21 Temmuz 2026 Salı
MENÜ
SON YAZILAR

YÛNUS SÛRESİ

10/70 YÛNUS SÛRESİ

(Sûre adını 98’nci âyetinde geçen, Yûnus’un kavmi dışında başka hiçbir kavim olmadı! ifadesinde geçen Yûnus adından almaktadır. Mekke döneminde nazil olmuştur. Mushafda 10’ncu, inişte 70’nci sıradadır ve 109 âyettir.)

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillâhirrahmânirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.Elif! Lâm! Râ! İşte bunlar, o hakîm (doğru hükümler içeren) Kitab’ın/Kur’an’ın âyetleridir.                                                

2.İçlerinden bir adama (Muhammed’e); insanları uyar ve iman edenlere Rableri katında yüksek makamları olduğunu müjdele! diye vahyetmemiz onlara çok mu tuhaf geldi ki o kâfirler dediler ki: Şüphesiz ki bu apaçık bir sihirbazdır! 

3.Şüphesiz Rabbiniz o Allah’tır ki, gökleri ve yeri altı günde/ evrede yarattı, sonra Arş’a istiva etti/hükümran oldu, her şeyin yasasını/kuralını koydu. O’nun izni olmadan hiç kimse şefaatçı/ aracı olamaz. İşte bu sizin Rabbiniz Allah’tır, O’na kulluk edin. Halâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?                                          

(NOT: Şefaat sadece Allah’a mahsustur. Mahşerde şefaat edeceğini söyleyen sahtekârlara/müşriklere kanmayın. İlgili âyetler için Bak. 2.255 notu)

4.Allah’ın vaadi haktır/gerçektir, hepinizin dönüşü O’nadır. Muhakkak ki O, ilk önce yaratır sonra onu/yaratmayı (ahirette) tekrarlar. Bu (tekrar yaratma); iman eden ve sâlih amel işleyenlere mükâfatlarını adaletle vermek içindir. Ve kâfirlere inkârlarından dolayı kaynar sudan içecekler ve elîm bir azâp vardır.         

(Bak. 2.28*10.4*17.51*30.11,27*53.47*56.57*75.40*85.13) 

(NOT: Öldükten sonra yeniden diriltileceğiz ve herkese hak ettiğinin karşılığı mutlaka verilecektir: İman eden ve sâlih amel işleyenlere (cennet), kâfirlere de inkâr ettikleri için kaynar sudan içecekler ve elîm bir azâp (cehennem) vardır. Yani, herkes Dünyada kendi yaptıklarının karşılığını ahirette görecek ve hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir.)

5.O/Allah, Güneşi bir ışık kaynağı, Ay’ı bir nûr/ışığı yansıtıcı yaptı, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için aya menziller belirledi. Allah, bunları ancak hakk/hakikat ile yaratmıştır. O, bilen bir kavim için âyetlerini ayrıntılı olarak açıklamaktadır.        (Bak. 6.97-98,114,126,154*7.32,52,145,174*9.11*10.5,24*11.1-2*12.1,111*13.2*16.89* 17.12*30.28*41.2-3)                                                                                           

(NOT:O gökleri ve yeri hakk ile yarattı cümlesinin geçtiği âyetler: 6.73*10.5*14.19*15.85*16.3*29.44*30.8*39.5*44.39* 45.22*46.3*64.3)

6.Gece ve gündüzün birbiri peşi sıra gelişinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattıklarında takvâ sahibi kavimler için nice âyetler/ deliller vardır.      

7.Muhakkak ki dünya hayatından hoşlanarak onunla tatmin olan ve Bize kavuşmayı ummayanlar ve âyetlerimizden gâfil olanlar var.

8.İşte bunların yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer ateştir.

9.Şüphesiz ki iman eden ve sâlih amel işleyenleri Rableri  imanları sebebiyle hidâyete erdirecek, içlerinde ırmaklar akan Naim cennetlerine koyacaktır.

