16 Ağustos 2022 Salı
MENÜ
SON YAZILAR

ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ

3/98 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ

(Medine döneminde nâzil olmuştur ve 200 âyettir. Mushafta 3ncü, inişte 98nci sırada olup, adını 33. âyette geçen İmran ailesinden almaktadır. İmran Ailesi: Baba İmran ve İmran’ın karısı Hanne ile onların kızları Meryem ve Meryem’in oğlu İsa Mesih. Hanne’nin kızkardeşi Elizabet, Elizabet’in kocası yani İmran’ın bacanağı Zekeriyya ve Zekeriyya’nın oğlu Yahya.)

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. (16.98)

Bismillahirrahmanirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

 

1.Elif. Lâm. Mîm.

2.Allah ki O’ndan başka ilâh yoktur, Hayy’dır/daima diridir, Kayyûm’dur/ varlıkları yaratıp-yönetendir.

(2.255*3.2*6.101-103*7.136*24.35*42.11*59.22-24*112.1-4)

3.Öncekileri tasdik eden bu Kitab’ı sana hakk/hakikat olarak O indirdi. Tevrat’ı ve İncil’i de O indirmiştir. (3.3*5.48)

4.İnsanlara; hidayet/yol gösterici olarak fûrkan’ı/hakkı batıldan ayıran mesajları da daha önce indiren O’dur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenlere/ kâfirlere şiddetli bir azap vardır. Allah Azîz’dir/üstün kudret sahibidir ve hesap sorandır/zalimleri cezalandırandır.

(2.53*3.4*4.115-117*8.29*21.48*25.1)

5.Muhakkak ki, yerde ve gökte olan hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.

(2.77*3.5*6.3*9.78*11.5*14.38*16.19,23*20.7*21.4*24.29*27.25,74*

36.76*64.4*87.7)

6.Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O’dur. O’ndan başka ilâh yoktur. O; Azîzdir/kudret sahibidir, Hâkîmdir/doğru hüküm verendir.

(3.6*19.67*40.64*64.3*76.2*82.7-8)

7.Bu Kitab’ı/Kur’an’ı sana indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem/açıkça anlaşılan ve hüküm bildiren âyetlerdir, bunlar Kitab’ın anasını/esasını teşkil ederler, diğerleri ise müteşabih/benzeşen (çok anlamlı, yoruma açık) âyetlerdir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu kendi arzularına göre te’vil etmek/yorumlamak için müteşabih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun te’vilini/yorumunu ancak Allah ve biz buna inanırız hepsi de Rabbimiz katındandır diyen ver râsihûne fil ılmi/ ilimde derinleşmiş olanlar bilir. Gerçekten de bunları illâ ulûl elbâb/ ancak aklı selim ve sağduyu sahipleri düşünüp anlar/öğüt alır.

(2.25,70,118,197,269*3.7*4.162*6.99,141*7.52*11.1-2*13.16*39.9,18,23)

(NOT: Secavend Tefsirinde geniş bilgi verilmiştir.)

8.(Onlar şöyle derler:) Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi eğriltme, bize rahmetini bağışla! Çünkü, yalnız Sen Vehhâb’sın/karşılıksız bağışlayansın! (3.8*61.5)

9.Rabbimiz! Geleceğinden şüphe olmayan o günde/Mahşer Günü’nde bütün insanları bir araya toplayacak olan Sen’sin! Şüphesiz Allah sözünden dönmez.

10.Kâfirlere gelince; onların malları da çocukları da Allah katında onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar, evet onlar cehennemin yakıtıdırlar. (3.10,91,116*5.36*58.17)

11.Bunların hali, tıpkı Firavun hânedanı ve daha öncekilerin haline benzer. Onlar âyetlerimizi yalanlamışlardı, Allah da onları günâhları yüzünden cezalandırmıştı. Allah’ın azabı çok çetindir.

12.Kâfirlere de ki: Sonunda mutlaka yenilecek ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir varış yeridir!

13.Karşı karşıya gelen iki grupta sizin için büyük bir âyet/delil vardır: Bir grup Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfirlerdi. Gözleriyle onları kendilerinin iki misli olarak görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda basiret sahipleri için bir ibret vardır. (3.13,26,124*8.9-12,42-44,66)

(NOT: Bedir savaşı Müslümanlarla Mekke’li müşrikler arasında yapılan ilk savaştır ve hicretin 2nci yılında yapılmıştır. Rasulüllah ve ashabı; savaş için yeterli teçhizatı olmayan 300 kişi kadardı, Mekke’li müşriklerin ordusu ise yüzlerce deve ve atlarla takviye edilmiş, iyi teçhizatlı 1.000 kişi civarındaydı. Buna göre kâfirlerin sayısı, müslümanların 3 katından da fazlaydı. Böyle olduğu halde Allah, müslümanlara müşrik ordusunu kendilerinin 2 misli olarak göstermek suretiyle müslümanların morallerini yükseltmiştir. Enfâl 8.66 da sabreden müminlere, yüz kişiye karşılık iki yüz kişiyi yani kendilerinin iki misli kadar olan müşrikleri yenebilecekleri müjdesi verilmiştir.)

14.Kadınlara, oğullara, altın ve gümüş dolu hazinelere, cins atlara, vel en’âmi/koyun, keçi, sığır, deve cinsi hayvanlara ve ekinlere aşırı sevgi beslemek insanlara cazip görünebilir. Oysa bunlar, dünya hayatının geçici zevkleridir. Asıl varılacak güzel yer ise Allah katındadır. (3.14*6.143-144)

15.De ki: Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Muttâkiler için; içinden ırmaklar akan ve ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın hoşnutluğu vardır! Allah, kullarının yaptıklarını hakkıyla görmektedir. (2.25,62*3.15*4.57,122*5.69*16.97*17.9*20.75)

16.Onlar der ki: Rabbimiz! Şüphesiz biz iman ettik, bizim günâhlarımızı bağışla, bizi ateşin azabından koru!

