8/95 ENFÂL SÛRESİ
(Sûre adını ilk âyetinde geçen, enfâl kelimesinden almaktadır. Enfâl, savaşta elde edilen ganimetler anlamındadır. Mushaf’da 8nci sırada, nüzulda/inişte ise 95inci sıradadır. Medine döneminin başlarında inmiştir ve 75 âyettir.)
E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillâhirrahmânirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.
1.Sana enfâli/ganimetleri soruyorlar. De ki: Enfâl/ganimetler Allah ve Rasûlü’nündür/ kamu’nundur. Eğer mü’min iseniz; Allah’a karşı takvâlı olun, aranızı düzeltin Allah’a ve Rasûlüne itaat edin.
(NOT: Allah ve Rasûlü’nün (kamu’nun) olduğu ifade edilen ganimetleri Rasûl’ün nasıl dağıtacağı 8.41nci âyette açıklanmıştır: Buna göre: Ganimetlerin beşte biri (%20si) Allah ve Rasûlü’ne (kamu’ya); onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yol oğluna/yolda kalanlara aittir. (Geriye kalan %80 ise mücahitlerindir.) Savaşmadan elde edilen mallara ise Fey denilmektedir. Feylerin nasıl dağıtılacağ Haşr 59.6-9 âyetlerde belirtilmiştir: Feyler; Allah’a ve Rasûlû’ne (kamu’ya), onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yol oğluna/yolda kalanlara ve ayrıca fakir muhacirlere aittir. Fey’lerde; onu elde etmek için At ve deve koşturmayan mücahitlerin payı yoktur.)
2.Mü’minler o kimselerdir ki: Allah anıldığında kalpleri ürperir ve Allah’ın âyetleri tilavet edildiğinde/okunduğunda imanları artar ve Rablerine tevekkül ederler/güvenirler. (Bak. 8.2*9.124*19.76*22.54*33.22*47.17*48.4)
3.Onlar yükıymûnes salâte/o namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infâk ederler/hayra harcarlar.
4.İşte onlar gerçek mü’minlerdir. Rableri katında onlara dereceler ve bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.
5.Nitekim, Rabbin hakk/hakikat uğruna seni evinden çıkarmıştı. Ve mü’minlerden bir kısmı bundan hoşlanmamıştı. 6.Hakk/hakikat ortaya çıktığı halde, sanki göz göre göre ölüme gidiyorlarmış gibi seninle tartışıyorlardı.
7.Ve Allah, iki topluluktan (Mekke ordusu veya kervandan) birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Ve siz zayıf olanı (kervanı) istiyordunuz. Ve Allah, sözleriyle hakkı/hakikatı ortaya çıkarmak ve kâfirlerin kökünü kazımak istiyordu.
8.Mücrimler/günâhkârlar hoşlanmasa da bunlar hakkı/hakikatı ortaya çıkarmak ve bâtılı yok etmek içindir.
9.Hani siz (Bedir’de) Rabbinizden yardım istiyordunuz. O/Rabbiniz: Peş peşe (inecek) bin melekle size yardım edeceğim! diyerek cevap vermişti.
10.Ve Allah bunu size, bir müjde olsun ve kalpleriniz yatışsın diye yaptı. Zafer/yardım ancak Allah’tandır. Şüphesiz ki O/Allah, Azîz’dir/kudret sahibidir, Hakîmdir/hikmet sahibidir. (Bak. 3.126*8.10*30.47*40.51)
11.Hani O/Allah (savaştan önce), katından bir güven vermek üzere sizi hafif bir uykuya daldırmıştı. Ve sizi temizlemek ve şeytanın vesvesesini gidermek ve kalplerinizi yatıştırmak ve ayaklarınızı sabit kılmak için üzerinize gökten yağmur yağdırmıştı. (Bak.3.153-154*8.11*18.13-14*28.10)
12.Hani Rabbin meleklere vahyediyordu: Ben sizinle beraberim. Siz mü’minlere destek/cesaret verin, Ben kâfirlerin yüreğine korku salacağım! Vurun onların boyunlarına, vurun onların parmaklarına! (Bak. 8.12*9.40*16.128*26.61-62) 13.Böyle! Çünkü onlar Allah’a ve Rasûlü’ne karşı geldiler. Kim Allah’a ve Rasûlü’ne karşı gelirse şüphesiz ki Allah’ın azâbı şiddetlidir.