10.Onların oradaki/cennetteki duası; Allah’ım Sen Sübhân’sın/ noksanlıktan uzaksın ve birbirlerine esenlik dilekleri selam’dır.  Dualarının sonu; Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur!  (Bak.10.10*13.23-24*19.62-63*33.44*            56.25-26)

11.Ve insanların hayrı acele istedikleri gibi, eğer Allah da onlara şerri/cezayı acele verseydi onların ecelleri gelmiş olurdu. Bize kavuşmayı ummayanları azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

12.Ve insanlara bir sıkıntı dokunduğu zaman; yan yatarken veya otururken veya ayaktayken Bize dua ederler. Sıkıntılarını giderdiğimizde ise, sanki bu sıkıntı yüzünden Bize yalvarmamış gibi çekip giderler. İşte böyle, haddi aşanların yaptıkları şeyler onlara cazip görünür. (Bak. 10.12,22*16.53-55*17.67*29.65-66*  30.33-34*31.32*39.8,49*42.47-48)

13.Ve andolsun ki, Rasûller kendilerine apaçık belgelerle geldikleri halde sizden önceki nice nesilleri iman etmeyip, (kendilerine) zulmettikleri için helâk ettik. Günâhkâr kavimleri işte böyle cezalandırırız.

14.Sonra; onların ardından nasıl davranacağınızı görmek için sizi yeryüzünde/o yerlerde halifeler/sorumlular kıldık.

15.Ve Bizimle karşılaşmayı ummayanlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman dediler ki: Bize bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir! De ki: Ben onu kendiliğimden değiştiremem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Şüphesiz ki Rabbime isyan edersem, büyük gün’ün/Mahşer Günü’nün azâbından korkarım! (Bak. 6.15*10.15*17.73-75*46.8*53.2-4*69.43-47)  

16.De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım ve onu size bildirmezdim. Bundan önce aranızda bir ömür boyu yaşadım. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? 

17.Yalan uydurarak Allah’a iftira eden veya O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kim olabilir? Şüphesiz ki mücrimler/suçlular iflah olmazlar.                            (Bak. 6.21,93,144*7.37* 10.17*11.18*18.15*29.68*35.40*39.32* 61.7)

18.Ve Allah’ın peşi sıra, kendilerine faydası da zararı da olmayan şeylere kulluk ediyorlar ve diyorlar ki: Allah katında bunlar bizim şefaatçilerimiz! De ki: Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyin haberini mi veriyorsunuz? O, onların ortak koştuğu şeylerden Sübhan’dır/münezzehtir ve Teâlâ/ yücedir!            

19.Ve insanlar önceleri sadece bir tek ümmetti, sonra ihtilafa düştüler. Ve eğer daha önce bu konuda Rabbinin verilmiş bir sözü/hükmü olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri konularda hemen hüküm verilirdi.                                                        (Bak. 2.213*4.65,105*6.114*10.19,57* 11.110*16.64*20.129*41.45)

20.Ve diyorlar ki:Rabbinden ona bir âyet/mûcize indirilseydi ya! De ki: Gaybın bilgisi sadece Allah’a mahsustur. Bekleyin, ben de sizinle birlikte bekliyorum! (Bak. 10.20*20.133*29.50-51)                                                                                      21.Ve insanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra bir rahmet tatdırdığımız zaman âyetlerimize karşı hemen tuzak kurmaya başlarlar. De ki: Allah’ın tuzağı daha hızlıdır. Elçilerin/meleklerin kurduğunuz tüm tuzakları yazdıklarını bilin!       

22.Sizi karada ve denizde gezdiren/yürüten O’dur. Hatta, bindikleri (yelkenli) gemi tatlı bir rüzgârla yol alırken ve yolcular keyifli oldukları bir sırada, şiddetli bir fırtına çıkar ve dalgalar her yandan onları kuşatır. O zaman dini yalnız Allah’a has kılarak dua ederler: Bizi bu felâketten kurtarırsan andolsun ki Sana şükredenlerden olacağız! (Bak. 10.12,22*16.54-55*17.67,70*23.21-22*29.65-66*                     30.33-34*31.32*39.8,49* 40.64*42.48* 43.12*45.16*95.4) 