17.Onlar: Zorluklara sabreden, sözlerini tutan, Allah’ın emirlerine itaat eden, mallarından infak eden/hayra harcayan ve seher vakitlerinde Allah’tan af ve mağfiret dileyenlerdir. (3.17,113*17.79*20.130*25.64*

32.16*39.9*50.39*51.16-18* 52.49*73.2-6,20*76.24-26)

18.Allah’tan başka ilâh olmadığına Allah’ın şahit olduğu gibi, melekler ve ülül ılmi kâimem bil kıst/adaletten ayrılmayan ilim sahipleri de şahitlik etmektedirler. Allah’tan başka ilah yoktur. O, Azîz’dir/güçlüdür, Hakîm’dir/hikmet sahibidir. (3.18*15.53)

19.Muhakkak ki, Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar ise, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki kıskançlık yüzünden ihtilafa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilsinler ki, Allah hesabı çok çabuk görendir. (2.89,213*3.19,81,83-86*10.93*42.14*45.17*98.4)

20.Seninle tartışanlara de ki: Ben Allah’a teslim oldum, bana uyanlar da! Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere/vahiyden haberi olmayanlara sor: Siz de teslim oldunuz mu? Eğer teslim olurlarsa doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse, senin görevin sadece tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görmektedir. (2.78*3.20,75*7.157-158*62.2)

21.Şüphesiz ki; Allah’ın âyetlerini inkâr edenlere, Nebi’leri haksız yere öldürenlere ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere, onlara elîm bir azabı müjdele! (2.61,87,90*3.21-22,112,181,183*4.155-156*5.70)

22.İşte bunlar, dünyada da âhirette de amelleri boşa gidenlerdir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

(2.61,87,90*3.21-22,112,181,183*4.155-156*5.70)

23.Kendilerine Kitaptan bir nasip verilenleri/Kitap Ehlini görmedin mi? Aralarında hakem olması için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da onlardan bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.

24.Onların bu tutumları: Sayılı günler dışında bize ateş dokunmayacak! demelerinden ötürüdür. Dinlerinde uydurdukları bu tür yalanlar onları aldatmaktadır. (2.80*3.24)

25.Geleceğinden şüphe olmayan bir günde onları bir araya getirdiğimizde halleri nice olacak? O gün/Mahşer Günü herkese kazandıklarının karşılığını tam olarak verilecek ve hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir.

26.De ki: Ey Mâlikel mülki/mülkün/saltanatın sahibi olan Allah’ım! Mülkü/saltanatı dilediğine verirsin, dilediğinden mülkü/saltanatı geri alırsın. Dilediğini aziz edersin/yükseltirsin, dilediğini zelil edersin/ alçaltırsın. Bütün hayırlar/iyilikler Sen’in elindedir. Muhakkak ki Sen her şeye Kadîr’sin/gücü yetensin. (3.13,26*4.79*10.11)

27.Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin. (2.255*3.2,27*6.101-102*22.61*31.29*35.13*42.11*57.6*

59.22-24*112.1-4)

28.Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri evliyâ/yakın dost edinmesinler! Kim bunu yaparsa, Allah ile bütün bağını koparmış olur. Ancak, sakınarak onlara karşı korunmanız başka. Allah size, kendisine karşı dikkatli olmanızı hatırlatıyor, dönüşünüz yalnız Allah’adır. (3.28,118*4.144*5.51,55-57*9.71*58.22*60.1,8-9)

29.De ki: Göğüslerinizdekini saklasanız da açığa vursanız da, Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye Kadir’dir/güç yetirendir. (2.33,284*3.29*5.99*6.3*9.78*14.38*20.7*21.110*24.29*

27.25*33.54*40.19*60.1*67.13*87.7)

30.Her nefis, dünyada yaptığı bütün iyilik ve kötülükleri karşısında hazır bulacağı o günde/Mahşer Günü’nde, yaptığı kötülüklerin kendisinden uzak olmasını ister. Allah sizin emirlerine karşı gelmekten sakınmanızı ister. Çünkü Allah kullarına karşı Raûf’tur/çok şefkatlidir. (3.30*43.38)

31.De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafûr’dur/çok bağışlayandır, Rahîm’dir/ çok merhametlidir. (3.31*7.158*12.108*43.61*46.9)

32.De ki: Allah’a ve Rasulu’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse, muhakkak ki Allah kâfirleri sevmez. (3.32,132,144*4.59*5.67,92*8.1,20,46*

24.52,54*33.71* 47.33*48.17*58.13*64.12*69.40)

33.Şüphesiz ki Allah; Âdem’i, Nûh’u, İbrâhim ailesini/soyunu ve İmrân ailesini/soyunu âlemlere/diğer insanlara seçkin kılmıştır.

34.Bunlar birbirlerinin soyundandır. Allah her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.

35.Hani İmran’ın karısı (Hz. Meryem’in annesi olan Hz. Hanne) şöyle demişti: Rabbim! Karnımda olanı özgür olarak Sana (hizmetine) adadım, bunu benden kabul buyur! Şüphesiz ki Sen her şeyi işiten, her şeyi bilensin.

36.Onu doğurunca; Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bildiği halde, dedi ki: Rabbim! Onu kız doğurdumhalbuki erkek çocuk kız çocuğu gibi değildir. Onun adını Meryem koydum. Onu ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden Sana emanet ediyorum.

(NOT: Meryem ismi, Allah’a ibadete adanan demektir. M. Öztürk-Kur’an’ı Kerim Meali Ankara Okulu-S:89)

37.Rabbi onu güzel bir şekilde kabul etti ve güzel bir bitki gibi büyüttü. Onu, Zekeriya’nın himayesine verdi. Zekeriya ne zaman onu mihrapta/ mabetteki odasında ziyaret etse, yanında yiyecekler olduğunu görür ve: Ey Meryem! Bunlar sana nereden geliyor? diye sorardı. O da: Bunlar Allah katındandır. Şüphesiz Allah dilediğini hesapsızca rızık verir! derdi.

(3.37,59*15.28-29*19.16-22*21.91*32.7-9*71.17)

38.Zekeriya orada Rabbine şöyle dua etti: Rabbim! Katından bana temiz bir nesil bağışla; şüphesiz Sen duaları en iyi işitensin!

39.Ve hüve kâimüy yüsallî fil mıhrâbi/o mihrapta namaz kılarken/dua ederken melekler ona (Zekeriya’ya) şöyle seslendi: Allah sana, Allah’tan gelen bir kelimeyi doğrulayıcı, seyyidev/efendi, nefsine hâkim ve sâlihlerden bir Nebi olacak olan Yahyâ’yı müjdeliyor! (3.39,45*4.171*6.85*19.7,31)                        

40.Dedi ki: Rabbim! Ben yaşlı bir ihtiyarken ve karım da kısırken, nasıl benim bir oğlum olabilir? Ona: İşte böyledir, Allah dilediğini yapar! denildi. (2.253*3.40,47*14.27*22.14,18*85.13-16)

41.(Zekeriya) dedi ki: Rabbim bana oğlum olacağına dair bir alâmet ver! Senin alâmetin; işaretleşme dışında üç gün insanlarla konuşamayacak olmandır! Rabbini çok zikret/hatırla ve sabah akşam O’nu tesbih et/şanını yücelt!  (3.41*19.2-11)

42.Hani melekler şöyle demişti: Ey Meryem! Şüphesiz ki Allah seni seçti, seni tertemiz kıldı ve seni âlemlerin kadınlarına üstün konuma getirdi! 

43.Ey Meryem! Rabbinin huzurunda huşu ile dur, secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et!                                                                      

(NOT: Rükû edenlerle birlikte rükû et emrinin Meryem validemize verilmiş olmasını kadınlara Cuma namazı farz değildir diyenlerin dikkatine sunuyorum. H.S.) 

