14 Aralık 2025 Pazar
MENÜ
SON YAZILAR

TÂHÂ SÛRESİ

20/44 TÂHÂ SÛRESİ

(Sûre adını ilk âyetinde geçen Tâ! Hâ! Adındaki huruf-u mukattaa harflerinden almıştır. Sûrede büyük ekseriyetle Mûsâ a.s. ve İsrâiloğullarının kıssaları anlatılmaktadır. Mekke döneminde nazil olmuştur. Mushaf’da 20’nci, inişte 44’ncü sıradadır ve 135 âyettir.)

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillâhirrahmânirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

                                                                                                                                              

1.Tâ! Hâ!

2.Biz bu Kur’an’ı sana sıkıntı çekmen için indirmedik.

3.Ancak (Allah’a) saygı duyan kimselere öğüt olsun diye (indirdik.)

4.Bu/Kur’an yeryüzünü ve yüce gökleri yaratan (Allah) tarafından tenzilen/bölümler halinde indirilmiştir.

5.Rahmân, arşa istiva etmiştir/hükümranlık makamına kurulmuştur.

(Bak. 7.54*10.3*11.7*13.2*20.5*25.59*32.4*50.38*57.4)

6.Göklerde ve yeryüzünde, ikisi arasında ve toprağın bağrında/içinde ne varsa O’na aittir.

7.Sözü açıkça söylesen de söylemesen de muhakkak ki O, gizli-saklı olanı da bilir.

(Bak.2.77*3.5*6.3*11.5*14.38*16.19,23*20.7*21.4*24.29*27.25,74*28.69*36.76*64.4*87.7)

8.Allah! O’ndan başka ilâh yoktur, en güzel isimler O’na aittir.                    (Bak.  7.180*17.110*20.8*59.22-24)

9.Ve Mûsâ’nın kıssası sana ulaştı mı?

10.Bir gün bir ateş gördü ailesine dedi ki: Durun, ben bir ateş gördüm. Belki ondan biraz kor getiririm veya ateşin yanında bir klavuz/yol gösterici bulurum!

11.Ateşe yaklaştığında ona seslenildi: Ey Mûsâ!

12.Şüphesiz ki Ben! Senin Rabbinim! Ayakkabılarını çıkar, şüphesiz ki sen kutsal Tuvâ vadisindesin! (Bak. 20.12*28.30*42.51*79.16)

(NOT: Gözler O’nu göremez ama O gözleri görür. İlgili âyetler: En’âm 6.103*A’râf 7.143*Şûrâ 42.51)

13.Ben seni (Rasûl) seçtim. Sana vahyedilenleri dinle!                              (Bak. 7.144*20.13,41)

14.Muhakkak ki Ben Allah’ım, Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et ve Beni zikret/hatırla ve ekımıs salâte/o namazı dosdoğru kıl.            (Bak. 1.5*20.14)

15.Herkesin yaptıklarının karşılığını görmesi için Son saat/Kıyamet mutlaka gelecektir. Onu herkesten gizli tuttum.

(NOT: Son saat/Kıyametin kopmasıyla ilgili âyetler için Bak. 7.187 Dip Notu)

16.Ona inanmayıp kendi arzularına uyan kimse, senin ona inanmana sakın mani olmasın. Yoksa mahfolursun.

17.Ey Mûsa! Ve sağ elindeki nedir?

18.Dedi ki: O asamdır/değneğimdir. Ona dayanırım ve onunla davarlarıma yaprak silkelerim ve başka işler de yaparım!

19.Dedik ki: Ey Mûsâ! Onu yere at!

20.Hemen attı, birden yılana dönüşüp hızla hareket etti.

21.Dedik ki: Onu al ve korkma! Onu eski haline döndüreceğiz!                  (Bak. 20.21*26.66*27.10*28.31-32)

22.Elini koynuna sok, bembeyaz kusursuz bir şekilde çıkacaktır. Bu diğer bir âyettir/mucizedir! (Bak. 7.107-108*17.101-102*20.22-23*26.32-33* 27.12*28.31-32)

23.Bunları, en büyük âyetlerimizden/mucizelerimizden bazılarını sana göstermek için yaptık.