23.Onları kurtarınca, onlar yeryüzünde haksız yere taşkınlık ederler. Ey insanlar! Dünya hayatının menfaatları için sizin taşkınlığınız sadece kendinize zarar verir. Sonra dönüşünüz Bize’dir, yaptıklarınızı size haber vereceğiz! (Bak. 6.63-64* 10.12,22-23*11.9*16.53-54*17.67*29.65*30.33* 31.32*39.8,49*42.48) 24.Şüphesiz ki dünya hayatı gökten indirdiğimiz yağmurla hayat bulup yeşeren, insanların ve hayvanların yararlandıkları yeryüzü bitkileri gibidir. Yeryüzü yağmurun suyuyla boy atıp gürleşir, sonunda süslenip güzelleşir. Ekip biçenlerin orada egemenlik sahibi olduklarını sandıkları bir sırada, bir gece vakti veya güpegündüz emrimiz gelir ve orayı hiç bitki bitmemiş gibi kupkuru yaparız. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi ayrıntılı olarak işte böyle açıklıyoruz!            (Bak. 10.24*18.45*27.60-61* 39.21*57.20*67.30*68.17-20)                       

25.Ve Allah; kullarını selam yurduna/cennete çağırıyor ve dileyene/hak edene hidâyet ediyor/doğru yola iletiyor.                        

26.Güzel amel işleyenlere daha güzeli ve fazlası vardır. Ve onların yüzlerine kara/leke de zillet/aşağılanma da bulaşmaz. Onlar cennet halkıdır, orada ebedî kalacaklardır.                                 

27.Ve kötülük yapanların cezası yaptıkları kötülüğün misli/aynısı kadardır. Ve onları bir zillet/aşağılanma kaplar. Onları Allah’ın gazâbından koruyacak hiç kimse yoktur. Yüzlerine zifiri bir gecenin karanlığı sıvanmış gibidir. İşte onlar cehennem ahalisidir ve orada ebedî kalacaklardır.                                                                (NOT: İman edip sâlih amel işleyenler cennete gideceklerdir:                                  1.Allah kullarını selâm yurduna/cennete çağırıyor ve dileyene/ hak edene hidâyet ediyor.                                                                                                              2.İman edip sâlih amel işlemek, cennete gitmenin olmazsa olmaz şartıdır. Allah, sâlih amel işleyenlere daha güzelini verdiği gibi daha da fazlasını veriyor. 3.Kötülük yapanlara da yaptıkları kötülüğün misli/aynısı kadar ceza veriyor.

Netice: Allah’ın doğru yolunu seçenlerin cennete gitmesi son derece kolay değil mi? Ayrıca bu konuyu destekleyen başkaca âyetler de var. Örnek: Büyük günâhlardan kaçınırsanız sizin  küçük günâhlarınızı örterim! bunlardan sadece birisidir.)

28.Ve O Gün/Mahşer Günü onların hepsini toplarız. Sonra şirk koşanlara diyeceğiz ki: Siz ve şirk koştuklarınız yerinizde bekleyin ve onları birbirinden ayırırız. Ortak koştukları onlara derler ki: Siz bize kulluk etmiyordunuz!

(Bak. 2.166-167*10.28-29*14.22*16.86*17.56*19.82*25.3,18-19*28.62-64*29.25* 30.13*35.14*36.74-75*46.5-6)

29.Ve sizinle bizim aramızda Allah şahittir ki, sizin bize kulluk ettiğinizden haberimiz yoktu! (Bak. 2.86,161-162*3.77,88* 16.85*21.40* 32.29*35.36*40.49* 43.75)

30.İşte burada her nefis geçmişte yaptıklarını karşısında bulacak ve gerçek Mevlâları olan Allah’ın huzuruna çıkarılacaklardır. (İlâh diye) uydurdukları şeyler onları yüzüstü bırakıp gidecektir.

31.De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ve gözler ve kulaklar kimin mülkü? Ve ölüden diriyi çıkaran ve diriden ölüyü çıkaran kimdir? Ve bütün işleri yöneten kimdir? Allah! diyecekler. De ki: Takvâlı olmayacak mısınız?

