16 Ağustos 2022 Salı
MENÜ
SON YAZILAR

MÂİDE SÛRESİ

5/108 MÂİDE SÛRESİ

(Sûre adını; 112nci ve 114ncü âyetlerde geçen mâidetem mines semâi/gökten bir sofra ifadesinde geçen sofra anlamındaki mâide’den almaktadır. Mushafta 5nci, inişte 108nci sıradadır. Medine’de inmiş olup 120 âyettir.)

Eûzu bi’llahimin’eş-şeytânir-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.

Bismillâhirrahmânirrahıym/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. Haram oldukları bildirilenler hariç; en’âm (koyun, keçi, sığır, deve) cinsi hayvanlar size helal kılındı, ancak ihramlıyken avlanmanız helal değildir. Muhakkak ki Allah dilediği hükmü verir. (5.1,2,95-96* 6.143-144* 11.107*13.20* 16.91*17.34* 22.18*23.8*70.3)

2.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Şeâirallahi/Allah’ın sembollerine, haram aylara, Kâbe’ye hediye olarak gönderilen gerdanlık takılmış kurbanlıklara, Rablerinin ikramını ve rızasını kazanmak için Beyt-ül Harâm’a gelen insanlara saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda avlanabilirsiniz. Bir zamanlar Mescid-i Harâm’a girmenize engel olmuş kimselere yönelik öfkeniz onlara saldırganlık yapmanıza yol açmasın. İyilikleri ve takvâyı yaymak için birbirinizle yardımlaşın. Ancak günâh işlemek ve düşmanlık etmek için birbirinize destek olmayın. Allah’a karşı takvâlı olun zira Allah’ın azâbı çok şiddetlidir.

(2.158,217*5.2,95-97*9.36*22.27-30,32-33,36-37*48.25)

3.Kesilmeden ölmüş hayvan, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar size haram kılınmıştır. Eğer ölmeden önce kesmemişseniz; boğularak ölen, dövülerek öldürülen, yüksekten düşerek ölen, boynuzlanarak öldürülen veya yırtıcı hayvanlar tarafından ısırılarak öldürülenler haramdır. Putlar için kesilen hayvanlar da haramdır. Zar atarak ve fal bakarak geleceğe ilişkin kehanette bulunmanız haramdır. Bunlar fısktır/sapıklıktır. Bugün kâfirler, dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler, onlardan korkmayın, Ben’den korkun! Bugün, sizin için dininizi kemale erdirdim ve size olan nimetimi tamamladım. Size din olarak o islâm’ı/Allah’a teslimiyeti seçtim. Her kim günah eğilimi olmadan ve zorda kalarak (haramlardan) yemeye mecbur kalırsa Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir.            (2.136-138,173*5.3-5*6.14,121,145*16.115)

4.Sana, kendileri için nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki:Temiz ve güzel olanlar size helâl kılındı. Eğittiğiniz ve Allah’ın size verdiği bilgi ile eğittiğiniz avcı hayvanların sizin için yakaladıklarını Bismillah/Allah'ın adıyla diyerek yiyin! Allah’a karşı takvâlı olun, Muhakkak ki Allah hesabı çabuk görendir. (5.4*6.118-121*7.157)

5.Bugün, temiz ve güzel olanlar size helâl kılındı. Kendilerine Kitap verilmiş olanların yiyecekleri de size helâldir, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. Kendinizi korumuş, iffetli yaşamış ve gizli dost da tutmamışsanız, iffetli hür ve mümin kadınlar ve sizden önce kendilerine Kitap verilmiş olanların iffetli kadınları, mehirlerini vererek (nikahlamanız) size helâldır. Her kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, onun iyilik namına yaptıkları boşa gider ve ahirette kaybedenlerden olur.

(2.221*4.24-25,160-161*5.5*6.145-146*7.157,163*24.3)  

6.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! İzâ kumtüm iles salâti/o namaza kalkacağınız zaman; yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı mesh edin/sıvazlayın, topuklarınıza kadar ayaklarınızı da (mesh edin/sıvazlayın veya yıkayın). Eğer cünüp olmuşsanız gusledin/ yıkanın. Şayet hastaysanız veya yolculuk yapıyorsanız ev câe ehadüm minküm minel gâitı/yahut abdest bozmaktan geliyorsanız veya kadınlarla/eşlerinizle cinsel ilişkiye girmişseniz ve su da bulamıyorsanız; temiz bir toprağa teyemmüm edin/dokunun onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin/sıvazlayın. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. O’nun isteği sizi temizlemek/ arındırmak ve size olan nimetini tamamlamaktır ki şükredenlerden olasınız. (4.43*5.6)                                                         7.Allah’ın size olan nimetini ve O’na verdiğiniz sözü hatırlayın, hani: semı’nâ ve eta’nâ/işittik ve itaat ettik! demiştiniz. Allah’a karşı takvâlı olun, çünkü Allah içinizde olanları bilir.                                                                                                                               8.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve dürüstçe şahitlik yapan kimseler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi, adaletsiz davranmaya sevk etmesin. Siz âdil olun, takvâya en uygun olan budur. Allah’a karşı takvâlı olun. Çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (4.135*5.8,42*6.152*49.9*60.8)                                                                                            9.Allah, âmenû ve amilüs sâlihâti/iman edip salih amel işleyenlerin günahlarını bağışlayacağını ve onlara büyük mükâfat vereceğini vadetmiştir.                                                                                         10.Âyetlerimizi inkâr edip yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem ahalisidir. (5.10,86*57.19)

