16 Ağustos 2022 Salı
MENÜ
SON YAZILAR

NİSA SÛRESİ

4/106 NİSÂ SÛRESİ

(Nisâ, kadınlar anlamına gelmekte olup, 127nci âyette geçen nisâ kelimesinden dolayı sûreye aynı ad verilmiştir. Sûre kadın haklarından bahsetmektedir. Medine döneminde nazil olmuştur. Mushaf’da 4ncü, inişte/nüzulda ise 106ncı sıradadır ve 176 âyettir.)

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. (16.98)

Bismillahirrahmanirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.Ey insanlar! Sizi bir tek özden/nefisten yaratan, aynı özden/nefisten eşini yaratan ve o ikisinden de birçok erkekler ve kadınlar var eden Rabbinize karşı takvâlı olun! Birbirinizden dilekte bulunurken adını andığınız Allah’a saygılı olun ve akrabalık haklarını gözetin. Şüphesiz ki Allah Rakîb’dir/devamlı gözetlemektedir. 

(4.1*6.98*7.189*23.12-14*30.20-21*35.11*39.6*49.13*76.2*78.8)

2.Yetimlere mallarını verin. Temizi/helâli, pis/haram olanla değiştirmeyin. Yetimlerin mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin, çünkü o çok büyük bir günahtır.

3.Eğer yetimlerle (evlenince onların) haklarını korumaktan endişe ederseniz, o zaman hoşunuza giden (helal olan) kadınlardan birini nikâhlayın. Hatta; iki, üç, dörde (kadar) kadını nikâhlayabilirsiniz. Eğer, onların arasında da adaleti sağlamaktan korkarsanız; mâ meleket eymânüküm/ellerinizin altındaki köle bir kadını nikâhlayın. Haksızlık etmemeniz için en uygun olan budur. (4.3,129*17.32*24.31*33.50)

4.(Evlendiğiniz) Kadınlara mehirlerini gönüllü olarak verin. Şayet onlar kendi rızalarıyla mehirlerinin bir kısmını size bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin. (2.229*4.4,19-21*60.10)

5.Allah’ın; koruyup kollamanız için size emanet ettiği (yetim) mallarını, aklı ermeyenlere/kârını-zararını bilmeyen sahiplerine teslim etmeyin. Fakat, bu malların gelirlerinden onların yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını karşılayın. Ayrıca onlara ma’rûfâ uygun nasihat edin.

6.(Velisi olduğunuz) yetimleri, nikâh çağına gelinceye kadar gözetip deneyin. Eğer onların rüşte/olgunluğa eriştiklerini görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. Ama: bunlar büyüdüklerinde mallarını geri alacaklar diye düşünerek, sakın onların mallarını isrâf ederek yemeyin. Eğer veli olan kişi zengin ise, (malları yönettiği için) yetimin malından hiçbir şey almasın. Ancak veli olan kişi fakir ise, ma’rûfâ uygun ölçüde yararlansın. Yetimlere mallarını kendilerine teslim ederken, mutlaka şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter! (4.6*6.152)

7.Ana-babanın ve akrabanın miras olarak bıraktıkları malda; erkeklerin payı olduğu gibi kızların/kadınların da payı vardır. Miras olarak bırakılan mallar az veya çok olsun, bu paylar farz kılınmıştır. (2.180-182*4.7,8,11-14,33,176)

8.Mirasçı olmayan akrabalar, yetimler ve miskinler miras paylaşımında hazır bulunurlarsa, onları da rızıklandırın ve ma’rûfâ uygun sözler söyleyin. (2.177,215,240*4.8,33,36*17.26*30.38)

9.Geride korunmaya muhtaç evlatlar bıraktıkları takdirde, onlar için endişe edecek olanlar, Allah’a karşı takvâlı olsunlar ve doğru söz  söylesinler. (4.9*33.70)

10.Şüphesiz yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarını sadece ateşle doldurmuş olurlar. Onlar alevli ateşe atılacaklardır.

11.Allah, miras konusunda çocuklarınızın paylarıyla ilgili olarak size şunları emreder: Erkeğin miras payı, kızın miras payının iki katıdır.  Ölenin erkek çocuğu bulunmayıp da; (iki veya) ikiden fazla kız varsa bunlar mirasın üçte ikisini alırlar. Ölenin erkek çocuğu bulunmayıp da; eğer bir kız çocuğu varsa, mirasın yarısı ona aittir. Ölenin çocukları varsa, ölenin ana-babasının her birinin payı altıda birdir (kalan çocuklarınındır). Ölenin çocuğu yoksa ve varisler sadece ölenin ana-babası ise, bu takdirde ananın payı üçte birdir, (babanın payı üçte ikidir). Eğer ölenin çocuğu bulunmadığı halde varis olarak kardeşleri varsa o takdirde ölenin anasının payı altıda birdir (kalan, babası ve kardeşleri arasında paylaştırılır). Miras payları, ölenin vasiyetinin yerine getirilmesinden ve borçlarının ödenmesinden sonra kalan mallara yapılır. Ana-babanız ve evlatlarınızdan hangisinin size daha faydalı olacağını siz bilemezsiniz. Bu hükümler Allah tarafından farz kılınmıştır, şüphesiz Allah, her şeyi bilen ve hikmet sahibidir/doğru hüküm verendir.  (2.180-182*4.7-8,11-12,33,176*5.106-107)

12.Eğer kocanın karısı ölmüşse ve ölen kadının çocuğu yoksa, mirasın yarısı kocanındır. Eğer kocanın karısı ölmüşse ve ölen kadının çocukları varsa, mirasın dörtte biri kocanındır. Eğer kadının kocası ölmüşse ve ölen kocanın çocuğu yoksa, mirasın dörtte biri karılarınındır. Eğer kadının kocası ölmüşse ve ölen kocanın çocukları varsa, mirasın sekizde biri karılarınındır. Eğer ölen erkek veya kadının çocuğu ve ana-babası bulunmadığı halde kelâle/ikinci dereceden mirasçı olunuyorsa; ana-bir erkek kardeşi veya ana-bir kız kardeşi birer tane ise, bunların her birinin miras payı altıda birdir. Eğer ölen erkek veya kadının çocuğu ve ana-babası bulunmadığı halde (kelâle/ikinci dereceden mirasçı olunuyorsa); ana-bir erkek kardeşi veya ana-bir kız kardeşi birden fazla iseler, hepsi birden mirasın üçte birini eşit olarak paylaşırlar. Bu taksim, ölenin vasiyetinin yerine getirilmesinden ve borçların ödenmesinden sonra kalan mala yapılır.

Bunlar Allah’ın emridir; Allah, her şeyi bilendir, halîmdir.