32.İşte O Allah, sizin hakk/gerçek Rabbinizdir. Hakk’tan/ gerçekten sonra sapıklıktan sonra ne vardır? Nasıl (sapkınlığa) döndürülüyorsunuz? (Bak. 2.147*10.32*14.18*18.29*29.61* 47.3*44.43*47.3*64.2*76.3*80.12)

33.İşte böyle, Rabbinin; onlar artık iman etmezler! hükmü, fâsıklar/yoldan sapmışlar için gerçekleşmiş oldu.

34.De ki: Ortak koştuklarınız arasında önce yaratıp (öldükten) sonra tekrar diriltecek olan var mı? De ki: Allah ilk önce (yoktan) yaratır (öldükten) sonra (tekrar) yaratır/diriltir. Nasıl oluyor da döndürülüyorsunuz?

35.De ki: Ortak koştuklarınız arasında hakka/doğruya hidâyet edecek/götürecek birisi var mı? De ki: Allah hakka/doğruyu hidâyet eder. Hakka/doğruya hidâyet eden/götüren mi, yoksa kendisi götürülmedikçe onu bulamayan mı tabî olunmaya daha lâyıktır? Size ne oluyor? Nasıl böyle hüküm veriyorsunuz?

36.Ve onların çoğu zandan başkasına uymazlarlar, zan ise hakk’tan/gerçekten hiçbir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını Âlim’dir/bilendir.

37.Ve bu Kur’an Allah’ın peşi sıra başkaları tarafından uydurulmuş değildir. Ve lâkin kendisinden önceki Kitap’ları tasdik eder ve o Kitabı açıklar, onda şüphe yoktur, O Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

(Bak.2.23-24,41-42,89-91,97-99,136-137, 213*3.3-4,81-84*4.47-48*5.48-49* 6.90-93*10.37-39*11.13-14*12.111*16.101-102*17.88*21.5-6*25.4-6*26.192-199*32.2-3*35.31-32*39.1-2*40.2-3*41.2-3,42*42.24*45.2-3*46.2-3,8,12-13,30-31*52.33-34)

38.Yoksa onu (Muhammed) kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: Eğer doğru söylüyorsanız Allah’tan başka kim varsa onları da çağırın ve onun benzeri bir sûre getirin!

39.Hayır! onlar bilmedikleri ve te’vîlüh/yorumunu kavrayamadıkları ve gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamıştı. Zâlimlerin âkibetinin nasıl olduğuna bak!

40.Ve içlerinden ona (Kur’an’a) inanacak olanlar var ve inanmayacak olanlar da var. Ve Rabbin fesatçıları en iyi bilendir.

41.Ve eğer seni yalanlarlarsa de ki: Benim yaptıklarım bana ve sizin yaptıklarınız size aittir. Siz benim yaptıklarımdan sorumlu değilsiniz ve ben de sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim!

42.Ve onların içlerinden seni dinlemeye gelenler de vardır. Ve onlar akıllarını kullanmazsa sen sağırlara duyurabilir misin?

43.Ve onların içlerinden sana bakanlar da vardır. Basiretleri yoksa sen körlere doğru yolu gösterebilir misin?

44.Şüphesiz ki Allah insanlara zerrece zulmetmez. Ve lâkin insanlar kendi kendilerine zulmediyorlar. (Bak. 4.160-161*6.146*7.53,160*8.50-51*9.70*10.44* 11.101*16.33,118*18.49*20.80-81*29.40*30.9*43.76) 

45.Ve onları bir araya toplayacağımız gün/Mahşer Günü; sanki birbirleriyle tanışmalarına yetecek kadar kısa ve günün az bir vakti kadar dünyada yaşadıklarını sanacaklar. Allah ile karşılaşmayı inkâr eden ve doğru yola girmeyenler gerçekten hüsrana uğrayanlardır.

(Bak. 10.45*17.52*20.102-104*23.112-114*30.25*79.46)                            

46.Ve onları tehdit ettiğimiz uyarının/cezanın bir kısmını sana göstersek veya (göstermeden) seni vefat ettirsek onların dönüşleri Bizedir. Sonra Allah onların yaptığı her şeye şahittir.                                                                     

47.Ve her ümmetin bir Rasûlü vardır. Rasûller geldikleri zaman aralarında adaletle hükmedilir ve onlara haksızlık yapılmaz.                                  

