21 Temmuz 2026 Salı
MENÜ
SON YAZILAR

NÛR SÛRESİ

24/97 NÛR SÛRESİ

(Sûre adını 35’inci âyetinde geçen Nûr/ışık kelimesinden almaktadır. Medine döneminde nazil olmuştur. Mushaf’da 24’ncü sırada, inişte 97’nci sıradadır ve 64 âyettir.)

E’ûzu bi’llâhi min’eş-şeytâni’r-racîm/kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillâhirrahmânirrahim/Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1.Bu, indirdiğimiz ve farz kıldığımız bir sûredir. Ve ondaki âyetler apaçıktır, umulur ki akledersiniz/öğüt alırsınız. (NOT: Kur’an Allah tarafından açıklanmıştır hem de apaçık yapılmıştır. Kur’an’ı siz anlayamazsınız diyenlere asla inanmayın. Bakın, ben bile anlıyorum ve meal yazıyorum. Bak. Hûd 11.1 dip notu.)

2.Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz celde/deynek vurun. Eğer Allah’a ve Âhiret Günü’ne iman ediyorsanız, onlara olan acıma duygunuz Allah’ın dinini uygulamaktan sizi alıkoymasın. Mü’minlerden bir grup da onlara uygulanan bu cezaya şahitlik etsin. (Bak. 24.2-3)

(NOT: Kur’an’da zina eden kadın ve erkeklerin her birine uygulanacak fiili ceza yüz celde/deynek vurmaktır. Buna rağmen zina eden kadınlara recm (taşlayarak öldürme) cezası verilmesi Yahudilerin uydurdukları bir cezadır ve Kur’an’da recm cezası diye bir şey yoktur.) 

3.Zina eden bir erkek; zina eden veya müşrik bir kadından başkasıyla evlenemez. Zina eden bir kadın; zina eden veya müşrik bir erkekten başkasıyla evlenemez. Böyle evlilikler mü’minlere haram kılınmıştır. (Bak. 2.221*5.5*24.2-3,26)

4.İffetli/namuslu kadınları zinayla suçlayıp da bunu (ispat için) dört şahit getiremeyenlere seksen celde/deynek vurun. Ve onların şahitliğini ebediyyen kabul etmeyin. Ve onlar fâsıktırlar/yoldan çıkmıştırlar.     

(Bak. 24.4,13,23-26)       

5.Bundan sonra, tevbe edenler ve kendilerini düzeltenler başkadır/ hariçtir. Muhakkak ki Allah, Gafûr’dur/ bağışlayandır ve Rahıym’dir/ merhametlidir.

6.Kendilerinden başka şahitleri olmadığı halde, karılarını zinayla suçlayanlara gelince; bunlar kendisinin doğru söylediğine dair Allah adına dört defa yemin etmelidir.

7.Ve beşincisinde, eğer yalan söylüyorsa Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını isterler.

8.(Kadın) Allah adına dört defa (kocasının) yalan söylediğine dair yemin etmesi halinde kendisine uygulanacak cezadan kurtulur.

9.Ve beşincisinde, eğer (kocası) doğru söylüyorsa

Allah’ın lânetinin (kadının) kendisinin üzerine olmasını ister.

(Bak. 2.282*4.15-16*24.4-9)

10.Ve eğer Allah’ın size olan lütfu ve rahmeti olmasaydı haliniz ne olurdu? Ve muhakkak ki Allah Tevvâbdır/tevbeleri kabul edendir, Hâkim’dir/hikmet sahibidir. (Bak.2.64*4.83,113*24.10,14,20-21)

11.(Rasûlün eşine) O iftirayı atanlar şüphesiz içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayın, aksine o sizin hayrınızadır. Onların her birine kazandığı günâhtan bir pay vardır. Günâhın büyüğünü yüklenene (liderlerine) de büyük bir azâp vardır.                      

(Bak. 4.15*24.4,11-17,19,23-25*33.58*49.6,12)

12.Bu iftirayı işittiğinizde; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların birbiriniz hakkında hüsn-ü zan/iyi niyet besleyip: Bu apaçık bir iftiradır! demeniz gerekmez miydi?

13.Onların (iftiracıların) dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Şahit getiremediklerine göre onlar Allah nezdinde yalancı kimselerdir.    

(NOT: İffetli kadınlara zina iftirasını atan ve dört şahit getiremeyenlere: Seksen celde/deynek vurulması ve onların şahitliklerinin geçersiz olması gerekir. Bu yüce Allah’ın koyduğu hükümdür.)

