21 Temmuz 2026 Salı
MENÜ
SON YAZILAR

KEHF SÛRESİ

18/62 KEHF SÛRESİ

(Sûre mağara anlamındaki adını 9’ncu âyette geçen ashâbel kehf/mağara arkadaşları tabirinden almaktadır. Mekke döneminde nazil olmuştur Mushafda 18’nci, inişte ise 62’nci sıradadır ve 110 âyettir.)

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillâhirrahmânirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.O hamd/övgü Allah’a mahsustur. O, hiçbir eğrilik olmayan bu Kitabı/Kur’an’ı kuluna/Muhammed’e indirdi. 

2.Dosdoğru bir söz olarak; katından gelecek bir azâp ile (insanları) uyarmak, sâlih amel işleyen mü’minleri de güzel bir mükâfat olarak cennetle müjdelemek içindir.

(Bak 2.62,112*3.15*4.57,122,124-125*5.69*9.121* 16.96-97*17.9* 18.2,88* 20.75,112*24.37-38*29.7* 39.10,33-35*40.40)

3.Onlar/mü’minler orada/cennette  ebedî kalacaklardır.

4.Ve Allah çocuk edindi! diyenleri uyarmak içindir. (Bak. 2.116*18.4)

5.(Bunu diyenlerin); kendilerinin de atalarının da bu konuda hiçbir bilgileri/delilleri yoktur. Ağızlarından çıkan söz büyük bir iftira ve sadece bir yalandır! (Bak. 2.116*6.100*16.57,62*17.40*18.4-5*19.88-93*              37.149-157*43.15-17,19*52.39*53.21-22)

6.Onlar bu hadîse/söze (Kur’an’a) inanmıyorlar diye neredeyse üzüntüden kendini harap edeceksin? (Bak.10.99*15.97*16.127*18.6*26.3-4*35.8)

7.Şüphesiz ki Biz insanlardan hangisinin daha güzel davranacağını imtihan etmek için yeryüzünde bulunan şeyleri süsledik.                    (Bak. 18.7-8*21.35*67.2*76.3)

8.Ve muhakkak ki Biz onun/yeryüzünün üzerindeki süsleri kuru bir toprak yapacağız. (Bak.18.7-8,40-43*10.24*27.60-61* 67.30*68.17-20)

9.Yoksa sen, ashâbel kehfî ver rakıymi (mağara arkadaşlarını ve kitabeyi) âyetlerimizden şaşılacak bir şey mi sandın?

10.O gençler mağaraya sığındılar ve dediler ki: Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve bize işimizde kurtuluş yolunu göster!            (Bak. 18.10,16*19.49-50)

11.Mağarada yıllarca onların kulaklarına perde vurduk (derin bir uykuya daldırdık).

12.Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap edeceğini öğrenmek için onları uyandırdık.

13.Biz, onların kıssalarını hakk/gerçek olarak sana naklediyoruz. Muhakkak ki onlar, Rablerine iman etmiş gençlerdi ve onların hidâyetlerini artırdık.

(Bak. 8.2*9.124*18.13*19.76*22.54*33.22*47.17*48.4)

14.Ve kalpleriyle rabıta kurduk/sağlamlaştırdık. Onlar ayağa kalkarak dediler ki: Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. O’nun peşi sıra başka bir ilâha yalvarmayız. Yoksa saçmalamış oluruz!                

(Bak. 8.11*18.14*28.10)

15.Şu bizim kavmimiz Allah’ın peşi sıra ilâhlar edindiler. Halbuki onların apaçık deliller getirmeleri gerekirdi? Uydurdukları yalanları Allah’a mal edenden daha zalim kim olabilir?                                                              (Bak. 6.21,93,144*7.37*10.17*11.18*18.15* 29.68*35.40*39.32*61.7)

16.(Biri dedi ki): Madem ki siz onlardan ve onların Allah’tan başka taptıklarından uzaklaştınız, şu mağaraya sığının ki Rabbiniz size rahmetinden bol-bol ihsan etsin ve işinizde size kolaylık sağlasın.   