11.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizde olan nimetini hatırlayın; hani bir topluluk size zarar vermeye kalkışmıştı da Allah onları engellemişti. Şu halde Allah’a karşı takvâlı olun. Müminler sadece Allah’a güvensinler.                                                                       12.Allah, İsrailoğullarından kesin söz almıştı ve içlerinden on iki temsilci görevlendirmişti. Allah onlara şöyle demişti: Bilin ki Ben sizinle beraber olacağım! Eğer siz; ekamtümüs salâte/o namazı dosdoğru kılarsanız, zekâtı verirseniz, Rasullerime inanarak onları desteklerseniz ve Allah’a kardan hasenen/güzel bir borç verirseniz; Ben de sizin günâhlarınızı örterim/silerim ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra içinizden her kim inkâr ederse işte o kesinlikle doğru yoldan sapmış olur.                                                                                                    (2.40-41,83-84,245*5.12,13-14,70*7.157*42.13*64.17*98.4-5)                                                                                                                  13.Verdikleri sözden döndükleri için onları lânetledik/dışladık ve kalplerini katılaştırdık. Unutmamaları istenen şeylerden bir kısmını unuttular ve kelimeleri bağlamlarından kopararak tahrif ettiler. Çok azı hariç, sen onlardan hep kötülük göreceksin. Sen onlara aldırma ve onları bağışla, muhakkak ki Allah iyilik edenleri sever. (2.75*4.46*5.12,13,14,41*7.157)                                                                                               14.Biz Nasârâ’yız/Hristiyanız! diyenlerden de söz almıştık ama onlar unutmamaları istenen şeylerden bir kısmını unuttular. Bu yüzden onların arasına Kıyamet Gününe kadar sürecek düşmanlık ve nefret yerleştirdik. Allah onların yaptıkları şeyleri zamanı geldiğinde haber verecektir. (2.83-84*3.52*5.12-13,14*31.20*61.14)                                                                                                              15.Ey Ehl-i Kitap! Kitap’dan gizlediklerinizden birçoğunu açıklayıp ortaya çıkaran, birçoğunun da üzerinde durmayan Rasulüm size geldi. Artık size Allah’tan bir nûr ve apaçık bir Kitap/Kur’an gelmiştir. (2.101,159,174* 3.77-78,187*5.15,16,44*6.91)                                                                 16.Allah o Kitap/Kur’an ile kendi rızasına uyanları; selâmet yollarına sokar, karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve dosdoğru yoluna ulaştırır. (2.257*5.16*14.1*33.43*57.9*65.11)                                                     17.Andolsun ki; Meryem oğlu Mesih’e, o Allah’tır! diyenler kesinlikle kâfir olmuştur. De ki: Allah; Meryem oğlu Mesih’i, onun annesini/ Meryem’i ve yeryüzünde olan herkesi yok etmek isterse O’na kim engel olabilir? Göklerde, yerde ve onların arasında olan her şeyin yönetimi/ otoritesi Allah’a aittir. Dilediğini yaratır. Allah her şeye Kâdir’dir/gücü yetendir. (5.17,18,72-73*112.1-4)                                                                                  18.Yahudiler ve Hristiyanlar dedi ki: Biz Allah’ın oğulları ve sevdiği kimseleriz! De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı, neden size azap ediyor? Hayır, siz O’nun yarattıklarından bir beşersiniz/insansınız. Allah; dileyeni/isteyeni affeder, dileyene/isteyene azap eder. Göklerde, yerde ve onların arasında olan her şeyin yönetimi/otoritesi Allah’a aittir ve dönüş O’nadır. (2.284*3.129*5.18,40*48.14*112.1-4)                                                                                19.Ey Ehl-i Kitap! Bize müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi! demeyesiniz diye Rasullerin gönderilmediği/ara verildiği bir dönemde doğruları ortaya koyan, müjdeleyici ve uyarıcı Rasulüm size geldi. Allah her şeye Kadîr’dir/gücü yetendir.                                 (5.19*10.47*16.36*28.46*32.3*35.24*36.5-6*43.23)                                                                20.Bir gün Musa kavmine şöyle demişti: Ey kavmim! Allah’ın size verdiği nimetleri hatırlayın. İçinizden Nebîler seçti, sizi melikler/güç sahibi/efendi yaptı ve âlemin/diğer toplumlara vermediği birçok şeyi size verdi! (2.40,47,49-50,56,58,60-61*5.20*7.129,137-138,141,160-161*28.5-6* 32.23-24*44.30-33)                                                                                                            21.Ey kavmim! Allah’ın size vaat ettiği kutsal topraklara girin, fakat geri adım atmayın, yoksa hüsrana uğrayanlardan olursunuz! (2.58*5.21*7.161*20.12)                                                                              22.Onlar: Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan çıkmadıkça biz asla oraya girmeyiz. Eğer çıkarlarsa ancak o zaman gireriz! dediler.                                                                             23.Derken, Allah’a karşı gelmekten korkan ve O’nun nimetine erenlerden iki kişi çıkarak: Onların yanına kapıdan girin! Oraya girdiğinizde mutlaka galip gelirsiniz. Eğer mü’minseniz yalnız Allah’a güvenin! dediler.                                                                       24.Onlar yine: Ey Musa! dediler. Onlar orada bulundukları sürece biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin birlikte savaşın! Biz burada oturacağız!                                                                  25.Musa şöyle dedi: Ey Rabbim! Kendim ve kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Artık yoldan çıkan bu halk ile bizim yollarımızı ayır!                                                                26.Allah; Kutsal topraklar onlara kırk yıl boyunca yasaklanmıştır. Bulundukları yerde şaşkın-şaşkın dolaşıp duracaklar. Artık, fâsık bu halk için kendini üzme! diye buyurdu.                                                             27.Onlara iki Ademoğluna ait şu gerçek olayı anlat. Bir gün ikisi de Allah’a kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen: Seni kesinlikle öldüreceğim! deyince kardeşi: Allah sadece müttâkilerden kabul eder! demişti.                                                                                                                                 28.Ama sen beni öldürmek için el kaldırsan bile ben seni öldürmek için el kaldırmayacağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.                          29.Dilerim ki, hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenip cehenneme gidenlerden olursun! Zalimlerin cezası işte budur.                                                         30.Nihayet kardeşini öldürme konusunda nefsine mağlup oldu ve onu öldürdü. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldu.