14.Şimdi onu/azâbı tadın. Şüphesiz ki kâfirlere ateş/cehennem azâbı vardır. 15.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Ordu halinde kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönmeyin/kaçmayın!
16.Ve mevzi değiştirme veya taktik geri çekilme gibi durumlar dışında öyle bir günde kim düşmana arkasını dönerse/kaçarsa, muhakkak ki Allah’ın gazâbına uğrar ve varacağı yer cehennemdir. Ve orası ne kötü bir varış yeridir!
17.Onları siz öldürmediniz ve lâkin onları Allah öldürdü. Ve attığın zaman da sen atmadın ve lâkin Allah attı. Bunu, mü’minleri güzel bir imtihandan geçirmek için yaptı. Muhakkak ki Allah Semî’dir/işitendir, Alîm’dir/bilendir. (Bak. 3.153-154*8.17*9.14)
18.İşte gördünüz! Ve Allah kâfirlerin tuzaklarını böyle boşa çıkarır! (Bak.3.54*6.123*8.18,30*13.42*14.46*35.10,43*40.25*52.42*86.15-16*105.1-2)
19.Eğer fetih istiyorsanız, işte fetih size geldi. Eğer (inkâra) son verirseniz bu sizin hayrınıza olur. Eğer (inkâra) dönerseniz, Biz de (yardımdan) döneriz ve sayınızın çokluğu size bir fayda vermez. Muhakkak ki Allah mü’minlerle beraberdir.
20.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah’a ve Rasûlüne itaat edin ve işittiğiniz halde (Rasûlden) yüz çevirmeyin!
21.Ve işitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın.
22.Şüphesiz ki Allah katında canlıların en kötüsü sağırlar ve dilsizler ve aklını kullanmayanlardır/akletmeyenlerdir. (Bak. 8.22-23*10.100)
23.Allah, eğer onlarda bir hayır görseydi onlara işittirirdi. Eğer onlara işittirse bile onlar yine yüz çevirirlerdi. 24.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah ve Rasûlü size hayat verecek bir şeye çağırdığı zaman, bu çağrıya uyun. Bilin ki Allah kişi ile kalbi arasına girer. Ve muhakkak ki O’nun huzurunda toplanacaksınız.
25.Sadece içinizdeki zâlimleri vurmakla kalmayacak olan fitneye karşı takvânızı takının. Ve bilin ki Allah’ın cezası şiddetlidir.
26.Hatırlayın ki, bir zamanlar siz yeryüzünde ezilen bir azınlıktınız, insanların sizi götürmesinden korkuyordunuz. O/Allah sizi barındırdı ve yardımıyla sizi destekledi ve temiz rızıklar verdi. Umulur ki şükredersiniz. 27.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah’a ve Rasûlüne bilerek ihanet etmeyin yoksa emanete hıyanet etmiş olursunuz!
28.Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız sadece bir imtihandır. Ve muhakkak ki Allah’ın yanında büyük mükâfat vardır. (Bak. 3.14*8.28*18.46*26.88-89* 34.37*63.9*64.15) 29.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Allah’a karşı takvâlı olursanız size Furkânı/hakk ile bâtılı birbirinden ayırma kabiliyetini verir ve sizin kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Ve Allah büyük lütuf sahibidir. 30.Ve bir zaman o kâfirler seni hapsetmek ev yaktülûke/veya öldürmek veya sürgün etmek için tuzak kuruyorlardı. Ve Allah da onlara karşı tuzak kuruyordu. Ve Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır!
31.Ve âyetlerimiz onlara okunduğu zaman dediler ki: Biz bunu işittik/duyduk, istesek bunun gibisini bizde söyleriz. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir!
32.Ve bir zaman dediler ki: Allah’ım! Bu (âyetler) eğer senin katından gelen bir hakk/gerçek ise gökten üzerimize taş yağdır veya bize elîm bir azâp ver!
