaz olarak işin ciddileşmesi anlamını da verir.) Bu durumda S. Ateş, kesin bir hüküm vermenin doğru olmayacağı kanaatini ihzar etmektedir. (Sayfa 225,Dip not 1)

*DİB-Kur’an Yolu, Türkçe Meal ve Tefsir-Ankara 2012

Hûd sûresi âyet 40:“Sular coşup yükseldi” şeklinde tercüme ettiğimiz “fâre’t-tennûr”, fışkırarak yeryüzünü kaplayan azgın suları ve selleri ifade eder. (ibn Kesîr,IV, 254). Aynı ifade “Allah’ın gazabı şiddetlenince” veya azabın sabaha doğru geldiğini ifade etmek için “şafak atınca, sabah olunca” şeklinde de tercüme edilmiştir. Görüldüğü üzere; geminin buharlı olduğu konusunda en küçük bir ifadeye yer verilmemektedir.(Cilt III, Sayfa 172)

*Hasan Elik-Tevhid Mesajı-Fikir 2013

Hûd sûresi âyet 40:Nihayet azap vakti gelip çattığında tufan başladı, biz de Nûh’a, “İhtiyacın olan şeylerden, hayvanlardan birer çift gemiye al, ailenden ve halkından inananları da gemiye yerleştir” diye emrettik. (Sayfa 507) Görüldüğü üzere “geminin yelkenli mi veya buharlı mı olduğu” konusunda hiçbir yorum yapılmamıştır.

*Muhammed Esed-Kur’an Mesajı, meal-tefsir-İşaret,2013

Hûd sûresi âyet 40:(Bu böyle devam etti) tâ ki, hükmümüz vaki olup da yeryüzünde sular taşkınlar halinde kaynayıp coşuncaya kadar. (62) Nolu dipnotta yapılan açıklama: Lafzen, ”yerin yüzü kaynayıp coşuncaya kadar” (fâra’t-tennûr)…Lugat olarak “kaynayıp coştu ya da taştı” anlamına gelen fâra fiili burada “yeryüzünü kaplayıp sulara gark eden” azgın su taşkınlarını, selleri dile getirmektedir (İbni Kesîr). M. Esed, “fâra’t-tennûr” ifadesiyle, “geminin buharlı olduğu” na dair hiçbir ilişkinin olmadığını ifade etmiş olmaktadır. (Sayfa 528)

*Muhammed Hamidullah-Aziz Kur’an-Beyan

Hûd sûresi âyet 40:“Sonunda buyruğumuz gelip fırın kaynamaya başlayınca,” (1)No.lu dipnotta yaptığı açıklama şöyledir: Ahd-i Atik’te, Yaratılış, VII, 11 ve devamında, bir volkan gibi bu fırın değil yalnızca “O büyük deryanın yarılan kaynakları” söz konusu ediliyor.(Sayfa 373)

*İFAV-Mehmet Yaşar Kandemir-Âyet ve Hadislerle Açıklamalı Kur’ân-ı Kerîm Meali-İFAV,2014

Hûd sûresi âyet 40:“:Emrimiz gelip de sular sular coşup kaynamaya başlayınca Nuh’a şöyle dedik: 71 No.lu dipnotta yapılan açıklama: “Suların kaynaması” ifadesini, yerden suların fışkırıp gökten yağmurun boşan-masını tasvir eden şu âyetler tefsir etmektedir: ”Biz de sağanak sağa-nak boşalan yağmurla gök kapılarını açtık. Yerden de suları fışkırttık. Her iki su kütlesi, belirlenen iş için buluştu…” (Kamer 54/11-14)      (Cilt 1, Sayfa 764-765) Burada da geminin yelkenli veya buharlı mı olduğu konusuna hiç değinilmemiştir.

*Mustafa Öztürk-Kur’an-ı Kerim Meali-Ankara Okulu-2014

Hûd sûresi âyet 40:“:Nihayet azap ve helak hükmümüz tecelli edip her taraftan sular fışkırmaya başlayınca Nuh’a… demek suretiyle “geminin yelkenli mi veya buharlı mı olduğu konusuna hiç değinmemiştir.” (Sayfa 263)

*Tuncer Namlı-Kur’an Aydınlığı,Kronolojik Kur’an Meali-Fecr 2015

Hûd sûresi âyet 40:“:Nihayet fermanımız gelip de tennur kaynadığı zaman Nuh’a, (14 No.lu dipnotta: Dilciler, “Tennur” kelimesinin köken itibariyle Arapça olmadığı noktasında ittifak etmişlerdir. Samî dillerinde ortak bir kelime olduğu yönünde yaygın bir kanaat vardır. Tandır, yeryüzü, bir dağ ismi, su veya sabahın aydınlanması anlamları üzerinde durulmaktadır. Kelimenin hem dağ, hem de tandır anlamına gelmesi yanardağ çağrışımı yapmaktadır… Jeofizik açıdan bakıldığında Kızıldeniz ve Lût gölü, fay kırılması sonucu meydana gelmiş birer oluşumdur. Bu denli bir kırılmanın Hint okyanusunda nasıl bir tsunami felaketine yol açmış olabileceği tahmin edilebilir. Böylesi bir felaket Ortadoğu’yu ve o rakımda bulunan kara parçalarını sular altında bırakmış olmalı.) Görüldüğü üzere, ”geminin buharlı olması ihtimali söz konusu bile değildir.” (Sayfa: 347-348)