48.Ve diyorlar ki: Eğer doğru söylüyorsanız, bu vaat/son saat ne zaman gerçekleşecek?                                                                     

49.De ki: Allah’ın dilediğinden başka, benim kendime fayda sağlamaya veya zarar vermeye gücüm yoktur. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit bir an bile ertelenmez ve bir an bile öne çekilmez. (Bak.7.34*10.49-50*15.5*16.61* 18.58* 23.43*29.53*35.45)                                                         

50.De ki: Söyleyin bakalım, onun azâbı size gece uyurken veya gündüzün gelse (ne fark eder)? Bu günâhkârlar onu neden acele istiyorlar?                         

51.O (azâp) başınıza geldikten sonra mı iman edeceksiniz, yoksa şimdi mi? Onu acele istiyordunuz da!                                    

52.Sonra zulmedenlere denilecek ki: Ebedî azâbı tadın. Kazandığınızın karşılığından başka ne görecektiniz!                               

53.Ve sana soruyorlar: Bu hakk mı/gerçek mi? De ki: Evet! Rabbime yemin olsun, şüphesiz ki bu hakk’tır/gerçektir ve siz O’nu aciz bırakamazsınız!                

54.Ve zulmetmiş olan her nefis, azâbı gördüklerinde içten içe  pişmanlık duyarlar ve yeryüzünde sahip oldukları her şeyi kurtulmak için fidye olarak vermek isterdi. Ve onlara adaletle hükmedilir ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.              

55.İyi bilin ki göklerde ve yerde olan her şey Allah’ındır. İyi bilin ki Allah’ın sözü haktır/gerçektir. Ve lâkin onların çoğu bilmezler.                                              56.O/Allah diriltir/hayat verir ve öldürür. Ve O’na döndürüleceksiniz.         

57.Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt/nasihat geldi. Ve gönüllerinizde olana şifa ve mü’minlere hidâyet ve rahmettir. (Bak. 3.138*6.157*7.52,203*9.124* 10.57-58*11.120* 12.111*16.64,89*17.82*27.77*31.2-3*41.44*45.20)      

58.De ki: (Kur’an’ın gelişi) Allah’ın lütfu ve rahmetiyledir, onunla huzur bulsunlar. Bu, onların biriktirdiğinden (servetten) daha hayırlıdır.                           

59.De ki: Allah’ın size indirdiği rızkın bir kısmını helâl bir kısmını da haram kıldığınızı görmüyor musunuz? De ki: Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?   

(NOT: HARAM OLAN YİYECEKLER: Bak.2.173*5.3-5,87* 6.121,143-146*10.59* 16.115-116* 22.30*66.1 Bakara sûresinin sonunda açıklama yapılmıştır.)

60.Allah’a karşı yalan uyduranlar Kıyamet Günü’nü ne sanıyorlar? Muhakkak ki Allah’ın insanlara ikramı boldur ve lâkin onların çoğu şükretmezler.             

(Bak. 5.87*6.143-146*10.59-60*16.116*66.1)                                  

61.Ve ne durumda olursanız olun ister Kur’an okumakta olun, ister bir işe dalmış olun, hangi durumda olursanız olun mutlaka yaptıklarınıza şahit oluruz. Yerdeki ve gökteki zerre kadar bir şey Rabbinize gizli kalmaz. Bunların küçüğü de büyüğü de mutlaka apaçık bir kitapta kayıtlıdır.                                                      

62.E lâ inne evliyâellâhi lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn/İyi bilin ki, Allah’ın evliyâlarına/taraftarlarına korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaktır.    

63.Onlar (Allah’ın evliyâları/taraftarları), iman edenler ve takvâ sahibi olanlardır. 64.Dünya hayatında ve âhiret hayatında onlara (Allah’ın evliyâlarına/taraftarlarına) müjde vardır. Allah’ın sözlerinde değişiklik olmaz. Fevzül azıym/büyük kurtuluş işte budur.                                                                       

65.Ve onların (kâfirlerin) sözleri seni üzmesin; çünkü izzet/itibar tamamıyla Allah’ındır. O Semî’dir/işitendir, Alîm’dir/bilendir.