24.Firavun’a git! Şüphesiz ki o azdı. (Bak. 20.24,43*79.17)

25.(Mûsâ) dedi ki: Rabbim! Göğsüme ferahlık ver!

(Bak. 19.53*20.25-36*25.35*26.13*28.34-35)

26.İşimi bana kolaylaştır!

27.Dilimdeki düğümü çöz!

28.Sözlümü iyi anlasınlar!

29.Ailemden birini bana yardımcı ver!

30.Kardeşim Hârûn’u!

31.Onunla arkamı/gücümü artır!

32.Onu işimde bana ortak et!

33.Seni çok tesbih edelim/yüceltelim!

34.Seni çok analım/hatırlayalım!

35.Şüphesiz ki Sen bizi daima görmektesin!
(NOT: Cuma günü hutbede hoca efendiler 25-35’nci âyetlerin Arapçasını okuyorlar, şöyle ki: Rabbişrah lî sadrî//ve yessir lî emri//vahlül ukdetem mil lîsânî//yefkahû kavlî/vec’al lî vezîram min ehlî//Hârûne ehıy//üşdüd bihî ezrî//ve eşrikhü fi emrî//key nüsebbihake kesîrâ//ve nezkürake kesîrâ//inneke künte binâ besiyrâ.

Benim hayret ettiğim husus şudur: Mûsâ, Allah’tan aldığı emri tebliğ etmek üzere Firavun’a gidecektir. Ancak Mûsâ Firavun’un kabilesinden birini hataen öldürüp oradan kaçmıştır ve oranın kurallarına göre kim bir Kıpti’yi öldürürse onun öldürülmesi gerekir. Bunu bildiği ve kendisine bir kötülük yapılmasından korktuğu için Allah’ın yardımını talep etmiştir. Buna diyecek bir şey olamaz. Hoca efendiler hutbede kendisini hûşû içinde dinleyen mü’minlere karşı neden Allah’tan Mûsâ’nın istediği yardım istiyor ki? Bu bana tuhaf geliyor, size tuhaf gelmiyor mu?)

36.(Allah) Dedi ki: Ey Mûsâ! Dileğin kabul edildi!

37.Ve andolsun ki sana bir lütufta daha bulunmuştuk.

38.Bir gün annene şöyle vahyetmiştik/ilham etmiştik.

(Nebi olmayanlara Allah’ın vahyi, ilham olarak vuku bulur.)

39.Onu (Mûsâ’yı) bir sandığa koy ve fil yemmi/suya bırak, yemmü/sular onu kıyıya çıkarsın. Ve benim de bebeğin de düşmanı olan biri (Firavun) onu alsın. Ve gözetimimiz altında yetiştirilmen için seni (Mûsâ’yı) sevimli kıldık! (Bak. 20.39,*28.7-8*)

40.Kız kardeşin seni takip etmiş ve onlara (Firavun ailesine) dedi ki: Ona iyi bakacak birini size bulayım mı? Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene kavuşturduk. Ve (gençken) bir adam öldürmüştün. Ve seni iyice denemiştik. Yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın. Sonra takdir ettiğimiz şekilde buraya geldin ey Mûsâ!

(Bak. 20.40*26.14*28.12-13,15-16,33)

41.Seni Kendim için yetiştirdim. (Bak. 7.144*20.13,41)

42.Kardeşini/Hârûn’u al ve âyetlerimizle/mucizelerimizle gidin. Ve Beni zikretmekte/hatırlamakta gevşeklik göstermeyin.

43.Firavun’a gidin, şüphesiz ki o azdı. (Bak. 20.24,43*79.17)

44.Ona yumuşak söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır veya çekinir.          (Bak. 16.125*20.44)

45.Onlar dediler ki: Rabbimiz! Bize karşı şiddet uygulamasından veya taşkınlık etmesinden korkuyoruz!

46.Dedi ki: Korkmayın! Şüphesiz ki Ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm!