44.Sana vahyettiğimiz bu bilgiler gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisinin Meryem’i himayesine alacağı konusunda kalemlerini atarlarken/kur’a çekerlerken sen onların yanında değildin. Onların tartıştıkları sırada da yanlarında değildin.

45.Hani melekler şöyle demişlerdi: Ey Meryem! Muhakkak ki Allah seni kendinden bir kelimeyle/hükümle müjdeliyor. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’dir.  Dünyada da âhirette de itibarlı ve minel mukarrabin/Allah’a yakın kılınanlardandır. (3.39,45,47*4.171*5.110*19.16-34)

46.O, beşikteyken de yetişkin olduğunda da insanlarla konuşacak ve mines sâlihıyn/sâlihlerden olacaktır. (3.46*19.29-34*5.110)

47.(Meryem): Rabbim! Bana hiçbir beşer dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir? deyince, (ona): İşte öyle, Allah dilediğini yaratır, bir şeyin olmasını istediğinde sadece ol der ve o da hemen oluşmaya başlar! denildi. (2.117,253*3.40,47*11.107*14.27*19.16-34*22.14,18*85.16)

48.Ona; Kitabı ve Hikmeti/doğru hüküm vermeyi, Tevrat'ı ve İncil’i öğretecektir. (3.48*19.30)

49.Allah, onu İsrailoğulları’na Rasul olarak gönderince onlara şöyle dedi: Ben size Rabbinizden bir âyet/mucize getirdim. Size çamurdan kuş şeklinde bir şey/maket yaparım, ardından ona üflerim, Allah’ın izniyle kuş oluverir. Allah’ın izniyle; körleri ve cüzamlıları/alaca hastalarını iyileştirir, ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde yediklerinizi ve sakladıklarınızı da bilirim. Eğer gerçekten iman edenlerdenseniz, şüphesiz bütün bunlarda sizin için âyetler/deliller vardır. (3.49*5.110*6.101*23.14)

50.Ben, bana ulaşan Tevrat’ı tasdik etmek ve daha önce size haram kılınanlardan bazılarını helâl kılmak için gönderildim. Rabbinizden size bir âyet/mucize getirdim: Allah’a karşı takvâlı olun ve bana itaat edin! (3.50,81,93*6.146)

51.Şüphesiz ki, Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir; O’na kulluk edin, hâzâ sırâtum müstekıym/dosdoğru yol budur!

(1.5-6*3.51*5.117*19.36*43.64)

52.İsa onların (İsrailoğulları’nın) inkârcı tavırlarını sezince: Allah yolunda kim bana yardım edecek? diye sordu. Havârîler: biz ensârullâh/Allah’ın yardımcılarıyız, biz Allah’a iman ettik. Şahid ol ki bizler müslümanlarız! dediler. (3.19,52,85*7.126*61.14)

(NOT: Havârî kelimesinin; beyaz giyenler, samimi olanlar, Rasulü doğrulayanlar gibi manaları vardır.)

53. (Hâvarîler:) Ey Rabbimiz! İndirdiğine iman ettik, Rasulüne (Hz. İsa’ya) uyduk; bizi şahitlerle birlikte yaz! (3.53*5.83)

54. Onlar (İsrailoğullarından bazısı) tuzak kurdular, Allah onların tuzaklarını boşa çıkardı; Allah, tuzak bozanların en hayırlısıdır. (3.54*4.142*6.123*8.18,30*13.42*14.46*35.43*40.25*52.42*86.15-16)

55.O zaman Allah buyurdu ki: Ey İsa! Ben seni vefat ettireceğim ve seni katıma yükselteceğim. Seni kâfirlerin (iftiralarından) arındıracağım. Sana tâbi olanları Kıyamet Günü’ne kadar kâfirlere üstün kılacağım. Sonunda hepinizin dönüşü Bana olacak; aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz konularda Ben hüküm vereceğim!

(3.55*4.157-159,172*5.116-117*19.56-57*23.8-11*39.42*81.7)

56.Kâfirlere gelince: Onları bu dünyada ve âhirette şiddetli azaba uğratacağım, onlara yardım edecek kimse de yoktur!

57.İman edip salih amel işleyenlere gelince: Allah onların mükâfatlarını eksiksiz verecektir, Allah zalimleri sevmez.

58.İşte bunlar, Zikirden/Kur’an’dan okuduğumuz hikmetli âyetlerdir.

59.Doğrusu, Allah indinde İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir. Allah Adem’i topraktan yarattı ve sonra ol dedi ve oda oluşmaya başladı.

(NOT: Âdem a.s. ve İsa a.s. her ikisi de babasız olarak yaratılmıştır. İsa a.s.’ın annesi Hz. Meryem validemizdir, Âdem a.s.’ın ise bilinen anlamda annesi de yoktur! Çünkü, o topraktan yaratılmıştır.)

60.Bu hakk/gerçek Rabbindendir; sakın şüphe edenlerden olma! (2.147*3.60*10.94)

61.Sana bu ilim/bilgi geldikten sonra, kim bu konuda seninle tartışırsa de ki: gelin; oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, nefislerimizi ve nefislerinizi çağıralım, sonra da Allah’ın lânetinin yalancıların üzerine olmasını isteyelim. (3.61*24.6-9)

62.Şüphesiz bu anlatılanlar gerçek kıssalardır. Allah’tan başka ilâh yoktur. Şüphesiz Allah Azîz’dir/kudret sahibidir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir.

63.Eğer onlar yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah bozguncuları bilmektedir.

64.De ki: Ey Ehl-i Kitap! Gelin aramızdaki ortak olan sözde buluşalım: Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım, min dûnillâhi/Allah’ın peşi sıra kimimiz kimimizi rabler edinmeyelim. Eğer onlar yüz çevirirlerse: şahid olun ki, biz müslümanlarız! deyin.

(2.109*3.64,70-71,79,98-99*4.47,171*5.15*25.43*45.23)

65.Ey Ehl-i Kitap! İbrahim hakkında neden tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Hâlâ akletmeyecek misiniz?

66.İşte siz böyle kimselersiniz. Hakkında biraz bilginiz olan konularda tartışıyorsunuz, fakat bilmediğiniz konularda niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.

67.İbrâhim; Yahudi de değildi, Hıristiyan da değildi. O, sadece hânif/Allah’ı birleyen bir müslümandı. O müşriklerden de değildi. (2.135,257*3.67,95*4.125*6.79,161*7.3,30*10.62-63*16.123*

22.78*46.4-6)

68.İbrâhim’e en yakın olanlar; elbette insanlardan ona uyanlar; bu Nebi (Muhammed a.s.) ve ona inananlardır. Allah, müminlerin velisidir/yakın dostudur. (2.257*3.68*5.55-56*45.19)

69.Ehl-i Kitaptan bir grup sizi doğru yoldan saptırmak ister. Oysa onlar ancak kendilerini saptırırlar da farkına bile varmazlar. (3.69*4.113)

70.Ey Ehl-i Kitap! Gerçeği gördüğünüz halde Allah’ın âyetlerini neden inkâr ediyorsunuz?

