5/108 MÂİDE SÛRESİ
(Sûre adını; 112’nci ve 114’ncü âyetlerde geçen mâidetem mines semâi/gökten indirilen sofra anlamındaki mâide/sofra kelimesinden almıştır. Mushafta 5’nci, inişte 108’nci sıradadır. Medine döneminde inmiş olup 120 âyettir.)
Eûzu bi’llahimin’eş-şeytânir-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillâhirrahmânirrahıym/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.
1.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Akitleri/sözleşmeleri yerine getirin. Haram oldukları bildirilenleri hariç; en’âm (koyun, keçi, sığır, deve) cinsi hayvanlar size helâl kılındı. İhramlıyken avlanmanız (kara avı) helâl değildir. Şüphesiz ki Allah dilediği hükmü verendir. (Bak.5.1-5,96*6.142-144*22.28,30,34)
2.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Şeâirallâhi/Allah’ın sembollerine ve Haram aylara ve kurbanlıklara ve onlardaki gerdanlıklara ve Rablerinin rızasını kazanmak için Beyt-ül Harâm’a gelenlere saygısızlık etmeyin. Ve ihramdan çıktığınızda avlanın. Ve bir zamanlar Mescid-i Harâm’a girmenize engel olmuş bir kavme olan öfkeniz onlara saldırganlık yapmanızayol açmasın. Ve iyilik ve takvâda yardımlaşın ve günâh ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah’a karşı takvâlı olun. Şüphesiz ki Allah’ın azâbı çok şiddetlidir. 3.Size (şunlar) haram kılındı: Leş (ölü hayvan eti) ve kan ve domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilenler ve (ölmeden önce kesmemişseniz): ve boğularak ölen ve dövülerek ölen ve yüksekten düşerek ölen ve boynuzlanarak ölen ve yırtıcı hayvanlar tarafından öldürülenleri (yemeniz) haramdır. Dikili taşlar/putlar adına kesilenleri (yemeniz) de haramdır. Fal oklarıyla kısmet aramanız da size haram kılınmıştır. Bunların hepsifısktır/yoldan çıkmaktır. Kâfirler bugün dininizi (yok etmekten) ümitlerini kestiler, onlardan korkmayın Ben’den korkun! Bugün, sizin dininizi kemale erdirdim/ikmal ettim ve size olan nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâm’ı seçtim. Her kim günâha yönelmeden ve zorda kalarak (haramdan) yemeye mecbur kalırsa Allah Gafûr’dur/ bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir.
(NOT: HARAM OLAN YİYECEKLER: Bak.2.173*5.3-5,87*6.121,143-146*10.59*16.115-116*22.30*66.1 Bakara sûresinin sonunda açıklama yapılmıştır.)
4.Sana, kendileri için nelerin helâl kılındığını soruyorlar? De ki: Tayyibât/temiz olan nimetlerin hepsi size helâl kılındı! Ve Allah’ın size öğrettiği bilgiyle eğittiğiniz avcı hayvanların sizin için yakaladıklarını Bismillah/Allah'ın adıyla diyerek yiyin! Allah’a karşı takvâlı olun. Muhakkak ki Allah hesabı çabuk görendir. (Bak. 5.4*7.157) 5.Bugün, tayyibât/temiz olan yiyeceklerin hepsi size helâl kılındı. Kendilerine Kitap verilmiş olanların yiyecekleri size, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. İffetli hür ve mü’min kadınları ve sizden önce kendilerine Kitap verilmiş olanların iffetli kadınlarını; mehirlerini vermeniz, iffetli olmanız, gizli dost tutmamanız şartıyla size helâldir. Her kim imanı inkâr ederse onun iyilik namına yaptıkları boşa gider ve âhirette hüsrana/ziyana uğrayanlardan olur.
6.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! İzâ kumtüm iles salâti/o namaza kalkacağınız zaman Fağsilû/yıkayın; yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi. Vemsehû/mesh edin; başınızı ve her iki topuklarınıza kadar ayaklarınızı. Ve eğer cünüp olmuşsanız fettahherû/temizlenin (bütün vücudunuzu yıkayın). Ve eğer hasta veya seferde/yolculukta olursanız: sizden biriniz tuvaletten geliyorsanız, ev lâmestümün nisâe/veya kadınlara dokunmuşsanız (cinsel ilişkiye girmişseniz) ve su bulamamışsanız; temiz bir toprağa yönelin/ teyemmüm edin, Femsehû/yüzlerinizi ve ellerinizi onunla mesh edin.Allah sizi sıkıntıya sokmak istemez. Ve lâkin O’nun isteği sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamaktır. Umulur ki şükredersiniz.
MÂİDE SÛRESİ AÇIKLAMALARI
AÇIKLAMA-1: ABDESTİ NASIL ALMALIYIZ?
7.Allah’ın size olan nimetini ve semı’nâ ve eta’nâ/işittik ve itaat ettik! dediğiniz ve O’na verdiğiniz sözü hatırlayın. Allah’a karşı takvâlı olun. Şüphesiz ki Allah göğüslerde olanı bilir.
8.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve adil şahitlik eden kimseler olun. Ve bir kavme olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Siz âdil olun, takvâya en uygun olan budur. Allah’a karşı takvâlı olun. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. 9.Allah, âmenû ve amilüs sâlihâti/iman eden ve sâlih amel işleyenlerin günâhlarını bağışlayacağını ve onlara büyük mükâfat vereceğini vadetmiştir.
10.Âyetlerimizi inkâr edip yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem ahalisidir.
11.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size elini uzatmaya kalkışmıştı da Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah’a karşı takvâlı olun. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler/güvensinler.