66.İyi bilin ki göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Allah’ın peşi sıra başkalarına tapanlar, onlar zanna/kuruntuya tapıyorlar ve onlar sadece saçmalıyorlar.                                       

67.O/Allah; içinde dinlenmeniz için geceyi/karanlığı yarattı ve görmeniz/çalışmanız için gündüzü/aydınlığı yarattı. Muhakkak ki bunda, söz dinleyen bir kavim için âyetler/deliller vardır. (Bak.10.67*17.12*25.47*27.86*28.71-73* 30.23*40.61*78.9-11)                                                         

68.Dediler ki: Allah çocuk edindi! O sübhandır/bundan münezzehtir. O zengindir, göklerdekiler ve yerdekiler O’nundur. Bu konuda sizin hiçbir delililiniz yoktur. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? (Bak. 2.116*6.100*9.30*10.68*16.57,62*17.40*18.4-5*19.88-93*37.149-159*42.4-5* 43.15-19*52.39*53.21-22)                             

69.De ki: Muhakkak ki Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler! 70.Dünyada geçici bir faydalanma vardır. Sonra dönüşleri Bize’dir. Sonra inkâr etmelerine karşılık onlara şiddetli bir azâbı tattıracağız.                                      

71.Onlara Nûh’un haberini oku/anlat. Hani o kavmine demişti ki: Ey kavmim! Benim aranızda durmam ve Allah’ın âyetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa bilin ki, ben yalnız Allah’a tevekkül ettim/güvendim. Siz ve şirk koştuklarınız toplanıp ne yapacağınıza karar verin, sonra da mühlet/süre vermeden bana yapacağınızı yapın!                                                                       

72.Eğer yüz çevirirseniz, siz bilirsiniz. Sizden bir ücret istemedim! Benim ücretim ancak Allah’a aittir. Ve ben, müslümanlardan olmakla emrolundum!                   

73.Onu yalanladılar. Ve Biz de onu/Nûh’u ve onunla beraber gemide olanları kurtardık ve onları yeryüzünün halifeleri yaptık. Âyetlerimizi yalanlayanları (suda) boğduk. Uyarılan (ama inanmayan) o kimselerin sonunun ne olduğunu bir bak!

74.Sonra onun/Nûh’un ardından Rasûlleri kendi kavimlerine gönderdik. Onlara apaçık deliller getirdiler. Ama onlar, daha önce yalanladıkları şeylere inanmak istemediler. Haddi aşanların kalplerini işte böyle mühürleriz.                                           (Bak.2.6-7,101*4.155*7.101,193,198*10.74*16.106-108*17.46*18.57*30.58-59* 32.22*40.35*41.5*47.16*63.3)                                                                                                       

75.Sonra onların ardından Mûsâ ve Hârûn’u âyetlerimizle Firavun’a ve melelerine/ileri gelenlerine gönderdik. Onlar âyetlerimize kibirlendiler ve günahkâr bir kavim oldular.

76.Tarafımızdan onlara gelen hakka/gerçeğe dediler ki: Bu apaçık bir sihirdir! 

77.Mûsâ dedi ki: Size gelen hakk/gerçek için bu sihirdir! mi diyorsunuz? Ve sihirbazlar iflâh olmazlar!

78.Dediler ki: Atalarımızdan gördüğümüz yoldan/dinden bizi çevirmek ve yeryüzünün yönetimi ikinizin olması için mi geldiniz? Biz, ikinize de inanmıyoruz!

79.Firavun dedi ki: Bilgili bütün sihirbazları toplayıp bana getirin! 

80.Sihirbazlar geldiği vakit Mûsâ onlara dedi ki: Bütün hünerlerinizi ortaya atın! (Bak. 7.112,116-119*10.79-80*26.41-48)

81.Onlar atınca Mûsâ dedi ki: Sizin bu yaptığınız sihirdir. Şüphesiz ki Allah onu boşa çıkaracaktır. Muhakkak ki Allah bozguncuların işini düzeltmez!