31.Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini/gömeceğini göstermesi için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O da: Yazıklar olsun bana, ben bu karganın yaptığını yapamayacak, kardeşimin cesedini örtemeyecek/gömemeyecek kadar aciz biri miyim? deyip yaptığına pişman oldu.

32.Bundan dolayı İsrailoğulları’na şöyle vahyettik: Öldürülen bir cana karşılık/kısas olmaksızın veya yeryüzünde fesat/bozgunculuk yapmaya karşılık olmaksızın; kim bir insanı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur! Rasullerimiz onlara, açık delillerle gelmişlerdi, buna rağmen onların çoğu aşırılıktan vazgeçmediler. (2.178-179*4.92-93*5.32-33,45*17.33*18.74,80*25.68) (

33.Allah’a ve Rasulü’ne savaş açanların ve yeryüzünde fesat/bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası; ya öldürülmeleri veya asılmaları yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi ya da bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. Bu onlar için dünyadaki rezilliktir. Ahirette ise onlar için büyük bir azap vardır.                                                (2.279*4.160-161*5.33,38,64*18.80)

34.Ancak, siz onlara hâkim olmadan/ele geçirmeden önce tevbe ederlerse başka. Bilin ki Allah Gafûr’dur/çok bağışlayan, Rahîm’dir/çok merhametlidir. (5.34*25.68-71)

35.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah’a karşı takvâlı olun. O’nun rızasını kazandıracak vesileler/yollar arayın ve Allah yolunda cihad/ mücadele edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz. (5.35*7.3*18.110*34.37*39.3*96.19)

36.Şüphesiz ki kâfir olanlar; yeryüzündeki her şey hatta bir o kadarı daha kendilerinin olsa, Kıyamet Günü’nün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak vermek isteseler asla kabul edilmez. Onların payına düşen elîm bir azaptır.                                                                                    (2.48,123*3.90-91*5.36,80*6.70,128*7.36*9.17,63,68* 10.27,52,54*11.8, 107* 13.5,18*16.29*20.101*21.99*23.103*25.69*39.47*57.15*70.11-14)

37.O ateşten çıkmak isterler ama çıkamazlar. Onların hak ettikleri ebedî bir azaptır. (2.39,81,162,167,217,257,275*3.87-88,1164.14,56,93,169*5.37*6.27*7.38-39,53*22.22* 23.99-100,106-108*25.69*32.12-14,20*33.64-65,66-68*35.37*37.9*39.72*40.10-12,76* 41.28*43.74*45.35*47.16*58.17* 59.17*64.10*72.23*74.26-28*78.30*82.14-16*98.6)

38.Hırsızlık yapan erkeğin ve hırsızlık yapan kadının yaptıklarına karşılık, Allah’tan ibretlik/caydırıcı bir ceza olarak ellerini kesin! Allah Aziz’dir/güçlüdür, Hakîm’dir/hikmet sahibidir. (5.33,38)

39.Kim, yaptığı zulümden sonra tevbe eder ve kendini düzeltirse, muhakkak ki Allah onun tevbesini kabul eder. Şüphesiz Allah Gâfur’dur/bağışlayandır, Rahim’dir/merhametlidir.

40.Göklerde ve yerde bütün yetkinin/hükümranlığın Allah’a ait olduğunu bilmiyor musun? O, dileyene/müstehak olana azap eder, dileyeni/isteyeni de bağışlar. Allah Kadîr’dir/her şeye güç yetirendir.