14.Ve eğer Allah’ın dünya ve ahirette size lütfu ve merhameti olmasaydı, bulaştığınız bu işten (iftiradan) dolayı size büyük bir azâp dokunurdu.

15.Çünkü siz, iftirayı dilden dile yayıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi ağızlarınıza doluyordunuz. Ve bunu önemsiz sanıyordunuz, halbuki Allah katında o büyük bir günâhtır.

16.Ve onu duyduğunuzda: Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Haşâ! Bu büyük bir iftiradır! deseydiniz ya!

17.Eğer mü’min kimselerseniz, Allah size, bir daha böyle bir (günâha) asla bulaşmamanızı öğüt veriyor.

18.Ve Allah âyetlerini size açıklıyor. Ve Allah Alîm’dir/ bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir. (Bak. 2.242,266*3.103*4.176*5.89*24.18)

19.İman edenler arasında bu çirkin söylentilerin yayılmasını arzu edenleri, bu dünyada ve âhirette elîm bir azâp beklemektedir. Muhakkak ki Allah bilir, siz bilemezsiniz.

20.Ve eğer Allah’ın lütfu ve rahmeti üzerinize olmasaydı (haliniz ne olurdu)? Allah Raûf’tur/şefkatlidir, Rahıym’dir/ merhametlidir.              (Bak 24.10,20)

21.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Şeytan’ın adımlarını izlemeyin (yolundan gitmeyin). Ve kim Şeytan’ın adımlarını izlerse şüphesiz ki o/şeytan çirkinliği ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı içinizden hiç kimse ebedî olarak temize çıkamazdı. Ve lâkin Allah, hak edeni temize çıkarır. Ve Allah Semî’dir/işitir, Alîm’dir/bilir. (Bak. 2.168,208*6.142*24.21)

22.Ve içinizden faziletli ve varlıklı kimseler; akrabalara ve yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere yardım etmeyeceklerine dair yemin etmesinler. Ve onları affetsinler ve feragat etsinler. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Ve Allah, Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahıym’dir/merhametlidir.

23.Muhakkak ki iffetli/namuslu ve kötülükten habersiz mü’min kadınlara iftira atanlar, dünyada lânetlenecekler ve âhirette onlar için büyük bir azâp vardır. (Bak. 24.23*33.58)

24.O gün/Mahşer Günü dilleri ve elleri ve ayakları (dünyada) yaptıkları için kendi aleyhlerine şahitlik edecektir. (Bak. 24.24*36.65*41.20-21)

25.O gün/Mahşer Günü Allah onlara, hakkettikleri cezayı verecek ve onlar da Allah’ın hakk/gerçek olduğunu anlayacaklar.

(Bak. 18.44*22.62*23.116*24.25*31.30)

26.O habîs/kötü kadınlar o habîs/kötü erkeklere, o habîs/kötü erkekler o habîs/kötü kadınlara lâyıktır. Ve o tayyib/temiz kadınlar o tayyib/temiz erkeklere ve o tayyib/temiz erkekler o tayyib/temiz kadınlara lâyıktır. İşte bunlar, onların dediklerinden uzaktırlar, bunlara bağışlanma ve bol rızık vardır. (Bak. 2.221*24.26*33.31*34.4)

27.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Kendinize ait olmayan evlere, sahiplerinden izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır, umulur ki öğüt alırsınız.

28.Eğer o evlerde kimseyi bulmazsanız, izin verilinceye kadar içeriye girmeyin. Eğer geri dönmeniz istenirse geri dönün, bu sizin için daha temizdir/nezihtir. Ve Allah yaptıklarınızı bilir.

29.İçinde kimsenin oturmadığı ama kendi eşyalarınızın olduğu evlere izinsiz girmenizde size bir günâh yoktur. Allah, açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir. (Bak.2.77*3.5*6.3*11.5*14.38*16.19,23*20.7*21.4* 24.29*27.25,74* 28.69*36.76*64.4*87.7)

30.Mü’min erkeklere söyle: Bakışlarını sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu onlar için uygun olandır. Muhakkak ki Allah yaptıklarından haberdardır.

