21 Temmuz 2026 Salı
MENÜ
SON YAZILAR

KASAS SÛRESİ

28/67 KASAS SÛRESİ 

(Sûre adını, 25’nci âyette geçen ve kıssalar demek olan kasas kelimesinden almıştır. Sûrede, Mûsâ’nın (a.s.) ve Şuayb’in (a.s.) kıssaları anlatılmıştır. Mekke döneminde nazil olmuştur. Mushaf’ta 28’nci, inişte 67’nci sıradadır ve 88 âyettir.)

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillâhirrahmânirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.Tâ! Sîn! Mîm!

2.Bunlar apaçık Kitabın/Kur’an’ın âyetleridir. (Bak. 11.1-2*26.2*28.2)

3.Mûsâ ve Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana hakk/ gerçek olarak anlatacağız ki, iman edecek bir kavme ibret olsun.                            (Bak. 12.102*28.3)

4.Şüphesiz ki Firavun o yerde (Mısır’da) zorbalık yapmış ve halkını sınıflara/kastlara ayırmıştı. Onlardan bir sınıfı (İsrailoğullarını) güçsüz düşürmeye/ezmeye başlamıştı, erkek çocuklarını öldürüyor ve kızlarını sağ bırakıyordu, şüphesiz ki o bozgunculardandı. 

(Bak. 2.49*7.127,141*14.6*28.4*40.25)

5.Ve yeryüzünde hor ezilenlere lütufda bulunmak ve onları önderler yapmak ve onları mirasçı yapmak istedik.

(Bak. 2.49*7.137*14.14*21.105*24.55*26.59*28.5)

6.Ve onları o yerin hâkimi yapalım ve Firavun’u ve Haman’ı ve ordularını da onların (İsrailoğulları’nın) eliyle korktukları şeye uğratalım.              (Bak. 7.136-137*28.6) 

7.Ve Mûsa’nın annesine vahyettik/bildirdik: Onu emzir, onun başına bir şey geleceğinden endişe ettiğinde onu suya bırak ve korkma ve üzülme. Muhakkak ki onu sana geri getireceğiz ve onu Rasûllerden yapacağız!(Bak. 20.38-40*28.7-8)

8.Firavun’un ailesi, kendilerine düşman ve üzüntü olacak (bu bebeği) bulup-aldı. Şüphesiz ki Firavun ve Haman ve askerleri yanılıyordu.  

9.Ve Firavun’un karısı dedi ki: Bana da sana da göz aydınlığı, onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur veya onu evlat ediniriz! Ve onlar (olacakların) farkında değildi. (Bak. 12.21*28.9)

10.Ve Mûsa’nın annesinin aklı başından gitti. Mü’minlerden olması için onun kalbini güçlendirmeseydik, neredeyse her şeyi açığa çıkaracaktı. (Bak. 8.11*18.14*28.10) 

11.Ve annesi kız kardeşine dedi ki: Onu takip et! Ablası onu uzaktan takibke başladı ve onlar bunun farkına varamadı. 

12.Daha önce onun/Mûsâ’nın, herhangi bir süt anneyi emmesini haram kıldık. Ablası dedi ki: Size, onun bakımını üstlenecek ve ona iyi bakacak bir aile göstereyim mi? (Bak. 20.40*28.12-13)

13.Onu annesine döndürdük ki gözü aydın olsun ve üzülmesin. Ve Allah’ın vaadinin hakk/gerçek olduğunu bilsin. Ve lâkin onların çoğu bunu bilmezler. 

14.Ve (Mûsâ) Yetişkinlik çağına erişip olgunlaşınca, ona hikmet/doğru hüküm verme ve ilim verdik. Ve güzel davrananları işte böyle mükâfatlandırırız. (Bak. 12.22*28.14*37.80)                                           

15.Mûsâ, halkının haberi olmadan şehre indi. Biri kendi kavminden (İsrailoğullarından) ve diğeri düşmanından (Mısır’lı Kıpti) olan iki kişinin kavga ettiklerini gördü. Kendi kavminden olan ondan yardım istedi. Mûsâ ona (Mısırlı Kıpti’ye) vurunca adam öldü. Mûsâ dedi ki: Bu şeytanın işidir, çünkü o insanı yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır!