41.Ey Rasul! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla inandık diyenlerin küfürde birbirleriyle yarışmaları seni üzmesin. Yahudilerden bazıları; seni dinlemeye gelmeyen toplumlara (farklı/yanlış) bilgi vermek için seni dinlemeye gelirler ve kelimeleri bağlamlarından kopararak manâlarını çarpıtırlar. Onlara; (Muhammed) bizim istediğimiz gibi bir hüküm verirse kabul edin, başka bir hüküm verirse reddedin! derler. Allah’ın, azaba müstahak gördüğünü sen kurtaramazsın! İşte onlar, Allah’ın kalplerini arındırmaya lâyık görmediği kimselerdir, onları bu dünyada zillet, âhirette korkunç bir azap beklemektedir.

(2.75*4.46*5.13-14,41*9.30-34)

42.Onlar yalana kulak verirler, haram yemeye de düşkündürler. Bir hüküm vermen için sana gelirlerse, kendini hüküm verme zorunda hissetme. Onları kendi hallerine bırakırsan sana hiçbir zarar veremezler. Ama eğer bir hüküm verecek olursan adaletle hüküm ver. Çünkü Allah adil davrananları sever.

43.İçinde Allah’ın hükümleri bulunan Tevrat yanlarında olduğu halde nasıl

oluyor da senden hüküm istiyorlar, sonra da senin verdiğin hükme rıza göstermiyorlar? Gerçekte onlar mü’min değiller.

44.İçinde hidâyet ve nûr olan Tevrat’ı Biz indirdik. Nebîler, Allah’a teslim olmuş zâhidlere onunla hüküm verirlerdi. Ver rabbâniyyûne/kendini Rabbe adayanlar vel ahbâru/ve din bilginleri de korumakla görevli oldukları Allah’ın Kitabıyla hüküm verirlerdi. O halde, insanlardan değil Ben’den çekinin. Âyetlerimi geçici bir bedelle satmayın. Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, kâfirlerin tâ kendileridir.

(2.79,101,140,159,174*3.77-79,146,187*5.15,44,63*6.91*9.31-34*13.43)

45.Onlara o kitapta/Tevrat’ta şunu yazdık: Cana-can, göze-göz, buruna-burun, kulağa-kulak, dişe-diş ve yaralamalara kısas (adil karşılık) gerekir. Kim kısastan vazgeçerse kendi günahları için keffâret olur. Ama, Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zâlimlerin tâ kendileridir. (2.178-179*4.92-93*5.32,45*17.33*18.74*25.68)

46.Onların ardından, kendinden önce indirilen Tevrat’ı tasdik edici olarak Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. Ona, içinde hidayet/doğru yol rehberi ve nûr bulunan, kendinden önceki Tevrat’ı tasdik eden, müttâkiler için hidayet/doğru yol rehberi ve öğüt olan İncil’i verdik.

(5.46*21.91*23.50*66.12)

47.Ehlül incîli/İncil ehli, Allah’ın o Kitapta indirdiğiyle hükmetsinler! Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler fâsık/yoldan çıkmış olan kimselerdir.

48.Sana, önceki Kitapları tasdik edici ve koruyucu olan bu Kitabı/Kur’an’ı hakk/gerçek olarak indirdik. O halde, onların aralarında Allah’ın indirdikleriyle/Kur’an ile hüküm ver ve sana gelen hakkı/gerçeği bırakıp da onların heveslerine uyma. Her birinize bir şerîat/yol ve yöntem belirledik. Eğer Allah dileseydi hepinizi tek bir ümmet yapardı. Ama, size verdikleriyle imtihan etmek için böyle yaptı. Artık hayırda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır ve O, aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz her konuda hükmünü bildirecektir.

(2.26,148*4.26*5.48*6.35,149*10.99*11.118*13.31*16.9,93*32.13*42.8* 45.18)

49.Onlar aralarındaki bir davayı sana getirdiklerinde, Allah’ın indirdiği/ Kur’an ile hükmet, onların arzu ve heveslerine uyma. Dikkatli ol, Allah’ın indirdiklerinden bir kısmını uygulamaktan seni uzaklaştırmalarına fırsat verme. Eğer onlar senin verdiğin hükümden yüz çevirirlerse, Allah onları birtakım günahlarından dolayı cezalandırmak istediğini bil. Gerçek şu ki, onların çoğu fâsıktır/yoldan çıkmıştır.   

50.Yoksa onlar cahiliye hükümlerini mi arıyorlar? Aklı başında bir toplum için Allah’tan daha iyi hüküm veren kim olabilir? (5.50*6.114)

51.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları evliyâ/yakın dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin velisidirler. Sizden kim onları evliyâ edinirse kesinlikle onlardan olur. Allah, zâlim kavme hidayet etmez.                     (3.28,118*4.139,144*5.51-52,55-57,80*9.71*60.1,8-9)

52.Kalplerinde hastalık olanların, başımıza bir felaket gelmesinden

korkuyoruz! diyerek onların dostluğunu kazanmaya çalıştıklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih veya katından bir emir getirir de onlar içlerinde gizledikleri şeyden pişman olurlar.                               

(3.28,118*4.139,144*5.51-52,55-57,80*9.71*60.1,8-9)

53.İman edenler birbirlerine şöyle derler: Bizimle birlikte olduklarına dair var güçleriyle yemin edenler bunlar mı? Onların bütün amelleri boşa çıkmış, böylece hüsrana uğrayanlardan olmuşlardır.