71.Ey Ehl-i Kitap! Hakka/gerçeğe bâtılı neden karıştırıyor ve bildiğiniz halde hakkı/gerçeği gizliyorsunuz? (2.42*3.71)

72.Ehl-i Kitaptan bir gurup: İman edenlere indirilene günün başında inandığınızı söyleyip günün sonunda inkâr edin, bu sayede onlar belki (dinlerinden) dönerler. (2.256*3.72)

73.Kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın! dediler. Onlara de ki: Muhakkak ki hidâyet/doğru yol Allah'ın hidayetidir/gösterdiği yoldur. Size verilenin benzerinin başkasına verilmesi veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil getirirler diye mi böyle söylüyorsunuz? De ki: Şüphesiz lütuf Allah'ın elindedir onu dilediğine/layık olana verir, zira Allah Vâsî’dir/

her şeyi kuşatandır, Alîm’dir/her şeyi bilendir. (2.120*3.73,186*6.71)

74.Rahmetini dilediğine/layık olana ihsan eder. Allah büyük lütuf sahibidir. (2.105*3.74)

75.Ehli Kitap’tan öylesi vardır ki, ona yükler dolusu emanet etsen onu sana geri öder. Onlardan öylesi de vardır ki, kendisine bir dinar emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermez. Bu onların, ümmilere (Ehl-i Kitaptan olmayanlara) karşı yaptıklarımızdan bize bir sorumluluk yoktur şeklindeki düşüncelleridir. Onlar Allah hakkında bile-bile yalan söylüyorlar. (2.80*3.20,75,78,113*4.46*7.28,168*10.18*49.16)

76.Hayır! Kim sözünü yerine getirir ve takvâlı davranırsa, şüphesiz ki Allah müttâkileri sever.

77.Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedele satanlar var ya, onların âhirette hiçbir nasipleri yoktur. Kıyamet Günü, Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onları acıklı bir azap beklemektedir. (2.79,86,159,161-162,174*

3.77,86-88,187*5.44*16.85*21.39-40*32.29*35.36*43.74-75)

78.Onlardan/Kitap Ehlinden bir grup da var ki; söyledikleri kitapta/Tevrat’ta olmadığı halde, kitaptan sanmanız için dillerini eğip bükerek, bu Allah'ın katındandır, derler. Allah hakkında bile bile yalan söylerler.

(2.79,159,174*3.78,187*5.15,44*6.91)

79.Allah'ın kendisine Kitap, Hikmet ve Nebilik verdiği bir kimsenin insanlara; min dûnillâhi/Allah'ın peşi sıra bana da kulluk edin! demesi mümkün değildir. O ancak şöyle der: Allah'ın Kitabı’nı öğrenip onu başkalarına da öğreterek rabbâniyyîne/Rabbinize adanan kullar olun!

(3.64,79,146*5.44,63*6.162*39.65*69.44-47)

80.Ve o/Nebi size; melekleri ve Nebileri Rabler edinmenizi de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra o size kâfir olmanızı emreder mi hiç!

81.Allah Nebilerden mîsâkan/söz almıştı ve şöyle demişti: Size Kitap ve hikmet verdim. Sonra yanınızda olanı (Kitabı) tasdik eden bir Rasul geldiğinde ona mutlaka inanacak ve yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi, bu ısrî/ağır yükü üzerinize aldınız mı? Onlar da kabul ettik! dediler. (Allah) O halde şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahidim! dedi.

(2.40-41,89-90,101*3.50,81,144*4.47*5.67*7.157*35.31*46.30-31*61.6-7)

82.Artık bundan sonra kim dönerse, işte onlar fâsıkların/yoldan çıkmış olanların ta kendileridir.

83.Onlar Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi isteyerek veya istemeyerek O'na teslim olmuştur ve sonunda hepsi yalnız O'na döndürüleceklerdir. (3.83*13.15*22.18*41.11)

84.De ki: Biz Allah’a iman ettik. Bize indirilene, İbrâhim’e, İsmâil’e, İshak’a, Yakub’a, ve onların torunlarına indirilenlere; Musa’ya, İsa’ya ve bütün Nebilere Rablerinden verilenlerin hepsine inandık. Biz onların arasında hiçbir ayırım yapmayız ve biz yalnız Allah’a teslim olanlarız.

(2.136,285*3.84*4.152*21.24)

85.Kim İslâm’dan başka bir din ararsa asla kabul edilmez ve o kimse âhirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (3.19,85)

86.İman ettikten, bu Rasulün hak olduğunu gördükten ve kendilerine apaçık âyetler/deliller geldikten sonra küfre sapan bir kavme Allah nasıl hidayet eder/doğru yolu gösterir? Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez/doğru yolu göstermez.

(2.161-162,217*3.86,91*4.134,137,168*7.38*47.34)

87.İşte onların/kâfirlerin cezası; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti/dışlamaları onların üzerinedir.

88.Onlar/kâfirler orada ebedî kalacaklar, azâpları hafifletilmeyecek ve onların/kâfirlerin yüzlerine de bakılmayacaktır.

(2.86,159-162,217*3.77,88*16.85*21.40*32.29*35.36*40.49-50*43.75)

89.Ancak, bundan sonra tevbe eden ve kendilerini düzeltenler hariçtir. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur/çok bağışlayan ve Rahîm’dir/çok merhametlidir. (2.160*3.89*4.16-17,146*5.39*24.5*25.70-71*27.11)

90.İman ettikten sonra inkâra sapıp, sonra da inkârda ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmez. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. (3.90*4.18,137*10.91*23.99-100)

91.Muhakkak ki kâfir olan ve kâfir olarak ölenler, yeryüzünün bütün altınlarını fidye olarak verseler bile onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onların hakkı elem verici bir azaptır, onların yardımcıları da yoktur.  (2.48,123*3.91*5.36*6.70*13.18*39.47*57.15*70.11-15)

92.Sevdiğiniz şeylerden infâk etmedikçe/hayra harcamadıkça iyiliğe ulaşamazsınız. Zaten her ne infâk ederseniz/hayra harcarsanız Allah onu bilir.