12.Ve andolsun ki, Allah İsrailoğullarından misak/kesin söz almıştı. Ve içlerinden on iki temsilci görevlendirmişti. Ve Allah dedi ki: Ben sizinle beraber olacağım! Eğer; ekamtümüs salâte/o namazı dosdoğru kılarsanız ve o zekâtı verirseniz ve Rasûllerime iman eder ve onları desteklerseniz ve Allah’a karzı hasen/güzel bir borç verirseniz; Ben de sizin günâhlarınızı örterim/silerim ve mutlaka sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra içinizden kim inkâr ederse işte o doğru yoldan sapmış olur.
13.Verdikleri sözden döndükleri için onları lânetledik/dışladık ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamından kopararak tahrif ettiler. Öğütlenen şeylerden bir kısmını unuttular. İçlerinden çok azı hariç sen onların daima hainlik ettiklerini göreceksin. Sen onlara aldırma ve onları affet, muhakkak ki Allah iyilik edenleri sever.
14.Ve biz Nasârâ’yız/Hristiyanız! diyenlerden de misak/kesin söz almıştık, onlar öğütlendikleri şeylerden bir kısmını unuttular. Bu yüzden onların arasına Kıyamet Gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin yerleştirdik. Ve Allah yaptıkları şeyleri onlara haber verecektir.
15.Ey Ehl-i Kitap! Kitap’dan gizlediklerinizden çoğunu sizeaçıklayan ve birçoğuna da dokunmayan Rasûlüm geldi. Size Allah’tan bir nûr ve apaçık bir Kitap gelmiştir. 16.Allah; onunla/Kur’an’la rızasına uyanları selâmet yollarına iletir ve izniyle onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola iletir. 17.Andolsun ki, Meryem oğlu Mesih’e, O Allah’tır diyenler kâfir olmuştur. De ki: Allah, Meryem oğlu Mesih’i ve annesini/Meryem’i ve yeryüzündekilerin hepsini helâk etmek isterse O’na/Allah’a kim engel olabilir? Göklerin ve yeryüzünün ve onların arasındakilerin hepsinin mülkü/yönetimi Allah’a aittir. O dilediğini yaratır. Ve Allah her şeye Kâdir’dir/gücü yetendir.
18.Ve Yahûdiler ve Hristiyanlar dediler ki: Biz Allah’ın oğulları ve sevdiği kimseleriz! De ki: O halde günâhlarınızdan dolayı size neden azâp ediyor? Doğrusu, siz O’nun yarattığı bir beşersiniz/insansınız. O dileyeni/hak edeni affeder ve dileyene/müstehak olana azâp eder. Ve göklerin ve yeryüzünün ve onların arasında olan her şeyin mülkü/ yönetimi Allah’a aittir ve dönüşünüz O’nadır.
19.Ey Ehl-i Kitap! Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi! dememeniz için Rasûllerin arasının kesildiği bir fetret döneminde gerçekleri açıklayan ve müjdeleyici ve uyarıcı Rasûlüm size geldi. Allah her şeye Kadîr’dir/güç yetirendir.
20.Ve Mûsâ kavmine/İsrailoğullarına demişti ki: Ey kavmim! Allah’ın size verdiği nimetleri hatırlayın. İçinizden Nebîler seçti, sizi melikler/güç sahibi yaptı ve âlemlere/çağdaşlarınıza vermediği birçok şeyi size verdi! (Bak. 2.47,122*5.20*44.32*45.16)
21.Ey kavmim! “Erdal mukaddesetel letî ketebâlahü lehüm” Allah’ın size yazdığı/vadettiği mukaddes topraklara girin ve geriye dönmeyin, yoksa hüsrana uğrarsınız.
22.Dedilerki: Ey Mûsâ! Orada zorba bir kavim var. Ve onlar oradan çıkıncaya kadar biz asla oraya girmeyeceğiz. Eğer onlar oradan çıkarlarsa şüphesiz biz o zaman gireceğiz!
23.Korkan kimselerin içinden Allah’ın nimet verdiği iki kişi dediler ki: Onların üzerine kapıdan girin! Eğer oradan girerseniz muhakkak ki siz galip gelirsiniz. Eğer mü’minseniz Allah’a tevekkül edin/güvenin!
24.Dediler ki: Ey Mûsâ! Onlar orada oldukları sürece biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidip savaşın, biz burada oturacağız!
25.(Mûsâ) Dedi ki: Rabbim! Nefsim ve kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Bizimle fâsık/yoldan çıkmış bu kavmin/ İsrailoğullarının aramızı ayır!
26.(Allah) dedi ki: Orası/Kutsal topraklar onlara/İsrailoğulları’na kırk yıl yasaklandı. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Fâsık/yoldan sapmış olan bu kavim için üzülme!
(NOT: İsrailoğulları’na vadedilen mukaddes toprakların Mısır’a yakın olan ve Mâide sûresinin 21-26’ncı âyetlerinde onlara/İsrailoğulları’na oraya girmeleri emredildiği halde onların korkudan giremedikleri bir yer olduğu açıktır. İsrailoğulları’na vadedilen mukaddes toprakların eğer onların uydurdukları gibi “Nil’den-Fırat’a kadarolan bölgeyi” kapsamış olsaydı bunu Kur’an mutlaka bildirirdi ve o takdirde bunun yerine getirilmesi, iman eden her kavim/toplum için bir görev olurdu. Bu nedenle böyle bir şey sadece onların uydurmalarından ibarettir. 26’ncı âyette 40 yıl oraya/vadedilen o kutsal topraklara girmeleri haram kılındığı için onların/İsrailoğulları’nın yeryüzünde şaşkın-şaşkın dolaşacakları bildirilmiştir. Bütün olay bundan ibarettir!)
27.Onlara, nebeeb ney âdeme/iki Âdemoğlunun kıssasını hakk/gerçek olarak anlat. (Allah’a) birer kurban sunmuşlardı. Onlardan birinin (kurbanı) kabul edilmiş diğerininki kabul edilmemişti. (Kabul edilmeyen) dedi ki: Seni öldüreceğim! Dedi ki: Şüphesiz ki Allah müttâkilerden kabul eder!