31.Ve mü’min kadınlara söyle: Bakışlarını sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Ve zinetlerinden/güzelliklerinden görünen/zaruri kısımlar dışındakileri açmasınlar. Vel yadribne bi humurihinne alâ cuyubuhinne/ve başörtülerini göğüslerinin üzerine vursunlar/örtsünler. Ve zinetlerini şu sayılanlar dışındakilere göstermesinler: 1.kocaları,                                                                               

2.veya babaları,                                                               

3.veya kayın pederleri,                                                                    

4.veya oğulları,                                                                      

5.veya kocalarının oğulları/üvey oğulları,                                     

6.veya erkek kardeşleri,                                                        

7.veya erkek kardeşlerinin oğulları,                                        

8.veya kız kardeşlerinin oğulları,                                        

9.veya (mü’min) kadınlar,                                              

10.ev mâ meleket eymânühünne/veya meşru olarak ellerinin altındaki köle kadınlar,                                                        

11.veya cinsel arzudan yoksun erkek hizmetçiler,

12.veya kadınların avret yerlerine ilgi duymayan erkek çocuklar, 13.Kadınlar, gizledikleri zinetleri bilinsin diye yürürken ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler! Ve topluca Allah’a tevbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz. (Bak. 7.27*24.30*33.59)

(NOT: Burada 13 kategoride sayılanlar, kadınların zinetlerini göstermekte haram/mahzur olmayan kişilerdir. Zira kadınların bu sayılan kişilerle evlenmesi haramdır/ yasaktır. Kur’an; kadınların nikâhlanmaları helâl olan erkeklere zinetlerini göstermelerini yasaklamaktadır. Âyetlerden açıkça anlaşılmaktadır ki; mü’min kadınların yüzleri, elleri ve ayakları görünmesi haram/yasak olmayan uzuvlardır. Bunların dışındakilerin gösterilmeleri kadınlara haram/yasak kılınmıştır.)

32.Aranızdaki bekârlardan; min ıbâdiküm ve imâiküm/ erkek ve kadın kölelerinizden uygun olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfuyla destekleyecektir, Allah Vâsi’dir /imkânı boldur, Alîm’dir/bilendir. (Bak.4.3,25,129*24.32-33)

33.Ve evlenme imkânı bulamayanlar; Allah lütfuyla onları zengin edinceye kadar iffetlerini/namuslarını korusunlar. Mimmâ meleket eymânüküm/ellerinizin altındaki/kadın ve erkek kölelerden mükâtebe/azatlık sözleşmesi yapmak isteyenler olursa, onlar için bir hayır görürseniz mükâtebe/azatlık sözleşmesi yapın ve Allah’ın size vermiş olduğu mallardan onlara verin/onları destekleyin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için evlenmek isteyen feteyâtiküm/kadın ve erkek gençlere baskı yaparak onları alel bigâi/fuhşa zorlamayın. Onlara baskı yaparak zorlayan herkes iyi bilsin ki, bu zorlanmalarından dolayı; Allah Gafûr’dur/ bağışlayandır, Rahıym’dir/merhametlidir. (Bak. 2.177*8.67*9.60*24.32-33*47.4)

(NOT: Kur’an köleliği ve cariyeliği yasaklamıştır. Enfâl sûresinin sonunda geniş olarak açıklama vardır.)

34.Ve andolsun ki, Biz size apaçık âyetler ve sizden önce gelip geçmiş olanlardan örnekler ve müttâkiler için öğütler verdik. (Bak.2.2*24.34)

35.Allah, göklerin ve yerin nûru’dur. O’nun nûru, içinde kandil bulunan bir yuva gibidir. O kandil ki, kristal bir fânus içindedir. O fânus ki, sanki inciden bir yıldız gibidir. O kandilin yakıtı, doğuda ve batıda eşine rastlanmayan bereketli bir zeytin ağacından alınmaktadır. O ağacın yağı neredeyse ateş değmeden de ışık verir. Nûr üstüne nûr! Allah aydınlanmak isteyeni nûruna eriştirir. Allah insanlara işte böyle örnekler verir. Allah Alîm’dir/her şeyi bilir.

36.O nûr, içinde Allah’ın isminin yüceltildiği ve öğütlerinin dinlenmesine izin verdiği evlerden/mescidlerden yayılır. Orada sabah akşam O’nu tesbih ederler/yüceltirler.

(NOT: Buradaki tesbih etmek, Allah’ı hatırlamak, akılda tutmak, yüceliğini idrak etmektir. Yoksa aynı sözü söyleyerek boncuk taneleri çekmek değildir.)

37.Nice insanlar var ki; ticaret de alışveriş de onları Allah’ı zikretmekten/hatırlamaktan ve ikâmis salâti/o namazı dosdoğru kılmaktan ve itâiz zekâtı/o zekâtı vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşetle döneceği bir günden/Mahşer Günü’nden korkarlar. 

