21 Temmuz 2026 Salı
MENÜ
SON YAZILAR

YÂSÎN SÛRESİ

36/39 YÂSÎN SÛRESİ

(Adını sûrenin başındaki; Ey İnsan! mânasına gelen ve iki harften oluşan huruf-u mukattaa’dan almıştır: Yâ! Sîn! Mekke döneminde nazil olmuştur. Mushaf’da 3’ncı, inişte 39’ncu sıradadır ve 83 âyettir. 70’nci âyetinde: Diri/sağ olanları uyarmak ve kâfirlere de azâp sözünün hakk/gerçek olması içindir! Bu ifade: Kur’an’ın’ın ölülere değil dirilere hitap ettiğinin en açık delilidir! Mü’min kardeşlerim, lütfen uyanın!) 

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillâhirrahmânirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.Yâ! Sîn!

2.Ve hikmetli Kur’an’a andolsun, 

3.Şüphesiz ki sen gönderilen Rasûl’lerdensin,

4.Alâ sırâtım müstekıym/dosdoğru bir yol üzeresin.

5.Azîz/güçlü, Rahîm/merhametli olan indirmiştir,

6.Ataları uyarılmadığı için gaflet içinde olan bir kavmi uyarman içindir.

7.Andolsun ki çoğunun üzerine söz/azâp hakk/gerçek olmuştur. Onlar iman etmezler. (Bak.10.33,96*36.7*39.19,71*40.6)

8.Şüphesiz ki Biz onların boyunlarına çenelerine kadar dayanan demir halkalar geçirdik. Bu yüzden başları yukarıya kalkıktır.

9.Ve önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik, onları çepeçevre kuşattık. Onlar gerçeği görmezler.

10. Ve onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, onlar iman etmezler. (Bak. 6.25*10.33,96*36.10)

11.Sen ancak zikre/Kur’an’a tabî olan ve gaybdaki/ görmediği Rahmân’a saygı duyanları uyarabilirsin. Onlara mağfiret/bağışlanma ve değerli bir ödülü müjdele.

12.Şüphesiz ki ölüleri Biz dirilteceğiz. Ve onların önden gönderdiklerini de ve geride bıraktıklarını da yazarız. Ve imâm-ı mübînde/apaçık bir imâmda (amel defterinde) her şeyi kaydetmekteyiz. (Bak.17.13-14,71*18.49*21.49*35.18* 36.12*45.28-29*56.27*67.12*69.18-29*75.13*78.40*82.10-13*84.7-12*          99.6-8)

13.Onlara o şehir halkını misal ver: Hani onlara Rasûller gelmişti.

14.Hani onlara iki Rasûl göndermiştik, onlar ikisini de yalanlamışlardı, üçüncüsü ile destekledik. Dediler ki: Şüphesiz ki biz size gönderilmiş Rasûlleriz!

15.Dediler ki: Siz de bizim gibi bir beşerden başka bir şey (yani Rasûl) değilsiniz. Ve Rahmân herhangi bir şey/Kitap indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz! (Bak. 11.12*14.11*17.94-95*21.3*23.24,33-34,47*26.154,186*36.15*                54.24-25*64.6)

16.Dediler ki: Rabbimiz biliyor ki şüphesiz ki biz size gönderilmiş Rasûlleriz!

17.Ve bize düşen, sadece apaçık tebliğdir!

(Bak. Rasûle düşen sadece apaçık tebliğdir ile ilgili âyetler: 5.67,92,99*13.40*16.35,82*24.54*29.18*36.17*42.48* 64.12*88.21)

18.Dediler ki: Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. (Tebliğden) Vaz geçmezseniz sizi kovacağız ve bizden size elîm bir azâp dokunacaktır. 

19.Dediler ki: Uğursuzluğunuz sizdendir/kendinizdendir. Size öğüt verildi diye mi? Doğrusu siz haddi aşan bir kavimsiniz!

20.Ve o sırada şehrin öbür tarafından bir adam koşarak geldi dedi ki: Ey kavmim! Bu Rasûllere uyun!

21.Sizden bir ücret istemeyen ve hidâyete ermiş olan bu kimselere uyun!