(NOT: Bazı meallerde iki Âdemoğlu yerine Âdem’in iki oğlu ifadesi kullanılmaktadır. “Ebney âdeme” belirtisiz isim tamlamasıdır ve iki Âdemoğlu anlamındadır. Onların kardeş oldukları 30ncu ve 31nci âyetlerden anlaşıldığı halde Âdem’in (a.s.) oğulları olduğunu gösteren hiçbir delil yoktur. Kur’an’da; İsrailoğulları denildiği zaman onların İsrail’in (a.s.) çocukları olduğunu değil, onun yolunu takip edenler olduğu anlaşıldığı gibi, Âdemoğulları denildiği zaman da Âdem (a.s.’ın) çocukları olduğunu değil onun yolunu takip edenler olduğunu anlamak gerekir.)
28.Sen beni öldürmek için elini kaldırsan bile ben seni öldürmek için elimi kaldırmayacağım. Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.
29.Şüphesiz ben dilerim ki, benim günâhımla birlikte kendi günâhını da yüklenip ateş halkından olasın! Ve zâlimlerin cezası işte budur. (Bak. 4.167-168*5.29*16.25,88)
30.Nefsi onu kardeşini öldürmeye sevketti ve onu öldürdü, hüsrana uğrayanlardan oldu.
31.Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Dedi ki: Yazıklar olsun bana, bu karganın yaptığını yapamayacak, kardeşimin cesedini gömemeyecek kadar aciz biri miyim? Ve pişmanlık duyanlardan oldu.
32.Bunun için İsrailoğullarına şöyle yazdık: Öldürülen bir cana karşılık/kısas olmaksızın veya yeryüzünde fesat çıkarmayı/bozgunculuk yapmayı önlemek için olmaksızın; kim bir insanı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Ve kim de bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur! Ve andolsun ki Rasûllerimiz onlara apaçık delillerle gelmişlerdi. Sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırılık yapmaktan vazgeçmediler. (Bak. 2.178-179*4.92-93*5.32,45*6.151*17.33*18.74* 25.68)
33.Şüphesiz ki Allah’a ve Rasûlü’ne savaş açanların ve yeryüzünde fesat/bozgunculuk çıkaranların cezası; ya öldürülmeleri veya asılmaları yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi ya da yerlerinden sürgün edilmeleridir. Bu onlar için dünyadaki rezilliktir. Ahirette ise onlar için büyük bir azâp vardır.
(NOT: 38’nci âyetin sonunda açıklama vardır.)
(Bak. 5.33-34,38*7.124*20.71*26.49)
34.Ancak, siz onlara hâkim olmadan/ele geçirmeden önce tevbe edenler hariçtir. Bilin ki Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir.
35.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah’a karşı takvâlı olun. O’nun rızasını kazandıracak vesileler/yollar arayın ve Allah yolunda cihad/mücadele edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.
36.Şüphesiz ki; yeryüzündekilerin hepsi ve bir o kadarı daha kâfirlerin olsa ve Kıyamet Günü’nün azâbından kurtulmak için hepsini fidye olarak vermek isteseler, bu onlardan kabul edilmeyecektir. Ve onlar için elîm bir azâp vardır.
37.Ateşten çıkmak isterler ve onlar oradan çıkacak değildir. Onlar için sürekli bir azâp vardır.
38.Ve hırsızlık yapan erkeğin ve hırsızlık yapan kadının yaptıklarına karşılık Allah’tan ibretlik bir ceza olarak faktaû eydiyehumâ/ellerini kesin. Allah Azîz’dir/güçlüdür, Hakîm’dir/hikmet sahibidir. (Bak. 5.33-34,38*7.124*20.71*26.49)
(NOT: Âyette geçen; “faktaû eydiyehumâ” tabirine, “ellerini kesin” manası vermek yerine bazı meallerde mecaz bir anlam verilerek “güçlerini yok edin” manasının verildiği görülmektedir. Mecaz anlam verildiği takdirde hırsızlık yapana Allah’tan ibretlik bir ceza verilmesi mümkün olamaz. Dolayısıyla doğru mealin “ellerini kesin” olması gerekir. (Bak. 5.33-38*7.124*20.71*26.49)
39.Kim, yaptığı zulümden sonra tevbe eder ve kendini düzeltirse, şüphesiz ki Allah onun tevbesini kabul eder. Şüphesiz ki Allah Gâfur’dur/bağışlayandır, Râhim’dir/merhametlidir.
40.Göklerin ve yerin mülkünün/hükümranlığının Allah’a ait olduğunu bilmiyor musun? O, dileyene/müstahak olana azâp eder, dileyeni/hak edeni de bağışlar. Ve Allah her şeye Kadîr’dir/gücü yetendir. (Bak.2.284*3.129*5.18,40*29.21*48.14)
41.Ey Rasûl! Kalpleri inanmadıkları halde ağızlarıyla inandık diyerek küfürde yarışanlar seni üzmesin. Ve Yahûdilerden bazıları; seni dinlemeye gelmeyen kavimlere bilgi vermek (casusluk etmek) için seni dinlerler. Kelimeleri yerlerinden değiştirerek manâlarını tahrif ederler. Derler ki: Size şöyle (bizim istediğimiz gibi) bilgi verilirse onu alın ve başka bir bilgi verilirse reddedin! derler. Ve Allah’ın fitneye düşürmek istediği kimselere Allah’tan gelecek hiçbir şeyi önlemeye senin gücün yetmez. İşte onlar Allah’ın kalplerini arındırmaya lâyık görmediği kimselerdir, onlara bu dünyada zillet ve âhirette büyük bir azâp vardır.
42.Onlar yalanı çok dinlerler, durmadan haram yerler. Eğer bir hüküm vermen için sana gelirlerse aralarında ister hüküm ver veya yüz çevir. Ve eğer onlardan yüz çevirirsen onlar sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer bir hüküm verirsen aralarında adaletle hüküm ver. Şüphesiz ki Allah adil davrananları sever. (Bak.5.8,42*6.152*16.90*49.9*60.8)
43.Ve içinde Allah’ın hükümleri bulunan Tevrat yanlarında olduğu halde seni nasıl hakem tayin ediyorlar sonra bundan yüz çeviriyorlar? Ve onlar mü’min/iman etmiş değiller!