(Bak. 8.32*18.55*26.185-187*27.71-72*29.53-54*70.1-2)
33.Ve sen onların içlerindeyken Allah onlara azâp etmez. Ve onlar bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azâp edecek değildir! 34.Ve Allah’ın onlara azâp etmemesi için delilleri mi var? Ve onlar Mescid-i Haram’ın hizmetine ehil olmadıkları halde, (mü’minlerin) Mescid-i Haram’a girmesine engel oluyorlarken Allah onlara neden azâp etmesin? Onun hizmetine ehil olanlar ancak/sadece muttâkilerdir, lâkin onların çoğu bunu bilmezler. (Bak. 8.34-35*9.17-19*22.25)
35.Ve onların Beyt’te/Kâbe’de salât/namaz/ibadet diye yaptıkları ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse inkâr etmenizden dolayı azâbı tadın! (Bak. 2.125*3.96-97*8.35*22.26-28*107.1-7) 36.Şüphesiz ki kâfirler, insanları Allah’ın yolundan çevirmek için mallarını harcıyorlar, onu yine harcayacaklar. Sonunda bu onlarda pişmanlık olacak ve sonra mağlup olacaklar. Ve kâfirler cehenneme sürülecekler!
37.Böylece Allah, pis olanı (kâfiri) temizden (mü’minden) ayıracak, pisleri (kâfirleri) birbirinin üstüne yığıp hepsini bir yerde toplayarak cehenneme sokacaktır. İşte bunlar bunlar hüsrana uğrayanlardır. 38.Kâfirlere de ki: Eğer (inkârdan) vazgeçerlerse onların geçmişteki yaptıkları bağışlanır ve eğer (inkâra) geri dönerlerse öncekilere uygulanmış olan (sünnetullah) onlara da uygulanır!
39.Ve fitne/baskı ve zulüm kalmayıncaya ve din (Allah’ın emirleri hâkim oluncaya kadar) onlarla kâtilûhüm/savaşın. Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah onların yaptıklarını görmektedir.
40.Ve eğer yüz çevirirlerse şüphesiz ki Allah sizin Mevlânızdır. O ne güzel Mevlâ ne güzel yardımcıdır.
41.Bilin ki, eğer Allah’a ve kulumuza (Rasûle) indirdiklerimize iman ediyorsanız; yevmel furkân/hak ile batılın ayrıldığı ve iki ordunun karşılaştığı o günde (Bedir’de), ganimetlerin beşte biri Allah’ın ve Rasûlü’nün (kamunun yani) onun yakınlarının ve yetimlerin ve miskinlerin/düşkünlerin ve ibnu’s-sebîl/yol oğlunundur. Allah her şeye Kadîr’dir/gücü yetendir. (Bak. 8.1,41*9.60*59.7-9) 42.O zaman (Bedir’de) siz vadinin (Medine’ye) yakın yamacında ve onlar ise uzak yamacındaydı, kervan da sizden aşağıdaydı. Ve eğer onlarla sözleşmiş olsaydınız bile böyle denk getiremezdiniz. Ve lâkin Allah bir emri yerine getirmek için böyle yaptı. Helâk olan apaçık bir delille helâk olsun ve yaşayan da apaçık bir delille yaşasın. Şüphesiz ki Allah Semî’dir/işitendir, Alîm’dir/bilendir.
43.Hani Allah rüyanda onları sana az gösteriyordu. Ve eğer onları sana çok gösterseydi korkacak ve savaş konusunda ayrılığa düşecektiniz. Ve lâkin Allah, sizi bu hale düşmekten korudu. Şüphesiz ki O, sinelerde olanları bilmektedir!
44.Ve hani siz karşı karşıya geldiğinizde; size onları az gösteriyor, onlara da sizi az gösteriyordu. Allah, takdir edilen bir iş gerçekleşsin diye böyle yaptı. Ve bütün işler Allah’a döndürülür.
45.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Bir düşman topluluğuyla karşılaştığınız zaman sabredin ve Allah’ı çok zikredin umulur ki kurtuluşa erersiniz.
46.Ve Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin yoksa korkuya kapılır ve gücünüzü kaybedersiniz. Sabredin, şüphesiz ki Allah sabredenlerle beraberdir. (Bak. 3.103-105*6.159*8.20,46*23.52-53*30.30-32*45.18)
47.Ve çalım satarak ve gösteriş yaparak yurtlarından çıkan ve insanları Allah yolundan engelleyenler gibi olmayın. Ve Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
48.Ve şeytan o zaman onlara yaptıkları işi güzel göstermiş ve demişti ki: Bugün, insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, ben de sizin yanınızdayım! İki tarafın karşı karşıya geldiğini görünce arkasını dönüp kaçtı ve dedi ki: Şüphesiz ki ben sizden uzağım sizin göremediğiniz şeyleri görüyorum, ben Allah’tan korkarım. Ve Allah’ın azâbı çok şiddetlidir! (Bak. 6.42-43*8.48*16.63*27.24*29.38*43.36-37)
49.Hani o kalplerinde hastalık olan münâfıklar diyordu ki: Bunları dinleri aldatmış. Ve kim Allah’a tevekkül ederse/güvenirse bilsin ki, muhakkak ki Allah Azîz’dir/güçlüdür, Hakîm’dir/hikmet sahibidir.