47.Ona gidin, deyin ki: Biz Rabbinin Rasûlleriyiz. İsrâiloğullarını bizimle gönder ve onlara eziyet etme! Biz sana Rabbinin âyetleriyle/ mucizeleriyle geldik. Selâm/ esenlik hidâyete/doğru yola uyanların olacaktır!

48.Bize vahyolundu ki, Hakkı yalanlayıp ondan yüz çevirenler azâba uğrayacaklardır!

49.(Firavun) Dedi ki: Ey Mûsâ! Rabbiniz de kim? 

(Bak. 20.49*26.23*28.38*79.23-24)

50.Dedi ki: Rabbimiz her şeye yaratılışını veren, sonra da onlara yol gösterendir! (Bak. 20.50*32.7*87.1-3)

51.(Firavun) Dedi ki: Öncekilerin hali ne olacak?

52.Dedi ki: Onun ilmi/bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim yanılmaz ve unutmaz!

53.Yeryüzünü sizin için beşik yapan ve orada sizin için yollar açan O’dur. Ve gökten su indirerek onunla her tür bitkiyi (erkekli-dişili) çift olarak çıkartan/yeşerten O’dur.(Bak.6.97*13.3*15.19*16.15,16*20.53*21.31* 27.61*31.10*41.10*43.10*55.5-6*71.19-20*77.27*78.6-7*79.30-33)

54.Onlardan kendiniz yiyin ve en’âmı/hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için âyetler/ deliller vardır.

55.Sizi topraktan yarattık ve yine ona döndüreceğiz ve (tekrar yaratıp) bir kez daha ordan çıkaracağız.

(Bak.7.25*15.26*18.37*20.55*22.5*30.20*35.11*40.67)

56.Ve andolsun ki ona/Firavun’a bütün âyetlerimizi/ mucizelerimizi gösterdik, o yalanladı ve (inkârda) direndi. (Bak.20.56*27.14)

57.Dedi ki: Ey Mûsâ! Sihrinle bizi yerimizden-yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? (Bak. 20.57,63)

58.Biz de sana, senin sihrine benzer bir sihirle karşılık vereceğiz. Her iki tarafın da anlaşacağı bir yer ve zaman belirle! 

59.Mûsâ dedi ki: Buluşma zamanı, bayram günü insanların bir araya toplandıkları kuşluk vaktidir!

60.Bunun üzerine Firavun gidip yapacağı hileleri/sihirleri hazırlattı, sonra (sihirbazlarıyla) tespit edilen yere geldi.                                                      (Bak. 7.112*10.79*20.60*26.41-42)

 

61.Mûsâ onlara dedi ki: Size yazıklar olsun! Allah’a yalan iftira etmeyin, O bir azâpla kökünüzü kazır. Ve iftira edenler mutlaka kaybeder!

62.(Firavun’un sihirbazları) Aralarında fısıldaşarak planlarını yaptılar.

63.(Firavun ve adamları) Dediler ki: Bu ikisi (Mûsâ ve Hârûn) sihirbazdır, sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin örnek düzeninize son vermek istiyorlar!  (Bak. 20.57,63)

64.Siz bütün hünerlerinizi birleştirin, sonra tek saf/birlik olun. Ve bugün üstün gelen muhakkak zafer kazanacaktır!

65.Dediler ki: Ey Mûsâ! Hünerini önce sen mi atacaksın yoksa ilk atan biz mi atalım?

66.Dedi ki: Hayır! Önce siz atın! Bir de gördü ki; yaptıkları sihirden dolayı onların ipleri ve değnekleri ona/Mûsâ’ya koşuyormuş gibi göründü. (Bak.7.116*10.80*20.66*26.43-44)

67.Bu yüzden Mûsâ’nın içine bir korku düştü.

68.Dedik ki: Korkma! Muhakkak ki sen üstün geleceksin!

69.Şimdi sağ elindeki değneği yere at, o onların yaptıklarını yutacaktır! Şüphesiz ki onların yaptıkları sihirbazlık hilesinden başka bir şey değildir. Ve sihirbazlar, ne yaparlarsa yapsınlar asla başarıya ulaşamazlar!          (Bak. 7.117-119*20.69*26.45)

70.Sihirbazlar (Mûsâ’nın yaptığının sihir olmadığını anlayarak) secdeye kapandılar. Dediler ki: Biz Hârûn’un ve Mûsâ’nın Rabbine iman ettik!