44.Şüphesiz ki içinde hidâyet/doğru yol rehberi ve nûr olan Tevrat’ı Biz indirdik. Nebîler müslüman/teslim olan Yahûdilere onunla hüküm veriyorlardı. Ver rabbâniyyûne/kendini Rabbe a dayanlar vel ahbâru/ve din bilginleri de korumakla görevli ve şahidi oldukları Allah’ın Kitabıyla hüküm verirlerdi. Öyleyse insanlardan değil Ben’den çekinin. Ve âyetlerimi geçici bir bedele satmayın. Ve kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin tam kendileridir.
45.Ve onlara o kitapta/Tevrat’ta şunu yazdık: Cana-can ve göze-göz ve buruna-burun ve kulağa-kulak ve dişe-diş ve yaralamalara kısas (adil karşılık) gerekir. Kim kısası bağışlarsa bu onun (günâhları) için keffâret olur. Ve kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zâlimlerin tam kendileridir! (Bak. 2.178-179*4.92-93*5.32,45*6.151*17.33*18.74*25.68)
(NOT:Tevratta yazılan kısas hakkını şöyle anlamak gerekir: Kim birini öldürdüyse öldüren o kişi öldürülür, başkası değil. Birinin gözünü kim çıkarmışsa o kişinin gözü çıkarılır başkasının gözü değil. Kulak ve diş de aynı şekildedir. Yaralamalarda aynı şekilde yaralayan kişinin organı yaralanır. Kısasda adil olmak şarttır. Kısas hakkı olduğu halde bağışlayarak kısas yapmayan kişi için bu bağışlama onun günâhlarına keffâret olacaktır.)
46.Ve onların ardından kendinden önceki Tevrat’ı tasdik edici olarak Meryem oğlu İsâ’yı gönderdik. Ve ona/İsâ’ya; içinde hidâyet/doğru yol rehberi ve nûr bulunan ve kendinden önceki Tevrât’ı tasdik eden ve müttâkiler için hidâyet/doğru yol rehberi ve öğüt olan İncîl’i verdik.
47.Ve İncil ehli Allah’ın indirdiği ile hükmetsinler! Ve kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fâsıkların/ sapkınların tam kendileridir.
(NOT: Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler için: Onlar;
**Kâfirlerin tam kendileridir (5.44),
**Zâlimlerin tam kendileridir (5.45),
**Fâsıkların tam kendileridir (5.47)
ifadeleri peş peşe kullanılmaktadır.)
48.Ve sana, önceki Kitapları tasdik edici ve koruyucu olan bu Kitabı/Kur’an’ı hakk/gerçek olarak indirdik. Onların aralarında Allah’ın indirdiği/Kur’an ile hükmet ve sana gelen hakkı/gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. Her birinize bir şerîat ve yöntem belirledik. Ve eğer Allah dileseydi hepinizi tek bir ümmet yapardı. Ama, size verdikleriyle imtihan etmek için böyle yaptı. Artık hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır ve ihtilafa düştüğünüz konularda hükmünü size bildirecektir.
49.Ve aralarında Allah’ın indirdiği/Kur’an ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah’ın indirdiklerinden bir kısmını uygulamaktan seni saptırmalarına karşı dikkatli ol. Eğer onlar yüz çevirirlerse bil ki Allah onları günâhlarından dolayı cezalandıracaktır. Muhakkak ki insanların çoğu fâsıktır/yoldan çıkmıştır.
(Bak.2.120*3.19,72-73,83-85*5.44-49*6.71* 9.33*12.103,106*33.1-2*42.13*43.43*45.18*48.28*61.9)
50.Yoksa onlar cahiliye hükümlerini mi istiyorlar? Ve kesin inanan bir kavim için Allah’tan daha iyi hüküm veren kim olabilir?
51.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Yahûdileri ve Hristiyanları evliyâ/destekçi edinmeyin. Onlar birbirlerinin velisidirler/destekçisidir. Sizden kim onları evliyâ/destekçi edinirse o da onlardan olur. Şüphesiz ki Allah, zâlim kavme hidâyet etmez. (Bak. 2.257*3.28,68*4.144*5.51,55-57*6.14,125-127*9.23,116*45.19*60.1,9)
52.Kalplerinde hastalık olanların: Başımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz! diyerek onların arasında koştuğunu görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih nasip eder veya katından yeni bir emir getirir de onlar içlerinde gizledikleri şeye pişman olurlar.
53.Ve iman edenler şöyle derler: Bizimle birlikte olduklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mı? Onların bütün amelleri boşa gitti ve hüsrana uğrayanlardan oldular.
54.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah onların yerine öyle bir kavim getirir ki, Allah onları sever ve onlar da Allah’ıseverler. Mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetlidirler, Allah yolunda cihad/mücadele ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah’ın dileyene/lâyık olana verdiği lütfudur. Ve Allah Vâsi’dir/imkânı boldur, Alîm’dir/bilendir.
55.Sizin veliniz/yardımcınız sadece Allah ve O’nun Rasûlü ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı dosdoğru kılan ve zekâtı veren mü’minlerdir.
56.Ve kim Allah’ı ve Rasûlünü ve iman edenleri veli/yardımcı edinirse, şüphesiz ki Allah’ıntarafını tutanlar galip gelecektir.
57.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Sizden önce Kitap verilenlerden vekâfirlerden dininizi alay ve eğlence edinenleri veli/yardımcı edinmeyin. Eğer mü’minseniz Allah’a karşı takvâlı olun. (Bak. 2.257*3.28,68*4.144*5.51,55-57* 6.14,125*9.23,116*45.19*60.1,9)
58.Ve izâ nâdeytüm iles salâtit/o namaza çağırdığınız zaman, onlar onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların akıllarını kullanmayan bir kavim olmaları yüzündendir.