22.Ve ben neden beni yaratana kulluk etmeyeyim? Ve O’na döndürüleceksiniz! 

23.O’nun peşi sıra başka ilâhlar edinir miyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermeyi dilese, onlar (o ilâhlar) bana zerre kadar şefaat/aracılık edemezler ve beni hiçbir şey kurtaramaz.                           

(NOT: Şefaat yetkisi sadece Allah’a mahsustur. Mahşerde şefaat edeceğini söyleyen sahtekârlara/ müşriklere kanmayın. İlgili âyetler için Bak. 2.255 notu)

24.Şüphesiz ki ben (Allah’tan başka bir ilâh edinirsem), o zaman apaçık bir sapıklığa düşmüş olurum.

25.Şüphesiz ben sizin Rabbinize iman ettim, gelin beni dinleyin!

26.Ona denildi ki: Haydi cennete gir! Dedi ki: Ne olurdu, kavmim bunu bilseydi?

27.Rabbimin beni bağışladığını ve ikram edilenlerden kıldığını!

28.Ve onun arkasından kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik ve indirecek de değildik!

29.Korkunç bir sesten başka bir şey değildi, onlar hemen söndüler (sönmüş ateşe döndüler).

30.Yazıklar olsun o kullara, kendilerine ne zaman bir Rasûl gelse mutlaka onunla alay ederlerdi! (Bak. 6.10*13.32*15.11,95*21.41*36.30)

31.Kendilerinden önce nice kuşakları/nesilleri helâk ettiğimizi görmüyorlar mı? Onlar bir daha (dünyaya) geri dönemezler.

32.Ve onların hepsi elbette toplanıp huzurumuza getirilecektir.

33.Ve ölü toprak onlar için bir âyettir/delildir. Onu/toprağı canlandırdık ve ondan daneler/ürünler çıkardık, ondan yiyorlar.

34.Ve orada hurma bahçeleri ve üzüm bağları yarattık ve içlerinde pınarlar akıttık.

35.Onun ürünlerinden ve elleriyle ürettiklerinden yesinler diye. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

36.Yerin bitirdiklerinden ve kendi nefislerinden ve bilemeyecekleri bütün şeylerden/varlıklardan çiftleri yaratan Allah Sübhân’dır/eksiklerden uzaktır.

37.Ve gece onlar için bir âyettir/delildir. Gündüzün ışığını çekip alırız da birde bakarlar karanlığa dalmışlar.

38.Ve Güneş de kendi yörüngesinde akıp gidiyor. Bu, Azîz/kudretli, Alîm/bilenin takdiridir (yasasıdır).

39.Ve Ay’a da menziller/safhalar belirledik. Biz onu; kuru ve eğik bir hurma dalı haline gelinceye kadar çeşitli safhalardan geçirdik. (Bak 10.5*36.39)

40.Ne güneş aya erişebilir ve ne de gece gündüzü geçebilir. Ve her biri kendi yörüngesinde yüzerler. (Bak. 2.164*3.190*6.96*10.5*17.12*21.33*25.62* 36.37-40*39.5*41.37*55.5)

41.Ve onlar için bir âyet/delil de nesillerini dolu bir gemide (Nûh’un gemisinde) taşımamızdır.

42.Ve kendileri için onun gibi binecekleri şeyleri yaratmamızdır.

43.Ve eğer dilersek onları suda boğarız, onların feryadına kimse yetişemez ve onları kimse kurtaramaz.

44.Ancak katımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar yaşatmamız müstesnadır.

45.Ve onlara denildiğinde: Geçmişte yaptıklarınız ve gelecekte yapacaklarınızdan dolayı takvâlı olun ki size merhamet edilsin!  

46.Ve Rablerinin âyetlerinden bir âyet kendilerine gelse onlar/kâfirler mutlaka yüz çevirdiler. (Bak. 6.4*11.17*12.103,106*13.1*16.83*36.46)

47.Ve onlara/kâfirlere denildiğinde: Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden infâk edin/hayra harcayın! O kâfirler mü’minlere derler ki: Allah’ın dilediği taktirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz!