(2.180-182*4.7-8,11-12,13-14,33,176)

13.Bütün bunlar hudûdüllâh/Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, Allah onları içlerinde ebedî kalacakları, zemininde ırmaklar akan cennetlere koyar, işte bu en büyük kurtuluştur.  (2.180-182*4.7-8,11-12,13-14,33,176)

14.Kim de, hudûdehû/Allah’ın sınırları aşarak Allah’a ve Rasulüne isyan ederse, Allah onları içlerinde ebedi kalacağı cehenneme sokar, onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

(2.180-182*4.7-8,11-12,13-14,33,176)

15.Kadınlarınızdan fâhişelik/eşcinsellik edenlerin aleyhlerine, aranızdan dört şahit getirin. Eğer dört kişi şahitlik ederlerse; o kadınlarınız ölünceye kadar veya (tövbe etmeleri halinde) Allah onların lehine bir yol açıncaya kadar, evlerinizde (hapis) tutun.

 (4.15*6.151*7.33,80-81*17.32*24.2,4-9)

16.İçinizden vellezâni/erkek erkeğe zinâ/homoseksüellik yapanlar olursa onların ikisine de eziyet edin. Eğer tövbe edip hallerini düzeltirlerse eziyet etmekten artık vazgeçin. Çünkü Allah tövbeleri kabul edendir, merhamet sahibidir. (4.16*6.151*7.33,80-81)

17.Allah’ın kabul etmeyi vâdettiği tövbe sadece, bilmeyerek/kendini tutamayarak günah işleyen, ardından hemen pişmanlık duyup da günahtan vazgeçenlerin tövbesidir. Allah, işte böyle kimselerin tövbesini kabul eder. Allah, Alîm’dir/her şeyi bilendir, Hakîm’dir/doğru hüküm verendir.

18.Yoksa kötülükleri yapıp-yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca: Ben şimdi tövbe ettim! diyenlerle kâfirlikte direnerek ölenler için kabul edilecek tövbe yoktur, onlar için elem verici bir azap hazırladık.

19.Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. İspatlanabilir/açık bir fuhuş işlemedikçe, karılarınıza vermiş olduğunuz/ mehri geri almak için onlara baskı yapmayın. Onlarla güzel bir şekilde geçiminizi sürdürün, zira onlardan hoşlanmasanız bile hoşlanmadığınız bir şeyi, Allah sizin için birçok hayra vesile kılmış olabilir!

20.Eşinizi boşayıp başka bir kadınla evlenmek isterseniz, boşamak istediğiniz eşinize vaktiyle mehir olarak yükler dolusu altın ve gümüş vermiş olsanız bile o mehrin tek kuruşunu geri almayın. Boşamak istediğiniz eşinize (zina veya benzer) bir iftira atmak ve böylece açık bir günaha girmek pahasına verdiklerinizi geri almanız olacak iş değildir!

21. Birbirinizle kaynaştıktan (bir yastığa baş koyduktan) ve (evlilik hukukuna uyacağınıza dair) eşiniz sizden sağlam bir söz aldıktan sonra verdiklerinizi nasıl geri alabilirsiniz ki?

22.Babalarınızın nikahladığı kadınlarla/üvey analarınızla sakın evlenmeyin, ancak geçmişte yapılanlar geçmişte kalmıştır. Böyle bir şey; kötü bir gelenek, yüz kızartıcı bir hayasızlık ve çirkin bir yoldur.

23.(Ey mümin erkekler!) Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşinizin kızları, kız kardeşinizin kızları, süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anaları/kayın valideleriniz, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz karılarınızın (eski kocalarından) doğmuş olup sizin yanınızda bulunan kızlarını nikâhlamanız da size haram kılınmıştır. Fakat gerdeğe girmeden ayrıldığınız kadınların kızları ile evlenmenizde bir günah yoktur. Öz oğullarınızın karılarıyla/gelinlerinizle evlenmeniz de size haramdır. Aynı anda iki kız kardeşi birlikte nikâhınız altında bulundurmanız da haram kılınmıştır. Fakat, geçmişte olanlar geçmişte kalmıştır, muhakkak ki Allah Gafûr’dur/çok affedicidir, Rahîm’dir/çok merhametlidir. (4.23-25)

24.Vel muhsanâtü/evli kadınları nikâhlamanız da size haramdır, illâ mâ meleket eymânüküm/ellerinizin altındaki köle kadınlar müstesnadır/ haram değildir. İşte bunlar Allah’ın size bildirdiği hükümlerdir. Bunların dışındaki kadınlarla; muhsinîne/iffetli olmanız, zinadan kaçınmanız ve mallarınızı/mehirlerini vererek evlenmeniz size helâldir. Mehir belirlendikten sonra, onu aranızda karşılıklı rıza ile artırıp-eksiltmenizde size bir günah yoktur. Allah Alîm’dir/her şeyi bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir. (2.236-237*4.20,24,25*5.5*33.49*47.4)

25.Muhsanâtil mü’minâti/iffetli ve hür mümin kadınları nikâhlamaya gücü yetmeyenler, fe mim mâ meleket eymânüküm min feteyâtikümül mü’minât/ellerinizin altındaki köle mümin kadınları nikâhlayabilirler. Sizin imanınızı en iyi Allah bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. O kadınları ailelerinin/velilerinin izni ile nikâhlayın ve mehirlerini de mâ’rufa uygun olarak kendilerine verin. Onlar da iffetli olsunlar, zinadan uzak dursunlar ve gizli dostlar edinmesinler. Evlendikten sonra fuhuş/zina yapacak olurlarsa onlara verilecek ceza, hür kadınlara verilen cezanın yarısı kadardır. Bu evlenme izni/ruhsatı, içinizden zor duruma düşmekten korkanlar içindir. Ama sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir.

(4.3,22-24,25*24.2-4,31-33,58-59*33.50*47.4*49.13)

26.Allah bunları size açıkça göstermek sizi, sizden öncekilerin doğru yoluna yönlendirmek ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah Alîm’dir/her şeyi bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir.

27.Evet, Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise, sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler.

28.Allah sizin yükünüzü hafifletmek istiyor, zira insan zayıf yaratılmıştır.

29.Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını; karşılıklı rızaya dayanan ticaretle bile olsa bâtıl yollarla yiyerek kendinize kıymayın. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.

(2.188,275-276,278-280*3.130*4.29,161*5.33*30.39)

30.Kim bunu düşmanca ve zulmetme kastıyla yaparsa, onu ateşe mahkûm edeceğiz, bu Allah için çok kolaydır. (2.188*4.29-30*83.1-3)

31.(Ey iman edenler!) Eğer size yasaklanan büyük günahlardan  kaçınırsanız, küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz. (4.31*42.37*53.32)

32.Allah’ın bir başkasına, sizden daha fazla verdiği nimetleri temenni etmeyin. Erkeklerin kendi kazandıklarından bir pay, kadınların da kendi kazandıklarından bir pay vardır. Siz Allah’ın lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah Alîm’dir/her şeyi bilendir.

