9 Aralık 2019 Pazartesi
MENÜ
SON YAZILAR

FURKÂN SÛRESİ

25/42 FURKÂN SÛRESİ  

(Sûre, “Hak ile batılı birbirinden ayıran” anlamındaki adını ilk âyetindeki “Furkân” kelimesinden almaktadır. Mekke döneminde inmiş olup, Mushafda 25inci, inişte ise 42nci sıradadır ve 77 âyetten müteşekkildir).

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.Bütün insanlığa bir uyarı olması için kuluna Furkan’ı (hak ile batılı birbirinden ayıran vahyi) indiren (Allah) ne yüce bir bereketin kaynağıdır. 

2.Göklerin ve yerin hakimiyeti yalnız O’na aittir. O, çocuk edinmemiştir, hükümranlığında ortağı yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı her şeye bir ölçü koymuştur. 

3.Hal böyleyken, Allah ile aralarına birtakım ilâhlar koydular. O ilâhlar hiçbir şey yaratamazlar, çünkü kendileri yaratılmışlardır. Kendilerinden bir zararı defetmeye de, kendilerine bir yarar sağlamaya da güçleri yoktur. Onlar; hayat, ölüm ve ölümden sonra diriliş konusunda da hiçbir yetkiye sahip değildirler. 

4.İnkârda ısrar edenler (kâfirler): “Bu (Kur’an) onun (Muhammed’in) uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir, üstelik başkaları da ona yardım ediyor” diyerek yalan ve iftira ettiler. 

5.Bir de “Sabah-akşam kendisine okusunlar diye başkalarına yazdırdığı eskilerin efsaneleridir” dediler. 

6.De ki: “Onu, göklerdeki ve yerdeki bütün sırları bilen indirmiştir, zaten O, tarifsiz bir bağışlayıcı ve eşsiz bir merhamet kaynağıdır. 

7.Onlar yine de: “Bu nasıl Rasul böyle? Yiyip-içiyor, çarşıda-pazarda dolaşıyor? Onunla beraber uyarıcı olarak bir melek gönderilseydi ya!” dediler. 

8.Ya da “Ona bir hazine indirilseydi, yahut yiyip-içerek (sefa sürdüğü) bir bahçesi olsaydı” dediler. O zalimler, “Eğer ona uymuş olsaydınız, büyülenmiş bir adama uymuş olacaktınız” dediler. 

9.(Rasulüm!) Seni benzettikleri şeylere baksana! Öyle bir sapıtıyorlar ki, doğru yolu bulacak (muhakeme) gücünü kaybediyorlar. 

10.O öyle yüce ve öyle cömerttir ki, isterse sana bunlardan daha hayırlısını, içinden ırmaklar akan bahçeleri verir ve köşkleri kurar.

11.Aslında onlar Son Saati (Kıyameti) yalanlıyorlar. Oysa Biz Son Saati (Kıyameti) yalanlayanlara alevli bir ateş hazırladık. 

12.O ateş uzaktan göründüğünde, onun öfkeden kükremesini ve uğultusunu işitecekler. 

13.Zincirlere vurulmuş olarak cehennemin dar bir yerine tıkıldıklarında, orada hemen helâk olmayı isterler. 

14.Onlara, “Bugün helâk olmayı bir defa değil, defalarca isteyeceksiniz” denilecektir. 

15.De ki: “Bu (cehennem) mi), yoksa takva sahiplerine mükâfat olarak vaad edilen ebedi cennet mi hayırlı?” 

16.Ebedi olarak kalacakları orada (cennette), istedikleri her şey vardır. Bu Rabbinin bir vaadidir. 

17.O gün Rabbin, müşrikleri ve Allah’tan başka taptıkları varlıkları bir araya getirecek ve “Şu kullarımı siz mi yoldan çıkardınız, yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?” diyecek. 

18.(Tapındıkları varlıklar) cevap verecekler, “Rabbimiz! Sen’i tenzih ederiz, Sen’den başkasını dost ve veli edinmek bize yakışmaz. Ancak, bunları ve atalarını dünya nimetleriyle beslediğin halde onlar (şükredecekleri yerde) Sen’i anmayı unuttular, böylece helâk olmayı hak eden bir topluluk oldular.” 

19.(Allah müşriklere): “Tapındıklarınız sizi yalanladılar. Artık ne azabı savmaya ne de yardım sağlamaya gücünüz yeter. Sizden kim zulmetmişse, ona korkunç bir azabı tattıracağız.” 

20.Senden önce gönderdiğimiz Rasuller de yiyip-içen ve çarşıda-pazarda gezen kimselerdi. Biz, sabredecek misiniz diye sizi birbirinizle imtihan ediyoruz. Senin Rabbin zaten her şeyi görmektedir. 