(Bak. 18.10,16*19.49-50)

17.Ve onlar mağaranın geniş bir yerindeydi. Güneş doğarken mağaranın sağından, batarken mağaranın solundan onları yalayıp/teğet geçiyordu. Bu Allah’ın âyetlerindendir/mucizelerindendir. Allah (hak eden) kime hidâyet ederse o hidâyete ermiştir. (Müstehak olan) kimi sapıtırırsa onu irşat edecek bir veli/yardımcı bulamazsın.

(Bak. 4.88,143*6.125*7.186*13.33*16.37*17.97*18.17*28.56*39.23,36-37*40.33*42.44,46)

18.Ve uyurken onları sağa-sola döndürdüğümüzden onların uyanık olduklarını sanırsın. Ve köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatıyordu. Sen onların bu hallerini görseydin ve onlardan dehşet duyardın ve onlardan kaçardın

19.Ve böylece birbirlerine sormaları için onları  uyandırdık/dirilttik. İçlerinden biri dedi ki: Burada ne kadar kaldık? Birileri dediler ki: Bir gün veya bir günden daha az kaldık! Diğerleri dediler ki: Ne kadar kaldığımızı Rabbimiz bilir! Şimdi içimizden birini şu gümüş parayla şehre gönderelim, hangi yiyecek uygun ise bize ondan  rızık getirsin. Ve dikkatli olsun ve sakın bizi kimseye hissettirmesin.

20.Şüphesiz ki onlar bizi ele geçirirlerse, ya bizi recm ederler/taşlarlar veya (zorla) kendi dinlerine döndürürler, Ve o zaman asla kurtuluşa eremezsiniz. (Bak. 2.127*7.88-89*18.20*44.20)

21.Böylece, insanların onlardan haberdar olmasını sağladık ki; Allah’ın (öldükten sonra dirilmeye dair) vaadinin hakk/gerçek olduğunu ve Kıyamet saatinden şüphe edilmeyeceğini bilsinler. O esnada bazıları onlar hakkında tartışıyordu. Sonra bazıları dediler ki: Onların anısına bir anıt/bina dikin. Rableri, onların durumunu daha iyi bilir! Onların durumunu bilenler dediler ki: Onların üzerine/yanına bir mescit yapalım! 

22.(Bazıları dediler ki): Onlar üç kişidir, dördüncüsü köpekleridir. Bazıları da: Onlar beş kişidir, altıncısı köpekleridir. Bazıları da: Onlar yedi kişidir, sekizincisi köpekleridir! De ki: Onların sayısını en iyi Rabbim bilir! Onları çok az kimse dışında bilen de yoktur! Onun için bu hususta kimseyle tartışma ve kimseden görüş almaya çalışma!

23.“Ve ben şu işi yarın mutlaka yapacağım! deme.

24.Ancak: “İnşallah/Allah izin verirse! de. Unuttuğun zaman Rabbini zikret/hatırla ve “Rabbim belki beni bundan daha yakın bir doğruya ulaştırır!” de. (Bak.18.23-24,61-64*68.17-20,28)

25.(Bazıları diyor ki:) Onlar mağarada üç yüz yıl kaldılar ve buna dokuz yıl daha ilave ettiler.                                                          

26.De ki: Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı/bilinmeyenleri O’na aittir. O’nun görmesi ve duyması mükemmeldir. Onların, O’nun peşi sıra bir velisi/yardımcısı yoktur. Ve lâ yüşrikü fî hukmihî ehadâ/O hükmüne (hâkimiyetine) kimseyi ortak etmez. (NOT: Gaybın bilgisi Allah’a aittir. Bak. 11.123 dip notu)            27.Rabbinin Kitabından sana vahyedilenleri oku. O’nun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur. O’ndan başka sığınacak bir yer de yoktur! (Bak. 2.121*5.67*6.34,115*18.27*27.92*29.45)                                      28.Rablerinin rızasını kazanmak isteyerek sabah-akşam O’na yalvaranlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kapılarak onlardan (sabredenlerden) yüz çevirme. Ve kalbini zikrime/ Kur’an’a karşı ilgisiz bulduğumuz, arzularına uyan ve işi-gücü aşırılık olan kimselere uyma.                                                                              (Bak. 6.52*7.2*18.28*20.131*33.1*53.29*76.24*80.1-12)             