50.Ve melekler kâfirlerin canlarını alırken onların hallerini bir görseydin! Onların yüzlerine ve sırtlarına vuruyorlar ve yakıcı azâbı tadın!(diyorlardı).
51.Bu sizin kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır. Zira Allah kullarına asla haksızlık etmez! (Bak. 2.210*4.160-161*6.146,158*7.53,160*8.50-51* 9.70*10.44*11.101*16.33,118*18.49* 20.8081*29.40*30.9* 43.76)
52.Onlar tıpkı Firavun ailesi/hanedanı ve daha öncekiler gibidir. Onlar da Allah’ın âyetlerini inkâr etmişlerdi, Allah günâhları yüzünden onları yakalamıştı. Muhakkak ki Allah Kavi’dir/güçlüdür, Şedit’tir/azâbı şiddetlidir.
53.Bu şundandır: Bir kavim/halk kendisini değiştirmedikçe Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez. Muhakkak ki Allah Semî’dir/işitendir, Alîm’dir/ bilendir.
54.Onlar Firavun ailesi/hanedanı ve onlardan önceki kavimlerin yolunu izlediler ve Rabbinin âyetlerini yalanladılar. Biz de onları günâhları yüzünden helak ettik, Firavun ailesin/hanedanını da suda boğduk. Çünkü onların hepsi zâlimdi.
55.Şüphesiz ki, Allah katında canlıların en kötüsü kâfirlerdir, onlar iman etmezler.
56.Onlar kendileriyle yaptığın her antlaşmanın ardından sözlerinden dönerler ve çekinmeden antlaşmaları bozarlar. 57.Savaşta onları yakalarsan, onları öyle bir darmadağın et ki, arkalarından gelenlere ders olsun, belki ders alırlar.
58.Eğer (antlaşma yaptığın) bir kavmin ihanetinden endişe edersen, sen de antlaşmayı bozduğunu onlara bildir. Şüphesiz ki Allah hainleri sevmez. (Bak. 8.58*9.1-5) 59.Kâfirler öne geçtiklerini sanmasınlar, onlar sizi âciz bırakamazlar. 60.Onlara/kâfirlere karşı bütün gücünüzle kuvvet ve besili atlar (savaş araçları) hazırlayın. Böylece Allah’ın düşmanlarını ve sizin düşmanlarınızı, ayrıca sizin bilmediğiniz Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda infâk ettiğiniz/hayra harcadığınız her şey size eksiksiz ödenir ve haksızlığa
uğratılmazsınız. (Bak. 3.200*4.71,74-76*8.60-61*9.60)
ENFÂL SÛRESİ AÇIKLAMALARI:
AÇIKLAMA-1: KÂFİRLERE KARŞI BÜTÜN GÜCÜNÜZLE KUVVETLER VE BESİLİ ATLAR (SAVAŞ ARAÇLARI) HAZIRLAYIN!
61.Ve eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona/barışa yanaş ve Allah’a tevekkül et/güven. Şüphesiz ki O Semî’dir/işitendir, Alîm’dir/bilendir.
62.Ve onlar/kâfirler sana hile yapmak isterlerse, şüphesiz ki Allah sana yeter. O/Allah, yardımıyla ve mü’minlerle seni (Rasûlü) destekler. (Bak. 8.62*9.25-26,40*26.61-63*33.9,43,56)
63.Ve onların (mü’minlerin) kalplerini birbirine O ısındırdı. Sen dünya kadar mal harcasaydın onların kalplerini birbirine kaynaştıramazdın ve lâkin Allah kaynaştırdı. Şüphesiz ki O, Azîz’dir/güçlüdür, Hakîm’dir/ hikmet sahibidir. (Bak. 3.103*8.63)
64.Ey Nebi! Sana ve sana uyan mü’minlere (destek için) Allah yeter.