33.Biz, ana-babanın ve yakın akrabaların bıraktıkları mallara mirasçılar belirledik. Kendileriyle (mirasla ilgili) sözleşme yaptığınız kimselere de miras paylarını verin. Şüphesiz ki Allah her şeye Şahît’tir. (2.180-182*4.7-8,11-14,33,176)

34.Erkekler, kadınların koruyup-kollayıcısıdır. Çünkü Allah, erkeklerle kadınları farklı alanlarda üstün yeteneklere sahip kılmıştır, ayrıca erkekler kadınlara kendi mallarından harcama yapmaktadırlar. Dürüst ve erdemli kadınlar, hem Allah’a itaat ederler ve hem de Allah’ın korumasını istediği iffetlerini kocalarının yokluğunda da korurlar. Nüşuzundan/ sadakatsizliğinden endişe ettiğiniz karılarınıza önce nasihat edin, bu yeterli olmazsa onları yataklarında yalnız bırakın, bu da fayda vermezse vadribûhünne/bir süre mekanları ayırın. Bundan sonra size saygılı davranırlarsa, artık onların aleyhine başka yollar aramayın/boşamayın. Muhakkak ki Allah Alîy’dir/çok yücedir, Kebîr’dir/çok büyüktür.  (2.233*4.4,24,34,128*65.1,6)

35.Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ve kadının ailelerinden birer hakem tayin edin. Eğer onlar eşlerin aralarını düzeltmek isterlerse, Allah da onların aralarını buldurur. Şüphesiz ki Allah Alîm’dir/her şeyi bilir, Habîr’dir/her şeyden haberdar olandır.

36.Allah’a kulluk/ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, miskinlere/yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, ibnu’s-sebîl/

(doğru) yoldakilere ve mâ meleket eymânüküm/hâkimiyetiniz altındaki kölelere iyilik edin. Unutmayın ki Allah, kendini beğenen ve övünenleri sevmez. (2.177,215*4.36*9.60*17.26*30.38*76.8)

37.Onlar, kendileri cimrilik ettikleri gibi başkalarına da cimriliği tavsiye ederler. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği nimetleri gizlerler. Biz, kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

38.Onlar (kâfirler), Allah’a ve Âhiret Gününe de iman etmezler ve mallarını da insanlara gösteriş için infak ederler. Arkadaşı şeytan olan kimse, ne kötü bir arkadaş edinmiştir. (2.264*4.38,142*9.54*74.43-46*107.1-7)

39.Onlar Allah’a ve Âhiret Gününe iman etselerdi ve Allah’ın kendilerine verdiği rızıktan infak etselerdi hiçbir şey kaybetmezlerdi! Allah, Alîm’dir/ her şeyi bilendir.

40.Şüphesiz ki Allah, kimseye zerre kadar zulüm yapmaz. Eğer hayırlı bir iş yapılırsa, onun mükâfatını da kat-kat artırır ve katından da büyük bir mükâfat verir.  (2.261*4.40)

41.Her ümmetten/toplumdan bir şahit getirdiğimizde ve seni de onlara şahit yaptığımızda onların hali nice olacak? (4.41*16.84,89*28.75*39.69)

42.Kâfirler ve Rasule isyan edenler, o gün toprağa karışıp yok olmayı isterler ancak Allah’tan hiçbir şeyi gizleyemezler.

43.Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de-yolcu olmanız müstesna-gusledinceye/yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hastaysanız veya yolculuk yapıyorsanız, ev câe ehadüm minküm minel gâitı/yahut büyük abdest bozmaktan geliyorsanız, ya da kadınlarla/eşlerinizle cinsel ilişkide bulunmuşsanız, sonra da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin, onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin/sürün. Şüphesiz ki Allah Afüvv’dür/affedicidir, Gafûr’dur/bağışlayandır. (4.43*5.6)

44.Kendilerine Kitaptan bir pay verilmiş olanlara baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de doğru yoldan sapmanızı istiyorlar.

45.Düşmanlarınızı en iyi bilen Allah’tır. Veli/dost olarak Allah size yeter, yardımcı olarak da Allah size yeter.

46.Yahudilerden bazıları kelimeleri tahrif ederler/anlamlarını değiştirirler, dillerini eğip-bükerler ve dinle alay ederler: Semı’na ve ‘asayna/işittik ve isyan ettik-Vesma’ gayra musme’ın/asıl

sen bizi dinle-Ra’ına/bizi güt/bize çobanlık et, gibi ifadeler kullanırlar! Halbuki, şöyle deselerdi onlar için daha iyi olurdu: Semi’na ve ata’na/işittik ve itaat ettik-Vesma’/seni dinliyoruz-Unzurnâ/bizi gözet/yönet!  Ama kâfirlik etmeleri yüzünden Allah onları lânetledi/dışladı, gerçek şu ki çok azı müstesna onlar iman etmezler. (2.75,93,104*4.46*5.13)

47.Ey Kitap Ehli! Yanınızda olan Kitabı/Tevrat’ı tasdik eden bu Kitaba/ Kur’an’a iman edin. Aksi halde itibarınızı yok eder ve sizi yüzünüze bakılmaz bir hale getiririz veya cumartesi yasağını çiğneyenleri lânetlediğimiz/dışladığımız gibi sizi de lânetleriz/dışlarız. Allah’ın emri muhakkak gerçekleşir. (4.47*7.163-166)

48.Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını/şirki bağışlamaz. Şirkten uzak kalan kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarşa/ortak koşarsa, O’na büyük bir iftira ederek korkunç bir günah işlemiş olur. (4.48,116)

49.Kendilerini temize çıkaranlara (günahımız yok diyenlere) baksana! Halbuki, insanları sadece Allah temize çıkarır ve kimseye zerre kadar haksızlık da yapılmaz. (2.111*4.49*5.18*24.21*53.32)

50.Şunlara bak hele! Allah hakkında nasıl da yalan uyduruyorlar! Apaçık bir günah olarak bu onlara yeter! (3.94*4.50*6.21,93,144,157*7.37*10.17*11.18*18.15*29.68*39.32*61.7)

51.Kitaptan kendilerine bir pay verilenleri/Kitap Ehlini görmüyor musun? Cibt’e/putlara ve Tâgût’a/şeytani güçlere iman ediyorlar ve diyorlar ki: Kâfirler müminlerden daha doğru yoldalar! (2.256-257*4.51-57*5.60*16.36*39.17)

52.Bunlar, Allah’ın lânetledikleri/dışladıkları kimselerdir, Allah’ın lânetlediklerine/dışladıklarına yardım edecek kimse de yoktur.

53.Yoksa onlar Allah’ın mülküne ortak olduklarını mı sanıyorlar? Eğer öyle olsaydı, insanlara zırnık/en küçük bir şey bile vermezlerdi. (4.53*17.100)

54.Yoksa onlar, Allah’ın ikramından pay verdiği kimseleri çekemiyorlar mı? Oysa Biz, İbrahim ailesine Kitap ve hikmet verdik ve onlara güçlü bir saltanat bahşettik.

55.Onlardan bir kısmı İbrahim’e inandı, kimi de yüz çevirdi. Cehennemin o kavurucu ateşi onlara/yüz çevirenlere yeter.