59.De ki: Ey Ehl-i Kitap! Allah’a ve bize indirilene ve bizden önce indirilenlere iman ettiğimiz için mi bizden nefret ediyorsunuz? Şüphesiz ki sizin çoğunuz fâsıksınız/yoldan çıkmışsınız!
60.De ki: Allah katında cezası daha kötü olanları size bildireyim mi? Onlar; Allah’ın lânetlediği ve ona gazâp ettiği; kimini maymuna ve kimini de domuza çevirdikleri ve tâgûta/şeytanî güçlere kulluk edenlerdir. İşte onlar yerleri en kötü olan ve doğru yoldan en fazla sapanlardır! (Bak. 2.65*5.60*7.166)
61.Ve yanınıza geldiklerinde derler ki: iman ettik. Ve oysa ki kâfir olarak girip öyle çıkarlar. Ve Allah onların gizlediklerini çok iyi bilmektedir.
62.Ve onların çoğunun günâhta ve düşmanlıkta ve haram yemekte yarıştıklarını görürsün, yaptıkları şeyler ne kötüdür!
63.Rabbâniyyûne/Rabbe adananların vel ahbâru/ve din bilginleri onların günâh söz söylemelerine ve haram yemelerine mani olsalardı ya! Yaptıkları şeyler ne kötüdür.
64.Ve Yahûdiler dediler ki: Allah’ın eli bağlıdır/sıkıdır! Böyle dedikleri için onların elleri bağlandı ve lânetlendiler. Aksine O’nun elleri açıktır ve dilediği gibi infâk eder/yardım eder. Rabbinden sana indirilenler onlardan çoğunun tugyânını/azgınlığını ve kâfirliğini artırır. Ve aralarına Kıyamet Günü’ne kadar sürecek düşmanlık ve nefret yerleştirdik. Ne zaman savaş ateşi yaksalar Allah onu söndürdü. Ve onlar yeryüzünde bozgunculuk için koşarlar ve Allah bozguncuları sevmez.
65.Ve eğer, Ehl-i Kitap olanlar da iman edip takvâlı olsalardı onların günâhlarını örterdik ve onları naim/nimeti bol cennetlere koyardık.
66.Ve eğer onlar; Tevrat’a ve İncil’e ve Rablerinden kendilerine indirilene gereği gibi uysalardı; üstlerinden ve ayaklarının altından verilen nimetleri yerlerdi. Onlardan mutedil bir ümmet olanlar var ve onların çoğu kötü işler yapıyorlar.
67.Ey Rasûl! Rabbinden sana indirilenleri tebliğ et/ilet ve eğer böyle yapmazsan O’nun risâlet/tebliğ görevini yapmamış olursun. Ve Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz ki Allah, kâfir kavme hidâyet vermez/doğru yola iletmez. (Bak. Rasûle düşen apaçık tebliğden ibarettir: 4.80*5.67,99*13.40*24.54)
68.De ki: Ey Ehl-i Kitap! Tevrat’ı ve İncil’i ve Rabbinizden size indirileni/Kur’an’ı gereği gibi uygulayıncaya kadar doğru bir yol üzerinde değilsiniz! Rabbinden sana indirilen (Kur’an), onlardan çoğunun tuğyânını/azgınlığını ve küfrünü artıracaktır, o kâfir kavme üzülme.
69.Şüphesiz ki iman edenler/mü’minler ve Yahûdiler ve Sâbiîler ve Hristiyanlardan; kim Allah’a ve Âhiret Günü’ne iman eder ve sâlih amel işlerse onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
(Bak 2.62,112*3.15*4.57,122,124-125*5.69*9.121*16.96-97*17.9* 18.2,88*20.75,112*24.37-38*29.7*39.10,33-35*40.40)
70.Andolsun ki İsrailoğulları’ndan mîsâk/kesin söz almıştık ve onlara Rasûller göndermiştik. Onlara hoşlanmadıkları bir şey getiren Rasûllerden bir kısmını yalanladılar ve bir kısmını öldürdüler. (Bak. 2.87*5.70*16.102*26.193-194)
71.Ve bir fitne/imtihan olmayacağını sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti, sonra onların çoğu yine kör ve sağır kesildiler. Ve Allah onların yaptıklarını görmektedir.
72.Andolsun ki, Meryem oğlu Mesih’e: Muhakkak ki O Allah’tırdiyenler! kâfir oldular. Ve (İsâ) Mesih demişti ki: Ey İsrailoğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Bilin ki kim Allah’a şirk koşarsa Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun kalacağı yer ateştir. Ve zâlimlerin yardımcısı yoktur! (Bak. 3.51*5.17,72-73,117*6.88*19.36*21.29*39.65*43.63-65)
73.Andolsun ki, Allah üçün üçüncüsüdür/üç ilâhtan biridir! Diyenler muhakkak ki kâfir oldular. Ve tek bir ilâhtan başka ilâh yoktur. Ve eğer bu söylediklerinden vazgeçmezlerse onlardan kâfir olanlara elîm bir azâp dokunacaktır.
74.Hâlâ Allah’a tevbe edip ve O’ndan mağfiret/bağışlanma dilemiyorlar mı? Ve Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir.
75.Meryem oğlu Mesih sadece bir Rasûldür/elçidir. Ondan önce de Rasûller/elçiler gelip geçmiştir. Ve onun annesi (Meryem) çok sıddık/dürüst bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi (ilâh değildi). Onlara âyetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra onların âyetlerimizden nasıl yüz çevirdiklerine bak.
76.De ki: Size zararı veya faydası olmayan şeylere mi mîn dûnillâhi/Allah’ın peşi sıra kulluk ediyorsunuz? Ve Allah Semî’dir/işitendir, Alîm’dir/bilendir.