65.Ey Nebi! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi olursa onlardan iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer sizden (sabırlı) yüz kişi olursa kâfirlerden bin kişiye galip gelirler. Şüphesiz ki onlar gerçeği kavramayan bir kavimdir. (Bak.8.65-66)
66.Şimdi Allah, sizde bir zafiyet olduğunu bildi ve yükünüzü hafifletti. Allah’ın izniyle, sizden sabırlı yüz kişi olursa onlardan iki yüz kişiye galip gelir. Sizden sabırlı bin kişi de olursa onlardan iki bin kişiye galip gelir. Allah sabredenlerle beraberdir. (Bak. 8.65-66)
67.Hiçbir Nebiye, yeryüzünde/savaş alanında düşmana üstünlük sağlamadan esir almak yaraşmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyordunuz oysa Allah âhireti istiyor. Allah Azîz’dir/üstündür, Hakîm’dir/hikmet sahibidir. (Bak. 8.67*9.60*47.4)
68.Eğer, Allah’ın daha önceden verdiği bir hüküm olmasaydı, aldıklarınız (ganimet) yüzünden büyük bir azâba uğrardınız.
69.Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve temiz olanlarını yiyin ve Allah’a karşı takvâlı olun. Şüphesiz ki Allah Gâfur’dur/bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir. 70.Ey Nebi! Elinizdeki minel esrâ/o esirlere de ki: Eğer Allah kalplerinizde bir hayır olduğunu görürse, sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizin günâhlarınızı bağışlar! Ve Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir.
71.Ve eğer (esirler) sana hıyanet etmek isterlerse, daha önce de Allah’a hıyanet etmişlerdi. Allah onlara karşı sana güç/fırsat verdi. Ve Allah Alîm’dir/bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir.
72.Şüphesiz ki iman eden ve hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler (muhacirler) ve onları barındıran ve yardım edenler (ensar), işte bunlar birbirlerinin velisidirler/yardımcısıdırlar. Ve iman ettiği halde hicret etmeyenlere gelince; onlar hicret edinceye kadar sizin onları koruma sorumluluğunuz yoktur. Ve eğer onlar din konusunda sizden yardım isterlerse, aranızda barış antlaşması olan kavimler aleyhine olmadan, onlara yardım etmeniz gerekir. Ve Allah
amellerinizi/yaptıklarınızı görmektedir.
73.Ve şüphesiz ki kâfirler birbirlerinin evliyâsıdır/yardımcısıdır. Eğer siz de böyle yapmazsanız (birbirinize yardım etmezseniz) yeryüzünde fitne/zulüm ve büyük bir fesat/kargaşa çıkar.
74.İman eden ve hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler (muhacirler) ile onları barındırıp yardım edenler (ensar), işte onlar hakk/gerçek mü’minlerdir ve onlara bağışlanma ve bol rızık vardır.
75.Ve sonradan iman edenler ve hicret edenler ve sizinle birlikte cihat edenler, işte onlar sizdendir. Ve Allah’ın Kitabına/Kur’an’a göre akraba olanlar birbirlerine daha yakındır. Şüphesiz ki Allah her şeyi Alîm’dir/ bilendir. (Gözden Geçirme-Eylül 2025)
AÇIKLAMA-1: KÂFİRLERE KARŞI BÜTÜN GÜCÜNÜZLE KUVVETLER VE BESİLİ ATLAR (SAVAŞ ARAÇLARI) HAZIRLAYIN! Enfâl 8.59-60 Kâfirler öne geçtiklerini sanmasınlar, onlar sizi âciz bırakamazlar. Onlara/kâfirlere karşı bütün gücünüzle kuvvetler ve besili atlar (savaş araçları) hazırlayın. Böylece Allah’ın düşmanlarını ve sizin düşmanlarınızı ve sizin bilmediğiniz Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda infâk ettiğiniz/hayra harcadığınız her şey size eksiksiz ödenir ve haksızlığa uğratılmazsınız.