56.Şüphesiz ki âyetlerimizi inkâr edenleri/kâfirleri ateşe atacağız. Derileri piştikçe âzabı sürekli tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Muhakkak ki Allah Azîz’dir/güçlüdür, Hakîm’dir/ hikmet sahibidir. (4.56*22.19-20*23.103-104*47.15*74.26-29)

57.İman edip salih amel işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar ve tertemiz eşleriyle birlikte koyu/serin gölgelerde oturacaklar.

(2.25,62*3.15*4.57,122,124-125*5.69*6.79,161*16.97,123*17.9*18.2*

20.75,112*36.55-58*44.51-57*52.17-28*56.8,10-40*76.19*77.41-44)

58.Muhakkak ki Allah, size emaneti ehline vermenizi ve insanlar arasında adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah Semî’dir/her şeyi işiten ve Basîr’dir/ her şeyi görendir. (3.144*4.58,80*5.48-49,67*16.90)

59.Ey iman edenler! Allah’a ve Rasulüne/Rasulün getirdiği Kitaba itaat edin ve sizden olan ülü’l-emre/yetkililere de itaat edin. Eğer herhangi bir hususta ülü’l-emr ile/yetkililerle anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a ve Rasulüne/Rasulün getirdiği Kitaba arz edin. Eğer, Allah’a ve Ahiret Günü’ne inanıyorsanız böyle yapmanız daha hayırlı ve sonuçları daha güzel olandır. (3.144*4.59,80,105,152*5.48-50,67*6.114*16.82,90*24.54*42.10,48*49.9*64.12)

60.Sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini sananlara bir baksana! Onlar, aralarındaki anlaşmazlığın çözümü için bir tagûtun/ şeytani güçlerin hakemliğine başvurmak istiyorlar, oysa onlara tagûta/ şeytani güçlere uymamaları emredilmişti. Şeytan ise onları derin bir sapıklığa düşürmek istemektedir.

61.Onlara: Allah’ın indirdiğine/Kitaba ve bu Rasule uyun, dendiğinde o münâfıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.

62.Kendi elleriyle yaptıkları/günâhları yüzünden başlarına bir iş geldiğinde onların halleri ne olacak? O zaman sana gelip Allah’a yemin ederek: Biz sadece iyilik yapmak ve arayı bulmak istemiştik, diyecekler. (4.62*9.42,56,62,74,95,96,107*28.47*42.30,48*58.14,18)

63.Allah onların kalplerinde olanı bilir. Sen onlara aldırma, onlara öğüt ver ve etki yapacak sözler söyle.

64.Biz, gönderdiğimiz Rasülleri, Allah’ın izniyle kendilerine tabi olunsun diye gönderdik. Halbuki onlar, kendilerine zulmettiklerinde sana gelip de Allah’tan günâhlarının bağışlanmasını dileselerdi ve sen de onların mağfireti için dua etseydin, o zaman Allah’ın kendisine yönelenlerin tevbelerini kabul ettiğini ve Rahîm/merhametli olduğunu göreceklerdi.

65.Hayır, Rabbine andolsun ki, onlar aralarında ihtilafa düştükleri konularda seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme içlerinde hiçbir tereddüt ve sıkıntı duymadan teslim olmadıkça inanmış olmazlar! (4.65,105*16.64*33.36)

66.Şayet: Ya canınızı feda edin veya yurdunuzu terk edin! diye onlara emretmiş oysaydık, pek azı hariç bunu yapmazlardı. Halbuki kendilerine verilen talimata uysalardı, onlar için hem hayırlı hem de sağlam olurdu. (2.54*4.66)

67.O zaman Biz de onlara katımızdan büyük bir mükafât verirdik.

68.Ve onları dosdoğru yola yönelttik.

69.Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, onlar; Allah’ın kendilerine nimet verdikleriyle beraber olacaktır, (yani): Nebilerle, sıddîklerle, şehitlerle ve sâlihlerle. Bunlar ne güzel dosttur. (1.7*4.69)

70.İşte bu Allah’ın ikramıdır ve bunu sadece Allah’ın bilmesi yeter.

71.Ey iman edenler! Savaş için tedbirinizi alın; bölük-bölük veya toplu halde savaşın! (4.71*8.60)

72.Şüphesiz içinizden bazıları (savaş için) ayak sürüyecektir. Size bir musibet isabet ettiğinde: Allah bana iyilik yapmış da iyi ki onlarla birlikte (savaşa) gitmemişim! derler. (3.156,168*4.72)

73.Eğer Allah’tan size bir nasip dokunursa, sanki kendilerine çağrı yapılmamış gibi: Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya erseydim! derler.

74.Ahireti kazanmak için bu dünya hayatından vaz geçenler Allah yolunda savaşsınlar. Allah yolunda savaşanlar ister öldürülsünler, isterse galip gelsinler Allah onlara büyük bir ödül verecektir.

75.Size ne oluyor da: Rabbimiz! Halkı zalim olan bu yerden bizi çıkar, bize katından bir veli/dost, bir yardımcı gönder! diye yalvarmakta olan; çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda Allah yolunda savaşmıyorsunuz?

76.İman edenler Allah yolunda savaşırlar, kâfirler ise o tâgûtun/şeytani güçlerin yolunda savaşırlar. Öyleyse siz, şeytanın dostlarıyla savaşın, muhakkak ki şeytanın tuzağı zayıftır.

77.Ellerinizi çekin, namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin! denen şu kişileri görmedin mi? Savaş farz kılınınca da içlerinden bir bölümü Allah’tan korkar gibi insanlardan korkmuş, hatta korkuları daha da artmıştı. Dediler ki: Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, biraz daha süre tanısaydın olmaz mıydı? De ki: Dünya menfaati pek azdır. Allah’tan çekinerek korunanlar için âhiret daha hayırlıdır, kimseye de zerre kadar haksızlık yapılmaz.

78.Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalayacaktır, hatta sağlam kalelerde bile olsanız. Onlara bir iyilik gelse: Bu Allah’tandır! derler. Bir kötülük geldiğinde ise: Bu sendendir! derler. De ki: Başınıza gelen her şey Allah’tandır! Bu kavimlere ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamıyorlar?

79.(Onlar derler ki): Sana gelen her iyilik Allah’tandır, başına gelen kötülükler ise kendi nefsindendir! Biz seni insanlara Rasul olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.

 (4.62,78-79*28.47*30.41*42.30,48)

80.Kim Rasule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Yüz çevirenlere aldırma, Biz seni onlara bekçi olarak göndermedik!