54.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! İçinizden dininden dönenler bilsin ki, Allah onların yerine öyle bir kavim getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever; onlar mü’minlere karşı şefkatli ve merhametli, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar, Allah yolunda cihad/mücadele ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın dileyene/lâyık olana verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu geniştir ve her şeyi bilir.

(2.217*4.131-133*5.54*6.133*9.39*14.19*35.16*47.38)

55.Sizin veliniz/yakın dostunuz sadece Allah, O’nun Rasulü ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı dosdoğru kılan ve zekatı veren mü’minlerdir.

(3.28,68,118*4.139,144*5.51-52,55-57,80*9.71*45.19*58.22*60.1,8-9)

56.Kim Allah’ı, Rasulünü ve mü’minleri veli/yakın dost edinirse, Allah’ın tarafını tutanlar galip gelecektir. (3.28,118*4.139,144*5.51-52,55,56-57,80*9.71*45.19*58.22*60.1,8-9)

57.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Sizden önce Kitap verilenlerden ve kâfirlerden dininizi hafife alıp alay ve eğlence edinenleri veli/yakın dost edinmeyin. Eğer mü’minseniz Allah’a karşı takvâlı olun.

(3.28,118*4.139,144*5.51-52,54,55-56,57,80*9.71*45.19*58.22*60.1,8-9)

58.Ve izâ nâdeytüm iles salâtit/o namaza çağırdığınız zaman, onlar onu/namaza çağrınızı alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların akıllarını kullanmayan bir kavim olmaları yüzündendir.

59.De ki: Ey Ehl-i Kitap! Allah’a, bize indirilene ve bizden önce indirilenlere inandığımız için mi bizden nefret ediyorsunuz? Şüphesiz sizin çoğunuz fâsık/yoldan çıkmış kimselersiniz!

60.De ki: Allah katında cezası daha ağır olanları size bildireyim mi? Bunlar, Allah’ın lanetlediği ve gazap ettiği tâgûta/şeytanî güçlere boyun eğdikleri için kimini maymuna, kimini de domuza çevirdikleri kimselerdir. İşte yerleri en kötü olan ve doğru yoldan en fazla sapanlar bunlardır! (2.256-257*4.47,51*5.60*16.36*39.17)

61.Yanınıza geldiklerinde iman ettik derler, oysa kâfir olarak girip kâfir olarak çıkarlar. Allah onların gizlediklerini çok iyi bilmektedir.

62.Onların birçoğunun; günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte birbirleriyle yarıştıklarını görürsün, yaptıkları şey ne kötüdür!

63.Rabbâniyyûne/Rabbe adanan kullar vel ahbâru/ve din bilginleri de; onların günah söz söylemelerine ve haram yemelerine engel olsalardı ya! Yaptıkları şey ne kötüdür. (5.44,63)                                                                                                                       64.Yahudiler bir de: Allah’ın eli bağlıdır (sıkıdır)! dediler. Böyle söyledikleri için elleri bağlandı ve lanetlendiler. Hayır! Allah’ın elleri açıktır ve dilediği gibi infâk eder. Rabbinin sana indirdikleri onlardan birçoğunun tugyânev/ azgınlığını ve kâfirliğini artırır. Biz de, onların aralarına Kıyamet Günü’ne kadar sürecek düşmanlık ve nefret yerleştirdik. Onlar bir savaş ateşi yaktığında, Allah onu söndürmüştür. Zira onlar yeryüzünde bozgunculuk için koşarlar, Allah ise bozguncuları sevmez. (3.181*5.64)

65.Eğer, Ehl-i Kitap olanlar iman edip takvâlı olsalardı, onların günahlarını örter ve naim/nimeti bol cennetlere koyardık.

66.Eğer onlar; Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirileni gereği gibi uygulasalardı; gökten ve yerden verilen nimetlere kavuşurlardı. Aralarında aşırılığa kaçmayanlar var ama onlardan çoğunun davranışı ne kötüdür!

67.Ey Rasul! Rabbinden sana ne indirilmişse onu tebliğ et, eğer böyle yapmazsan Rasullük/elçilik görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

 (2.129,151*3.164*5.67,92,99*13.40*14.4*16.35-36,82*24.54*29.18*36.16-17*40.51*

42.48*62.2*64.12*88.21-22)

68.De ki: Ey Ehl-i Kitap! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirilmiş olanı tam olarak uygulamadıkça hiçbir esasa dayanmış olmazsınız! Rabbinden sana indirilen/Kur’an, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Artık o kâfirler topluluğuna üzülme.