29.De ki: Hakk/hakikat Rabbinizden gelmiştir. Artık dileyen/isteyen iman etsin, dileyen/isteyen inkâr etsin!  Muhakkak ki, zalimler için onları çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Ve eğer yardım isterlerse, onlara erimiş maden gibi yüzleri haşlayacak bir su veririz. Ne kötü içecektir o ve ne kötü yerdir orası!                                                                                    (Bak. 2.147*10.32* 14.18*18.29*29.61*44.43*47.3*64.2*76.3*80.12)

30.Şüphesiz ki iman eden ve sâlih amel işleyenler bilsinler ki, şüphesiz ki Biz güzel işler yapanların mükâfatını asla zayi etmeyiz.

31.Altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri onlar içindir. Altın bilezikler takınıp süslenirler, ince ipekten ve kalın ipekten yapılmış yeşil elbiseler giyerler. Orada koltukların üzerine kurulurlar. O ne güzel ödüldür ve orası ne güzel bir konaklama yeridir!                                            

(Adn Cennetleri için: Bak.9.72 Dip Notu)

32.Onlara şu iki adamın hikayesini anlat: Onlardan birine iki üzüm bahçesi vermiş ve etrafını hurmalarla donatmış ve aralarında ekinler yetiştirmiştik. (Bak.18.32-42*68.17-33)

33.Bahçenin ikisi de meyvesini vermiş ve eksik bir şey bırakmamış. Ve ikisinin arasından bir nehir akıtmışız

34.Onun başka gelirleri de vardı. Arkadaşıyla konuşurken dedi ki: Ben servetçe senden daha zenginim ve nüfus olarak da senden daha güçlüyüm.  

35.Ve nefsine zulmederek bahçesine girdi ve dedi ki: Bunun harap olacağını asla sanmıyorum!

36.Ve Son Saatin geleceğini/Kıyametin kopacağını da sanmıyorum! Ve eğer Rabbime döndürülürsem mutlaka bundan daha hayırlısını bulacağım! (Bak.18.34-36*23.55-56*41.50*45.32*46.11)

37.Ve kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi ki: Seni önce topraktan, sonra nutfeden yaratan ve sonra insan şekline koyana nankörlük mü ediyorsun? (Bak.7.25*15.26*18.37*20.55*22.5*30.20*35.11*40.67)

(NOT: Nutfe’nin; meni-sperm-zigot-döllenmiş yumurta gibi kullanımları vardır. Nutfe’nin geçtiği âyetler için: Bak.16.4*18.37*22.5*35.11*36.77*40.67*53.46*76.2* 80.19*86.6)

38.Lâkin O Alllah’tır! Benim Rabbimdir! Ve ben Rabbime kimseyi ortak koşmam.

39.Ve bahçene girdiğin zaman deseydin: Maşallah! Benim gücümle değil, Allah’ın sayesinde olmuştur. Beni mal ve evlat yönünden kendinden yoksul görme! 

40.Belki Rabbim bana senin bahçenden daha hayırlısını verir. Ve senin bahçene gökten bir afet indirir de orası çorak bir toprak olur!

41.Yahut suyu çekilir/kurur da bir daha asla suyu bulamazsın!                  42.Ve bütün serveti yok edildi, Yaptığı masraflara karşılık avucunu ovuşturdu (yaladı), o bahçe çardakları üzerine çöküp kaldı. Ve dedi ki: Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım!

43.Ve Allah’ın peşi sıra ona yardım edecek kimse çıkmadı. Ve kendi kendini de kurtaramadı!

(Bak.18.7-8,40-43*10.24*27.60-61*67.30*68.17-20)

44.İşte böyle bir durumda velâyet/yardım ve himaye, hakk/gerçek olan Allah’a aittir.  O’nun mükâfatı en hayırlı olandır, netice de en hayırlı olandır. (Bak. 18.44*22.62*23.116*24.25*31.30)

45.Ve onlara, dünya hayatının tıpkı gökten indirdiğimiz suya benzediğini misal ver. Onunla bitkiler yeryüzünde boy atarak sarmaş-dolaş olurlar. Derken kururlar ve rüzgârın savurduğu çer-çöpe dönerler. Ve Allah her şeye muktedirdir/gücü yetendir.