82.Ve Allah hakkı/gerçeği kelimeleriyle ortaya çıkaracaktır! Mücrimler/suçlular hoşlanmasa da. 

83.Firavun ve ileri gelenlerin kötülük yapmasından korktukları için, kavminden bir kısım insan dışında Mûsâ’ya iman eden olmadı. Ve Şüphesiz ki Firavun orada tam bir hâkimiyet kurmuş zâlim biriydi.

84.Ve Mûsâ dedi ki: Ey kavmim! Allah’a iman ettiyseniz ve müslümansanız O’na/Allah’a tevekkül edin/güvenin! 

85.Dediler ki: Biz Allah’a tevekkül ettik/güvendik. Rabbimiz! Bizi bu zâlim kavmin baskı ve zulmüne uğratma! 

86.Ve Rahmetinle bizi bu kâfir kavimden kurtar!

87.Ve Mûsâ’ya ve kardeşine vahyettik: Mısır’da kavminiz için evler hazırlayın ve evlerinizi kıble yapın ve ekıymus salâh/o namazı dosdoğru kılın. Ve mü’minlere müjdele!

88.Ve Mûsâ dedi ki: Ey Rabbimiz! Firavuna ve ileri gelenlerine dünya hayatında şüphesiz ki ziynet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz! Onlar bunu insanları Sen’in yolundan saptırsınlar diye mi verdin? Rabbimiz! Onların mallarını mahvet, kalplerine sıkıntı ver. Onlar elîm bir azâbı görmeden iman etmezler!

89.(Allah) Dedi ki: İkinizin duası da kabul olunmuştur. Siz istikametinizde devam edin ve kendini bilmeyenlerin yoluna uymayın! dedi. (Bak. 3.19*5.48*10.88-89* 33.1-3*42.13*43.43*45.18)

90.Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu takip ve taarruz için onların peşine düştü. Nihayet boğulmak üzereyken (Firavun) dedi ki: İsrailoğulları’nın iman ettiği ilâhtan başka ilâh olmadığına iman ettim. Ben de müslümanım!

(Bak. 2.50*7.136,138*10.90-91*20.78-79*26.60-67*28.40* 43.55-56*51.40)

91.(Allah dedi ki): Şimdi mi? Önceden beri isyankârdın ve bozgunculuk yapıyordun.

92.Senden sonrakilere bir âyet/ibret olması için bugün senin  (cansız) cesedini koruyacağız. Şüphesiz ki insanların çoğu âyetlerimizden/delillerimizden gâfildir.

93.Ve andolsun ki, İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine ilim geldikten sonra ihtilafa düştüler. Şüphe yok ki Rabbin, ihtilafa düştükleri konularda Kıyamet Günü hükmünü verecektir.

(Bak. 4.47,154*10.93*16.124*32.25*39.46*45.17)

94.Eğer sana indirdiğimizden ikilem içinde kaldıysan, senden önce indirilen Kitapları okuyanlara sor. Andolsun ki Rabbinden hakk/gerçek sana geldi. Sakın tereddüt edenlerden olma!

95.Ve Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan olma. Yoksa hüsrana uğrayanlardan/kaybedenlerden olursun.

96.Şüphesiz ki, aleyhlerinde Rabbinin sözü/hükmü  gerçekleşmiş olanlar iman etmezler!

97.Ve eğer onlara her türlü âyet/mucize gelse bile can yakıcı azâbı görünceye kadar (onlar iman etmezler)! (Bak.6.111*7.146*10.97*15.13,15*20.134*26.131*28.47)

98.Keşke (azâbı görmeden önce) iman etselerdi de imanın faydasını gören bir kent halkı olsalardı. Sadece Yûnus’un kavmi müstesnadır. İman ettikleri vakit dünya hayatında rezillik azâbını onlardan kaldırdık ve bir süre daha onları nimetlerden istifade ettirdik.

99.Ve eğer Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi toptan iman ederdi. Mü’min olsunlar diye insanları sen mi zorlayacaksın?