(NOT: “Allah’ın dilediği taktirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız?” sözünü ben çevremde olan insanlardan zaman-zaman işitiyorum, sanırım ki benzer sözleri sizler de işitiyorsunuz.

Kâfirlerin kendileri sapık oldukları halde mü’minlere derler ki: “Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz!” Onlar gerçekleri ters-yüz etmekte çok mahirdirler, sakın onlara inanmayın/kanmayın.)

48.Ve derler ki: Bu vaad/Kıyametin kopması ne zaman? Eğer doğru söylüyorsanız?

49.Ve onlar birbirleriyle çekişirken, kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesten/çığlıktan başka bir şey beklemiyorlar.

50.O zaman ne bir vasiyette bulunabilirler ve ne de ailelerine dönebilirler.

51.Ve Sûr’a üflenince onlar, kabirlerinden (kalkıp) Rablerine koşarlar.

52.Derler ki: Eyvah bize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu Rahmân’ın vaat ettiğidir. Ve Rasûller doğru söylemişler!

53.Başka değil, sadece bir tek sesten/çığlıktan ibarettir. Hepsi diriltilip, derhal huzurumuza getirilip toplanmıştır.

54.Bugün hiç kimseye zerre kadar zulm/haksızlık edilmez ve sadece yaptıklarının karşılığını çekerler.

55.Şüphesiz cennet ashabı/ehli bugün keyifli bir uğraş içindedir.

56.Onlar ve eşleri gölgeliklerde koltuklara oturmuşlardır.

57.Onlara orada meyveler ve istedikleri her şey vardır.

(Adn Cennetleri için: Bak.9.72*13.23*16.31*18.31*20.75-76*25.15-16*

35.33-35*36.55-57*38.49-51*39.33-35* 40.8*41.30-33* 42.22*43.68-71* 44.55-57*47.15*50.31-35*61.12*98.7-8)

58.Merhametli Rablerinin sözü: Selâm size! dir.

59.Ve ey mücrimler/günahkârlar! Bugün siz ayrılın!

60.Ey Âdemoğulları! Size söylemedim mi? Şeytana tapmayın, muhakkak ki o sizin apaçık düşmanınızdır! (Bak. 4.117*19.44*36.60)

61.Ve yalnız Bana kulluk edin, dosdoğru yol budur!

62.Ve and olsun o/şeytan sizden pek çok nesli saptırdı, neden akletmediniz (aklınız neredeydi)?

63.İşte bu, size vaad edilen cehennem!

64.İnkâr ettiğiniz için bugün oraya girin! (Bak. 8.37-38*36.59,64*37.21*                44.49-50*50.20*51.14*52.13-14*55.43-44*67.27*70.44*83.16-17)

65.Bugün onların ağızlarını mühürleriz ve Bize elleri anlatır ve ayakları da kazanmış olduklarına/günâhlarına şâhitlik eder.                                                  (Bak. 17.36*24.24*36.65*41.20)

66.Eğer dileseydik onların gözlerini kör ederdik. O zaman yolu bulmak isteseler nasıl göreceklerdi?

67.Eğer dileseydik onların şekillerini değiştirirdik, ileri gitmeye de geri dönmeye de güç yetiremezlerdi!

68.Ve kime uzun ömür verirsek yaratılışını tersine çeviririz. Hâlâ akıl etmiyorlar mı? (Bak. 16.70*36.68)

69.Ve ona/Rasûle şiir öğretmedik ve ona yakışmaz da. Bu sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. 