(Bak. 10.24*18.45*27.60-61*39.21*57.20*67.30*68.17-20)

46.O mallar ve o oğullar dünya hayatının süsüdür. Ve bâki kalacak o salih ameller ise, Rabbinin katında sevap olarak ve ümit olarak da daha hayırlıdır.  (Bak. 3.14*8.28*18.46*19.76*20.105-107*26.88-89*34.37* 63.9*64.15)

47.Ve O Gün/Mahşer Günü dağları yürüteceğiz ve yeryüzünü çırılçıplak bir halde göreceksin. Bir tek kişi eksik bırakmadan onları bir araya toplayacağız. (Bak. 18.47*20.105-107*52.9-10*56.4-6*69.14*70.9* 73.14*77.10,38*78.20*81.3*101.5)

48.Ve Rablerinin huzuruna saflar/sıralar halinde çıkarılırlar. Andolsun ilk yarattığımız gibi huzura geldiniz. Fakat size yaptığımız vaadin (Hesaba çekilmenin) gerçekleşmeyeceğini sanmıştınız!                                          (Bak. 6.94*7.29,37*10.105*16.38,61,87*18.48,58*19.94-95* 35.45*64.7)

49.Ve Amel Defterleri ortaya konulur. Günahkârların defterdekilerden dehşete düştüklerini görürsün. Ve derler ki: Eyvah bize! Bu nasıl bir defter ki küçük-büyük bırakmadan hepsini yazmış! Yaptıkları her şeyi kayda alınmış olarak hazır bulurlar. Ve Rabbin hiç kimseye zulmetmez! (Bak.4.40*17.13-14,71*18.49*25.13-14*36.12*45.28-29*56.27*69.18-29* 75.13*78.40*82.10-13*84.7-12*99.6-8)   

50. Bir gün meleklere: li âdeme fe secedû/Âdem’e secde edin! dedik. İblis’in hariç hepsi secde ettiler, o/iblis cinlerdendi, Rabbinin emrinden çıktı. O sizin düşmanınız olduğu halde, Benim’le sizin aranıza onu ve soyunu, velileriniz/yardımcılar olarak mı koyuyorsunuz? Zalimler için bu ne kötü bir tercihtir! (Bak. 2.30-34*7.11-18*15.28-40*17.61-65*18.50* 38.71-83)

51.Ben onları, göklerin ve yerin yaratılışına da kendilerinin yaratılışına da şahit yapmadım. Ve ben yoldan çıkanları yardımcı yapmadım. 

52.Ve O gün/Mahşer Günü diyeceğiz ki: Bana ortak koştuklarınızı çağırın! Onlar çağıracaklar ama çağırdıkları onlara karşılık veremeyecekler. Çünkü aralarına aşılamaz bir engel koyacağız!     

(Bak. 2.166-167*7.193,197-198*13.14*17.56*18.52*19.82*25.3*              28.62-64*29.25*35.14*36.74-75*46.5)

53.Suçlular cehennem ateşini görünce oraya atılacaklarını anlarlar ama oradan sığınacakları bir yeri bulamazlar. (Bak.6.27*18.53*19.38*32.12)

54.Ve andolsun ki bu Kur’an’da, insanlar için her türlü misali açıkladık. Ve insanoğlu tartışmaya ne kadar da çok düşkün.                                      (Bak. 2.26*6.109*16.68-69*17.41,89*18.54*22.73*25.50*29.41-43* 30.58*38.29*39.27)

55.Ve kendilerine doğru yolu gösteren bir Rasûl geldiğinde, insanları iman etmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan şey nedir? Öncekilerin sünnetinin (başına gelen musibetlerin) kendilerine gelmesini veya ahiret azâbını karşılarında görmeyi mi bekliyorlar? (Bak. 8.32*18.55*26.185-187)

56.Ve Biz Rasûlleri, ancak haber verici ve uyarıcı olarak göndeririz. Ve kâfirler ise bâtılı hakka/hakikat ile karıştırmak isterler. Ve onlar âyetlerimizi ve uyarıldıkları şeyleri alay konusu yaparlar.