93.(Yahudiler diyorlar ki:) Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in/Yakub'un kendi nefsine haram kıldıkları dışındaki bütün yiyecekler İsrailoğulları'na helâldi. De ki: Eğer sözünüzde samimiyseniz Tevrat'ı getirin de okuyun! (3.93*4.160-161*6.145-146)

94.Artık bundan sonra kim Allah'a yalan uydurursa/iftira ederse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

95.De ki: Allah doğru söyler. Hanif olan/Allah’a yönelen ve müşrik olmayan İbrahim'in dinine uyun! (2.135,258*3.67,95*4.125*6.79,161*16.123*22.78*60.4)

96.Muhakkak ki insanlar için yapılan ilk beyt/ev Mekke’deki/Kâbe’dir. Çok mübârek/bereketli ve âlemler için hidayettir/doğru yolu gösterir.

(2.125,143-145,149-150*3.96-97)

97.Orada apaçık deliller ve İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren herkes güvende olur. Gücü yeten/yol bulabilen herkesin Beyt'i/Kabe'yi hacc etmesi/ziyaret etmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim (bunu) inkâr ederse bilsin ki Allah Ganîy’dir/ kimseye ihtiyacı yoktur.

(2.125-126,143-150*3.96-97)

98.De ki: Ey Ehli Kitap! Allah yaptıklarınıza şahitken, Allah'ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?

99.De ki: Ey Ehli Kitap! Doğru olduğuna şahit olduğunuz halde onu ivecev/eğri göstererek iman edenleri niçin Allah yolundan çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

100.Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden/Yahudi ve Hıristiyanlardan belli bir guruba tabî olursanız, onlar imanınızdan sonra sizi inkâra sevk ederler/kâfir yaparlar (sakın onlara tabî olmayın)! (3.100,149)

101.Allah'ın âyetleri okunup-anlatılırken, Rasul de aranızdayken nasıl  inkâra/küfre saparsınız? Kim Allah'a sarılırsa o sıratım mustekıyme/ dosdoğru yola iletilmiştir. (3.101-103)

102.Ey iman edenler! Allah’a yaraşan şekilde takvâlı olun ve müslüman olarak can verin! (2.132*3.101,102-104*7.172)    

103.Hep birlikte Allah’ın ipine/Kur’an’a sımsıkı sarılın, ayrılığa düşmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşmandınız da Allah kalplerinizi uzlaştırdı ve O'nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun kenarındayken sizi oradan kurtardı. Allah size âyetlerini böyle açıklıyor, belki doğru yolu bulursunuz. (3.102103*4.175*6.155*7.3*33.2*39.55*43.43)                                  

104.Hayra çağıran, ma’rûfu/iyiliği tavsiye eden, anil münker/kötülükten sakındıran içinizden bir ümmet/topluluk olsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir. (3.102104,110*7.199*9.71) 

105.Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra tefrikaya düşerek ihtilâf edenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır. (3.103,105*6.159*8.46*23.5253*30.3032*31.21)                                  

106.O Gün/Kıyamet Günü; bazı yüzler ağarır, bazı yüzler ise kararır. Yüzleri kararanlara: İmanınızdan sonra inkâr mı ettiniz? İnkâr etmenizden dolayı azabı tadın! denilir. (3.106-107*10.26*39.60*55.41*75.22-24)

107.Yüzleri ağaranlar Allah'ın rahmetine nail olurlar ve onlar orada (cennette) ebedî kalırlar.                                               

108.İşte bunlar âyâtüllâhi/Allah'ın âyetleridir ki sana onları hak/hakikat olarak okuyoruz. Allah âlemlere zulmetmek istemez. (2.252*3.108*45.6)

109.Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır ve bütün işler Allah'a döndürülür. 

110.Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz/ topluluksunuz. Allah'a iman edersiniz, bil mâ’rûfi/iyiliği tavsiye eder, anil münkeri/ kötülükten sakındırırsınız. Eğer Ehli Kitap da iman etseydi, bu onlar için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler de var fakat ekserisi fâsıktır/yoldan çıkmıştır. (3.104,110*5.79*7.159,164,181*9.71*57.26)          

111.Onlar size biraz eziyet dışında bir zarar veremezler. Sizinle savaşsalar arkalarına dönüp kaçarlar, sonra onlara yardım da edilmez.                               

112. Onlar Allah'ın ipine/vahyine ve insanların ipine/sözleşmelerine bağlı kalmadıkları sürece, nerede olurlarsa olsunlar üzerlerine zilletlik/alçaklık damgası vurulur. Çünkü onlar Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve Nebileri haksız yere öldürüyorlardı. İşte bunlar, onların isyan etmelerinden ve haddi aşmaları yüzündendir. (2.61,87,90-91*3.21-22,112,181,183-184*4.155-156*5.70*7.160*9.4,7)                                                                                 

113.Onların hepsi bir değildir. Ehli Kitap’dan, Allah'ın âyetlerini geceleyin dosdoğru okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardır. (3.75,113*5.66*7.168)                                                                                               

114. (Onlar) Allah'a ve Âhiret Günü’ne inanırlar; bil mâ’rûfi/iyiliği tavsiye eder, anil münkeri/kötülükten sakındırırlar ve hayırda yarışırlar. İşte bunlar minessâlihıyn/sâlihlerdendir.   

115.Onların yaptığı hiçbir hayır karşılıksız bırakılmaz. Allah müttâkileri çok iyi bilir.                                                                                                         

116.Muhakkak ki kâfirlerin malları da evlatları da Alah'ın azabına karşı onlara hiçbir fayda/koruma sağlamayacaktır. Onlar cehennemliktir ve orada ebedî kalacaklardır.                                                                           

117.Onların/kâfirlerin bu dünya hayatı için infâk ettiklerinin/hayra harcadıklarının durumu; kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerine vurup helâk eden dondurucu bir rüzgâra benzer. Allah onlara zulmetmedi lâkin onlar kendilerine zulmediyorlar. (2.57*3.117*4.160*6.146*7.160,177*8.51*9.70*10.44*11.101* 16.33,118*18.49*29.40*30.9*43.76)

118.Ey iman edenler! Sizden (dininizden) olmayanları bitânetem/sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar, size kötülük etmekten geri durmazlar, hep kötülüğünüzü isterler. Ağızlarından kin ve düşmanlık taşmaktadır, içlerinde gizledikleri nefret ise daha büyüktür. Âyetleri size böyle açıkladık, eğer düşünürseniz! (3.28,118*4.139,144*5.51-52,55-57,80*9.71*58.22*                60.1,9)                                                                                                                   

119.Sizler onları seven kimselersiniz, halbuki onlar sizi sevmezler. Siz Allah'ın indirdiği bütün kitaplara inanırsınız; ama onlar sizinle bir araya geldiklerinde; Biz de inandık! derler, kendi başlarına kaldıklarında ise size olan kinlerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: Kininizle geberin! Şüphesiz Allah, göğüslerin içinde saklanan niyetleri bilmektedir. (2.14,76*3.119)

120.Siz bir imkâna/iyiliğe kavuşacak olsanız bu onları üzer, başınıza bir kötülük gelince de ona sevinirler. Ama, eğer sabreder/direnir ve takvâlı davranırsanız, onların tuzakları size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz Allah Muhît’tir/onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır!