21.Öldükten sonra huzurumuza çıkacaklarını umursamayanlar “Bize melekler indirilseydi veya Rabbimizi görseydik ya!” diyorlar. Hiç şüphesiz onlar kendilerini büyük görerek azgınlıkta ileri gittiler. 

22.Melekleri görecekleri gün, kâfirler için hiç de müjdeli haberler olmayacak. Melekler suçlulara: “Size rahat yüzü yok” diyecekler.  

23.Biz, onların yaptıkları bütün işlerin üzerine gidecek ve yelin savurduğu küle çevireceğiz. 

24.O gün cennet ehli, kalınacak yerlerin en hayırlısına ve istirahat yerlerinin en güzeline sahip olacaklardır. 

25.O gün gökyüzü bulut kümeleri halinde yarılacak ve melekler bölük-bölük indirilecektir. 

26.O gün, gerçek egemenliğin Rahman’a ait olduğu (ortaya çıkacak) ve kâfirler için çok zor bir gün olacaktır. 

27.O gün, zâlimler parmaklarını ısırarak şöyle diyecekler: “Keşke Rasule uyup doğru yola girseydim!” 

28. “Eyvah bana! Keşke şu falan kişiyi dost edinmeseydim.”

29. ”Gerçekte uyarıcı mesaj (Kur’an) bana geldikten sonra, beni o uzaklaştırdı. Şeytan insanı işte böyle yüzüstü bırakır.” 

30.O gün Rasul: “Ey Rabbim! Kavmimden (bazıları) bu Kur’an’ı terketti!” diyecek. 

31.İşte bu gibi, Biz her Nebi’ye günahkâr düşmanlar oluşmasını engellemedik. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter. 

32.Kâfirler: “Bu Kur’an bir defada, toplu halde indirilseydi ya!” dediler. Biz, senin yüreğini güçlendirmek için onu böyle parça-parça indirdik ve tertil üzere (sindire-sindire) okuduk. 

33.Onlar seni zor duruma sokmak için hangi örnekle gelirlerse gelsinler, Biz sana o konudaki gerçeği getirir ve en doğru açıklamayı yaparız.

34.Yüzüstü sürünerek cehenneme tıkılacak olan kimselere gelince, onlar ne kötü konumdadırlar ve yolları ne kadar sapıktır! 

35.Biz, Musa’ya Kitabı verdik ve kardeşi Harun’u da ona yardımcı yaptık. 

36.Onlara: “Âyetlerimizi yalanlayan şu toplumu uyarmaya gidin!” dedik. Ancak yola gelmedikleri için onları yerle bir ettik. 

37.Nuh kavmini de, Rasullerini yalanlayınca suda boğduk ve onları insanlara bir ibret yaptık. Zâlimlere elem verici bir azap hazırladık. 

38.Ad kavmini, Semûd kavmini ve Ress halkını ve bunlar arasında yaşamış (günahkâr) nice nesilleri de helak ettik. 

39.Onların her birine ibretlik örnekler verdik, ama (dinlemeyince) hepsini yerle bir ettik.

40.Bu (vahyin muhatapları), ceza yağmuruna uğramış olan o yerleri görmüş olmalılar. Orada olup-biteni fark etmediler mi? Aslında onlar öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar. 

41.(Rasulüm!) Seni gördükleri zaman, seninle alay etmek için “Allah’ın Rasul olarak gönderdiği bu mu?” diyorlar. 

42. “Eğer ilahlarımıza sıkıca sarılmasaydık neredeyse bizi onlardan uzaklaştıracaktı” diyorlar. Fakat azabı gördükleri zaman, yoldan sapanların kim olduğunu anlayacaklar.” 

43.Kendi arzusunu kendine ilah yapanları gördün mü? Sen, böylelerinin sorumluluğunu üstlenebilir misin? 

44.Onlardan çoğunun senin ilettiğin mesajı dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanıyorsun? Onlar hayvan sürüsü gibidirler, hatta yoldan sapma hususunda daha da aşağıdadırlar. 

45.Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Ama eğer dileseydi onu sabit (hareketsiz) kılardı. Fakat Biz, güneşi gölgeye kılavuz yaptık.

46.Sonra (gölgeyi) yavaşça yukarıya çekip (kısaltıyoruz).

47.Size, geceyi bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de uyanıp çalışma vakti yapan O’dur. 

48. Gökten tertemiz su (yağmur) indirerek vereceği rahmetten önce müjdeci olarak rüzgarları gönderen O’dur. 

49.Bunu; ölü torağı canlandırmak ve yarattığımız hayvan ve insan gibi nice canlıları suya kavuşturmak için yaparız. 