16.Dedi ki: Rabbim! Muhakkak ki ben kendime zulüm/kötülük ettim, beni bağışla! Allah onu bağışladı. Muhakkak ki O Gafûr’dur/ bağışlayandır, Rahıym’dir/merhametlidir. (Bak.3.135*28.16)    

17.Dedi ki: Rabbim! Bana lütfettiğin nimetler için bundan sonra mücrim/suçlu kimselere asla yardım etmeyeceğim!

18.Mûsâ geceyi korku içinde etrafı gözetleyerek geçirdi. Ertesi gün (şehirde dolaşırken) gördü ki dün kendisinden yardım isteyen adam, feryat ederek yine yardım istiyor. Mûsâ ona dedi ki: Sen gerçekten azgın biriymişsin!

19.Fakat bir yandan da her ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince kendi soydaşı olan adam (kendisini yakalayacağını sanarak) dedi ki: Ey Mûsâ! Dün öldürdüğün adam gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Anlaşılan senin niyetin haksızlıkları gidermek değil, bu ülkenin başına zorba olmakmış!

20.Ve şehrin öteki ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: Ey Mûsâ! Meleler/ileri gelenler seni öldürmek için görüşme yapıyorlar, derhal burayı terk et, muhakkak ki ben senin iyiliğini istiyorum!                      (Bak. 28.20*36.20)

21.Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden ayrıldı. Dedi ki: Rabbim! Bu zâlim kavimden beni kurtar! (Bak. 10.84-86*28.21)

22.Ve Medyen’e doğru yöneldi, dedi ki: Umarım Rabbim bana bir çıkış yolu gösterir! (Bak. 26.62*28.22*37.99*43.26-27)

23.Ve Medyen suyuna vardığında, hayvanlarını sulayan bir grup insan buldu. Ve onların gerisinde hayvanlarını engelleyen iki kız gördü. Dedi ki: Derdiniz nedir? Dediler ki: Çobanlar sulayıp gitmeden biz sulamayız. Ve babamız çok yaşlıdır!

24.Onların hayvanlarını suladı, sonra gölgeye çekilip dedi ki: Rabbim! Bana vereceğin her hayra muhtacım!

25.Derken o iki kızdan biri utana-sıkıla yürüyerek geldi ve ona dedi ki: Babam, hayvanları sulamanın ücretini ödemek için seni çağırıyor! (Mûsâ) Ona/babalarına vardı ve başından geçenleri anlattı. O (Şuayip) dedi ki: Korkma, o zâlim kavimden kurtuldun!  

26.İki kızdan biri dedi ki: Ey babacığım! Onu ücretle tut. Muhakkak ki, ücretle tutacaklarının, en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olanı budur!  

27.(Şuayip) Dedi ki: Sekiz yıl yanımda çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Süreyi on yıla tamamlarsan onu da sen bilirsin. Ben seni zora sokmak istemem. İnşallah beni sâlihlerden/iyilerden bulacaksın!

28.(Mûsâ) Dedi ki: Bu benimle senin arandadır. Ve bu iki süreden hangisini doldurursam aleyhime bir düşmanlık olmayacak. Allah, bu söylediklerimize vekildir!

29.Mûsâ süreyi doldurdu ve ailesiyle yola çıktı. Tûr/Sina Dağı tarafında bir ateş gördü. Ailesine dedi ki: Siz burada bekleyin, ben bir ateş gördüm. Belki oradan size bir haber getiririm veya ısınmanız için ateşin korundan bir parça getiririm! (Bak. 20.10*28.29)                

30.Oraya vardığında, o bereketli vadinin sağ tarafındaki bir ağaçtan ona seslenildi: Ey Mûsâ! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah’ım!  