(Bak. 7.120-122*20.70*26.46-48)

71.(Firavun) Dedi ki: Ben izin vermeden onun Rabbine iman ettiniz öyle mi? Şüphesiz ki size sihri öğreten en büyük ustanız oymuş. Fakat ihanetinizden dolayı sizin el ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi hurma ağaçlarına asacağım. Böylece siz de kimin azâbının daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu iyice anlayacaksınız!                      (Bak. 5.33-34,38*7.124*20.71*26.49)

72.(Sihirbazlar) Dediler ki: Bize gelen bu apaçık belgelere/mucizelere ve bizi yaratana karşı seni tercih etmeyeceğiz. Sen ne yaparsan yap, senin yapacağın sadece bu (fani) dünya hayatında geçerlidir!                            (Bak. 20.72*26.50-51)

73.Şüphesiz ki biz Rabbimize iman ettik ki, hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın sihirleri bağışlasın. Ve Allah’ın mükâfatı hayırlı ve kalıcı olandır! (Bak. 20.73*28.60*42.36)

74.Şüphesiz ki kim Rabbine mücrim/suçlu olarak gelirse onun yeri cehennemdir. O orada/cehennemde ne ölür ne de yaşar.                          (Bak. 4.56*20.74*25.14*35.36*43.77*84.11-12)

75.Ve kim de sâlih amel işlemiş bir mü’min olarak gelirse, en yüce makamlar işte onların olacaktır! (Bak 2.25,62,112*3.15*4.57,122,124* 5.69*9.121*16.97*17.9*18.2,88*20.75,112* 24.37-38*29.7*39.10,33-35* 40.40)

76.Orada ebedî kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. İşte bu arınanların görecekleri mükâfattır!                  

(Adn Cennetleri için: Bak.9.72 Dip Notu)

77.Ve andolsun ki Mûsâ’ya şöyle vahyettik: Kullarımla (İsrâiloğullarıyla) birlikte geceleyin yola çık, onlara fil bahri/suda kuru bir yol aç, arkanızdan yetişirler diye korkma ve endişelenme!

78.Firavun ordularıyla birlikte onların peşine düştü, sonra minel yemmi/su onları sarıverdi (içine alıp yutuverdi).

(Bak. 2.50*7.136,138*10.90*20.77-78*26.63*28.7,40* 43.55*51.40)

(NOT:Yüce Allah helâk ettiği kavimler için: yemmi-bahr-ağraknaküm/su-deniz-su gibi farklı ifadeler kullanmaktadır. Ben hataya düşmemek için bunların hepsine su demeyi tercih ettim. Doğrusunu Allah bilir.)

79.Ve Firavun kavmini hidâyete/doğru yola değil, dalâlete/sapıklığa sevketti. (Bak. 10.90-91*11.98*20.79*26.60-66)

80.Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanlarınızdan kurtardık ve Tur’un sağ yanında sizinle sözleşmiştik. Ve size kudret helvası ve bıldırcın (eti) ihsan etmiştik.

(Bak.2.57,63,83*4.160*6.146*7.160*19.52*20.80-81*29.39-40)   

81.Size verdiğimiz temiz rızıklardan yiyin ve azgınlık etmeyin. Yoksa gazabım size iner. Ve gazabım kime inerse o yıkılıp gider.                        (Bak. 4.160-161*6.146*7.160* 16.118*20.80-81*29.40) 

82.Ve muhakkak ki Ben; tevbe eden ve iman eden ve sâlih amel işleyen sonra doğru yolda olan kimseleri çok bağışlarım!                                      (Bak. 2.54*20.82*25.70)

83.(Allah): Ey Mûsâ! Kavmini bırakarak aceleyle seni getiren nedir?

84.Dedi ki: Onlar benim yolumdalar/izimdedir. Rabbim! Benden hoşnut olman için aceleyle geldim!

