49/112 HUCURÂT SÛRESİ
(Hucurât; hücre’nin/odanın çoğuludur. Sûre; evin odaları mânasına gelen adını 4’ncü âyetindeki hucurât kelimesinden almaktadır. Medine döneminde nazil olmuştur. Mushaf’da 49’ncu ve inişte 112’nci sıradadır ve 18 âyettir.)
E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillâhirrahmânirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.
1.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah’ın ve Rasûlü’nün (hükmünün önüne) kendi görüşünüzü geçirmeyin ve Allah’a takvâlı olun. Muhakkak ki Allah Semî’dir/işitendir, Alîm’dir/bilendir. (Bak. 4.59,80*24.62*33.36*49.1)
2.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Sesinizi, Nebi’nin sesinden daha fazla yükseltmeyin. Ve birbirinize bağırdığınız gibi onunla da bağırark konuşmayın. Ve aksi halde, siz farkında olmadan yaptığınız ameller boşa gider. (Bak. 24.63*49.2)
3.Şüphesiz ki Rasûlullah’ın huzurunda seslerini kısanlar, işte onlar Allah’ın kalplerini takvâ imtihanından geçirdiği kimselerdir. Onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
4.Şüphesiz ki hucurât/odaların dışından sana bağıranlarınn çoğu düşüncesiz olan kimselerdir.
5.Ve eğer onlar Sen yanlarına varıncaya kadar sabretselerdi, bu onlar için daha hayırlı olurdu. Ve Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahıym’dır/merhametlidir.
6.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Fâsık birisi size bir haber getirirse doğruluğunu iyice araştırın. Aksi halde bilmeden bir toplumun başına kötü bir iş açarsınız, sonra da bu yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız. (Bak. 17.36*24.11*49.6,12)
7.Ve bilin ki aranızda Allah’ın Rasûlü var. Eğer birçok konuda o size uymuş olsaydı sıkıntıya düşerdiniz. Ve lâkin Allah size imanı sevdirdi ve onu kalplerinize zinet yaptı. Ve size, küfrü/inkârı ve fâsıklığı ve isyânı çirkin gösterdi. Râşid/rüşte erenler işte bunlardır.
(Bak. 2.151*3.101-103*5.49*7.172*8.63*30.30*49.7*91.8)
8.Bunlar Allah’tan bir lütuf ve nimettir. Ve Allah Alîm’dir/ bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir.
9.Ve eğer mü’minlerden iki grup birbiriyle savaşacak olursa, hemen aralarını düzeltin. Eğer ikisinden biri diğerine saldırırsa, saldıran taraf Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar siz de ona karşı fe kâtilülletî/ savaşın. Eğer dönerse (saldırıdan vazgeçerse), aralarındaki ihtilâfı adaletle çözün. Şüphesiz ki Allah adil davrananları sever. (Bak. 2.190-191*4.128,135*9.5,12-14*42.40*49.9)
10.Mü’minler ancak kardeştirler, o halde kardeşlerinizin arasını düzeltin. Ve Allah’a karşı takvâlı olun, umulur ki rahmete erersiniz. (Bak. 3.103*49.10)
11.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Bir kavim diğer kavimi alaya almasın, belki onlar kendilerinden (sizden) daha hayırlı olabilirler. Ve kadınlar da diğer kadınları alaya almasın, belki onlar kendilerinden daha hayırlı olabilirler. Ve kendinizi ayıplamayın ve kötü lakâpla çağırmayın, İmandan sonra fâsıklıkla/sapkınlıkla anılmak çok kötü bir şeydir. Ve kim tevbe etmezse, işte onlar kendilerine zulüm edenlerdir. (Bak. 9.79*49.11*104.1)
12.Yâ eyyühellezîne âmenûctenibû/Ey iman edenler zandan çok kaçının, şüphesiz ki zannın bazısı günâhtır. Ve bazınız diğerinizi araştırmayın ve çekiştirmeyin. Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksinirsiniz! Allah’a takvâlı olun. Muhakkak ki Allah Tevvâb’dır/tevbeleri kabul eder, Rahıym’dir/merhametlidir. (Bak. 17.36*24.11*49.6,12)
13.Ey insanlar! Muhakkak ki Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında en değerliniz O’na karşı takvâlı olanınızdır. Şüphesiz ki Allah Alîm’dir/bilendir, Habîr’dir/haberdardır.
14.Bedevî Araplar dediler ki: Biz iman ettik! De ki: Siz iman etmediniz. Ve lâkin, müslüman/teslim olduk deyin! Ve iman henüz kalplerinize yerleşmedi. Ve eğer Allah’a ve Rasûlüne itaat ederseniz sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz ki Allah Gafûr’dur/ bağışlayandır, Rahıym’dir/merhametlidir,
15.Mü’minler ancak; Allah’a ve Rasûlüne iman eden sonra şüpheye düşmeyen ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. (İmanlarında) Sâdık olanlar işte bunlardır. (Bak. 8.2,72*9.20,44,88*49.15)
16.De ki: Dininizi Allah’a mı öğreteceksiniz? Ve Allah göklerde ve yerde olanları bilir. Ve Allah her şeyi Alîm’dir/bilendir. (Bak. 3.29*5.97*10.18*13.33*49.16*64.4)
17.Onlar, müslüman oldular diye seni minnet altında mı bırakıyorlar. De ki: Müslüman oldunuz diye benden minnet beklemeyin! Bilakis sizi imana erdirdiği için siz Allah’a minnet duyun. Eğer sâdık kimselerseniz!
18.Şüphesiz ki Allah göklerin ve yerin gaybını bilir, Allah yaptıklarınızı Basyr’dir/görendir.
(NOT: Gaybın bilgisi Allah’a aittir. Bak. 11.123 dip notu.) ****************************************************************
HUCURÂT SÛRESİ | Kuran Meali - Kuran Yolcularına Selamlar