(Bak.19.52*20.11-12*28.30*95.1-2)

31.Ve asanı yere bırak! Onun/asanın sanki bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan kaçtı. Ey Mûsa! Geri dön ve korkma, şüphesiz ki sen güvendesin!                                                                              (Bak. 7.107-108*20.20-22*26.32-33*27.12*28.31-32)

32.Elini koynuna sok, lekesiz bembeyaz çıkacaktır. Korkudan dağıldın kendine gel! Bu ikisi, Firavun ve meleleri/ileri gelenleri için Rabbin’in apaçık belgeleridir/delilleridir). Şüphesiz ki onlar fâsık/sapık bir kavimdir!

33.Dedi ki: Rabbim! Ben onlardan bir adamı öldürdüm, beni öldürmelerinden korkuyorum! (Bak. 20.40*26.14*28.15-16,33)

34.Ve kardeşim Hârûn’un lisanı benden daha düzgündür. Onu, beni tasdik eden bir yardımcı olarak benimle birlikte gönder! Çünkü, onların beni yalanlamalarından korkuyorum!                                                     

(Bak. 20.25-36*26.12-14*28.34-35)

35.(Allah) dedi ki: Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir güç vereceğiz ki âyetlerimiz/mucizelerimiz sayesinde onlar size ilişemeyecekler. Siz ve size tabî olanlar galip geleceksiniz!

36.Mûsâ apaçık mucizelerimizle onların karşısına çıkınca: Dediler ki: Bu, uydurma bir sihirden başka bir şey değildir. Ve biz, önceki atalarımızdan böyle bir şeyi işitmedik! (Bak. 10.76*23.24-25*27.13-14*28.36)

37.Ve Mûsâ dedi ki: Katında kimin hidâyetle geldiğini ve sonunda kimin mutlu sona erişeceğini en iyi bilen Rabbim’dir. Muhakkak ki zâlimler kurtuluşa eremezler!  (Bak. 6.21,135*28.37)

38.Firavun dedi ki: Ey meleler/ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Çamurdan bana bir kule yap. Ona çıkıp belki Mûsâ’nın ilâhını görürüm. Ve ben onun yalancı olduğunu düşünüyorum!  (Bak. 20.49*26.23,29*28.38*40.24,36-37*79.23-24)

39.O/Firavun ve orduları, yeryüzünde haksızlık ettiler ve büyüklük tasladılar. Ve onlar bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

40.Biz de onu ve ordularını yakalayıp suya gömdük. O zâlimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!                                                                    (Bak. 2.50* 7.136,138*10.90-91*20.78*26.60-67*28.40*51.40)

41.Ve onları ateşe/cehenneme çağıran liderler yaptık. Ve Kıyamet Günü’nde onlar yardım görmezler. (Bak. 2.221*11.98*28.41*40.41)

42.Ve bu dünyada lânetle/dışlanmayla anılacaklar. Ve Kıyamet Günü’nde de kınanmış kimseler olacaklardır.                                                (Bak. 11.99*17.97*20.102*28.42*69.9)

43.Ve andolsun ki Biz; önceki (günâhkâr) nesilleri helâk ettikten sonra, insanlar için apaçık deliller ve hidâyet rehberi ve rahmet olarak Mûsâ’ya o Kitab’ı verdik. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar. (Bak.23.49*28.43*40.53-54*45.20*69.9-10)

44.Mûsâ’ya emir verdiğimiz sırada, (Rasûlüm) sen vadinin batı tarafında değildin ve olayın şahidi de değildin. (Bak.11.49*28.44)

45.Ve lâkin onlarla senin aranda nice nesiller var ettik ve bu nesillerin üzerinden de uzun yıllar geçti. Ve sen, Medyen halkıyla birlikte yaşamadın, âyetlerimizi onlara okumadın.  Ve lâkin Biz, başka Rasûller gönderdik.