85.(Allah) Dedi ki: Senden sonra Biz kavmini imtihan ettik, Samiri onları saptırdı/yoldan çıkardı! (Bak. 7.138,148,150*20.85,88)

86.Mûsâ kızgın ve üzgün bir halde derhal kavmine geri döndü. Dedi ki: Ey Kavmim! Rabbiniz size güzel bir söz vermedi mi? O sözün üzerinden çok zaman mı geçti? Yoksa Rabbinizin gazâbını mı istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız? (Bak. 7.150*20.86)

87.Dediler ki: Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık. Ve lâkin (Mısır) kavminin ziynetinden takınmıştık, (eritmek için) onları ateşe attık, aynı şekilde Samiri de attı.

88.(Samiri) ondan böğüren bir buzağı heykeli çıkardı. Dedi ki: Sizin ilâhınız ve Mûsâ’nın ilâhı budur. Ancak o, onu unuttu!                              (Bak. 7.138,148,150*20.85,88)

89.Onlar (heykelin) kendilerine bir cevap veremediğini, onlara bir fayda veya zarar vermeye gücünün yetmediğini görmüyorlar mı?

90.Andolsun ki daha önce Hârûn dedi ki: Ey Kavmim! Siz bu buzağıyla zorlu bir imtihana tabi tutuluyorsunuz. Ve şüphesiz ki sizin Rabbiniz, Rahmân’dır. Bana tabî olun ve emirlerime itaat edin!

91.(Kavmi) dedi ki: Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya tapmaktan ayrılmayacağız!

92.(Mûsâ) dedi ki: Ey Hârûn! Bunların saptıklarını gördüğün halde onlara neden engel olmadın?

93.Bana neden uymadın? Emrime isyan mı ettin?

94.(Hârûn) dedi ki: Ey anamın oğlu! Saçımı ve sakalımı çekme! Ben senin: İsrailoğullarının arasına ayrılık soktun, sözüme uymadın demenden korktum!

95.(Mûsâ) dedi ki: Ey Samiri! Sen ne yapmak istiyorsun?

96.Dedi ki: Ben onların görmedikleri bir şey gördüm. Rasûlün öğretisinden az bir şey almıştım, onu bıraktım. Nefsim bunu bana doğru gösterdi!

97.(Mûsâ) dedi ki: Defol/git! Hayatın boyunca sen “bana dokunmayın” diyeceksin. Ve şüphesiz ki senin asla kurtulamayacağın bir ceza da var. Tapındığın ilâhına bir bak. Biz onu ateşte yakıp-eriteceğiz, sonra külünü denize savuracağız!                                                                   

98.(Ey İsrâiloğulları!): Sizin ilâhınız sadece Allah’tır, O’ndan başka ilâh yoktur. O’nun ilmi her şeyi  kuşatmıştır! (Bak. 2.163*6.80*7.89*20.98)

99.İşte böyle, geçmiş kavimlerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki sana katımızdan Zikri/Kur’an’ı verdik.                  (Bak. 11.120*15.9*17.106* 20.99,113-114*25.32*73.4*75.17-19)

100.Kim ondan (Kur’an’dan) yüz çevirirse, Kıyamet Günü bir günâh yüklenecektir.

101.Onlar o yükün altında (azâbın içinde) ebedî olarak kalacaklardır. Kıyamet Günü, onlar için kötü bir yüktür.

102.O Gün Sûr’a üflenir. O gün mücrimleri/günâhkârları kör bir halde toplayacağız.                  

103.Kendi aralarında: Siz dünyada sadece on gün kaldınız değil mi? diye fısıldaşırlar. (Bak. 17.52*20.103*23.112-114*30.25*79.46)   

104.Biz, kendi aralarında konuştuklarını çok iyi biliriz. İçlerinden ileri görüşlü olanları: Sadece bir gün kaldınız! diyecektir.                               (Bak. 10.45*20.104*23.112-114)                                         

105.Ve sana dağların durumunu soruyorlar. De ki: Rabbim onları ufalayıp savuracaktır!                         

106.Onların yerini dümdüz ve boş bir hale çeviririz.            