69.İnnellezîne âmenû/Muhakkak ki iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler ve Hristiyanlardan; âmene billâhi/Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman edip, âmile sâlihan/salih amel işleyenlere korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

(2.25,62,112,136-137*3.95*4.57,122,125*5.69*6.79,161*16.97,123*17.9*18.2*20.75,112)

70.Şüphesiz ki, Biz İsrailoğullarından kesin söz almıştık ve onlara Rasuller göndermiştik. Ama onlar hoşlanmadıkları bir şey getiren Rasullerden bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler. (2.83-84,87,90*3.21,112,181,183-184*4.155-157*5.12,46,67,70*

7.163-166*10.102-103*11.116*21.7-9)

71.Başlarına bir fitne/belâ gelmeyeceğini sandılar da gerçeklere kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti ama onların çoğu yine kör ve sağır kesildiler. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

72.Andolsun, Meryem oğlu Mesih için: o Allah’tır diyenler! kâfir oldular. Oysa Mesih şöyle demişti: Ey İsrailoğulları! hem benim hem de sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a şirk koşarsa Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehennemdir. Zalimlerin hiçbir yardımcısı olmaz!

(3.51*5.17,72-73,117*19.36*21.29*39.65*43.64*60.8-9)

73.Allah üçün üçüncüsüdür/üç ilâhtan biridir! diyenler de kâfir oldular. Oysa tek bir İlâh dışında ilâh yoktur. Bu iddialarından vazgeçmezlerse, bu kâfirler acıklı bir azaba uğrayacaktır. (3.28,118*4.139,144*5.51-52,55-57,73-73,80*9.71)

74.Hala Allah’a tevbe edip bağışlanma/mağfiret dilemiyorlar mı? Allah Gafûr’dur/çok bağışlayandır, Rahîm’dir/çok merhamet edendir.

75.Meryem oğlu Mesih sadece bir Rasuldür/elçidir. Ondan önce de Rasuller/elçiler gelip geçmiştir. Onun annesi (Meryem) iffetli bir kadındır. Her ikisi de diğer insanlar gibi yiyip içerlerdi (ilah değildi). Sen şu âyetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, bir de onların âyetlerimizi nasıl ters-yüz ettiklerini gör.

76.De ki:Size zararı veya faydası olmayan birine (ölmüş olan İsa’ya); mîn dûnillâhi/ Allah’ın peşi sıra kulluk mu ediyorsunuz? Allah, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir. (5.76*72.20-23)

77.De ki: Ey Ehl-i Kitap! Haksız yere dininizde aşırılık etmeyin. Evvelce kendileri sapmış, birçoklarını da saptırmış olan ve halâ doğru yolda olmayan bir topluluğun arzusuna uymayın! (4.171*5.77)

78.İsrailoğullarının içinden kâfir olanlar, haddi/sınırları aşarak Allah’a isyan etmeleri yüzünden; hem Davud’un, hem de Meryem oğlu İsa’nın diliyle lânetlendiler/dışlandılar. (5.13,78)

79.İşledikleri kötülüklerden dolayı birbirlerini uyarmazlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür. (3.104,110*5.63,79* 6.69*7.164*11.116*51.55*52.29*87.9*88.21)

80.Ehl-i kitaptan çoğunun kâfirleri veli/yakın dost edindiklerini görürsün. Kendi elleriyle Allah’ın gazabını dâvet etmeleri kendileri için çok kötü bir şeydir. Onlar sürekli azap içinde kalacaklardır. (3.28,118*4.139,144*5.51-52,55-57,73,80*9.71*60.1,8-9)

81.Eğer Allah’a ve bu Nebi’ye ve ona indirilene/Kur’ân’a iman etselerdi kâfirleri evliyâe/yakın dostlar edinmezlerdi. Ama onların çoğu fâsık/yoldan çıkmışlardır.

82.İnsanlardan mü’minlere düşmanlığı en şiddetli olanların, o Yahudiler ile müşrikler olduğunu göreceksin. Mü’minlere en yakınların ise: Biz Nasranîyiz/Hristiyanız! diyenler olduğunu göreceksin. Bunun sebebi onların içinde büyüklük taslamayan keşişlerin ve ruhbanların olmasıdır. (3.113-115*5.82)

83.Nasraniler/Hristiyanlar, bu Rasule indirileni işittiklerinde gerçekleri hatırlamalarından dolayı gözlerinden yaşların boşaldığını görürsün. Rabbimiz! Biz iman ettik, bizi hakka şahitlik edenlerle birlikte yaz! derler.

84.Rabbimizin bizi sâlih kullar arasına katmasını beklerken, Allah’a ve bize gelen bu gerçeğe biz neden iman etmeyelim ki! derler.

85.Böyle söylemelerinden dolayı Allah onları; ebedî kalacakları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Muhsinûn/güzel davrananların mükafatı işte budur.

86.Âyetlerimizi inkâr edip yalanlayanlar ise, onlar cehennem ahalisidir.

87.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri haram sayarak haddi aşmayın. Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez. (5.87-88*6.138-146*10.59*16.116-118*66.1)

88.Allah’ın size verdiği rızıkların helâl, temiz ve hoş olanlarından yiyin. İman ettiğiniz Allah’a karşı takvâlı olun. (2.168,172-173*5.88*6.142*16.114)

89.Allah, düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ama bilinçli olarak yaptığınız yeminlerden sizi sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozmanın keffâreti; ailenize yedirdiğinizin yemeğin ortalamasından on miskini doyurmak veya giydiklerinizin orta hallisiyle onları giydirmek yahut tahrîru rakabeh/bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunları yapamayan kimse aralıksız üç gün oruç tutar. Yemini bozmanın keffâreti işte budur. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah, şükredesiniz diye âyetlerini size böyle açıklıyor.