46.Ve (Mûsâ’ya) seslendiğimiz sırada sen Tûr’un yanında  değildin. Ve lâkin kendilerine uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi (Mekke halkını) uyarman için, Rabbinin bir rahmeti olmak üzere seni gönderdik. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.                                                                                        (Bak. 5.19*16.36*20.11-12*28.46*32.3*35.24*36.5-6*79.15-18)

47.Ve onlar işledikleri günâhlar yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde derler ki: Rabbimiz! Keşke bize bir Rasûl gönderseydin de âyetlerine tabî olarak biz de mü’minlerden olsaydık!                                  (Bak. 4.79,165*5.19*6.155-157*10.96-97*20.134-135*28.47*30.41* 42.30,48)

48.Onlara tarafımızdan hakk/hakikat geldiğinde derler ki: Mûsâ’ya verilenin bir benzeri ona da verilseydi? Bundan önce Mûsâ’ya verileni inkâr etmediler mi? Dediler ki: Bunlar birbirlerini destekleyen iki sihirbaz! Ve dediler ki: Biz onların getirdiği hiçbir şeye inanmayız! 

(Bak. 10.76-78*23.47-48*28.48*74.18-25)

49.De ki: Allah tarafından bu ikisinden daha doğru olan bir Kitabı getirin de ben ona tabî olayım. Eğer doğru söylüyorsanız?         

(Bak. 5.44*6.154-155*28.49*35.40*37.157*46.4,29-30)

50.Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar kendi heveslerine tabî oluyorlar. Allah’ın rehberliği olmadan kendi ahevesinin peşine düşenden daha dalalette/şaşkın kim olabilir? Muhakkak ki Allah, zâlim kavme hidâyet etmez/doğru yola iletmez. (Bak. 11.13-14*28.50)

51.Andolsun ki, düşünüp öğüt almaları için sözü/vahyi ard arda gönderdik.

52.Kendilerine daha önce Kitap verdiklerimiz/Ehli Kitap, bu/Kitab’a da iman ederler. (Bak. 2.121*3.199*5.82-84*6.114*17.109*28.52-54* 29.47)

53.Ve onlara okunduğunda dediler ki: Biz buna/ Kur’an’a iman ettik, muhakkak ki bu Rabbimizden gelen bir hakk’tır/gerçektir. Biz bundan önce de müslümandık!

54.Onlara ecirleri/mükâfatları iki kat verilecektir: Bu, sabrettikleri, kötülüğü iyilikle def ettikleri ve verdiğimiz rızıktan infâk ettikleri içindir.

55.Ve onlar boş bir söz işittikleri zaman, ondan yüz çevirirler ve derler ki: Bizim yaptıklarımızın sorumluluğu bize ait, sizin yaptıklarınızın sorumluluğu da size aittir. Size uğurlar olsun, zira cahillerle bizim işimiz olmaz!  (Bak. 23.3*28.55)

56.(Rasûlüm!) Şüphesiz ki sen sevdiğin kimseyi hidâyete/ doğru yola erdiremezsin ve lâkin Allah dileyeni/isteyeni hidâyete erdirir. Zira O kimin hidâyete ermek istediğini çok iyi bilir!

(Bakara 2.272’nin dip notunda bilgi verilmiştir.)          

57.Ve dediler ki: Eğer seninle beraber doğru yolda yürürsek bizi yurdumuzdan atarlar! Biz onları; her türlü ürünün rızık olarak verildiği emin/güvenli bir yere yerleştirmedik mi? Ve lâkin onların çoğu bunu bilmezler. (Bak. 28.57*29.67) 

58.Ve refahdan şımaran nice memleketi helâk ettik. İşte onların yaşadıkları mekanlar! Kendilerinden sonra çok az oturulan evleri. Ve onlara Biz mirasçı olduk. (Bak. 18.59*27.52*28.58)

59.Ve Rabbin, bir memleketin merkezine âyetlerimizi okuyup/anlatan bir Rasûl göndermedikçe oranın halkını helâk etmez. Biz, halkı zâlim olan yerlerden başkasını helâk etmeyiz. (Bak. 6.131*28.59)