107.Orada hiçbir çukur ve tümsek göremezsiniz.                                        (Bak. 18.47*20.105-107*56.4-6*69.13-14*70.9*73.14*77.10*78.20* 81.3*101.5)                                                                                                 

108.O gün insanlar hiç sapmadan o davetçinin peşinden giderler ve tüm sesler Rahman’ın huzurunda kısılır, fısıltıdan başka bir şey duyulmaz.                          (Bak. 11.105*20.108*54.6-8)                                              

109.O gün/Mahşer Günü, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğundan başkasına şefaat/aracılık fayda vermez.                      

(NOT: Şefaat yetkisi sadece Allah’a mahsustur. Mahşerde şefaat edeceğini söyleyen sahtekârlara/ müşriklere kanmayın. İlgili âyetler için Bak. 2.255 notu)                                                                    

110.O (Allah), onların yapmakta olduklarını da arkalarında kalanı (yapıp-ettiklerini) de bilir. Ama onlar O’nun (Allah’ın) ilmini kavrayamazlar.  

(Bak. 2.255*20.110*21.28*22.76)                                                    

111.Her zaman diri, her şeyin koruyup gözeteni olan Allah’ın huzurunda bütün başlar eğilmiştir. Zulüm yüklenerek gelenler ise hüsrana uğrayanlardır.        

112.Ve kim mü’min olarak sâlih amel işlerse; zulme uğramaktan ve (haklarından) mahrum bırakılmaktan korkmazlar.                                                  (Bak 2.25,62,112*3.15*4.57,122,124-125*5.69*9.121*16.96-97* 17.9*18.2,88*20.75,112*24.38* 29.7*39.10,33-35*40.40)              

113.Ve böylece onu Arapça bir Kur’an (âyetler kümesi) olarak indirdik. Tüm uyarıları ortaya koyduk ki, belki onlar takvâlı olurlar veya onlara bir ibret olur.                                                               

114.Hakimiyetin gerçek sahibi olan Allah yücedir. Ve Kur’an’ın/âyetler kümesinin vahyi bitmeden önce, (ondan hüküm çıkarmakta) acele etme! De ki: Rabbim, benim ilmimi artır!                                                                                              (Bak. 11.120*15.9*17.106*20.99,113-114* 25.32*73.4*75.17-19)             

(NOT: Kur’an’ın isimlerinden birisi de âyetler kümesidir. Yüce Allah Rasûlüne buyuruyor ki: Sana vahyolan âyetler kümesi tamamlanmadan önce ondan hüküm çıkarmakta acele etme! Allah’ın bu emrine, Rasûlün uyması şart olduğu gibi, meal yapanların da uyması kesinlikle şarttır. Bir âyete meal verirken yapılacakları belirtmek gerekirse:                       

**İlk olarak o âyetin tamamı okunmalıdır,                                                       

**İkinci olarak o âyetten önceki 5-6 âyet ve sonraki 5-6 âyet okunmalıdır,                                                                              

**Üçüncü olarak o sûrenin tamamı okunmalıdır,                            

**Dördüncü olarak Kur’an’da o âyetle ilgili olan diğer âyetler okunmalıdır,                                                                                              

**En sonunda o âyete doğru meal vermeye gayret edilmelidir.         

Buna rağmen; bazı mealcilerin Allah’ın bu emrine uymayıp, âyetin içindeki bir kelimeyi çekip alarak âyete hatalı meal verdikleri görülmektedir. Bunun meydana getirdiği sonuçların boyutu ise maalesef çok ama çok kötüdür. Rabbim herkesi bu hataya düşmekten korusun.)

115.Ve andolsun ki Biz Âdem’e (yasak ağaca yaklaşma diye) ahit vermiştik, o bunu unuttu. Biz onda bir azim/ kararlılık bulmadık.

116.Ve bir gün meleklere dedik ki: Li Âdeme fe secedü/ Âdem’e secde edin! İblis hariç hepsi secde ettiler, o direndi.                                       (NOT: Secde konusunda; Bakara 34ncü âyetin dip notunda bilgi verilmiştir.)