90.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Hamr (kişiyi uyuşturup sarhoş eden maddeler), kumar, putlar/dikili taşlar ve fal okları şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan uzak durun ki umduğunuza kavuşasınız. (2.219*4.43*5.90,91*16.67)

91.Şeytanın isteği, hamr (kişiyi uyuşturup sarhoş eden maddeler) ve kumar yoluyla sizin aranıza düşmanlık ve nefret sokmak, sizi Allah’ın zikrinden/ hatırlamaktan ve anis salâh/o namazı kılmaktan alıkoymaktır. Artık ondan vazgeçersiniz değil mi? (2.219*4.43*5.90,91*16.67)

92.Allah’a itaat edin, bu Rasulün getirdiğine itaat edin ve (haramlardan) sakının. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki Rasulün sorumluluğu sadece apaçık bir tebliğden ibarettir.

(3.32,132*4.59*5.92*8.1,20,46*24.52,54*33.71*47.33*48.17*58.13*64.12)

93.Leyse alellezîne âmenû ve amilus sâlihâti/iman edip salih amel işleyenlere takvâlı oldukları; sonra ve âmenû ve amilus sâlihâti/iman edip salih amel işlemeye devam ettikleri ve takvâlı olmaları ve takvâlı olmaya devam ettikleri sürece, daha önce yiyip içtiklerinden (günahlardan) dolayı bir sorumluluk yoktur. Zira Allah muhsinîn/iyilik yapanları sever.       

94.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah ellerinizin ve mızraklarınızın menziline giren bir kısım avı yasaklayarak sizi imtihan eder. Böylece Allah, kimin kendisinden çekindiğini ortaya çıkarır. Bundan sonra kim haddi aşarsa onun için acıklı bir azap vardır.

95.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! İhramlıyken av hayvanlarını öldürmeyin. Kim kasten onu öldürürse, öldürdüğüne denk bir hayvanı kurban olarak Kâbe’ye göndermelidir. Denklik kararını içinizden adil iki kişi versin. Veya keffaret olarak miskinleri doyurması yahut yaptığının dengi oruç tutması gerekir. Allah, önceden yaptıklarınızı bağışlamıştır. Bundan sonra kim önceki suçu tekrar işlerse Allah ona yaptığının acısını tattırır. Çünkü Allah Azîzün/çok güçlüdür, Züntikâm/ hesap sorucudur. (2.184*5.89,95*9.60*58.3-4)

96.Deniz (göl ve nehir) hayvanlarını avlamak ve yemek size helal kılındı, böylece hem siz yararlanın hem de yolcular yararlansın. İhramda olduğunuz sürece kara avı size haram kılındı. Bir gün topluca huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı takvâlı olun.

97. Allah; Beytü’l Harâm olan Kâbe’yi, haram ayları, kurbanlık hayvanları ve onlara takılan gerdanlıkları da bütün insanlar için kıyâma/ayağa kalkışa vesile yaptı. Bunlar, Allah’ın göklerde ve yeryüzünde olan her şeyi bildiğini sizin öğrenmeniz içindir. Muhakkak ki Allah Alîm’dir/her şeyi en iyi bilendir. (2.217*5.2,97*9.36)

98.Bilin ki Allah’ın cezası çetindir. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur/çok bağışlayandır,

Rahîm’dir/çok merhametlidir.

99.Rasulün görevi sadece tebliğden ibarettir. Allah, açığa vurduğunuzu da gizlediklerinizi de bilir. (5.67,98)

100.De ki: Kötü ve çirkin olan şeylerle iyi ve güzel olan şeyler aynı değildir. İsterse kötü ve çirkin şeylerin çokluğu seni etkilemiş olsun! Ey ul’ül-elbâb/ aklı selim sahipleri! Allah’a karşı takvâlı olun ki kurtuluşa eresiniz.

101.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Açıklandığında sizi zora sokacak şeylerle ilgili soru sormayın, Allah sizi onlardan muaf tutmuştur.  Eğer Kur’an indirilirken sorarsanız size açıklanır. Allah Gafûr’dur/çok bağışlayandır, Halîm’dir/çok hoşgörülüdür. (5.101*16.61*35.45)

102.Sizden önce de bazı kavimler böyle sorular sormuşlar ve sonunda hakkı inkâr eder duruma düşmüşlerdi. (2.67-72*5.102*20.83-100)

103.Allah; bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şeyi meşru kılmadı.  Ama kâfirler kendi uydurdukları yalanı Allah’a mal ediyorlar. Zira onların çoğu aklını kullanmıyorlar. (5.103*6.138-140)

104.Onlara: Allah’ın indirdiğine, Rasulün getirdiğine uyun! denildiğinde, atalarımızın üzerinde bulduğumuz bize yeter! derler. Ya ataları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler de mi?

