13/58 RA’D SÛRESİ
(Gök gürültüsü anlamına gelen adını 13’ncü âyetinde geçen Ra’d kelimesinden almıştır. Sûre, kâinatı bir kitap gibi okumayı ve kâinattaki varlıklardan ibret almayı tavsiye etmektedir. Mekke döneminde nazil olmuştur. Mushaf’da 13’ncü, inişte 58’nci sıradadır ve 43 âyettir.)
E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillâhirrahmânirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.
1.Elif! Lâm! Mîm! Râ! İşte bunlar Rabbinden sana indirilen o Kitab’ın/ Kur’an’ın âyetleridir ve hakktır/ gerçektir. Ve lâkin insanların çoğu iman etmezler. (Bak. 6.4*11.17*12.103,106*13.1*16.83*36.46)
2.Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yükseltti. Sonra arşa istiva etti/eğemen oldu. Ve Güneş’i ve Ay’ı emrine aldı. Her biri li ecelim müsemmâ’ya/ belirlenmiş bir ecele/süreye kadar akıp gitmektedir. O, işleri düzenleyip yönetmekte ve âyetleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır. Umulur ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınıza inanırsınız. (Bak. 6.97-98,114,126,154* 7.32,52,145,174*9.11* 10.5,24*11.1-2*12.1,111*13.2* 16.89*17.12*30.28*41.2-3)
(NOT: Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yükseltti ifadesinden:
a)Direkler var ancak siz o direkleri görmezsiniz,
b)Allah gökleri direksiz olarak yükseltti.
Şeklinde iki farklı manâ verilmiştir. Ben; direkler var ancak siz o direkleri göremezsiniz şeklindeki manâ vermenin isabetli olacağını düşünüyorum. Direk denilince, gökte olanın yere düşmesini önleyecek bir madde olan direği düşünmek yerine gökte olanın yere düşmesine mani olacak yer çekimi gibi güçleri önleyecek karşı güçlerin yaratılmış olması da mümkündür. Ve bizler onu göremeyiz! Bu konuda ilim sahibi olanların bunu araştırmalarını önemle tavsiye ediyorum. Doğrusunu Allah bilir!)
3.Ve yeryüzünü yayıp döşeyen ve onun üzerine oturaklı dağları ve ırmakları var eden O’dur. Ve orada meyvelerden çifter-çifter yaratan, geceyi gündüzün üzerine örten O’dur. Muhakkak ki bunda düşünen bir kavim için âyetler/deliller vardır. (Bak.6.97*13.3*15.19*16.15-16*20.53* 21.31*27.61*31.10*41.10*43.10*55.5-6*71.19-20*77.27*78.6-7* 79.30-33)
4.Ve yeryüzünde birbirine komşu kıtalar/topraklar ve üzüm bağları ve ekinler ve çatallı çatalsız hurma ağaçları vardır. Ve bunlar aynı suyla sulandıkları halde ve onların ürünlerini bir kısmını diğerlerinden farklı kıldık. Muhakkak ki akleden bir kavim için bunda âyetler/deliller vardır.
5.Ve eğer şasıyorsan asıl şasılacak olan onların şöyle demeleridir: Biz toprak olduktan sonra yeniden yaratılacak mıyız? İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir ve onların boyunlarına halkalar vurulacaktır. Ve onlar ateş ehidir ve onlar orada ebedî kalacaklardır.
(NOT: Hayat bu dünyadan ibarettir. Biz bir daha diriltilecek değiliz! diyen kâfirlerle ilgili âyetler için Bak. En’âm 6.29 dip notu.)
6.Ve senden iyilikten önce kötülüğü acele getirmeni istiyorlar. Ve andolsun ki onlardan önce nice ibretlik olaylar geçti. Ve şüphesiz ki Rabbin zulümlerine rağmen insanları bağışlayandır. Ve şüphesiz ki Rabbinin azâbı çok şiddetlidir. 7.Ve kâfirler diyorlar ki: Ona Rabbinden bir âyet/mucize indirilseydi ya! Sen sadece bir uyarıcısın ve her kavmin bir hidâyetçisi/yol göstericisi vardır. (Bak.7.73-78*11.61-68*13.7*17.59*26.153-158)
8.Allah, her dişinin neye gebe olduğunu ve rahimlerin neyi eksilttiğini ve neyi artırdığını bilir. Ve O’nun katında her şey bir ölçüye/yasaya bağlıdır.
9.(O/Allah), gaybı/idraki aşanları da şehadeti/görünenleri de bilir. O, her şeyden büyüktür, her şeyden yücedir.
10.Sizden; sözünü gizleyen ve onu açıkça söyleyen ve bir işi gece yapanla ve gündüz yapan da (O’nun katında birdir/aynıdır). (Bak. 6.3*13.10*16.19*64.4*67.13-14)
11.İnsanları önünden/açıkça ve ardından/gizlice Allah’ın emriyle gözetip koruyan melekler vardır. Şüphesiz ki bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah o kavme verdiklerini değiştirmez. Ve eğer Allah bir kavme ceza vermek isterse, onu çevirecek hiçbir güç yoktur. O’nun peşi sıra onların bir velisi/bir yardımcıları yoktur.