77.De ki: Ey Ehl-i Kitap! Haksız yere dininizde aşırılığa gitmeyin. Ve bundan önce kendileri sapmış ve birçoklarını da saptırmış olan ve doğru yoldan sapmış bir kavme tabî olmayın!
78.İsrailoğullarından kâfir olanlar, haddi aşarak isyan etmeleri sebebiyle; Dâvûd’un ve Meryem oğlu İsâ’nın diliyle lânetlendiler/dışlandılar.
79.Onlar/İsrailoğulları yaptıkları kötülüklerde birbirlerine mani olmuyorlardı. Yaptıkları şey ne kötüdür.
80.Onların/İsrailoğullarının çoğunun, kâfirleri veli/dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerinden istediği şey ne kötüdür. Allah onlara gazâp etmiştir ve onlar azâp içinde ebedî kalacaklardır.
81.Ve eğer onlar/İsrailoğulları Allah’a ve bu Nebi’ye ve ona indirilene/Kur’ân’a iman etselerdi onları/kâfirleri evliyâ/ dostlar edinmezlerdi. Ve lâkin onların çoğu fâsıktır/yoldan çıkmıştır.
82.İman edenlere düşmanlığı en şiddetli olan insanların; Yahûdiler ve Allah’a şirk koşanlar/müşrikler olduğunu göreceksin. Ve iman edenlere sevgide en yakın olan insanların da: Biz Nasarayız/Hristiyanız diyenler olduğunu göreceksin. Bunun sebebi; onların içinde büyüklük taslamayan keşişlerin ve rahiplerin olmasıdır.
83.Ve bu Rasûle indirileni duydukları zaman; hakka/gerçeklere aşina oldukları için gözlerinden yaşların aktığını görürsün. Derler ki: Rabbimiz! Biz iman ettik, bizi şahit olanlarla birlikte yaz!
84.Rabbimizin bizi sâlih kulları arasına katmasını beklerken, Allah’a ve bize gelen bu hakka/gerçeğe biz neden iman etmeyelim ki! (Bak. 3.113-114*5.82-84*17.109*28.51)
85.Böyle söylemelerinden dolayı Allah onları; ebedî kalacakları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Ve muhsinûn/güzel davrananlara verilen mükafât işte budur.
86.Ve inkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar, onlar cehennem ahalisidir.
87.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı tayyibâtı/temiz şeyleri haram kılmayın/saymayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz ki Allah haddi aşanları sevmez. (Bak. 5.87*6.143-146*10.59-60*16.116*66.1)
88.Ve Allah’ın size verdiği rızıkların helâl, tayyib/temiz olanlarını yiyin. Ve iman ettiğiniz Allah’a karşı takvâlı olun. (Bak. 2.168,172*5.88*16.114)
89.Allah, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ve lâkin bilerek/ bilinçli yaptığınız yeminlerden sizi sorumlu tutar. (Böyle bir yemini) bozmanın keffâreti; ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on miskini/çaresizi doyurmak veya onları giydirmek veya tahrîru rakabeh/bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunları yapamayan kimse üç gün oruç tutar. Bozduğunuz yeminlerin keffâreti budur. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah size âyetlerini böyle açıklıyor, umulur ki şükredersiniz.
90.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Hamr (kişiyi sarhoş eden veya uyuşturan maddeler) ve kumar ve putlar/dikili taşlar ve fal okları şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan uzak durun, umulur ki kurtuluşa erersiniz.
91.Şeytan ancak; hamr (kişiyi sarhoş eden veya uyuşturan maddeler) ve kumar yoluyla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ister ve sizi Allah’ın zikrinden/hatırlamaktan ve o namazı kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi? (Bak. 2.219*4.43*5.90-91*16.67)
92.Ve Allah’a itaat edin ve bu Rasûle itaat edin, kötülüklerdensakının. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki Rasûlün görevi sadece apaçık bir tebliğden ibarettir.
93.Âmenû ve amilus sâlihâti/iman eden ve sâlih amel işleyenler; takvâlı olarak iman eder ve sâlih amel işlerler sonra takvâlı olarak iman eder ve sâlih amel işlemeye devam ederlerse önceden yediklerinden dolayı sorumlu olmayacaklardır. Ve Allah muhsinîn/iyilik yapanları sever. (Bak.5.93*7.153*16.119*20.82*25.70-71)
94.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah; ellerinizin ve mızraklarınızın menziline giren bir kısım avla sizi imtihan eder. Allah, böylece (kişinin) yalnız olduğu bir yerde O’ndan kimin korktuğunu belirler. Bundan sonra kim haddi aşarsa onun için elîm bir azâp vardır.
95.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! İhramlıyken av hayvanı öldürmeyin. Ve sizden kim onu kasten öldürürse, içinizden adil iki kişinin kararıyla keffaret olarak, öldürdüğüne denk bir hayvanı kurban olarak Kâbe’ye göndermeli veya miskinleri doyurmalı yahut yaptığının dengi oruç tutmalıdır. Bu yaptığının cezasını çekmesi içindir. Allah, önceden yaptıklarınızı bağışlamıştır. Ve kim önceki suçu tekrar işlerse Allah ona yaptığının acısını tattırır. Ve Allah Azîz’dir/güçlüdür, Züntikâm/hesap sorandır.
96.Deniz avı ve onu yemek ve ondan geçimlik sağlamak size ve yolcu olanlara helâl kılındı. İhramda olduğunuz sürece kara avı size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı takvâlı olun. (Bak. 5.1,95-96)
97. Allah; Beytü’l Harâm/kutlu ev olan Kâbe’yi ve haram ayları ve kurbanlık hayvanları ve gerdanlıkları da insanlar için kıyâm/diriliş vesilesi yaptı. Bilin ki, Allah göklerde ve yerde olan her şeyi Âlim’dir/bilendir.
98.Bilin ki şüphesiz Allah’ın cezası şiddetlidir. Ve şüphesiz ki Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir.
