13 Aralık 2019 Cuma
MENÜ
SON YAZILAR
HARUN SORKUN
HARUN SORKUN HARUN SORKUN HARUN SORKUN HARUN SORKUN

HARUN SORKUN

HARUN SORKUN                                                                                                        

Konya’nın Bozkır ilçesinin Kayacık köyünde 1943 yılında doğdu. İlkokulu aynı köyde, Ortaokulu Bozkır ilçesinde, Liseyi de Konya Erkek Lisesi’nde yatılı olarak okudu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun oldu, yedek subay olarak askerlik görevini tamamladıktan sonra özel sektörde yönetici olarak çalışmaya başladı. 1996’da emekli olmasına rağmen, çalışmaya devam etti ve uzun bir süredir de yarı zamanlı olarak çalışmayı sürdürmektedir.

40 yaşına kadar dini vecibelerini bayram namazlarını kılmak, kurban kesmek ve zekât vermek gibi sınırlı konularla ifâ etti. 1983 yılında, amcaoğlu Mustafa Kavuş’ un (Allah rahmet eylesin) teşvikiyle islâmiyeti kaynağından öğrenmeye ve araştırmaya başladı. İlk olarak mahalle imamından Arapça Kur’an okuma dersleri almaya, önceki ibadetlere ilave olarak namazlarını beş vakit olarak kılmaya ve ramazan orucunu da tam olarak tutmaya başladı. Takriben bir yıl sonra yaşanan bir olay; Kur’ân’ı  Arapça okumak kadar “Kur’an’ın mesajını anlamanın ne kadar önemli olduğunu” kavramasına vesile olmuştur. 1984 -1985 yıllarında Suudi Arabistan’dan gelen bir kısım insan yaz mevsimini Türkiye’de geçirmeye başlamıştı. Bir pazar günü mahalle camisinde kılınan ikindi namazını müteakiben imam efendi Bakara suresinden bazı âyetleri okumaya başlıyor. Camide Suudi 3 kişi ile 8-10 Türk bulunmakta ve hocanın güzel sesiyle Kur’an okumasından etkilenen bir Türk hıçkırarak ağlamaya başlıyor. Biraz sonra Suudi’lerin kıs-kıs gülmesini fark eden Türkler, bunun Kur’an’a saygısızlık olduğunu düşünerek Suudi’lere müdahale etmeye kalkışıyorlar. Camide bulunan Türklerden birinin Arapça biliyor olması, üzücü bir olayın vukuunu önlüyor. Olayın aslı şudur : Hoca, konusu “kadınların ay hali hakkında” olan Bakara sûresinin 222 nci âyetini okuyor ve bu âyette ağlanacak bir husus olmadığını bilen Suudi’ler, bizim Türk’ün ağlıyor olmasına gülüyorlar. “ KUR’AN’IN MESAJINI ANLAMANIN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU ” gösteren son derece ibretlik bir olaydır bu!

Bu olaydan sonraki dönemde büyük bir heyecanla meal ve tefsir okumaya başladı. Doğru kaynak eserlerde yazılanlar ile halka anlatılanların ve halkın bildiklerinin oldukça farklı olduğunu, bu farklılığın teferruat sayılan hususlara ilave olarak çoğu zaman dinin aslî konuları da kapsadığını gördü. Bunun ana sebeplerinden birisinin de “ insanlarımızın yeteri kadar okumadıkları ” olduğunu düşündü. Halkımızın büyük çoğunluğunun 8.000-10.000 sayfalık tefsirleri okumak bir tarafa, 650 sayfa civarındaki mealleri bile okumakta çok istekli olmadıklarından hareketle insanların kolayca okuyabilecekleri ve şok etkisi yaratarak “onları okumaya ve araştırmaya sevk edecek”  bir kısım âyet meallerini ihtiva eden 100 sayfayı geçmeyecek bir kitap yazmayı plânladı. Yazacağı kitapta yer alacak âyet meallerini seçip bilgisayarına kaydederken bunları etap-etap internette yayınlayarak bir an önce insanların istifadesine sunmanın daha faydalı olacağını düşündüğünden (www.kuranyolcularinaselamlar) sitesini oluşturdu.

30 yılı aşan bir emeğin sonunda hazırlanan bu çalışmanın Kur’an yolcusu kardeşlerime faydalı olması en büyük dileğimdir!

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*