117.Dedik ki: Ey Âdem! İblis senin ve eşinin düşmanıdır, onun için dikkat edin sonra sizi bu cennetten/bahçeden çıkarır ve bedbaht olursun!  

(Bak. 2.35-36*7.19-22*20.117-121)

118.Burada açlık da çekmezsin, çıplak da kalmazsın!

119.Ve burada susuzluk çekmezsin ve güneşte/sıcakta yanmazsın!

120.Şeytan ona sinsice fısıldayarak dedi ki: Ey Âdem! Sana ölümsüzlük ağacını ve ebedî saltanatı göstereyim mi?

121.O ağaçtan yediler, ayıp yerleri kendilerine açılıverdi. Ve cennetteki/ bahçedeki yapraklarla üzerlerini örtmeye çalıştılar. Ve Âdem şaşırdı ve Rabbine asî oldu.

122.Sonra Rabbi ona fırsat verdi, tevbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi.

123.Dedi ki:İkiniz de oradan inin, birbirinize düşmansınız. Ben’den size bir hidâyetçi geldiğinde kim hidâyetçiye uyarsa artık o dalâlate düşmez ve bedbaht olmaz! (Bak. 2.38*20.122-123)

124.Ve kim de zikrimden/vahyimden yüz çevirirse, muhakkak ki onun sıkıntılı bir hayatı olur ve onu Kıyamet Gününde kör olarak haşrederiz!

(Bak. 17.72,97*20.124*35.19-20*40.58*43.36)

125.Dedi ki:Rabbim! Ben gören biriyken neden beni kör olarak haşrettin!

126.(Allah) Dedi ki: Böyle ama âyetlerimiz sana geldi ve sen onları unuttun ve bugün de sen unutulacaksın!              

(Bak. 7.51*9.67*20.126*32.14*45.34*59.19)

127.Ve işte böyle, Rabbinin âyetlerine iman etmeyerek haddi aşanları işte böyle cezalandırırız. Ve âhiret azâbı daha şiddetl ve daha kalıcıdır. (Bak. 17.72*20.127*22.46*35.19-20*40.58)

128.Kendilerinden önce yurtlarında gezip-duran nice nesilleri helâk ettiğimizi görüp, bunların ders almaları gerekmez mi? Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için nice âyetler/dersler vardır. (Bak. 20.128*32.26)

129.Rabbinin önceden verilmiş bir sözü ve belirlenmiş bir eceli/vadesi olmasaydı, azâp hemen uygulanırdı. (Bak. 10.19*20.129)

130.Sen onların dediklerine sabret. Ve güneş doğmadan önce ve batmadan önce Rabbini hamd ederek/överek tesbih et/yücelt. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün iki ucunda da tesbihine/yüceltmeye devam et ki, Rabbinin rızasını kazanasın.

(NOT:Namaz Vakitleri ve namazların kılınışıyla ilgili olan âyetler için Bakara 2.238 NOT’una bakınız.)

131.Ve dünya hayatının süsü olarak, imtihan için nimetler verdiğimiz kimselere imrenme. Rabbinin sana verdiği rızık onlardan daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

132.Ailene bis salâtı/o namazı emret, sen de sabırla ona devam et. Biz senden rızık istemiyoruz, Biz seni rızıklandırıyoruz. Hayırlı son takvâ sahiplerinindir.

133.Dediler ki: Rabbinden bize bir âyet/mucize getirseydi ya! Önceki sayfalarda olan apaçık deliller onlara ulaşmadı mı?(Bak.10.20*20.133*29.50-51)                  134.Eğer Biz bundan önce onları helâk etmiş olsaydık, derlerdi ki: Rabbimiz, bize bir Rasûl gönderseydin de böyle rezil ve zelil olmadan önce Senin âyetlerine uysaydık.(Bak.10.97*20.134*28.47)                                                            135.De ki: Herkes beklemektedir, siz de bekleyin! Kimler doğru yol ehlidir ve kimler doğru yol yolcusudur yakında göreceksiniz!(Bak.20.135*25.42*54.26)                                                 

(Gözden Geçirme-2025)