12.Size, korkutucu şimşeği gösteren ve umut olarak yağmur yüklü bulutları meydana getiren O’dur.
13.Ra’dü/gök gürültüsü hamd ile/övgüyle, melekler de korkuyla O’nu tesbih ederler/yüceltirler. Ve O, yıldırımları gönderir ve dilediğine çarptırır. Ve onlar Allah hakkında tartışıp duruyorlar. Ve O’nun azâbı/tuzağı çok şiddetlidir.
14.Da’vetül hakk/gerçek davet/çağrı O’na/Allah’a yapılır. O’nun peşi sıra davet/çağrı yaptıkları onlara cevap veremezler. Onların hali, ağzına suyun gelmesi için avuçlarını açtığı halde suya ulaşamayan kimse gibidir. Su onun ağzına gelecek değildir. Ve kâfirlerin daveti/çağrısı sadece dalâlettir/sapıklıktır.
15.Ve göklerde ve yerde olanlar ve onların gölgeleri, isteyerek veya istemeyerek sabah-akşam/her daim yescüdü/Allah’a secde ederler.
(NOT: Kur’an’da 14 tilavet secdesi vardır ve şunlardır: 7.206*13.15*16.49*17.107*19.58*22.18*25.60*27.24*32.15*38.24* 41.37*53.62*84.21*96.19)
16.De ki: Göklerin ve yerin Rabbi kimdir? De ki: Allah’tır! De ki: O’nun peşi sıra; kendilerine fayda veya zarar veremeyenleri evliya/destekçiler mi edindiniz? De ki: Körle gören bir olur mu hiç! Yahut karanlıkla nûr/ışık bir olur mu? Yoksa onlar: Allah’ın yaratması gibi yaratması olan ortaklar buldular da yarattıkları birbirine mi benziyor? De ki: Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O Vâhid’dir/bir tektir, Kahhâr’dır/mutlak otorite sahibidir!
17.O gökten su indirir de vadideki sular kendi hacimlerince sel olup akarlar. Sel, üstünde biriken köpüğü sürükleyip götürür. Ziynet/takı veya eşya yapmak için ateşte eritilen madenlerin üzerinde biriken köpük/curuf da buna benzer. Allah hakk/gerçek ile bâtılı bu misalle açıklar. Köpük gider, cüruf atılır, insanlara faydalı şeyler yeryüzünde kalır. Allah işte böyle misaller verir.
(Bak. 6.99*13.17*16.10,65*35.27*39.21)
18.Rablerinin davetine/çağrısına (Kur’an’a) uyanlara en güzel karşılık vardır. O’na uymayanlar yeryüzündekilerin tamamına hatta onunla beraber bir misline daha sahip olsalar, hepsini fidye olarak vermek isterler. Hesabın en kötüsü onlar içindir. Ve varacakları yer cehennemdir ve orası ne kötü bir yataktır.
19.Rabbinden sana indirilenin (vahyin) hakk/gerçek olduğunu bilen kimse, kör kimse gibi olur mu? Bunu ancak ülül elbâb/selim akıl sahipleri idrak ederler. (Bak.2.48*3.91*5.36*6.70*10.54*13.18-19*18.87* 39.47-48*57.14-15*70.11-15)
20.Onlar, Allah’a verdikleri söze sadık kalırlar ve misakı/ sözlerini bozmazlar. (Bak.2.177,224-225*3.77*4.2,6,10,33,120*5.1*6.152* 13.20*16.91*17.34*23.8* 70.32)
21.Ve onlar, Allah’ın uyulmasını emrettiği şeylere uyarlar. Ve Rablerine saygı duyarlar ve hesaplarının kötü çıkmasından korkarlar.
22.Ve onlar; Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infâk ederler/hayra harcarlar ve kötülüğü iyilikle savarlar. Dünya yurdunun (güzel) sonu onlarındır.
23.Adn cennetlerine girecekler ve orada, atalarından/üst soylarından ve eşlerinden ve zürriyetlerinden/alt soylarından sâlih olanlarla birlikte olacaklar. Ve melekler her kapıdan yanlarına vardıklarında (onlara diyecekler ki):
24.Selamün aleyküm! Bu, sabrınızın karşılığıdır! Dünya yurdunun sonu/cennet ne güzeldir!
(Bak.10.10*13.23-24*19.62*33.44*56.25-26)
25.Ve Allah’a kesin söz verdikten sonra onu bozanlar, Allah’ın emrettiği bağı koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlara lânet/dışlanma vardır ve kötü son/cehennem onlar içindir.
26.Allah rızkı dilediğine genişletir ve dilediğine daraltır. Ve onlar dünya hayatı ile mutlu olurlar. Ve âhiretin yanında dünya geçici bir yarardan ibarettir. (Bak.13.26*17.30*28.82*29.62*30.37*34.36,39*39.52*42.12) 27.Ve kâfirler diyorlar ki: Rabbinden ona bir âyet/mucize indirilmesi gerekmez miydi? De ki: Şüphesiz ki Allah dileyeni/müstehak olanı saptırır, Kendisine yönelenleri de hidâyete/doğru yola iletir.