70.Diri/sağ olanları uyarmak ve kâfirlere de azâp sözünün hakk/gerçek olması içindir! (Bak. 19.98*35.22*36.70)

(NOT: Rabbimiz: Kur’an, diri/sağ olanları uyarmak içindir buyurduğu halde insanların bazıları onun Arapça metnini okuyarak ölülerin ruhuna hediye ediyorlar. Kur’an’ı anlamadan okumanın okuyana bir sevabı yoktur, olmayan sevabın ölülere gönderilmesi de akla ziyandır. Diri/sağ olanlar, Arapça metnini okuyunca eğer manâsını anlamıyorsa mutlaka Türkçe meallerini okuyarak Kur’an’ın kendisinden ne istediğini anlamalı/ öğrenmeli ve onu yaşamaya gayret etmelidir. Zira Kur’an bir hayat kitabıdır ve mü’minlere hayat rehberdir. Kur’an; kâfirlere de âzap sözünün hakk/gerçek olması içindir! (Fâtır.35.22)  Ve dirilerle ölüler bir değildir. Şüphesiz ki Allah dilediğine/hak edene işittirir. Sen, kabirlerdekilere işittiremezsin!

Rabbimiz Rasûlü’ne: Sen, kabirlerdekilere işittiremezsin! Buyurduğu halde bazı hocaların kabirde yatanlara talkın adı altında kopya vermeye çalışmaları insanlarla alay etmek değil de nedir? Lütfen araştırın ve aklınızı kullanın!)

71.Sahip oldukları en’am cinsi hayvanları kudretimizle onlar için yarattığımızı onlar görmüyorlar mı?

72.Ve onları/en’am’ı bunlara/insanlara boyun eğdirdik. Onların bazısına biniyorlar ve bazısını da yiyorlar.

73.Ve onlarda insanlar için çeşitli menfaatlar ve içecekler (süt) vardır. Onlar hâlâ şükretmeyecekler mi?

(Bak.6.142*16.5-8,66-69,80*23.21*36.71-73*39.6*40.79-80*43.12-13)

74.Ve Allah’ın peşi sıra ilâhlar edindiler. Sanki onların yardımları dokunacak?  (Bak. 19.81*29.25*36.74)

75.Onların/ilâhların yardıma güçleri yetmez. Ve kendileri onların/ilâhların hizmetine girmiş askerleridir.

(Bak. 2.166-167*7.197-198*13.14*17.56*18.52*19.82* 25.3*28.62-64* 29.25*35.14*36.74-75*46.5*67.20,27)

76.Onların sözleri seni üzmesin! Biz onların gizlediklerini de biliriz ve açığa vurduklarını da biliriz (Bak.2.77*3.5*6.3*11.5*14.38*16.19,23* 20.7*21.4*24.2* 27.25,74*28.69*36.76*64.4*87.7)

77.İnsan kendisini bir nutfeden (bir damla sudan) yarattığımızı görmedi mi? Şimdi o apaçık bir hasım/ düşman kesildi.

(NOT: Nutfe’nin; meni-sperm-zigot-döllenmiş yumurta gibi kullanımları vardır. Nutfe’nin geçtiği âyetler: 16.4*18.37*22.5*35.11*36.77*40.67*53.46*76.2* 80.19*86.6)

78.Ve kendi yaratılışını unutur ve Bize misal getirir. Der ki: Kemikleri kim diriltecek ve onlar çürümüşken?                                    

(Bak.6.29*13.5*17.49,98*19.66-67*23.35,82*27.67*32.10*36.77-78*

37.16,53*44.35*50.3,15*56.47*64.7*75.3*79.10-11)                  

79.De ki: Onları ilk defa yaratan diriltecektir. Ve O, her şeyi yaratmaya Alîm’dir/bilendir!

80.O, sizin için yemyeşil ağaçtan ateşi çıkarır. Şimdi siz O’ndan (ateş) yakıyorsunuz.

81.Gökleri ve yeri yaratan, onların/insanların benzerini yaratmaya muktedir olamaz mı? Elbette olur! Ve O, Hallâk’tır/yaratandır, Alîm’dir/bilendir.     

(Bak. 6.2*17.99*36.81*40.57*46.33*50.15*79.27-28)       

82.Bir şeyin olmasını dileyince, ona sadece Ol! der; o da hemen oluş sürecine girer. (Bak. Allah’ın ol! demesiyle ilgili âyetler:

2.117*3.47,59*6.73*16.40*19.35*36.82* 40.68*54.50)                               

83.O Sübhân’dır/noksandan münezzehtir. Her şeyin hükümranlığı elinde olandır. Ve O’na döndürüleceksiniz! 

***************************************************************