50.Biz o suyu (yağmuru), ders almaları için çeşitli şekillerde insanlara anlatıyoruz. Ama insanların çoğu nankörlükte direniyorlar.

51.Eğer dileseydik, her topluma (ayrı) bir uyarıcı gönderirdik. 

52.O halde sen inkârcılara uyma (boyun eğme), onlara karşı bu (vahiyle) büyük bir cihada (mücadeleye) giriş. 

53.İki denizi birbirine salan O’dur. Biri tatlı ve içilebilir (lezzetli), diğeri tuzlu ve acıdır. Fakat birbirine karışmaması için; aralarına (görünmez) bir perde, aşılamaz bir engel koymuştur. 

54.Sudan insanı yaratan, soy-sop ve evlilik bağlarını oluşturan O’dur. Senin Rabbin sınırsız kudret sahibidir. 

55.Ama onlar, kendilerine faydası ve zararı dokunmayan bazı varlıklara, Allah’ın yanı sıra kulluk ediyorlar. Zaten kâfirler, Rabbinin düşmanlarına destek verirler. 

56.Biz seni sadece bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. 

57.De ki: “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Sadece, dileyen kimsenin Rabbine giden yolu tutmasını istiyorum!” 

58.Hiç ölmeyecek olan ve hep diri olan Rabbine tevekkül et (güvenip-dayan) ve O’nu hamd ile tesbih et! Bil ki, kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeterlidir. 

59.Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı evrede yaratan, sonra da (hepsine kanun koyarak) hükümran olan O’dur. Sen isteyeceklerini O’ndan, her şeyden haberdar olandan iste. 

60.Onlara (inkârcılara) “Rahman’a secde edin” denilince “Rahman da neymiş, biz  senin emrettiğine secde mi edeceğiz?” derler ve iman etmekten uzaklaşırlar. 

61.Gökte burçlar (yıldız kümeleri) meydana getiren, içine bir kandili (Güneş’i) ve ışıltılı Ay’ı koyan Allah yüce bir bereket kaynağıdır. 

62.İsteyen ibret (ders) alsın, isteyen de şükretsin diye gece ile gündüzü birbirinin peşinden getiren O’dur. 

63.Rahman’ın o kulları yeryüzünde mütevazi bir şekilde yürürler. Cahiller sataştıklarında ise “selam” deyip geçip-giderler. 

64.Geceleri Rablerine secde ederler ve kıyama dururlar. 

65.Onlar şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Çünkü onun azabı çok şiddetli ve çekilmezdir.” 

66.”Orası ne kötü bir yerleşme yeri ve ne kötü bir mekandır.” 

67.Onlar, infak ettikleri zaman israf etmezler ve cimrilik yapmazlar. Bu ikisinin arasında dengeli bir şekilde davranırlar. 

68.Onlar, Allah’la beraber başka bir ilaha yalvarıp-yakarmazlar, meşru ve haklı bir sebep olmadan Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymazlar, zina da etmezler. Çünkü kim bunları yaparsa günaha batmış olur. 

69.Ve Kıyamet Gününde onun azabı katlanacak ve onursuzca orada kalacaktır. 

70.Ancak, tevbe eden, iman edip salih amel işleyenler; Allah bunların kötü gidişatını iyi gidişata çevirecektir. Allah tarifsiz bir bağışlayıcı ve eşsiz bir merhamet kaynağıdır. 

71.Kim tevbe edip salih amel işlerse, muhakkak ki o tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a dönmüş olur. 

72.Onlar ki, yalan yere şahitlik etmezler, boş ve anlamsız şeylerle (uğraşanlarla) karşılaştıklarında vakarla geçip giderler. 

73.Onlara Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör kesilmezler (duymadım-görmedim diyerek ilgisiz kalmazlar). 

74.Onlar, “Ey Rabbimiz! Eş ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi müttakilere önder eyle” diye dua ederler. 

75.Onlar, gösterdikleri sabr karşılığında cennette köşklerle mükâfatlandırılacak ve orada esenlik dilekleri ve selamla karşılanacaklardır. 

76.Orada ebedi kalacaklardır, orası ne güzel yerleşme yeri ve ne güzel mekândır. 

77.(Rasulüm!) De ki “Duanız (kulluğunuz ve itaatınız) olmasa, Rabbinizin yanında değeriniz olur mu? (Ey kâfirler!) Siz  (âyetleri) yalanladığınız için azap yakanızı hiç bırakmayacaktır. 

 

0 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. *

*

Son
karakter.

*