81.Onlar sana: Baş üstüne! derler, senin yanından ayrıldıklarında ise içlerinden bir grup senin dediklerinden farklı işler çevirirler. Ama Allah, onların çevirdiklerini yazmaktadır. Onlara aldırma! Allah’a tevekkül et! Allah, vekil olarak sana yeter. (4.81*10.21*17.13*18.49*19.79*21.94*36.12*43.80*45.29*50.18*54.53*82.10-12)

82.Onlar Kur’an’ı okuyup etraflıca düşünmezler mi? Eğer Allah’tan başkası tarafından gönderilseydi, onda pek çok ihtilaf/çelişki bulurlardı. (4.82*34.38*38.29*47.24)

83.Onlara, güvene ya da korkuya sebep olacak bir haber ulaştığında onu hemen yayarlar. Halbuki o haberi Rasule veya içlerindeki ulul-emre/ yetkililere iletselerdi, içlerindeki doğru hüküm çıkarmaya ehil olanlar, gerçeği anlarlardı. Eğer Allah’ın lütuf ve rahmeti olmasaydı çok azınız hariç, şeytana uyardınız. (4.83*49.6)

84.Allah yolunda savaş! Sen kendinden başkasından sorumlu değilsin. Müminleri de teşvik et. Umulur ki Allah o kâfirlerin gücünü kıracaktır. Allah’ın gücü üstün ve cezalandırması şiddetlidir. (2.190-193*4.84*22.39)

85.Kim bir iyiliğe/güzelliğe aracılık ederse ona, ondan bir pay vardır. Kim de bir kötülüğe aracılık ederse, ona da ondan bir pay vardır. Allah, Mukît’tir/karşılığını hakkıyla verendir.

86.Size selâm verildiğinde/barış teklif edildiğinde, onun daha güzeliyle selâm verin/barış yapın veya aynısıyla karşılık verin. Şüphesiz ki Allah, Hasîb’dir/her şeyin hesabını tutandır. (4.86*6.54*24.62*28.55)

87.Allah, O’ndan başka ilâh yoktur. Geleceğinden asla kuşku olmayan Kıyamet Günü’nde sizi bir araya toplayacaktır. Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir ki!

88.Size ne oluyor da, o münâfıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kâfirlikleri sebebiyle alçaltmıştır. Allah’ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah’ın saptırdıkları için asla hiçbir çıkış yolu yoktur. (3.176-177*4.88,143)

89.Onlar, kendileri inkâr ettikleri gibi sizin de inkâr ederek kendilerinin seviyesine düşmenizi isterler. Allah yolunda hicret edinceye kadar onları veli/yakın dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse yakaladığınız yerde onları öldürün. Onlardan kendinize veli/yakın dost ve yardımcı edinmeyin.

90.Sizinle anlaşması olan bir topluma sığınanlara, ya da sizinle veya kendi kabileleriyle savaşmayacaklarını bildiren tarafsızlara da dokunmayın. Allah dileseydi, onları sizin başınıza musallat eder onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak durur, size saldırmaz ve barış içinde yaşamak isterlerse, onlara zarar vermenize Allah izin vermez.

91.Hem sizden emin olmak isteyen, hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen (münâfıkları) da göreceksiniz. Ama onlar, müminlere karşı fitneye/savaşa çağrıldıklarında balıklama dalarlar. Eğer bunlar sizi tacizden vazgeçmezler, sizinle barışa yanaşmazlar ve ellerini sizden çekmezlerse, onları yakaladığınız yerde vaktülûhum/öldürün. Onlara karşı size açık bir yetki verdik. (2.190-193,256*4.91*8.39*9.25,12,36,123*22.39*47.4*60.9)

92.Hata/kaza dışında, bir mü’minin diğer bir mü’mini öldürmesi asla düşünülemez. Hata/kaza ile bir mü’mini öldürenin; fe tahrîru rakabetim mü’minetiv ve diyetüm/mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ölenin ailesine diyet ödemesi gerekir, eğer onun ailesi diyeti bağışlarlarsa o başka. Hata/kaza ile öldürülen mü’min size düşman olan bir kavme mensup ise o zaman fe tahrîru rakabetim mü’mineh/mü’min bir köleyi azat etmesi (yeterlidir). Eğer o (hata/kaza ile öldürülen mü’min), aranızda anlaşma olan bir kavimdense, ölenin ailesine diyet ödemeli ve tahrîru rakabetim mü’mineh/mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmalıdır. Bunlara güç yetiremeyen kişi, tevbesinin Allah tarafından kabulü için iki ay aralıksız oruç tutmalıdır. Zira Allah, Alîm’dir/her şeyi bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir.

(2.178-179*4.92-93*5.32*17.33*18.74*25.68)

93.Kim bir mü’mini kasten öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap eder, onu lânetler/rahmetinden uzaklaştırır ve onun için büyük bir azâp hazırlar.

(2.178-179*4.92-93*5.32*17.33*18.74*25.68)

94.Ey iman edenler! İzâ darabtüm fî sebîlillâhi/Allah yolunda sefere/ cihada çıktığınızda iyice araştırın/dikkatli davranın ve size selam verene/ barış teklif edene dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek: Sen mü’min değilsin/sana eman yok! demeyin. Allah katında pek çok gânimet vardır. Önceden siz de onlar gibiydiniz, Allah size lütufta bulundu. Artık (savaşacağınızda) iyice araştırın, şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (4.94,101-103)

95.Mü’minlerden geçerli bir mazereti olmadan oturanlarla, vel mücâhidûne/Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihâd edenler bir/eşit değildir. Allah, malları ve canlarıyla cihâd edenlerin derecesini oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine güzellikler vadetmiştir ancak mücâhitleri, evlerinde oturanlardan daha büyük mükâfatlarla üstün kılmıştır. (4.95-96*21.101*48.17*57.10)

96.Allah, onlara katından dereceler, mağfiret/bağışlanma ve rahmet vermiştir. Allah, Gafûr’dur/bağışlayandır ve Rahîm’dir/merhametlidir. (4.95-96*21.101*48.17*57.10)

97.Melekler kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken: Siz neredeydiniz? derler. Onlar: Biz yeryüzünde zayıf ve çaresiz kimselerdik! derler. Melekler: Allah’ın yeryüzü yeterince geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya! derler. İşte onların yeri cehennemdir, orası ne kötü bir varış yeridir. (4.97*6.61,93*7.37*8.50-51*16.28-29,32*32.11*47.27-28)

98.Ancak, güçsüz, çaresiz ve hicret etme imkânı bulamamış olan erkek, kadın ve çocuklar bundan müstesnadır.

99.Allah’ın bunları affetmesi umulur. Allah affedicidir, bağışlayıcıdır.

100.Allah yolunda hicret eden kimse, yeryüzünde yaşayabilecek bir yer ve imkân/genişlik bulur. Allah’ın ve Rasulünün yolunda hicret etmek üzere evinden çıkıp da yolda ölen kimseye Allah’ın mükâfatını verir. Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir.