28.Onlar, iman edenler ve Allah’ın zikri ile/hatırlanması ile kalpleri huzura kavuşanlardır. İyi bilin ki; kalpler ancak Allah’ın zikri ile/hatırlanması ile mutmain olur/huzur bulur.
29.Onlar iman etmişler ve sâlih amel işlemişlerdir. Ne mutlu onlara! Ve varacakları yer ne güzeldir.
30.İşte böyle; kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip-geçtiği bir kavme seni gönderdik ki sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın. Ve onlar Rahmân’ı inkâr ediyorlar. De ki: O benim Rabbimdir, O’ndan başka ilâh yoktur. Ben O’na tevekkül ettim/güvendim ve tevbem O’nadır!
31.Ve eğer Kur’an ile dağlar yürütülseydi veya onunla yeryüzü parçalansaydı yahut onunla ölüler konuşturulsaydı (onlar yine de iman etmezdi)? Hayır! Bütün emir/işler Allah’a aittir. İman edenler hâlâ anlamadılar mı ki eğer Allah dileseydi insanları toptan hidâyete/doğru yola eriştirirdi. Kâfirlerin yaptıkları yüzünden belâ kendi başlarına veya yanı başlarına inecektir. Sonunda Allah’ın vaadi gerçekleşecektir. Muhakkak ki Allah sözünden dönmez. (Bak.3.129*5.48*6.35,107,111,149*7.54*10.99*11.118-119*13.31* 14.4*16.9,93*21.6*22.16*32.13* 35.8*39.39-40*42.8*74.31)
32.Ve andolsun ki; senden önceki Rasûllerle de alay edildi. Ben o kâfirlere süre veririm, sonra da onları kıskıvrak yakalarım, böylece Ben’im azâbım nasılmış görürler. (Bak.2.137*6.10*13.32*15.11,95*21.41*36.30)
33.Herkesin kazandığının üzerinde hükümrân olan O’ndan başka biri mi var (yok)? Buna rağmen hâlâ Allah’a ortak/şirk koşuyorlar? De ki: Onları yüceltin bakalım. Yoksa siz yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi O’na haber veriyorsunuz, yoksa boş sözlere mi aldanıyorsunuz? Kâfirlerin kurdukları tuzaklar kendilerine güzel görünür de onlar Allah’ın yolunu terk ederler. Ve Allah’ın sapık saydığını doğru yola getirecek kimse yoktur. (Bak 7.186*10.18*13.33*30.29*39.23,36*40.33*45.23*49.16)
34.Onlar için dünya hayatında bir azâp vardır ve ahiret azâbı daha şiddetlidir. Ve onları Allah’ın (azâbından) koruyacak kimse yoktur.
35.Müttâkilere vaad edilen cennet misali şöyledir: İçinde ırmaklar akar, meyveleri ve gölgeleri daimidir. İşte bu takvâ sahiplerinin (mutlu) sonudur. Ve kâfirlerin akibeti/sonu ateştir/cehennemdir.
36.Ve kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler sana indirilenle sevinirler. Ve hiziplerden sana indirilenlerden bazısını inkâr edenler vardır. De ki: Bana yalnızca Allah’a kul olmam ve O’na şirk koşmamam emredildi. Ve ben (yalnız) O’na davet ederim ve dönüşüm O’nadır!
37.Ve işte böyle, onu/Kur’an’ı Arapça hüküm olarak indirdik. Ve sana gelen bu ilimden/bilgiden sonra eğer onların arzularına uyarsan, Allah’a karşı bir veli/destekçi ve bir koruyucu bulamazsın.
38.Ve andolsun ki senden önce de Rasûller gönderdik. Onlara da eşler ve evlatlar verdik. Ve Allah’ın izni olmadan hiçbir Rasûlün bir âyet/mucize getirmeye gücü yoktur. Her ecelin yazıldığı bir kaydı vardır.
39.Allah dilediğini yok eder ve dilediğini sabit bırakır. Ve Ümmül Kitap/ana kitap O’nun yanındadır.
40.Ve onlara vaad ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek yahut onu göstermeden seni vefat ettirsek de sana düşen sadece tebliğ etmektir. Hesap sormak Bize aittir. (Bak. Rasûle düşen apaçık tebliğden ibarettir: 5.67,92,99*13.40*16.35,82*24.54*29.18*36.17*42.48*64.12*88.21)
41.Yeryüzünü etrafından nasıl eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Ve Allah hükmü verir ve O’nun hükmünü değiştirecek hiç kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir.
42.Ve andolsun ki onlardan öncekiler de tuzak kurdular. Allah, bütün tuzakları bozar. O, herkesin ne yaptığını bilir. Kâfirler bu dünyanın âkibetinin/sonunun kimin olduğunu yakında bilecekler.
43.Ve o kâfirler diyorlar ki: Sen gönderilmiş bir Rasûl değilsin! De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve Kitab’ın/Kur’an’ın ilmine sahip olanlar yeter!
(Gözden Geçirme-2025)
RA'D SÛRESİ | Kuran Meali - Kuran Yolcularına Selamlar