121.Hani, sen müminleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek üzere sabah erkenden ailenden ayrılmıştın. Allah Semîun/her şeyi işitendir, Alîm/her şeyi bilendir. (3.121-127,152)

122.Sizden iki gurup korkuya kapılıp dağılmak üzereydi. Halbuki, Allah onların Veli’si/yardımcısıdır, mü’minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler/ güvensinler! (3.121-127*8.9-10)

123.Andolsun ki, siz düşmandan daha zayıf bir durumdayken, Allah size Bedir’de yardım etmişti. O halde, Allah’a karşı takvâlı olun ki şükredebilesiniz! (3.121-127*8.9-10)

124.O zaman sen mü’minlere: Rabbinizin indirilen üç bin melekle sizi desteklemesi size yetmez mi? diyordun. (3.121-127*8.9-10)

125.Evet! Siz sabreder/direnir ve takvâlı olursanız, düşman size ansızın saldırdığında, Rabbiniz nişanlı beş bin melekle sizi yine destekleyecektir! (3.121-127*8.9-10)

126.Allah bunu (meleklerle yardımı), size bir müjde olsun ve kalpleriniz yatışsın diye yaptı. Çünkü zafer sadece, Azîz/kudret sahibi ve Hakîm/hikmet sahibi olan Allah katındandır. (3.121-127*8.9-10)

127.(Allah’ın yardımı); kâfirlerden bir kısmının; imha etmek veya hezimete uğratarak hayal kırıklığıyla çekip gitmelerini sağlamak içindir.

(3.121-127,152*8.9-10)

128.Bu konuda senin yapacağın bir şey yoktur. (Allah), ya onların tevbelerini kabul ederek (onları bağışlar) veya zâlim oldukları için onlara azap eder. (2.284*3.128*5.18,40*29.21*48.14)

129.Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. O, dileyeni/hak edeni affeder, dileyene/müstehak olana da azap eder. Allah, Gafûr’dur/çok affedicidir, Rahim’dir/çok merhametlidir. (2.284*3.129*5.18,40*29.21*48.14)

130.Ey iman edenler! te’külü er ribâ ad’âfem müdaâfeh/kat kat artırılmış o ribâyı yemeyin; fakat Allah’a karşı takvâlı olun ki

mutluluğa eresiniz.

(2.188,245,261,265*3.130*6.160*30.39*57.11,18*64.17*73.20)

131.Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten korunmak için takvâlı olun!

132.Allah'a ve Rasulüne itaat edin ki size merhamet edilsin. (3.32,82,132)

133.Rabbinizin mağfiretine/bağışlamasına ermek ve müttâkiler için hazırlanmış olan ve gökler ile yeryüzü genişliğindeki cenneti kazanmak için yarışın. (3.16,133*56.10-34*57.21)

134.Onlar (muttâkiler) ki bollukta da, darlıkta da infâk ederler/hayra harcarlar. Öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah, muhsinîn/güzel davrananları sever. (3.134*7.199*42.37)

135.Onlar (müttâkiler), çirkin bir iş yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günâhlarının bağışlanmasını dilerler. Günâhları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Onlar bile-bile günâh işlemekte ısrar etmezler. (3.135*7.201)

136.İşte onların mükâfatı, Rablerinden bir bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. İyi işler yapanların mükâfatları ne güzeldir. (3.136*29.58*39.74)

137.Sizden önce de nice (ilahî) yasalar uygulandı. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!

(3.137*6.11*12.109*16.36*27.69*30.9*35.44*40.21,82*47.10)

138.Bu (Kur'an), insanlar için bir açıklama, müttâkiler için de bir hidayet/yol gösterici ve öğüttür. (3.138*10.57*17.82)

139.Gevşemeyin ve üzülmeyin. Eğer mü’minseniz üstün olan sizsiniz. (3.139*5.56*37.171-173*44.32*45.16)

140.Eğer size bir yara dokunduysa, o topluluğa da ona benzer bir yara dokundu. Biz, böyle günleri insanlar arasında döndürüp dururuz. Allah’ın bu yolla iman edenleri ayırt etmesi ve aranızdan şahitleri belli etmesi içindir. Allah zalimleri sevmez. (2.143*3.140-142,166-167*5.94*9.16*14.5*18.12*29.3,11*34.21*47.31*57.25)

141.Ayrıca bu, Allah'ın iman edenleri arındırması ve kâfirleri de mahfetmesi içindir.

142.Yoksa siz, Allah içinizdeki cihad edenleri ve sabredenleri/güçlüklere direnenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız? (2.214*3.140-142*9.16*21.35*29.2*75.36)

143.Andolsun ki siz, onunla (ölümle) karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz ama baka kaldınız?

144.Muhammed yalnızca bir Rasul’dür, ondan önce de Rasuller gelip geçmiştir. Şayet o ölür veya öldürülürse, topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse Allah'a hiçbir zarar veremez, Allah şükredenlerin/görevini yapanların mükafâtını verecektir.

145.Allah’ın izni/bilgisi olmadan ve takdir edilmiş vâde dolmadan hiç kimse ölmez.  Kim, dünya nimetini isterse, ona ondan veririz; kim de âhiret nimetini isterse ona da ondan veririz. Biz, şükredenleri/görevini yapanları ödüllendiririz. (2.200-202*3.145*11.15-16*17.18*42.20)

146.Geçmişte nice Nebiler, yanlarındaki rabbiyyûne/Rabbe adanan insanlarla beraber savaşmıştı. Onlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı asla yılmadılar, gevşemediler ve boyun eğmediler. Allah sabredenleri/direnenleri sever. (3.79,146*5.44,63)

147.Söyledikleri sadece şuydu: Rabbimiz! Günahlarımızdan ve işlerimizdeki aşırılıklardan dolayı bizi bağışla; ayaklarımızı sabit kıl, kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et! (2.286*3.147,193*7.151,155*23.109,118*38.35*40.7*59.10*60.5*71.28)

148.Allah da onlara, hem bu dünya nimetlerini verdi hem de âhiret nimetlerinin en güzelini bahşetti. Allah muhsinin/iyi davrananları sever.

149.Ey iman edenler! Eğer kâfirlere itaat ederseniz onlar sizi topuklarınız üzerinde geriye döndürürler ve hüsrana uğrayanlardan olursunuz.  

150.Hayır! Sizin mevlânız/dostunuz ve yardımcınız Allah’dır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.

151.Allah’ın hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a şirk/ortak koştukları için kâfirlerin yüreklerine korku salacağız. Onların barınakları ateştir/ cehennemdir, zâlimlerin varacakları yer ne kötüdür!