101.Ve izâ darabtüm fil erdı/yeryüzünde sefere/cihada çıktığınız zaman, in hıftüm ey yeftinekümül lezîne kefûru/kâfirlerin size kötülük yapmalarından korkarsanız fe leyse aleyküm cünâhun en taksurû mines salâh/o namazı kısaltmanızda size bir vebal/günah yoktur. Muhakkak ki kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. (2.239*4.94,101-103)

102.Sen de aralarında olup, fe ekamte lehümüs salâte/o namazı onlara kıldıracağın zaman, bir grup silahlarını yanlarına alarak seninle namaza dursun, (diğerleri) nöbet tutsun. Fe izâ secedû/ secde ettiklerinde bunlar geri çekilsinler (nöbete geçsinler). Lem yüsallû /o namazı kılmamış olan diğer grup silahlarını yanlarına alarak gelip seninle bilikte fel yüsallû/o namazı kılsınlar. Kâfirler, ani bir baskın yaparak sizi silahsız ve gafil avlamak isterler. Ancak, yağmur dolayısıyla sıkıntınız olur veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda size bir sakınca yoktur, tedbirinizi alın. Şüphesiz ki Allah, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır! (2.239*4.94,101-103)

103. Fe izâ kadaytümüs salâte/o namazı kıldıktan sonra; ayakta, otururken ve yanlarınız üzerine uzanmış bir haldeyken Allah’ı zikredin/hatırlayın. Güvene kavuştuğunuzda ise; fe ekıymüs salâh/ o namazı dosdoğru kılın. Çünkü o namaz, müminler için vakti belirlenmiş bir farzdır. (2.239*4.94,101-103)

104. (Düşman) kavmini/birliğini takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız onlar da sizin gibi acı çekiyorlar. Üstelik siz Allah’tan, onların beklemedikleri mükâfatları bekliyorsunuz. Allah Alîm’dir/her şeyi bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir.

105.Biz sana bu Kitab’ı/Kur’an’ı; insanlar arasında Allah’ın gösterdiği şekilde hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainleri savunma!

106.Allah’tan bağışlanma dile. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahıym’dir/ merhametlidir. (4.106*9.43*33.37*47.19*48.2*66.1*110.3)

107.Kendilerine hainlik edenleri savunma! Muhakkak ki Allah, hainlik eden günahkârları sevmez.

108.Onlar işledikleri suçu insanlardan gizlemeye çalışırlar, ama Allah’tan gizleyemezler. Geceleyin bir araya gelip Allah’ın razı olmayacağı işleri plânlarken Allah onların yanı başındaydı. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır. (3.5*4.108*58.7)

109.Hadi siz bu dünya hayatında onları savundunuz diyelim, Allah’a karşı Kıyamet Günü onları kim savunacak ya da kim vekil olacak?

110.Kim bir kötülük yapar veya kendine zulmeder sonra Allah’tan af dilerse, Allah’ı Gafûr/ bağışlayan ve Rahîm/merhametli bulur.

111.Kim bir günah kazanırsa onu sadece kendi aleyhine kazanmış olur. Allah Alîm’dir/bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir. (2.134,141,286*6.164*17.15*31.33*35.18*39.7*41.46*45.15*53.38-39*99.7-8)

112.Kim bir hata yapar veya günah işler de sonra onu günahsız birine atarsa, korkunç bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

113.Allah’ın lütfu ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni yanıltmaya yeltenmişti. Ama onlar ancak kendilerini yanıltırlar ve sana zarar veremezler. Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirmiş ve bilmediklerini öğretmiştir. Allah’ın sana olan lütfu çok büyüktür.

114.Onların gizli toplantılarının çoğunda bir hayır yoktur. Ancak, sadaka vermeyi, iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi isteyenlerin yaptıkları başka. Kim bunları Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, ona büyük bir mükâfat vereceğiz.

115.Kendisi için doğru yol açıkça belli olduktan sonra, kim Rasüle karşı çıkar ve mü’minlerin yolundan başka bir yola saparsa, onu saptığı bu yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir varış yeridir orası.

116.Muhakkak ki Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındaki dilediği/hakeden kimselerin günahlarını bağışlar. Allah’a şirk koşanlar ise derin bir sapıklığa düşmüş olurlar.  

(3.90-91*4.18,48,116, 137,168*47.34)

117.Allah’ın dûnihî/astları olarak yardıma çağırdıkları sadece dişi (putlar) dır, aslında onlar inatçı şeytanı yardıma çağırıyor ve ona yakarıyorlar.

118.Halbuki Allah şeytanı lânetlemişti/dışlamıştı. O şöyle demişti: Senin kullarından belli bir kısmını ele geçireceğim!

119.Onları saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, onlara emredeceğim, en’am (koyun, keçi, sığır, deve) cinsi hayvanların kulaklarını yardıracağım, onlara emredeceğim Allah’ın yaratışını değiştirecekler! Kim o şeytanı, Allah’ın dûnihî/astları olarak veli/yakın dost sayarsa apaçık bir hüsrana düşmüştür.

120.O (şeytan), onlara vaadde bulunur ve onları ümitlendirir. Ancak, şeytanın vaadi sadece onları aldatmaktan ibarettir.

121.İşte onların varacakları yer cehennemdir, oradan kaçış yolu da bulamazlar.

122.İman edip sâlih amel işleyenleri orada ebedî kalmak üzere, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Bu Allah’ın gerçek bir vaadidir. Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir ki?

(2.25,62,111-112,135-136*3.15*4.57,122-125*5.69*16.97*20.75,112)

123.(Karar) Sizin kuruntularınıza da, Ehl-i Kitab’ın kuruntularına da bağlı bağlı değildir. Kim bir kötülük yaparsa cezasını görür. Bunlar, Allah’ın dûnihî/astları olarak veli/yakın dost ve yardımcı da bulamazlar. (2.111*4.123)

124.Erkek olsun kadın olsun mü’min olarak salih amel işleyen herkes cennete girecektir. Onlara zerre kadar bir haksızlık da yapılmaz. (3.193-195*4.124*16.97*17.9*18.2*20.75,112)

125.Muhsinûn/güzel davranan ve benliğini Allah’a teslim eden kimsenin dininden daha güzel dinli kim olabilir ki? Böylesi, hanîf/tevhide inanan İbrahim’in dinine uymuştur. Allah, İbrahim’i dost edinmiştir. (2.135*3.67,95*4.125*6.79,161*16.123*22.78)

126.Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Allah, Mühıyt’tir/her şeyi çepeçevre ihata etmiştir/kuşatmıştır. (2.255*4.126)

127.Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: Onlar hakkında fetvayı Allah vermektedir: Mehirlerini vermeden nikâhlamak istediğiniz yetim kızlara, miras haklarını aramaktan aciz çocuklara, yetimlere/ öksüzlere adil davranmanız; Kitaptaki/Kur’an’daki âyetlerde size okunuyor (siz onlara uyun)! Şüphesiz ki Allah, hayır/iyilik olarak yaptığınız her şeyi bilir. (4.24,127,176*16.90)

128.Bir kadın kocasının nüşûzundan/sadakatsizliğinden veya yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında uzlaşma yapmalarında iki taraf için de günah yoktur, zira uzlaşmak hayırlıdır. İnsanın nefsi ise cimrilik ve bencilliğe çok meyillidir. Eğer siz iyilik yapar ve takvâlı olursanız, muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (4.34-35,128)

129.Ne kadar arzu etseniz bile, kadınlarınız arasında adil davranmaya güç yetiremezsiniz. Birisine büsbütün yönelip diğerini ortada bırakmayın. Eğer uzlaşır ve takvâlı davranırsanız, muhakkak ki Allah Gafûr’dur/ bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir. (4.3,129)

130.Eğer eşler ayrılırlarsa, Allah bol nimetiyle her birinin geçimini sağlar. Allah Vasî’dir/nimeti boldur, Hakîm’dir/hikmet sahibidir.