99.Rasûle düşen görev sadece (vahyi) tebliğden ibarettir. Ve Allah açıkladıklarınızı ve gizlediklerinizi bilir.
100.De ki: Habîs/pis olan ve tayyib/temiz olan şeyler aynı değildir. Velev ki habîs/pis olan şeylerin çokluğu hoşuna gitse bile! Ey ul’ül-elbâb/aklı selim ve sağduyu sahipleri! Allah’a karşı takvâlı olun,umulur ki kurtuluşa eresiniz.
101.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Açıklandığı zaman sizi zora sokacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kur’an indirilirken eğer sorarsanız size açıklanır, Allah onlardan sizi muaf tutmuştur. Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Halîm’dir/hoş görülüdür. (Bak.5.101*94.10)
102.Sizden önce de bir kavim bunları sormuş, sonra onları inkâr etmişlerdi.
103.Allah; bahîra’yı ve sâibe’yi ve vasîle’yi ve hâm diye bir şeyi haram kılmamıştır. Ve lâkin kâfirler kendi yalanlarını Allah’a mal ediyorlar. Ve onların çoğu akletmezler.
(NOT: Bu sayılanlar cahiliye Araplarının kendi geleneklerine göre kurban edilmesini haram saydıkları hayvanlardır. Yüce Allah bunların haram olmadıklarını bildirmektedir.)
104.Ve onlara; Allah’ın indirdiğine/Kur’an’a ve o Rasûl’e (tebliğ ettiğine) gelin/uyun! Denildiğinde, derler ki: Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter! Ya ataları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimselerse?
(NOT:Atalar dini hakkında Bakara Sûresinin sonunda açıklama vardır.)
105.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olursanız yoldan sapanlar size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O yaptıklarınızı size haber verecektir.
106.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm geldiğinde vasiyette bulunursa, sizden adil iki kişi şahitlik etsin. Eğer yolculuk yaparken ölüm gelirse sizden olmayan iki kişi şahitlik etsin. Eğer şüpheye düşerseniz, şahitler ibadetlerini yaptıktan sonra onlara şöyle yemin ettirin: Allah’a andolsun ki kendi yakınlarımız dahil hiç kimseyi kayırmayacağız. Allah adına ettiğimiz yemine sadık kalacağız. Aksi halde, biz mutlaka günâhkârlardan oluruz!
107.Eğer şahitlerin günâh işledikleri anlaşılırsa; onların yerinemirasçı olanlardan iki kişi geçer: Allah’a andolsun ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur. Biz hiçbir haksızlık yapmadık, aksi halde zâlimlerden oluruz! diye yemin ettirilir.
108.Böylesi, şahitliğin gereği gibi yerine getirilmesi ve yeminlerin bozulmasına karşı daha uygun olandır. Allah’a karşı takvâlı olun ve dinleyin. Allah, fâsık/yoldan çıkan kavmi doğru yola iletmez.
109.Allah, Rasûlleri topladığı gün (Mahşer Günü) onlara der ki: Size ne cevap verildi? Derler ki: Bu konuda bizim bir bilgimiz yoktur, gaybı/idraki aşanları bilen Sen’sin!
110.Allah O Gün/Mahşer Günü diyecek ki: Ey Meryem oğlu İsâ! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Ruh-ul Kudüs ile desteklemiştim. Sen beşikteyken ve yetişkin çağında insanlarla konuşuyordun. Ve sana Kitab’ı ve Hikmeti ve Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Ve Ben’im iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar sonra ona Ben’im iznimle üflerdin de yine Ben’im iznimle kuş olurdu. Ve Ben’im iznimle doğuştan körleri ve abraşı/alacalıyı iyileştiriyordun. Ben’im iznimle ölüleri çıkarıyordun/diriltiyordun. Ve seni İsrailoğullarından kurtarmıştım. Onlara apaçık belgelerle geldiğin halde kâfir olanlar dediler ki: Bu apaçık bir sihirdir!
111.Ve hani havarilere vahyetmiştim: Bana ve Rasûlüme/İsâ’ya iman edin! Dediler ki: İman ettik, bizim müslüman olduğumuza şahit ol!
112.Ve bir zaman havariler dediler ki: Ey Meryem oğlu İsâ! Rabbin bize, mâidetem mines semâi/gökten sofra indirebilir mi? Dedi ki: Eğer mü’min iseniz Allah’a karşı takvâlı olun!
113.Dediler ki: Biz istiyoruz ki ondan yiyelim ve kalblerimiz tatminolsun, bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahitler olalım!
114.Meryem oğlu İsâ dedi ki: Allahım! Rabbimiz! Mâidetem mines semâi/bize gökten bir sofra indir. Hem bizim için hem de geçmiş ve gelecek nesillerimiz için bir bayram ve senden bir âyet/mucize olsun. Bize rızık ver ve rızık verenlerin en hayırlısı Sen’sin!
115.Allah dedi ki: Ben onu size indireceğim. Bundan sonra sizden kim inkâr ederse onu bu âlemde kimseye vermediğim bir azâba uğratacağım!
116.Ve Allah dedi ki: Ey Meryem oğlu İsâ! İnsanlara; Allah’ın peşi sıra beni ve annemi de ilâh edinin dedin mi? (İsâ) dedi ki: Rabbim, Sen Sübhansın/yüceler yücesisin. Gerçek olmayan şeyi söylemem haddim değildir! Eğer ben onu söylemiş olsaydım Sen zaten bilirdin. Sen, benim içimden geçenleri bilirsin ve ben Sen’in ilmini bilemem. Şüphesiz ki gaybı/idraki aşanları bilen Sen’sin!
117.Ben onlara sadece bana emrettiklerini söyledim: Benim deRabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin! Ve aralarında olduğum sürece onlara şahittim. Sen beni vefat ettirdikten sonra onlar sadece Sen’in gözlemin altındaydılar. Ve Sen her şeye şahitsin! (Bak. 3.51*5.72,117*19.34-36*43.63-65)
118.Eğer onlara azâp edersen, şüphesiz ki onlar senin kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan şüphesiz ki Sen: Azîz’sin/ üstünsün, Hakîm’sin/hikmet sahibisin!