152.Gerçekten, siz onları Allah’ın izniyle öldürüyorken Allah size verdiği yardım vaadini doğrulamıştı. Derken, Allah size çok istediğiniz zaferi/ ganimeti gösterince gevşeyip yapacaklarınız konusunda anlaşmazlığa düştünüz. İçinizden bir kısmınız dünyayı/ganimeti istiyor, diğer bir kısmınız da ahireti istiyordu. Allah sizi imtihan etmek için onlardan uzaklaştırdı (onları yenmenizi istemedi). Yine de O sizi bağışladı, çünkü Allah mü’minlere karşı çok lütufkârdır. 

(3.121,125,152-153*8.15-16,67-69*9.47-48*30.1-5*47.4)

153.Rasul arkanızdan sizi çağırdığı halde siz can havliyle sağa-sola kaçışıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Allah size öyle bir gam üstüne gam verdi ki, elinizden gidene (zafere/ganimete) de başınıza gelen musibete (mağlubiyete) de üzülecek halde değildiniz. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (3.152-153*8.15-16)

154.Sonra, bu kederin ardından O size bir güven duygusu verdi, bazılarınıza da uyku hali bağışladı. İçinizden bir gurup da kendi derdine düşmüştü. Allah hakkında yanlış fikirlere ve cahiliye düşüncelerine kapıldılar: Bu işten bize bir şey/fayda var mı? diyorlardı. De ki: Bu iş/karar bütünüyle Allah’a aittir! Onlar: Sana açıklayamadıkları şeyleri sinelerinde saklıyorlar. Eğer bu işten lehimize bir şey olsaydı burada öldürülmezdik, diyorlar. Onlara de ki: Evlerinizde de kalmış olsaydınız, içinizdeki eceli gelmiş olanlar öldürülecekleri yere gelmiş olurlardı. Bütün bu olaylar, Allah'ın içinizde olanları denemek/ortaya çıkarmak ve kalplerinizi kirlerden arındırması için yapıldı. Zira Allah, sinelerdeki her şeyi bilendir. (3.154,168)

155.İki ordunun karşılaştığı gün, içinizden geri dönenlere gelince; yaptıkları hatalardan dolayı şeytan onları yoldan çıkarmak istedi. Ancak yine de Allah onları bağışladı. Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Halîm’dir/ hoşgörülüdür.

156.Ey iman edenler! İzâ darabû fil erdı/yeryüzünde sefere/yolculuğa çıkan veya savaşa katılan kardeşleri için: onlar yanımızda olsalardı ölmezdi veya öldürülmezdi; diyen kâfirler gibi olmayın. Allah bunu onların kalplerinde bir pişmanlık yapacaktır. Yaşatan da öldüren de Allah’tır. Allah yaptıklarınız her şeyi görmektedir.

157.Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, bu Allah’ın bağışlamasına ve merhametine nail olmanız demektir. Bilin ki bu, onların elde edecekleri tüm gânimetlerden/dünyalıklardan daha hayırlıdır.

158.Çünkü ölseniz de, öldürülseniz de sonunda Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.

159.(Ey Rasul!) Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara (Uhud’da itaatsizlik edenlere) yumuşak davrandın. Ama eğer sert ve katı yürekli olsaydın, kesinlikle etrafından uzaklaşırlardı. Sen onları affet, bağışlanmaları için de dua et ve yönetim işinde onlarla istişare et. Bir işe karar verdiğin zaman da Allah’a tevekkül et/güven. Muhakkak ki Allah tevekkül edenleri/ güvenenleri sever. (3.152-153,159,167-168)

160.Allah size yardım ederse hiçbir kimse sizi yenemez. Ama eğer O sizi yardımsız bırakırsa, artık size kimse yardım edemez. O halde, mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler/güvensinler.

161.Hiçbir Nebi’nin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Her kim emanete hıyanet ederse, Kıyamet Günü yaptığının günahıyla gelir. Herkes yaptığının karşılığını eksiksiz görür ve kimseye zulmedilmez.

162.Allah’ın rızasını kazanan biriyle, O’nun gazabına uğradığı için varacağı yer cehennem olan kimse bir olur mu? Orası ne kötü bir varış yeridir!

163.Allah katında onların dereceleri farklıdır. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

164.Andolsun ki Allah; âyetlerini okuyarak onları arındırmak, Kitabı ve hikmeti/doğru hüküm çıkarmayı onlara öğretmek için kendi içlerinden bir Rasul göndermekle müminlere büyük bir ihsanda bulunmuştur. Halbuki onlar, daha önce apaçık bir dalâlet/sapıklık içindeydiler. (2.129,151*3.48,164*7.157*62.2)

165.(Bedir’de) Düşmanlarınıza iki katını tattırdığınız musibet, (Uhud’da) size dokununca; Bu da nereden geldi? demiştiniz! De ki: Bu, kendi yaptıklarınız yüzündendir! Şüphesiz ki Allah her şeye Kadîr’dir/gücü yetendir. (3.152-153,165*8.15-16,45-47,57)

166.İki ordunun (Uhud’da) karşılaştığı gün uğradığınız musibet, müminlerin belirlenmesi için Allah’ın izniyle olmuştur.

167.(Ayrıca) Münafıkları da ortaya çıkarmak içindi! Onlara: Allah yolunda savaşa katılın, veya geride kalıp savunma yapın! denildiğinde; Eğer biz savaş olacağını bilseydik size katılırdık! dediler. Onlar, o gün kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyleyerek imandan çok küfre daha yakındılar. Halbuki Allah, onların kalplerinde gizlediklerini çok iyi biliyordu.

168.Onlar, savaşa katılan kardeşlerine: Bizim sözümüzü dinleyip evde otursalardı öldürülmezlerdi! dediler. De ki: Doğruyu söylüyorsanız haydi ölümü kendinizden savın bakalım! (3.154,168*4.72*9.42-43)

169.Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın! Bilakis onlar diridirler ve Rableri katında rızıklandırılıyorlar. (2.154*3.169-170,185)

170.Onlar, Allah’ın kendilerine lütfettikleriyle sevinçlidirler. Arkalarından gelecek olup da henüz kendilerine kavuşmamış olanlara; hiçbir korku ve keder duymayacaklarını müjdelerler.

171.Onlar, Allah’ın nimetini, lütfunu ve müminlere vereceği mükâfatı eksiltmeyeceğini müjdelerler.

172.Aldıkları yaralardan sonra bile Allah ve Rasulünün davetine uyanlara, iyilik yapanlara ve takvâlı olanlara büyük bir mükâfat vardır. (3.172*4.104)

173.Bazı insanlar onlara; Düşmanlarınız büyük bir ordu ile üzerinize geliyor, onlardan korkun! dediklerinde: Bu onların imanlarını artırdı ve Allah bize yeter, O ne güzel Vekil’dir! dediler. (3.173*8.2*33.22*48.4)

174.Onlar, Allah’ın lütfu ve nimetiyle kendilerine hiçbir zarar dokunmadan geri döndüler. Çünkü onlar, Allah’ın rızasından başka bir şey istemiyorlardı. Allah büyük bir lütuf sahibidir!