60.Ve size verilen şeyler, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Ve Allah katında olanlar, hayırlı ve kalıcıdır. Aklınızı kullanmayacak mısınız? (Bak. 3.198*4.77*13.26*18.46*28.60*42.36)

61.Kendisine güzel bir şey vaad ettiğimiz ve ona kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçici menfaatı ve zevkini yaşattığımız, sonra Kıyamet Günü’nde hesaba çekilmek üzere huzurumuza getirilecekler gibi olur mu? (Bak. 28.61*32.18-20*36.32*37.55-58*41.40*47.14* 68.35)

62.Ve O Gün/Mahşer Günü (Allah) onlara diyecek ki: Bana ortak olduğunu iddia ettiğiniz (ilâhlarınız) hani nerede?                                          (Bak. 6.94*7.37*10.29*16.27*28.62,74* 34.22*37.22-24*41.47)

63.Haklarında hüküm gerçekleşenler derler ki: Rabbimiz! İşte şunlar azdırdığımız kimseler. Biz kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi onlardan uzak olduğumuzu Sana arz ediyoruz. Aslında onlar bize tapmıyordu!                                                                                                  (Bak. 2.166-167*14.22*19.81-82*28.63*29.25*34.41*37.32*46.5-6)

64.Ve denir ki: Ortak koştuklarınızı çağırın! Onlar çağırırlar fakat cevap alamazlar ve azâbı karşılarında görürler. Keşke vaktinde doğru yola girselerdi.

65.Ve O Gün/Mahşer Günü (Allah) onlara seslenerek der ki: Gönderilen Rasûllere ne cevap verdiniz?

66.O Gün/Mahşer Günü, haberler onlara kapanacaktır ve birbirlerine bile soramazlar. (Bak. 23.101*28.66*40.17-18)

67.Ama tevbe eden ve iman eden ve sâlih amel işleyenlerin kurtuluşa erecekleri umulur.

68.Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve (Rasûl) seçer. Onların seçim hakkı yoktur. Allah Sübhan’dır/noksandan münezzehtir ve onların şirk koştuklarından Yüce’dir. (Bak.28.68*42.49)

69.Ve Rabbin, onların içlerinde sakladıklarını ve açıkladıklarını bilir.

 (Bak.2.77*3.5*6.3*11.5*14.38*16.19,23*20.7*21.4*24.29*27.25,74* 28.69*36.76*64.4*87.7)

70.Ve O Allah’tır. O’ndan başka ilâh yoktur. Hamd/bütün övgüler O’na mahsustur. Önünde (dünyada) ve sonunda (âhirette) hüküm O’nundur. Ve O’na döndürüleceksiniz.

71.De ki: Hiç düşündünüz mü, eğer Allah geceyi/karanlığı Kıyamet Günü’ne kadar üzerinizde sürekli kılacak olsa, Allah’tan başka size ışığı/aydınlığı getirecek ilâh kimdir? Hala gerçeği işitmeyecek misiniz?

72.De ki: Hiç düşündünüz mü, eğer Allah gündüzü/aydınlığı Kıyamet Günü’ne kadar üzerinizde sürekli kılacak olsa, Allah’tan başka size istirahat edeceğiniz geceyi/karanlığı getirecek ilâh kimdir? Hala görmeyecek misiniz?

73.Ve (Allah) sizin için rahmetinden geceyi ve gündüzü yarattı. Dinlenmeniz için (geceyi) ve lütfundan rızkınızı aramanız için (gündüzü).  Umulur ki şükredersiniz.(Bak.10.67*25.47*27.86*28.73*30.23*40.61*78.9-11)

74.Ve O Gün (Kıyamet Günü) onlara seslenerek diyecek ki: Bana ortak olduğunu iddia ettikleriniz nerede?