119.Allah dedi ki: Bugün/Mahşer Günü; doğruluklarının doğru olanlara fayda sağlayacağı gündür. Onlara altlarından ırmaklar akan cennetler vardır, onlar orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan ve onlar da O’ndan/Allah’tan razı olmuşlardır. En büyük kurtuluş işte budur!
120.Göklerin ve yerin ve bunların arasında bulunanların mülkü/hükümranlığı Allah’a aittir ve O her şeye Kâdir’dir/gücü yetendir.
(Gözden Geçirme-2025)
AÇIKLAMALAR:
AÇIKLAMA-1: NASIL ABDEST ALMALIYIZ?
Namaz kılmak için abdest almak şarttır. Abdestin nasıl alınacağı Mâide sûresi 6’ncı âyeti ve Nisâ sûresi 43’cü âyetinde ayrıntılı olarak anlatıldığı halde dinimizde en fazla tahrif edilen konulardan birisi olmuştur. Dinde hükmü Allah koyduğu halde bazı insanların haşa Allah eksik bırakmış gibi kendi kafasına göre ilaveler yapmaktan çekinmemiştir. Haydi onlar bunu yaptılar, onların uydurdukları yalanlara uyan mü’minlere ne demeli? Onlara Allah ıslah etsin diyorum ve herkese Kur’an meali okumalarını önemle tavsiye ediyorum.
Mâide 5.6: NAMAZ KILMAYA KALKACAĞINIZ ZAMAN YAPILACAKLAR:
A.ABDEST ALIN:
**Fağsilû/yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın,
**Vemsehû/başınızı ve her iki topuklarınıza kadar ayaklarınızı meshedin. (Abdest almak için yapılacaklar bunlardır.)
B.GUSLEDİN: Eğer cünüp olmuşsanız fettahherû/gusledin, yani bütün vücudunuzu yıkayın.
C.HASTA VEYA SEFERDE/YOLCULUKTA İSENİZ:
1)Suyu bulmanız/suya ulaşmanız halinde:
a)Tuvaletten geliyorsanız abdest alın, (A’da anlatılmıştır.)
b)Kadınlara dokunmuşsanız (cinsel ilişkiye girmişseniz) fettahherû/gusledin (B’de anlatılmıştır.)
2) Suyu bulamamanız/suya ulaşamamanız halinde: Tuvaletten geliyorsanız veya kadınlara dokunmuşsanız (cinsel ilişkiye girmişseniz) ve su bulamamışsanız: her iki halde de Femsehû: yüzlerinizi ve ellerinizi temiz bir toprakla teyemmüm edin. (Âyetin son cümlesi: Allah sizi sıkıntıya sokmak istemez. Lakin O’nun isteği sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamaktır. Umulur ki şükredersiniz.)
Nisâ 4.43’de emredilenler: Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizibilinceye kadar; yolda olan müstesna cünüpken gusledinceye kadar o namaza yaklaşmayın. Eğer hastaysanız veya yolculukta iseniz ve abdest bozmaktan geliyorsanız veya kadınlarla (cinsel ilişkiye) girmişseniz ve su bulamamış iseniz Femsehû/yüzlerinizi ve ellerinizi temiz bir toprakla teyemmüm edin. Şüphesiz ki Allah affedicidir, bağışlayandır.
Nisâ 4.43 ile Mâide 5.6 âyetleri birbirlerini teyit etmektedir. Nisâ 4.43’de ayrıca: Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar… o namaza yaklaşmayın! ifadesi yer almaktadır. Bu ifadeye sarhoşken namaza yaklaşmayın manası verilmesi hem eksik ve hem de hatalıdır. Buradaki asıl maksat; sarhoşluk değildir, sarhoşken ne dediğinizi bilememektir. Sarhoş olmanıza rağmen (onun günâhı ayrıdır), eğer ne dediğinizibiliyorsanıznamazı kılmanızda hiçbir engel yoktur. Ne dediğinizi bilmek konusunu biraz daha genişletince; namaz kılarken manasını bilmediğimiz âyetleri değil, manasını bildiğimiz âyetleri okumamızgerekir. Son derece önemle olan bu husus maalesef ilahiyatçılar tarafından yeterince anlatılmamıştır. Yüce Rabbimiz: Mûkim/yerli veya yolcuyken, sağlıklı veya hastayken, su buluyorken veya su bulamazsanız; abdesti ve gusül abdestini nasıl alacağımızı ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Buna rağmen; Rabbimiz sanki eksik bırakmış gibi haşa! bazı kimseler; bunlara ilaveler yapma cüretini gösteriyor ve hadlerini aşıyorlar. Böyle yaparak hem insanların kafalarını karıştırıyorlar hem de abdest almayı zorlaştırmakta adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Mü’minlere düşen, Allah’ın emirlerine harfiyyen uymaktan ibarettir. İnsanların söylediklerine uymak ise şirke ortak olmaktan başka bir şey değildir. Dinin sahibi sadece Allah’tır ve biz sadece O’nun emir ve yasaklarına uymakla mükellefiz, Allah’a kul olmanın gereği de budur. Çok önemli bir konuya daha işaret edeyim: Kur’an’ı okumak için abdest almak şartı yoktur, abdest almak sadece namaz kılmak için şarttır. Kur’an okumak için tek şart vardır: Kur’an okumaya başlamadan önce sadece eûzu-besmele çekmemiz emredilmektedir! Savaşa gidenlerin düşmandan korunmak için zırh kuşandıkları gibi Kur’an okumaya başlamadan önce şeytanın tasallutundan korunmak için eûzu-besmeleçekerek Allah’ın koruma zırhını kuşanmış oluyoruz. (Bak. Nahl.16.98)
MÂİDE SÛRESİ | Kuran Meali - Kuran Yolcularına Selamlar