175.Muhakkak ki size o haberi getiren şeytan ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü’min kimseler iseniz Ben’den korkun!

176.(Rasulüm!) Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Şüphesiz ki onlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. Allah, âhirette onlara bir nasip vermeyecektir. Onlar için büyük bir azap vardır.

177.Şüphesiz ki, iman karşılığında küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elim bir azap vardır.

178.Kâfirler, onlara mühlet vermemizi kendilerinin hayrına olduğunu sanmasınlar, onlara mühlet veriyoruz ama onlar günahlarını artırıyorlar. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

179.Allah, temiz olanı pis olandan ayırmadan müminleri şu içinde bulundukları durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Lâkin Allah Rasul olarak dilediğini seçer. Allah’a ve Rasullerine iman edin. Eğer iman eder ve takvâlı davranırsanız size büyük bir mükâfat vardır. (3.179*22.75*27.65*42.13,51*72.26-27)

180. Allah’ın kendilerine verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun kendilerinin hayrına olduğunu sanmasınlar. Aksine bu onlar için kötüdür. Cimrilik yaptıkları o mallar Kıyamet Günü’nde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yeryüzünün mirası Allah’ındır. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (3.180*9.35*57.10)

181-182.Allah fakir biz ise zenginiz! diyenlerin sözünü Allah elbette işitti. Onların hem bu söylediklerini hem de haksız yere Nebilerini öldürmelerini de yazacağız ve: Tadın o yakıcı azabı! Bu kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır! diyeceğiz. Allah kullarına asla zulmetmez.(2.87*3.21,112,181*4.155*5.70*8.51*17.13*18.49*22.10*36.12*43.80*45.29)

183.Ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurbanı bize getirinceye kadar hiçbir Rasule iman etmeyeceğimize dair Allah bizden söz aldı! Onlara de ki: Benden önce de size Rasuller gelmiş ve hakikatın apaçık delillerini getirmişlerdi. Doğru söylüyorsanız, o Rasulleri niçin öldürdünüz?

(2.61,87,90*3.21-22,112,181,183-184*4.155-156*5.70*7.160)

184.(Ey Rasul!) Seni yalanlarlarsa; hakikatın apaçık delilleriyle, ilâhî hikmet yüklü Kitaplarla ve aydınlatıcı vahiyle, senden önce gelen Rasulleri de yalanlamışlardı.

(2.61,87,90*3.21-22,112,181,183-184*4.155-156*5.70*35.25)

185.Her nefis ölümü tadacaktır. Kıyamet Günü yaptıklarınızın karşılığı size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılarak cennete konursa, elbette o kurtuluşa ermiştir. Zira bu dünya hayatı aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir. (3.185*21.35*29.57*39.30-31)

186.Şüphesiz ki, mallarınız ve canlarınızla imtihan olacaksınız. Sizden önce kendilerine Kitap verilen kimselerden ve müşriklerden sizi üzecek çok kötü sözler duyacaksınız. Eğer sabreder ve takvâlı davranırsanız; bilin ki bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdendir. (2.155*3.120,186)

187.Allah, kendilerine Kitap verilenlerden: Onu insanlara mutlaka açıklayacaklarına ve asla gizlemeyeceklerine dair mîsâk/söz almıştı! Fakat onlar bu sözlerini kulak ardı ettiler ve basit bir menfaata değiştirdiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kötüdür!

(2.79,101,159,174-175*3.77-78,187*4.77*5.44*6.91)

188.Yaptıklarına sevinen, yapmadıkları şeylere övünenlerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem verici bir azap vardır.

189.Göklerin ve yerin mülkü/hükümranlığı Allah’ındır. Allah her şeye Kadir’dir/gücü yetendir. (3.26-27,189)

190.Kuşkusuz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbirini takip edişinde ûlul elbâb/aklı selim ve sağduyu sahipleri için nice deliller/ibretler vardır. (2.164*3.190*10.6*23.80*24.44*25.62*45.3-5)

191.Onlar (ûlul elbâb); ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler/hatırlarlar. Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler/düşünürler. Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın, Sen Sübhân’sın/yücesin, bizi o cehennem azabından koru! derler. 

(3.190-191*4.101-103*10.12*17.78-79*21.16*30.17-18*38.27*44.38)

192. Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine atarsan onu zelil ve perişan edersin. Zalimlere yardım edecek kimse de olmaz!

193.Rabbimiz! Rabbinize iman edin diye bizi imana çağıran bir davetçiyi duyduk ve hemen iman ettik! Rabbimiz! Bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı meal ebrâr/erdemli olanlarla birlikteyken al! (3.55,193*4.69*41.33)

194.Rabbimiz! Rasullerin vasıtasıyla yaptığın vaadini bize de nasip et. Kıyamet Günü bizi utandırma, şüphesiz Sen vaadinden asla dönmezsin! (3.9,194*14.47*22.47*30.6*39.20)

195.Rableri de onlara cevap verdi: Ben; sizden kadın olsun, erkek olsun çalışan/gayret eden hiç kimsenin emeğini zayi etmem, çünkü siz hep birbirinizdensiniz. Hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların ve benim yolumda işkence görenlerin, savaşanların ve öldürülenlerin günahlarını mutlaka örterim. Elbette Allah’tan bir mükâfat olarak onları altlarında ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatların en hayırlısı Allah katından olandır!

(2.186*3.171,195*4.124*16.97*17.9*18.2*20.75,112*33.35)

196-197.Kâfirlerin yeryüzünde diyar-diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. O, geçici bir tatminden ibarettir, sonunda varacakları yer cehennemdir, o ne kötü bir meskendir. (3.196*40.4-6)

198.Lâkin Rablerine karşı takvâlı olanlar için Allah’tan bir ikram olarak, altlarından ırmaklar akan ve ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah katından gelenler, hayrul lil ebrâr/erdemli olanlar için en hayırlı olandır.

199.Şüphesiz Kitap Ehlinden öyle kimseler var ki: Allah’a, size indirilene, kendilerine indirilenlere tam bir samimiyetle iman ederler. Onlar, Allah’ın âyetlerini az bir kazanç için satmazlar. Onların mükâfatı Rableri katındadır. Şüphesiz ki Allah hesabı çabuk görendir.

200.Ey iman edenler! Sabredin/dirençli olun, sabırda birbirinizle yarışın. Allah’a karşı takvâlı olun, umulur ki kurtuluşa eresiniz.

(Harun Sorkun-GG-Nisan 2022)

 

 

 

 

 

 

 

 

X