(Bak.2.256*5.48*6.35,107,149*10.16,99*11.118*13.31*14.4*

16.9,93*22.16*28.56*32.13*35.8*42.8*50.45*64.11*74.31* 88.21-22)

(NOT: Eğer Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi toptan iman ederdi! İfadesinden; Rabbin yeryüzündeki herkesin iman etmesini dilemedi şeklinde bir anlam çıkarmak doğru değildir. Zira hemen peşinden (Rasûle): Mü’min olsunlar diye insanları sen mi zorlayacaksın? ifadesiyle: İnsanların zorla mü’min yapılmasını istemediği açıkça anlaşılmaktadır. Diğer bütün varlıkların Allah’a iman edecek şekilde yaratıldıkları beyan buyurulurken, sadece insanların ve cinlerin kendi özgür iradeleriyle iman etmeleri istenmiştir. Allah, kullarının elbette Allah’a iman etmelerini istemektedir ve bunun için onlara Rasûller ve Kitaplar göndermiştir. Fakat, onların iman etmelerini zorla değil, özgür iradeleriyle yapmalarını ve iman edenlerin sonunda cennete kavuşacaklarını müjdelemektedir. İnkârı ve şirki de seçmek isteyenlere de bunun yanlış olacağını ve sonunda cehennem azâbıyla karşılaşacaklarını peşin olarak bildirmekte ve herkesi seçimlerinde serbest bırakmaktadır. Bir başka âyette de: Dileyen iman eder, dileyen inkâr eder! buyurulmaktadır. Bu Allah’ın kullarına adil davranmasının açıkça ifadesidir.)

100.Ve Allah’ın izni/onayı olmadan hiçbir nefis iman edemez. Ve O, aklını kullanmayanların üzerini ricse/pislik içinde bırakır!                                                  (Bak. 6.125*8.22*9.125*10.100*14.4*16.93*25.44*28.56)

101.De ki: Göklerde ve yerde olanlara bakın/ibret alın! Ve o âyetler/deliller ve uyarılar iman etmeyecek bir kavme fayda vermez.                                 

102.Onlar, kendilerinden öncekilerin başlarına gelen (felâketlerin) benzerini mi bekliyorlar? De ki: Bekleyin, ben de sizinle birlikte beklemekteyim!

103.Sonra Rasûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Böylece iman edenleri kurtarmak üzerimize bir haktır/borçtur.

104.De ki: Ey insanlar! Eğer benim dinimden şüphe ediyorsanız, sizin Allah’ın peşi sıra kulluk ettiklerinize ben asla kulluk etmem. Ve lâkin sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Ve bana mü’minlerden olmam emredildi!

(Bak.10.104*109.1-6)                                 

105.Ve hanîf (Allah’ı birleyen) olarak bu dine yönel ve sakın müşriklerden olma (diye emredildi). (Bak. 6.94*7.29,37*10.105*16.38,61,87*18.48,58*19.94-95* 35.45*64.7*109.1-6)                                                                                       

106.Ve Allah’ın peşi sıra sana yararı da zararı da olmayanlara tapma! Eğer böyle yaparsan zâlimlerden olursun.

107.Ve eğer Allah sana bir zarar/sıkıntı verecek olursa, onu   giderecek O’ndan başka hiç kimse yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun hayrına engel olabilecek kimse yoktur. O, hayrını dileyen/hak eden kullarına verir. Ve O Gafûr’dur/bağışlayandır,Rahîm’dir/merhametlidir!                                        

108.De ki: Ey insanlar! Rabbinizden hakk/gerçek size gelmiştir. Artık kim hidâyeti/doğru yolu tercih ederse bunu kendi lehine yapmış olur. Ve kim de dalâleti/sapmayı seçerse bu kendi aleyhine olur. Ve ben sizin üzerinize bir vekil/koruyucu/muhafız değilim!

(Bak.2.272*6.117*10.108*16.125*17.15,97*27.92*28.56,85* 39.41*68.7

109.Sana vahyedilene tabî ol ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Ve O hüküm verenlerin en hayırlısıdır!

(Gözden Geçirme-2025)