Bu Rabbimizin (mü’minlere) açık emridir. Bu konuda bizim anlamamız gereken şudur: Mü’minlerin ferdi olarak kendi başlarına (savaş araçlarına) sahip olmaları değil, buna mukabil, devletimizin tayin edeceği devlet kurumlarına infâk etmemiz/bağış yapmamız istenmektedir. Bunun başlıca örneği silah ve cephane üretiminde büyük başarılara imza atmış olan tepe kuruluşumuz SAVUNMA SANAYİ DESTEKLEME FONU/SSDF’dur. Sayın Cumhurbaşkanımız SSDF’na infâk edilmesini/bağış yapılmasını birkaç ay önce vatandaşlarımıza duyurmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu duyurusu Kur’an’ın emrine de tam olarak uygundur. Tevbe sûresi 60’ncı âyetinde sadakaların/zekâtların kimlere verileceği ayrıntılı olarak bildirilmiştir: Sadakalar/zekâtlar Allah’tan bir farz olarak ancak/sadece:
1)Fakirlere/yoksullara, 2)Ve miskinlere/düşkünlere, 3)Ve sadaka/zekât toplamaya görevli (devlet) memurlarına, 4)Ve kalpleri (islâma) ısındırılacak kimselere, 5)Ve fir rikâbi/kölelerin özgürlüğe kavuşturulmasında, 6)Ve borçlulara, 7)Ve Allah yolunda olanlara, 8)Ve ibnu’s-sebîl/yolda kalmışlara) verilir. Allah Alîm’dir/bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir.
Sadakaların/zekâtların, infâkların/hayra harcamaların ve yapılacak vasiyetlerin
SSDF gibi kamu kurumlarına verilmesinin Kur’an’a uygun olduğunun
mü'minlere doğru anlatılması çok önemlidir. Bu hususda DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI/DİB’na ve mü'minlere önemli görevler düşmektedir! Bu konunun DİB tarafından Cuma günü hutbelerde halka anlatılması hem DİB’nın dinî görevlerini hakkıyla ifa etmesini sağlayacak ve hem de mü’minlerin zekâtlarını doğru olarak devlet kurumlarına vermelerine yardımcı olacaktır. Ve nihayet SSDF’na yapılacak yardımlarla güçlü bir orduyla vatan savunmasına önemli bir katkı ve hayır yapılmış olacaktır. AÇIKLAMA-2: KUR’AN KÖLELİĞİ VE CARİYELİĞİ YASAKLAMIŞTIR!
Kur’an köleliği ve cariyeliği yasaklamıştır. Ancak, İslamdan önce köleleştirilmiş olanların varlığı da bir vakıa’dır. Onların da çeşitli yollarla hürriyetlerine kavuşmalarını sağlayacak kuralları da Rabbimiz ihdas etmiştir:
Nisâ 4.24: Vel muhsanâtü minen nisâi/evli (hür) evli kadınları nikâhlamanız haramdır, ancak ellerinizin altındaki köle kadınlar hariçtir (nikahlamanız haram değildir). İşte bunlar Allah’ın size bildirdiği hükümlerdir. Bunların dışındaki kadınlarla; muhsinîne/iffetli olmak ve zinadan uzak durmak kaydıyla; mehirlerini vererek evlenmeniz size helâldir. Mehir belirlendikten sonra, onu aranızda karşılıklı rıza ile artırıp-eksiltmenizde size bir günah yoktur. Allah Alîm’dir/bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir.
Nisâ 4.25: Muhsanâtil mü’minâti/iffetli (hür) mümin kadınları nikâhlamaya gücü yetmeyenler, fe mim mâ meleket eymânüküm/ellerinizin altındaki köle mü’min kadınları nikâhlayabilirler. Sizin imanınızı en iyi bilen Allah’tır, hepiniz birbirinizdensiniz. Onlardan; iffetli, edepli, hayâsızlık etmeyen ve gizli dost edinmemiş olanları velilerinin izni ile nikâhlayın ve mehirlerini mâ’rufa uygun olarak kendilerine verin. Evlendikten sonra fuhuş/zina yapacak olurlarsa onlara hür kadınlara verilenin cezanın yarısı verilir. Bu evlenme izni, içinizden günâha girmekten korkanlar içindir. Ama sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir.
Enfâl 8.67: Hiçbir Nebiye, yeryüzünde/savaş alanında düşmana üstünlük
sağlamadan esir almak yaraşmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyordunuz
oysa Allah âhireti istiyor. Allah Âzîz’dir/üstündür, Hakîm’dir/hikmet sahibidir.
Ancak, düşmana kesin üstünlük sağladıktan sonra esir alabilirsiniz.