131.Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Andolsun ki; sizden önce Kitap verdiklerimize ve size de: Allah’a karşı takvâlı olun! diye emrettik. Âyetleri inkâr ederseniz bilin ki, göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Allah Ganî’dir/zenginliği sınırsızdır, Hamîd’dir/övgüye lâyık olandır. (4.131,170)

132.Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Vekil olarak Allah (kuluna) yeter.

133.Ey insanlar! Eğer (Allah) dilerse sizi yok eder ve yerinize başkalarını getirir. Allah bunu yapmaya Kadîr’dir/gücü yetendir. (4.133*5.54*9.39*11.57*14.19*35.16*47.38)

134.Kim dünya nimetini isterse bilsin ki, dünya nimeti de ahiret nimeti de Allah katındadır. Allah, Semî’dir/işitendir, Basîr’dir/görendir.

135.Ey iman edenler! Kendiniz, ana-babanız veya yakınlarınız aleyhine bile olsa, adaleti ayakta tutan ve Allah için şahitlik yapan kimseler olun. Onlar zengin de olsa fakir de olsa Allah onlara sizden daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten ayrılmayın. Eğer dilinizi eğip-bükerseniz veya şahitlikten kaçınırsanız; şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (4.135*5.8*6.152*16.90)

136.Ey iman edenler! Allah’a, Rasulüne, o Rasule indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği Kitaplara iman edin. Kim, Allah’ı, Meleklerini, Kitaplarını, Rasullerini ve Ahiret Gününü inkâr ederse, işte o tam olarak sapmış demektir. (2.177*4.136)

137.Şüphesiz; iman edip sonra inkâr eden, sonra tekrar iman edip tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarını daha da artıranları Allah onları asla affetmeyecek ve doğru yola iletmeyecektir.

(2.161-162*3.86,91*4.137,138,168*47.34)

138.Münâfıklar için elem verici bir azap olduğunu müjdele!

139.Müminleri bırakıp da kâfirleri evliya/yakın dost edinenler, şeref ve itibarı kâfirlerin yanında mı arıyorlar? Bilin ki şeref ve itibarın tamamı Allah’a aittir.

 (3.28,118*4.139,144*5.51,55-57*9.71*10.65*35.10*60.1* 63.8)

140.Allah, Kitabında size şunu bildirmiştir: Allah’ın âyetlerini inkâr edip alaya aldıklarını duyduğunuzda, mevzuyu değiştirinceye kadar onlarla beraber oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz! Muhakkak ki Allah, münâfıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.

(4.140*6.68*74.45)

141.Şüphesiz onlar sizin başınıza gelecekleri gözetleyip dururlar, Allah size bir zafer nasip ederse: Biz sizin yanınızda değil miydik? derler. Durum kâfirlerin lehine olduğunda ise onlara: Biz size yardım ederek bunu sağlamadık mı, mü’minlerden sizi korumadık mı? derler. Kıyamet Gününde Allah aranızda hükmünü verecektir. Allah kâfirlere, mü’minlerin aleyhine asla yol açmaz. (3.139*4.141*24.55*27.4653*30.47*40.51*47.35)

142.Şüphesiz ki münâfıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki O, onların hilelerini başlarına geçirir. Ve izâ kâmû iles salâti/onlar o namaza kalktıkları zaman gönülsüzce kalkarlar ve insanlara gösteriş yaparlar. Allah’ı da çok az zikrederler/hatırlarlar. (2.264*4.38,142*9.54*74.43-46*107.1-7) 143.Onlar, (imanla küfür) arasında bocalayıp dururlar, ne oraya katılırlar ne buraya. Allah’ın sapık saydığına sen asla yol/çıkış sağlayamazsın.

144.Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri evliyâ/yakın dostlar edinmeyin. Yoksa Allah’a, kendi aleyhinize olacak apaçık bir delil vermek mi istiyorsunuz? (3.28,118*4.139,144*5.51,55-57,80*9.71*58.22*60.1,9)

145.Şüphesiz ki münâfıklar cehennemin en alt/aşağı tabakasında olacaktır. Onlara yardım edecek kimse de olmayacaktır.

146.Ancak, tevbe ederek hallerini düzelten, Allah’a sarılarak dinlerini  Allah’a has kılanlar müstesnadır, bunlar mü’minlerle beraberdir. Allah mü’minlere (âhirette) büyük bir mükâfat verecektir.  

147.Eğer iman edip salih amel işlerseniz Allah size neden azâp etsin ki? Allah Şâkir’dir/

şükredenlere karşılığını verir, Alîm’dir/her şeyi bilir.

148.Allah çirkin sözün/kötülüğün açıkça söylenmesini sevmez. Ancak, zulme uğrayan kimsenin durumu başkadır. Allah Semî’dir/işitendir, Alîm’dir/her şeyi bilendir.

149.Siz bir hayrı açıktan da yapsanız, gizli de yapsanız yahut bir kötülüğü affetseniz Allah onu bilir. Allah affedicidir ve her şeye kâdirdir,.

150.Allah’ı ve Rasullerini inkâr edenler ve Allah ile Rasullerinin arasını ayırmak isteyenler: Biz bir kısmına inanırız, bir kısmına inanmayız! diyerek iman ile inkâr arasında bir yol tutmak isteyenler var ya! (2.85*4.150)

151.İşte onlar gerçekten kâfir olanlardır. Biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.152.Buna mukabil, Allah’a ve Rasullerine inanan ve Rasullerden hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince, Allah onların mükâfatını verecektir. Çünkü Allah Gafûr’dur/bağışlayandır,Rahîm’dir/merhametlidir. (2.136,285*3.84*4.152)

153.Ehl-i Kitap, senden kendileri için gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa’dan bundan daha büyük bir istekte bulunmuşlar ve: Allah’ı bize açıkça göster! demişlerdi. Bu zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine apaçık deliller geldiği halde buzağıyı ilah edindiler. Buna rağmen onları affetmiş ve Musa’ya apaçık deliller/mucizeler vermiştik.