(Bak.2.119*4.165*6.48*9.64-66*17.105*18.56*32.21*33.45-46*34.28* 45.9*47.3*48.8)                                                                                       

57.Ve Rabbinin âyetleri okunduğu zaman onlardan yüz çevirenden ve işlediği kötülükleri umursamayan kimseden daha zâlim kim olabilir? Biz onu anlamalarını önlemek için kalplerinin üzerine örtüler/perdeler çektik, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla doğru yola gelmezler.                                                                   

(NOT: Kalplerini ve kulaklarını (anlamalarını ve duymalarını) Allah’ın mühürlediği/kapattığı kimseler şunlardır:

(Bak.2.6-7,101,114*4.155*7.101,193,198*9.87,93*10.74*16.106-108* 17.46*18.57,101*30.58-59*32.22*40.35*41.5*47.16*63.3)

58.Ve Rabbin çok bağışlayandır, merhamet sahibidir.

Eğer onları günâhları yüzünden hemen cezalandırsaydık onlara azâp hemen gelirdi. Onlar için belirlenmiş bir süre vardır. O’nun peşi sıra sığınacak başka birini bulamazlar.

(Bak. 6.94*7.29,37*10.105*16.38,61,87*18.48,5819.94-95*35.45*64.7)

59.İşte o şehirler ki yaptıkları zulümler yüzünden helâk ettiklerimiz. Ve onların helâk edilmeleri için bir süre/ zaman tayin etmiştik.    (Bak.11.100-102*18.59*27.52*28.58)                                                      

60.Ve Mûsâ bir gün genç arkadaşına dedi ki: Bu benim yıllarımı alsa da iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım yahut senelerce gideceğim!                                                                                                  

61.İki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular, balık da denizde bir yol bulup gitti/kayboldu.                                                           

62.Oradan biraz uzaklaştıklarında Mûsâ genç arkadaşına dedi ki: Azığımızı çıkar da yiyelim, gerçekten bu yolculuk bir hayli yordu!             

63.O dedi ki: Bak şu işe, dibinde dinlendiğimiz kaya vardı ya, işte orada ben balığın (denize gittiğini söylemeyi) unuttum. Ve onu bana unutturan şeytandan başkası olamaz! O da denizde bir yol bulup gitmiş. (Bak.18.24,63*68.17-18,28)                                                   

64.Mûsâ dedi ki: İşte aradığımız yer orasıydı! İzlerini takip ederek gerisin-geriye döndüler.                                                                             

65.Orada, katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.                                                                   

66.Mûsâ dedi ki: Sana öğretilen ilimden bana öğretmen için sana tabî olabilir miyim?                                                                       

67.O dedi ki: Muhakak ki sen benimle birlikte olmaya dayanamazsın!     

68.Ve iç yüzünü bilmediğin şeylere nasıl sabredeceksin?                         

69.Dedi ki: İnşallah beni sabreden bulacaksın ve senin emrine/işine karşı gelmem!

70.Dedi ki: Eğer bana tabî olacaksan, sana bilgi verinceye kadar bana hiçbir şey sormayacaksın!

71.İkisi birlikte yola koyuldular ve bir gemiye bindiler. O gemiyi delince (Mûsâ) dedi ki: İçindekileri suda boğmak için mi gemiyi deldin? Doğrusu korkunç bir şey yaptın!                                                                               

72.Dedi ki: Sana, benimle birlikte olmaya sabredemezsin demedim mi?

73.(Mûsâ) dedi ki: Unuttuğum için beni azarlama ve yaptığım iş için bana güçlük çıkarma!                                                                                         

74.Sonra yine yola koyuldular ve bir gulâmen/ delikanlıya rast geldiler. O hemen gulâmen’i/delikanlıyı öldürdü. (Mûsâ) dedi ki: Bir cana karşılık olmadan suçsuz birinin canına kıydın ha? Doğrusu sen çok kötü bir iş yaptın! (Bak.2.178-179*4.9293*5.32,45*6.151*17.33*18.74*25.68)

75.Dedi ki: Sana, benimle birlikte olmaya sabredemezsin demedim mi?