*Bayraktar Bayraklı-yeni bir anlayışın ışığında Kur’an Tefsîri-Bayraklı Yayınları 2008

Hûd sûresi âyet 40:”Tandır (da sular) kaynamaya başladı.” Tandır olarak tercüme edilen “et-tennûr” kelimesine âlimler farklı manalar vermiş-lerdir. Bu manaların veya açıklamaların bazısı aslı olmayan abartılı izahlardır.  Bunları nakletmeden biz tennûr’un ne olabileceğini Kamer 12 ile cevaplandıracağız. ”Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık.” Demek ki tennûr, bu âyette “pınarlar” anlamına gelen “uyûn” ile ifade edilmiş-tir. Diğer taraftan tennûr kelimesine Kamer 11. Âyetle de mana verilebilir: “Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapı-larını açtık.” Gökten boşalan su ile yerden fışkıran suyun birleşmesi Kamer 12’de geçmektedir. Bu iki suyun birleşmesine tennûr denebilir. Gökten inen su ile yerden fışkıran suyun buluşması tufanı meydana getiriyor. (Cilt 9 sayfa:191) B. Bayraklı hoca da “geminin buharlı ol-madığını beyan ve ifade etmektedir.”

 

C)BU KONUDAKİ GÖRÜŞ VE YORUMUMUZ:

Kamer 54/37:11-12: Biz de gök kapılarını, devamlı yağan bir yağmurla açtık. Yerden kaynaklar fışkırttık. Her iki su, “karar verilmiş bir işin gerçekleşmesi için birleşmişti.”

Kamer 54/37:15-16:Andolsun ki, gemiyi bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur? Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?(Hud 11/42:Dağlar gibi dalgaların içinde giderken) şeklinde ifade edilen geminin yolculuğunun tabir caizse “ibret-i âlem” için bırakıldığına işaret edilmektedir.

Şuara 26/47:119-122:Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu bunda ders vardır ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.

Mü'minûn 23/74:27:”Bizim kontrolümüz ve talimatımızla gemiyi yap. Emrimiz gelip de sular kaynayınca…” Nuh a.s. gemiyi (kendi bilgi ve kabiliyetleriyle değil) Allah’ın kontrolü altında ve Allah’ın talimatlarına göre yapmaktadır. Geminin hareketinin de gemideki yelken veya buhar gücüyle değil Allah’ın emirleriyle olduğu bu âyette geçen “Emrimiz gelip de sular kaynayınca” ifadesinden anlaşılmaktadır. Ayrıca geminin “şu rotayla, şu zamanda ve şu yere gideceği” konusu da hiç belirtilmemiştir. Dolayısıyla, Nuh a.s. bu konuda hiçbir bilgiye sahip değildir. Tabir caizse, geminin kaptanlığını Nuh a.s. değil de sanki Yüce Allah yapmaktadır.
 
Mü’minun 23/74:29:”Ey Rabbim! Beni uğurlu bir yere indir. Bunu en iyi yapan sensin de.” Görüldüğü üzere Nuh a.s.’a, geminin son durağının neresi olacağını kendisinin bilmediğini, uğurlu bir yere indirmesini Rabbinden talep etmesi emredilmektedir.
 
SONUÇ: Bu çalışmanın sonunda bizim vardığımız sonuç şu olmuştur ki; Rabbimiz geminin yelkenli mi, buharlı mı veya atom enerjisiyle mi hareket ettiği konusunda bizi düşünmeye ve/veya araştırmaya sevk etmeyi murad etmemiştir. “Kuru toprakları bir anda azgın sulara gark edip, Nuh’a tahtadan yaptırdığı gemi dışındaki (En yüksek dağların tepeleri dahil) hiçbir yerin kurtuluşu sağlayamayacağını, kurtuluşun sadece ve sadece Allah’a sığınmakla mümkün olacağının” ibret almamızı murad ettiğini düşünüyoruz.

Böyle düşünüyor olmamıza rağmen; kesinlikle bu böyle anlaşılmalıdır demek yerine, konuyla ilgili Kur’an âyetlerini burada belirterek okuyucuların “akıllarını kullanmak suretiyle” bir karara varmalarının daha uygun olacağını düşündüğümüzü belirtmek istiyoruz.

"www.kuranyolcularınaselamlar.com"

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*