38.Allah onları yaptıklarının en güzeliyle ödüllendirecek ve lütfundan daha fazlasını verecektir. Ve Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

(Bak 2.25,62,112*3.15*4.57,122,124-125*5.69*9.121*16.96-97*17.9* 18.2,88*20.75,112*24.37-38*29.7* 39.10,35*40.40)

39.Muhakkak ki kâfirlerin amelleri ıssız çöldeki serap gibidir. Susayan onu su zanneder, oraya vardığında hiçbir şey bulamaz. Ve Allah’ı yanında bulur. O da onun  hesabını görür. Allah, hesabı çabuk görendir.

(Bak. 14.18*18.100-104*24.39*88.2-7)

40.Veya onların durumu derin denizlerdeki karanlıklara benzer. Onu üst üste dalgalar kaplamış, üstüne de kara bulutlar çökmüş. Birbiri üstüne binmiş, zifiri karanlıklar. İnsan elini çıkarıp uzatsa, kendi elini göremez halde. İşte böyle, Allah’ın nûr vermediği bir kimse için, hiçbir nûr (ışık-aydınlık-ferahlık-kurtuluş) yoktur!

41.Göklerde ve yerde bulunanların, sürü sürü uçan kuşların Allah’ı nasıl tesbih ettiklerini/yücelttiklerini görmüyor musun? Bunların hepsi, Allah’a yapılacak duayı ve O’nu nasıl tesbih edeceklerini bilmektedirler. Ve Allah Alîm’dir/onların yaptıklarını bilmektedir. (Bak.16.79*24.41*67.19)

42.Ve gklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Ve dönüş  Allah’adır. (Bak. 2.107,255*3.189*4.126*5.17-18,40,120*24.42*42.49 *57.2,5*85.9)

43.Görmüyor musun ki Allah; bulutları sürükleyip sonra birleştiriyor, sonra birbirinin üzerine yığıp yoğunlaştırıyor, sonra (bulutların arasından) yağmuru yağdırıyor. Allah, gökteki devasa bulutlardan dolu yağdırıyor ve hak edenlere onu isabet ettiriyor ve dilediğini ondan koruyor. Şimşeklerden çıkan parıltı gözleri alıyor, neredeyse görmez/kör ediyor.

44.Allah, geceyi gündüze, gündüzü geceye dönüştürüyor. Şüphesiz ki bunlarda ebsâr/basiret sahipleri için alınacak

dersler vardır. (Bak. 3.190*10.6*23.80*24.44*25.62*45.3-5)

45.Ve Allah bütün canlıları sudan yarattı. Onlardan kimi karnı üzerinde sürünür ve kimi iki ayağı üstünde yürür ve kimi dört ayağı üstünde yürür, Allah dilediğini yaratır, şüphesiz ki Allah her şeye Kâdir’dir/gücü yetendir. (Bak. 21.30*24.45)

46.Andolsun ki apaçık âyetler indirdik. Ve Allah, dileyeni/hak edeni doğru yola iletir.

47.Ve diyorlar ki: Allah’a ve Rasûlüne iman ettik ve itaat ettik! Sonra onlardan bir kısmı bu sözlerinden geri dönerler. Bunlar mü’min değildir. (Bak. 2.8*24.47)

48.Ve aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Rasûlüne çağrıldıklarında onlardan bir kısmı hemen yüz çevirirler.

(Bak. 4.60-61*24.48)

49.Ve eğer hakk/hüküm kendi lehlerinde olursa gelip ona boyun eğerler. (Bak. 5.41*24.49)

50.Yoksa onların kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa kuşkuya mı kapılıyorlar? Yoksa Allah’ın ve Rasûlü’nün onlara haksızlık yapacağından mı korkuyorlar? Hayır, onlar zâlimlerdir.

51.Aralarında hüküm vermek için, Allah’a ve Rasûlüne çağrıldıklarında mü’minlerin söyleyecekleri: İşittik ve itaat ettik! demeleridir. Ve işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Bak. 3.200*5.33*24.51)

52.Ve kim Allah’a ve Rasûlüne itaat eder ve Allah’a saygı duyar, O’na takvâlı olursa işte onlar hümül faizûn/ felaha ereceklerdir.

(Bak. 4.13*24.52*33.1*59.20)

53.(Münâfıklar): Sen onlara emir verdiğinde: Mutlaka savaşa katılacağız! diye yemin ederler. De ki: Yemin etmeyin. İtaat etmeniz yeterlidir! Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Bak. 5.53*6.109*24.53)

54.De ki: Allah’a itaat edin ve Rasûle itaat edin! Eğer yüz çevirirseniz, Rasûl kendine yüklenenden sorumludur. Siz de kendinize yüklenenden sorumlusunuz. Ve eğer ona itaat ederseniz hidayete erersiniz. Rasûlün görevi apaçık tebliğden ibarettir. (Bak.4.13,80*5.67*24.54*69.43-47)

55.Allah şöyle vaadetti: Sizden iman eden ve sâlih amel işleyenleri; sizden öncekileri halife kıldığı gibi bunları da yeryüzüne halife kılacak, onlar için uygun gördüğü dini/islamı güçlendirecek ve bunları korkularından kurtarıp güvene kavuşturacaktır. Çünkü bunlar yalnız Bana kulluk ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Bundan sonra kim inkâr ederse, işte onlar fâsıkların/yoldan çıkanların ta kendileridir.