105.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Siz kendinizden sorumlusunuz, doğru yolda olduğunuz sürece yoldan sapanlar size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, yapıp ettiğiniz şeyleri size bildirecektir. (4.84*5.105*8.53*13.11)

106.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm belirtisi geldiğinde vasiyette bulunursa aranızdan güvenilir iki kişiyi şahit tutun. Ölüm belirtisi, eğer yeryüzünde yolculuk ederken ortaya çıkarsa o zaman sizden olmayan iki kişiyi vasiyetinize şahit tutun. Şahitlerin adil olmalarından şüphelenirseniz, şahitler (kendi inançları gereği) ibadetlerini yaptıktan sonra herkesin huzurunda onlara şöyle yemin ettirin: Allah’a andolsun ki kendi yakınlarımız dahil hiç kimseyi kayırmayacağız. Allah adına ettiğimiz bu yemine sadakat göstereceğiz. Aksi halde elbette günah işlemiş oluruz! (2.182-183*5.106)

107.Şahitler yemin ettikten sonra günah işledikleri anlaşılırsa lehlerine vasiyet yapılan hak sahiplerinden iki kişiye: Allah’a andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden doğrudur. Yeminimizle hak ve hakikatın dışına çıkmayız, eğer çıkarsak zalimlerden oluruz! diye Allah’a yemin ettirilir. 

108.Böylesi, şahitliğin gereği gibi yerine getirilmesi ve yeminlerin başka yeminlerle bozulması korkusuna karşı daha uygun olanıdır. Sizler, Allah’a karşı takvâlı olun ve O’nu dinleyin. Allah, fasık/yoldan çıkan topluluğu

doğru yola iletmez.

109.Allah, Rasulleri huzurunda toplayacak ve onlara: İnsanlar sizin davetinize nasıl cevap verdiler? diye soracak, onlar da: Bizim bu konuda bir bilgimiz yoktur, bütün gaybı/idraki aşanları ancak Sen bilirsin! diyeceklerdir.  

(5.109,116*7.6*9.78*19.30-33*34.40-41,48)

110.İşte o zaman Allah, şöyle diyecektir: Meryem oğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Ruh-ul Kudüs ile desteklemiştim; sen beşikteyken ve yetişkin çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab’ı ve Hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, sonra ona üflerdin de yine Benim iznimle kuş olurdu. Doğuştan körleri ve alacalıyı da Benim iznimle iyileştiriyordun. Yine Benim  iznimle ölüleri (diri olarak) çıkartıyordun. Seni İsrailoğullarından da kurtarmıştım, çünkü onlara açık mucizelerle geldiğin halde kâfir olanlar: Bu apaçık bir büyüdür! demişlerdi.

(2.87,253*3.45-46,48-49,54-55,81-82*4.113*5.110*6.101*19.29-33)

111.Bir gün havarilere: Bana ve Rasulüme iman edin! diye vahyetmiştim. Onlar da: İman ettik; bizim Müslüman olduğumuza şahit ol! demişlerdi.

(3.52*5.111*12.15*20.38-39*28.7*91.7-8)

112.Hani havariler: Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize, mâidetem mines semâi/gökten sofra indirebilir mi? diye sormuşlardı. İsa: Eğer mü’minîn iseniz Allah’a karşı takvâlı olun! cevabını vermişti.

113.Onlar, biz istiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz huzura ersin, bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahitler olalım! demişlerdi.

114.Meryem oğlu İsa: Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Mâidetem mines semâi/bize gökten bir sofra indir. Bizim için, geçmiş ve gelecek nesillerimiz için bir bayram ve senden bir âyet/delil olsun. Bize rızık ver, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın! demişti.

115.Allah buyurdu ki: Ben onu size indireceğim. Bundan sonra sizden kim  inkâr ederse onu bu alemde kimseye vermediğim bir azaba uğratacağım!

116.Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, Allah’ın peşi sıra beni ve annemi de ilah edinin mi dedin? diye sorunca, İsa: Rabbim, Sen’i tenzih ederim/ yüceler yücesisin. Benim haddim olmayan şeyi söylemem mümkün değil! Eğer ben böyle bir söz söylemiş olsaydım Sen zaten bilirdin. Sen, benim içimden geçenleri bilirsin ama ben Sen’in ilmine vakıf olamam. Bütün gaybı/idraki aşanları bilen sadece Sen’sin! der. (5.109,116*9.78*25.17-18)

117.Bana ne emrettiysen ben onlara sadece onu söyledim. Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin! dedim. Aralarında olduğum sürece onlara şahittim. Sen beni vefat ettirdikten sonra onlar sadece Sen’in gözlemin altındaydılar. Her şeye şahit olan Sen’sin!

118.Eğer onlara azap edersen, şüphesiz onlar senin âciz kullarındır. Ama eğer onları bağışlarsan şüphesiz Sen: Azîzül/üstün ve Hakîm/hikmet sahibi olansın!

119.Allah buyurur: Bugün özü sözü doğru olanlara, doğruluklarının yarar sağlayacakları gündür. Altlarından ırmaklar akan cennetler onlar içindir. Orada ölümsüz olarak ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. En büyük kurtuluş işte budur!

(5.119*9.100*58.22*89.27-30*98.8)

120.Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların mülkü/hükümranlığı Allah’a aittir ve O her şeye Kâdir’dir/gücü yetendir.

(Harun Sorkun-GG Haziran 2022)

 

 

 

 

 

X