Esir aldıklarınızı öldüremezsiniz! Köle yapamazsınız! O halde esirleri ne
yapacaksınız? Onları bir bedel karşılığında veya bedelsiz olarak serbest
bırakacaksınız! (Bak 47.4)
Enfâl 8.70: Ey Nebi! Elinizdeki minel esrâ/o esirlere de ki: Eğer Allah kalplerinizde bir hayır olduğunu görürse sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar! Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahîm’dir/merhametlidir. Enfâl 8.72: Şüphesiz ki iman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad edenler (muhacirler) ve onları barındırıp yardım edenler (ensar), işte bunlar birbirlerinin velisidirler/yardımcısıdırlar. İman ettiği halde hicret etmeyenlere gelince; onlar hicret edinceye kadar sizin onları koruma sorumluluğunuz yoktur. Eğer onlar din konusunda sizden yardım isterlerse, aranızda barış antlaşması olan kavimler aleyhine olmaksızın, onlara yardım etmeniz gerekir. Allah amellerinizi/yaptıklarınızı görmektedir. Enfâl 8.74: İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ile onları barındırıp yardım edenler, işte onlar gerçek mü’minlerdir, onlara bağışlanma ve bol rızık vardır.
Enfâl 8.75: Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihat edenler de sizdendir. Ancak, Allah’ın Kitabında akraba olanlar birbirlerine daha yakındır. Şüphesiz ki Allah Alîm’dir/ bilendir.
Tevbe 9.60: Sadakalar/zekâtlar Allah’tan bir farz olarak ancak: fakirlere/ yoksullara ve miskinlere/düşkünlere ve sadaka/zekât toplayan memurlara ve kalpleri kazanılacak/ısındırılacak kimselere ve fir rikâbi/kölelerin özgürleşmesine ve borçlulara ve Allah yolunda (savaş dahil kamu harcamalarına) ve ibnu’s-sebîl/yol oğluna (Allah yolunda olanlara) verilir. Allah Alîm’dir/bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir. Görüldüğü üzere; sadakaların/zekâtların verileceği kişilerden birisi de kölelerin özgürlüğüne kavuşturulmalarıdır.
Nûr 24.33: Ama, evlenme imkânı bulamayanlar; Allah lütfuyla onları zengin edinceye kadar iffetlerini/namuslarını korusunlar. Mimmâ meleket eymânüküm/ellerinizin altındaki/kadın ve erkek kölelerden mükâtebe/azatlık sözleşmesi yapmak isteyenler olursa, onlar için bir hayır görürseniz mükâtebe/ azatlık sözleşmesi yapın ve Allah’ın size vermiş olduğu mallardan onlara verin/onları destekleyin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için evlenmek isteyen feteyâtiküm/kadın ve erkek gençlere baskı yaparak onları alel bigâi/fuhşa zorlamayın. Onlara baskı yaparak zorlayan herkes iyi bilsin ki, bu zorlanmalarından dolayı; Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahıym’dir/merhametlidir. Muhammed 47.4: Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Kâfirlerle savaşta karşılaştığınızda hattâ izâ eshantümûhum/kesin üstünlük sağlayıncaya kadar fe darber rikâb/boyunlarını vurun. Sonunda hâkimiyeti tam sağladığınız zaman onları sıkıca bağlayın/esir alın! Sonra onları (esir aldıklarınızı) ya bedelsiz/ karşılıksız olarak veya bir fidye/bedel karşılığında serbest bırakın, böylece savaşın ağır sonuçları tamamen ortadan kalksın. Eğer Allah dileseydi, onları bizzat cezalandırırdı, fakat O sizi birbirinizle denemek için savaşı emretti. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını asla boşa çıkarmaz.
[NOT:Savaş esirleri köle yapılamazlar ve öldürülemezler! Onların ya bir fidye
Karşılığında veya bedelsiz olarak serbest bırakılması Rabbimiz’in açık emridir.
Ayrıca esirlere işkence yapılamayacağı da izahtan varestedir. İslamda kadınların
ve erkelerin köle yapılması yasaklandığı halde, bazı ilâhiyatçıların köle yapılan
kadınların cariye yapılarak onların cinselliğinden istifade edilmesine ruhsat
vermeleri Kur’an’a atılan çok büyük bir iftiradır ve Allah’a şirk koşmaktır!]
ENFÂL SÛRESİ | Kuran Meali - Kuran Yolcularına Selamlar