(Bak. 2.26-27*7.129*8.26*14.4*24.55*28.5,6*)

56.Ve o namazı kılın ve o zekâtı verin ve Rasûle itaat edin. Umulur ki rahmete erersiniz. (Bak. 2.110,238,277*3.13*24.56)

57.Kâfirler yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacaklarını sanmasınlar. Onların varacakları yer ateştir, bu ne kötü bir varış yeridir.                                    (Bak. 2.126*8.59*24.57*35.44)

58.Yâ eyyühellezîne âmenû/Ey iman edenler! Lezîne meleket eymânüküm/sağ elinizin altında bulunan (esirler) ile henüz ergenlik/büluğ çağına girmemiş çocuklarınız şu üç vakitte yanınıza girmeden önce sizden izin istesinler: Sabah namazından önce, öğleyin soyunup (istirahate çekildiğiniz) vakitte ve yatsı namazından sonra. Bu üç vakitler sizin mahrem/ avret vakitlerinizdir. Diğer zamanlarda onların sizin yanınıza izin almadan girip-çıkmalarında bir sakınca yoktur. Çünkü onlar birlikte yaşadığınız kimselerdir. Allah size âyetlerini böyle açıklıyor. Allah Alîm’dir/bilendir, Hakîm’dir/hikmet sahibidir. (Bak. 24.58*30.17-18)

59.Ve çocuklarınız ergenlik/büluğ çağına girdiklerinde, odanıza girmek istediklerinde diğer yetişkinlerin yaptıkları gibi sizden izin istesinler. Allah âyetlerini böyle açıklamaktadır. Ve Allah Alîm’dir/bilendir, Hakîm’dir/ hikmet sahibidir.

60.Ve nikâh ümidi kalmayan ve çocuktan kesilmiş ihtiyar kadınların, zinetlerini teşhir etme amacı olmaksızın dış giysilerini çıkarmalarında kendilerine bir günâh yoktur. Ve bunların da iffetli olmaları kendileri için daha hayırlıdır. Ve Allah Semî’dir/işitendir, Alîm’dir/bilendir.             

(Bak. 24.60*33.59)

61.A’mâ’ya/köre güçlük yoktur ve topala güçlük yoktur ve hastaya güçlük yoktur. Ve kendi evlerinizde yemenizde veya babalarınızın evlerinde veya analarınızın evlerinde, veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerine veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarı size teslim edilen dostlarınızın evlerinde yiyip-içmenizde size bir güçlük yoktur. Evlere birlikte veya ayrı-ayrı girdiğiniz zaman, Allah’tan esenlik, bereket ve mutluluk dileyerek birbirinize selam verin. Allah âyetlerini böyle açıklıyor, umulur ki akledersiniz.

62.Mü’minler ancak Allah’a ve Rasûlüne iman ederler. Ve onlar toplumun bir konusunu görüşmek üzere Rasûlün yanında olduklarında izin almadan oradan ayrılmazlar. Muhakkak ki senden izin isteyenler Allah’a ve Rasûlüne iman edenlerdir. Bazı işleri için senden izin istediklerinde onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan mağfiret/bağışlanma dile. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur/bağışlayandır, Rahıym’dir/ merhametlidir. (Bak. 24.62*47.19)

63.Rasûlün size yaptığı çağrıyı/daveti, birbirinize yaptığınız çağrıyla/davetle denk tutmayın! Allah, hissettirmeden aranızdan sıyrılıp gidenleri bilmektedir. O’nun buyruğuna karşı gelenler, kendilerine bir musibetin veya elîm bir azâbın gelmesinden korksunlar.                  

(Bak. 21.45*24.63*25.77*27.80*30.52)

64.İyi bilin ki, göklerde ve yerde olan her şey Allah’ındır. O, ne durumda olduğunuzu bilmektedir. O’na döndürüldüğünüz gün, yaptıklarınız size haber verecektir. Ve Allah Alîm’dir/bilendir.                           

(Bak. 2.284*6.159*24.64*58.6-7)

(Gözden Geçirme-2025)