76.(Mûsâ) dedi ki: Eğer bir daha sana bir şey soracak olursam benimle yol arkadaşlığını bitir, artık mazeret hakkım kalmadı!                                 

77.Yine yola koyuldular. Bir beldeye varıp oranın halkından yiyecek istediler, fakat onlar bunları misafir etmek istemedi. Orada yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler O, duvarı hemen doğrulttu. (Mûsâ) dedi ki: Eğer dileseydin doğrultman karşılığında bir ücret alabilirdin (onunla karnımızı doyururduk)!                                                    

78.O dedi ki: İşte bu benimle senin ayrılmana yeterlidir. Ama dayanamayıp sorduğun şeylerin bi te’vîli/ yorumunu sana açıklayacağım!                                      79.O gemi denizcilikten geçimini sağlayan miskinlere aitti. Yollarının üstünde sağlam gemilere el koyan zorba birisi vardı, onu delerek hasarlı hale getirdim ki gemiye el koymasın!

80.Ve ğulâmü/delikanlıya gelince, onun ana-babası mü’min kimselerdi. Fakat onun/delikanlının, ana-babasını küfre ve isyana sürüklemekte olmasını uygun görmedik!                                                    

81.Sonra da Rablerinin onun yerine ondan daha hayırlısını ve daha merhametlisini versin istedik!                                       

82.Duvara gelince, şehirde oturan iki yetim li gulâmeyni/oğlan çocuğa aitti ve duvarın altında onlara ait bir hazine saklıydı. (Onu bırakan) babaları sâlih biriydi. Rabbin istedi ki ikisi de rüştlerine ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben onu kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin te’vîli/yorumu budur!                     

(NOT: Mûsâ’nın yolculuk ettiği kişiye islamî literatürde Hızır dedikleri ve onun özel yetenekleri olan bir insan olduğu rivayet edilmektedir. Bu son derecede hatalıdır. Bu kişinin insan olmadığı ve 65’inci âyette: Orada, katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular ifadesi açıkça göstermektedir. 79’ncu âyette de: “yollarının üstünde sağlam gemilere el koyan zorba birisi vardı” ifadesi gayb haberlerindendir ve kulların gaybı bilmesi düşünülemez. 80-81-82’ninci âyetler de gayb haberlerindendir ve “ben onu kendiliğimden yapmadım” ifadesi de “onun insan değil bir melek olduğunu teyit etmektedir.”     

83.Ve sana Zülkarneyn’i soruyorlar, de ki: Size ondan bir hatıra anlatacağım!                                                                   

84.Şüphesiz ki ona yeryüzünde iktidar verdik ve ona her şey için bilgiler verdik.  85.O bir amaçla yola koyuldu.                                                 

86.Güneşin battığı yere vardığında, güneşi kara balçıklı bir suda batarken buldu. Ve onun yanında yerleşik bir topluluğa rastladı. Dedik ki: Ey Zülkarneyn! İstersen onlara azâp edersin yahut onlara iyilik edersin.                                                        87.Dedi ki: Kim zulmederse ona azâp ederiz, sonra Rabbine döndürülür. Böylece ona daha şiddetli bir azâp edilir!                                          

88.Ve kim iman eder ve sâlih amel işlerse ona en güzel karşılık vardır. Ve biz ona her türlü kolaylığı da göstereceğiz!

(NOT: CENNET YOLCULARINA SELAM OLSUN:

Bak 2.25,62,112*3.15*4.57,122,124-125*5.69*7.170* 9.72,120-121* 11.115*12.90*13.23*16.31,96-97*17.9, 23-24*18.2,30-31,88,107-108* 20.75-76,112*21.94* 24.37-38*25.15-16*29.7*35.33-35*36.55-57*38.49-51* 39.10,33-35*40.8,40*41.30-33* 42.22*43.68-71*44.55-57*47.15* 50.31-35*61.12*72.13*98.7-8)

89.Sonra bir sebebi takip etti.