75.Ve her ümmetten bir şahit çıkarıp deriz ki: Delilinizi getirin! Bilirler ki hakk/gerçek Allah’a aittir. Ve onların uydurdukları ilâhlar onları terk edip kaybolmuştur. (Bak. 4.41*6.94*7.37*11.21*16.84-89*28.75*40.74* 41.48)

76.Gerçekte Kârun, Mûsa’nın kavmindendi, onlara azgınlık/zulüm ediyordu. Ve ona öyle hazineler vermiştik ki sadece anahtarlarını (8-10 kişilik) bir manga güçlü kuvvetli adamlar taşıyordu. Bir gün kavmi ona dedi ki: Şımarma, şüphesiz ki Allah şımaranları sevmez!

77.Allah’ın sana verdikleriyle âhiret yurdunu ara ve dünyadan nasibini de unutma. Ve Allah’ın sana ihsan ettiği/iyilik yaptığı gibi sen de ihsan et/iyilik yap. Ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarma, muhakkak ki Allah bozguncuları sevmez! (Bak. 2.205*28.77)

78.Dedi ki: Ben bu serveti sahip olduğum ilim/bilgi sayesinde kazandım! Bilmiyor muydu ki Allah, ondan kuvvetçe daha güçlü, sayıca daha çok nice nesilleri helâk etmişti. Mücrimlere/şuçlulara günâhları sorulmaz.  (Bak. 28.78*34.35*39.49*40.21,82*41.50) 

79.O/Kârun bütün ihtişamıyla kavminin karşısına çıktığı zaman dünya hayatının (servetini) arzulayanlar dediler ki: O çok şanslı, keşke Kârun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi!

80.Kendilerine ilim verilmiş olanlar dediler ki: Size yazıklar olsun! İman eden ve sâlih amel işleyenlere Allah’ın verdiği mükâfat daha hayırlıdır. Ona ancak sabredenler kavuşabilir! (Bak.28.80*32.17*41.35)

81.Nihayet onu (Kârun’u) evi-barkı ile birlikte yerin dibine batırdık. Allah’a karşı ona yardım edecek adamları olmadığı gibi, kurtulabilmek için kendi elinden de bir şey gelmedi.

82.Ve dün onun yerinde olmayı temenni edenler şöyle dediler: Vay be! Demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine çok, dilediğine az/ölçülü veriyormuş. Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine batırırdı. Demek ki kâfirler iflah olmazmış! (Bak. 13.26*23.117*28.82)

83.İşte âhiret yurdu. Biz orayı, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk yapmayanlara veririz. Ve mutlu son takvâ sahiplerinindir. 

(Bak. 7.128*11.49*28.83)

84.Kim bir iyiliklerle gelirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Ve kim bir kötülükle gelirse, kötülük yapanlar sadece yaptıkları kadar ceza görürler. (Bak. 4.40*6.160*27.89*28.37,84)

85.Kur’an’ı sana farz kılan (Allah), muhakkak ki vaat ettiği yere seni döndürecektir. De ki: Rabbim, kimin hidâyete erdiğini ve kimin de apaçık bir dâlalette/sapıklıkta olduğunu en iyi bilendir! (Bakara 2.272 dip notunda bilgi verilmiştir.)

86.Bu Kitab’ın/Kur’an’ın sana vahyolunacağını sen ümit etmiyordun. Bu ancak Rabbinin rahmeti sayesinde oldu. O halde kâfirlere asla destek çıkma. (Bak. 28.86*29.48*42.52)

87.Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, onlar (kâfirler) seni geriye döndürmesinler. Rabbine davet et. Ve sakın müşriklerden olma!              (Bak. 5.67*28.87*30.31*39.65)

88.Ve Allah ile birlikte başka bir ilâha tapma! O’ndan başka ilâh yoktur. O’ndan başka her şey helâk/yok olacaktır. Hüküm O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.                                                                                    (Bak. 17.22*23.117*26.213*28.88*55.26-27*72.18)

(Gözden Geçirme-2025)