(2.51,53,5556,92,108,112,118*4.153*7.142,148*20.83-98*33.69)

154.Onların kesin söz vermeleri için Tur Dağı’nı üzerlerine kaldırdık.  Onlara: O kapıdan secde ederek/saygıyla girin! dedik ve: Cumartesi avlanma yasağını çiğneyerek haddi aşmayın! dedik ve onlardan kesin bir söz aldık. (2.58-60,93*4.154*7.171)

155.Sözlerinde durmadıkları, Allah’ın âyetlerini inkâr ettikleri, Nebileri haksız yere öldürdükleri ve: Bizim kalplerimiz mühürlüdür! dedikleri için Biz onları cezalandırdık. Allah, âyetleri inkâr etmeleri sebebiyle onların kalplerini mühürlemiştir. Bu nedenle pek azı hariç onlar iman etmezler. (2.6,10,61,87,88,90*3.21,112,181,183184*4.155156*5.70*7.100101,160*9.87,93*10.74*

16.108,155*26.193*30.59*40.35*42.52*47.16*63.3)

156.Bunun sebepleri, âyetleri inkâr etmeleri ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarıdır.    (2.61,87,90*3.21-22,112,181,183-184*4.155-156*5.70*26.193*42.52)

157.Ayrıca; Allah’ın Rasulü Meryem oğlu İsa Mesih’i biz öldürdük! demeleri yüzündendir. Aslında, onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler. Fakat öldürdükleri kişi onlara İsa’ymış gibi göründü. Anlaşmazlığa düştükleri bu konuda tam bir şüphe içindeler. Bu husustaki bilgileri sadece varsayıma ve zanna dayanmaktadır. Onlar kesinlikle İsa’yı öldürmediler.  

158.Hayır! Allah onu kendi katına yükseltti. Allah, Azîz’dir/kudretsahibidir,Hakîm’dir/hikmet sahibidir.(3.55*4.157*5.117*7.40*19.33*23.100*39.42*70.4*81.7)   

159.Nitekim, Ehl-i Kitap’tan hiç kimse yoktur ki, kendi ölümünden önce Ona/O’nun Allah’ın Rasulü olduğuna inanmamış olsun. İsa, Kıyamet Günü’nde onların aleyhinde şahitlik edecektir. (3.106*4.159*5.116-118)

160-161.Yahudilerin yaptıkları zulümlerden ve birçok kimseyi Allah yolundan saptırmalarından dolayı, kendilerine önceden helâl kılınan temiz ve güzel şeylerin birçoğunu onlara haram kıldık. Kendilerine yasaklandığı halde; ve ahzihimü er ribâ/o ribâyı alıyorlar ve insanların malını bâtıl yolarla yiyorlardı. Onlardan inkâra gömülenler için şiddetli bir azâp hazırladık.

(2.57,188,275-276,278-279*3.93,130*4.29,160-161*6.146* 7.160,177*8.51*10.44*11.101*16.33,118*18.49*20.80-81*29.40*30.9,39* 43.76)

162.Lâkinir râsihûne fil ılmi minhüm vel mü’minûne/lakin  onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler; sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler; namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Âhiret Günü’ne iman ederler. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğiz. (3.7,69,72,75,78,100,110,113-115*4.162)

163.Biz sana vahyettiğimiz gibi Nuh’a ve ondan sonra gelen Nebi’lere de vahyettik; İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik, Davud’a da Zebur’u verdik.

(4.163,164*6.83-90*16.44*17.55* 19.30,41,51-58*20.25-30*21.105*35.25)

164.Kıssalarını sana anlattığımız ve anlatmadığımız Rasul’ler de gönderdik. Allah, Musa ile kelamla/sözlü olarak konuştu. (4.164*6.103*7.143*16.2*20.11-14*28.30*40.78*42.51)

165.Müjdeleyici ve uyarıcı olarak Rasul’ler gönderdik ki, artık insanların Allah’a karşı ileri sürecekleri bir bahaneleri kalmasın. Allah Azîz’dir/üstün olandır, Hâkîm’dir/hikmet sahibidir. (4.165*17.15*20.134*28.47)

166.Allah, sana kendi ilminden indirdiğine bizzat şahitlik eder ve melekler de şahitlik ederler, zaten şahit olarak Allah yeter. (4.166*6.19*13.43*72.26)

167.Muhakkak ki kâfirler ve (insanları) Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.

168. Muhakkak ki Allah, kâfirleri ve zalimleri affetmeyecek ve onlara bir yol  göstermeyecektir. (2.160-162,217*3.86,91*4.137,167-168-169*7.38*31.13*47.34)

169.Onlara ebedi olarak kalacakları cehennemin yolunu gösterecektir, Allah için bu çok kolaydır.

170.Ey insanlar! Bu Rasul Rabbinizden size hakkı/hakikatı getirdi, artık ona iman ederseniz bu sizin hayrınıza olur. Yok eğer inkâr ederseniz bilin ki göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah’a aittir. Allah, Alîmen/her şeyi bilendir, Hakîmâ/hikmet sahibidir. (4.131,170)

171.Ey Ehl-i Kitap! Dininizde aşırılık etmeyin, Allah hakkında sadece hakkı/hakikati söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah’ın Rasulüdür ve ol emriyle Meryem’e ulaştırdığı kelimesidir/hükmüdür ve O’ndan bir ruhtur. O halde Allah’a ve Rasullerine iman edin. (Allah) üçtür demeyin, sizin için hayırlı olana yönelin. Şüphesiz ki Allah tek bir ilahtır, O’nun çocuğa ihtiyacı yoktur!  Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. (3.39,45,59*4.171*5.72-73,77*15.29-30*19.16-36*21.91*32.8-9*38.71-72)

172.Mesih Allah’a kul olmaktan geri durmaz, mukarrebûn/yakın olan melekler de öyle. Kim O’na kul olmaktan geri durur da büyüklük taslarsa, bilsin ki Allah onların hepsini Kendi huzurunda toplayacaktır.

(3.45*4.172*7.206*16.49*19.92-93*21.19-20*39.75*40.7*41.38*56.11,88-89*83.21)

173.İman edip salih amel işleyenlerin mükafatını Allah eksiksiz verecek, hem de lütfundan ilave ikrâmda bulunacaktır. O’na kulluktan kaçınan ve kibirlenenleri ise elem verici bir azaba çarptıracaktır. Onlar, Allah’ın dûninde/astları olarak bir veli/yakın dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. (4.173*7.53*10.13*17.9*18.2*20.75*33.17)

174.Ey insanlar! Size Rabbinizden açık bir delil geldi, size her şeyi açıklayan bir Nûr/Kur’an indirdik. (4.174*5.15*7.157*9.32*22.8*24.35* 31.20*42.52*64.8)

175.Allah, kendisine inanan ve o Nur’a/Kur’an’a sımsıkı sarılanları bol ikramı ve nimeti ile mükafatlandıracak ve dosdoğru yola ulaştıracaktır. (3.101,103*4.146,175)

176.(Rasulüm!) Senden fetva istiyorlar. De ki: Kelâle/evlâdı ve ana-babası olmayarak miras bırakan erkek veya kadın hakkında size fetvayı Allah veriyor. Ölenin; sadece bir kız kardeşi mirasçı olursa, mirasın yarısı onundur. Ölenin; kız kardeşleri iki (veya daha fazla) iseler mirastan payları üçte ikidir. Ölenin mirasçıları erkek ve kız kardeşlerden oluşuyorsa; bu halde erkeğin payı iki kızın payı kadardır. Ölenin; sadece erkek kardeşi ona mirasçı olursa, mirasın tamamını alır. Allah, yanılmayasınız diye size böyle açıklıyor. Allah Alîm’dir/her şeyi bilendir.

 (2.180-182*4.7-8,11-14,33,127,176)

(Harun Sorkun-GG Mayıs 2022)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

X