90.Güneşin doğduğu yere vardığı vakit, kendilerini güneşe karşı bir örtüyle koruyamayan bir kavmin üzerine güneşin doğduğunu gördü.

91.İşte böyle. Bizim onunla ilgili her şeyden bilgimiz vardı

92.Sonra başka bir yola daha koyuldu.

93.O iki dağ arasına ulaştığında, dağların eteğinde söylenen sözü çok az anlayan bir kavme rastladı.

94.Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Şüphesiz ki Ye’cûc ve Me’cûc yeryüzünde fesat çıkarıyorlar. Onlarla bizim aramıza bir set yapman/çekmen için sana ücretini versek ne dersin? (Bak. 18.94-98*21.96*27.36)

(NOT:Ye’cûc ve Me’cûc bir özel isim değildir ve şahısları ifade etmez. Onun bir sıfat olduğu ve toplumdaki bozulma ve kokuşmayı tarif etmek için kullanıldığı tahmin edilmektedir. Doğrusunu Allah bilir.)

95.Dedi ki: Rabbimin bana sağladığı imkân daha hayırlıdır. Siz bana sadece emeğinizle/iş gücünüzle yardım edin, onlarla sizin aranıza aşılmaz bir set yapayım!

96.Bana demir kütükleri getirin! Demir kütükleri yığıp iki dağın arasını doldurunca: Ateşi körükleyin! dedi. Nihayet demir iyice kor haline gelince, bana erimiş bakır getirin (demirin) üzerine dökeyim! dedi.

97.(Set inşa edilince) Ye’cûc ve Me’cûc artık bu seti aşamazlar ve gedik de açamazlar/delemezler! dedi.

98.Dedi ki: Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaat ettiği gün gelince bunu/seddi de yerle bir edecektir. Rabbimin vaadi mutlaka hakk/gerçek olacaktır!

99.O Gün/Mahşer Günü onları bırakırız, birbirlerinin arasına karışırlar. Sûra üflenince hepsini bir arada toplarız.

100.O Gün/Mahşer Günü, kâfirlerin önüne cehennemi koyarız.              101.Onlar; Benim zikrime/Kur’an’a karşı gözleri perdeli olan, işitmeye de tahammül edemeyenlerdir. (NOT: 18.57 Notunda bilgi verilmiştir.)

102.Kâfirler, Benim peşim sıra kullarımdan bazılarını evliya/destekçi edineceklerini mi sanıyorlar? Biz cehennemi o kâfirlere konaklama yeri yaptık.

103.De ki: İşledikleri amelleri boşa gidenleri size haber vereyim mi?

104.Onlar, dünya hayatında güzel iş yaptıklarını zannettikleri halde yaptıkları boşa giden kimselerdir.

(Bak. 2.217*6.10*7.30*43.37*7.147*9.63-70*14.18*18.29,102,104-106* 21.36*24.39*25.23*28.78*29.23*45.7-10*54.43-48*55.40-45*56.41-57)

105.Onlar, Rablerinin âyetlerini ve O’nun huzuruna çıkmayı inkâr edenlerdir/kâfirlerdir. Bu yüzden onların yaptıkları bütün işler boşa gitmiştir. Mahşer Günü onlara hiçbir değer vermeyiz.

106.Âyetlerimi inkâr etmeleri ve Rasûllerimi alaya almaları sebebiyle onların cezası cehennemdir.

107.Şüphesiz ki iman eden ve sâlih amel işleyenlerin konaklayacakları yer Firdevs cennetleri olacaktır.

108.Onlar orada ebedî kalacaklar ve oradan hiç ayrılmak istemezler. 

109.De ki: Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsaydı, ona bir o kadarını daha katsaydık Rabbimin sözleri bitmeden denizler tükenirdi!

110.(Rasûlüm) De ki: Ben de tıpkı sizin gibi bir beşerim/ insanım. Bana ilâhınızın tek bir ilâh olduğu vahyolundu. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa; Rabbine kullukta hiçbir şeyi O’na ortak koşmasın ve sâlih amel işlesin! 

(Gözden Geçirme-2025)